x

Yeni girişimcilerin en sık yaptıkları 13 hata

Yeni girişimcilerin en sık yaptıkları 13 hata

Hayatta hemen her şeyde olduğu gibi girişimcilikte de en önemli niteliklerden biri tecrübe. Son derece önemli olmasına rağmen doğal olarak yeni girişimcilerin en büyük eksiklikleri de bu. Konuyla ilgili ne kadar araştırsanız, öğrenmeye çalışsanız da kendi tecrübeleriniz asla size anlatılanlar ya da okuduklarınız gibi olmuyor.

Eninde sonunda siz de kendi tecrübelerinizi edineceksiniz. Ne yazık ki bunların çoğu yaptığınız hatalardan öğrendiğiniz acı tecrübelerden oluşacak. Bu yazıda amaç hap şeklinde yapılabilecek hataları öğreterek, sizin daha ilk günden girişimcilik yolunda sorunsuz gidebilmenizi sağlamak değil. Mutlaka hata yapacaksınız ve bu hatalardan dolayı mutlaka acı çekeceksiniz (aksi taktide fazla şanslısınız demektir ve bu durumda da girişimcilik yerine piyango size daha hızlı kazandırabilir). Bu yazının amacı işte o acıyı biraz olsun yumuşatabilecek önlemleri alabilmeniz için minik bir farkındalık oluşturabilmek.

İşte kendi çevremizde gördüğümüz gerçek olaylardan ilham alarak hazırlanmış yeni girişimcilerin sık yaptıkları 13 hata listesi…

1. Ofisi çok küçük/büyük tutmak

İlk bakışta çok önemli bir sorun gibi görünmeyebilir. Ofis çok küçükse gerektiğinde daha büyüğüne geçilir. Ofis çok büyükse genişlemek için yeterince yer var demektir. İkisi de doğru olmakla beraber girişimcilik dengeyi sağlama oyunu. Fazla büyük bir ofisiniz varsa daha birinci günden değerli kaynaklarınızı fazla kira, stopaj gibi gereksiz masraflarla ziyan etmeye başlamışsınız demektir.

Artık sığmadığınız bir ofisten bir an önce kurtulmak istediğiniz sırada yeni ve uygun bir ofis bulmanınsa ne kadar zor olabileceğini tahmin edemezsiniz. Taşınma bu sırada tüm düzenin değişmesi, Türkiye şartlarında internetin ve telefonların yeni adrese taşınmasından, vergi dairesinde adres değişikliğine kadar aklınıza gelebilecek hemen her konuda sorun çıkabilir.

En iyisi önümüzdeki 6 – 12 ay içerisinde ulaşmayı planladığınız personel sayısını hesap edip, seçiminizi bu sayıda kişinin sığabileceği bir ofisten yana kullanmak.

2. Personelin mutluluğunu göz önünde bulundurmamak

Google’ın erken dönemlerinde, henüz bugün ulaştığı çapı hayal bile edemediği dönemlerde haftanın belli günlerinde ofise gelen bir masözü vardı. O dönem Google’ın kaynakları sınırlı olduğu için masöze ücretini hisse opsiyonu ile ödemişti.

Tabi ki yeni girişiminizde personel mutluluğunu sağlamak için ilk günden masaj konusunu çözün demek istemiyorum. Ama personelinizden verim alabilmek için onları mutlu etmeniz gerekiyor. Yeni bir girişimin genellikle personeli ekonomik açıdan mutlu etme imkânı pek yoktur. Kariyer açısından da yeni bir girişim herkesin ilk tercihi olmayabilir. Ama sağlanacak ufak faydalar ve en önemlisi doğru iletişim ilk aşamada yeterli olur.

Personelin mutluluğunu ön planda tuttuğunuzu göstermeniz, hem yeni çalışma arkadaşlarını işe alırken, hem de var olanların kaçmasını önlerken çok işinize yarayabilir.

3. Çok erken/geç eleman almak

Henüz ürün hazır değilken, o ürünü tanıtmak veya satmak için ekibi şimdiden kurmak çok da doğru bir yatırım değil. Diğer yandan her personelin bir adaptasyon süresine ihtiyacı olacağını ve bu esnada sizin de onu bir süre değerlendirmek isteyebileceğinizi unutmayın. Üstelik bu süre sonucunda adaptasyon sağlamayıp ayrılmak isteyebilir veya siz memnun kalmayabilirsiniz.

Bu yüzden çok değil ama personeli ihtiyacınız olduğundan biraz erken işe almak perk çok yeni girişim için ideal bir denge olabilir.

4. Ofisi tecrübesiz (junior) elemanlar ile doldurmak

En sık yapılan hatalardan biri maliyetini ve beklentileri daha düşük olduğu için işe yeni eleman alırken önceliği junior’lara vermek. Evet gerçekten daha tecrübesiz elemanların maaş beklentileri de, işten beklentileri de tecrübeli elemanlara göre daha düşüktür.

Ama bunun bir nedeni var… Hatta birden fazla nedeni var. Junior elemanlar, sadece üretime daha az katkıda bulunmakla kalmaz, yönetilmeye de daha fazla ihtiyaç duyarlar. Çoğunlukla ilk veya ikinci iş tecrübeleri olduğu için ofis yaşantısı ve şirket kültürü konularında daha az bilgilidirler ve ofis içinde çoğunlukta olduklarında ahengi bozabilirler.

Genel kabul görmüş bir yaklaşıma göre tecrübeli elemanların maliyeti junior’lara göre 3 kat fazladır ama 6 kat verimli çalışırlar. Üstelik yönetilmeye daha az ihtiyaç duydukları ve ofis yaşantısı konusunda tecrübeleri olduğu için ofisteki junior’lara da iyi birer rol model olurlar.

Ofiste junior’lar mutlaka olmalı ama sadece ekonomik avantajı nedeniyle değil, sizinle beraber işi öğrenmeleri ve orta vadede sizin tam hayalinizdeki tecrübeli personele dönüşebilme ihtimalleri nedeniyle…

5. Kendi yapamayacağı işe girmek

Büyük bir restoranın sahibi ile sohbet ederken bana şunu söylemişti: “Burada yapılan her işi ben de yapabilirim. Müşterileri karşılayabilirim, servis yapabilirim, masaları temizleyebilirim, kasayı tutabilirim, hatta gerekirse mutfağa girer, önlüğümü takar yemek yaparım”.

Girişimcilik, özellikle de ilk başlarda aşağı yukarı böyle bir şey. Girişiminizin ayakta kalması için yapılması gereken hemen her şeyi gerekirse kendi başınıza yapabilmeniz gerekiyor. Elinizden gelmeyen, yapamayacağınız kısımları da tercihen personeliniz değil, ortağınız yapabiliyor olmalı.

Sınırlı kaynaklar ile her zaman yapılabilecek her şey için birini işe almak mümkün olmayabilir. Daha da önemlisi, alabilseniz bile işin en kritik noktasında personelinize bağımlı hale gelmek çok da tercih edilecek bir şey değil. Çünkü o personelin yarın öbür gün işten ayrılmayacağı veya rahatsızlanıp belli bir süre ofiste olmayacağının garantisi yok. Eğer bu işlerin durmasına yol açma riskini de beraberinde getiriyorsa yanlış bir noktadasınız demektir.

6. Yanlış ortaklıklar kurmak

Siz değilse bile ortağınız işlerin bir kısmını yapabiliyor olmalı dedik. Çünkü hiç kimse her şeyi tek başına yapamaz. Teknik olarak becerebilecek bile olsa zaman kavramı bunu yapmasına izin vermez. O yüzden en azından belli durumlarda sırtınızı yaslayabileceğiniz bir ortağa ihtiyacınız var demektir.

Üstelik ortağınız sadece girişiminiz için teknik anlamda kritik bir rol üstlenmenin ötesinde, iş konusunda ufkunuzu genişletebilecek, farklı bakış açıları ve yaklaşımlar ortaya atarak hem sizi, hem de girişiminizi dinamik hale getirecek biri olmalı.

Güvenilir ve dengeli bir kişiliğe sahip olması zaten ilk koşullardan biri. Bağladığı büyük bir iş sonrasında süperstar moduna girerek, şirketin ayakta kalması için hayati öneme sahip müşteriyi de alarak, her şeyi kendi yapma düşüncesiyle ayrılarak işleri eline yüzüne bulaştırması inanın sandığınızdan daha sık karşılaşılan bir durum.

7. Yeterince esnek olamamak

Bir ürününüz var. Hedef kitleniz de tanımlı ve beklentilerini biliyorsunuz. Dış etmenler de tahmin ettiğiniz gibi seyrediyor. Yani her şey yolunda. Fakat girişimcilikte bu ideal şartların çok uzun süre aynı kalacağını varsaymak büyük bir iyimserlik olur.

Ürününüzde beklenmedik sorunlar çıkabilir. Hedef kitleniz olarak tanımladığınız grubun daha önceden ön göremediğiniz yeni ihtiyaçları ile karşılaşabilirsiniz veya hedef kitlenizin beklentileri zaman içerisinde değişebilir. Türkiye’de yaşadığımızı hesaba katınca dış etmenlerin çok uzun süre tahmin edilen çerçeve içerisinde kalması da pek gerçekçi değil.

Tüm bu değişimlere ayak uydurabilmeniz gerekiyor. ABD’de yapılan bir araştırma 1. yılını tamamlayabilen girişimlerin yaklaşık yüzde 70’inin pivot ettiğini gösteriyor. Özellikle ilk girişiminizde beklentilerinizdeki hata payı yüksek olacağı için, beklemediğiniz veya değişen koşullara ayakta kalabilmek, gerektiğinde işin ya da ürünün gittiği yönü değiştirebilmek girişimizin varlığını sürdürebilmesi için son derece önemli.

8. Büyük resmi görememek

Tabi ki bunu yapabilmek için işin içinde boğulmamış olmanız gerekiyor. Girişimizi olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek mikro ve makro düzeydeki değişimleri gözden kaçırmamak için, zaman zaman işi bir kenara bırakıp, her şeye dışarıdan bakabiliyor olmanız gerekiyor.

Neyi, neden yaptığınızı unutmamak büyük resmi görebilmenin önemli kısımlarından biri. Pazardaki değişimleri takip etmek, eğilimlerin farkında olmak ürününüzün içerisinde bulunduğunuz gün ve koşullara en iyi şekilde cevap verebilmesini sağlaması açısından önemli.

9. Detayları gözden kaçırmak

“Şeytan ayrıntıda gizlidir”. Gerçekten de öyle. Özellikle de müşterileriniz veya kullanıcılarınız için. Özellikle de rekabetin ve alternatiflerin çok olduğu durumlarda sizi diğerlerinin önüne çıkartacak olan şey çoğu zaman bu ayrıntılar olacak.

Kendinizi müşterinin yerine koyarak, bir mühendis bakış açısıyla değil, son kullanıcı gibi ürününüzü değerlendirdiğinizde genellikle ilk başta aklınıza gelmemiş bazı özelliklerin aslında eksik olduğunu fark edebilirsiniz.

Fakat genellikle bunları işin üretimine çok fazla girmiş olan kişilerin ayırt etmesi daha zordur. Eğer siz bu yüzden detayları sizden daha iyi görebilecek birilerinden yardım isteyin. Eşiniz, dostunuz, arkadaşlarınız bu konuda tahminlerinizin ötesinde yardımcı olabilirler.

10. Önceliklerini belirleyememek

“Bu tablonun Pazartesi’ye kadar bitmiş olması lazım”. Gerçekten öyle mi acaba? Evet o tablo, satış hedefleri tablosu ve pek çok şey ona göre şekillenecek ama satış personelinin sahada müşteri kovalamak yerine ofiste tıkılıp o tabloyu bitirmesi gerçekten o kadar kritik mi?

Üzerinde çalışılacak her iş kalemi, toplama doğrudan faydası oranında önem taşır. Öncelik belirlemede işleri klasik “Acil – Önemli – Acil değil – Önemli değil” şeklinde sınıflandırmak, öncelikleri belirlemek açısından çok işinize yarayabilir.

11. Büyürken kontrolü kaybetmek

İşlerin ne zaman büyümeye başlayacağını çoğu kez baştan ön görmeniz mümkün değildir. İki hafta önce 10 tane müşteriniz varken, bugün bir anda 10 yeni müşteri daha alabilirsiniz. Çok büyük ihtimalle bu gibi ani büyümeler karşısında hazırlıksız yakalanacaksınız ve acil önlem alma dürtüsüyle (en azından yarısı hatalı) yeni adımlar atacaksınız.

Çok büyük ihtimalle tam da bu noktada personel eksiğiniz olacak, acilen eleman arayıp ilk başvuranları yeterince değerlendirmeden işe almak isteyeceksiniz. Bir internet işi yapıyorsanız var olan sunucunuz artan trafiği kaldıramayacak ve tam da işler büyürken siteniz sık sık kapanacak.

Eğer bunlar için önceden bir plan yapmazsanız tam da işler iyi giderken bir anda teknenin alabora olması işten bile değil. Acil durum planlarınızı baştan yapın. Henüz işe almadığınız ama beğendiğiniz başvurulardan bir liste her zaman elinizin altında olsun. Sunucu, üretim vs. gibi konularda yedek planlarınızı en baştan yapmış olun.

12. Rakamlarını bilmemek

  • Bir müşterinin size maliyeti ne?
  • Bir ürünü ne kadar zamanda üretiyorsunuz ve size tam olarak kaça mal oluyor?
  • Hangi personel size ne kadar kazandırıyor?
  • Hangi durumda yeni bir personele ihtiyacınız olacak?
  • Hangi koşullar gerçekleştiğinde karlılığa ulaşacaksınız?
  • Hangi ürün sizin için daha karlı?
  • Ürün karlılığını artırmak için neye yatırım yapmalısınız?

Bu ve bunlar gibi daha pek çok sorunun cevabını bilmeniz gerekiyor. Buradaki “bilmeniz gerekiyor” kısmını okuyup geçmemenizi öneririm. Çünkü burada “bilemeniz gerekiyor” derken kast ettiğim şey nefes alıp vermeyi bildiğiniz gibi bilmeniz gerekiyor.

Bu sayede her an aklınızda olan bu rakamları nasıl geliştirebileceğinizi düşünüyor olacaksınız ve hiç beklemediğiniz bir anda aklınıza gelen yeni ve süper bir fikir her şeyin değişmesini sağlayabilir. Ayrıca ne zaman bir yatırımcı ile aynı masaya denk geleceğinizi, onun işiniz ve rakamlarınızla ilgili merakının uyanacağını kestiremeyebilirsiniz. Öyle bir durumda “ben size konuyla ilgili bir e-posta göndereyim” demek tabi ki bir seçenek ama kesinlikle sorduğu her soruya o anda cevap vermek kadar etkileyici olamaz.

13. Duygusal davranmak

Benim en sık karşılaştığım durum, yeni girişimcilerin girişimleri ile fazla duygusal bir bağ kurmaları. Bu onların eleştiriye tahammül edememeleri, var olan hataları görmezden gelmeleri, yanlış var sayım ve değerlendirmeleri gibi pek çok soruna yol açıyor.

Günün birinde girişimi satmak söz konusu olduğunda ise kendini “çocuğunu satıyor” gibi hisseden girişimci, sadece bu yüzden takılıp kalabiliyor. Bu nedenle de hem girişimin yeni sahibinin sağlayacağı kaynaklarla daha da büyümesinin önünü kapatmış oluyor, hem de kendisi için yeni mecralara yelken açmak fırsatını kaçırıyor.

Bu yazıda yeni girişimcilerin sık yaptıkları 13 hatayı bir araya getirdim ama aslında liste daha da uzun. Siz de isterseniz yorumlarda kendi sık karşılaştığınız maddeleri ekleyebilirsiniz…

Yorumlar (16)

  1. En önemli sorunlardan biri de tek bir soruna yönelememek birden fazla sorunu aynı anda çözmeye çalışmak. Bunu söylemesi kolay yapması çok zor.. Çünkü birbirinin benzeri çok fazla girişim var hem dünyada hem Türkiye’de.. Farklılık kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve kullanıcının esas problemini bulup çözmekte gizli. Bunu bulana kadar da pivot etmekte hiçbir sakınca yok diye düşünüyorum. Tüm girişimci ve girişimci adaylarını Ideoboom Girişimci Ağı’na bekliyoruz:)

    Cevapla
    • bu kimin girişimi ? ve amaç nedir ?

      Cevapla
      • benim girişimim:) amaç girişim kurmayı basitleştirmek ve bilgi paylaşımını artırmak.. şu anda tamamen ücretsiz.. ilerde ücretli olabilecek modülleri olacak. Site geliştikçe yatırımcıların da ilgisini çekecektir. Bir Bilgisayar müh ve hasbelkader girişimcilik seminerlerine gitmiş biri olarak bilgimi paylaşmak istiyorum da denilebilir. Paylaşımcılığın arttığı günümüzde bilgi paylaşımının artmasını sağlayabilirsem ne mutlu bana… Siz de sitemizdeki onlarca girişimciye katılın!

  2. çok güzel makale olmuş teşekkürler

    Cevapla
  3. Müthiş bir yazı. Tebrikler.

    Cevapla
  4. 14. Türkiye gibi kimsenin girişimcileri ve startup ları umursamadığı, yatırımın olmadıgı (birkaç istisna dısında) bir ortamda girişimci olmaya çalışmak.

    Cevapla
  5. Kazım Kartal |

    Yatırımcıların yaptıkları hataları da yazarsanız tamamlayıcı olur 😀

    Cevapla
  6. Özgür Adem Işıklı |

    “Pivot etmek” nedir yahu? Hiç mi kelime kalmadı dilimizde?

    Cevapla
  7. Ofisi tecrübesiz (junior) elemanlar ile doldurmak değilde tembel çalışmayan, işi bilmeyen, yanlış yönlendiren yöneticilerle dordurmamak gerekir.
    Girişimcilerin bilmedikleri görmedikleri ve duymadıkları çok şeyler var. Adam iş adamı, yatırımını yapıyor ve projeyi ilgili yetkili kişilere teslim ediyor. Var sayalım Proje için İnsan kaynakları 10 personel alıyor. Bu 10 personel 5 ay veya 12 çalışıyor ve içlerin den bir kaçını satış yöneticisi vs. yapıyorlar. İşte olay burda. İnsan kaynakları hiç işe yaramayan şirket adına hiç bir karlılık yapmamış kişilere terfi veriyor. Diğer daha çalışkan firmaya değer katan personellerde hayal kırıklığına uğrasalar da kimseye hiç bir şey belli etmeden çalışmalarına devam ediyorlar. Takım arkadaşı biranda yöneticisi oluyor ve terfi alan arkadaş egolarını tatmin etmeye başlıyor. Radıo dan duyduğum bir hikayeyi anlatmak istiyorum. Bir restoran ta 5 personel çalışıyormuş ve hepsi de garsonlarmış. Patron bu garsonların içlerinden birisine ufak ama çok ufak bir yetki veriyor. Diğer personellerden ufak bir kıdemi oluyor. Bu kıdemli kişi diğer garsonlara eziyet etmeye başlamış ve aylarcada sürmüş. Yani demem şu ki, Garibanın garibana yaptığı eziyeti hiç kimse kimseye yapmazmış !!! Ben çok iyi biliyorum, çünkü böyle bir durum içerisindeyiz. Girişimciler; proje teslim ettikleri yöneticileri çok kaliteli bilgili olduklarını zannediyorlar, ama ne yazık ki sadece onların gözlerinde öle. Sahaya çıkmadan ve saha personeliyle iletişime geçip yüz yüze konuşmadan hiçbir girişimci projesinin eksi ve artı yönlerini göremez. Teşekkürler

    Cevapla
    • radyo da duyduğunuz hikaye bana bir makale okumuştum onu hatırlattı.
      hitler nasıl böyle bir katliam yapabilmiş diye araştırmışlar sonuç;
      herhangi bir kişiye en ufak veya herhangi bir yetki verirsin ve “ne yaparsan yap bütüm sorumluluk bende derseniz” o kişi altındakilere eziyet eder ve işin garip tarafı her kim olursa olsun. Her ne kadar “ben öyle şey yapmam” deseniz bile siz de yaparsınız.
      onun için bir karar verirken önce “bana karşımdaki bunu söylese ne hissederdim” diye düşünür öyle söylerim.

      Cevapla
  8. mert meriç |

    en sık yaptıkları hata: Girişim kurmak

    Cevapla
  9. Çok faydalı bir liste olmuş gerçekten, teşekkür ederiz.

    Cevapla
  10. çalışan takım için motivasyon çok önemli. Takımın moral ve motivazyonu yüksek olursa yapılamayacak iş yok. Şahsen ben çalıştığım hiç bir arkadaşımı ezmedim. iyi bir konuya değindiniz ama size katılmıyorum

    Cevapla
  11. Nakit akışını sağlayamamak, hızlı koşup seyrek düşürmek önemli konu başlıkları olabilir.

    Cevapla
  12. ¨Not to do list¨ olarak doğru tespitler

    Cevapla
  13. mehmet uzunca |

    ilk maddedeki “çok büyük/küçük ofis” geyiğinden sonrasını okumadım. nasıl şirketçilik oynanır olarak değiştirin yazının başlığını.

    başarılı girişimin sırrı:
    1) masrafları minimum tutun:
    ofismiş falanmış filanmış masraf yaratıcı şeyleri bırakın. server masrafı vb internet siteniz için ölümcül masraflar hariç, ofismiş falanmış masraflardan kaçının. şirket dahi ilk fatura ihtiyacına kadar kurmayın.

    2)
    adam googledaki masözden bahsetmiş yaa. google kurucuları nasıl büyük verileri başarıyla indexleyip analiz etti de arama motorunun ilk halini yarattı, bunu sorgulamıyor google dedi mi aklına yazılımcı değil masöz geliyor. ve bu adam girişimcilik dersi veriyor bize.

    3) bütçe yiyilcierin, şirketçilik oynama meraklılarının yaptığı listelerden uzak durun.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın