Yatırım almak girişiminize zarar verebilir mi?

Türkiye'de yılın en başarılı çıkışlarından birini, Monitise tarafından 100 miyon dolara satın alınarak yapan Pozitron o güne dek hiç yatırım almamıştı. Bu bir tesadüf mü?
Yatırım almak girişiminize zarar verebilir mi?

Yatırım

Türkiye'de yılın en başarılı çıkışlarından birini, Monitise tarafından 100 miyon dolara satın alınarak yapan Pozitron o güne dek hiç yatırım almamıştı. Bu bir tesadüf mü? Girişimcilik ve yatırımcılık konularındaki çalışmalarıyla tanınan London Business School profesörlerinden Josh Mullins, Harvard Business Review blogunda yayınlanan makalesinde bu soruya net bir "hayır" cevabı veriyor. Başarılı girişimcilerin büyük çoğunluğunun yatırım almadıklarını hatırlatan Mullins'e göre yatırımların girişiminizin sonunu getirme ihtimali bile var.

Yatırım turları ve değerlemeler şüphesiz girişimlerin ölçeklenmesi ve büyütülmesine ciddi katkı sağlıyor ancak bardağın boş tarafını da görmek gerekiyor. Union Square Ventures'tan Fred Wilson, girişimlerin tohum ve birinci turlarında aldıkları yatırım miktarıyla başarıları arasında ters orantı olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Daha az para daha yüksek başarı getirir. Bu her zaman gözlemlediğim bir veri."

Konuya bu açıdan yaklaşan Mullins'in yazısında yatırım ve yatırımcıların, girişimlere verebileceği zararlar beş başlık altında toplanıyor:

1) Yatırımcının nazını çekmek, dikkatinizi dağıtır:  Yatırım almak için yatırımcı bulmak ve ikna etmek zaman ister. Bunun üzerine bir de kapris çekersiniz. Aynı zamanı, müşterileri ürünlerinizi almak için ikna etmek veya neden almadıklarını anlamaya çalışmak için harcamak çok daha akıllıca olacaktır. Girişimci ve yatırımcı Erick Mueller'a göre, yatırımcı nazı çekmektense müşteri ihtiyaçlarıyla ilgilenmek daha eğlenceli bir iş.

2) Yatırımcılar da riski sizin kadar sevmiyorlar: Piyasa riskinin yüksek olduğu bir zamanda yatırım alıyorsanız, yatırımcılar kendilerini korumak için girişimciler açısından külfetli olarak görülen şartlar öne süreceklerdir. Bu şartlar, hissedar anlaşması haline geldiğinde daha da kötüleşecektir.

3) Yatırımcıların verdiği tavsiyeler her zaman o kadar iyi olmayabilir: Ön protokoller ve hissedar anlaşmaları size yük olabilir: Harvard Business School'dan Josh Lerner'ın araştırmasına göre, VC fonlarının yarısından fazlası yatırımlarından düşük tek basamaklı geri dönüşler elde etti. Daha da kötüsü, yüzde 20 ve üzeri geri dönüş sağlayanlar bütün VC'lerin yalnızca yüzde 20'sini oluşturdu. Fonların beşte birinin dönüşü ise sıfırın altındaydı. Bu performansa bakarak yatırımcı desteğinin ne kadar başarılı (!) olduğunu ön görmek zor değil.

4) Çıtanız düşüktür ve daha da düşme eğilimi gösterir: Steve Jobs'ın Apple'ı fonlamak için yaptığı gibi, melek ya da girişim sermayesi aldığınızda şirketinizin bir kısmını satmış oluyorsunuz. Daha fazla yatırım turu satılan payı zaman içinde arttıracaktır. Erken aşamada yatırım ihtiyacını gidermek için alternatifler düşünülebilir. Örneğin Dell, şirketini erken büyüme aşamasında bilgisayarların ön satışlarıyla fonlamıştı.

İyi haberse daha geç bir aşamada yatırım almanız durumunda birçok dezavantajın yok olduğunu görecek olmanız. Çünkü, zaten müşterileriniz olacak ve siz sürücü koltuğunda oturuyor olacaksınız.

5) Bütün oklar size dönüktür: Ağır anlaşma koşulları, kötü tavsiye ya da fazla erken sermaye almaktan daha kötü olan, yatırım alan şirketlerde bütün okların size dönük olmasıdır. Tipik bir başarılı yatırım turuna katılan on şirketten ortalama bir ya da ikisi (dünyanın Google, Facebook ve Twitter'ları) başarılı geri dönüşler sağlar. Yani yatırım alan bu girişimlerin çoğunluğu yok olur. Yatırım oyununda, az sayıda kazanan, kaybedenlerin payını da öder. Yatırımcıların çoğunluğu, büyük bir "ya hep ya hiç" oyunu oynarlar.

Mullins'in "yeni girişiminizi böyle bir oyunla hayata geçirmek istediğinizden emin misiniz?" diye sorarak bitirdiği makalesinin tamamına buradan erişebilirsiniz.