x

Köprüden önce son çıkış: Türkiye’de girişimciler neden çıkış yap(a)mıyor?

kopruden once son cikisGeçen hafta Arda Kutsal ile Logo Yazılım Kurucu CEO’su Tuğrul Tekbulut Webrazzi ofisindeki canlı yayında bir çok önemli şeyden bahsetti. Ancak özellikle altını çizmemiz gereken bir nokta var ki o da girişimcilerin hisse satışında çekingen davranması ve mümkün olduğunca hızlı bir şekilde çıkışa yönelmemesi.

Öncelikle Tuğrul Tekbulut’un LOGO’daki tecrübesiyle ilgili kısmı aktaralım. Arda Kutsal’ın Türkiye’de 1 milyon dolara kadar yatırım bulmanın çok zor olmadığını ama B-C serisi yatırım bulmanın ve çıkış yapmanın/halka açılmanın zor olduğunu söylemesi üzerine Tuğrul Tekbulut şu sözleri ifade etti;

Biz halka açılmadan önce 3-4 sene özel özel yatırım sermayesi (Private Equity) aradık, yurtdışına açılacağız vs. diye. O sırada Türkiye’nin yurtdışından yatırım alması mümkün değildi. Zaten Türkiye’deki sanayi sektörü de yatırım alamıyordu. Dedik ki o kadar güzel defterimiz hazırlamışız, halka açılalım.

Çoğu banka bize kefil olmak istemedi ama sonunda 20 milyon dolar civarında bir değerle halka açıldık. 2 ay içinde 100 milyon dolar değerlemeye çıktı. Ve biz bunu bilmiyorduk. Demek ki Türkiye’deki yatırımcılar, büyük bankalardan daha akıllıymış, yurtdışını takip ediyormuş ve biz inanılmaz bir yatırım aldık. Biz sandık ki çok kısa zamanda milyara da ulaşırız. Şirketin cirosu 6 milyon dolar bu arada.

Bize dediler ki böyle bir talep yaratan bir şirketin mutlaka daha çok hisse satması lazım. Biz de dedik ki niye satalım. Sonra çoğunluğu kaybederiz vs. Yani bunlar hala Türkiye’deki mevcut fikir yapılarıdır. Halbuki satmalıymışız. (1 kez da tekrarladı.) O momentumu kullanmalıymışız. O sırada vakum gibi çekiyorlar hisseleri. Siz vermiyorsanız bir daha da gelmiyorlar. Yaklaşık 10 sene kimse gelmedi.

Bunu da ben herkesin dikkatini çekerim. Eğer etrafınızda çok talip varsa bunlardan biriyle kısa zamanda iş birliği yapmanız lazım. Çünkü bir daha kimse gelmiyor. Aksi takdirde gidiyorlar. O sırada yatırımcı nesiller değişiyor.

Evet, Türkiye sermaye açısından güçlü yatırımcılara sahip değil ve yurtdışındaki yatırım potansiyeli yok. Melek yatırımcılar, üst kategoride yeterli ve/veya vizyonu internete dönük yatırımcı olmadığı için (biraz da haklı olarak) yavaş hareket ediyor. Ancak son yıllarda tohum yatırımlar konusunda belli bir ilerleme kaydedildi ve artık çıkış yapan girişimleri görme vaktimiz geldi de geçiyor.

Zira küçük Kuzey Avrupa ülkeleri bile 75 milyonluk Türkiye’den daha çok çıkış yapıyor ve ben bunu açıklamakta zorlanıyorum. Arcticstartup.com‘u takip ederek bunu pekala görebilirsiniz.

Çıkış yapan girişimler

Örnekler üzerinden gidelim. Türkiye’de en önemli başarı hikayelerinden biri hiç süphesiz Gittigidiyor.com. 2001 yılında kurulan GG, 2007’de eBay ile çıkış odaklı bir yatırım anlaşması imzaladı ve 2011’de 217.5 milyon dolar değerlemeyle eBay’e katıldı. 2007’de eBay’in teklifi reddedilseydi muhtemelen önemli bir fırsatı kaçmış olacaktı.

280 bin üyesi olan Cember.net, 2008’de Xing‘in Türkiye açılımını iyi değerlendirdi ve 4.36 milyon Euro’ya çıkış yaptı. Çağlar Erol bu teklifi kabul etmeyip Çember.net’i kendi olanaklarıyla büyütmek isteseydi tutunabilir miydi? Xing’in bile Türkiye pazarından çıkış yaptığını düşünürsek bu soruya olumlu cevap vermek de kolay değil.

Markafoni‘nin Naspers’a devri Sina Afra’nın yeni girişimlere adım atması için önemliydi. Trendyol da çoğunluk hissesini elden çıkararak Tuğrul Tekbulut’un bahsettiği hataya düşmedi.

Köprüden önce son çıkışı kaçırdık mı?

Madalyonun diğer yüzüne büyük bir örnekle başlayalım. Groupon‘un 2010 yılında Google’ın 6 milyar dolarlık teklifini reddeden Andrew Mason‘ı şimdi kaç kişi hatırlıyor? Hatırlatalım, en son CEO’luk görevinden kovulmuştu. Google hisseleri yükselmeye devam ederken, borsaya açılan Groupon’un şu anki değeri 5.3 milyar dolar. Bence Brin & Page, Mason’a büyük bir teşekkür borçlu.

Türkiye’ye dönelim. 2000 yılında ‘internetten yemek siparişi’ yapmayı aklına koyarak mükemmel bir iş başaran Nevzat Aydın ve Melih Ödemiş, General Atlantic’tin büyük bir yatırım almak için geç kalmış olabilir mi? Yemeksepeti yıllardır tartışmasız pazar lideri. Şimdiye kadar kaç teklifi geri çevirdiğini saymak bile zor. Acaba yıllar önce Samwer Kardeşler’le çıkışa dönük bir yatırım anlaşması imzalansa YemekSepeti, şu anda Avrupa/MENA lideri olabilir miydi? Veya 14 yıldır aynı işi yapan Nevzat Aydın ve Melih Ödemiş yeni ve daha büyük işler de başarabilir miydi?

Sahibinden.com da bahse değer diğer bir örnek. Sahibinden’in kurulduğu (2000) yıllarda doğan Amerikalı çocuklar şu anda yeni girişimler peşinde. Yine iyi bir vizyon örneği olan Sahibinden.com’un geçtiğimiz yıllarda alacağı bir yatırımla bugün daha iyi bir noktada olmasını kim istemez.

İğneyi biraz da kendimize batıralım. Arda Kutsal şimdiye kadar Webrazzi‘ye gelen yatırım tekliflerini reddetmekle hata yapmış olamaz mı? 🙂

Tartışmalı ve belki farklı örneklerle çürütülebilecek bir iddayı gündeme getirdiğimizin farkındayım. Bir kaç tespitle toparlamaya çalışayım;

  1. Evet, yatırımcılar çıkış odaklı düşünen girişimcileri çok sevmez, ama her yatırımcı tünelin sonunu görmek ister. Mark Zuckerberg ve Facebook gibi örnekler çok nadirdir. Borsaya açılacak kadar büyük bir işe girmediyseniz, bir noktada çıkış yapmayı düşünmek zorundasınız.
  2. Türkiye’de çıkış yapacak girişimlere ihtiyaç var. Bu çıkış yapan girişimcilerin de tecrübeleriyle yeni girişime adım atması veya yeni girişimcilere yatırım yapması lazım. Paypal Mafyası‘nın dağılıp Silikon Vadisi’ne ne kadar değer kattığını düşünün.
  3. Tuğrul Tekbulut’un bahsettiği yatırımcı neslinin değişmesi günümüzde çok daha hızlı oluyor. Artık yeni nesillerin kuşaklar arasında değil, 20 yıl gibi sürelerde değişim göstereceği düşünülüyor. Bugün gösterilen ilgiyi geri çevirirseniz 2 sene sonra neler olacağını asla bilemezsiniz. Yatırım yapma isteği aşka benzemez, mantık ilişkisidir.
  4. Tutkuyla sarılacak bir iş bulmak kolay değil ama bir işe ölümüne sarılmak da pek anlamlı değil. İlk çıkış yaptığınızda zaten yeterince paranız olacak. Neden yeniden heyecanlı bir iş yapmayasınız? En iyi girişimleri bırakıp yeni fikirler peşinde koşanlara bakın. Jack Dorsey veya seri girişimcileri örnek alın.
  5. Bu yazının ana fikri ‘hemen çıkışa koşun, girişminizi bir şekilde satın’ değil. Çıkış yapma fırsatını yakalayacak adımları daha hızlı atılmalı. Çıkış yapmaya dönük bir fırsat yakalandığında iyi düşünmeli.
  6. Bence her şey için esas olan zaman düzlemidir. Zaman geçiyor ve Türkiye girişimcilik ekosisteminde daha fazla çıkış haberi görmemiz gerekiyor. Bu noktada en önemli görev de bence yine girişimini belli bir noktaya getiren girişimcilere düşüyor. Yani kendi göbeğimizi kendimizin kesmesi gerekiyor.

En son 2011’de girişimciler için benzer bir sesleniş yapmıştım ve bu konuyu da tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. Artık söz sizde..

Yorumlar (13)

  1. Sahibinden ve Gitti Gidiyor yemek sepeti orjinal fikirli girişimlermiydi tartışılır. Kafamızda Amerika icat yapmış biz kullanalım. Montajcı kafa yapımızın getirdiği büyüme önündeki engellerin çoğunu yazmışsınız. En büyük faktör internete fikre beyne önem vermeyen zengin kafalar işte. Yap montajı kap parayı al bayiliği kap parayı geç mantığı biraz zor geçer bizde. O yazılımları hazırlayacak beyinler üç kuruşa ay sonunu getiremezken devlet işadamı şu bu girişimciye destek verdiğini iddia ederken ki destek felan yok çoğu palavra yada çok az miktarlar. Biz daha çoook bekleriz yeni patlayacak girişim olsun diye.

    Cevapla
  2. Bence soruna yaklaşım hisseyi satmak veya satmamak değil, kültürel tabanı var. Yani şöyleki Türk milleti olarak duygusalız, emek harcadığımız şeylere sonuna kadar bağlı kalıyoruz. Çocuk yetiştirmeyi örnekleyebiliriz aslında, kültürümüzde çocuk kaç yaşına gelirse gelsin karar mekanizmasında yer almaya çalışan bir ebeveyn kültürümüz var. Kontrolü kaybetme korkusu şirketlerde özellikle ortaya çıkan sorun.

    Herkesin kendisini “girişimci” olarak nitelediği bir ekosistemde aldığımız yatırım/satış haberlerinin sayısı aylık bazda baktığımızda gerçekten kimi zaman (aslında genellikle) bir elin parmaklarını geçmiyor. İlla yatırım/satış olmasına da gerek yok, ortaklık bile bence büyük bir başarı. Ancak ürün o kadar sahipleniliyor, o kadar yaratanın benliğinde benimseniyorki benden başkası dokunamaz şeklinde hareket edildiğinden birçok anlaşma da yarı yolda belki de daha başlamadan sona eriyor. Halbuki girişimci dediğimiz kişinin kurup, büyütüp, çıkış yapma hedefinde olması gerekmez mi?

    Cevapla
  3. Bizde herkes en iyiyi kendim yaparım düşüncesinde olduğu için satın almalara yanaşmıyor. Örneğin Boyner pazardaki mevcut firmalardan birini satın alıp hızlı bir başlangıç yapmak yerine sıfırdan Morhipo’yu kuruyor, Sabancı da aynı şekilde en iyisini ben yaparım diyerek Kliksa’yı kurdu. Doğuş mevcut fırsat sitlerinden satın alma yapmadı Bonubon’u kurdu. Bu liste bu şekilde devam ediyor. Büyük holdingler bu düşünce yapılarını değiştirmedikleri sürece biz girişimciler “Çıkış” larımızı kimlere yapacağız bilmiyorum.

    Cevapla
    • işte cevap bu…Ne gereği var elin veledine yatırım yapağız. Adam bol, bize yaparız derdindeler…Verdikleri reklam parasıyla kaç proje sınıf atlar…

      Cevapla
  4. Fırat çok güzel bir konuya değinmişsin, tebrikler. Bu arada yıldan yıla yazılarını yakından takip eden biri olarak sendeki gelişimi de söylemek istiyorum. Her geçen gün daha güzel analizler ve yorumlar yaptığın yazılarını keyifle okuyorum.

    Bu yazına dönecek olursak Türkiye’de girişim ve yatırım ekosistemlerinin daha yeni yeni emeklemeye başlayan bir dönem olduğunu söyleyebilirim. Bugüne kadar yapılanları yabana atmıyorum ama birkaç yıl içinde bu ekosistemlerden daha umutlu olabileceğim. Özellikle şirketine yatırım yaparız ama çoğunluk hissesi bizde olur diyen yatırımcılar varken dünya markaları çıkarmak oldukça zor. Yine aynı şekilde senin finansallarını düzeltiriz, yatırımcıların karşısına çıkararız bunun karşılığında da %10-%15 hisseni alırız diyen kuluçka veya hızlandırma merkezileri olduğu sürece —bunlardan bazılarını bu yorumumun dışında bırakıyorum – girişimcilerin kendisine ortak olacak yatırımcıya güvenmesi zor. Hala ilk tur yatırımları istenen seviyede değil. İlk tur yatırımı diyip, 500K-1000K için %30-%40’ını almak isteyen bir yatırım şirketinin ileriye dönük çıkış hayallerini gerçekçi bulmuyorum. Ne yeni yatırımcıya, ne girişimciye yeterince hareket alanı kalmıyor.

    Dönelim girişimciler tarafına. Her ne kadar güzel projeleri duysakda girişimcilerin durumu hiç de iç açıcı değil. Çoğu finansal okur-yazarlıktan uzak. Nakit akışı, yıllık bütçe, amortisman gibi konuları konuşmak istediğinde “onlar halledilir” diyen girişimciye yatırımcıda güvenip parasını emanet edemiyor. Bu yüzden ben çevremdeki tüm girişimci olmak isteyenlere birkaç yıl bir şirkette çalışmalarını, finansın içine dalmasalarda neyin ne olduğunu bilmeleri için finansal kitaplar okumalarını tavsiye ediyorum.

    Durum kötü mü? Kesinlikle değil. 5 sene öncesinde bunları da konuşamaz, yazamazken şimdi neden exit yapamıyoruz diye soruyorsak bir gelişme var demektir. Elbette bu gelişmenin istenen hızda olup olmadığı tartışılır ama durum bence Türkiye gibi gelişmemiş – kibar adı ile gelişmekte olan bir ülke için oldukça iyi. Unutmayalım bugün Borsa İstanbul bile eline çantasını alıp şirketleri halka açmak için kapı kapı geziyor. Bizim de exit yapabilecek girişimler bulmamız zaman alacaktır.

    Peki neler yapmak lazım?

    – Girişimcileri eğitmek gerekiyor. Bence en iyi eğitim iş üstünde eğitim. Yani girişimci olmak isteyenler şirket kursunlar.
    – Girişim fikirlerinin hızlı test edilmesi gerekiyor. Bunun önündeki en büyük engelin, girişimcilerin “tutuculukları”nda olduğunu düşünüyorum. Bunu aşmak da çok kolay değil.
    – Ortaklık kültürünü öğrenmemiz lazım. Çoğunluk hissesine sahip olmak, bir ortak işe erken gelirken diğerinin geç gelmesi, maaş farklılıklarını kaldırabilen insanların daha doğru ortaklık yaptığını görüyorum.
    – Biraz daha dünyayı değiştirecek fikirlerden çok lokal çözümlere odaklanmalı, para akışı sağlayan kârlı şirketler yaratmalı diye düşünüyorum. Burada büyük görev Webrazzi’ye düşüyor. Dünya haberlerinden çok lokal başarı hikayeleri bizim girişimcilerimiz için daha değerli olacaktır. Logo’yu yakından tanıyorum, hisselerinin değerinin önceden farkına varanlardan ve artışından iyi kâr elde etmiş biri olarak söyleyebilirim ki Logo gibi onlarca firma var ama burada yer almıyor. Bunların araştırılıp bulunması lazım.
    – Yatırımcılarımızın ortaklaşa girşimlere yatırım yapmasının daha sık olması gerektiğini düşünüyorum.

    Sonuç olarak yıllardır Webrazzi’yi hergün okuyan biri olarak ilk defa bir yazıya yorum yapma ihtiyacı hissettim. Sonuçta bende ekosistemin bir parçasıyım paylaşmanın ve konuşmanın, gelişimin en önemli parçası olduğunu tecrübe etmiş biriyim.

    Cevapla
  5. Şahsen ben elimde bulunan 1 2 basit projeye bile yatırımcı bulamazken aklımın ucundan geçmiyor yurtdışı. Ülkemizde maalesef herkes sürüsüyle iş yeri açarken bir yerlere ortak olurken internet dediğinizde duruyor düşünüyor. ben canlı para isterim diyor. satılacak ürün göster bana diyor. haliyle böyle olunca’da elindeki belki çok çok çıkış yapacak projeyi tozlu raflara tekrar koyuyorsun.durum bu. Birde Webrazzi bu konuda bir ilk yapıp girişimci yatırımcı buluşması yapmalı.Bunu toplantı olarak değilde site içersinde bir bölüm oluşturup orada buluşturmalı diye düşünüyorum.

    Cevapla
  6. Enver Gökmen |

    Türkiye’de teknolojik imkanlar kısıtlı. nitelikli personel bulmak oldukça zor. yani web ve eticaret dışında proje çıkmıyor neredeyse. Buna daha bir çok etmen saymak mümkün girimci de kısıtlı gelir ekosisteminde kendisine zarar vermeden birşeyler yapmak istiyor başlagıçta bile maliyetler oldukça yüksek. Belirli bir aşamaya gelmeden zaten yatırımcılar çok zor kapı açıyor.

    Cevapla
  7. “Çıkış” başarılı olmuş girişimlerin meselesidir.
    2 yıl boyunca yatırım alamamış bir girişim EXIT PLAN nasıl yapsın?
    Ayrıca ben, “1 milyon dolara kadar Türkiye’de yatırım bulmak kolay” sözüne katılmıyorum. Yatırımcı çevresi olana kolay olabilir.. Mesela Arda Kutsal, webrazzi haricinde başka bir iş fikri geliştirseydi kesinlikle yatırım alırdı ama yatırım alamadığı için tanıtım yapamayıp patlayan yüzlerce/binlerce girişim burada bahsedilmiyor bile.

    Cevapla
  8. Kendi firmamı ciroları iyi iken ama logaritmik olarak S tipi büyüme eğrisine ulaştığını görüp gözlemledikten sonra çıkış yaptım.Ve herkes bana deli demişti. Aradan 2 yıl geçti; şimdi herkes benim ne kadar haklı olduğumu gördü.

    Cevapla
  9. Ünlü bir Türk büyüğümüzün sözüyle konuya yanıt vermek isterim. “Exit ne arar la Pazarda!” 🙂

    Cevapla
  10. doğru takımda değilsen işin yokuşta, diğer yandan çok orjinal teknolojik fikirler pek yok, abartı rakamlarla destek alanlar da bu işin mümkün olduğunun reklamını yapmaktalar kanaatimce

    Cevapla
  11. Ülkemizde sermayeyei elinde bulunduran zengin kesimler risk almaktan aşırı derecede korkuyor. Ama ABD ya da Avrupa’nın herhangi bir ülkesindeki girişimcilerin risk alma oranı çok çok daha yüksek. Sermayesi olanlar risk alıp girişimde bulunmadığı gibi, fikri olan ama sermayesi olmayan gençlere de destek olmaya yanaşmıyor. Ülkemizden neden girişimci çıkmıyor sorusunun en net cevabı budur. Bu kafanın değişmesi lazım önce…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın