x

Emre Güzer İle Türkiye E-Ticaret Pazarını ve PayU Türkiye’yi Konuştuk [Röportaj]

Emre Güzer

E-ticarete adım atmak teoride oldukça kolay. Pratikte de artık çok zor olduğu söylenemez. Ancak her şeyde olduğu gibi bu işin de öğrenilmesi gereken bir geçmişi, önemli detayları ve nakit akışına girdiği için dikkat edilmesi gereken güvenlik detayları var.

Y. Emre Güzer ile Türkiye’de e-ticaretin ilk günlerini, bugününü ve Türkiye pazarına giriş yapan online ödeme sistemi PayU Türkiye ‘yi konuştuk.

Fırat Demirel: Merhaba Emre Bey, kısaca kendinizden ve kariyerinizin sizi nasıl e-ticarete yönlendirdiğinden bahseder misiniz?

Emre Güzer: Çalışma hayatıma 2001 yılında Pamukbank’ta başladım. 2002 ve 2004 yılları arasında özel bir asistans şirketinde Boyner Backup kartın doğuş sürecinde yer aldım. 2004 yılında Garanti Bankası bünyesinde profesyonel anlamda Elektronik Ticaret’le tanıştığımda sektörün henüz emekleme aşamasında bile olmadığını söyleyebilirim.

Türkiye’nin köklü e-ticaret işletmelerinin henüz başa baş noktalarına ulaşamadığı dönemlerdi bu dönemler. İş modelinin büyük resmini çekmemde yardımcı olan ve tanıdığım en vizyoner insanlardan Savaş Şakar’la birlikte çalışıyor olmam benim için büyük şanstı. Nitekim Garanti Bankası serüveninin ardından, birlikte o dönemin en büyük ilaç deposunda çalışmaya başladık. 2005 yılında eczanelerden tek tuşla otomatik sipariş oluşturabileceğiniz sistemler kurduğumuzda şirketin B2B platformunun cirosu toplam cirosunun içerisinde yanlızca yüzde 1,5 idi. Yüzde 7’lik pay ile bıraktığımız B2B platformunun aylık cirosu şimdilerde en büyük B2C cirosuna eşdeğer seyrediyor. O dönem şirket ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirerek uygulamaya aldığımız CRM platformu şirketin tüm fonksiyonel departmanlarınca benimsenmiş ve halen faaliyetine devam ediyor.

F. Demirel: Bahsettiğiniz gibi e-ticaretle ilişkiniz pazarın ilk dönemlerine uzanıyor. Pazar büyürken siz neler yaptınız?

E. Güzer: 2007 yılında Teknoloji Holding bünyesinde faaliyet gösteren Embrio projelerinden olan, TIO bünyesinde dünyada satın alma fonksiyonunu kendi üzerinde barındırabilen “ilk ve tek” fiyat kaşılaştırma sitesi projesinde aktif olarak rol aldım. Bu zaman zarfında yapay sinir ağları ile ürün/kategori eşleştirililebilmesi amacı ile; Tübitak ve TTGV’nin desteklediği “E-Ticaret’te yapay zekaya dayalı güvenli veri tabanı entegrasyonu” projesinde çalışma imkanı buldum.

2008 yılında Garanti Ödeme Sistemleri’ne geri döndüğümde, BonusPay, yeni Garanti Sanal POS, alternatif doğrulama ve ödeme yöntemleri projeleri yöneticiliği yapma fırsatı buldum. Sektörün irili ufaklı birçok işletmesi ile bir araya gelerek gerek iş modellerinin iyileştirilmesi gerekse yaşadıkları fraud (sahtekarlık) risklerini minimize edebilmek maksadıyla danışmanlık faaliyetleri yürüttüm. Bu zaman zarfında BKM (Bankalararası Kart Merkezi) eğitimleri başta olmak üzere birçok üniversite ve eğitim kurumunda Elektronik Ticaret iş modelleri, fırsatlar ve ödeme sistemleri eğitimleri verdim. Sektöre yeni giren oyuncuların ilk uğrak noktasının bankalar olduğunu düşündüğünüzde şimdilerin popüler oyuncularının neredeyse tamamıyla henüz doğmadan önce tanışma, kampanyalar düzenleme ve gelişimlerine kendi gözlerimle tanıklık etme şansı yakaladım.

Eylül ayı itibariyle Naspers’ın global ödeme sistemi PayU ile kariyerimi birleştirme kararı aldım.

Webrazzi Summit 2010 - Yunus Emre Güzer (Garanti Bankası), Gülfem Toygar (Limango Türkiye), Emre Ekmekçi (Groupon Türkiye)

F. Demirel:  Naspers’a girmeden önce bankaların e-ticaretin yükselişini nasıl gördüğünü sormak istiyorum?

E. Güzer: Türkiye’de Elektronik Ticaret’e ilk yatırım bankalar tarafında yapıldı. Uzun yıllar bankalar ve online işletmeler tüketiciyi tanımaya, online alışverişe özendirmeye çalıştı. Bazı yanlışlar da yapıldı tabi, mesela bir banka seneler önce “sanal kart” lansmanında, -internet üzerinden yapılan en güvenli alışveriş budur” argümanı ile çıktığında, yeni yeni oluşmaya başlayan, kredi kartı ile online ödeme alışkanlığı yara aldı. Bu durum sektörün büyük oyuncuları tarafında da tepkiye yol açtı.

F. Demirel:  Şu anki durum pek de fena değil sanki?

E. Güzer: Bankaların bakış açısını anlayabilmek için; bankalarda faaliyet gösteren Elektronik Ticaret ekiplerine ve bu ekiplerin diğer fonksiyonel departmanlar içerisindeki konumlandırmasına bakmak gerekiyor. Üzülerek söylüyorum Elektronik Ticaret, 1-2 banka dışında üvey evlat muamelesi görüyor. Bankaların toplam ciroları içerisinde online alışverişin payına baktığımızda Türkiye ortalamasının yüzde 7 olduğunu görüyoruz. Benim çalıştığım dönemde yüzde 7 ile aldığımız pazar payını ekipçe yüzde  15’e çıkarmıştık. Bu oranın 3 yıl içerisinde yüzde 25’e ulaşmasını öngörüyorum. Böyle bir ivme üst yönetiminde ilgisinin online dünyaya kaymasına sebebiyet veriyor tabi. Bankaların hızlı bir şekilde sektörü ve sorunlarını iyi bilen profesyonel ekipleri içlerinde konumlandırmaları gerekiyor.

Bu ekipler, düzenli aralıklarla online işletmelerle temas halinde bulunan şube personelini de destekliyor olmalı. Mevcut durumda, İstanbul’da faaliyet gösteren belli başlı birkaç şube dışında iş modelinizi anlatabilmeniz maalesef kolay değil.

F. Demirel: Peki siz Türkiye’nin e-ticaret pazarı hakkında ne düşünüyorsunuz? Hızlı bir büyüme ivmesi var ama herkesin 4 gözle beklediği bir kitle halen hareketsiz.

E. Güzer:  2007 yılı sonuna kadar Türkiye’den iş modelleri kopyalanarak idame ettiriliyordu sektör. Halihazırda belli hacimlere ulaşılmış ve köşebaşları* tutulmuş iş modeleri kopyalanarak, bu modeller ile rekabet ortamı yaratma üzerine kuruluydu iş planları. Burada giriş bariyeri o kadar yükseldi ki, tedarikçilerden onlar kadar ucuz ürün alamıyor, onlar kadar ucuz kargo gönderimi yapamıyor hatta bankalardan onlar kadar ucuz komisyon oranları alamıyordunuz. Bu dönemde B2C pazarı 2.000 adet online işletmeye çıkmış olsa da son kullanıcı tarafında sadece 4-5 isim bilinebiliyordu. Aynı dönemde online alışveriş yapan kullanıcı sayısı 3 milyon civarındaydı. Bu sayının yüzde 75’i düşük kar marjlı elektronik ürünler satabildiğiniz erkeklerden oluşuyordu.

F. Demirel: Ama bu hep böyle gitmedi..

E. Güzer: 2008 yılı itibariyle ilk kez e-perakendecilerin online kitlesi dışında kullanıcıları da hedefleyen modeller Türkiye’ye girmeye başladı. Özel Alışveriş Kulüpleri’nin (Private Shopping) öncülüğünde daha önce hiç online alışveriş yapmamış bir topluluk Elektronik Ticaret’le ve onun avantajlarıyla tanışmaya başladı. Hemen ardından 2009 ve 2010 yıllarında Gelir İdaresi Başkanlığı, İSKİ, İGDAŞ gibi devlet kurumları online ödeme platformlarını duyurdular ve ayda yüzbinlerce işleme ev sahipliği yapmaya başladılar. Bu kurumların online portallerinde online ödemesini yapan tüketicilerin bir müddet sonra online alışveriş yapmaya başladığını gözlemledik.

Hemen ardından gelen Grup Alışveriş furyası ile online dünyada ürün/hizmet satın alan kullanıcı sayısı 7 milyon seviyesine yükseldi ki iyi haber; artık kadınlarda online alışveriş yapıyordu ve onlara erkeklerle kıyasladığınızda çok daha farklı ürün gruplarından ürünler satabilirdiniz.

Yine bu zaman diliminde doğan birçok dikey (niş) elektronik ticaret modeli ile birlikte kullanıcılar aradıkları ürünleri artırılmış müşteri deneyimiyle satın alma şansı yakaladı. Aradığınız bir ürünü satın alabilmek için yüzbinlerce ürün, binlerce kategori arasında kaybolmak zorunda değildiniz artık.

F. Demirel: Biraz da henüz harekete geçmeyenlerden bahsedelim?

E. Güzer:  Hareketsiz kitleye gelince, Türkiye’de internet kullanıcısı sayısının 35 milyon civarında olduğunu gösterir birçok araştırma var. İnternet kafelerden bağlanan kullanıcıları dışarıda bıraktığımızda bu sayının 20 milyona düştüğünü görüyoruz. İnternet cafe’den online bağlantı yapan kesimin büyük oranda ekonomik bağımsızlığını kazanamamış gençlerden oluştuğu düşünülebilir. Bu segment online oyun, içerik, Facebook Credits, ön ödeme, mobil gibi çözümlerle ulaşabileceğimiz bir topluluktan oluşuyor ve ilerisi için umut veriyor.

MasterCard’ın 2010 yılında yaptığı araştırma; online alışveriş yapan kullanıcıların ayda sadece bir kez online ürün/hizmet satın aldığını gösteriyor. Önerim, henüz online alışveriş yapmamış kitleyi harekete geçirmektense, alışveriş yapan kullanıcıların alışveriş frekansını artırmak olacaktır. Yeni müşteri kazanımı maliyeti göz önüne alındığında, bu anlayışın daha az maliyetli ve daha hızlı bir çözüm yolu olduğunu görebiliriz. Üstelik, sosyal alışveriş, lokasyon bazlı uygulamalar, mobil, semantik web, artırılmış gerçeklik (augmented reallity) CRM gibi birçok oyuncağa da sahibiz artık.

F. Demirel: E-ticaretin yükselmesi için kimi daha çok sorumlu görüyorsunuz? Devlet, bankalar, girişimciler, kullanıcılar, üreticiler vb.. ?

E. Güzer: Örgütlenebilmek maksadıyla kurulan dernekler var, ETID, EDER, ETICAD gibi.. Öncelikle bu derneklerin birlikte hareket edip, gerekirse benzer misyona sahip olanlarının birleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Elde edilen güçle devlet tarafında alınabilecek kararlarda söz sahibi olunabilir. Örneğin; E-Ticaret yasa tasarısı değerlendirme toplantıları vb. organizasyonlarda bu kurumların mutlaka bulunması ve sektör çıkarlarını gözetmeleri gerekiyor.

F. Demirel: Şu sıralarda İTO’nun bu yönde bir çalışması var, dernekler de bu toplantılara katılıyor ve e-ticaretin korunması ve geliştirilmesi için ortak kararlar almaya çalışıyor.

E. Güzer: Elektronik Ticaret’in gelişiminden fayda sağlayacak tüm kurumların taşın altına elini sokması gerekiyor. Öncelikle BKM’de E-Ticaret’e ilişkin bir komisyon kurulmalı. Bu komisyon bankaları ve sektöre ilişkin aldıkları kararları bir hakem gibi değerlendirip değiştirme, uygulama yetkisine sahip olmalı. Mesela bir an önce bankaların birbirinden alakasız “3D Secure” sayfalarını bir standart şablona oturtulması gerekiyor. Bankalar Elektronik Ticaret departmanlarını hızlı bir şekilde yeniden yapılandırmalı, olmayanlar hemen bu bölümleri oluşturup yetkilendirmeli. 5 yıl sonra her şeyin online yürüdüğü bir dünyada geri kalmak istemiyorlarsa tabi.

Lojistik şirketleri, alternatif ödeme sistemleri ve mobil operatörler operasyonlarını optimize ederek sektörü büyütmeye yönelik adımlar atmalı.

F. Demirel: E-ticaretin önünde duran engeller var mı?

E. Güzer: Odağında insan faktörü olan onlarca engel sayılabilir. Yanlış model, deneyimsiz girişimci, ekip vb. etmenleri dışarıda bırakırsak; sanal POS alamadığı için faaliyetine başlamayan iş yerlerinin, alternatif ödeme sistemleri ile yollarına devam etmekten başka şansları kalmıyor. Bundan 2 yıl öncesine kadar Türkiye’de faaliyet gösteren 3. parti bir ödeme sistemi olmadığını düşündüğünüzde insanların online dünyaya giriş yapabilecekleri bir ödeme kanalı da olamıyordu maalesef.

Tedarikçi ağı; stok bulundurma maliyetinden dolayı büyük B2C’lerde dahil, gelen siparişlerin tedarik süreci başlar. Bu süreç birçok sektörde otomasyon sistemleriyle takip edilemediği için kötü bir müşteri deneyimi yaratılabilir.

Kepenk indirmek zorunda kalan işletmeler; özellikle son kullancıya ve bankalara kötü deneyim yaşatarak kapanan işletmeler sektör için maalesef kayıpları beraberinde getirir. (weblebi)

Sektöre yeni giren ve yüzde 1 pazar payına sahip ödeme sistemlerinin “elektronik ticarette en güvenli yol biziz” demesi, tüketici algısını bozacaktır. Sektörü ileri taşımak istiyorsak daha dikkatli olmalıyız. Aksine tüketici için en güvenilir yol kartlı ödeme sistemleridir ve herhangi bir itirazda kart sahibi her zaman haklıdır.

Kötü müşteri deneyimi; özellikle büyük işletmelerin 7/24 ulaşılabiliyor olması tüketicileri online alışverişe küstürmemek için önemli.

Yanlış fizibilite ile sektörde para batıran grupların internet projelerine olan inançlarının zayıflaması da bir engel olarak gösterilebilir.

F. Demirel: E-ticaretin inceliklerini bilmenize rağmen, üstelik böylesi sıcak bir zamanda kendi adınıza bir girişimde bulunmamanız sanırım e-ticaretin bir kaç önemli faktöre dayandığını gösteriyor?

E. Güzer: Aslında her şeyden önce ticareti iyi bilmeniz gerekiyor. Geleneksel iş yapış şekillerinin günümüz anlayışıyla yeniden şekillenmesi ve bir dönüşümün sonucu e-ticaret. Bu yüzden tecrübe edilmesi gereken birçok farklı dinamik çıkıyor karşımıza. İşin içinde olup, yüzlerce farklı model ve işletmeyle bir araya gelme fırsatını yakaladığınızda yaşadıkları sıkıntıları ve riskleri gözlemleme imkanınız da oluyor. Kitaplarda, sunumlarda anlatıldığı gibi, oturduğunuz yerden dünyanın her yerine üstelik az maliyetle, 7×24 satış imkanı olmadığını anlıyorsunuz bu işin. Türkiye pazarı için planladığınız iş modelinde ilk 3’te olamayacaksınız. Bu işe girişmenin bir anlamı olmayabilir. Niş modellere yönelmenin nedenlerinden birisi de budur.

Diğer taraftan son 4 yıldır sektör genelini ilgilendiren çözümler üretiyor olmanın verdiği haz daha ağır basıyor diyebilirim. Bu noktadan hareketle yine sektör geneline çözümler sunabileceğim PayU’da çalışmaya karar verdim.

F. Demirel: Girişimciler bunu gözardı ediyor olabilir mi? Yeni e-ticaret girişimleri hangi oranda yoluna devam ediyor?

E. Güzer: Yoluna devam eden yaklaşık 3.500 adet B2C var. Hedefleriniz ve olmak istediğiniz yerle ilgili bir konu. Maalesef sessiz sedasız kapanan onlarca online işletme var.

Sektörde tutunabilmeniz yolu dikey işler yapmaktan geçiyor. Özellikle rekabetin az yaşandığı, online alışveriş yapan kadınları hedefleyen modellerde büyük fırsatlar görüyorum. Bu deneyimi sosyal alışveriş (social shopping) tecrübesi ile birleştirebilen işletmeler çok hızlı farkındalık yaratacaklardır.

Grup alışveriş ve özel alışveriş kulüpleri başta olmak üzere, giriş bariyeri düşük gibi gözükmesine rağmen pazarlama bütçeleriyle bariyerin yukarıya çekildiği modellerden uzak durmak gerekiyor. Halen birçok büyük grubun bu sektörlere yatırım hazırlığında olduğunu görüyoruz.

F. Demirel: Şimdi yeni işinize gelelim. Bir online ödeme sistemi olan PayU ile çalışmaya başladınız. PayU, e-ticaret alanındaki büyümesini Markafoni yatırımı ile Türkiye’ye taşıyan Naspers’in bir iştiraki. Daha fazlasını sizden öğrenelim?

E. Güzer: PayU Grubu uluslararası medya grubu Naspers’a ait. Güney Afrika’da Pay TV ve basılı medya üzerine yoğunlaşan grup, Orta ve Doğu Avrupa, Asya ve Güney Amerika’da önde gelen internet projelerine yatırım yapıyor. Türkiye pazarı ile benzer motifler gösteren Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Romanya’da en popüler ödeme sistemi olan PayU, Romanya’da elektronik ticaret yapan iş yerlerinin yüzde 90’ına altyapı sağlamaktadır. Polonya pazarında ise yüzde 40’lık Pazar payına ulaşan grup, Macaristan ve Rusya ve Ukrayna’nın ardından hızla gelişen Türkiye elektronik ticaret pazarına da girmeye karar verdi. Birlikteliğimiz de bu noktada başladı. 🙂

Kısaca PayU Türkiye, sunduğu katma değerli servisler ile e-ticaret yapan ve/veya bu dünyaya giriş yapmak isteyen işyerlerini “Elektronik Ticaret” dünyası ile tanıştıran global bir ödeme sistemidir. Dünya çapında edindiği bilgi ve deneyimi, yerel pazarların gereksinimlerine göre yeniden şekillendiren PayU, gerek büyük işletmelerin fraud (sahtekarlık) risklerini en aza indirmek, gerekse sektöre yeni oyuncular kazandırmak arzusunda olacaktır.

F. Demirel: Sanırım sunduğu hizmetler PayU’yu diğer online ödeme sistemlerinden ayırıyor?

E. Güzer: Benzer modellerden farklı olarak, halihazırda kendi sanal POS’larını kullanan işletmelere fraud önleme araçları ve fraud ekibini 7×24 sunuyoruz. Böylece işyerleri oluşabilecek riskleri en aza indirip, asıl işlerine daha fazla vakit ayırabiliyor.

Diğer bir modelde POS alamayan işyerleri PayU’nun bankalar ve lisansör kuruluşlarla yaptığı anlaşmalar ile yerelödeme sistemlerinden ve dolayısıyla taksitli ödeme avantajından yararlanma imkanı buluyor. Ciroyu kartlı ödeme sistemleri içerisinde tutacağı için; BKM ve bankalar tarafından da desteklenmektedir.

F. Demirel: PayU Türkiye operasyonları resmi olarak ne zaman başlayacak?

E. Güzer: Eylül ayı itibariyle ilk model, yani kendi Sanal POS’larını kullanan işletmelere katma değerli servisler sağlanması sürecini tamamladık. Ekim ayı içerisinde bankalar, MasterCard ve VISA’dan alacağımız izinler ile yerel ödeme alternatiflerini sahip olduğumuz küresel bilgi birikimiyle üye işyerlerimize sunuyor olacağız.

F. Demirel: Yurtdışı ile Türkiye e-ticaret pazarlarını kıyaslarsak nasıl bir tablo çıkar karşımıza?

E. Güzer: 2011 yılını 21 milyar TL’lik bir ciroyla kapatmayı planlıyoruz. Bu cironun klasik anlamda elektronik ticarete konu olan kısmı henüz 2,5 milyar TL seviyelerinde. Avrupa’ya baktığımızda bu ciroların çok üzerinde rakamlar görmek mümkün. İyi haber 2015 yılına kadar her yıl yüzde 40’lık bir artış bekliyoruz. Bu ivme birçok büyük oyuncuyu Türkiye’ye getiriyor olacaktır. Genç nüfusla bir potada eritilebilecek olan yeni iş modelleri, ödeme sistemleri ve alışkanlıklar en büyük avantajımız.

F. Demirel: Türkiye internet sektöründe de yetenekli eleman ihtiyacı, özellikle yazılım geliştiriciliği tarafında göze batıyor. Bankalar bu alanda en iyi istihdam sağlayan grubu oluşturuyor diyebiliriz. Sizin gibi paralel geçiş yapmak isteyenler için tavsiyeniz var mı?

E. Güzer: Bankaların teknoloji üsleri operasyon merkezlerine dönmüş durumda, en büyük avantajları çalışmaya başladığınızda kariyer planlamanızı görme imkanınız oluyor. Sektörde faaliyet gösteren işletmelerde şimdilik böyle bir kurumsallık bulabilmeniz söz konusu değil. Bankalarda sınırları çok net çizilmiş görev tanımlarınızın dışında bir aksiyon alabilmeniz pek mümkün değil.

Girişimcilik hayalleri olan gençler için de bir müddet gözlemlenmesi gereken bir ortam olduğunu düşünüyorum. Gençlerin önündeki en büyük engel, üniversiteyi bitirir bitirmez kendi girişimlerinin peşinde koşuyor olmaları. Kendine para kazanmaya başlamadan önce başkalarına para kazandırman gerektiğine inananlardanım. Kurumsal işletmelerde bir müddet çalışmak, ilerisi için faydalı bir yatırım olur. Başarı oranını da artırır. Bilgiye hızlı erişimle birlikte en sık gözlemlediğim konu “tecrübesiz-bilgelik” olabildiğince tecrübe kazanmak önemli.

F. Demirel: 2012’de Türkiye e-ticaret pazarında neler olacak sizce?

E. Güzer: Herşeyden önce 25 milyar TL’nin üzerinde bir ciro bekliyorum. Artan yatırımlar, büyük grupların rekabetin yoğun olduğu alanlara plansız girişleri birkaç büyük işletmeyi çekilme veya küçülmenin eşiğine getirecektir. Özellikle grup alışveriş ve özel alışveriş kulüplerinin faaliyet gösterdiği alanlarda rekabet dolayısıyla, kar marjları yüzde 40’lardan yüzde 5-10 seviyelerine düşecektir. Alternatif ödeme sistemlerinin etkisiyle online işletme sayısı iki katına çıkacak, mikro ödeme sistemlerinin ciroları artacaktır.

BKM ve bankaların yaptıkları yatırımlar ile OPEN ID platformunda yazılmış yeni ödeme sistemleri hayatımıza girecek.

Kurumlar en nihayetinde konum servislerini nasıl paraya dönüştüreceklerini keşfedecekler Türkiye’de, bu uygulamalar sadakatin nispeten daha az olduğu modellerde farkındalık yaratmak için kullanılacak.

Kupon kültürü yerini kredi kartlarına yüklenen ürün ve indirime bırakacak, Avrupa’nın birçok ülkesi için bir ilk olacak bu uygulama ile kupon alışverişlerinde yaşanan sevimsiz deneyim yerini kredi kartı ve POS cihazına bırakacak.

Kullanıcılarına dikey projelerin yaşattığı deneyimi yaşatmak için büyük yatırım yapan süper mağazalar (hepsiburada, hizlial vb.) kendi dikey projelerine yatırım yapacaklar. Portal görünümlü e-ticaret projelerine olan ilgili azalacak olsa da bir müddet daha Google organic sonuçların etkisiyle Alexa’da üst sıralarda yer almaya devam edecekler.

F. Demirel:  Paylaştığınız bilgiler ve sektöre faydalı olma yaklaşımınız için teşekkürler Emre Bey.

E. Güzer: Ben teşekkür ederim. 🙂

Yorumlar (21)

  1. Keyifli röportaj olmuş. Emre Bey’e teşekkürler.

    Cevapla
  2. Hakan ERDOĞAN |

    Emre Bey aktardığınız faydalı bilgiler için teşekkürler, güzel ve keyifli bir röportaj olmuş.

    Türkiye’deki
    1- genç nüfusun yüksek, internet penetrasyon oranının düşük oluşu,
    2- kredi kartı ve online bankacılık sitemlerinin dünyaya oranla daha iyi durumda oluşu,
    3- lojistik firmalarının hızlı ve kaliteli hizmet sunması
    4- internet servis sağlayıcılarının gelişme göstermesi
    5- akıllı cihazların yaygınlaşıyor olması

    gibi etkenlerden dolayı önümüzdeki yıllarda e-ticaret sektörü altın çağını yaşayacaktır.

    Cevapla
    • Ben teşekkür ederim Hakan Bey, yerel davranan alternatif ödeme sistemlerinin de güçlenmesi pazarı olumlu etkileyecektir. Yakın zamanda faaliyetine başlayacak olan IPARA’nın da sektöre çok olumlu katkıları olacağı inancındayım.

      Cevapla
  3. En cok merak ettigim konu Türkiye’de SanalPos ve ödeme sistemleri konusunda bankalarin cok büyük bir tekeli var. Bankalarin böyle bir ortak platformda ödeme kabul etmesini nasil saglayacaklarini merak ediyorum. Düsünün ki, hala bankalarin cogu kendi pos sistemlerini kullaniyor. Magaza sahibi her bankadan pos almak zorunda yoksa , müsteri kaciyor…. Hala bir hybrid pos sistemi fiziken ortadan yokken, sanal ortamda bunu nasil saglayacaklar acikcasi cok merak ediyorum .

    Yine de basarilar.

    Cevapla
    • Değerli yorumunuz için teşekkür ederim Bülent Bey, mantık çok basit; PayU Türkiye bankaların odaklanamadığı, tanımadığı için POS’landıramadığı işyerlerini kartlı ödeme sistemleri içerisine dahil ediyor. Dolayısıyla sisteme dahil olan bankalar, acquiring cirosu ile birlikte kart cirosunu da artırıyorlar. Bankaların birçoğu bunun farkında ve PayU’yu destekliyor. Hatta PayU’nun fraud monitoring ve fraud ekibinden oluşan katma değerli servislerini kendi işyeri ağına duyurma arzusunda olan bankalar da mevcut.

      Cevapla
      • Size hak veriyorum , işletmeciler açısından kesinlikle çok güzel bir hizmet. İşletme modeliniz açısından herhangi bir sorun görmüyorum , sorunu açıkcası banka bacaklarında görüyorum. Her mağazaya ya da benzin istasyonuna girdiğiniz de masada 15 tane pos cihazı gördüğünde hayretler içerisinde kalıp , TÜrk bankalarının hala bir araya gelip de şu işi ortak bir platforma taşıyamamış olmalarından dolayı, sunduğunuz hizmetin Bankalar tarafından kabul görmesini umud ederim. En azından sanal ortamda bu saçmalıktan kurtuluruy 🙂 Aksi takdirde e-ticaret’in gelişmesindeki birçok bariyerden biri olan ödeme sistemleri sıkıntısı rahatlıkla çözülemeyecek.

        Fraud monitoring konusunda sunacağınız hizmetler tabi ki bir katma değer sağlayacaktır. En azından sizin elinizde, ilerleyen dönemlerde tek tek bankalara göre çok daha büyük bir veri havuzu oluşacaktır. Buradan herhangi bir bankaya gitmeden bile authorisation olanağı sağlanabilir. Hatta çok farklı ödeme opsiyonları bile geliştirmek mümkün olacaktır. Diğer yandan hizmetiniz belki de bankaların bu konulardaki tekelini kırmak için önemli bir adım olacaktır.

      • Merhabalar,

        Benim tam olarak anlamadığım nokta FRAUD kontrolü tarafında, buradaki riski nasıl minimize edeceksiniz. Ayrıca bu işi yapmak için BKM ve BDDK’den izin almanız gerekmiyor mu?

        Tşk

  4. Hasan Demirtaş |

    Keyifli bir röportaj olmuş, teşekkürler Emre..
    Başarıların devamını diliyorum.

    Cevapla
  5. Bu ödeme şekilleri başlığı altında ki tüm oluşumlar beni çok heycanlandırıyor açıkcası. Açık ve boş bir pazar , cesur ve güçlü firmalar bu pazarın kaymağını yiyecektir , yemelidirde , hizmeti veren karşılığın alır , nihayetinde.

    Cevapla
  6. Benim tahminime göre payu gereken izinleri galiba alamamış… çünkü payu 30 eylül 2011 de açılış yapmasına rağmen, bir e-ticaret sitem çin payu ödeme sistemini kullanmak istedim ..fakat, bir aydır ne mailime cevap veren var nede iletişim bilgilerindeki telefona … webrazzi olarak Emre beyden bilgi alarak tüketiciyi bilgilendirmeniz mümkün olabilirmi ?

    Cevapla
    • Semih Bey Merhaba,

      İzinler ile ilgili herhangi bir problemimiz yok süreç devam ediyor. Lakin bize ulaşamamanıza üzüldüm. Konuyu ilgili arkadaşlara aktardım, kontrol ediyorlar. İletişim bilgilerinizi emre.guzer/payu.eu adresine gönderebilirseniz gelişmelerden sizi de haberdar etmek isterim. Ayrıca müsait olduğunuz bir zaman diliminde ofisimizde bir kahve ısmarlamak isterim sizlere, tersi de mümkün olabilir. Biz de ziyaret edebiliriz sizi.

      Bilgilendirmeniz için tekrar teşekkür ederim.

      Saygılarımla

      *y.emre

      Cevapla
  7. Dağınık kavramlar çok iyi toparlanmış ve isimlendirilmiş. Emre Bey bunlara hakim ve çok iyi ifade etmiş. Ben bu küçük röportajdan çok şey öğrendim.
    Emeği geçenlere teşekkürler.

    Cevapla
  8. Tarık Tombul |

    İşin uzmanlarından Net ve anlaşılır bir röportaj. Herkes için faydalı bilgileri e-ticaretin kaptan köşkü çok güzel ve sade olarak dile getirmiş. Yazanın ve konuşanın eline/diline sağlık.
    Hatırlarsanız yakın geçmişte AVM’ler ortaya çıktığında alışveriş kültürümüz hemen herşeyi bulabildiğimiz bu konsepte kaymıştı. Sanal alem ise çok daha farklı. E-Ticaret artık kimsenin öngöremediği noktalara geldi, gelmeye de devam edecek. Bu sektör ve sektörle birlikte ortaya çıkacak yeni modeller (Payment Facilitator, mobile payment, e-wallet …) zaten avrupa başta olmak üzere tüm dünyada uygulanıyor ve artık lisansör kuruluşlar (özellikle MC) bu modeli destekleyen çalışmalar yapıyor. Emre Bey’in değindiği bu model de bunlardan biri. Yakın zamanda ülkemizde de bu modelleri sıklıkla göreceğiz gibi görünüyor. İşi, işin sahibinden dinlemenin zevkini yaşattığı için webrazzi’ye ayrıca teşekkürler.

    Cevapla
  9. Emre’nin değindiği konular çok önemli ve her zamanki gibi gayet net bir şekilde ifade etmiş durumu.
    Bu konu hakkında iş dönüp dolaşıp bankalara geliyor. Sadece gelişimin önünde bir engel olarak değil, bir avantaj olarak da bankalar ön plana çıkıyor. Yani iş, bankaları doğru bir şekilde ikna etmekten geçiyor.
    PayU, PayPal vb firmalar, uzmanlaşmaya vurgu yaparak bankalara, ‘siz bu kadar büyük bir operasyonu yönetirken, bu operasyon içerisindeki bir parça olan ödeme sistemleri işinde ‘çok fazla kendi başınıza debelenip durmayın, bizim uzmanlığımız bu iş üzerine, bu nedenle birlikte hareket edelim’ mesajını vermeye calışıyorlar. BU mesajı bankaların nasıl algıladığı çok önemli, işte bu küçük nüans, e-ticaretin geleceğini önemli ölçüde belirleyecek.
    Devir rekabet değil, ‘stratejik ortaklık’ devri. Hal böyle olunca, PayU gibi firmaların önümüzdeki dönemde, Emre gibi işinde uzmanlaşmış kişiler ile birikte bankaları yukarıda belirttiğim konuda ikna edeceklerini ve güzel sektörde güzel günlerin yaşanacağını düşünüyorum.

    Cevapla
  10. A.Emre ARSLAN |

    Y.Emre beyi daha öncede başka ortamlarda dinleme şansına ulaşmış biri olarak bu röportajda her zamanki gibi net ve anlaşılır olmuş, bunun için Emre Bey’e ve webrazzi ye teşekkürler.İşyerlerinin bu kadar avantajlarının olmasına rağmen e-ticarete biraz çekimser davranmasının nedeni olan chargeback kuralları e-ticaretin gelişmesinde hep engel olmuştur. Çünkü yüzyüze olmayan satışlarda fraud neden kodlu itirazlar bir çok işyerinin canını çok yaktı (özellikle 3D secure kullanmayanları).Payu’nun bu hususta 7×24 fraud önleme destek hizmeti vermesi e-ticarette bir farklılık yaratacağı kesin, e-ticarette her zaman göz önünde bulundurulması gerekilen fraud bacağınıda entegre ettiğiniz için teşekkür ederim.

    Cevapla
  11. Ayşe Orbay kaya |

    Merhaba,

    Bu güzel röportaj için Emre ve webrazzi’ye teşekkürler. Ayrıca, sektörle ilgili güzel bir özet olmuş.

    Bankalardaki personel sayısı baskısını unutmamak lazım ama e-ticaretin tüm bankalar için aynı önceliği taşımadığı konusuna kesin katılıyorum. Özellikle ulaşım projeleri ile yayılacak olan ön ödemeli kartların, e-ticarete olumlu katkı yapması beklentisini de belirtmek isterim.

    Başarılar…

    Cevapla
  12. Güzel bir röportaj. Payu ile görüşme talebimiz olmuştu ancak, ilgili arkadaşlar toplantı ayarlama konusunda biraz ilgisiz kaldılar diyebilirim. Kurumsal iletişim ve pazarlama kanallarının bu tip aksamaları tolere etmeyeceğini düşünenlerdenim.

    Başarılar dilerim,

    Cevapla
  13. Payu’yu bizde kullanmak istedik, fakat bizden üyelerimizin fatura ve iletişim bilgilerini talep ettikleri için hemen vazgeçtik, adamlar resmen bedavadan ve zorla kullanıcı verisi topluyorlar üstelik te ödeme işlemi ile hiçbir alakası yok bu isteklerinin. Bence uzak durulmasında fayda var…

    Cevapla
    • Kaan Bey merhaba,

      PayU, halihazırda 9 ülkede faaliyet gösteren, dünyada 15 binden fazla üye işyeri ile çalışan bir markadır. PayU Türkiye olarak İş yerlerine sunduğumuz önemli katma değerli hizmetlerden bir tanesi de gelişmiş sahtecilik (fraud) önleme filtreleridir. Ürün, adres, lokasyon vb. kaynaklı sahtecilik önleme filtrelerinin doğru çalışması; ayrıca lisansör kuruluşlara, bankalara karşı olan sorumluluğumuz ve hukuki nedenlerden (Mesafeli Satış Sözleşmesi ve Ön Bilgilendirme Formları) dolayı ödeme adımında fatura ve iletişim bilgileri talep edilmektedir. Talep edilen bilgiler üye işyerlerimiz ile yaptığımız sözleşmede de belirtildiği üzere gizlilik anlaşması kapsamında olup 3.kişiler ile paylaşılmamaktadır

      Konuyu bilgilerinize sunarım.

      Ozan Tatar
      PayU Türkiye Pazarlama Müdürü

      Cevapla
  14. Güzel röportaj olmuş. Biz homestore.com.tr olarak Payu ile çalışıyoruz fakat en büyük sorunumuz müşterinin aldığı hata mesajlarının Türkçe olmaması maalesef. 🙁

    Cevapla

Bir Cevap Yazın