x

İnternetin Geleceğine Hazırlanmak İçin 2010 Yılı Önemli

1097851_90567777Mobil pazardaki gelişmeler ve tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de popülaritesini artıran mobil internet uygulamaları, 2010 yılında odaklanılması gereken konular arasında yerini sağlamlaştırmış durumda. Sosyal medyanın gücüne güç katması ve gün geçtikçe entegre bir yapıya bürünen web siteleri de internetteki çok sesliliği destekliyor ve stratejilerin yeniden şekillenmesini zorunluluk haline getiriyor.

Bugün sektör profesyonelleri 2010 yılı için plan yapıyor ve şirketlerinin ya da markalarının dijital stratejilerini belirlemiyorlarsa, bu yıldan fazla birşey beklemesinler demekten başka birşey elden gelmiyor. Eğer internet ya da medya alanlarında faaliyet gösteriliyor ve mobil mecra stratejileri çalışılmıyorsa, rekabet avantajı için de hiç kafa yormasınlar.

İnternetin bugün geldiği nokta ve 2010 yılında iyice bürüneceği yapısı çok sesli, gerçek zamanlı, heryerden ulaşılabilir ve tüm bunların etkisiyle viral bir platformu karşımıza çıkartıyor. Geleneksel medyadan çok farklı olarak sadece okunan birşeyin anlatılması değil, okunan birşeyin yazılı ya da görsel olarak aktarılması prensibi bu mecranın etkisinin de çok daha yüksek olmasına sebep oluyor. Yakın geçmişte son derece tutucu davranan markaların son dönemlerde gösterdikleri “açık fikirlilik” de aslında bu farkındalığın bir göstergesi. Bu gerçeği 2010 yılı boyunca akılların bir köşesinde tutmak değerli olacaktır.

Elbette internetin bu gelişimi sadece kendi yağında kavrularak olmuyor. Gelişimi tetikleyen dış etkenler ve destek ürünler de bu mecranın heryerden erişilebilir özelliğini güçlendirirken, direkt ve dolaylı olarak içeriğin zenginleşmesine de katkı sağlıyor. Heryerden erişilebilirlik dediğimizde ise 2010 yılı içinde adını fazlasıyla duyacağımız tablet ve netbook bilgisayarları ve kablosuz internet bağlantılarındaki yaygınlaşmayı anmak gerekiyor.

3G’nin Türkiye’de hayata geçmesi dünyaya kıyasla biraz gecikilmiş olarak kabul edilse de, mobil uygulamaların popülaritesinin arttığı bir döneme denk geldiği için bu pazarın çok gerisinde kalmamıza sebep olmadı. Zaten yeni teknolojilere ve trendlere oldukça hızlı adapte olabilen Türk internet kullanıcıları için 3G’ye alışmış pazarlarla kullanım açısından arayı kapatmanın problem olmayacağını tahmin ediyorduk.

Tüm bunların ışığında rahatlıkla söyleyebilirim ki, sahip olunan mobil internet teknolojisi, kablosuz geniş bant bağlantı noktalarının yaygınlaşması ve mobil cihazların yanı sıra, tablet ve netbook bilgisayarlardaki popülarite 2010 yılında kullanıcı, yani tüketici, eğilimlerini her sektör için değiştiriyor olacak.

Hali hazırda sosyal medyayı oldukça sevdiğini gördüğümüz, sosyal ağları ise neredeyse tüm dünyadan fazla sevip, internette de tüm Avrupa’dan fazla zaman geçirdiğini bildiğimiz Türk internet kullanıcıları mekan bağımsız olarak çevrimiçi olmayı da sever ve buna alışırsa o zaman 2010 yılı için bu alanda bizleri nelerin beklediğini sanırım tahmin edebilirsiniz.

Uzun lafın kısası, çok sesli, mekan bağımsız, gerçek zamanlı ve entegre bir internet dünyası, 2010 yılında sektörün öncülerinin planlarını yapmaları ve fırsatları değerlendirmeleri için gerekli tüm ipuçlarını ortaya dökmüş durumda. Bu ipuçlarını doğru yorumlamak ve olması gerektiği gibi kullanmak ise bizlere kalıyor.

Gerçek şu ki, 2010 yılı internetin kırılma noktası olacak ve geleceğin interneti için gerekli tüm altyapıyı bu yıl içinde hazırlayacak. Bu hazırlık sürecinde yer almanın ve internetle birlikte geleceği yakalamanın değerini ise herhalde vurgulamaya gerek yoktur…

Görsel Kaynak: ilco (sxc.hu)

Yorumlar (7)

  1. Bu ekonomik ortamda büyük yenilikler beklemek pek akılcı olmasa gerek.

    Cevapla
  2. enteresan bir yazi olmus. Tesekkürler…

    Cevapla
  3. Yazı için teşekkürler.

    İnatla bunun tersinde giden yerler, bu yazıdan sonra belki ilk ve son kez şanslarını denemek isterler.

    2010 da mobile başlamak dışında, 2010 a mobil çalışmalarını başlatmış olarak girenler daha da önde olacak. Bunlar bir yana, “parayı bastırır dilediğimi alır/yaptırırım” diyenlerin, hala AR-GE birimi (sahteneden de olsa) oluşturmaları gerektiğine inanıyorum. Kriz hep var. Ekonomi ne zaman sorulsa kötü. Bunlar bahane değil. İsterse pek çok firma AR-GE için zaman ayırabilir. Özel AR-GE donanımlarından, odasından, ofisinden, binasından, şehrinden bahsetmiyorum (olsa iyi olurdu elbette). Bakıldığında 5-6 tane mobil yazılım firma dışında yazılım üreten yer yok ve mevcut durumdaki tüm ihtiyacı, dönüp dolaşıp aynı firmalar karşılamaya çalışıyor ve kaliteleri de tartışılır. Mobil projelerin artırılmasıyla paralel olarak, bu projeleri şirketlerin kendi içlerinde de çözmeye başlamalarını gerektiriyor. “Outsource” edilecek bir konu olmaktan çıktı bu iş. Büyük firmalar açısından, çözüm ortaklığının bile olmaması gerektiğine inandığım bir konu bu.

    Hoş, bunları yazmamın pek bir anlamı yok ama yine tutamadım kendimi.

    Arkadan geçen fırsatlara, bu fırsatlar farkedilmelerine rağmen selam bile verilmemesi, gözün bir ucuyla dahi bakılmaması ardından geçen belirli bir süre zarfından sonra ise, pat diye geriye dönüp “AAA sen burda mıydın????” denmesi gerçekten de güzel değil. Eğer diyeceklerdenseniz, önce bir güzel utanın, sonra da kabullenin ki başınız dik olsun ve tertemiz bir şekilde mobile kapılarınızı açın.

    Cevapla
  4. Ali Muhtaki |

    Yani?

    Cevapla
  5. “Bu hazırlık sürecinde yer almanın ve internetle birlikte geleceği yakalamanın değerini ise herhalde vurgulamaya gerek yoktur…” +1

    Cevapla

Bir Cevap Yazın