x

Zipcar kurucusu Robin Chase ile endüstriyel kapitalizm vs. paylaşım ekonomisi ve geleceğin ulaşım teknolojilerini konuştuk

Robin Chase, bundan 17 yıl önce Zipcar‘ı kurduğunda ne teknoloji alanında bir deneyimi vardı ne de mühendislik bölümlerinden bir derecesi. Araçlar hakkında hiçbir şey bilmediği ve daha önce CEO olmadığı gibi haklı itirazlara karşı sadece iş fikrini hayata geçirmek için doğru kişi olduğunu söyleyen Chase, geçen sürede “paylaşım ekonomisi” ve geleceğin ulaşım teknolojileri alanında duayen isimlerden biri haline geldi. Chase, özgeçmişine güven(e)meyen girişimcilere bu açıdan ilham olmak istiyor; “Her insan düşündüğü iyi yapmak için doğru kişidir” diyor.

WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler liderliğinde, Galata Business Angels, F+ Ventures ve Zipcar’ın katkılarıyla düzenlenen “Robin Chase’in Katılımı ile Ulaşımda Akıllı ve İnovatif iş Modelleri” Konferansı’na katılmak üzere İstanbul’a gelen Chase, Zipcar ile ABD’de hızlanan ve bugün finanstan konaklamaya hemen her alanı etkileyen P2P devrimini Peers Inc: How People and Platforms Are Inventing the Collaborative Economy and Reinventing Capitalism kitabında anlatmıştı.

Chase ile paylaşım ekonomisi terimiyle popülerleşen bu anlayışı, endüstriyel kapitalizmin bu anlayışla nasıl değiştiğini ve geleceğin ulaşım teknolojilerini konuştuk. Bugünkü girişimcilerin, “Bir çift yeni ayakkabı al ve mutlu ol” dan daha iyi teklifler üretebileceğini hatırlatan Chase, dönüşmekte olan ekonomi için fiziksel varlıklardan çok değere odaklanmanın daha anlamlı olduğunu söylüyor. Geleceğin şehirleri de bu anlayışla kurgulanmalı ve kurgulanıyor. “Bugün sadece araç paylaşsaydık yollardaki araç sayısı yüzde 30 azalırdı” diyen Chase, herkesin yolculuk paylaşması durumunda bu oranın yüzde 10’a kadar çıkacağını not ediyor. Bu sayede, araçlara ayrılan yolların yeniden yayalara ayrılması, park yerlerinin ortadan kalkması, hava kirliliğinin büyük ölçüde azalması gibi gelişmeler yaşam kalitemizi onlarca kat arttırabilir.

Yorumlar (1)

  1. Aydın Soydaş |

    Çok güzel ” ama İngilizçe…” , en azından bir altyazı falan…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın