x

28 milyon dolar daha yatırım alan kuantum bilgisayar D-Wave, gizemini koruyor

D-Wave-computer

Dünyanın ilk ticari kuantum bilişim şirketi olma iddiasındaki D-Wave Sytems, aralarında Goldman Sachs ve BDC Capital’ın olduğ bir grup yatırımcıdan 30 milyon Kanada doları (28 milyon dolar) yatırım aldı. Şirket tarafından yapılan açıklamaya göre,D-Wave’in son turla birlikte bugüne kadar aldığı toplam yatırım miktarı 160 milyon dolara ulaştı.

Kuantum bilişim, bilgisayar teknolojilerinde kelimenin tam anlamıyla devrim yaratabilecek bir fikir. Bu nedenle yatırımcılar D-Wave’i desteklemeye devam ediyor ancak sorun şu ki, şirketin iddiasına ve bir süre önce büyük umutlarla yaklaşılmasına rağmen, kuantum bilgisayarlar hala bir fikir olarak duruyor. D-Wave’in kocaman siyah bir kutu görünümündeki bilgisayarlarının gerçekten kuantum olup olmadığı da hala gizemini koruyor.

D-Wave’i ya da kuantum bilişimin ne olduğunu hiç duymayanlar için hikayeyi baştan kısaca özetlemeye çalışalım. Hepimizin bildiği gibi, bugün kullandığımız sıradan bilgisayarlar işlemlerini, bitlerin 1 veya 0 değerini aldığı ikili sayı sistemini kullanarak yapıyorlar. Bir parçacığın aynı anda birden fazla yerde olabileceğini söyleyen kuantum teorisinden esinlenen kuantum bilgisayarlar ise bitlerin yerine, kuantum bitlerini ya da kısaca qubit’leri kullanıyor. Qubitler aynı anda hem 1 hem 0 değerini alabiliyor; birden fazla değerle işlem yapabiliyor. Bu, bilgisayarların işlem hızını çok ciddi arttırabilecek bir gelişme.

Kuantum bilişim araştırmalarının kökleri 1980’lere kadar gidiyor ve kuantum bilgisayar geliştirme çalışmalarının 90’larda hız kazandığı göze çarpıyor.

Bu alanda University of British Columbia’da doktorasını yapan Geordie Rose, birkaç meslektaşıyla birlikte D-Wave Systems’i 1999 yılında 100 bin dolar tohum yatırımla kurmuş. 10 yıl içinde piyasaya sunabilecekleri 1000 qubit’lik bir bilgisayar geliştirme hedefiyle yola çıkan ekibin, ilk skoru yalnızca 3 qubit olmuş.

DWave_Cooling_Gun

D-Wave’in soğutma silahı. Cihazın sıcaklığının 4 °Kelvin’e (-269 °C) kadar inebildiği belirtiliyor. Görsel Kaynak: ZDNet

2003 yılında NASA araştırmacısı Eric Ladizinsky’nin teknik desteğini almaya başlayan D-Wave, aynı yıl yatırımcıların da ilgisini çekmeyi başarmış. Aralarında Jeff Bezos ve In-Q-Tel’in olduğu bir grup yatırımcı, şirkete 100 milyon dolar yatırım yapmış. 2007 yılında skorunu 16 qubit’e çıkaran D-Wave’in “kuantum bilgisayarı” sudoku çözmek ya da insanların yemek masasına nasıl oturacağını planlamak gibi  görevleri yapabilir düzeye gelmiş.

D-Wave ismini ise 2010 yılına gelindiğinde duymaya başladık. Küresel savunma şirketi Lockheed Martin, uçuş sistemleri optimizasyonunda yaşadığı sorunu çözmek için D-Wave’e başvurdu. Şirket, D-Wave’in ilk müşterisi olarak 10 milyon dolara 128 qubit’lik bir D-Wave bilgisayarını satın aldı.

D-Wave’in sonraki müşterileri ise, böyle bir çalışmadan büyük fayda uman Google ve NASA oldu. İşbirliğiyle 2013 yılında Google’ın satın aldığı ve NASA’nın Ames Research tesisine taşınan 512 qubitlik kuantum bilgisayarla, ikili başta yapay zeka olmak üzere büyük işlemci gücü gerektiren çalışmalara odaklanmayı planlıyordu. Bu ilgi, D-Wave’in teknoloji dünyasındaki bir sonraki büyük gelişme olarak görülmeye başlanmasını sağladı. Time dergisinin kapağına taşınan hikayesi de dahil olmak üzere, birçok yayın artık D-Wave’den geleceğin bilgisayarından bahsediyordu.

Sorunlar da bu noktada başladı. Medyada kuantum bilgisayar olarak tanıtılan bu bilgisayarın gücünü test etmeye koyulan bilim insanlarının buldukları sonuçlar tam bir hayal kırıklığıydı. Bilgisayarın gerçek bir kuantum hızlanması sağlamadığı yönündeki araştırmalardan biri, Science dergisi tarafından şimdiye kadar yapılan en adil karşılaştırma olarak nitelendi.

D-Wave kurucusu Rose, bu sonuçları tam bir saçmalık olarak gördüğünü söylüyor. Ekip, 1,000 qubit hedefine er geç birkaç yıl içinde ulaşacağını düşünüyor. Buna karşın bilgisayarların teknolojisinin geleneksel bilgisayarlardan pek farklı olmadığı yönünde yorumlar da var.

D-Wave aldığı yatırımı ürününü geliştirmekte çalışacak daha fazla insan kaynağı sağlamak için kullanacak. D-Wave’in kuantum olup olmadığı tartışmalı olan bilgisayarları da Google tarafından araştırmalarda kullanılmaya devam edecek. Gelişmeler kuantum çağı için biraz daha beklememiz gerektiğini gösteriyor.

D-Wave’in kuantum bilgisayarlarla ilgili kaynakları burada. Şirketin kuantum sıçramasından bahseden Time dergisi hikayesinin bir özetini burada bulabilirisiniz. D-Wave hikayesiyle ilgili daha fazla detay görmek isteyen okuyucularımız için The Wired’ın ilgili makalesi de burada.

 

Yorumlar (8)

  1. dunya kuantum bilgisayari seviyesine ulasti bizimkiler hala bilgisayar toplamakla ugrasiyor. 20.yy baslarinda elektrik uzerine calismalar neyse gunumuzde de kuantum bilgisayarlari o bence.

    Cevapla
    • Nurettin Bacanak |

      Bir şey yapabilmek için önce bu eziklikten kurtulmak gerek. Toplum olarak neredeyse hepimizin üzerine sinmiş olan bu ataleti nasıl atacağız bilmiyorum. “Dünya şunu yaptı biz halâ bunu” cümleleri başta söyleyenin olmak üzere ardından okuyanları olmak üzere herkesin ancak motivasyonunu düşürür, hevesini kırar. Yeni şeyler ancak hevesle ve motivasyonla mümkün olur.

      Bizim ülkemimizde de bir sürü güzel şey yapılıyor, açın ülkenin “gerçek” üniversitelerinin yayınlarına bakın, bültenlerine gözatın. Ama mesele bu değil. Mesele, değişimin insanın kendinde başladığı; yani ülkesini ezik gören kişi bu kalıbı kırmak için “kendisi ne yapıyor acaba”, bunu sorması gerekir kendine.

      Bu arada, bilgisayar toplamanın mahsuru nedir? Ya da ülkede bilgisayar toplanıyor olması kuantum bilgisayarlar üzerinde çalışma yapılmasına engel midir?

      Cevapla
      • Enes Sipahi |

        Çok haklısınız. Sağa sola suç atmak yerine ilk önce ben bugün ülke için insanlar için ne yaptığını sorgulamalı.

      • turkiye’de kuantum bilgisayari calismalari yapiliyorda bizim mi haberimiz yok? lafla peynir gemisi yurumedigi gibi bu iyimser bilimsel ve teknik konularda pek sokmuyor kusura bakmayin. turkiye teknoloji anlaminda resmen bir 3.dunya ulkesi. siz hala neden bahsediyorsunuz. turkiye’de ki en ileri bilgisayar casper o da kasadan ibaret.

      • Çok doğru noktaya değindiniz, benim de yaşadığım ve gördüğüm kısa birşey paylaşmak istedim;

        Açıkçası herşeyden önce halkımızın şu yüce “ego”sundan sıyrılması gerek, yapana helal olsun daha iyisini yapabilirsin, şurasını şöyle yap, burasını şöyle geliştir, v.s… ya da benim fikrim yok açıkçası ama falancaya iletelim o baksın, o yorum yapsın, ya da en olmadı “ben anlamıyorum / anlamıyorum” demeleri lazım.

        Bunların değişmesi çok zor ihtimal. Nurettin’in dediği gibi “Birşey yapabilmek için önce bu eziklikten kurtulmak gerek.” ya da herşeye rağmenci olup, bu konuşmalara sağır kalmak lazım, tüm bunlara rağmen yapın, geliştirin, üretin. Kapanın evinize / iş yerinize, işinize gücünüze bakın, aksi takdirde, bu ezikliğe sahip olan halkın “ben yapamadım, sende yapamazsın” mottosuyla yola çıkarak size; o kadar çok çamur, iftira, yıkıcı eleştiriler yapacaklarki neye uğradığınızı şaşıracaksınız! Bu nasıl milliyetçilik(sözde) diyeceksiniz, çünkü yaptığınız ürüne ait benzerlerini bulacak ve size o Türk malı olmayan ürünü savunacak, sana onun artılarını sayacak, kendi ezikliğiyle seni başka kişilerin başarısıyla ezmeğe çalışacak. Dinleyin onları o artıları not alın yinede ama bu eleştirilere dayanmak bazen çok zor oluyor. O yüzden en güzeli sanırım, eve kapanıy 3-4 sene, kimseyle konuşmamak…

        Son olarak, şuan canım ülkemde kim ne yapıyor, neyi Araştırıyor-Geliştiriyorsa Allah muvaffak etsin!

      • @mustafaozgur hocam panilux iyi olmus hakkaten. sadeligi ve kullanim kolayligini cok begendim. basarilar.

  2. Haberin başlığını 28 “milyar” dolar olarak okudum bir an. Yaşadığım şoku sen düşün sevgili Merve Kara.

    Cevapla
  3. Türkiye’de Quantum computing ile ilgilenen, (en azından benim bildiğim kadarı ile) 1/2 profesör var. Bende kendi imkanlarım ile hocalar kadar anlamasamda birşeyler yapmaya çalışıyorum. Doktora tezimi Quantum Computing üzerine yapmayı düşünüyorum ama maalesef Türkiye’de mümkün değil. Doktorayı bitirdikten sonra Türkiye’de iş bulmamda moneküler seviyede. Yani Türkiye’ye pek bir faydam dokunmayacak. Başka ülkenin finansmanı ile onların laboratuarlarında geliştirdiğin, teknolojiyi de “Ben kendi ülkemle de paylaşayım” dersen. Seni sniper ile vurdurturlar 🙂 Kısacası Türkiye’nin kendine verdiği kadar başka hiç bir ülke zarar veremez. Ideolojik mantıksızlıklara saplanmış kalmış bir toplum ve eğitime direnç gösteren zihniyetler. Kısa vadede bir çözüm ön göremiyorum. Toplumu geliştiremediğimiz sürece, teknolojimizde, ekonomimizde gelişemez. Her yıl bilinçli olarak eğitim sistemini değiştirerek sistematik bir saldırıda bulunuyorlar. Toplumun çoğunluğu bu kişileri desteklediği sürecede, daha önce bahsettiğim gibi toplumu eğitmek ve bilinçlendirmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Umarım, insanlar sonunda mantıksız ideolojilerden sıyrılıp, gerçekten bilim ile ilgilenmeye başlarlar. 😉

    Cevapla

Bir Cevap Yazın