x

IT’de nitelikli işgücü krizi ve çözümü

Konuk yazarımız Çağlar Erol, EnUygun.com‘un genel müdürü ve çeşitli internet girişimlerinin melek yatırımcısıdır. 

Son aylarda internet dünyasından arkadaşlarımla işlerin zorluklarından bahsederken, bir konu öne çıkmaya başladı: Yazılımcı ihtiyacı. Başlangıçta uzman yazılımcı pozisyonlarını doldurmak için çalışırken birbirimize “nereye ilan çıktın”, “hangi şirketle çalıştın” gibi sorular soruyorken zamanla sohbetlerimiz “sen de mi arıyorsun, ben aylardır arıyorum”a dönmeye başladı. Kendi şirketimdeki ihtiyaçlarımız belirginleşmeye başlayınca, sorunun ne kadar ciddi bir boyuta geldiğini net olarak gördüm.

Enuygun.com’da son altı aydır farklı seviyelerde uzman yazılımcı arıyoruz. Arayışımıza değişik kariyer sitelerinde ilan vererek başladık. Ben de bir taraftan ihtiyacımızı tanıdıklarıma duyurdum. Twitter’da, Linkedin’de defalarca yazdım, sosyal medyada aktif arkadaşlarımdan rica ettim ve onlar da etraflarına duyurdular. Sonra İK şirketlerine gittik. Bu süreçte tam 4 ayrı İK şirketiyle sözleşme imzaladık. Bütün bu gayrete rağmen aradığımız özellikte aday bulmakta çok zorlandık. Aradığımız tecrübeye sahip adayı bulmamız aylarımızı aldı.

Sektördeki arz-talep dengesi ciddi şekilde bozuldu

Sadece aday bulmakta değil sorun, piyasadaki dengeler özellikle hızlı hareket etmek isteyen büyük sermayeli girişimler ve dar arz nedeniyle o kadar bozulmuş durumda ki, ücretler de ekonomik mantığı zorlar hale gelmeye başlamış. Yanlış anlaşılmasın, yazılımcıların gerçekten iyi kazanması gerektiğini düşünüyorum. Ben de bir yazılımcıyım ve yazılımcıların ne kadar zor bir iş yaptığını biliyorum. Ama maalesef arz-talep dengesinin feci şekilde bozulduğu, ciddi bir talep ve buna karşılık neredeyse sıfır arz olduğu bir piyasa oluşmuş durumda, ve bu çok yanlış.

IT’de ciddi bir kaynak sıkıntısı var, ve üniversiteler bu kaynağı besleyemiyorlar. Yeni mezunlar çoğunlukla yetersiz, bilgisiz, ya da yazılım yapmak istemeyip farklı alanlara yöneliyorlar. Sektörde yetenekli ve eğitimli genç sayısı çok az. Bu az sayıdaki yetenek de ya yurt dışına kaçıyor, ya da altı ay bir “paralı” şirkette, sekiz ay bir sonrakinde çalışıyor, ve ne kendisine, ne de çalıştığı şirketlere gerçek anlamda yararı dokunuyor. İş hayatıyla ilgili hiçbir tecrübesi olmadan Türkiye’de bir Zuckerberg olma hayaline kapılıp yıllarını harcayanlar apayrı bir yazı konusu.

Arz-talep dengesi bozulduğunda, Enuygun.com gibi sermaye yapısı güçlü şirketler bile iyi ücretler karşılığında IT ekiplerini güçlendirmekte zorlanıyorlarsa, büyük şirketler çareyi birbirlerinden büyük paralarla (belki çok da etik olmayan yöntemlerle) eleman transfer etmekte buluyorsa, küçük şirketlerin, yeni girişimcilerin hiçbir şansı kalmaz. Şu an bence bu noktaya doğru hızla geliyoruz. Girişimler kısırlaşıyor. Yeni ürün geliştirmek iyice zorlaşıyor. Piyasa kilitleniyor.

Bu soruna acilen bir çözüm bulunması gerekiyor. Sadece internet girişimleri için değil, bankacılıktan sigortacılığa, inşaattan sanayiye, en büyüğünden en küçüğüne artık her alandaki her şirkette yazılımcıya ihtiyaç var. Ve çözümü de ancak devlet sağlayabilir.

En iyi çözüm herkes için açık olmalı: Üniversitelerin ya da diğer eğitim kurumlarının kalifiye eleman yetiştirmeleri. Farklı iş kollarında ciddi bir eleman fazlası var ve insanlar aslında eğitim almadıkları alanlarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Doğru bir politikayla gençlerin bilişimle ilgili bölümlere, meslek okullarına ya da özel eğitim kurumlarına yönlendirilmeleri, birkaç yıl içinde sorunun çözümüne ve ülkemizdeki teknolojik gelişime olanak tanır.

Ama bizim bu kadar zamanımız yok!

Bu durumda Almanya’nın 2001 yılında uyguladığı gibi bir “acil durum planı”na ihtiyacımız var demektir.

2000 yılında Alman hükümeti, IT’de dünyadaki hızlı gelişimi iyi görüp çıkardığı bir yasayla ülkeye yurt dışından bu alanda tecrübeli iş gücünün getirilmesini kolaylaştıran bir yasa çıkardı. Ben de bu yasayla birlikte oldukça kolay bir şekilde Almanya’nın IT gücüne katılan binlerce insandan biri oldum. Çok kolaydı: Almanya’daki firma Türkiye’de ilan verdi, işe başvurdum, anlaştık, pasaportumu çıkarttım ve benim hiçbir şey yapmama gerek olmadan, çok hızlı bir şekilde çalışma ve oturma izinlerim şirket tarafından çıkarıldı. 2000’de sektörde başlayan krize rağmen Almanya (zaten oldukça gelişmiş olduğu) bilgi teknolojilerindeki ilerleyişini bir sıkıntı yaşamadan sürdürdü. Bu süreçte doğru politikalarla kendi üniversitelerinde doğru alanlarda yetişmiş insan gücü yaratmaya ağırlık verdi, ve birkaç yıl içinde yabancı işçiye duyduğu ihtiyacı azalttı.

İşte biz de bugün bunu yapmalıyız. Piyasadaki bu tıkanıklığı aşmak, şirketlerin teknoloji ihtiyacını karşılamak için, yurt dışından yazılımcıların Türkiye’ye rahatlıkla gelmelerini, kısa sürede çalışma ve oturma iznini almalarını sağlamalıyız. Ama bunu yaparken “kapağı bir şekilde Türkiye’ye atmak” isteyen ve yine piyasa koşullarına göre oradan oraya savrulan kişilere engel olmalıyız. Bu tür çalışanlar, sadece belirli bir şirket için, belirli bir minimum süre çalışmak üzere gelmeli. Yani böyle bir yasayı arz-talep dengesini hızlı bir şekilde kuracak, büyümek isteyen şirketleri rahatlatacak, ama mutlaka geçici bir çözüm olarak değerlendirmeliyiz. Bu süreçte de üniversitelerde yapılanmayı doğru şekilde kurup gerçek bir yerel teknoloji gücünü oluşturmalıyız.

Dört beş yıl, böyle bir hedef için gerçekçi ve makuldür.

2008 yılında İstanbul’da PHP’ci arayıp bulmakta zorlandığımda Almanya’daki ortaklarımın bana “dilersen Berlin’de yaşayan ve Türkçe konuşan bir PHP’ci ayarlayalım” dediklerini hala çok iyi hatırlıyorum. On yıl sonra biz yurt dışına rahatlıkla teknoloji ihraç eden bir ülke olmak istiyorsak, bugünden doğru adımları atmaya başlamamız gerekiyor.

Yorumlar (367)

  1. Bana bu çözüm sadece uygun fiyata yazilimci calistmak icin bi gayret gibi geldi. Piyasada iyi bir maas verildiğinde calisan bulma konusunda sıkıntı cekilecegini hic sanmiyorum.

    Cevapla
    • Yaziya olumsuz yorum yazanlarin memur olmalarini tavsiye ediyorum. Siz yatin, biz gece gunduz, haftasonu demenden calisalim, bizim odedigimiz vergilerlede sizin maaslariniz odensin. Sizde boylece hem para kazanip hemde calisiyorum RP si yapmis olursunuz. Dunyanin hic bir yerinde, yeri geldiginde burada imrenerek bahsetdiginiz Amerikada bile bu mantaliteyle calisilmiyor. Bu kafayla hayatiniz boyunca kaybetmete mahkumsunuz, kendini vazgecilmez sanan programcilar. size hayatda basarilar.

      Cevapla
      • Sen zaten kaybetmişsin dostum,

        Geçmiş olsun.

      • 1. Sen çalıştırdığın kişiye verdiğin parayı hayır için verdiğini mi sanıyorsun? (Bizim ödediğimiz vergilerle…)
        2. Çoğu patron, fazla mesaiye bıraktığı elemanıyla birlikte fazla mesaiye kalmıyor. Diyelim ki kalsın, kazanan patronken işçi hiç bir şekilde ek mesai ücreti almıyor. (Biz gece gündüz…)
        3. Amerika’da hangi mantaliteyle çalışıldığını bilmiyorsunuz sanırım ki kıyasladınız hatta Türkiye’yi üste çıkardınız. (Amerika’da bile…)
        4. Siz bu kafayla çoktan kaybetmişsiniz, ve bu yorumunuz da kaybınızın acı bir sonucu. (Hayatınız boyunca kaybetmeye mahkumsunuz…)
        5. Hiç bir yazılımcı kendisini vazgeçilmez sanmaz, “senin gibi kaç kişi var kapıda biliyor musun” diyen işverendir kendisini vazgeçilmez sanan.

        Size “en azından bundan sonraki” hayatınızda başarılar.

      • Ben bir Turk yazilimci olarak Microsoft’tan konuya dahil olmak istiyorum. Turkiye’de yuzume bakmiyorlardi 2000 tl maasi zor aliyordum. Amerika’ya green cardla geldim ve 1 ayda Microsoft’ta is buldum. Su an Turkiye’de aldigim maasin 4 katini aliyorum, arabam var, rahatim. Turkiye’de ev kirami bile zor oduyordum daha banka borclarimi yeni yeni kapatiyorum. Turkiye’deki isverenler yazilimcidan anlamiyorlar tipki insandan anlamadiklari gibi cunku kendi insaniyetlerinde problem var. Gozlerini o derece para hirsi burumus ki elemanina uc kurus fazla verecek diye akli cikiyor. Yok takim elbise yok esnek saatler (herkes bilir neye gore esnek oldugunu), mesai ucreti yok. Siz bu kafayla giderseniz aha iste yukaridaki gibi bir yazi yazarsiniz. Sanki disardan aldiginiz adamlar supermen. Yok boyle bisey. Olsa da sizin buyuk zannettiginiz ama dunyada cucuk bile olmayan minicik firmalarinizda calismazlar. Ozetle aglamayi birakin, mantalitenizi degistirin…

      • Fazla canınız yanmış anlaşılan. Kaliteli yazılımcıyı bünyenizde çalıştırmak herkesin harcı değildir. Sizin adınıza üzüldüm. Vergiden bahsetmişsinizde tuvalet kağıdını bile masraf gösterip vergiden indirenler personeller değil herhalde 🙂

      • bende tam tersini söyliyeyim siz ufak sermaye ile programcınızı gece gündüz çalıştırın. Bu proje senin bebeğin onu sahiplen gazı verin. Dünyanın hiç biyerinde emeğe bu kadar saygısızlık gösterilmiyor.Çok imrendiğiniz Amerikada bile işler böle yürümüyor. Para veremiyorsanız ortaklım payı verin. Siz kendinizi yazılımcılar bize mahkum bensiz bu sektörde yaşayamazsın diyen işverenler kaybetmeye mahkumsunuz.

      • Ne oldu ki şimdi?

        Hiç kimse “çalışıyorum RPsi” yaparak para kazanmaktan bahsetmiyor.

        Eğer kalifiye eleman istiyorsanız, bunun karşılığı ücreti vereceksiniz.

        Madem “Amerika”dan bahsediyorsunuz, bir bakın bakalım, amerika’da kalifiye bir yazılımcı yılda ne kadar kazanıyor. Düzgün bir yazılımcı iseniz, sadece maaş bir yana, projenin kar ortağı olarak işe devam ediliyor. Bence örnekleme yapmadan önce iyi bir araştırma yapmanız gerekmekte.

        Sizin için üzücü haber; ucuza işçi çalıştıran patron mantığı, yazılım dünyası için geçerli değil. Bir çok kişi bunu gayette yaşayarak öğreniyor. “Büyük emek” harcayıp ucuza çıkarttığınız sistemler, 2-3 yıl sonra yeniden yazılmak zorunda kaldığında bunu gayet iyi anlarsınız.

        Ve kaybetmeye mahkum olanlarda, sizin gibi ucuza işçi çalıştırayım mantığında patronlar oluyor.

        Hiçbir yazılımcı, tatminkar bir maaş ve sağlam bir gelecek görmedikten sonra, çalıştığı firmaya çok düzgün iş çıkartmaz.

      • baya bir yazmistim ama çok uzun oldu, sildim. yani kısacasi sayin isveren, cevap verdiginiz kisiyi tanimiyorsunuz, ne kendimi vazgecilmez olarak görüyorum, nede yan gelip yatıyorum. aldıgım paraninda hakkini fazlasiyla veriyorum(burada büyük bir patantez vardi). asagidaki yorumlari tekrar bir okuyun. ortak paydalarimiz muhakkak vardir.

      • Memurluk, 4-5 sene öncesinin programları ve demode diller istenmese, inanın klon fikirlerinizi hayat geçirmekten daha tercih edilebilir olurdu. Ne zamandan beri gece gunduz, haftasonu, tatil demeden çalışan programcılar bu özelliklerini işverenlere kaptırdı, çok merak ediyorum.
        Maaşlarımız, üzgünüm ama sizin ödediğiniz vergilerle bize dönmüyor; dönemez de zaten zira teknokentlerde %0 (yazıyla yüzde sıfır) vergi ödediğiniz için your argument is invalid; alnımızın akıyla kazandıklarımızı bize lütuf gibi sunmak neden?
        Karşınızda dünün asosyal gözlüklü programcıları yok artık (olanlarımız alınmasın 🙂 biz vazgeçilmez değiliz elbet, fakat siz de öylesiniz. eleman yok çaresizliğiniz kibrinizden; başınızı indirip de etrafınıza bakmamanız, boğazınıza kadar battığınızdandır.
        Hayatta kaybetmeye gelince 🙂 İyi bir yazılımcı elbet iş bulur hatta iyilerimizin absürt taleplerinize daha fazla dayanamayıp okyanus ötesine kaçtığı da çok olmuştur, kaybetmekten kastınız sizinle çalışma fırsatıysa; kilo gibi kaybetmesi kulağa çok keyifli geliyor 🙂
        Velhasıl kelam, size de hayatta başarılar sayın işveren bey, meşhur bir deyimle bitireyim; “ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.”

      • Arz- talep meselesi 🙂

        Piyada aranılan özelliklere sahip yazılımcıların neredeyse %90 ı alaylı. Yani her üniversitede olduğu gibi gaza gelip yazılım ya da bilgisayar mühendisliğine gidip sonunda ister istemez farklı sektörlere kayılıyor.

        Arz-Talep meselesine düz bir mantık ile bakarsak şu an Türkiye’de yaşanılması imkansız asgari ücretle 12 saat haftada 6 gün, gece ve gündüz insanlar çalışıyor.

        Yaşları ne olursa olsun. Her denileni yapmak zorundalar çünkü onların yerine o işi yapacak birileri her zaman var.

        100 tl nin 99 tl sinin 1 kişiye geri kalan 1 tl sinin 99 kişiye dağıtıldığı bir düzen bu.

        İşler tam tersine döndüğünde yani örnek olarak işveren 100.000 tl ye 1 ayda çıkardığı bir projede yazılımcısının yerine çalıştırabileceği bir yazılımcısı olduğu taktirde yazılımcıyı asgari ücrete çalıştırsın diyorsunuz 🙂

        Bu sorun sadece Türkiye’de değil dünya üzerinde bu şekilde.

        Hem sabahlara kadar zamanında yetişsin diye birileri sizin hayatınız boyunca yapamayacağınız bir işi yapacak, bunun için hakettiği bir maaşı, maaşı üzerinden yatmasını istediği bir sigortayı isteyecek ki devlet bunu mecbur kılmış, sizde bunu vermemek her ne olursa olsun yazıya bakıldığı zaman anlaşılacağı gibi asgari ücrete çalıştırayım yapmazsa başkası çalışsın mantığını oluşturmaya çalışacaksınız.

        Üzgünüm 🙂

        Yazılımcı gider kendi şirketini açar ne yapacağınızı şaşırırsınız.

        Çünkü onlar sizin hayal bile edemeyeceğiniz şeyleri gerçekleştiriyorlar.

        Sahi sizin hayaliniz kaç paralık?

  2. bu konu, enaz 18 aydır her şirketin ciddi bir problemi.

    benim bağladığım tek kaynak:
    bukadar melek, yatırımcı, vc, kuluçkacı, startupçı ortaya çıkıp, “hadi evladım, kendi işinizi kendiniz yapın, neden patron olmayasınızki?” derse, ortalıkta çalışacak personel kalmaz. Olanlarında egoları tavanda olur.

    hatta bir arkadaşım, sırf bu yüzden “çalışılmaz arkadaş bu Türk gençleri ile” diyerek, yazılım şirketini Bangladeş’e taşıdı. sonuçta ne oldu, bizde kiraladık bir Hintli bir yazılımcı, baktık işimize, gücümüze..

    özet olarak, iyi yazılımcının karaborsada kapanın elinde kaldığı bugünlerin enaz 3 sene daha devam edeceğini düşünüyorum. Bana göre mantıklı olan çare, altyapıdan adam yetiştirmek, stajyer diye alınan üniversite öğrencilerinin, kahvemi getirci olmamaları, patron tayfasının da personele köle muamelesinde bulunmamasıdır.

    belkide “stock-option” ları konuşmamızın vakti geldi.

    Cevapla
    • stock option türkiyeye uyar mı bilmem ama çalışanı şirkete bir şekilde bağlamak gerekli, yoksa iyi yazılımcı heyecanı biten projede durmak istemez.

      Cevapla
    • Mehmet Alptekin |

      Neden arkadaşınız Bangladeş 2 taşıdı firmasını? Yani Fransa, Almanya, ABD, Kanada değilde Bangladeş? Maaşları ucuz olduğu için mi?

      Cevapla
    • Osman Bey, demişsiniz ki:

      —-
      “bukadar melek, yatırımcı, vc, kuluçkacı, startupçı ortaya çıkıp, “hadi evladım, kendi işinizi kendiniz yapın, neden patron olmayasınızki?” derse, ortalıkta çalışacak personel kalmaz. Olanlarında egoları tavanda olur.”

      İyi de bundan size ne? İnsanlar size gelip mi soracaklar ben şirketimi kurarım kurmam diye?

      Bakın abicim, yazılımcı sizin şartlarınızı, şirketlerinizi, ücretlerinizi, davranışlarınızı beğenmiyor demek ki. Beğendiklerine gidiyor. Gerçekleri olduğu gibi kabul edersek hayatı daha iyi anlarız.

      Cevapla
    • Ulaş ARICAN |

      Tolga Bey, ağzınıza sağlık..

      Şu anda çalıştığım şirketten çok daha fazla ücret ödeyen ve teklifle gelen firmalar oldu. Ayrılmadım.. Yani o kadar da kadir kıymet bilmez, paracı değil efendim insanlar.. Çalışma ortamına, patronlarının ona yaklaşımına, rahatlığına da önem verir programcılar..

      Cevapla
  3. Türkiye bilgiye önem vermeyen bir ülke. Üniversitelerin de uzun bir süre daha piyasayı doyurabilecek seviyede kaliteli yazılım muhendisleri cikartabilecegini dusunmuyorum.

    Bu durumda en iyisi, lokasyon bagimsiz calisabilecek ekipler kurup sadece turkiyeye bakmamak. Donemsel calisma yapabilecek developer veya ekiplerle ortaklasa gelistirmk urunleri ve fiziksel olarak birlikteligi aza indirmek tek care…

    Cevapla
  4. yabancı oyuncu kontenjanının artması gerektiğine kesinlikle katılmıyorum. ben rahatça gidip adamların ülkesinden çalışamıyorsam onlara da ekstra kolaylık gösterilmesin.
    şirketlerde kazandıkları iyi parayı çalışanlarına yansıtsınlar. nice küçük yazılım şirketi 1500tl ye adam çalıştırıyor. sizce değeri bu mu olmalı. mesela ben bir ayda yaptığım işle eski şirkete 8bin tl kazandırırken maaşım 1400 tl idi. bende 5 ay çalıştım bıraktım iki katına yakın maaşa başka şirkete girdim. hala da ayda en az 3 kere iş görüşmesine çağıran oluyor, üstelik orta seviye bir kariyerim var.
    bu durumda sizin dediğiniz gibi olup yabancılar gelirse biz tekrar 2bin tl maaşa geri döneriz sonra diğer sektörlerdeki çinle rekabet edemiyoruz durumu bize de yansır ve bu ülkenin işsizlik oranı biraz daha artar. yeni yeni gelişmeye başlayan yazılım sektörünü de iyileştirelim derken taşeronluğa kaydırmış olurlar.

    Cevapla
    • Haluk Sayın |

      Abicim tamamda sen bir programcısın kabul et. O iş nasıl nerelerden ne şekilde alınıyor sen farkında mısın? Atıp tutmak kolay tabi. Kahveni lıp kodunu yazıyorsun oh mis. Sıkıysa dışardan iş almayı dene, alabilecek misin? Sanki yukarıdan hop kucağına düşüyormuş gibi konuşuyorsun.

      En zor iş patronun işidir. Sen yanlış yaparsın ama sorumluluk patrondadır. Piyasa kurtlar vadisi.

      Üç beş sürükle bırakla kendinizi kral zannetmeyin lütfen. Sıkıyorsa buyrun market sizi bekliyor 🙂

      Cevapla
      • “Kahveni alip kodunu yazarsin oh mis” evet cok kolaydi zaten, o kadar kolaysa kendin yapsan ya.

      • Sürükle bırak |

        Türkiyenin en büyük bankaların birinde kritik bir takımda görev almaktayım.

        sabah 8 akşam 8 standart çalışma süresi olarak belirledim kendime. mesaiye kaldığım dediğim zamanlar ise 11 yada 12 de ayrılıyorum buradan. öyle oturduğum yerden kod yazıp kurtulup gitme gibi bi durumumda yok.

        aldığım ücretten memlun değilim. yaptığım işin aynısı için yurt dışındaki bir bankadan buradan aldığım ücretin 2 katı teklif geldi. ailevi sebeplerden dolayı gidemedim.

        türk patronlar az para çok iş düşüncesinden dolayı yurt dışından yazılımcı getirelim diyorlar. evet her taraf hintli olsun. her şey ucuza gelsin hayat size güzel olsun.

        aldığım onca eğitimin onca tecrübemin ve yazdığım milyarlık kodların karşılığını almak tabikide istiyorum ve istiyeceğim.

      • Bazı arkadaşlar yazılımcının işinin zorluğuyla patronun işinin zorluğunu karşılaştırmış bunun üzerine bir kaç söz de ben etmek istedim.

        En zor iş patronun değil. En yorucu iş patronundur. Konuşmayı bilen herkes iyi kötü ticaret yapar. Ticarette konuşmayı bilmeyenler bile yolunu bulur.

        Patron dediğin adam sermayesiyle bi tekstil şirketi kurar ve 100 işçiyi çalıştırıp sırtından para kazanır. Evet evet “sırtından” diyorum. Onlara ekmek verdiğini ve lutfettiğini düşünüyorsa kimse zorlamıyor; vermesin. Hepsini çıkarıp işleri kendisi yapamaz mı yoksa? Belli ki yapamaz. Peki işçiler sayesinde para kazanan bu adam neden lutfettiğini düşünüyor ki? Sebebi çok açık: İşçi çok. “Ahmet olmaz, Mehmet olur. Hem de adamın çok ihtiyacı var daha ucuza çalışmaya bile razı…”

        Patronların, çok işçi bulunan piyasada ne kadar acımasız olabileceğini bariz gördüğümüz şu düzende, tüm bu drama filmi oynanırken, birden bir sektör doğar: INTERNET

        “Olamaz Ahmet’i zor bulduk ve Ahmet’in istekleri var. Üstüne Mehmet hiç yok! Ara ki Mehmet bulasın. İşte bulduk! Mehmet! O da ne Mehmet Ahmet’ten daha çok şey istiyor. Devlet bu işe el atmalı… Milyon dolarlar kazanabiliriz bu sektörden ama şu sürükle bırak işini bi türlü öğrenemedik, öğretemedik. Çok ileri görüşlüyüz ama gençler bizim kadar ileriyi göremiyor tabi. Görseler hepsi birden yazılımcı olurdu da biz de tekstil elemanı gibi sırtlarından para kazanırdık.”

        İşte meydan, işte kapital düzen. Bu sektör 10 yılda bu kadar gelişti. Sizin bu yakınmalarınız sonuç bulsa bile önünüzde en az 5 yıl var. Kolay gelsin. 🙂

        Hatayı yapmaya başladığınız yeri bulmanıza yardımcı olacak bir ipucu: Zamanında çalıştırdığınız o tekstil işçilerine ölmeyeceği kadar değil de çocuklarını okutup bilgisayar alabilecekleri kadar para verseydiniz belki şuan yazılımcı sıkıntınız olmazdı… 😉

        Not: Zar zor bi yazılımcı bulup onu da 6/9 çalıştırırsanız. Bir sonraki sene o yazılımcıyı çöpe atabilirsiniz. Yenisini alın, bit pazarında 2000 TL’den almayanı dövüyorlar nasılsa..

    • Katılıyorum, aynı kolaylıklar bize de çıksın, biz ABD ye çalışmaya gidelim, buradaki iş bilmez patronlar da hintliler le çalışsınlar, ki benim çalıştığım bir firma üç kuruş kar etmek için endonezya da ofis kurdu fakat hiç bir projeyi doğru dürüst yazdırmayı başaramadılar 😀

      Cevapla
  5. Kesinlikle.
    Yabancilarin artik Turkiye’ye, Istanbul’a geldiklerinde Taksim-Istiklal’deki gece hayatindan baska ozenecekleri farkli degerlere de sahip oldugumuzu gormeleri gerektigini dusunuyorum.
    Hem yazinin finalinde de ifade edildigi gibi, ilerde bu topraklardan disariya teknoloji ihraci yapmak gibi bir hedef varsa, yabanci iscilerin Turkiye’deki projelerin, girisimlerin yurt disindaki taninirliligina da katkisi olacagini goz ardi etmemek gerekir.

    Cevapla
  6. Çok anlamlı bir yazı olmamış, eleman ihtiyacımız var bulamıyoruz, bu ihtiyacı hızlı ve ucuz şekilde gidermemiz lazım görüşü dışında birşey ileri sürmüyor. Şirketlerin de artık üç kuruşa beş köfte devrinin geçtiğini anlamaları lazım. Hindistan gibi ucuz yazılım işgücü yaratan ülkelerin dışında, normal bir yazılımcı avrupada çalıştığı zaman direk yılda 30 iş günü izin, çalışma güvencesi, sağlıklı ve düzgün bir ortamda çalışma olanağına kavuşunca, neleri elde edebileceğini görüyor. Hamama giren terler, para vermek istemiyor ve adam bulamıyorsanız, şirketinizden hisse verme gibi opsiyonları devreye almayı deneyin. Aylar boyu istediğiniz nitelikte birisini bulamadıysanız, bu aynı zamanda yanlış şartlarda aradığınız anlamına da gelir.

    Cevapla
    • harika cevap. Hisse verin o zaman. o da işinize gelmiyor 🙂

      Cevapla
    • Kesinlikle katılıyorum Onur’a, beleşe adam çalıştırıp, tatile çıkarmadan etinden sütünden yararlanın daha sonra kravat ve kösele ayakkabının içerisine mahkum edin, eee tabii ki yazılımcılar kaçarlar. Google un ofisini bilmeyen kalmadı artık, aşın bu 80 lerin patron kimliğini, iyi şartlar sağlanırsa hiç kimse bir yere kaçmaz nice arkadaşım var 10 yılı geçmiş süredir firmalarda çalışıyor ama uygun firmayı bulana kadar en az 7-8 firma geziyorlar.

      Cevapla
      • şartları bilerek işe giriyorsunuz. Peki 3-5 ay sonra ayrılacağınız yere neden işe giriyorsunuz. Bu işveren’in hatası mı, çalışanın hatası mı ?

        Bence empati kurarak bir daha düşünün.

        şartlar bu bu uzun süre bizimle çalışırmısınız
        cevap: evet
        3 ay sonra:
        ben işten ayrılıyorum

        komik değil mi
        bu senaryoda zarar gören işveren olmuyormu?

      • “şartlar bu bu uzun süre bizimle çalışırmısınız”
        Bir yöneticinin sormaması gereken bir sorudur (eğer olağan dışı bir durum yoksa).
        Bu zamana kadar tanık olduğum bu gibi durumların nedeni:
        ya işi yeterince yerine getirilememesi ya yüksek ego ya da mobbingdir.

      • Şartları bile bile işe girme gibi bir durum yok bence ortada,

        burada fikir 90’ların iş veren mantığı, yani iş veren elemana yüksek vaadlerde bulunup asla gerçekleştirmiyor,
        personel ise son haddesine kadar dayanarak ardından işten ayrılma yoluna gidiyor.

        bir çok arkadaşım kendisine söz verilen sigortanın dahi yapılmadığı için işten ayrıldı.

      • GG “Şartları bilerek işe giriyorsunuz” cümlenizden şartların yetersiz olduğunu zaten sizde kabul ediyor gibisiniz :).

        Tabii ki herkez şartları bilerek giriyor (bazı firmalarda bu şartların bile sağlanmamasından bahsetmiyorum bile)kişiler ya tecrübe kazanmak yada geçici gözle bakarak o şartları kabul ediyor.

        Zaten bu kadar sirkülasyonun olduğu bir sektörde ki işverende bunu gayet iyi biliyor, neden hala şartları iyileştirmektense aynı şekilde devam etmek için direniyor? aslında sorgulanması gereken ve komik olan bence budur.

        Birde sizin “Şartlar bu bu uzun süre bizimle çalışırmısınız” dediğiniz kısımsa, zaten kendiyle çelişen bir cümle olmuş ki bunu soran patron, yetersiz koşullarda elemanları işe aldığını iyi biliyor demektir.

        Sonuçta herkez para için çalışıyor ve yaşamak için bir şekilde kazanmaya ve “evet” demeye başlaması gerek …

        patronlarında bunu bilmeyecek kadar saf olduğunu düşünmüyorum 🙂

      • Arkadaşlar (yazılımcılar) tüm yazdıklarınızı okudum. ne yazık ki vaadettiklerini yerine getirmeyen işverenler yüzünden…) aynı frekansı tutturmamız imkansıza yaklaşmış 🙂

        “şartlar bu bu” cümlesi kötü-olumsuz şartlar olarak algılanıyor. Bence sunduğumuz şartlar gayet güzel (kaldı şartların yeterli-yetersizliğini sorgulamıyorum ben)

        Benim işveren olarak yakındığım konu:
        iş görüşmesinde tüm olanaklarını, şartlarını, maaşını bilerek işe başlayan kişinin. Hiç bir şartlarda ve şirketteki deki pozisyonunda (görevlerinde) değişiklik olmadığı halde, zaten somut-net anlaşılan konulardan yakınarak anlamsız bir şekilde işi bırakıp gitmesi.

        aşağıda bir arkadaşın verdiği linkteki yazıdan ilgili kısmı copy-pass ediyorum.
        —————-
        iş değiştirmenin şirketler açısından maliyetini, risklerini ve projelere etkisini değerlendirelim;

        Bir kişi işten ayrılacağı zaman onun yerine birilerinin bulunması için gereken çalışan arama, mülakat ve işe alım süreci yatırımı,
        Yeni çalışanın yeni geldiği ortama adaptasyon süresi ve bu sürede aksayan işlerin maliyeti,
        Yeni çalışanın tam kapasiteye ulaşması için geçen süre.
        Burada ay bazında bir toplama yaptığımızda yaklaşık olarak bir çalışanın değişiminin, maaşa göre, şirkete 4 ila 8 aylık maaş gibi bir maliyeti olduğunu görüyoruz.
        —————-

        Sonuç olarak diyeceğim son cümle: Madem şartları, işveren tutumunu vs. o kadar eleştiriyorsunuz, neden o işe giriyorsunuz. İşveren’ler sunabildiği şartlarda çalışmayı isteyen çalışan arar, çalışanlarda çalışabileceği şartlarda iş aramalı. Ortada bir zorlama yoktur, görüşürsün, kabul edersin yada etmezsin. Ama kabul ediyorsan da sorumluluklarını bilip, yarı yolda bırakmamalısınız.(tekrar vurguluyorum, SSK ödemeyen, 3 ay sonra maaşın artacak diyip arttırmayan, mesai yok diyip mesai kaldırtan kısacası iş görüşmesinde adaya verdiği bilginin dışına çıkan firmadan ayrılmalardan bahsetmiyorum…)

      • Sayın GG,

        Şözleşme yapın o zaman 🙂

      • @hakan
        teşekkürler ama sözleşme ile de pek bir yere varamadık. Çalışan kişi ayrılmayı aklından geçirdiğini söyleyince zaten şirkette tutmanında pek bir anlamı kalmıyor. Güven kırılıyor, kişi isteksiz çalışmaya başlıyor, en güzeli yolları ayırmak oluyor. Ama tabi daha sert sözleşmeler yaparsak belkide ayrılmayı aklından geçirdiğini söylemeye cesaret edemez 🙂

    • Sevgili GG,

      Bu söyledikleriniz sizin şunları meşrulaştırdığınızı gösteriyor;

      – Sigorta yapmamak,
      – Bir işin tümünü tek bir adama yığmak
      – Elemanı 3 ayda işten soğutmak

      Hiç bir eleman durduk yere 3. ayda işten çıkmaz. Sigortanızı düzgün yapın, ihbar sürenizi kullanın. Bir işin tümünü tek bir adama yığmayın ki projeniz yarıda kesilmesin, zarar görmeyin.

      Cevapla
      • Sevgili ff

        bu söyledikleriniz sizin önyargılı olduğunuzu meşrulaştırıyor 🙂

        önerileriniz de yazdıklarınızı tam olarak uyguluyoruz zaten ama problemler devam ediyor. Çalışma ortamımızda, yaptığımız işte yada maaşta problem olduğunu hiç sanmıyorum.

        Mutlaka hatayı işveren’e yıkacak bir şey arıyorsanız size yardımcı olayim.

        “iş görüşmesinde doğru kişiyi seçmeyi beceremiyoruz :)”

      • @GG: eğer dedigin gibi düzgün bir maaş , insancıl şartlar vs. sunuyor olsa idin, hiç bir programcı bırakıp gitmezdi.

        başka bir firmaya gidiyorlarsa, yani elinde eleman tutmayı beceremiyorsan, demek ki sende var bir sorun.

        ad – adres verinde giden arkadaşlara bir soralım bakalım neden ayrılıyorlarmış.

        mazoist değil ya programcı denilen insan?

        yerinde mutlu ise, aldığı maaş tatminkar ise, neden bırakıp gitsin.

        bu konuya yazı yazan tüm işletmeler hep aynı modda. yok biz super iş imkanı saglıyoruz hikayeleri…

        geçiniz.

      • Sayin GG,

        Birakip gidenler nasil firmalara gittiler? Sizdeki kosullardan daha kötü yerlere gittilerse muhtemelen aptaldirlar ve evet, yanlis adam secmissiniz. Daha iyi kosullarin oldugu bir yere gecmislerse de zaten tartisacak bir sey yok.

  7. @Osman N. Hömek ‘in mesajı aslında sorunun temelini anlatmış. Türkiye’de her alanda olduğu gibi yazılım alanında da ucuz ve hamal personel isteniyor. Yorumunda dikkat edilirse arkadaşı şirketi Bangladeş’e taşıyor neden Bangladeş? Almanya, ABD değil de orası? Çünkü insanlar ucuz. Bu durumda nitelikten çok ucuzluk istendiği görünüyor. Bu gibi şahıslar olduğu sürece nitelikli yazılımcılar kendi yoluna devam edecektir.

    Unutmayın kötü patron işveren yapar adamı. Siz iyi şartlar sunun nitelikli yazılımcı sizi bulur merak etmeyin.

    Cevapla
    • iyi şartlar derken, yaşamsal fonksiyonlarımızı devam ettirebileceğimiz şartlar olsa yeter. haftanın 6 günü akşama kadar çalışan bir insanın yaşamaya vakti olur mu, kazandığını kullanmaya vakti olur mu? cumartesi çalışan bir insan bankaya, ptt’ye nezaman gidebilir? banka hesabı açtırmak için 5 aydır bekleyen bir arkadaşım var. izin almak istemiyor çünkü izin isteğini daha önemli durumlar için saklıyor. hesap açtıramadığı için de birçok şeyden mahrum kalıyor. bir yazılımcı cumartesi-pazar çalışmamalı. deneyin, çalıştırmayın aldığınız verim iki katına çıkacaktır.

      Cevapla
  8. Şirketlerin önce kendilerine bakmaları lazım!. Yazınız çok taraflı.

    Şirketler ciddi emek sömürüsü yapıyorlar, uzun çalışma saatleri, yetersiz izinler, düşük ücretler. Cumartesi günleri bile çalışma günü gösterilip yıllık izinden kesiliyor her yerde.

    enuygun.com ile görüştüğümde 09:00-18:30 arası çalıştıklarını öğrenmiştim. Neden sizce günlük yarım saat fazla çalışmalıyım eğer kaliteli bir yazılımcı isem. Peak games ile görüştüğümde cumartesi günleri de çalıştıklarını gördüm. Mynet cumartesi günlerini de çalışma gösterip izinden yiyor. Sahibinden de mesai asla bitmez. Gittigidiyor zam yapmazken sahibi ferrari alıyor.

    Önce sektör liderleri şapkalarını önlerine koyup artık sektörün büyüdüğünü, rekabetin arttığını, yazılımcıların fabrika işçisi mantığı ile çalıştırılamayacağını anlamak zorunda. İşte liberal ekonomi bu yüzden güzel bir model, arz talep dengesi budur. Sıkıştığınız yerde devletçi politikaları savunup, Cem Yılmaz’ın tabiriyle “Devlet bize tavşan bulsun” diyen sihirbazlara dönüşmemeniz gerekir.

    Ayrıca sektörde hala ciddi kaliteli yazılımcılar, fakat işverenler tüccar zihniyeti ile adam bulmaya çalışıyor. Ücretler uluslararası standartlara kavuşmadan, şartlar avrupa standartlarına gelmeden yazılımcı bulamamanızı diliyorum.

    Cevapla
    • webrazzi yorumlarına “beğen” tuşu istiyoruz!!1

      Cevapla
      • Özer Kırçak |

        Yazılara dislike, yorumlara like tuşu en kısa zamanda!

        Şu stajer yazar kadrosundan kurtulamadınız.

      • katılıyorum. böylece enuygun ve türevlerinin çalışılmaya değmeyecek yerler olduğunu anlamış da olduk.

        bir de şirketler genelde uzun süreli eleman aramalarından sonra işe aldıkları kalitesiz kişiye daha çok maaş verir. çoğu zaman o önceden kişinin pozisyonundan çalışan tecrübeli kişiden de çok.

    • bu yorum yazıdan daha güzel.
      bir projenin kar oranı kaç önce onu açıklasın şirketler.

      Cevapla
    • Çok vurmuşsun be şampiyon. Bir blog yazısı bekliyoruz artık 🙂

      Cevapla
    • bir begende benden.

      Cevapla
    • – Akşam 9-10 lara kadar çalıştır. 5 dk geç kalınca laf söyle.
      – Haftasonu çalıştır.
      – Bayramlarda, resmi tatil günlerinde çalıştır.
      – Mesai ücreti verme.
      – Asgari ücretten sigorta yap.
      – İlk 2 ay deneme ayı sigorta yok de.
      – İlk ay ısınma ayı yarım maaş gibi saçmalıklar söyle.
      – Ortalama 1500 TL maaş ver.
      paralar ver.
      – Yıllık izin 15 gün olsun ama izin kullanabilmek hayal olsun.
      – Hepsinin ötesinde çalışanına ve fikirlerine saygı duyma.

      Sonrada vay efendim sektörde adam yok, çalıştıracak eleman bulamıyoruz, vs. Bırakın bunları öncelikle işveren mantığını düzeltin sonra gerisi gelir.

      Cevapla
      • aynen müdür |

        Aynen müdür 1. – 2. işim birebir AYNI birebir… aynen dediğin gibi… maaş daha azdı tabi bide öyle bir durum var.. 3-4 sene önce.. şaka gibi yaaa

    • harika bir yorum, yazının önüne geçmiş.

      Cevapla
    • tebrikler üstad..harfi harfine sana katılmakla birlikte yazılımcı haklarına ihanet eden dinazor mantıklı yazılımcılara cevap bir blog açmanı şiddetle bekliyoruz..

      Cevapla
    • Yorumunuza istinaden İş Kanunu’nda önce 63. ve sonrasında da 46. maddelere bir bakmanızı öneririm. İş kanununa göre resmi olarak belirlenmiş bir tatil günü yoktur, sadece yedi günlük bir zaman diliminde kesintisiz 24 saatlik ücretli izin hakkı vardır. Bu da genel olarak Pazar günü olarak uygulanır. Yani Cumartesi günü aslında iş günüdür. Siz Cumartesi günü çalışmıyorsanız aslında bu işveren tarafından sağlanmış bir ayrıcalıktır.

      İş Kanunu madde 53’te görebileceğiniz gibi 1-5 sene arası çalışmış bir çalışanın ücretli izin hakkı 14 gündür. Bu 14 güne Cumartesi ve Pazar günleri de dahildir. Yani Cumartesi günleri aslında izinden sayılmıyor, zaten izne dahil.

      Son olarak 09:00 – 18:30 arası çalışan enuygun.com ile ilgili; eğer en az yarım saat yemek molası veriyorlarsa ve Cumartesi çalışmıyorlarsa haftada 45 saat çalışılıyor demektir ve bu da iş kanunu 63. madde’de belirlenen sınırlar içindedir.

      Hakkınızı savunmayın demiyorum ama önce haklarınızı iyi öğrenin.

      Cevapla
      • İş kanununa göre işçi arayanlar İş ve İşçi Bulma Kurumundan yardım istesinler. Bakalım kanun’u yapanlar derman olacak mı dertlerine.

      • Haklarımızı biliyoruz, nasıl savunacağımızı da.

        İş günleri üzerinden izinler hesaplanır. Ama şirket katakulli yapıp cumartesiyi de çalışılan gün gösterirse -hele cumartesi gerçekten çalışılıyorsa-, yıllık izinden cumartesileri de düşer.

        Haftalık 45 saat azami çalışma süresidir ve yüzlerce firmanın ipini çekmek Başbakanlık, Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanlığına verilecek dilekçelere bakar. Ve o dilekçeler bu küstahça yazılar yazıldıkça yaklaşıyor.

        Cumartesi çalışılması yasaya aykırı değildir ama 8X6 = 48 yapar. Siz bunu bilmiyorsunuz. Hatta günde 9 saat çalışıyorsa 9X6 = 54 yapar. Ve 45 saatin üzeri fazla mesai ücreti gerektirir. Mesai ücreti ödenmeyen yazılımcılar kızarlar. Ve yazılımcılar kızdıkları zaman çok tehlikeli olabilirler. Özellikle yasalar önünde haklarını savunan ve gerektiği yerde medya gücünü alan yazılımcılar çok tehlikelidir.

      • tabi canım, işinize gelince kanun şöyle, kanun böyle…

        peki, resmi tatillerde bile çalışandan, mesai yapmalarını beklerken kanun nerede?

        fazla mesailerde ömür çürütürken, kanuna bakıyor musunuz?

        çalışanlarınıza “asgari ücretten” ssk yatırırken ne yapıyorsunuz?

        böyle sürüsüyle giden bir liste var…
        gayet de iyi biliyorsunuz bunları.

        yazıya gelince, enucuz.com adı üzerinde, ucuza eleman bulmak için bu kadar uğraşmasa imiş, düzgün bir maaş ve düzgün çalışma şartları veriyor olsa, neden kalifiye bir yazılımcı orada işe başlamasın?

        ama amaç o degil, amaç hem en düzgünü olsun, hem en tecrübelisi olsun, hem en çalışkanı olsun amaaa… hemde ucuz mu ucuz olsun…

        1 günlük elde ettiğiniz karın bilmem kaçta birini bile yazılımcıya çok görürseniz, elbette düzgün birini bulamazsınız.

        bulduklarınızda, sizden daha iyi teklif sunan yeri bulur bulmaz gideceklerdir.

        siz aptal değilsiniz,
        çalışanlarınızda değil.

      • @Anıl; kızan yazılımcıların daha başka neler yaptıklarını da hatırlatmak gerekiyor bunlara aslında. mynet’in anasayfasına nolmuştu sahi bir zamanlar, o gün ne kadar zarar etmişti mynet kopukluk yüzünden merak ediyorum doğrusu…

    • Durum daha iyi anlatılamazdı

      Cevapla
    • Yazının önüne geçen harika bir yorum olmuş,
      iş yine dönüp dolaşıp,
      pamuk ovasında ucuza amale arayan zihniyetteki patronlara geliyor.

      Cevapla
    • Yazı içinde yazı 🙂 Tebrikler. Okuma zahmetine girerler mi bilmiyorum, ama sektör için bir orta yol var bu yorumlarda. Makalenin ise sadece “devlet vizyonu” gerekliliği kısmına katılacağım.

      Cevapla
    • bu yorumlara like yanında retweet/share filan da lazım.

      işten kazandığını ferrariye değil işten kazandığını işe veren, elemanlarının eğitimine ve yaşam standartlarını geliştirmeye veren patron ithal edilse sorunun çözümüne katkı olabilir.

      Cevapla
  9. Mahmut Yıldırım |

    Çağlar Bey,
    Yazınızı okuyunca, sizinle görüşmeye gelmiş biri olarak, diyebilirim ki ölü fiyat vererek en uzman kişilerle çalışmak gibi kapitalist mantığın zirvesindesiniz. Haklı olarak da ucuz iş gücü peşindesiniz.
    Hintlilerle çalışmak isterseniz buraya getirmenize gerek yok. Oradan iş yaptırabilirsiniz. Ancak Türkiye köle pazarı değildir ve olmamalıdır. Herkes biliyor ki, Almanya’ya giden vakti gelip vizesi bitince geri gönderilir. Ama Türkiyeye gelen asla kendi istemedikçe geri gönderilemez.

    Girişimciliğin önünün açık olması, developerların öz güvenlerini yerine getirdi. Doğru. Bundan rahatsızlık duymak niye?

    Kalifiye eleman ihtiyacı hissediyorsanız, bir çok kurs var, açarsınız hızlandırılmış kurslar, hem eğitim veririsiniz hem eleman yetiştirirsiniz. Tecrübe arıyorsanız bunun bir maliyeti var. Developer olan developer kalmak zorunda değil.

    Cevapla
  10. Bende 2 sene önce güzel teklifler aldigim icin Almanya’ya geldim. Caglar Erol ile ayni okul ve bölüm mezunuyuz ve onun gectigi tüm yollardan gectim herhalde. Yalniz bir de söyle bir durum var, ben buradaki 4300 euro net maasimi birakip neden Türkiye’ye geleyim. Ayni maasi hangi firma yazlimcisina verir. 2 sene icinde Türkiye’den bir ev aldim burda arabam 2011 BMW. Türkiye’de bunun yüzde kacini bana hangi sirket saglayacak. Java Developer’lar Türkiye’de ne kadar maas alir? En iyisi 5000 alsin. Benim hayat standartimla kiyaslanabilir bir hayat sürebilecek mi? Günde 8 saat calisirim, yilda 6 hafta iznim vardir, hasta oldugumda patronlar yüzüme dik dik bakmaz ve ben isten atilmamak yada kötü imaj yaratmamak icin ise gitmek zorunda kalmam, isten cikarilsam issizlik maasim vardir, hergün onlarca firmadan is teklifi alirim Xing üzerinden yani secme sansim coktur. Burada insana tek dokunan vatan hasretidir, gerisi kaymak kebaptir. Yani sizin aradiginiz o yazilimcilar Türkiye’de ki patron, isci iliskisi, is kosullari ve hayat endisesiyle solugu buralarda aliyor. Isin özeti Türkiye’de ki ekonomi, isci haklari vs düzelmedikce bizlerden hayir yok Türk sirketlerine.

    Cevapla
    • Hocam bende Almanya’dayım sizinle nasıl iletişime geçebilirim. Saygılar..

      Cevapla
    • söylediklerinize katılıyorum, anlattıklarınız tam hayalim 🙂 (bmw dahil 5.20d 43bin€)
      malesef istanbulda kalmak zorundayım.

      Cevapla
    • tam yorum yazmaya hazırlanıyordum ki yorumunuzu gördüm, yazmaya gerek duymuyorum.

      altına imza atabilsem atardım 🙂

      Cevapla
    • Ya yani yaziyi okudum insan zanneder ki Türkiye de bu isi bilen yok sen ver bakalim isciye yüksek bi maas kralini alirsin.

      Kapitalist sistemde yani Patron sanki cok maas veriyor isci daha fazla istiyor az is yapiyor gibi bi olay olabilir mi ?

      bende Almanyadayim. Sevket arkadas cok iyi yazmis neden geliyim demis hakli bende ayni konumdayim! hee sen bana Almanyanin sagladigi olanaklari saglarsin sana süper bir is gücü saglarim.

      yani yazi öyle bir yazi olmus ki isyankarlik sezdim. Söyledin yazilimciya ne kadar para verdigini bunu tartisalim!

      Cevapla
  11. osman ayhan |

    Melek Yatırımcılar,Girişim sermayeleri, buldukları fikirlerle milyonları kazanmayı hedeflerken, bu hayallerini, kağıt üzerinden production’a geçirecek olan kişilere karşı biraz daha “adil” davranırsa bence bu sorun ortadan kalkar.
    Türkiye’nin en büyük kariyer sitesindeki IT iş ilanlarına bir göz atın.Hepsindeki ortak 2-3 cümleler:

    “Esnek Çalışma saatlerine yatkın”
    “Askerliğini tamamlamış”
    “X,Y,Z programlama dillerinde en az 3 yıl geliştirme yapmış” (Bu arada Dil piyasaya çıkalı 3 yıl olmuştur zaten)
    “X SQL’i çok iyi derecede bilen”
    “Ekip yonetebilen”
    “Sistem yonetimine hakim”

    Ve bu böyle gider…Suyunu çıkarmak istediğiniz ve size milyonları kazandırmasını istediğiniz (“yooo suyunu çıkarmak gibi bir niyetimiz yok” denilecektir) , sıradan beklentileriniz olmadığı, sıradan işler yaptırmadığınız kişilere sıradan ücretler ödemeyin.

    Çuvaldızı batırma zamanı geldi bence. Eğer piyasada çalışan bunca IT’ci neden sadakat ve şirket bağlılığı düşük diye soruluyorsa, bunu arttırmak için, şirket yoneticileri neler yapıyor önce buna bakmak gerekir.

    IT sektöründe çalışan kişiler en azından ortalama seviyede IQ ve EQ sahibi kişilerdir. Makul ücretler ödenir, kişisel gelişimi sağlanır, career path’i çizilir ve bunlar baştan konuşulursa bu iş sözleşmeye bile bağlanabilir.

    Tabi ki piyasada sorumsuz, ürettiği kodu %80’i buggy olan, burnu havada bir dolu yazılımcı var. Ama bunlarla işinin ehli kişileri ayırıp, işinin ehline de uygun ücreti vermek şirket “Yöneticilerinin” elinde bence…

    Ferrari istiyorum ama 35.000 lira param var derseniz, o Ferrari’yi en fazla 2 aylığına kiralarsınız…

    Cevapla
  12. Yazılımcı bulamama konusunun haricinde şirketler için ciddi bir problem daha var.

    Yakın bir zamanda ssk ödemeyen, asgari ücret üzerinden maaş yatıran, mesai ücreti ödemeyen, haftalık maksimum çalışma süresi (47 saat) aşan firmaları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına şikatet etmeyi planlıyoruz.

    İşte bayram o zaman başlayacak. Bildiğim kadarıyla yasalara uyan tek bir yazılım firması yok. Yazılımcılar ilk mesai ücretlerini aldıkları gün tekrar görüşmek üzere.

    Cevapla
    • Bu zamana kadar “şikayet etme” gibi bir tavır takınmamamızın yegane sebebi “developer naifliği” dediğimiz olay. Ama günün sonunda, naif developer’lardan çok güzel sith-lordu çıkaran bu sektör, bunu hakediyor. Destekçinim.

      Sadece bu korku bile, Türkiye’deki bilişim sektörünü 3 sene ileri götürür!

      Dinsin artık developer’ın göz yaşları.

      Cevapla
    • Bu arada mesai ödememek nasıl bir kültürün getirisidir.Çalışacağı mve para alamayacağım.İş verenler önce bunları düzeltmeli!

      Cevapla
    • Galiba ilk şikayet edilecek firma belli gibi. Bakalım birkaç şikayetten sonra bu firmaya nasıl ve denetim yapılır ve sonrasında burda artık nasıl bir yazı paylaşırlar merak konusu

      Cevapla
  13. Bir yazılımcı olarak Türkiye’de özellikle PHP ve Opensource Geliştiricilerin sorunlarını dinlemeden, iş verenlerin bu konuda yargılayıcı olmaları anlamsız geliyor bana.

    Türkiyede firmalar yıllardır yazılıma yatırım yeterli yatırımı yapmadılar. Sigortasız, freelance – part-time projelerle, dünya standartlarının çok altında bütçelerle iş yaptırmaya alıştılar.
    Internet dünyada tüm sektörler için büyük bir reklam ve gelir kalemi olmaya başlayınca, bütün firmalar internet siteleri, e-ticaret projeleri, yazılımlarını internete çekmeye başladılar ve reklam bütçelerini internete kaydırmaya başladılar. Dolayısıyla piyasada kalan yazılımcılar kapışılmaya başlandı.

    Uluslarası firmalar Türkiyeye gelmeye başlayınca(Bkz Rocket Internet Örneği) yurtdışı standartlarına yakın çalışma koşulları ve maaş vermeye başladılar, tam yatan sigorta, özel sağlık sigortası, eğlenceli bir ofis ortamı gibi konular sundular ve piyasadaki iyi adamları etraflarına topladılar.

    Dolayısıyla orta ve büyümeye odaklı firmaların finanse edebilecekleri developerlar ya yurtdışına ya da iyi koşullardaki firmaları tercih eder oldu.

    Diğer grup ise kendi projelerini, kendi şirketlerini kurmak isteyen seniorlardan oluşuyor. “Yıllardır milleti zengin ettik, 40 yaşından sonra kim kod yazacak, hele ki emekliliğin 65 olduğu bir ülkede…” inanışı herkesi kapsamaya başladı. internet yazılımcılığının altın anahtar değerinde olduğu bir dönemde ister yatırımcılı ister yatırımcısız, internet projelerinden para kazanmak daha kolay olmaya başladı. dolayısıyla herkes kendi yolunu çizmeye başladı.

    ben sormak istiyorum, madem yıllar boyunca şirketinizin bel kemiği yazılımı için adam bulmakta zorlanıyorsunuz, madem bütçeniz yetmiyor, o zaman ortaklık, belirli hisseler ya da proje bazlı kâr ortaklığı önerebilirsiniz. böylelikle hem yazılımcının işlere odaklanmasını sağlar, hem uzun süreli kalmasını sağlar, hem de eğer büyüme hedefiniz varsa bir CTO yetiştirmiş olursunuz.

    O kadar güzel ofisler yapıyorsunuz ki, milyon dolarlara mal oluyor, emin olun o yazılımcıların hiçbirinin evinde o masalardan bir tane yoktur. ama o ofislere gelmek yerine, evde oturmayı ufak işlerle hayatlarını devam etmeyi tercih eder oldular. ne de olsa şu fani dünyada sürekli “başkasını” zengin edip, saç ağırtmanın manası da çok yoktur. 🙂

    Cevapla
  14. muzaffer tarım |

    çok güzel bir konuya değinmissiniz. Ben bilişim sektöründe man,wan,lan hizmet sağlayıcılarında, enerji sektöründe yer alan önder firmalarda elektrik dağıtım şebeke izleme ve satış tahsilat sistemi yazılım projesi hazıryan, bir çok yazılımda ERP uygulaması yapan ve tüm departmanlarla aynı dili konusabilen nitelikli bir personelim. Fakat iş bulamıyorum. Çünkü görüştüğüm firmalar ön yargılı davranıyorlar. boylece kalifiye personeller outsource hizmet veren firmalarda düşük ücretlerle köreliyor.

    Cevapla
  15. Yazıyı okuyunca kesinlikle empati yapılmadığını net olarak anlayabildim. Yazılımcı tarafından size durumu gösterebilmek adına yorum yazayım diyordum ki yazıla yorumların zaten yeterli olduğunu gördüm. Yazanların eline sağlık, Çağlar Bey’de okuyarak nerede yanlış yaptığını anlar umarım.

    Cevapla
  16. Selamlar. Öncelikle yazı çok taraflı. Yazılımcılar iyi maaş almalı deniliyor yazıda ama bence hala hakettiği parayı vermiyorlar.

    İyi adamın istediği maaşı verip bunu ona garanti ederseni iyi adam gelir.

    Aksi takdir de hem sizin istediğniiz paraya çalışacak, hem günün 24 saati arayabileceksiniz, hem yazılımcının kendine kalan zamanlarda proje bağımsız proje geliştirmesini engelleyeceksiniz.

    Böyle olursa “iyi” developer bulmanız tabii ki zorlaşır.

    Saygılar…

    Cevapla
  17. piyasada yazılımcılar ne alıyor linkten fikir sahibi olabilirsiniz.
    http://iskolig.com/salary/search/?emp=&pos=yaz%C4%B1l%C4%B1m

    E-business işinde yazılımcılar çok önemli olmasına rağmen diğer birimlerle kıyaslanınca ücretleri oldukça düşük.

    Cevapla
  18. firmanızda kaç stajyer var ve ne kadarını gerçek projelere kanalize ediyorsunuz? eğer varsa ne kadar ücret ödüyorsunuz? Ayrıca üni. bitirme projelerine danışmanlık veya finansman desteği sağlıyormusunuz? kıdemli yazılımcınız egoları tavan yapmış bir arkadaşımız mı? esnek çalışma saatleriniz yanlımıdır? ben saat 10:00 da gelebilirmiyim mesela:) yoksa 8:30 da gelip gece 23:00 damı çıkarım? diyelim ki kaldım mesai ücretimi verirmisiniz? yılda en azından kesintisiz 2 hafta izne ayrılabilirmiyim? yurt içi ve yurt dışı etkinliklere katılmama imkan sağlıyormusunuz?

    ben kafa patlatayım, kendimi geliştirmek için cebimden parasını ödeyip kursa gideyim, etkinliklere katılayım ailem ile geçireceğim zamandan feragat edeyim. sonra bana 2000 tl maaş versinler. yok ya :))

    yurt dışında varsa böyle arkadaşlar buyursun gelsin…

    Cevapla
    • +1 aynen öyle,kendi geliştirme ve aile ile zaman geçirme konusunda size katılıyorum. Bu geçici bir durumda değil, her yeni çıkan teknolojide aynı durum kendisini tekrarlıyor.

      Cevapla
  19. Hakan Güldün |

    Webrazzi gibi bir sitenin böyle taraflı bir yazı koyması çok üzücü. Siz bari yapmayın bunu. Adam resmen ucuz olsun, fazla yakmasın, tatilde yapmasın ama çok zeki çok bilgili olsun diye iş ilanıvari bir yazı yazmış ve sizde bunu yayınlıyorsunuz. Bide gelmiş bizim arkadaş bangladeşten eleman alıyor diyor. Gidip oradan alsın, orada ofis açsın, orada işçileri çalıştırsın. Hayıflanmasına gerek yok ülkemiz sağolsun birçok ülkeye artık vizesiz. İstediği gibi gidebilir, ofis açabilir.

    Cevapla
  20. Yazılımcı arkadaşların hiç suçu yok. Asgari ücrete yazılımcı arkadaşları çalıştırmaya çalışanlar görüyorum. Tezgahtarlık yapsa 2 katı kazanır.

    Sadece hit kelimelerden oluşan bir blog sitesi açsa reklamlardan o kadar kazanır.

    Ne yapsın peki şimdi bu arkadaşlar. Sanki yazılımcı yokmuş yetişmiyormuş gibi birde dert yanıyoruz. Hakedileni verecekseniz ben 10 eleman göndereyim size.

    Sıkıntı eleman yetişmemesi değil, tamamen duygusal.

    Cevapla
  21. Selamlar,

    Yıldız Teknikte ve Nişantaşı MYO’da yarı zamanlı Öğr. Gör. olarak çalışıyorum.
    PHP ve MySQL konularında İnternet Programcılığı dersini veriyorum.

    Bugune kadar hiçbir firma okula gelip, “bize yazilimci lazim nasıl yapariz, nasil ederiz, ortak bir program cikartalim, arkadaşları yonlendirelim, firmaya gelsinler biz de öğretelim” vs vs demedi.

    Hangi firma TR’de herhangi bir üniversiye ile irtibata geçip ortak bir fayda sağlama peşine gitti, var mı örneği?
    Çağlar Bey hiç bir üniversite ile bu konuda görüştü mü acaba?

    Şimdi de yurtdişindan yazilimci getirelim gibi bir fikir var ortada. Bunu dile getirmedeki amaç bence tek yönlu olarak ucuza çalışacak eleman bulmaktan başka bişey değil.

    Devletten yardım beklemek boşuna bir bekleyiş olacak. Burda sektör firmalarına çok görev düşüyor. Güzel bir örnegi de var TART. Tart her yaz kendi yaz okulunu acıyor, ücretsiz. ders kıvamında anlatıyor gösteriyor paylaşıyor, başarılı olanları kurs bitiminde işe alıyor.

    Uzun lafın kısası, “yazılımcı bulamıyoruz” yakarışının ana kaynağı yazılımcıya değer vermeyen, maaş vermeyen, ssk yaptırmayan, gece gündüz çalıştıran sektor firmalarıdır.

    Cevapla
    • Ayhan Bey, Yıldız Teknik dahil bir çok üniversitenin ilgili departmanlarıyla defalarca iletişime geçtik, ve ihtiyaçlarımızdan sözettik. Bugüne kadar Yıldız Teknik dahil hiç bir üniversiteden bize bu konularda (ihtiyacımızla ilgili bir duyuruyu panoya asmanın dışında) bir destek gelmedi. Panoya asılan duyurulardan da tek bir başvuru dahi almadık.

      Son cümleniz bizim için kesinlikle geçerli değil; bilmeden kesin yargıda bulunmuşsunuz, bir akademisyenin yapmaması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum.

      Cevapla
      • Yanlış bir geliştirme süreci takip ettiğinizi söyleyebilirim. Siz programcı arıyorsunuz ama gidip Bilgisayar Mühendisliği ile görüşüyorsunuz. Almanız gereken kişi hocamın ders verdiği talebelerden mezun olanlardan bir ya da bir kaçı. Bence 3 MYO mezununu alsanız 2 aylık deneme süresi içinde asıl iş yaptırmayıp(malum deneme süresi) iyi PHP kodu nasıl yazılır siz nasıl çalışıyorsunuz iş nasıl ilerliyor şeklinde firma yapınızı deneyerek görseler zaten 1 tanesi sizin istediğiniz düzeyde kod yazan kişi haline gelecektir. 10 kiloluk torbayı kaldırmak için forklift isterseniz ve forklift masraflarından yakınırsanız bir yere varamazsınız.

      • sektor + okul işbirliğini ben çok önemsiyorum.

        bu sadece “bize eleman gonderin, adam lazim” şeklinde olmamalı. (bunun altında stajer gibi başlatırım 850-1.000 liraya çaliştiririm firki yatıyor.)

        ben GG’de çalışırken üniversite kütüphanesine en son cıkan tüm internet programcılığı kitaplarını hediye etmiştik.(php,java,html,css,as…vs)
        kaç firma/yatırımcı bunu yapıyor?

        ben hiçbir okulda bu son teknoloji acik kaynak labaratuarı “abc.com” un katkıları ile yapılandırılmıştır tabelası göremedim.

        kaç tane firmanin it yoneticileri üniversiteler ile irtibat halinde?

        kaç yonetici o değerli zamanını ayırıp genc arkadaşlara “yazılımcı olun memleketin ihtiyaci var” konuşması yaptı?

        biz çözümü kendi içimizde arayalım.
        devlet bize yardim etsin, yazılımcı ithal edelim soylenişi havada kalır, kimseye fayda sağlamaz.

      • unutuğum bir konu daha var;

        sektorde kendi cabalari ile it kitabi yazan arkadaşlar da var. oyle cok karli bir iş de değil.

        firmalar neden bu kitaplara sponsor olmuyor?
        it kitabi yazilmasini neden tesvik etmiyor?
        neden yayin evleri ile irtibat halinde degiller?

        kac tane firmanin kendi içinde kütüphanesi var ve kaçı it kitapları basan yayin evleri ile anlaşmalı “çıkan tüm kitaplari bize gonder, personelimi kitaba boğayım”.

        yani konu cok boyutlu.
        herşeyin başi eğitim.

        milyon dolarlarım olsa ben bunları yapardım, devlet bana yardim etsin demezdim.

    • Kesinlikle katiliyorum. Is verenler Universitelerin sektorun ihtiyaclarini karsilamadigini soyluyor ancak Bilgisayar Muhendisi yetistirmekle yazilimci yetistirmek arasinda buyuk bir fark var. Bu noktada is verenler deneyimli eleman bulmak yerine eleman yetistirme yoluna gitmeli. Biz de Inomera Ar-Ge olarak her sene yaz okulu acarak kendi elemanimizi yetistirme yoluna gidiyoruz. 2 hafta suren yogun egitimden sonra 2 ay staj yapan arkadaslarimizin buyuk kismini ise aliyoruz. Su anki yazilimci ekibimizin cogu da 7 senedir duzenledigimiz bu program sonucu bize katilan muhendisler.

      Cevapla
  22. Türkiyede çok sayıda kaliteli yazılımcı/tasarımcı var. Çok tecrübeliler veya çok ucuza çalışanlar da var.
    Fakat sizin beklediğiniz gibi hem kaliteli, hem ucuz hem de günde 20 saat çalışanından maalesef yok. Yurtdışından yazılımcı getirmek de işinizi görmeyecektir çünkü yurtdışında da yok.
    Sizlerin bu beklentileri yüzünden tüm tecrübeli arkadaşlar Finans/Telekom firmalarının güvenli çatıları altına sığınıp, hamallık gerektiren işleri de Hintli Out-Source kadrolara yaptırarak yaşıyoruz.

    Tecrübeli yazılımcılar bu tecrübeyi gösterebilecekleri projelerde yer almak isterler. Fakat Türk patron yapısı buna izin vermez. Türk patronlar CSS bilir front-end developera müdahale eder, yazılım bilir tüm mimariye karışır, sanattan anlar tasarımda kendi izlerini bırakır.

    Bence devlet yurtdışından yazılımcı girişi yerine Avrupa ve Amerikadan gelecek yatırımların önünü açsın. Biz de kapalı kaldığımız bankalardan çıkıp startuplarda çalışalım.

    Cevapla
  23. Yakın zamanda aylarca iş aramış birisi olarak söylüyorum: Böyle bir kriz yok. Türkiye’de işsizlik sorunu var. Nitelikli iş sorunu var.

    İnsan Kaynakları ve işe yerleştirme sistemleri hatalı. İKcılar genelde ne anlama geldiğini bile bilmedikleri anahtar kelimelerden ve şişirilmiş görev tanımlarından yola çıkıyorlar ve haliyle uygun aday bulamıyorlar. Çatalla çorba içmeye çalışmak gibi bir durum var aslında.

    Uzman yazılımcı, deneyimli phpci, superstar coder falan aramadan önce bu tanımlamaların bir karşılığı veya anlamı var mı bakmak gerekiyor. Roket bilimi yamıyorsunuz, bir karşılaştırma sitesi yapıyorsunuz. Büyük olasılıkla düşük maaş verecek ve sosyal haklar konusunda tipik bir Türk şirketi gibi hareket edeceksiniz. PHP kolay öğrenilen ve en az uzmanlık gerekiren teknolojilerden biri. “Uzman yazılımcı” değil biraz hevesli bir lise öğrencisini işe alsanız yeter. 6 ayda size superstar coder olur. 4 ayrı IK şirketine harcadığınız para zaman ve emek de cebinize kalır.

    Türkiye’de işlerin niteliği düşük ve çalışma şartları kötü. Sorun varsa burada aramak gerek. Neyle neyi satın almaya çalışıyorsunuz ona bakmak gerek.

    Büyüyen bir ekonomi olarak her sektörde yazılımcıya, mühendise vs. maksimum ihtiyacımız olduğu doğru. Böyle olsaydı arz talep dengesi gereği bu mesleklerin kıymete binmesi, el üstünde tutulması gerekirdi. Oysa ucuz işgücü, hatta neredeyse hammadde, yedek parça muamelesi yapılıyor. İstenen bulunamayınca da suç yine çalışanlara atılıyor.

    Cevapla
  24. Yazinizin ciddi derecede tek tarafli olarak yazilmis oldugunu dusunuyorum.

    Sirketlerin, kulturlerini olusturan calisanlarina “bize yazilimci mi yok” mantigi ile yaklasmayi birakmasi gerekiyor oncelikle. O techcrunch’ta gorup, ne guzel is yapiyor adamlar ya, Turkiye’de boyle yazilimci yok ki boyle is yapalim dediginiz sirketlerin nasil yonetildigini inceleyin isterseniz.

    Oncelikli gozlemim, herhangi bir ortaklik olmamasina ragmen bir cok sirketin, calisanlarina “birlikte kazaniyoruz” gibi yalanlar soylemesi. Birlikte falan kazanmiyoruz, sirketler sahiplerinindir, insanlardan, sizin aldiginiz son model arabanin borcunu odeyebilmeniz icin gece gunduz calismalarini beklemenin herhangi etik bir yonu bulunmuyor.

    Bir diger nokta maas konusu, nedendir bilinmez, yine herhangi bir ortaklik olmamasina ragmen turkiye’de startup oldugunu iddaa eden sirketlerin buyuk bir cogunlugu, startup olduklari bahanesi ardina siginarak insanlari hak ettiklerinin cok daha altinda ucretlerde calistirmak istiyorlar, ustelik bu fedakarligin, stock option v.b belirli bir sure sonucunda edineceginiz bir karsiligi da yokken. Girisimciler, bulamadiklarini iddaa ettikleri developerlarini suclamadan once biraz sapkayi onlerine koyup dusunmeliler bence.

    Sirketinize calisan almak, pazardan karpuz almak gibi birsey degildir. Bir insan, teknik yeterlilikleri ne kadar yuksek olursa olsun, sizin yaptiginiz ise, yapis seklinize, kurum kulturunuze uyum sagliyamiyorsa, boyle insanlari ekibe almak bile bile ladesten baska birsey degil. Tam tersi, JR ise aldiginiz insanlar icinde gecerli. Bu konuda eTohum’da Berk Demir’in yapmis oldugu bir konusma, Vimeo’da mevcut, vakit ayirip izlerseniz guzel seyler ogrenebilirsiniz.

    Universitelerden cikan calisanlarin bir cogunun bos oldugu elestrisine katilabilirim. Ancak burada da yine sirketlerin ihmal ettigi seyler yok degil. Silikon vadisinde, sirketlerin bircogunun intern olarak aldiklari kisilere, gercek isler verip, gercek bir calisana yakin odeme yaptigini gozden kaciriyorsunuz. Sonrasinda bu insanlarda okurken part-time yada full time olarak bu sirketlerde devam ediyorlar ve zaten icinde olduklari bir ise, mezun olduklarinda da devam ediyorlar. Bircogunuzun yaptiginin aksine, stajyer demek, hem ivir zivir is yaptirabileceginiz, hem de ucretsiz calistirabileceginiz adam demek degil.

    Son olarak, tum yazi boyunca sorun olarak belirttiginiz seylerin hic birisinin cozumu, yurt disindan adam getirtmek degil. Benglades, Hindistan yada herhangi bir ulke buralardan topluca developer getirip, Turkiye’de bulamadiginizi iddaa ettiginiz developerlarin yerine koymayi cozum olarak dusunmek, buradaki insanlara “madem benim verdigim parayi, imkani begenmiyorsun. al bende dunyanin bi ucundan, bu paraya calisacak adam bulur onu calistiririm, sen de ac kalirsin” demek oluyor, ki yine calisanlara deger vermek noktasina donuyoruz.

    Oncelikle kafalarin biraz degismesi gerekiyor.. O Hindistantan’da, Benglades’te “ucuza” calisan insanlar, Turkiyeye geldiklerinde ayni fiyatlara calismayacaklardir emin olun.. Insanlardan ve hayatlarindan bahsediyoruz, kimse siz zengin olacaksiniz diye, sacma sapan bir evde, sacma sapan sartlarda yasamak istemez.

    Cevapla
    • Hindistan’ın kalitelileri zaten Avrupa ve Amerika’ya çalışmaya gidiyorlar, muhtemelen şartlar Türkiye’de değişmezse oranın da kalitesiz adamlarını getirebilir bu sektör. Belki de öylesi daha iyi olur, çünkü bir musibet bin nasihattan iyidir. Patronlar işler ne kadar geç yapılırsa, ne kadar çok para kaybederlerse yazılımcılara o kadar değer vermeye başlayacaklar.

      Cevapla
  25. Üniversitelerimizin bilgi birikimi nedir ki sektöre yönelik adam geliştirsin? Bugün akademik eğitim veren hocalarımız, profesörlerimiz sektöre yönelik ne kadar bilgiye sahipler sizce? Dünya, PHP’den Python’a ve Ruby’e hatta JavaScript’e kayıyorken bugün iyi üniversitelerde hala .Net ve Java, daha az iyi olanlarda ise Pascal, Cobol vb. öğretilmiyor mu bu ülkede? sqlite3 kullanan kaç kişi var ve neden herkes MySQL, PostgreSQL kullanıyor? Neden her girişim mongodb kullanmak yerine CouchDB ya da Cassandra kullanmıyor? Çünkü bunlar eğitimle gelmiyor. Kulaktan dolma bilgilerle herkes analiz etmeden duyduğunu iyi zannederek bir şeyler yapmaya çaba sarfediyor. Kaliteli gibi görünen, patlayacak gibi görünen ama aslında bir balon olan sektörümüz bana göre içler acısı bir halde.

    Son dönemde özellikle mantar gibi dijital ajans açılıyor ve bunların tüm projeleri de kısa dönemli oluyor. Kalıcı uygulamalar geliştiren, tüm dünyaca bilinen malum girişimlerimiz dışında projeler üretebilen kaç şirket var? Yok.

    Tabii işin bir de maaş boyutu var. Dünyada yazılımcılar yıllık 100k bandına dayanmış hatta geçerken Türkiye’de hala 36k bandı üst limit durumunda. Şanslı olanları ya da gerçekten iyi olup fazlasını alanlara lafım yok tabii. Az maaş verip çok iş yaptırmaya çalışan; sizi doğru bir ekiple senkronize etmeyen; ne istediğini bilmeyen müşterileri iyi yönetemeyip stresi size bindiren yöneticiler de cabası.

    Piyasanın üstünde maaş vermeye çalışan iyi niyetli şirketlerin, devletin vergi teröründen korunmak için vergi kaçırmaya yönelmesi de tartışılması gereken bir diğer konu.

    Tüm bu saydıklarım birleşince Türkiye’de bu işlerin gerçekleşmesi zor gibi görünüyor. Zamanla düzelir belki ama bu esnada “yine” atı alan Üsküdar’ı geçmiş olacak.

    Cevapla
    • “Piyasanın üstünde maaş vermeye çalışan iyi niyetli şirketlerin, devletin vergi teröründen korunmak için vergi kaçırmaya yönelmesi de tartışılması gereken bir diğer konu.”

      “Aslında bunun tartışılacak bir yönü yok” diyerek tartışmayı başlatayım.

      Vergiler, Türkiye’de olduğu kadar çoğu Avrupa ülkesinde ve Amerikada da çok yüksek. Bu yorum maalesef, “vergiler çok yüksek o yüzden sigortaları ödemiyoruz”u haklı bir davranışmış gibi gösteriyor.

      Cevapla
      • Burak Yiğit Kaya |

        Bence tartışılabilir. Avrupa ülkeleri ve Amerika’da yediğiniz yemekten, kullandığınız yakıttan, telefon faturanızdan, çalışmak için aldığınız bilgisayardan %18’den başlayıp birleşe birleşe %40’ları geçen hatta bazı kalemlerde %100’ün üzerine çıkan vergi alınıp bir de üzerine %35 gelir vergisi dayanmıyor. İnsan gibi gelir vergisi alıp gerisinden de makul vergi alıyorlar.

      • ‘bizde daha fazla vergi aliniyor o yuzden vergi kaciralim’i tartismayalim. Tartisacaksak fazla vergileri tartisalim, ama vergi kacirmayi mesrulastirmayi tartismayalim

      • Aslan BYK 🙂

        @Osman: abi yurtdışındaki çalışanların şartlarını orada olanlar kadar bilemeyiz. bilmediğim yerden vurduğun için ben susayım, BYK konuşsun 🙂

      • Ingiltere’de %40’a yakin gelir vergisi oduyorum arkadaslar, Turkiye’de ki yuksek vergiyi savunmuyorum tabiki ama sadece dipnot olsun istedim.

        Ayrica yazi ile ilgili yazilim gelistiriciler tarafindan yapilan yorumlarin coguna katiliyorum. Yurt disindan gelen yazilimcida ucuz olmuyor, Ingiltere’de ki isverenimin Hindistanda’da subesi var (off-shore is yapiyor bu ofisler genelde). Orada gelip burada veya Kuzey Amerika’da ki projelerde calisanlar kisiler profesyonel yonetilen luks daireler ya da otellerde kaliyorlar, kiralik araba kullaniyorlar vs. Yani oyle orada “adam” ucuz yollayin bi kamyon falan yaklasimi yok. 🙂

      • @alper: konunun özü şu; bir kanun var, sen bu kanuna uyMAmayı meşrulaştırmaya çalışıyorsun ‘vergiler çok yüksek’ diye, ben de diyorum ki ‘kanuna uymamayı meşrulaştırmanın tartışılacak bir tarafı yok’. Kanunu tartışalım ama kanuna uymamayı tartışmayalım 🙂

    • Millet python’a ruby’ye kayıyor kısmına kesinlikle katılmıyorum.üniversitede verilen eğitim evrensel bir eğitimdir,dünyanın heryerinde bu eğitimle bilim yapabilir, teknoloji geliştirebilir, varolan sistemin altyapısını kavrayabilirsin.Üniversitede verilen eğitimin asıl amacı öğrenmeyi öğretmektir.Senin dediğin gibi tutup çıkan teknolojiyi anlatmak ancak ve ancak seçmeli dersin tartışma konusu olabilir.

      Cevapla
  26. Yorumlar biraz haksızlık eder nitelikte. Bir kere konunun özü : “Yeterince yazılımcı olmaması”. Buna karşılık “sizin derdiniz para, para verseniz bulursunuz yazılımcı” demek pek mantıklı değil. Fazla para verilince o yazılımcıyı bulursunuz ama yazılımcının ayrıldığı şirkette o eksiklik olacak. Evet her patron düşük maliyet ister ama bence bu başka bir konu.

    Önder Bey’in çözümünü ben hiç beğenmedim. “Düşük ücretli Hint’liler gelecek, işimizi elimizden alacak” diye bir derdim olduğundan değil, eğer ülkeye yararı olacak ise benim ücretim biraz azalsın dert değil.

    Sorun şu ki; Türkiye bir Almanya değil, kaliteli iş gücünün akacağı süper güç değiliz, genç nüfus oranımız aynı değil. Hem kalitesiz iş gücü getirmek hem de gençlerin önünü tıkamak ne o işgücünü getiren şirkete ne de devlete yarar sağlar.

    Ayrıca yurtdışı iş ilanlarını incelediyseniz belki denk gelmişinizdir, “Hindistan ve Pakistanlılar başvurmasın.” benzeri uyarlara. Ben şu an Hollandalı bir şirketin outsource işini yapıyorum, sizce o şirketin Hindistan/Pakistan pazarından haberi yokmuydu acaba.

    Bu konuda benim en çok gurur duyduğum işi Tart yapıyor. http://www.tart.com.tr/yazkampi/tart-yaz-kampi
    Keşke yöneticiler birbirleri ile karşılaştıklarında “bu sene kaç kişilik kurs açtın” diye sorabilirse..

    Son olarak, (enuygun.com’dan bahsetmiyorum) sektördeki şirketlerin çoğu “uyduruk” iş yapıyor. Yazılım kalitesi, çalışan kariyer planı, Ar-Ge ile ilgili dertleri yok. Aldığımından fazla verseler de çalışmak istemem çoğunda.

    Cevapla
    • Önder yazmisim, Erol Bey olacakti tabi

      Cevapla
    • Kesinlikle konunun özü “yeterli yazılımcının olmaması” değil. Konunun özü tam da yorumlarda bahsedilen şartlarda çalışacak yeterli yazılımcının olmaması.

      Yazılımcının ayrıldığı şirket de önüne şapkayı koyup düşünecek “ben bu elemanı niye burda tutamadım” diye. O elemanı istihdam edecek güce sahip değilse yeni mezun yada junior yazılımcı alacak o firma da. Piyasada yeterli şartlar sağlandığı sürece tüm firmalara yetecek kadar yazılımcı olduğuna emin olabilirsiniz.

      Cevapla
  27. Bu işe 7 yılını vermiş bir yazılımcı olarak söylediklerinize katılmam mümkün değil.

    Sektördeki firmalar ucuz olsun bir de kaliteli olsun mantığındalar. Hatta geçen senelerde kariyer sitelerine baktığınızda aslında sektördeki iş verenlerin bu sektörü çok tanıdığını söyleyemeyiz. Eğer yazılım geliştirecekseniz kariyer sitelerine şöyle ilan veremezsiniz “PHP, Java, Python dillerine hakim, Photoshop kullanabilen, Tasarımları html/css’e dökebilecek, Sunucu yönetiminden anlayan uzman yazılımcılar aranıyor”

    Ben bunların azalacak biteceklerini düşünürken hala iş ilan sitelerinde bu ve benzeri ilanlar mevcut. İş veren all-in-one teknolojisi istiyor bir elemandan. Yazılımcı ya da tasarımcılar da şu kafaya giriyor bu ilanları gördüğünde. Arkadaş demek ki bu ilanlardan bu kadar fazla var, etrafta IT gurusu eleman çok. Ben kendimi çok yetersiz görüyorum başvurmıyım bari. Şimdi iş görüşmesinde bi test tutarlarda photoshop’ta cin ali çizemem falan. Hiç bozmıyım.

    İş verenler önce elemanlarına hakettikleri iş olanaklarını, maaşlarını versinler ondan sonra yakınsınlar. Yoksa gidip yurtdışına hindistana, oraya buraya gitmenize gerek yok. R10 ve benzeri siteler çok. Gidin 100 Liraya facebook yapsınlar size. Hem ucuz olsun, hem eti bol olsun mantığında olmayıp da eleman bulamamış iş verenlere şaşarım. Piyasada çok nitelikli elemanlar mevcut. Siz sadece iyi bir ekip kurun yeter. Bir iki kişi alayım tasarımından sunucusuna yazılımına ilgilensinler mantığıyla hareket ederseniz ne çalışan mutlu olur ne ortaya güzel işler çıkar.

    Saygılar.

    Cevapla
  28. Aradiginiz programcinin is tanimini ve kendisine yaptiginiz/yapacaginiz teklifi belirtmediginiz icin ici tamamen bos bir yazi olmuş.

    “Ariyorum bulamiyorum”, peki, ama ne ariyorsun de hele bi? Belki hiç olmayacak birseyin pesindesin… Belki çiğ köfte yapmayı bilen PHP’ci gercekten yok memlekette. Belki var ama akşam 5’ten sonra çiğ köfte yoğurmak istemiyor.

    10 paragraf yazı yazıp, devleti yardıma çağırıyorsun ama asıl demen gereken iki cümleyi (ne aradığını) söylemiyorsun. Belki yazdığın iş tanımı da böyle birşey. Programcılara uymuyor. Think about it.

    Cevapla
    • Bilgi Sayar |

      Yazar yorumunu okuduktan sonra “Ben Nerde Hata Yaptim?” demeye baslamistir.Aslinda yazarda neyin ne oldugunu biliyor ama bizimde bu durumu kisaca ozetlememizi istiyor.Soylesene yazar kardesim “ISIME GELMIYOR” diye.Bak ne guzel ben bunu kendi patronumdan duydum.Adam acikca milyon dolarlar kazanirken “Iscilik Maliyetiniz Cok Yuksek” diyebildi herkesin huzurunda.Yoneticinin tek derdi vardir ucuza nasil “EN KELEPIRINI” bulabilirim.diger seyler hikaye.Cozum onerinizde zaten ac gozlulugunuzu ortaya cikariyor.Neymis Bangladesten beyin gocu transfer ederek sorunu cozebilirmis.Hani tamam bu arkadas http://www.youtube.com/watch?v=u_FwV2Oc3Bc beyin bedava diyebilir ama yapmayin lutfen.goz var izan var.bu beyinler bu baskiyi kaldirmaz hele hele bu sartlarda kolay kolay calismaz.:D

      Cevapla
  29. Yazıyla ilgili yorum gelmiş mi acaba diye Webrazzi’ye girince epey şaşırdım. Kısa sürede beklediğimden çok daha fazla yorum gelmiş. Öncelikle olumlu/olumsuz yorumlar için teşekkür ederim (hakaret içerenleri dikkate almıyorum, her yerde var bu tipler). Şimdi kısaca biraz açıklama yapmak istiyorum:

    Öncelikle, yazımın ana konusu “yazılımcılar para kazanmasın” değil. Mümkünse tüm yazılımcılar, özellikle tecrübeliler çok para kazansın, o kadar ki, bırakın BMW’yi, Porsche’ye binsinler. Burayı netleştireyim.

    Yazımın ana konusu şu: şu anda piyasada yazılımcı ihtiyacı çok ciddi boyutlarda, ama bunu karşılayacak şekilde farklı seviyelerde yazılımcı arzı yok. Bir ihtiyaç olduğunda doğru kişiyi bulmak çok uzun zaman alıyor, ve çoğu şirket de ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için ya çok yetersiz kişilerle (ve arz düşük olduğundan yüksek reel ücretlerle) çalışıyorlar, ya da ciddi bir kısmı vazgeçiyorlar / farklı çözümler buluyorlar.

    Ben bir işverenim, ve şirketimde her alanda en iyi insanlarla çalışıyorum! Kendim de bilişimciyim, ve yazılım tarafında doğru insanlarla çalışabildiğimi (ve onların da benimle çalışabildiğini) düşünüyorum. Ve şirketimi büyütürken de yine en iyilerle çalışmak için sürekli arayıştayım. Ama en iyileri bulma sürecinde ciddi sıkıntı yaşıyorum. Bunun sonucunda da işime odaklanmam gereken ciddi bir zamanı ekip oluşturmak için çalışmaya harcıyorum. Sorunum ücret de değil (ücret her zaman bir konudur, ama benim için ana konu olmadı), sadece piyasada aradığım işler için doğru kişileri bulmam çok zaman alıyor. Bu sorunu sadece ben yaşamıyorum, konuştuğum neredeyse her yönetici/iş sahibi aynı şeyi söylüyor! İşte yanlış olan şey bu.

    Burada bu dönemde iyi para kazanan yazılımcıların yazıma kızmalarını da anlıyorum, çünkü herkes piyasada az sayıda olmak ister; benim internet dünyasında yüz tane Enuygun.com olmasını istemeyeceğim gibi. Ama işini iyi yapan uzmanlar, büyüyen piyasada her zaman çok iyi ücretlerle çok doğru işlerde çalışabilecekler zaten. Bugün piyasada gerçek ve somut bir sorun var, ve bu soruna bir çözüm bulunmazsa, bugünün uzman yazılımcıları on yıl sonra büyüyememiş, bu nedenle çürümüş, kuru bir piyasada, şu andan on yıl daha yaşlanmış bir durumda iş arıyor olacaklar, ve bugünleri arayacaklar.

    Cevapla
    • Çağlar bey milyarlarca dolar e-ticaret hacmi olan Türkiye pazarında ne yazılımcılar işşiz kalır ne de işverenler zarar eder. Ama yönetmeyi bilmeyen doğu kafalı yöneticiler ve şirketleri elenir, uluslarası büyük firmalar sektörü ele geçirir. Eğer bunu istemiyorsak daha doğru yönetim, daha kaliteli yönetime ihtiyacımız var.

      Tofaş iyi araba üretmiyor diye araba sektörü bitmedi, Derby traş bıçağı üretemiyor diye millet traş olmayı bırakmıyor hala. Türk firmalar her alanda elenmeye devam ediyor, IT piyasası da nasibini alıyor.

      Türk yatırımcıları/yöneticileri firma yönetmeyi, firma kültürü oluşturmayı acil ve hızlı bir şekilde öğrenmeliler yoksa IT pazarını uluslarası firmalara kaptıracaklar.

      Cevapla
      • Kerim Selef |

        Sayin Anil Ozselgin,

        İsveren beni nicin yarim saat fazla calistiriyor diyorsun ama mesai saatlerinde bu yazinin her yorumuna cevap vermek icin saatlerini harcarken yuzun kizarmiyor degil mi:)

        Kerim

      • @Kerim bravo Kerim Bey,
        Yaqzılımcıları a 9-18 aralıksız çalışan makine düzeneği olarak tanımladığınız için sizi ayrıca kutluyorum.

        Zaten sorun da bu insanız biz insan.
        Beklenen 8 saat aralıksız kod yazmamız mı?
        Bravo…

      • Faruk Üstün |

        æAnıl Çok iyi yöneten pek değerli işvereniz uluslararası “Rocket” ın haberini bugün aldık.

        Artık yeni işinizi araken 30 dk fazla mesaiyi pek dert etmezsiniz sanırım.

      • Off ya bunlar çok sığ yorumlar ama.
        Siz işverenler de bunu fırsat bilip hergün mesaiyi kendinize hak mı göreceksiniz. Bravo.

    • Çağlar Bey,
      Yazının anlaşılmayan bir yanı yoktu ki benzer bir açıklamayı yinelemişiniz.
      Yazınız bağlamında getirilen eleştiriler es geçilmiş, topu taca atmışsınız. Ücret, hisse, eğitim, mesai süreleri, izinler, işe müdahale, ssk, bengladeş ucuz iş gücü, ve daha onlarcası…
      Topu oyunda tutacak cevaplar beklerdik sizden ama hayalkırıklığı oldu yazınız.

      Cevapla
      • Çağlar Bey,

        Hindistan, bangladeş ya da benzerinden getireceğiniz bir insan gücü’nün gerçekten Türk yazılımcılarının bir çoğu kadar (en azından benim tanıdıklarım ve yaklaşık 50 tane yazılımcı ile çalıştım şimdiye kadar) analitik düşünme kabiliyeti olacağını, hem db tasarımı yapıp hem mükemmel SQl SP yazıp hem mükemmel framework uygulamalarına ayak uydurup, hem işi uygulayabilecek, gerektiği zaman kıvrak bir şekilde çözüm üretebilecek, gerektiği zaman hiç bir mesai ücreti ödenmemesine karşın gece demeden , hafta sonu demeden çalışabilecek yetkinlikte olduğunu gerçekten düşünüyor musunuz?

        Bir nalına bir mıhına vurmak lazım. Şu çok açık, Yeni yetme yazılımcılarla, iyi yazılımcılar arasında 1000 TL’lik ücret farkı koyulursa, o iyi adamı da bir gün birisai 3000 TL daha fazla vererek kendi firmasına katar.

        Bir de İrlanda’da MS’in ofisinde çalışan yöneticilerle yazılım mühendislerinin 3 aşağı 5 yukarı aynı ücret skalasında kazandığı gerçeğini belirtmek isterim. Adamlar her 2 gorevin de birbirinden çok farklı ve çok önemli işler yaptığının farkına varmış ve 2sine de benzer paralar vermiş. Birinin rol ve sorumluluğu: Planlamaka, yonetmek, kontrol etmek, Yazılımcının gorevi ise, uygulamak ve test etmek ve ürünü ortaya çıkartmak.
        Bir tanesi yonetmekten hkeyf alır ve ayda 6000$ para alır işini keyflice ve hakkını vererek yapar
        Yazılımcı da, işinin keyfini alarak, istenen işi yaparak ama ünvanı uzman ünvanında olarak ayda 5000$ parasını alır.

        Şimdi iş sahibi ve yönetici kişilerin kendisine şu soruyu sormasını istiyorum: Şirketinizdeki en iyi 5 yazılımcının maaşının ortalamasını, lütfen Satış ve Pazarlama Müdürünüz ve Finans Müdürünüzün maaşının ortalamasının kaçta kaçı olduğunu bir hesaplayın lütfen.

        Saygılar.

    • Anıl Bey, Türkiye’deki eticaret hacmi duyurulduğu kadar büyük değil, sadece bir kaç milyar dolar, bunun ciddi bir büyüklüğünü çok az sayıdaki şirket alıyor, kalanını belki de on binlerce şirket paylaşıyor. Önce bunu netleştirelim. İnternet ekonomisi “hala” oldukça sığ. İkinci olarak, bu sorun eticaretin değil, teknolojiyi kullanan tüm sektörlerin sorunu. İnşaat şirketleri, tekstil şirketleri, turizmciler, lojistikçiler, hepsi bu sorunu yaşıyor. Üçüncü olarak, evet ülkemizde şirketlerin de şirket kültürlerini elden geçirmeleri bir zorunluluk, o yönde çok çok fazla hata var. Ben kendi adıma elimden geldiğince doğru şekilde yapmak için uğraşıyorum. Ama yine bu da apayrı bir konu, bu yazının konusu değil. Bu yazıda benim gördüğüm önemli bir sorunu ve çözüm önerilerimi dile getirdim.

      Sinan Bey, yukarıdaki yorumum sizin yorumunuz için de geçerli. Benim yaşadığım çok ciddi bir sorun var, ve çözüm önerisi de getiriyorum. Bunun dışında tabi ki iş dünyasında benim söylediğimin dışında hem çalışanlar hem şirketler açısından binlerce başka sorun var; ama yazım bunlarla ilgili değil.

      Cevapla
      • Çağlar Bey, sizin bahsettiğiniz sorun beyin göçü sorunu. Sadece benim yakın arkadaşlarımdan ciddi bir kesim yurt dışına kaçtı. Burada maaşları daha yüksek tutulsa gitmeyeceklerdi ya da daha az çalıştırılsalar. Hatta bildiğim kadarıyla enuygun.com’un lead developer’ı da yurtdışına çalışmaya gitti. Demek ki bu topraklarda yanlış giden bir şeyler var.

        Turkcell’in tersine beyin göçünden haberiniz vardır:
        http://www.isteinsan.com.tr/isteinsan_gazete/turkcell_tersine_beyin_gocu_baslatti.html

        İmkanlar iyileştirilirse ülkesine de döner bu parlak beyinler.

        Hala diyorsanız ki “ben başka bir problemden bahsediyorum”. O zaman size şunu sormak istiyorum ülkenin şartları yüzünden en eğitimli kesim avrupa ve amerikaya çalışmaya giderken, hindistandan adam getirmek ile mi bu problemi çözmeyi planlıyorsunuz. O kesimin kazanılması gerekiyor. Bence artık patronlar kibri bir kenara bırakmalı ve “Bir kişi gitti diye firma batmaz” dememeli. Birler yüz oldu, bin oldu artıyor. İnsana değer verilmeli.

  30. Ben de geçen seneden itibaren kapağı Almanya’ya atanlardanım. Patronun kafasında Türkiye’deki ucuz işgücü önyargısını yıkamadağımız için şirket kapandı. Patron her ilana çıkışımızda Junior kriterlerine uyan en ucuz adamı seçti. Hatta birkaç ay herhangi bir alanda programlama yapmış elemanları sırf ucuz olsun diye işe aldık. Bazı developer arkadaşlar da sağolsun, “zeki olursa bana rakip olur” diye düşünüp, “yetişir, yetiştiriz” deyip patronun yanlışlarına çanak tuttu. Sonuç projeler patladı.

    Cevapla
  31. Süleyman Çalık |

    Yorumlardan da anlaşılabileceği üzere maalesef Türkiye’de yeni nesil teknoloji girişimcileri bile patronlaştıklarında çağa ayak uydurmayı bırakıyorlar.

    Eğer yeterli sayıda yetenekli iş gücü olmadığını, çalışanların önemli kısmının henüz düşük seviyelerde olduğunu ve iyilerin de ego ve isteklerinden dolayı birlikte çalışmanın münkün olmadığını savunuyorsanız demek ki bu iki grubun dışında kalan kişilerin çok uzağındasınız demektir.

    Bu alanda çalışan ve çalışmak isteyen insanların ilgisini çeken şirketlerin sizden farklı olarak neler yaptığını araştırmakla işe başlayabilirsiniz mesela.
    İyi maaş, rahat ve eğlenceli ortam, hem teknik hem de sosyal olarak kendini geliştirme imkanı, çalışanların iş motivasyonunu yüksek tutacak tavırlar bunlardan bazıları mesela.

    Tabi bir de yeni yazılımcıların, yazılımcı abilerinden ne iş kültürü ne de yazılım kültürü devralmaması durumu var. Burada yine oklar bir önceki nesil olan siz, şimdinin patronlarına dönüyor.

    Cevapla
  32. Bu yazıyı okurken çok etkilendim. Resmen 3 senedir şirketimizin yazılım ekibini kurmak için harcadığımız zaman,emek,para gözlerimin önünden geçti.

    içinde bulunduğumuz paradox’tan tam anlamıyla çıkabilirsek Türkiyede bu problemi çözen firma biz olacağız 🙂

    Cevapla
  33. Yaş ortalamasının 28 olduğu her yıl binlerce gencin üniversite bitirdiği bir ülkede böyle problemlerin olması ancak birden fazla yanlışın yapıldığının göstergesi olabilir. Bu piyasadaki çarpık düzen yüzünden yeni mezun olan gençler daha tek satır koda elini sürmeden diplomanın verdiği kaldıraç kuvvetiyle başka alanlara kaçışıyorlar. İstekli olup gerçekten kendini geliştirmek isteyenlerde, ya yurtdışında ya da ıvır zıvır home office işlerle takılıyorlar.

    Cevapla
  34. Ben son dönemde bir yazıdaki fikirlerin bu kadar mantıklı ve net cevaplarla karşılık bulduğunu hatırlamıyorum. Sadece yorumlardan konuyla ilgili 2-3 daha güzel fikir yazısı çıkar.

    Cevapla
  35. Volkan AKKUŞ |

    Ben de Bursa’da para verip eğittiğim adamlar hep istanbul’a kaçıyor diye üzülüyordum 🙂

    Hem yazılımcı hem de yönetici olmaya çalışan biri olarak, yazılım sektörünü tekstil sektörüne benzetiyorum.
    Eskiden elle örülen halılar, kumaşlar vardı. Ustalar çok kıymetliydi. Ürünler pahalıydı ve sıra beklerdin. Eleştirmek de mümkün değildi. Önemli olan müşteri değil, ürüne sahip olmaktı. Sonra makineler çıktı ve artık arz sorunu çözüldü. Şu an yazıcıdan daha hızlı halı ören makineler var.

    Yazılım sektörü de zamanla bu hale gelecek ve eminim o günleri göreceğim. 3-4 senede bir devrim niteliğinde bir teknoloji çıkmasını bu sektörün çocukluk dönemi olmasına bağlıyorum. Olgunlaştığında böyle tartışmalar olmayacaktır.

    Bunun yanında şahsi görüşüm, gücü ve karakteri uygun olan yazılımcıların kendi işini kurmasını ve kimse ile uğraşmaması gerektiğidir. Hem o zaman patronluk ne demek anlarlar.

    Cevapla
    • Ohooo… Hocam yazılımı halı örmeyle bir tutarak neden arkadaşları İstanbul’a kaçırdığınızın cevabını kendiniz vermiş oluyorsunuz 🙂 Halı örme çok niş bir sektör iken yazılım, halı örme dahil her alanda kullanılır. Yeni çıkan tüm teknolojilerin yazılım kısımları da bir şekilde önem kazanır. Bkz. şekil 1.a) WWW CERN’deki bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıktı.

      Belki bir gün robotlar şuur ve zeka kazanıp yazılım yapmaya başlarlarsa o ayrı. O zaman bile o robotları yapıp yönetecek bir iş gücü gerekecek 🙂 Tabii benim inancım o seviyeye gelmeden kıyametin kopacağı yönünde 🙂

      Cevapla
      • Volkan AKKUŞ |

        halı örmek kolay iş mi ki?

        http://www.youtube.com/watch?v=6vDodWi9kiE

        🙂

      • Sayın Volkan AKKUŞ

        Sorun Kolaylık/Zorluk derecesi değil. İş karşılaştırılmasının bu şekilde yapılması zaten mantıklı değil.
        O yazıcıdan daha hızlı halı dokuyan makina sizce nasıl çalışıyor. O makinanın entegrelerini bir PIC yazılımcısı yapmamışmıdır acaba ? Eğer birgün yazılım / tasarım yapabilen , fikir ,akıl ,mantık veya insiyatif sahibi robotlar üretilirse emin olun onun arkasında da yazılımcılar olucaktır. Cennet Ülkemizde DÜŞÜNCE yapısı değişmediği sürece aynı konular üzerinde tartışılacağını düşünüyorum

  36. Hakan Demirbaş |

    Sevgili işverenler.

    Siz bir geliştiriciyi, hem backend geliştirici, hem frontend geliştirici, hem tasarımcı olarak kullırsanız, ilköğretim mezunu bir inşaat işçisine yakın bir para ( 1500-2000 )ve ailemiz dediğiniz şirkette esnek çalışma saatleri ile çalıştırırsanız, ya şu sunucuya birşey olmuş bi baksana dedikten sonra, şikayet etmeye hakkınız yoktur !

    Biz yazılım geliştiriyoruz, ama sizin gözünüzde köpekten farkımız yok. 26 yaşındayım, şöyle 4-5 sene daha bu sektörde devam edeceğim, daha sonra babamın inşaat şirketine geçip herşeyi devralacağım. Çünkü bünyemizde çalışan işçiler bile, benim şuan kazandığım dan daha çok kazanıyor.

    Herkese bol mesailer.

    Cevapla
  37. bak işine ustam sen. bangladeşten mi hindistandan mı nerden getirceksen getir çalıştır yazılımcını. hani durduk yerde neden böyle bir yazı yazıp patronların ekmeğine kaymak sürüp kendi mesleğine ve meslektaşlarına ihanet ediyorsun onu da anlamak mümkün değil.

    Cevapla
  38. Yillarca yazilimci ve yillarca da girisimci olarak is hayatinda bulunmus birisi olarak yorumlarin bir cogunda patron/calisan kavgasini gorebiliyorum.

    Yazinin icerigini savunmakla birlikte bu yazi icin webrazzi’nin degil platin tarzi isveren mecralarinin daha dogru oldugu kanaatindeyim.

    Turkiyede bilisim sektorunde bircok farkli sorun var fakat bence yorumlardaki gibi hepsini birbirine katmamak gerekiyor, yazida bahsedilen sorun talep karsisinda arzin yetersiz olmasi ve uzun vadede bunun sektore getirebilecegi zararlar.
    Ornek uzerinden gitmek gerekirse piyasada 100 kaliteli yazilimciya ihtiyac var fakat sadece 50 kaliteli yazilimci var. Bu durum kisa vadede yazilimcilar icin guzel birsey fakat uzun vadede herkes icin zararli cunku o 50 yazilimciyi almak icin herkes once maaslari arttiriyor, ardindan dediginiz gibi calisma sartlari iyilesiyor, stock optionlar devreye giriyor vs. buraya kadar guzel, yazilimci tarafinda zaten istenen bir durum fakat tum bunlarin bir anda tepeden inme sekilde olmasi mumkun degil ve sektore zarar veriyor. Soyleki 3 ay suren bir yazilimin maliyeti 10k tl iken 20 hatta 25k tl olmaya basliyor ve bu durumda 15k’ya buldugunuz musterileri 30-35k’ya bulamamaya basliyorsunuz ve elinizdeki isler azaliyor veya is yapamaz hale geliyorsunuz. Online taraftada durum pek farkli degil maliyetler arttikca kucuk firmalarin ve yeni girisimlerin sanslari cok azaliyor ve yalnizca Rocket gibi guce sahip sirketler kaliteli elemanlari alip islerini surdurebiliyor ve girisimciligi koreltmis oluyoruz. Dunyada bilisim sektorunun merkezi ve universiteleri dillere destan olan silikon vadisi bile buyuk olcude disaridan yazilimci ithal ederken bizim buna karsi cikiyor olmamiz biraz bencilliktir bence.

    Sektorde tabiiki bircok kotu niyetli patron var ama emin olunki calisanlarini somurdugunu dusundugunuz patronlarin onemli bir kismi bunu kotu niyetinden degil isleri yurutebilmek icin baska sansi olmadigindan yapiyor.(yurutmesin o zaman dersiniz o ayri konu, ama o zamanda sektor buyumuyor)

    Sonuc olarak benim gorusum, patronlar ellerinden geldigince iyi ortamlar saglamaya calismali(kimse bir google ortami beklemesin henuz).

    Yurt disindan yazilimci getirmenin onu acilmali fakat belirli bir limit olmali ve suan 50/100 olan arz talep orani 90/100’ler seviyesine cikartilmali. Boylece hem sektorun sartlari gelismeye devam eder hemde bir kilitlenme noktasina gelinmez.

    Ve tum bunlarin yaninda bence en onemlisi stock option’in yayginlasmasi. Suanda arz talep konusuna cozum olmaz fakat yinede en azindan daha fazla gelecek vadeden girisimlerin adam bulmasi daha kolay olur ve daha iyi projeler one cikar. Fakat burada mantalitesini degistirmesi gerekenler yalnizca patronlar degil ayni sekilde calisanlar da stock option’a daha sicak bakmali. Benim gordugum suan yazilimcilarin buyuk cogunlugu paranin yuzu sicaktir deyip parayi tercih ediyor ve buda yalnizca buyuk sirketlere yariyor.

    not: yazim hatalarim ve ing. klavyem icin affiniza siginirim.

    Cevapla
    • Tüm yorumlarda anlatılmak istenen de aslında bu arz/talep dengesi. Siz iyi yazılımcıları elinizde tutacak ortamı saglamaz ve satın aldığınız bir ürün gibi davranırsanız kalifiye personeli kaybedersiniz. Böylece sizinle çalışan tecrübeli bir yazılımcı 10 kişi daha yetiştirecek ve arz’ı çoğaltacakken , gidip diğer kaliteli yazılımcıların olduğu şirketlerde çalışır.

      50 yazılımcı 5 şirkette toplanır geri kalan şirketlerde “acaba 50/100 arz/talep oranını nasıl düzeltiriz?” diye düşünür.

      Cevapla
      • +1 gerçekten iyi olan ve mutlu çalışan senior adam yanındaki juniorlara 1 yılda çok şey katar.
        sizin şirketin yazılım açısından bir iş yapış şekli yoksa oluşturur, 2-3 yıl sonra ayrılsa bile size güzel bir miras kalır.

        ama 10 tane kalitesiz eleman alıp çayıra salarsanız karışıklıktan başka bişey elde edemezsiniz. yapılan projenin de her yeri ayrı oynar, ömrü kısa olur.

    • “… ve girisimciligi koreltmis oluyoruz”.
      Yıllardır çalışanlar köreldi “girişimcilik” ayağına “passion” ayağına. Sanırım “judgement day” dediğimiz “rise of developers” dediğimiz olay gerçekleşiyor :p Sizin “girişiminiz körelmesin” diye kimse düşük maaşlarla, sigortasız, fazla mesailerle çalışmak zorunda kalmamalı.

      “Silikon vadisi bile …” ile başlayan bir cümle kuramadan önce, şartları, kaliteyi ve yapılan işleri silikon vadisi seviyesine çekmek gerekir diye düşünüyorum.

      İşleri yürütebilmesi için çalışan sömüren yöneticilere “yürütmesin o zaman” demek yerine, çalışan sömürülerek büyüyen bir sektör için “büyümesin o zaman” demeyi tercih ediyorum. “You can make money without doing evil”

      Stock option, sadece çalışanı “şirkete bağlamaya, işi daha çok sahiplenmesine” katkıda bulunur. Fiyat konusunda bir seçim kriteri olmasını beklemeniz yanlış olur. “Yüksek fiyat” her zaman “düşük fiyat + stock” karşısında tercih sebebi olacaktır. Zira “stock” ile “hayal satıyorsunuz”. Gerçekleşme ihtmali olsa da bir “hayal”.

      Bir çalışanı kazanmak istiyorsanız “en az piyasa seviyesinde maaş + stock + sosyal imkanlar + izin + mesleki/kişisel eğitim + vesaire vesaire ” gibi bir teklifle gelmeniz gerekiyor.

      Sözlerimi “Developers of Turkey, unite” diyerek Marx’a atıfta bulunarak bitirmek istiyorum.

      Cevapla
  39. Maaş olaylarını geçtim ki ayrı tartışılması gereken bir konu, “Elimden 300-400 yazılımcı geldi geçti şimdiye kadar” diyen adamları IT Manager yaparsanız ve bu adam bir yazılımcıyı neden işten çıkarıyor yada benim yazılımcım neden istifa ediyor diyerek “IT Manager”ınızı soru sormazsanız, sorsanız bile tek taraflı cevap alıp, durumu onaylarsanız, bırakın 3 – 4 yılı, 10 yıl daha bu durumu düzeltemezseniz.”It Manager”ıma aman bir şey olmasın yazılımcı nasıl olsa bulunur zihniyeti artık yok, bunu unutun.Özellikle internet teknolojileri üzerine iş yapıyorsanız, işveren olarak “Benim Yazılımcım” olarak benimsemeye şimdiden başlarsanız belki olur, belki o da…

    Evet şu an ciddi bir sıkıntı var. Ama artık işverenler olarak son pişmanlıklarınızı yaşıyorsunuz, yaşamalısınızda. Ayna ayna söyle bana.

    Diğer arkadaşların çoğu zaten adaletsizliklerden, çok çalıştırılmalardan, baskılardan v.b. durumlardan bahsetmiş.

    Nitelikli yazılımcı buldun, peki nitelikli ürün geliştiricin, nitelikli proje yöneticin hatta nitelikli çaycın var mı 🙂

    Tüm yazılımcı arkadaşlara junior, senior farketmez selam olsun.

    Cevapla
  40. Osman Ungur |

    Kalifiye personel bulmak hic bir sektorde kolay degildir.

    Piyasa / personel yetenekleri ortalamasinda bir maas veren, sigorta, yol, yemek ucretlerini zamaninda ve duzgun bir sekilde odeyen, esnek calisma saatlerine sahip olmayan bir sirketin calisan bulmak konusunda kesinlikle sorun cekmemesi gerekiyor.

    + Bunyenizde kaliteli bir calisan / calisanlariniz var ise yeni istihdam etmek isteyeceginiz kisiler mutlaka bunu da goze alir ve isiniz daha da kolaylasir.

    Eger iyi isler yapmak, uretmek, kazanmak istiyorsaniz calisanlariniza iyi sartlar sunmak zorundasiniz. Aksi taktirde istihdam problemleri yasamaya mahkumsunuz.

    LPG kullanarak Ferrari’den ne kadar performans alabilirsiniz ki ?

    Cevapla
  41. Kerimcan Akduman |

    Yazının dayandığı nokta olan kıyaslama kısmındaki örnek bile yazı içeriğinin ne kadar düşünülmeden yazıldığına işaret ediyor. Almanya gibi nüfus artış hızının neredeyse eksi yönde gittiği bir ülke ile 35-40 milyon genç nüfusun yer aldığı bir ülkeyi istihdam açısından kıyaslamak bile komik. Almanya’nın elinde yetiştirecek genç bile yok. Madem çok ihtiyaç görülüyor, üniversitelere girersiniz. Meslek liselerine yönelirsiniz. Apuları 3 kuruşa istihdam etmek devlete ağlanmazsınız.

    Ülkenizi ve sektörünüzü bu kadar geliştirek istiyorsanız kendi kaynağınıza yatırım yaparsınız. Ancak bir patron olarak karın maksimize edilmesini hedeflediğiniz için bunları yapmak yerine siz hazır bir iş gücünü, ucuza mal edebileceğiniz bir kaynağı ülkeye sokmaktan bahsediyorsunuz.

    Diğer yandan yazılımcıların çalışma şartlarını, haklarını ve sektörde sürekli layık görüldükleri 2. sınıf vatandaş rolünü nasıl değiştirebileceğinize dair bir proje yazsaydınız keşke. Bir yazılımcı olmama rağmen bu yazıyı çok taraflı olarak algılıyorum.

    Yatırım yaptığınız ada mgibi bir yazılımcı emin olun sizin ucuza mal edeceğiniz bir yazılımcıdan daha çok katkı sağlayacaktır. Önemli olan işe alacağınız insanı iyi belirleyip ihtiyaçlarınız doğrultusunda birini aramanız ve buna hakkettiği kaynağı ayırmanız.

    Cevapla
  42. madem okadar hızlı ihtiyacınız var ve eğitim şirketleriyle kolay bir şekilde istenilen seviyede insan yetiştirilebiliyor, neden orta seviye birilerini alıp eğitim vb. şekillerde üzerine yatırım yapmıyorsunuz? üzgünüm ama benim yazıdan çıkardığım sonuç daha fazla kar peşinde, çalışan masraflarından kısmaya çalıştığınız yönünde..
    üniversitelerdeki eksiklik asıl içler acısı olan. %80 piyasası database içerikli olan bir yazılım dünyasında 1 tane db projesi yaparak okuldan, bilgisayar mühendisi olarak, mezun oldum. sanırım sektör-üniversite uyumsuzluğunun net bir örneği bu 🙂

    Cevapla
  43. Mehmet Ersoy |

    Hemen her konuda serbest piyasa ekonomisini savunan insanların, konu “iş gücü ve emek” üzerindeki arz-talep dengesi söz konusu olduğunda farklı davranmaları çok şaşırtıcı olmasa gerek.

    Konu sadece parayla ilgili de değil. Yazılım geliştirmek nasıl bir meziyetse, yöneticilik kabiliyeti de aynı şekilde bir meziyettir ve bazı “yöneticiler” bunu ivedilikle bırakmalıdırlar. Yazılım geliştirme gibi yaratıcı zekaya ihtiyaç duyulan bir alanda, yaratıcılığı körelten herşeyden uzak durmak gerekirken tam aksini yapan yöneticilerle bu iş çok zor.

    “Esnek çalışma saatleri” yalnızca akşam geç çıkmak ya da hiç çıkmamak anlamına geliyor, yarım saat geç kalana surat yapılıyor ve çalışan ağzıyla kuş tutsa yaranamayacağı hissini bir türlü üzerinden atamıyorsa ya da kısaca; çalışanına rahat, ferah, sakin çalışma ortamı sunamıyorsan, ona güven veremiyorsan ilk susması gereken kişidir “yönetici”.

    Yazılımcıların -belli şartlar altında- mesaiye kalmasında bence sıkıntı yok ama bu mesailer sürekliyse, ortada daha fazla istihdamla çözülebilecek bir sorun vardır. Aksi durumda bunun anlamı köleliği giderki kölelik bir insanlık suçudur.

    Ben de uzun süredir, özellile internet sektöründeki yazılım geliştiricilerinin yaşadıkları hak ihlallerinden rahatsız biri olarak Anıl Özselgin’in yazdıklarını hepimizin bir çağrı olarak görmesini umuyorum.

    Cevapla
  44. Bence siz nasıl ki kendinizi “güçlü şirketler”den biri olarak görüyorsanız, biz de kendimizi “güçlü yazılımcılar”dan biri olarak görüyoruz. Biz star developer’lar olarak firma seçerken büyük bir filtreden geçiriyoruz ve gerçekten iyi bir firma ise, kurumsallığı varsa, güvenilir ise, maaşı bizi tatmin edecekse vs vs sebebler sonucunda seçiyoruz.

    Muhtemelen ilanınızı görmüşüzdür ama başvurmaya değer bulmamışızdır.

    Kendimden örnek vereyim. Benim bu noktaya gelene kadar elde ettiğim acı tecrübeler birçok firmadan koşar adım kaçmama sebeb oluyor. Geçmişte, yazılım firmalarında aylarca maaş almadan çalıştığım oldu, hatta sırf para kazanabilmek için ek işlere başladım, özel dersler, freelanse web sitesi tasarımları… Hiç bana yakışıyor mu? Aaaa ama yanlış söylüyorum, asıl bunu bana yaptıran firmalara yakışıyor mu? Gece geç saatlere kadar çalıştım, mesai ücreti diye bir şey görmedim. Sonra aylarca çalıştığım firmanın bana SSK yatırMAdığını öğrendim. Bunlara değer mi?

    Evet bütün firmalar öyle değil ama ilan verip de kaliteli yazılımcı bulamıyorsanız bence bunu bir daha düşünün..

    Cevapla
  45. Genel anlamda eleman bulamam sorunu (Turkiye’deki firmalarin duzgun oldugu varsayilarak):

    Cozumu devlet saglarsa daha da kalitesiz bir yazilimci nesli yetisir. STK’lara buyuk is dusuyor fakat 1-2 tane STK disinda bu isler icin calisan bir STK gormedim. (Tek dertleri para ve lokalde alem yapmak- ya da yandaslarina yedirmek oldugu icin).

    Bunun cozumu 5 yil icinde bulunamaz. En iyi ihtimalle disaridan (Hindistan gibi) yabanci ve ucuz isci calistirmakla cozum bulmaya kalkisabilirler.

    Isin gercek yuzu:

    Firmalar da eleman ararken artik dunya uzerindeki tum yazilim dillerini bilen ve manti da acabilen yazilimci aramayi birakmalari lazim. Ve bu adami bulacalarini hayasizca dusunup ustune 1000 TL + sigorta + yemek ile bu islerin olmayacagini, olsa da bunun bir internet kafe isletmesi disinda cikamayacagini anlamalari lazim.

    Cevapla
  46. Mehmet Özsevilgen |

    Çağlar Bey, sanırım hala yazılımcının bakış açısıyla bakmıyorsunuz konuya, bundan dolayıdır ki benzer şeyleri tekrarlamaktasınız. Ve aynı sebeplerden ötürü yıllardır yazılımcı aramaktasınız.
    Yaşadıklarınızı tüm sektöre mal etmek yanlış, sektörde kalifiye eleman ihtiyacı olabilir ama bir çok sektörde benzer durumlar mevcut.
    Bence yazının başlığı “IT’de nitelikli işgücü krizi ve çözümü” değil “Enuygun.com’da nitelikli işgücü krizi ve çözümü” olmalı.
    Ve çözümünü de arkadaşlar yazmışlar. Bence kulak vermelisiniz.

    Cevapla
  47. Her arayan üniversite mezunu bilgisayar mühendisi şu üniversitenin zırt kısmından mezun derse tabi kalmaz patronların fantazisi değişti artık üniversite bitmeden de gayet başarılı olan yazılım ile uğraşan meslektaşlar var eleman bulurken seçici olucaksın ama o seçicilik bilgiden yana olmalı okuduğu üniversiteye göre değil kaçtane bilgisayar programcılı insan var ve hepsinin amacı ya üniversiteyi bitirmek yada maaşı çok diye gitmek.

    Cevapla
  48. Şeffaf, paylaşımcı, “IT’ci” ya da “Yazılımcı” sıfatları dışında kendisinin fikir ve düşüncelerine önem veren bir yönetim anlayışı, esnek çalışma saatleri ve kattığı fayda ile ölçümlenmiş bir maaş.

    Yukarıdaki şartlar sağlandığı taktirde sizinle omuz omuza çalışacak bir yol arkadaşı bulmak çok zor olmasa gerek.

    Cevapla
    • Türkiye’de bir firma yazılımcı arıyor ve bulamıyorsa bunun iki sebebi olabilir. Birincisi yukarıdada bahsedildiği gibi, düşük ücretli vasıflı eleman arayışı ikincisi firmanın ne aradığını bilmemesi. Siz üniversitenin bilmem ne bölümünden mezun olsun, mühendis olsun, bu dili bilsin, e madem bunu biliyor, o zaman şunu da bilsin, ya bi daha fazladan eleman almayayım, eli değmişken şunuda yapsın diyerek, elli tane vasfı bir insana dayatırsanız, eleman bulmakta zorlanmanız gayet doğaldır. Ha birde atladığım bir nokta, elli dil istedikleri insanın otuz yaşını geçmeme şartı olur birde, e nede olsa anaokulunda başlıyoruz, yazılım eğitimine.

      Cevapla
    • Mümkünse, “kattığı fayda ile ölçümlenmiş bir maaş” kısmını kağıda dökelim. Şu saat şu maaş, şu da günü.

      Cevapla
  49. Yazı tamamen Türkiye de bulunan yazılımcıları kötüler nitelikte olmuş. Webrazzi gibi bu kadar globalleşmeye çalışan summit gibi dünyaca ünlü kişilerin geldiği konferanslar düzenleyen bir blog a bu yazıyı ben yakıştıramadım.

    Hadi bir iki kişi olsa neyse yorum yapanların neredeyse tamamı yazıyı benim gibi anladığına göre sorun bizde değil yazıyı yazan kişidedir. Bu yazı webrazzi de kalmaya devam ettiği sürece ve karşı bir yazı webrazzi de yayınlanmadığı sürece webrazzi yazılımcılara karşı yapabileceği en büyük ayıbı yapmıştır.

    Cevapla
    • Biz yazının tartışılmasından son derece memnunuz, Çağlar bey şu anda yaşanan sorunu kendine göre ele almıştır. Karşılığında ise yazılımcıların ortak noktalı yüzün üzerinde yorumu vardır. Bu konunun tartışılması son derece önemli biz de bu tartışmaya ev sahipliği yapmaktan memnunuz. Yazının kaldırılması gibi bir durum söz konusu değildir.

      Cevapla
      • Kapitalist yaklaşımdan asla vazgeçmiyorsunuz böyle devam…

      • Umarız yakında karşı bir yazı yayınlanır da “karşılığında işverenlerin ortak noktalı yüzün üzerinde yorumu”nu da görme şansımız olur. neticede yazı ile yorum aynı etkiyi oluşturmuyor..

  50. Ersan Bilik |

    “Ve çözümü de ancak devlet sağlayabilir…”

    Okuduğumda gözlerim yerinden fırlayacak gibi oldu. Hiç yakıştıramadım.

    Cevapla
  51. Hep aynı sorunları tartışıyoruz bu sektörde. İşin para tarafını da geçtim zaten yeteri kadar konuşuldu yorumlarda. Sen birini alıyorsun işe ucuz veya yüksek fiyatlara neyse.. Bu insan seninle çalışmaya başladığında haliyle sana katkı yapmasını beklersin. Ama katkı yapmasını sağlayacak ortamı ya da eğitimi sunmazsın. Bu çalışandan sonra motivasyon, herhangi bir gelişim bekle.

    En basitinden çalışanına nasıl bir bilgisayar kullanmak istediğini bile sormazsın. Elinde olan ne varsa onu verirsin ve performans beklersin. Ar-ge yapması için firsat, zaman tanımazsın ama projene/müşterine yeni bir şeyler katmak/sunmak istersin. Çalışanın gece, gündüz oturup verdiğin üç kuruş para ile yeni bir şeyler öğrenmeye kasar. Bunu senin için uygulamaya kalkar. Belki eğitimler, kitaplar alır. 3 saat uykuyla gece gündüz çalışır ortaya ürün çıkartmaya devam eder yine. Ama bir ihtiyacı olup, olmadığını bile sormazsın hatta sabahları geç geldiği zamanlarda ya da işten normal iş çıkış saatlerinde çıktığı zamanlarda bi de laf edersin. Resmi tatillerde dahi çalışmasını beklersin ama karşılığını vermezsin. Karşılığını isteyince tepki vermeye başlarsın. Uzun mesai saatleri olur günlerce çalışanın ofiste kalır ama bunun karşılığında sadece uykusunu kaybettiği ile kalır. Fakat patronun bunun sefasını bol bol sürer..

    Patroncuklarımız çalışanlarına gerçekten bir insan gözüyle bakmadıkları, onların başka bir hayatları yokmuş gibi davranmaya devam ettikleri sürece ve hakları olan şeyleri vermedikleri sürece şirketlerini/projelerini sevmelerini ve onlara bağlanmalarını ancak rüyalarında görürler.

    Cevapla
  52. Hmm, diyorsunuz ki adam arıyoruz ama bulamıyoruz. Peki 100 kuruşluk işi 5 kuruşa yaptırmaya çalışıyor olabilir misiniz?

    Cevapla
  53. Bilişim sektöründe çalışan biri olarak gördüğüm pek çok iş ilanında pek çok alanda uzmanlaşmış yazılımcılar aranmakta. Hem .net, hem dizayn, hem photoshop bilen adam zor bulunur, bulunursa da sizin verdiğiniz parayla çalışmaz.

    Öncelikle yapılması gereken işleri birbirinden ayırıp bunlara göre çalışan aranması gerektiğini düşünüyorum.

    Cevapla
  54. Son 4-5 senede 4 ayri start-up’da calismis, hem Turkiye, hem de Silikon Vadisi piyasasi ortamini gormus biri olarak tartismada benim de tuzum olmasini isterim.

    Turkiye’de yazilimcilarin gereginden az kazandigi ve olmasi gerektiginden fazla calistigi, “esnek” calisma kosullarini sirketlerin “yanlis” taraflarindan anladiklari bir gercek.

    Bununla birlikte, bu dengeyi degistirmek ve bu ezberi bozmak icin bilisim sektoru calisanlarina da cok is dusuyor. Soyle ki:

    Eger yeterince kaliteli bir yazilimci iseniz, kendi standartlarinizi kendiniz belirlersiniz; Siz sirket aramazsiniz, sirketler sizi ellerinde tutmak icin en iyi sartlari sunarlar.

    Bu is icin careyi devlette; ya da yabanci yazilimci devsirmekte degil; kendimizde aramaliyiz.

    Bundan 10+ sene gerisine gittigimde, Bogazici Universitesi’nden mezun oldugumda “yazilim” konusundaki bilgim, su anki halimin yuzde biri degildi.

    Okuldan mezun oldugumda, “acaba hangi buyuk firmaya nasip olacagim” diye saskin saskin etrafima bakinirken, ilk birkac senelik is deneyimim aslinda ne kadar toy oldugumu; universitenin bana “analitik dusunce yapisi merak ve modelleme” disinda yazilim konusunda bana “olmasi gerektigi kadar” sey katmadigini anladim.

    Kendimi gelistirmem gerekiyordu. Bunu yapmanin cok kolay bir sey olmadigini, emek ve alinteri gerektirdigini, okulda aldigim egitimin bir sadece bir baslangic oldugunu, bilgiye ve ogrenmeye ac degilsem bulundugum sektorun yanlis oldugunu bana hatirlatan ilk patronum sevgili Ozan (Akiman) abiye ne kadar tesekkur etsem azdir. Onun sayesinde tum hayatim degisti. Herkesin kariyerlerin baslangicinda bir Ozan abiye rast gelmelerini dilerim.

    Yanlis anlasilmak istemem, Turkce icerigin cogalmasini ve bilim dilinin Turkce olmasini en cok isteyenlerden biriyim.

    Bununla birlikte, “arkadaslar C# ile login form kodu ariyorum, kopyalayip yapistiracagim” konusmalarinin yogunlukta oldugu, ve sektoru seneler gerisinden takip eden forumlarimizdan ve sosyal aglarimizdan yararlanan hickimsenin kendini gelistiremeyecegini, sadece kendi kapali kafesi icinde kendi kendine “yazilimcilik” oynamaya devam edecegini belirtmek isterim.

    Benim inancim ve su ana kadarki bilisim hayatimda takip ettigim sey sudur:

    ” O kadar iyi olmalisiniz ki, kimse sizi reddedecek luksu kendinde bulamasin. ”

    Bu erege ulasmak icin her gun ve her gece durmaksizin, araliksiz calisiyorum. Eger gecenin dordunde kitap yazacak motivasyonu kendimde bulabiliyorsam, bunun nedeni yukaridaki hedefime henuz ulasamadigimi bildigimdendir.

    Kim ne derse desin, talep icin yeterli arz yok.

    Herkes “maas, maas” diyor ama kimse rakamdan konusmamis. Soyle bir aralik vereyim:

    Turkiye’de deneyim sahibi (bazilari “senior” der) asagidaki siraladigim ozelliklere sahip bir yazilimcinin Istanbul piyasasinda almasi gerektigi maas bugunun parasiyla aylik “net” 4500TL ile 9000TL arasindadir
    (bu araligin alt ve ust limitleri arasindaki ucurumun bu kadar ucuk olmasi, apayri bir tartisma konusu — ayni aralik Silikon Vadisi standartlarinda yillik $120,000 – $150,000 arasi “brut”tur — bu rakamlari gordukten sonra yazilimci hakettigi maasi aliyor mu, almiyor mu siz kendiniz degerlendirin).

    Ayriyetten, eger aldiginiz maas bu araligin disindaysa, ve asagidaki ozelliklere sahipseniz, rahatlikla bu standartlari saglayan bir sirketle cok kisa surede anlasabilirsiniz, kendinizi kullandirmayin!

    Gelelim standartara; yani ne yapmali Turk yazilimcisii kendini gelistirmek icin, ya da “kalifiye” bir Turk yazilimcisinin ozellikleri neler olmali:

    1. Cok iyi duzeyde Ingilizce bilmeli. 

    “Su makalenin Turkcesi yok mu?” sorusunu soran herkesin su anki varolan sartlarda calismaya devam etmelerinin kacinilmaz oldugunu dusunuyorum.

    Sirf bu yuzden, cok tartisilmasi ve farkli mecralarda elestirilmemle birlikte JSTanbul 20102 sunumumun slatylarinin Ingilizce olmasini ve herkesin anlamasi icin sunumu Turkce yapmami gayet dogru biliyorum.

    JavaScript de dahil herhangi bir dili “ogrenebilmek” icin Ingilizce, luks degil, bir gerekliliktir.

    Turk yazilimcisi cok iyi duzeyde (konusma, dinleme, ve yazma olarak) Ingilizce bilmeli.
    Oyle ki gerektiginde gerektiginde sektorde cok iyi bilinen, yabanci yazilimcilarla konusup, yazisip, fikir alisverisinde bulunsun. 

    Merak etmeyin Ryan Dahl, John Resig, Andy Budd, Douglas Crockford, ya da Christian Heilmann da sizin bizim gibi kanli canli insanlar. (Bu isimlerin birkaciyla kahve icmisligim var; ondan biliyorum 😉 ) Usulune uygun bir sekilde bir seyler sordugunuzda size en kisa zamanda yanit donmek icin can atiyorlar.

    Dil bilirseniz, surekli degisen gundemi takip eder, herkese acik videolari ve konferanslari izler, tuketebileceginizden daha fazla kaynaga erisirsiniz.
    Dil bilmezseniz, apisir kalirsiniz.

    Ingilizce dunyanin en kolay dili. Gunde bir saatini duzenli Ingilizce ogrenmeye ayiran bir kisi, uc yilda kitap yazacak, ya da konferans verecek duzeyde Ingilizce sahibi olur.

    Dil bilmenin bir artisi da, yabanci diliniz sayesinde pek cok e-posta grubuna, tartisma grubuna ve foruma katilabilir ve buralarda “katkida bulunabilirsiniz.
    “Katki” kismina asagida daha detayli deginecegim.

    2. Surekli ogrenme ve surekli arastirma acligina sahip olmali.

    Bagnazlik, batil inanclilik ve kalip yargilar sadece din’de degil, bilimde ve yazilimda da olur.

    Eger size sunulani sorgulamadan pesinen kabul ediyor, surekli “neden” diye sormuyorsaniz. Dogrulugundan emin oldugunuz seylerin bile bir gun degisebilecegi bilinciyle her an her seyi sorgulamiyorsaniz, uzgunum, yanlis sektorde calisiyorsunuz.

    3. Ogrendiklerini paylasma ve topluluga katkida olma acligi.

    Iyi bir yazilimci “her an” ogrendigi her seyi paylasmak icin can atiyor olmali. Eger bir blogunuz, bir hobi projeniz, bir github hesabini yoksa. Aktif olarak yazilim toplulugu icin bir seyler uretmiyorsaniz; baskalarinin yazdigi ozgur kaynakli kodlari inceleyip gerektiginde oneri/yorum ve iyilestirme ve duzeltmelerinizi paylasmiyorsaniz, olmasi gereken noktada degilsiniz demektir.

    4. Uretirken Orgutlenmeli

    San Francisco’da neredeyse her gun bir yazilimci toplulugu, bulusmasi, semineri, hackhathon’u  varken Turkiye’de neden bu tarz olusumlarin “senede bir gun” oldugunu, ve birkac gonullu universite bilisim kulubu ogrencisinin guc bela duzenledigi etkinliklerle sinirli kaldigimizi iki kere, uc kere dusunmemiz lazim.

    PHP Seminerleri, Ruby on Rails bulusmasi, Node.JS etkinliklerini duzenleme gorevi “devletin” degil, yazilimci toplulugunundur.

    Verimli olmak, ve deger katmak icin orgutlenemiyorsak; bunun da nedenlerine egilmeliyiz.

    Turkiye’deki yukaridaki kalifikasyonlara sahip yazilimci sayisinin “kimin kim oldugunu bildigi” ufak bir topluluktan oteye gitmedigi dusuncesindeyim.

    Sahsen halen bu kaliteye tam anlamiyla eristigimi dusunmuyorum ve nefes aldigim her bos vakitta bu kaliteye ulasmak icin caba gosteriyorum. “Keske” topluluga daha cok katkida bulunabilsem, “keske” daha fazla makale yazabilsem diyorum. Surekli artan bir “ogrenmem/okumam/izlemem/katilmam gerekenler” listesi var. Tarayicimdaki yer imlerinin yedegini aldigimda 4MB’lik bir html dosyasi olusuyour.

    Ve herkes bu yaklasimda olursa, Turk yazilim sektorunun hakettigi yerlere gelecegine, calisma sartlarindaki ve arz-talepteki dengesizligin kalkacagina inaniyorum.

    Bu soruna (acil olmasa da) bir cozum olmasi adina, yukarida yazdiklarimin tamamini bir cumle ile ozetlemek gerekirse:

    “Egitim gerek-sart; bununla birlikte, egitim yeter-sart degil.”

    Eger topluluk olarak aldigimiz egitimle kendimizi gelistirecek egilimde olmazsak, Caglar’in onerdigi gibi disaridan kalifiye personel devsirmeye; ve elimizdeki kaliteli beyinleri de yurt disina goc ettirtmeye devam ederiz.

    Cevapla
  55. IT Sektöründe yönetici olarak çalışan herkesin aşağı yukarı katılabileceği bir yazı olduğunu düşünüyorum. Sektörde nitelikli yazılımcı bulmak zor. Zaman alıyor ve çalışanların projeye/firmaya bağlılıklarını baştan kestirmekte oldukça güç. Bir yöneticinin ağzından bu sıkıntının gündeme gelmesi, konunun tartışılabilir olması iyi bir gelişmedir. Yazılımcıların yaşadığı sıkıntılarda ayrı bir konu başlığı altında da konuşulabilir.
    10 yılı aşkın süredir sektörde gerek yönetici gerek yazılımcı olarak iş ürettim. Genel sıkıntılar Nitelikli İş Gücü, Oryantasyon Süreci, Bağlılık, Sürdürülebilirlik, Takım Olma, Performans konu başlıkları ile özetlenebilirdi.
    Bu sıkıntıların çözümünü yine bir yazılım yardımı ile aza indirmek mümkün dedik ve şirket içinde bir uygulama geliştirdik.
    Amacımız nitelikli iş gücününe sahip yazılımcının iş tanımını/ünvanını değiştirmekti. Bu kişiyi kodlama operasyonlarından bir nebze uzaklaştırıp, mimari ve teknik konulara odaklatmak ve bu kişi etrafına deneyimi daha düşük çalışanlardan bir ekip kurmabilmekti.
    Bu plandaki sıkıntı hemen kendini gösterdi. Proje ekibi belirli bir düzeyin üstünde bilgi ve deneyime sahip yazılımcılardan oluşmak zorunda. Çünkü ürünün kendisi bu beklenti ile yaşantısına devam edebiliyor. Bir yazılımcı olarak bu engeli aşabilecek bir yazılım üretebileceğimizi düşündüm.
    Bu yazılım , yazılım üretim sürecini basite indirgemeli , deneyimi düşük bir yazılımcının hata yapmasını , bir metodolojiye sahip olmasını ve bu sınırlar içerisinde haraket etmesini sağlamalıydı. Bu fikir doğrultusunda uygulamayı geliştirdik.
    Bu uygulama bekletilerimizi karşılamasının yanı sıra daha önce hesaba katmadığımız bir çok avantajıda yanında getirdi. Küçük projeler içinde yinelenen operasyonların tekrar tekrar kodlanmasının önüne geçtik. Yazılımın Editörler tarafından sıkıntısınız algılanmasını sağlayarak, kod geliştirme sürecinde yazılımcıya rehberlik etmesini sağladık. Kolay ve bilenen mimarileri kullanarak , düşük deneyimli yazılımcının kolayca anlayıp , hemen kod geliştirebileceği bir ortam yarattık.
    Hata oranının arttığı operasyonları, örneğin yazılımın iş akışı veya mimarisinde meydana gelen değişikliklerin yol açtığı bütün ilişkisel kod güncellemelerini yazdığımız bu uygulamanın yapmasını sağladık.
    Performansa yönelik operasyonları yazdığımız uygulamanın üstüne yıkarak, yazılımcının bu konu üzerine çok fazla düşünmesinin önüne geçtik.
    Uzmanlardan gelen feedbacklere göre uygulamayı daha da geliştiriyoruz. Değişik konu başlıklarında uzmanlara ihtiyaç var. Erişimde sıkıntı çektiğimiz uzmanlık alanlarını yazılımımıza entegre ediyoruz , yani bu uzmanlık alanlarının gerekliliklerini ürettiğimiz yazılımın sırtına yükleyerek daha geniş çözümler üretiyoruz.
    Sonuçta , elimizde böyle bir ortam olduğunda, birlikte çalıştığımız yazılımcıların bizimle ne kadar süre çalışacakları, ne düzeyde oldukları gibi konular daha az tartışılır hale geldi.
    Bazen çözümü başka kıtalarda arıyoruz oysaki en yakınımızda hatta içimizde olabiliyor.
    Ana yazıya geri dönersek, Ingilterede oyun geliştirme alanında çalışan bir arkadaşımdan aldığım bilgiyi de paylaşmak isterim. Katıldığı konferanslar ve yakınında bulunan iş adamları ile yaptığı görüşmeleri bana aktardı.
    Sektör oldukça gelişmiş olmasına rağmen sadece Hindistan ile çalıştıkları için yaşadığı problemlerin sonuçları oldukça kaygı verici. Bu konu düzenlenen uluslar arası konferaslarda gündeme geliyor ve sonuçta vardıkları nokta , neden Türkiye ile çalışmayalım diyen bir Avrupa! Bu sebeple elimizdeki iş gücünü iyi değerlendirmenin yollarını aramalıyız. Daha üretebileceğimiz bir çok çözüm yolu, desteklememiz gereken bir çok yazılımcı var.

    Cevapla
  56. Ben yazı hakkındaki düşüncemi aşağıya yazmıştım. Ancak yorumları okudukça yeni bir yorum yapma ihtiyacı daha hissettim. Yazacaklarımı konu başlıkları altında toplayacağım:

    * STOCK OPTION: Bana göre bir çok konuda olduğu gibi bu da kötü niyetli kullanılıyor. Türkiye’de çoğu şirket kazanıyor dahi olsa kendini kazanmıyor gibi gösteriyor. Kapalı bir yapı olduğundan (yeni TTK’yla değişir mi göreceğiz) ne zaman size bir faydası olacağını iş vereniniz dürüst ve kaliteli biri olmadıkça öğrenmeniz zor. Öte yandan şirketler bunu uzun vadede vermek istediklerinden (2 sene gibi) kısa vadede şirkete bir bağlılık kazandırması zor bence. Kısaca; düşük maaş verip “ama bak stock option da veriyoruz” diye kullanılan bir araç sadece şu an Türkiye’de. Bu nedenle sıcak paraya sıcak bakılması gayet normal.

    * ÇALIŞANLARIN KALİTESİZLİĞİ: Bir süredir biz de dijital ajans olan şirketimize çalışacak geliştirici arıyoruz. Kullandığımız mecralar arasında linkedin, İK firmaları, iş siteleri, LKD listeleri, bigumigu vb. pek çok yer var. Burada yazılan yorumlara katılmakla beraber, bize hem çok az insanın başvurduğuna, hem de gelenlerin de çok ama çok kötü olduğunu maalesef söylemek zorundayım. Junior+ seviyesinde bir adam aradığımızda PHP ya da JS biliyorum diyen adamların hayatlarında hiç sınıf yazmadıklarına ya da hazır jQuery kodları dışında bir şey yazmadıklarına şahit olup çok hayal kırıklığına uğrayabiliyorsunuz. İyi tarafından alarak yazıda bahsedilen şeylerden birinin de bu olduğunu düşünüyorum ben. Hiç mi düşük maaş söylemiyoruz? Evet; her şirket gibi bizim şirket de kendi kesesine göre bir teklif sunuyor. Ama görüşmeye gelenler teklifi henüz bilmeden geldiklerinden rahatlıkla söyleyebilirim ki hem az insan geliyor, hem de bir kaç istisna hariç gerçekten çok kötü insanlar geliyor. Peki Junior birini alıp yetiştirsek? Kendi okulum dahil bir çok yerin e-posta listesine duyuru attım; dönüş yapan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Öte yandan yetiştireceğiniz adam da hiç değilse kendi kendine bir şeyleri araştıran, okuyunca tak diye anlayan; kulak aşinalığına sahip biri olsun istiyorsunuz ve gelen kişilerin hiç bir şeye ilgileri olmadığını, bir siteye bile sahip olmadıklarını, duydukları şeyleri hiç araştırmadıklarını öğrenince yine hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Bu zamana kadar stajyer olarak yetiştirip şirkete kazandırdığım(ız) çok kişi oldu ama özellikle dijital ajans olmasından mıdır bilinmez; bu şirketteki tecrübem, piyasada gerçekten kaliteli adamların azaldığı, varolanın işinden memnun olduğu ve duyduğu (haklı) hikayeler nedeniyle ajanslardan uzak durduğu yönünde. Ki bizim ajans, SSK’yı tam yatıran ve bir çok açıdan iyi niyetli bir şirket. (kötü yanları da var elbet iş yaptığı sektörden dolayı)

    * FREELANCE ARTIYOR: Yine aynı şirketteki görüşme tecrübemden dolayı söylemem gereken bir şey daha var. Görüşmeye gelen bir çok insanda acayip bir ego ve şımarıklık problemi gördüm. Freelance iş yaparak kendilerini daha iyi satıyor olabilirler ama bizzat çalıştığım kişilerin iş kalitesinin nasıl düşük olduğunu gördükçe ve bu insanların çok fazla iş aldığını düşününce kaygılanmamak elimde değil. Freelance’in olması kötü değil tabii ki ama idare eder kod yazıp sadece iş gören kişiler, bu yazıda ve yorumlarda bahsedilen tüm sorunların işverenler tarafından önemsenmeyip sadece iş görmeye odaklanmasına sebep oluyor.

    Cevapla
  57. Yazdıklarınıza ve gelen yorumlara bakılırsa yazılımcı arayışınız hiç bitmeyecek gibi gözüküyor.

    Alıntı:
    “…büyük sermayeli girişimler ve dar arz nedeniyle o kadar bozulmuş durumda ki, ücretler de ekonomik mantığı zorlar hale gelmeye başlamış…”

    “Sermaye büyük” X “Maaş küçük”

    Umarım bu yazı ve gelen yorumlar sizin gibi taraflı düşünen iş verenler için emsal temsil eder.

    Cevapla
  58. Freelance çalışıyorum ve normalde alabileceğim maaşın 3-4 katını kazanıyorum. Ayrıca evden çıkmadığım için trafik stresim yok. İstediğim saatte yatıp, istediğim saatte kalkıyorum. İstediğim zaman, istediğim kadar tatil yapıyorum. İşten sıkıldığımda, tv seğredebiliyor, oyun oynayabiliyor, uyuyabiliyorum vs… Durum böyleyken -ki bütün freelancer’lar için böyle- neden bir şirkete girip çalışmayı isteyeyim?

    Diyelim ki maaşları 3-4 kat arttırdınız, bana şuanki rahatlığımın karşılığını nasıl verebilirsiniz?

    Cevap veriyorum: hiçbir şekilde! Bizim ülkemiz hariç bütün dünyada kadrolu yazılımcı devri çoktan bitti. Devir freelance çalışma devridir. Bunu ne kadar erken görür ve bir freelancer’la çalışma kültürüne ne kadar erken sahip olursanız o kadar rahat edersiniz.

    Cevapla
  59. Faruk ERTEKİN |

    Ya arkadaşlar Erol Bey yazılımcı bulamıyoruz demiş diye hemen şımardınız.Yani yazılım dediğiniz ne ki bir formu alıp mysqle insert ettin diye ferrarisini adam sana mı versin nedir bu şımarıklık anlamış değilim. Ha deyin ki Türkiye’de emek sömürüsü vs.. var tamam o ayrı konu her iş dalında bu var ama bu kadar da coşulmaz ki yani… Hepi topu php programlamakdan bahsediyor.

    Cevapla
    • Bu umarım ironidir.

      Senin o hepi topu PHP programlamak dediğinle patronun Ferrari satın alabiliyorsa, hakettiğin parayı almıyorsun demektir.

      Ne kadar hastalıklı bir kafadaymışsınız.

      Cevapla
  60. çok güzel konu değinilmiş ama sorun yazılımcı veya tasarımcı da değil bence sorun firmalarda.

    konu ilan vermek ile başlar ve devam eder. firmadaki ilan veren iş veren yada sorumlu kişinin kafasındaki iş ile işi yapacak olanın kafası ile hiçbir zaman uyuşmuyor ve inanıyorum ki uyuşmayacak.

    İlanlarda bir kişi istihdam edilecek ve eğer o kişiden üç kişilik iş yapmasını isterseniz o firma da kusura bakmayın kimse çalışmaz.

    Firmalar iş yapmak istiyor ama farklı bilgi ve uzmanlık gerektiren departmanları bir tuttukça eleman bulmazlar.

    Cevapla
  61. Siz aradığınız elemanı bulduğunuz zaman, biz sevmediğimiz işlerde, uygunsuz koşullarda çalışmak zorunda kalacağız. Böyle kalması dileklerimle.

    Cevapla
  62. Alper Yasin Günaydın |

    Sektörde PHP yazılımcı eksiği olduğu doğru fakat olayın yurt dışından insan kaynağı transfer edecek kadar sıkıntıda olduğunu düşünmüyorum. Devletin insan kaynağı transferi konusunda herhangi bir adım atmasından ziyade sektörün önde gelen firmalarının bir araya gelip Milli Eğitim Bakanlığıyla görüşerek PHP yazılımcı yetiştirilmesi konusunda teknik liselerde çeşitli eğitim programları oluşturarak bu konuya uzun vadede çözüm bulunabileceğine inanıyorum. Türkiye’de binlerce teknik lise var ve bu okullarda “Web Tasarım” ve benzer adlarla çeşitli bölümler bulunuyor. Burada verilen müfredat çok yüzeysel ve piyasaya doğrudan insan kazandıramıyor. Liselerde neden sadece “Yazılım”a yönelik bölümler olmasın. Bence konunun buraya gelmesi gerekir.

    Cevapla
  63. Ne is fikri ne de kalifiye eleman yetistirmeye gerek yok.

    Fikri Amerikalilar gelistirsin. Siz taklit edip Turkiye’ye uyarlayin.

    Elemani da devlet yetistirsin. Siz ilk gunden onun uzerinden para kazanmaya baslayin.

    Fikir veya insan kaynagi gelistirmeye sabit bir butce ayirmayin. Ayirirsaniz digerlerini zor durumda birakmis olursunuz.

    Cevapla
  64. Ahmet AYGÜN |

    Çalışan arayan şirketlerin haklı olduğu birkaç kriter varken ‘yazılımcı’ arkadaşların haklı olduğu çok fazla kriter var. Süpermen arayan iş ilanlarından kurtulduk diye düşünüyoruz ancak halen üç kuruşa beş köfte isteyen şirketlerle görüşüyoruz.

    Çalışma saatleri, maaşlar vb. gibi dertlerin yanında bir de yazılımcılara karşı takınılan tavır birleştiğinde arz olmaması can sıkmamalı bence.

    2008’de insansız uçak geliştirmek için yürütülen bir proje için ilgili şirketle görüşmeye gittim, görüştüğüm teknik insanlar benimle çalışmak istediklerini belirtmelerine rağmen bu denli ciddi bir projede yönetici konumundaki insan yazılımcıya 500TL ücret verebildiklerini söylediğinde aklımdan geçen ve dilimden çıkan tek şey bir bakkal çırağının bile daha fazla kazandığı idi. Kendinizi yazılımcı yerine koyun, insansız uçak projesinde 500TL’ye çalışmak ne kadar aşağılayıcı geliyor merak ediyorum, ben kendimi o yönetici yerine koyduğumda kurumum ve kendi adıma utandım resmen.

    Son aylarda bir çok start-up’la görüştüğüm gibi arkasında büyük finans güçleri olan 4-5 senelik şirketlerle de görüşmelerim oldu. Yüzünüze gülümseyip ‘sorun yok’ diyen, ‘size hafta içi dönüş yapacağız’ diyen, ‘bizce ücrette bir sorun yok’ diyen, ‘bu çalışma şartları bize uygun’ diyen insanların e-postalarınıza cevap vermemeleri, size dönüş yapmamaları kısaca sizi adam yerine koymamaları üzerine dönüp hala çalışan aradıklarını görünce çok da üzülmüyorsunuz açıkça.

    Tecrübe isteyen, kalite isteyen insanların bedelini ödememe çabası da garibime gidiyor. Yapı, sağlık, yazılım sektöründe farklı şehir ve ülkelerde insan istihdam eden bir aileden geldiğim içindir belki de. Yeri geldiğinde işçinin hakkını birbirimize bile karşı savunmak bizim iş ahlakımızda var. Bunları göstermeyen işverenin arz yok demesine söylenecek tek söz ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’.

    Bir süredir freelance çalışıyorum ve çok faydasını da gördüm. Esnek ve özgür çalışma şartları, yüksek gelirler sadece birkaç avantajı. Evet yazılıma organik bağı olan şirketler adanmış yazılımcı istiyor ancak bir insana freelance hayatından fazlasını sunmadan o hayattan koparamazsınız.

    Bir görüşmede ‘şirketimizden ne bekliyorsun’ sorusuna verdiğim ‘kendimi geliştirebilme şansım var mı? kütüphaneniz var mı? konferanslara katılım için izin verir misiniz?’ gibi sorularım şaşkınlık uyandırınca anladım ki Türkiye’de yazılımcı arayan şirketler yazılımcılara fabrika işçisi gözüyle bakıyorlar, yanlış anlaşılmasın fabrika işçilerini aşağıladığım için değil ancak gözardı edilen nokta yazılımların birer organizma oldukları ve üretim bandından çıkar gibi üretilmedikleri.

    Bir başka görüşmede ‘deadline estimation’ konusunda geçen bir muhabbette ise yazılımın yazılacağı süreye test sürecini vb. eklemem şaşkınlık yarattı. Böyle anlarda gerçekten bu ülkede bu anlayış değişmedikçe bir kültür üretimi olmayacağına inancım artıyor.

    Fi tarihinde çalıştığım bir şirkette patrondan her ay 100 TL gibi bir ücreti çalışanların oluşturduğu wishlist’teki kitapları alıp şirket kütüphanesi oluşturmayı teklif etmiştim. Sonucu bir çoğunuz tahmin ediyordur, o kütüphane halen mevcut değil.

    Bu konularda devletten çözüm istemek abesle iştigal olarak geliyor bana. Sektörün dinamikleri bir sorun oluşturuyorlar sonra ‘devlet bize çözüm bulsun’ diye ağlıyor.

    Bana çalışmak istediğim ideal şirketi sorduklarında Github’ı örnek veriyorum, şirketin bugüne kadar işten çıkarılan ya da istifa eden çalışan sayısı 0 (yazıyla sıfır). Nasıl olduğunu merak edenler şu sunuma bir baksınlar ve kendi şirketleriyle aradaki 7 farkı bulsunlar.

    https://speakerdeck.com/u/holman/p/how-github-works

    Ofise gelme zorunluluğu, belirli çalışma saatleri, yöneticiler, toplantılar gibi bizim gücüne çok inandığımız olgular olmadan nasıl bu kadar başarılı olabildiklerini bir düşünmek gerekiyor.

    Cevapla
  65. Sayin Caglar,

    Sitenizdeki kariyer sayfanizi tekrar ele almanizda fayda var. Stratejik olarak sizin icin onemli bir konuya gerekli yatirimi yapmamissiniz. “Soyle bir eleman ariyoruz… ilgilenen bir adim one ciksin…” havasindan cikmanizda yarar olabilir. Arayisiniz “iyi maasim ve arabam var evlenecek bayan ariyorum” tadinda olmus. Aradiginiz ozelliklerin yaninda sunduklarinizi da (adaylari yaniltmadan) anlatirsaniz kimse vakti kaybetmemis olur.

    Ornegin maaslari hep zamaninda veriyorsaniz bunun altini cizebilirsiniz. Kimseyi haftasonu calistirmiyorsaniz bu da bir arti.

    Cevapla
    • Hamit Çetin |

      Bir bakayım dedim dediğin sayfaya.

      -İhtiyaç duyulan PHP yazılımlarını geliştirmek,
      -Gerekli HTML önyüzleri yazmak,
      -Enuygun.com’un geliştirilmesi için gerekli her türlü teknik çalışmaları gerçekleştirmek.

      Sırasıyla:
      – Back-End Developer
      – Front-End Developer
      – System & Scaling Designer

      3 ayrı kişinin yapacağı işi yapmak için 1 kişi.
      Maaşı ne kadar olacak acaba? 1500-2000TL ?

      Cevapla
  66. Taraflı bir yazı gerçekten. Bir yazilimci olarak çalışma şartlarının ağır olduğunu söyleyebilirim. Düşük maaşa bir doktorun hem beyin hem kalp amaliyatlari na girmesini kanseri tedavi etmesini v.b. şeylerin hepsinden uzman olarak anlamasını beklemezken, yazilimcidan alanındaki nerdeyse herşeyin uzmanı olmasını bekliyorlar.

    Cevapla
  67. Ben de bir bilişim firması sahbiyim ve hala %80 kod yazmayı bizzat kendim yapıyorum çünkü çok kalifeyeyim, piyasa bulduğum en iyi adamdan daha iyi ve çok daha hızlı kod yazabiliyorum.
    Sorun burada, mütehait zihniyeti ile bilişim firması yada startup kuran Bilgisayar Mühendisliği, Bilgisayar Bilimi yada Programcılık eğitimi almamış, gözünü para hırsı bürümüş Matematikçi, endüstrici hadi onları geçtim sözelci reklamcı pazarlamacılar. Ben yazılım firması kurdum ve ilk günden beri katma değer üretiyorum, startupum ben diye dilencilik yapmadım, fikir satmadım, bir web sitesi kurup kakalayacak bir yabancı arayışına girmedim.
    Bill Gates, Steve Jobs, Zuckerberg vs hepsi mezun olmasalar bile bilgisayarcıydı ana ürünleri kendi oluşturup, satış pazarlamacı tuttular. Türkiyedeki zihniyet, satış pazarlmacıların programcı tutuması. Kimse kendi yapabileceği şeyden size para kazandırmak için vazgeçmez, bilgisayarcı adamların al ben yemedim, beni sömürüp sen ye diyceğini mi düşünüyorsunuz. Fikir dediğin boş bir balondur güvenmeyin. Bu saatten sonrada ancak ÖSS ile büyük şehire gelen evinde bilgisayarı olmayan inek yazılımcı bulursunuz piyasada o şartlarla.

    Cevapla
    • Nerdeyse tüm yorumları okudum. En anlamsızı bu olsa gerek. Sanki şirket bilişim sahiplerinin sahiplerinin bil. mühendisi olma zorunluğunu var. Bırakın bilişimi hiç bir sektörde böyle bir ilişki aranmaz. Doktor olmasan hastane bile açabilirsiniz. Çünkü özellikle teknik okullarda meslekler öğretilir şirketler nasıl kurulur yönetili öğretilmez. Şirket yönetimi sadece işletme bölümlerinde vardır. Siz teknik bir okul mezun olup güzel bir şirket kurduysanız ancak tebrik etmek gerekir. Ama bu size diğer bölümleri küçümseme bu işleri yapamayacağı hakkını vermez. Ayrıca kusura bakmayın siz halen %80 kodu kendiniz yazıyorsanız iyi bir yönetici olmadığınızı gösterir.Esnaf mantığı ile kendi işini kendi yapan patron olduğu gösterir.

      Cevapla
      • Benim demek istediğim, bölüme göre işin yapılıp yapılmaması değil anlamamış alınganlık göstermişsiniz, iyi bir yazılımcının sadece ve onun gibilere dependent olan bir patronun altına girip çalışmasına gerek olmaması, tam tersine yazılımcının kendisinin patron olup, hem altındaki yazılımcıları yetiştirebilmesi hemde işini daha iyi ve bağımsız yapabilmesi, sırtından alakasız adamlara para kazandırmaması. Çünkü yazılım sektöründe giriş bariyeri 0’a yakındır. Bu söylediğim, yukarıda yazıldığı gibi web startup için, yoksa gobal bir firmada yazılımcı olarak çalışıyorsan o ayrı.

    • Birde şimdi aklıma geldi, kalifiye PHP yazılımcısı yokmuş piyasada. PHP’de veri tabanına kayıt atmak ve kayıt getirmek dışında ne yapıyorsunuz ki ? NASA’nın curiosity aracınımı programlıyorsunuz ? Çok extreme birşey yapacaksanız da exec komutu ile C, Java vs de yazılmış programları arkada harmonik çalıştırırsın. Programlama formasyonu olan biri için PHP çok basittir, illa şu kadar yıllık deneyim diye kastırmanın anlamı yok, neticede yaptıracağınız CRUD, başka birşey değil.

      Cevapla
      • Bence de en anlamlı yorumlardan biri seninkisi olmuş. Burada yazıldığının aksine Türkiye’de yeni mezun mühendis kalitesi aslında çok yüksek. Bunun nedeni en zeki gençlerin mühendisliğe girmeleri. Nasa’da işe girseler Curiosity’yi de programlarlar, harikalar da yaratırlar. Çok sayıda mevcut örneği de var bunun. Ama Türkiye’de olunca vizyon ve sistem konfeksiyon işçisi mantığıyla e-ticaret sitesi kodlatıp bunu teknoloji girişimciliği sanmaktan ibaret.

        Mühendis olmayanlar bu mesleği teknikerlik, ustabaşılık gibi algılıyorlar. Daha da kötüsü patron müteahhit, kıdemli yazılımcılar inşaat kalfasıymış, geri kalanlar da ameleymiş gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Oysa mühendsilik mesleğinin gerçek anlamı tam anlamıyla Mark Zuckerberg olmak demektir. Hatta Steve Jobs’lık, Bill Gates’liktir. Toplumun ihtiyaçlarını belirleyip teknolojiyi o yönde bükerek ekonomik değer üretmektir tam tanımı.

        Türkiye’de yazılımcının bindiği metrobüsün şoförü bile, yazılımcının 2 bazen de 3 katı maaş alıyor. Sorun şu ki “Digital Bosphorus”tan karşıya metrobüsle geçilmiyor.

    • Volkan AKKUŞ |

      Katılıyorum. Sorun temelde bu; güç bende neden adamlara para kazandırayım diyoruz. Ancak tüm iş program yazmak değil; ürünü satmak, yaşatmak daha zor benim gözümde …
      Amerika’da her fikri olana al sana para mı diyorlar sanki. Facebook, google gibi örnekleri standartmış gibi düşünüp, hayal aleminde geziyoruz. O yüzden bence herkes kendi işini kursun ve patron olsun. Olsun da görsün gerçekleri. Ama yok olmaz çünkü zor gelir, onun yerine bir girişimcinin sırtına dayanıp, “benim işim daha zor sen ne yapıyorsun ki” diye ağlamak daha kolay. Herkes freelance olsun veya 3 kişi birleşip kendi işlerini kursunlar. O zaman görelim, bu yorumları…

      Cevapla
  68. Şirketler çalışanların değil patronlarındır.

    Eleman bulamıyorsanız yada elemanınız kaçıyorsa, demek ki diğer şirketten daha iyi imkanlar sunamıyorsunuz demektir. Bu maddi de (para, yemek, özel sigorta, eğitim) olabilir manevi (yapılan işin kalitesi, iş ortamı, yönetici ilişkileri vb) de.

    Cevapla
  69. Tek taraflı bakış açısıyla dolu bir yazınız var .Ben 2000 tl altı vereyim sosyal hak vermiyimama çok kazanayım düşüncesi ile bu dünya dönmez.Sizin fikrinize sahip patronlar sayesinde yazılım dünyası sürekli sirkülasyon içinde dönen bir sektöre döndü.Yabancı yazılımcı düşüncesine gelince dünya şartlarına bakınca anca afrika ülkelerinden yazılımcı ithal edebilirsiniz.
    Size tavsiyem eski patronum gibi yapın 10 tane stajyer alın bir biri ile rakabet ettirin.Sonunda kazanan 2 kişiye maaş vermeye başlayın.

    Cevapla
  70. Daha önce çalıştığım şirkette çok iyi bir patronumuz vardı ve bütün çalışanlar kendisine saygı duyardı. Sadece ufak tefek hazır script kurmayı bilen beni alıp, IT’ye soktu. IT’deki çalışan diğer kişiler de Türkiye’deki sayılı yazılımcılardandı ve bunların hiç biri üniversitelerin mühendislik bölümlerinden mezun değildi, hatta birisi ilkokul mezunuydu. Şimdi sektörde eleman arayan çoğu şirket mutlaka mühendislik fakültelerinden eleman arıyor ki üniversitelerin verdiği eğitim ortada.. Eski çalıştığım yerde diğer arkadaşlardan yazılım geliştirmeyi öğrenip daha sonra gecelere kadar çalıştığım oldu ama her zaman bu çalışmalarımın karşılığını ikramiye, prim, zam, moral destek vb. olarak aldım. Gece 11 de kod yazarken patron gelip yanıma viski bırakıyordu 🙂 Şimdi başka bir şirkette çalışıyorum ortalama bir yazılımcı olsam da piyasanın üstünde maaş alıyorum. diğer şartlar eskisi gibi olmasa da şimdilik benim için bir sıkıntı yok. Patronlara tavsiyem çalışanlarınıza söz verdiğinizden fazlasını vermeye çalışın, mutlaka size artı olarak geri dönecektir.

    Cevapla
  71. Pes doğrusu. Çıkarılması istenen yasaya bakar mısınız!

    Açıkça istenen 2 şey var:

    1) Dışardan ucuz programcı “ithal” edilmesi isteniyor.

    2) Hemde bu gelenler, SADECE getiren firma için çalıştırılsın ve BELLİ BİR SÜRE SONRA gönderilsin deniliyor.

    Daha detaylı inceleyelim!

    Bakın ne denilmiş:

    “… yurt dışından yazılımcıların Türkiye’ye rahatlıkla gelmelerini, kısa sürede çalışma ve oturma iznini almalarını sağlamalıyız…”

    YANİ… ucuza işçi getirilecek, piyasadaki maaş oranları düşürülecek, eleman alınırken elde koz olarak kullanılacak (veya çalışanları fazla mesaiye zorlayarak), istemiyorsan senin yarı fiyatına hindistandan adam getiririm denilecek… aba altından çalışana sopa gösterilecek…

    Bakın daha sonra da nasıl devam etmiş:

    ” …Bu tür çalışanlar, sadece BELİRLİ bir şirket için, belirli bir MİNİMUM SÜRE çalışmak üzere gelmeli… ”

    YANİ… gelenler, eli kolu bağlı,o geldikleri firma için çalışmak zorunda kalacaklar. Başka bir firma 2 katı maaş verse bile gidemeyecekler… 3-5 yıl çokça çalıştırıldıktan sonra gönderilecekler, böylece emeklilik , sigorta masrafıdır falan da olmayacak…

    PES doğrusu

    İşte türk işverenlerinin ortak ortak düşünce yapısını ne güzel gösteriyor. En kötüsüde, bunu yazan kişininde, (kendi yazdığına göre) bir zamanlar bizim gibi programcı olması, bizim geçtiğimiz yollardan geçmesi…

    Cevapla
  72. Bizim şirket te hinduistandan yazılımcı getirecek olmalı ki, 15 php programcısına birden % 0,85 zam yaptı. Tüfe ve üfe ortalandı. Hizmet sektöründe kel alaka ÜFE nin ortalanmasını da görmüş olduk.

    Netice mi? enuygun fiyatla 🙂 kiralık ofis arıyorum, 1 aya kadar 2 yıldır home office çalışan startup ımı adam gibi çalışan bi yere dönüştürücem. Tek kişi başlayıp, belki 10 kişi devam edicem. 80 domainle yapılacak çok işim var. (C#, PHP, PostgreSQL, ilan siteleri, muhasebe, üretim, planlama, android uygulamaları vs. Heyecanımı paylaşmak isteyenler info@example.com a mail atsın 🙂 )

    Biraz da akıl vereyim;
    Ticari olarak işlek bir yere, sanayi bölgesi olabilir mesela, yoldan gelen geçenin (işe gidip gelen araçların, osb ana yolları üzeri) rahatça görebileceği yerlere “bilmemne bilgisayar” yerine “bilmemne yazılım” tabelası asacaksın. Windows formatçılarından ayıracaksın kendini ve oturup bekleyeceksin. En klasik müşteri çekme yöntemi, 2 ay da dayanma gücün olacak. Projesi, ürünü olmayanlar hiç yoktan bunu yapabilir. 400 liraya 30 metrekare kiralık ofisler bol miktarda var. Projesi olanlar da projelerini bu yolla finanse edebilir.

    Patronlara; Biz sadece “amele koder” değiliz, kod yazarken aynı zamanda da projeyi herkesten çok düşünüyoruz. O yüzden afedersiniz ama jiplere binmeye bizim de hakkımız var ve bineceğiz. Jipe de bineceğiz, spor arabaya da, üstüne bide chopper motor istiyoruz, bunla da haftada 1 saat çevreyolunda tur atacağız, gidip 1 bira içip eve döneceğiz. Niye mi? Zevk olsun diye arkadaş. Zaten maaşınız yüksek mantığıyla %1 altı zamlar ile hayat standartlarımızı düşüremeyiz ve düşürmeyeceğiz. Niye düşürelim ki? maaş zaten yüksek diye mi? Afedersiniz de biz kendimizi “vasıfsız eleman” olarak görmüyoruz ve imkanlar dahilinde de gördürmeyeceğiz.

    Piyasada gerçekten yapılacak çok iş var. Daha önce pek çok sektör aslında bunu tecrübe etti, şimdi sıra yazılım sektöründe. Plastik, tekstil ve diğer pek çok sektörde “maaşımı 2 ye katliğim” düşüncesi ile bi çok kişi işi bırakıp, o alanda bağımsız çalışmaya başladı. Kimisi başardı kimisi başaramadı ama bu işin zararı kesinlikle işverene dokundu. Kendi elleriyle kendilerine rakip yarattılar, iş güçlerini kendi kendilerine yok ettiler. Yazılım sektöründe de yöneticiler ve patronlar kendine gelmezse, korkarım bu tecrübeyi onlar da yaşacak. Herşey bittiğinde “neden böyle oldu” sorusunun cevaplarını da bulacaklar ama, dediğim gibi, o gün herşey bitmiş olacak.

    Neyse, yazılıp çizilecek çok çok daha fazla şey olsada, eldeki proje sayısının fazlalığı, zamanı değerli kullanmak gerektiğine işaret ediyor. Çağlar beye devlet baba ve hindistan ilişkilerinde başarılar dilerim, hindistanda bu aralar bol miktarda seocu bulabilir.

    Cevapla
    • Kendi çapında bir işveren olarak, söylediklerinizi çok anlamlı buldum. Diğer sektörlerin başına gelenleri vurgulamanız ise tam isabet.

      Yeri gelmişken ifade edeyim; çok imrenerek baktığımız ve kendilerine öykündüğümüz, Apple, Microsoft, IBM ve tabii ki google gibi devlerin ajandalarındaki en önemli gündem maddelerinden birinin ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ olduğunu, önce kendime sonra da bütün sektöre hatırlatmak isterim.
      Bu çalışan memnuniyeti konusu, yaklaşık son 15 yıldır öne çıkan ve giderek önemi artacak bir mevzu gibi de gözüküyor.

      Cevapla
  73. yazara haksızlık yapılmış, yazar türkiyede yeterli sayıda kalifiye programcı olmadığından bahsetmiş ve buna bir an önce çözüm aranması gerektiğini yazmış, yorumcular ise kendilerini bulunmaz hint kumaşı yerine koyan bu eksikliğin giderilmemesi için yazarı topa tutmuşlar. çünkü ne kadar az programcı olursa maaşlar o kadar astronomik olacak. iş yapılmış yapılamış kimin umrunda, bir acuç insan astronomik maaş alsın yeter.

    bana göre devlet öss mantığı ile programcı yetiştiremez. nasıl ki beden eğitimi, güzel sanatlar gibi bölümler özel yetenekle öğrenci alıyorsa bilgisayar programcılığı bölümleri de özel yetenekle almalıdır. bilgisayar programcılığı tıpkı ressamlık gibi özel bir yetenek gerektirir ve o yeteneği olmayana 10 yıl da eğitim verseniz programcı yapamazsınız. bugun programcılık bölümlerindeki 30 öğrenciden 3 tanesi programcı olmakta 27 tanesi ise programcı diploması almaktadır. sorun burada, çözüm bu yorumlarda değil.

    Cevapla
    • “çünkü ne kadar az programcı olursa maaşlar o kadar astronomik olacak. iş yapılmış yapılamış kimin umrunda”

      siz konuyu ve yorumları anlamamışsiniz.

      yazılımcı arkadaşlar maaşlarımız düşük 1500 2000 lira para liyoruz inşaat ta calişan bir ustadan daha az kazanıyoruz diye soyleniyor.

      siz de sanırım 1.000 liraya proje yaptirip 100.000 tl kazanmak isteyenlerdensiniz.

      Cevapla
    • çok hintli arkadaş ile tanıştım.

      bizde sizler gibi, hintli programcılar söyle iyi böyle iyi efsaneleri ile büyüdük. sonra bir baktık gelenler şaka olmaktan öte degil. bilgiler çoğunlukla ezber ve iş yapma etiği “çalışsa yeter” kavramından öteye geçemeyen insanlar.

      “kaliteli iş” ve “hindistandan gelen programcı” birbirlerine çok “ZIT” kavramlar.

      aslında suç onlarda da değil. ekonomik olarak çökük ve yaşam standartlarının alabildiğine dibe vurmuş bir ülkede doğmuşlar, kendilerini geliştirme imkanı çok zor, şartları zor, yapıları kültürleri herşeyleri çok zor…

      not: eminim aralarında zehir gibi cevher gibi olanlarıda vardır. bizim elimizden onlarcası geçti, biz bulamadık göremedik. ama nufusu milyarın üzerinde olan bir ülkede, iyi programcısı da vardır herhalde. biz bulamadık siz bulursunuz umarım 🙂 allah kolaylık versin şimdiden 🙂

      Cevapla
  74. Mehmet Erdogan |

    İyi de şimdi şikayet edenler bu işi bu hale getirdi. Yıllarca üniversitenin en yüksek puanlı bölümlerini kazanmış, zorlu bir eğitimi sonucu mezun olmuş Bilgisayar Mühendislerini apartman dairelerine doldurdunuz. Neredeyse vasıfsız işçi maaşına çalıştırdınız. Bir dünya sorumluluk almasına rağmen en ufak bir yetki vermediniz. Şimdi insanlar bilgisayar mühendisliği bölümlerini tercih bile etmiyorlar. Dahası özellikle İstanbul’da yaşamak çok maliyetli. Bu maliyeti karşılayıp kenara 3-5 kuruş atabileceğiniz bir maaş istediğinizde de çok para istiyorlar diyorsunuz. Kimse size 3 kuruşa kölelik yapmak zorunda değil ki.

    Cevapla
  75. Bütün tanıdığım yazılımcılar (bana denk gelenler)burnundan kıl aldırmayan, nasıl olsa bize muhtaçsınıza oynayan tiplerdi. Şimdi kendinize sahiplenmeniz güzel ama bir de tasarımcılar hakkınızda konuşsa kim bilir neler çıkar ortaya. Ben tasarımcı olarak iş bulduğumda %50 – %50 ortaklaşa iş yaparken, yazılımcı iş bulduğunda ortaklaşa değil en dandik fiyatları çekerler.

    Cevapla
  76. Yorumcu arkadaşlar Çağlar beyi yazdığı yazıya pişman ettiniz 🙂

    Benim düşünceme gelince, iş ilanlarına baktığımda gülüp geçiyorum. Az maaşla kıdemli mühendis çalıştırma hayallerini unutmaları lazım. Patronlar
    lütfen kendilerini bir Bill Gates, Steve Jobs sanmayı bırakırlarsa, çalışanlarla aralarında daha samimi kardeşce ortam oluşabilir.

    Küçük bir anımı paylaşayım. Bir iş görüşmesine gitmiştim. İşveren arkadaşla görüşmemde karşımda sanki Steve Jobs var sandım. O ne kibir öyle. Alt tarafı 10 kişilik bir şirketin patronuydu. Şansa torpille aldığı devlet ihalelerinden biraz para kaldırmıştı. Onun gazıyla öyle bir hal almış ki. Apple patronu, Google patronu var sandım karşımda.

    Cevapla
  77. Bilim Insani |

    Computer science denen egitim alaninin tam karsiligi olmayan bir ulkede kaliteli yazilimci aramaktan bahsediyorsunuz, cok komik oluyorsunuz. Bu zamana kadar piyasaya cikmis kaliteli yazilimcilar, eger yurtdisi egitimleri yoksa, hep kendi cabalariyla bir yerlere gelmis insanlardir. Universitelerin verdikleri egitimlerle piyasada kagit muhendis daha cok dolar. Cok sevdiginiz Facebooklarin Googlelarin Microsoftlarin is ilanlarina bakin, yazilim departmanlarina alinacak kisilerin computer science mezunu olmasini isterler. Bizim memlekette bilgisayar muhendisligi adi altinda biraz elektronik, biraz yazilim, biraz isletme; her daldan anlatilirsa sistem uzmani da cikmaz, yazilim uzmani da cikmaz, adam gibi yonetici de cikmaz.

    Ondan sonra da kaliteli eleman yok :((( dersiniz boyle. Sorun sizde ve piyasada degil, sorun universitelerin cakma iceriklerinde.

    Cevapla
  78. Yorumları okumak için cidden ciddi bir zamana ihtiyaç var. Tema farklı konu farklı yere gidiyor.

    Ana tema yazılımcıların zor bulunması ve arz-talep dengesinin yazılımcılar ile girişimciler arasındaki fark üzerinde kurgulanması.

    Yurtdışındaki çalışma şartlarının Türk şirketlerine uyarlanması imkansız gibi görünse de bunu başarabilen şirketler var mı. Evet var.

    Bütün suç bizim gibi girişimcilerde. Siz hiç farklı bir sektörde çalışırken altında 300 dolarlık koltuk, karşısında LED TV, elinin alında apple bilgisayarlar, iphone telefonlar gördünüz mü?

    Bunları hak ediyorlar mı evet ediyorlar. Fakat değerini bilmiyorlar!

    Siz hangi sektörde şirkete ortak olan işçi gördünüz?

    Yukarıda yazdıklarım aslında çokta önemli değildir! Vaktinizi boşa harcadım kusura bakmayın!

    Saat 6:48. İşte girişimci (işveren) ile yazılımcı (işçi) arasındaki fark burada…

    Aslında işini düzgün yapan, kendini kanıtlamış insanların buraya yorum yapma gereği duymadığını düşünüyorum…

    Maaş konusunda ne şirketlerden taraf olurum ne de yazılımcılardan… İşinizi-maaşınızı beğenmiyorsanız sizi kimse orada tutamaz.

    Mesela şuan bir proje üzerinde çalışıyorum. En iyi referansı ve en iyi fiyatı veren afrika’dan dahi olsa ona işi vermek zorundayım. Bu bir serbest piyasa ekonomisidir.

    Birazda çuvaldızı kendimize batıralım arkadaşlar. Evet bazı şirketler hakkınızı yiyiyor olabilir. Ama bunu genele yayarak bu kadar kötülemeniz doğru değil.

    Yukarıda bahsettiğim gibi, maaşınızı ve çalışma ortamınızı beğenmiyorsanız bırakın gidin. İşim için şuana kadar 3 farklı ülkede yaşadım. Gerçekten hakkınızı alamıyor ve bu işi Türkiye’de yapamayacağınızı düşünüyorsanız gidin Almanya’ya, Amerika’ya.. Bunu Türkiye daha önce çok gördü, bu konuda çok şey kaybetti.

    Freelance çalışan biri bana ortalama saat ücretini söyleyebilir mi?

    Cevapla
    • Guzel bir katki olmus herkese tesekkurler. Ne yazinin yazarina nede cogu haykiris ve disa vurumlara %100 katilmak mumkun.
      Kimseye HAK ETTİGİNDEN az verilsin demiyorum ama bunu yapanda cok isveren var biliyorum.
      Bu isverenler isinede para yatirmiyor merak etmeyin, cogunun sonu yakindir.
      Baska bir konu HAK ETMEYEN HAK ETTİGİNDEN fazlasini istiyor. Kandirabildiklerinden ancak aliyorlar.
      Piyasa dengesini bulur, isveren daha fazla oder, calisan daha az kazanir bir sure belki ama is dengeye gelecek bir gun.
      Firmalar ne yapmali? Biz cok fazla kisi calistirma noktasindan ayriliyoruz. Zeki ve gak ettigini alan arkadaslarla analiz ve mimari isleri icerde cozerek digerlerini dis kaynak kullanimi yapiyoruz. Bugun batida oldugu gibi bu noktaya gelecegiz. Hintli kardesleri buraya getirmek bu isi cozmez caglar bey. Freelance calisan arkadaslar secimini yapacak ama 5500 net maas alip is yerinde freelance islerini yapmaya calisan pisklikler sayesinde kurunun yaninda yasta yaniyor.
      Eger yazilimci genellemesi ile bahsettigimiz ama kendi icinde branslasmaya gitmesi gereken bu arakadaslar, ben dusuk ucret aliyorum diye freelance islerini ise tasiyorsa bir gun kendiside girisimci olacak, sadece bir kisi calistirdiginda bunu gorecek.
      Burada yazan herkes sutten cikmis ak kasik degil bence, o nedenle her kes ne yaptigini biliyor. Buna baska bir ornek veriyim; Bazi arkadaslar 4000 TL net ucrete kucuk bir yerde calisirken 5000 TL ye kurumsal bir firmanin teklifini kabul etmiyor, neden? Cunku kucuk firmada at oynatip disrdan aldigi isleri yapiyor. Genellemiyorum ama bu yazlimci dedigimiz kardesler, duzebi kendileri icin kurup isten anlamayan patronlarini sudan cikmis baliga ceviriyorlar, bizim givi bilenlerin eski isleri bu olan kislere geldiginde aptala donuyor ve gidiyorlar. Sirketimizde cmt calisma yok, mesai hic yok haftada 42 saat calisma, servis, grup emeklilik, vb. Bir suru sosyal haklar var, en onemlisi insana yakisir bir calisma ortami var. Peki biz zorlaniyormuyuz? EVET!
      NEDEN? Cunku freelance calismaya alismis ahlaki degerleri kalmamis, bir sey bildigini iddia eden ama hic bir bok bilmeyen adamlarla gorusme yapmaktan yoruluyorsun. Biz bir dizi sinavdan gecmeden kimsyi almiyoruz, sinavi gecemeyenle gorusmuyoruz bile. Bunun yaninda hic bir sey bilmeyen ama karakterini begendimiz kisileri alip usta cikarak iliskisi ile egitmeye basliyoruz. Bir adamin size ia uretemeye baslamasi 6 aydan once olmuyor. Gebellikle matematik bolumlerini tercih ediyoruz, cunku bu arkadaslarin asil isi analiz yapmak olacak.
      Sonuc herkesin gunahi var ve herkes hak ettigini aliyor. Biz durumdan memnunuz, cunku bu dijital ajanslar ve is bilmeyen somurgen patronlar sayesinde sirketimize bagli ve mutlu ekip arkadaslari aramiza katiliyor. Bitun mesele karakterde, karakteri duzgun isveren ve karekteri duzgun calisanin bir biryerde karsilasmasi ozellikle bu ortamda cok kolay.
      Son olarak yazilimci ne yapmali?
      İsi bir Turk prati zekasi ile degilde, bati zekasi ile bakip isin tenelini mutlaka ogrenmeli. Ve kendi yasam bicimine ne uyuyorsa, freelance, kurumsal, yurt disi, girusimci vb. İsini iyi yaparak hedefine uygun caba gostermeli. Ama isini iyi yaparak.
      Kutuphane konusunda cok guldugumu soylemeyelim. Gunumuzde hala kitaptan bir sey ogrenen varmi bilmiyorum. Dunyada bu kadar dijital yayin varken.

      Cevapla
  79. Çağlar Bey’in yazısını okurken endişelenmiştim ama gelen yorumları okuyunca durumun düşündüğümden de vahim olduğunu anladım. Vallahi pes ne biçim bir noktaya gelmişiz.

    Çok iyi biliyoruz ki bu sektöre enuygun.com gibi daha yüzlerce girişim gerek. Bu şirketlerin yurtdışına açılması ve başarılı olması gerek. Bunlar olacak ki daha çok sayıda kişi iyi maaş alabilsin. Doğru yapanlar büyüsün, yanlış yapanlar silinip gitsin. Ancak daha henüz yolun başındayken nitelikli eleman krizi yaşanıyorsa bu endişe vericidir. Hemen cahil-kurnaz patron profili çizip konuyu farklı noktalara çekmek en kolayı. Ama bahsedilen sıkıntı maaşlar değil. Bu ortamda değil stock option şirketin anahtarını verse de değişecek bir şey yok.

    Ancak gerçek şu ki çözüm ne devlette ne üniversitede ne de çalışan kesimde. Bu sektörü biz büyüttük, geliştirdik diyen kimse problemi yaratan da çözmesi gereken de odur. Biraz düşünülünce çarpık o kadar çok nokta var ki. Bahsedilen problemlerin tümü daha başka problemlerin sonuçları aslında.

    1. Türkiye’nin ABD olmadığını kabul edelim. Mesela Exit stratejisi olayını sözlüklerden silelim. Hatta bunlardan bahsedenlere tepki verelim. Patronun exit stratejisi olursa elemanın haydi haydi olur. Bunlar konuşulurken eleman “paralı yerde” 6 ay çalışıp işten çıkıyor diye şikayet edilemez.

    2. Artık BWM’ye binmeyi idealize etmekten vazgeçelim. Bir programcının kendini yazdığı programlar yerine bindiği araba ile ifade ediyor olması tek kelimeyle korkunç. Başarı ölçütü alabildiklerin değil yapabildiklerin olmalı. Sonuçta çok kazanılsa da para hiç bir zaman başarıya ulaşmış kişileri motive eden temel güç olmadı. Hatta para sanılanın aksine motivasyon kaybettirir. Daha iyi performans için maaş arttırmak en kötü tercih. Daha çok ortak değerlere, amaçlara, kişisel hayallere önem verelim. Yarın ne olacağını bilen insan BMW’ye binen insandan daha mutludur. En elit, en zengin, en lüks, en bilmem ne olmayı hakeden kişiler olsak da böyle yaşamayalım. Yanımızdaki kişilerin neye önem vermesini istiyorsak biz de ona önem verelim.

    3. Yabancı yatırımlara böyle kucak açmayalım. Türkiye merkezli şirketler yabancı ülkelere satış yapsalar ya da oradaki şirketlere yatırımlar yapıp kazançlarını ülkemize taşıyor olsalar anlayacağım da yabancılar 10 götürmek için 5 getiriyor. Neyine seviniyoruz anlamıyorum. Bu cidden iyi birşey mi bilen varsa anlatsın.

    4. Paralı askerlerle yapılabileceklerin bir sınırı var. Bu adamların gıcır gıcır parlayan zırhları, korkunç sesleri ve bakışları olabilir ama aslında hiç bir zaman kelleyi kılıcın altına sokmazlar. Çok parası olan değil Mehmet’lerin içindeki ateşi parlatabilen liderler en büyük işleri başarmışlardır. Görünen o ki artık paranın gücüyle yapılabileceklerin sınırına gelmişiz. Fizan’dan adam getirsek daha bir adım ileri gidilmez. Artık kolları sıvayalım. Paranın satın alamayacağı şeyler olduğunu bilelim ve maaş dışında insanların hayatlarına başka neler katabileceğimizi de düşünelim.

    5. İyi fikrin varsa zengin olabilirsin düşüncesini yayan kesimlerle aramıza mesafe koyalım. PR üzerinden kar etmeye çalışan kesim yeni neslin bilgiye beceriye daha az önem vermesine neden oluyor. Baksan sanki Türkiye’de bir silikon vadisi var, bir zittiro, bir kıytırkly yapıp köşeyi dönebilirsin. Bu tür fikirlerin habire pompalanması Türkiye gibi altyapısı olmayan ülklerde bilgi üreterek kar etmeye çalışan şirketlere zarar veriyor. Birileri Zuckerberg olmaya çalışıyorsa bunun bir sebebi var değil mi?

    Aslında bu aşamada ne söylense boş. Patron ve eleman kesiminin karşılıklı olarak birbirlerini hatalı görüyor olmaları gerçekten çok çok endişe verici. Umarım bu durum gelecekte insana yapılan yatırımların ne kadar önemli olduğunun daha iyi anlaşılmasına vesile olacaktır.

    Cevapla
  80. Onur Disanlı |

    Bir yazılımcı olarak iş veren açısından dediklerinizin doğru olduğunu kabul etsemde devlet desteğinin yanında yeni yazılımcı olacak arkadaşların eğitiminde firmalarımıza çok iş düştüğü yönünde düşünüyorum.Firma içerisinde bir senede işi üstlenebilecek yazılımcı yetiştirebileceğimiz için çareleri yasalarda ve yabancı alımlarda aramamalıyız düşüncesindeyim.

    Cevapla
  81. Hakan Öztürk |

    Sanırım artık bir yazılımcı sendikası kurulma vakti gelmiş. bu konuda bazı arkadaşlar öncülük ederse sektöre ve çalışanlara çok faydalı olacaktır.

    Cevapla
  82. Umarım bir günde işçilerin sorunlarının çözümü için bir yazı yazarsınız ama çözüm öneriniz bu yazıdaki gibi olmasın

    Cevapla
  83. Yazıdan anladığım kadarıyla, yazının amacı,

    Türkiye’de çalışan yazılım geliştiricileri,
    Nasıl daha mutlu ederiz?
    Nasıl daha fazla insan yazılım geliştirici olmak ister?
    Daha bağlı, daha üretken, daha huzurlu vs. vs.

    Çağlar beyin dediğinin aynısı aslına bakarsanız yazılım geliştiricilerin arasında da var.

    – Sendemi?
    – aaa evet Sen?
    – evet bende

    Yazılım geliştiriciler de ” Firma ” arıyor. Anlayabileceğine inandığımız, çok çalıştırmak hedefiyle değil, daha fazla katkı sağlamamız hedefiyle bizlere ihtiyaç duyan, isteyen, geliştirip, eğitip daha faydalı çalışanlar yaratmayı hedefleyen, huzurlu bir çalışma ortamı oluşturmak için elinden geleni yapan vs.vs.vs.

    Merak ediyorum kaç kişi Yazılım geliştirici olmak için orta yaşlarında planını buna göre yapıyor? Bende mi sorun var bilemiyorum, ama kaçımız küçük kardeşimizi, yeğeninimizi, arkadaşımızı “bak gel sende bu işi yap, güzel bir geleceğin olur, işini yaparken mutlu olursun, insalığa faydan dokunur, düzenin olur, belki bir gün dünyayı değiştebilirsin vb.” gibi olumlu cümlelerle teşvik ediyoruz?

    Edemiyoruz, ben bu işi yapmak istiyorum! diyene sınırsız desteğimiz var. Olayım mı? diyene “kem küm”..

    Çalışma ortamı ve koşulları iyi, dünya standartlarında makul bir ücreti, güzel bir gelecek vaadi, 10-15 sene sonunda daha iyi bir yazılım geliştirici olarak daha değerli olacağını, bildikten sonra neden yazılım geliştirici olunmak isten mesin? neden bizler de tavsiye etmeyelim?

    Evet işverenin üzerinde de büyük yükler var, biz elimize geçen net ücrete bakıyoruz, işveren ödediğine bakıyor. Burada da bir sorun var, tüm dünyada bu böylemi onuda bilemiyorum açıkcası. Neredeyse aldığımız dan fazla, vergi ödüyoruz. (Ama biz giderde gösteremiyoruz).

    Çözümü, yurtdışından çalışan ithal etmek olarak görmek, Türkiye’nin biten,bitirilen sektörlerini bilmemek anlamına geliyor bana.

    Çözüm belki de sadece teknopark’ların değil genel anlamda sektörün teşviklenmesi, okulların desteklenmesi, bu sistematiğe uygun eğitim programlarının yapılması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, kazan kazan mekanizmanlarının kurulması vb. gibi daha kalıcı çözümler olabilir diye düşünüyorum.

    Cevapla
  84. Yorumlar yazidan daha ilgi cekici olmus. Keske su itis-kakis hallerimizden vazgecsekte, birbirimize laf sokmak yerine yine birlikte cozume odaklanabilsek… Surada donen muhabbetler hep birbirinin tekrari. Kadinlar boyle, erkekler boyle, PHP mi ASP mi? paradoksundan farksiz.

    Hem yazilimci hem de girisimci/isveren pozisyonunda iki tarafta da bulunan birisi olarak ben de birseyler eklemek istedim. Ayni zamanda bunu hem Turkiye’de hem de Amerika’da tecrube ettim, hala da ediyorum…

    Turkiye’nin bu sorunu sadece IT sektorunde degil, her sektorde eminim vardir. Bu sorun hep birbiriyle baglantili, isverenin sitki devlet sayesinde siyrilmis vaziyette. Sirketin mevcudiyetini surdurebilmesinin tek yolu elindeki sermayeyi kit kanaat harcamak. Bunu elektrik idaresine, vergi dairesine, turk telekoma anlatamayacagi icin tek yolu iscilik masraflarindan kismak olarak gorunuyor. Bircok isletme paranin tahsilati konusunda sikayetci. Turkiye’de is yapmak kolay, parasini almak zor. Maas gunu geldiginde elde bir ton cek, senet ama elemanlar maas bekler, odeme gelmedi anlamaz. Bu oyle bir ekosistem ki, devletin sirkete, sirketin elemana ihtiyaci var. Ayni zamanda iscinin isverene, isverenin de devlete ihtiyaci…

    Amerika’da baslattigim start-up sirketime kaynak arayisi (fund raising), KOSGEB, Tubitak, Sanayi Bakanligi destekleri ve hibeleri icin gectigimiz 4 ayimi Turkiye’de gecirdim. Hayatimin en kotu 4 ayiydi diyebilirim. (Bu surecte Caglar Erol ile de yuzyuze tanisip, konusma firsatimiz oldu, hayatimin en keyifli sohbeti degildi malesef)

    Bu 4 ayin sonrasinda buyuk bir hayal kirikligi ile Amerika’ya dondum ve uzun bir sure Turkiye’ye adim atmayi dusunmuyorum. Nedenini merak edenler icin: http://bvcoskun.net/ideal-demokrasi/

    Lafi daha fazla uzatmadan gelelim benim cok utopik nacizhane cozum onerilerime:

    Devlet:

    1. KOSGEB, TUBITAK, Sanayi Bakanligi vs. gibi kuruluslar; size ayrilan bilmem kac milyon euroluk fonlarla sadece maaslarinizi odemekten baska bir halt yemiyorsunuz. Sacma sapan projelerle gelen tanidiklariniza fon verip gelecek vaad eden projeleri ve isletmeleri desteklemiyorsunuz, odemelerinizi yaparken adamin anasini aglatiyorsunuz, calinmis proje hikayelerine hic girmiyorum bile. Girisimcileri, isletmeleri adam gibi destekleyin. Kurullarinizdaki uyelerinizi gercekten isten anlayan insanlardan secin. Bir halt bilmeyen 100 yasindaki ogretim gorevlisi ve bolge mudurleriniz kurulda cayini kahvesini yudumlayip uyuklarken o karsiniza gecip aylarca hazirlanan insanlari dinlemiyorsunuz bile. Lutfen devlet kurumlari olarak isletmeleri ve isletme sahiplerini adam gibi destekleyin!

    2. Devletin uyguladigi vergi proseduru rezalet. Stopaj denen bir sacmalik Turkiye’den baska hangi ulkede var bilmiyorum. Ulkesindeki isletmeleri somurerek ve elindekileri satarak varligini surduren bir devlet olmaz olsun. Sen devletsen halkini, isletmecini korumakla yukumlusun. Vergi kacakciliginin onune gecmek icin abuk subuk, hayati zorlastirmaktan baska hicbir ise yaramayacak ticaret kanunu duzenlemeleri yerine isverenin hayatini nasil kolaylastirabilirsin, buna biraz kafa yorman gerek. Isverene nefes aldirmazsan, vergi kacar, isciler mutsuz olur. Yeni kurulan sirketlere ve ozellikle teknoloji alaninda gelismek isteniyorsa KOSGEB yerine bu insanlara vergi mukellefiyetinde kolaylik saglansa cok daha etkili olacagini dusunuyorum.

    3. Mesai saatlerinin cok net olmasi, ekstra mesainin kurallara uygun olarak odenmesi ve bunun denetlenmesi, sigorta primlerinin eksiksiz yatmasi konusu cok muhim. Sen devlet olarak iki tarafinda hakkini koruyamiyorsun, koru! Polisin ugramadigi sokaklarda guclu olanin gucsuzu dovdugu bir is dunyasi var Turkiye’de. Bu mu ileri demokrasi anlayisiniz? Amerika’da haftada 40 saattir full-time isin suresi. 8×5 Cumartesi-Pazar calisilmaz. Gunde 8 saati 1 dakika gectigi anda mesain baslar, calistigin saati guvenilir bir sistemde track edersin. 20 dakika bile olsa saatlik ucretin 1/3’unun 1.5 kati isciye odenir.

    4. Ozellikle Engineering sektorunde Contractor Employee yani kontratli isci uygulamasinin Turkiye’de baslamasi gerek. Bu tip sozlesmelerde kurallar gayet nettir ve anlasma saatlik ucret uzerinden belirlenir. Muhendis kendinin saatte kac para hakettigini belirler, isveren o adami bu ucrete layik bulursa ise alir. Iscinin yillik masrafi sirketin o adamdan elde ettigi gelirin yarisindan fazlaysa sirket o adami isten cikartir. Bunun icin iki tarafin da hakkini gozeten kanun duzenlemelerini yapmak devletin gorevidir. (bkz. contractor engineering)

    Isveren:

    1. Genellemelere karsiyim fakat altina Ferrari cekip iscinin 30 dakikalik mesaisine goz diken isveren sayisi azimsanmayacak kadar cok. Isverenin de bir silkenelenip kendine gelmesi sart. Bu dunya da herkes herkese muhtac ve kimse kimseye muhtac degil. Bunun cember bir dongu oldugunu unutmamak lazim.

    2. Ucuz etin yahnisini yemek istemiyorsan, deneyimli elemanin hakkini vermek zorundasin. Karsinda aptal yok, ozellikle yazilimla ugrasan insanlarin bir cogu analitik bir zekaya sahip, hatta belki senden bile zeki. Kimse salak degil, eger sen “sartlar bu bu, isine gelirse” diyecek kadar aptalsan, karsindaki de daha iyi bir firsat bulana kadar seninle idare edecek kadar akillidir ve kesinlikle bunu yapmakta haklidir! Sonra ben niye zor durumlara dustum, bu yazilimcilar da cok serefsiz falan deme, suclusun!

    3. O Hintli ve Bangladesli developerlarla 6 ay calisip parani cope attiktan sonra Turkiye’deki developerlari 2 katina ise almaya razi olursun, begenmedigin adamlari mumla ararsin. Her ulkenin iyi ve kotu developeri var, onemli olan senin neyi hakettigin ve ayirdigin butcenin ne kadar kaliteli developeri ise almaya yettigidir. Yoksa elindeki 10bin TL ile Porshe alamadigin gibi, iyi, kalifiye bir developeri da calistiramazsin, hayatin gercegi.

    Isci, Calisan, Emekci, Developer, Muhendis vs:

    1. Hakkini aramayi, istemeyi bilmiyorsan seni ne devlet kurtarabilir, ne de isveren sana ‘Ah canim al su ikramiyeyi kendine bi araba cek’ der! Sen once kendini objektif bir gozle tartmalisin. Kac yil deneyimin var, hangi sirketlerle, hangi projelerde yer aldin, hangi teknolojileri biliyorsun, bunlari dusunup kendine bir ucret/saat cikartman lazim. Seni tatmin edecek ucreti sen belirlemelisin baskasi degil.

    2. Ulke ekonomileri degiskendir. Almanya’da aldigin 4300 euro’nun degeri Almanya standartlarinda 10bin TL degildir cunku harcamalarini TL bazinda yapmazsin. Kirani euro olarak oder, marketten alisverisini euro olarak yaparsin. O yuzden Amerika’da maaslar soyle, Almanya’da boyle demek cok dogru degil. Ama soyle de bir gercek var, Turkiye’de ucretler dusuk. Amerika’da arkadas $70/saat aliyor diyip aynisini TR’de istersen, ac kalirsin. O yuzden piyasayi iyi okuyup, kendine yeterli olacak bir ucret belirleyip onun pazarligini yapmalisin. Aldigin her kurusun hakkini da calisarak isverene geri odemelisin. Kimse kimseye kiyak olsun diye ise alip maas odemiyor. Al gulum, ver gulum malesef. Arkadas su kadar aliyor, ben neden az aliyorum diyorsan da, ya hakkini arayamiyorsun, ya da sen onun kadar tecrubeli degilsindir, o kadar deger etmiyorsundur. Kendini piyasada yazilimci sanan, 2 teknik soruya cevap veremeyip, internetten copy-paste yaparak gecinen bircok dangalakta var malesef. Bilge Adam ve benzeri kurumlarda insanlarin hayalleriyle oynayip paralarini aldiklari icin kapatilmalilar bence.

    Of daha yazilacak cok sey var fakat daha da uzatip kufur yemeden kessem iyi olacak.

    Herkese sevgiler, saygilar, tesekkurler,

    Burak Volkan Coskun

    Cevapla
    • Serhat kuzu |

      Sabah saat 11 ile ögleden sonra 3 arasında mesai.
      8.000 tl maaş net.
      Yılda 4 kere 15 günlük tatil. 2 ülke içinde 2 ülke dışında olmak kaydı ile. masraflar firmaya ait.
      Arada bir kafa izni.
      Firmada bu şartlarla çalışırken dışarıdan da iş alabilme hürriyeti.

      O zaman olur bu işler.

      Cevapla
      • Aynaya bak da gördüğünle dalga geç sen! Tuzun kuru tabi senin insanların hangi şartlarda yaşadığından bihabersin…

    • Hocam bir çok açıdan katılıyorum, değişik açılardan epey konuyu toparlamışsınız. Tabii belki defalarca toparladınız ve başka binlerce kişi binlerce defa toparladı 🙂 Ne diyelim, temennimiz duyanların olması… @Webrazzi bu arada Disqus, FB yorumlar gibi daha gelişmiş bir yorum sistemi düşünmez misiniz? Ya da en azından +1 vb 🙂

      Cevapla
  85. Patronların bakış açılarını değiştirmeleri ve daha iyi şartlar sağlamaya çalışmaları gerektiğine katılmakla beraber sadece bu yazının yorumlarından yüksek talep karşısında birçok yazılımcı arkadaşın nekadar şımardıklarını görebilmek mümkün ne yazık ki.

    Önce silikon vadisindeki gibi şartlar ve maaşlar sağlanmalı ne demek, asgari ücretin 730 TL olduğu bir ülkede yıllık $100.000 dolar maaş olması gerektiğini söylemek nasıl bir şımarıklıktır anlayamıyorum.

    – Amerika gibi bir tüketim pazarın yok
    – Ülkenin yalnızca %8’i eTicaret müşterisi
    – Silikon vadisi gibi gelişmiş bir ekosistemin yok
    – Yazılıma ve online yatırım yapmayı vizyon edinmiş diğer sektörlerin yok
    – Silikon vadisindeki mühendislerin yarısı kadar iş bitiremezsin

    Kalkmış silikon vadisindeki, Almanyadaki şartlardan ve 100.000 dolar maaştan bahsediyorsun. Oh ne ala memleket. Gözünüzü açında biraz etrafınıza bakın, sektörün büyüklüğüne ve dönen paralara bakın, sonra bunları Amerika ve Silikon vadisi ile kıyaslayın aylık hakkınızıda ona göre hesaplayın.

    O kadar iyi yazılımcı olsan zaten gidersin silikon vadisine. Ama gidemiyorsan takkeni koy önüne düşün biraz.

    Çağlar bey şartlardan şurtlardan bahsetmemiş, oda önemli ama başka bir konu. Çok iyi yazılımcıların azlığından vasat ve altı yazılımcıların nekadar şımardığından bahsetmiş kibarca.

    Yok ben freelance iş yaparım, yurtdışına iş yaparım dersen ee patronlarda yurtdışından adam getirirler veya işi yurtdışına verirler hiç kusura bakma. Sektör büyümeliki senin şartlarında gelişsin, bugün durum bukadar yazılımcı lehine dönmüş görünüyorsa bu sektörün büyümesinden kaynaklanıyor. Fakat bu gibi konularda önlem alınmazsa sektörün büyümesi azalacak ve sonuçta herkes için zararlı olacak.

    Gerçekten kötü niyetli patronlar yokmu var tabii ama onlarda gün geçtikçe yok olmaya mahkumlar zaten.
    (haydi başlayın bakalım beni topa tutmaya 🙂

    Cevapla
    • Kazım bey, güzel bir yazı olmuş, tebrik ederim ancak şu silicon valley konusunda birkaç noktaya değinmek istedim.

      Silicon Valley’i kaliteli kılan sadece çalışan kalitesi değil, onun da ötesinde firma kalitesidir. kaliteli, profesyonel ve aklı başında yönetim anlayışı, oradaki muhendisin de çalışmasına yansır ve fark yaratılmış olur.

      Orada insanlar uzun soluklu projeler öncesi otururlar iş planlarını oluştururlar, risk planı yaparlar, analizlerini ve süreclerini cıkartır masaya koyarlar sonra iş developer ın önüne gelir, bunun öncesinde de coktan kaynak planlaması yapılmıs ve proje için, PM, Developer ve Test user vs vs gereken tüm atamalar yapılmıs olur.

      Ne yazıkki yaklaşık 20 senedir türkiye IT piyasasında olmama ragmen bu firma kültürüne yaklaşmış 5 tane türk firması (ilk 500 dahil) göremedim.

      Satış aşamasında müşteriye bu iş 3 ay sonra biter abi diyip satışı gercekleştirip sonrasında 2 sene debelenen, cogu zaman müşteri ile papaz olan, mahkemeye verilen onlarca firma ile dolu Türkiye, ve maalesef ki iş verilen sürede bitmediginde de suclananlar sadece developer lar oluyor.

      Bunları “Silikon vadisindeki mühendislerin yarısı kadar iş bitiremezsin” cumlenize ithafen yazdım, yukarda saydıgım kültür bu ulkede yerlestiginde bu cumleyi hiçbir yazınıza ekleyemiyor olacaksınız.

      Saygılarımla

      Cevapla
      • Söylediklerinize tamamen katılıyorum, fakat anlatmak istediğim bunların kademe kademe iki tarafın birlikte düzelteceği ve sektörün olgunlaşması ile olacak şeyler. Ve zaten son 2 yıldır bu konuda güzel gelişmeler oluyor. Fakat Çağlar beyinde belirttiği gibi bu ilerleyiş içerisinde kaliteli yazılımcı sayısının az olmasından dolayı denge bozuluyor, bu ilk bakışta developer lehine görünsede aslında kimsenin hayrına değil.

        Bakın mesela biraz önce Rocketın Türkiyeden çekileceği haberi geldi ki Rocket bu ücretlerin fırlamasında önemli bir pay sahibidir ve inanın aylık maliyetleri bu denli yüksek olmasa bukadar kolay çıkmaya karar vermezlerdi. Daha öncede belirttiğim gibi Pazar, Sektör, Maaşlar vs. hepsi bir bütün olarak büyümeli yoksa balon olup patlamaya mahkum olur.

        Silikon vadisi iyi para verdiği için veya iyi çalışma şartlarından dolayı bugünlere gelmedi, iyi işler yaptıkları ve sektörü büyüttükleri için şuan şartlar çok iyi.

        İyi kazanıpta kötü niyetle çalışanlarını ezenleri tamamen ayrı tutuyorum.
        (bu arada fazla çalışanlım olmasada ortalama 4.500 TL net maaş artı tam sigorta yapan birisi olarak yazıyorum bunları)

    • neden 100000 dolar istemeyeyim? neden avrupadaki şartları istemeyeyim?

      benim patronum amerikadaki – avrupadaki patronlar gibi ferrariye binmesini biliyor ama?

      allah aşkına hangi yazılımcıyı, mercedese bmw’ye binerken gördünüz?

      benim bildigim tüm patronların bir mercedesi bir bmwsi vardır ama…

      ayrıca silikon vadisindeki mühendisin yarısı kadar iş bitiremediğimizi nerden çıkardın ki?

      bizlere de önceden planlı programlı, düzgün flow chartlar hazırlanarak iş istersen, mantıklı ve yakalanabilir deadlinelar ile projeleri önümüze serersen, bizim işlerimiz de gayet düzgün işler. öncelikle teknik ekip nasıl işler, hangi şekilde proje planması yapılır gibi konuları öğrenin. buraya gelip yazmasını biliyorsunuz ama eminim şirket bünyenizde ne test mühendisi vardır, ne business analyist ne project manager… olması gereken hiç birşey yok, maaşlar düşük, fazla mesai alabildiğine, yıllık izin bile sorun yaratır, ondan sonra birde gelip yakınıyor musunuz?

      aman ne anlatıyorsam. sanki anlayabilecek mişsiniz gibi.

      zaman – zihniyet o kadar farklı ki… yazdığınız yazının her yerine yansımış!

      amerikadaki arkadaşın adı “silikon vadisindeki mühendis” !

      türkiyede olunca adı “phpci – webci” !

      aferdersin ama, bizim mühendislik diplomalarımız tuvalet kağıdı mı?

      Cevapla
  86. “Topu topu 26 harf var kaç ayrı kod yazılabilir ki?”

    Evvel zaman içinde bir iş görüşmesinde Php, mysql, js, html, css, action script, proje yönetimi yapmamı istemişler ve bunların karşılığında sana çok keyifli “esnek çalışma saatleri”, asgari ücret üzerinden sigorta ve zamanında yatmayan cüzzi bir maaş imkanı sunuyoruz daha ne kadar harika değil mi? kıvamında bir konuşma geçmişti. Ben o gün yengeç yürüyüşü ile yan yan iş görüşmesinden nasıl kaçılır öğrendim.

    Bu ufak anımı paylaştığıma göre şimdi kendimi ciddiyete davet ediyorum. Efendim öncelikle yazıyı ve neredeyse tüm yorumları okudum. Zaten değerli yorumlarıyla söylemek istediklerimizi izah etmeye çalışan arkadaşlar sektörden tanıdığımız çok değerli isimler genel olarak.

    Yazı sahibine yada kimseye laf çarpmak gibi bir amacım yok sadece burada okuduğum tüm bu yazılara baktığımda gördüğüm şeyi izah etmek istiyorum.

    Konu bence yazdığı kod, edindiği bilgi, mezun olduğu okul vs. olmaksızın kişinin “insan” olarak değerlendirilmesi ve sosyal haklarının korunması olmalı. Bir çoğumuzun geçmiş çalışma hayatında fazla mesaisi ödenmedi, maaşı geç yattı, sigortası asgari ücret üzerinden yattı, çalışma saatleri önemsenmedi. Gelmek isteidğim nokta şu inşaat olsun, yazılım olsun, turizm olsun ne olursa olsun önce edinilmesi gereken mantalite “insan” a değer vermek olmalıdır.

    Acizane tavsiyem insana ve dolayısıyla kendine saygısı olmayan firmaları önemsemeyin. Bırakın onlar kendi kendilerine kurup düşerler. Sosyal haklarınızı koruyun ve koruyan insanlar ile çalışmayı tercih edin.

    İğne ve çuvaldız ilişkisini bilmeyen işveren hem ülke ekonomisi, istihdamı hem de tüm çalışanlar için tehlikedir.

    Saygılar. Sevgiler.

    Cevapla
  87. Ortaya sorunu koyarak çözümü devlete atmak yazınızın özeti olmuş.

    devlet zaten personelinizin sizden kaçmaması için ona nasıl davranmanız gerektiğini belirtmiş,

    yıllık izin günleri ve sayıları,
    maaş ve sigorta pirim tutarları,
    personelin özlük hakları
    mesai saatleri ve mesai ücretleri vs vs vs.

    Türkiye’deki yazılım firmaları ;

    yazılım / tasarım gibi konularda insanların sanki konfeksiyon işçisi gibi tam mesaide çalışması gerektiğini düşünerek,

    yıllık izin ve mesai saatlerinde pürüzler çıkararak,

    sigorta primlerini asgari ücretten göstererek

    devletin dediğini yapmamış oluyor zaten, peki bu şartlarda çalışmak istemeyen personelin iş değiştirmesinde kabahatli istihdam sorunu mu ? yoksa iş verenlerin doksanlı yıllardaki fason tekstil patronu mantığı mı ?

    Peki @Çağlar bey siz;

    devletin personelinize yapın dediği şeyleri tam olarak yapıyor musunuz ?

    eğer bunu yaptığınızda hintli personel daha ucuza mal oluyor demeyeceğinize inanıyorum.

    kaldı ki sektörde kendisini büyük bir yere koyduğunuza göre topu devlete atıp, ucuz iş gücünü hintlilerden sağlayan bir çözüm bulmak dışında açtığınız kaç tane kurs ve arge sağladığınız kaç tane alt firmanız var ?

    yine yazıda “php bilen personel” yada “php ile yazılım geliştiren personel” yerine direk “phpci” sıfatının kullanılması bile aradığınız personele nasıl bir gözle bakıp nasıl bir saygı duyduğunuzu gösteriyor.

    saygılar.

    Cevapla
    • İsmi Saklı |

      Ben bu firmayla görüştüm. Fazla mesaiye karşı olduğumu belirttiğimde arkadaşın beti benzi attığını görmüştüm. Sen haftada 45 saat için ücret ödeyeceksin sonra elemanını aynı paraya 60 saat çalıştıracaksın. Buna itiraz edincede bozulacaksın. Sonrada kafana göre adam bulamıyorsun? Adam gibi özlük hakkı ver bakalım adam buluyor musun bulamıyormusun?

      Cevapla
  88. Rıfat Zarifoglu |

    Çağlar Bey enuygun.com geliştirme sürecinde devlet destek ve teşviklerinden ziyadesiyle yararlanmış olmalı ki, nitelikli iş gücü konusunda da devletten yardım istemişler.

    Acaba yararlandıkları destekler konusunda şeffaf bir şekilde bizi bilgilendirebilirler mi?

    Cevapla
    • Rıfat Bey, şeffafça, bugüne kadar devletten 1 kuruş bile destek ve teşvik almadık.

      Konunun kişiselleşmesinden rahatsız oluyorum artık, Enuygun.com’daki çalışma koşullarının da yukarıda yazılanlarla en ufak bir ilgisi yok; biz her şeyin “olması gerektiği gibi” olması için çalışıyoruz, beni hiç kimsenin somut olarak bunun aksiyle suçlayabileceğini sanmıyorum.

      Cevapla
      • Bu arada almış olsaydık da bundan utanacak değildim, nitekim bir kez başvurduk, ama projemiz kabul görmedi. Yeniden başvurmak da planlarımız arasında.

    • Bu kadar meraklı olan varsa hem kaliteli, hem ucuz, vs……. iş gücüne. (ne yardan geçerim ne serden)

      Kendi bussiness’ını anlatacak yeterli altyapın, ingilizcen ve teknik bilgin varsa o zaman buyur Hindistan diye bir ülke var.

      Uzaktan anlatabiliyosan derdini anlat yazdır kodunu da. He yoksa o zaman iyi yolculuklar dilerim 🙂

      Cevapla
  89. theDeveloper |

    Amerika’da çoğu büyük şirket isimlerinin yanında university ile anılmaktadır, çünkü çalışanlarına en az bir üniversite kadar eğitim vermektedirler. Fakat Türkiye’de ne eğitim var, ne de istenilen teknoloji öğrenebileceği kadar süreyi sağlamak. Çok mesai, az tatilden ise herkesin ağzı yanmış durumda. En kısa sürede bu mentaliteye sahip işverenlerin gazabından kurtulmak dileğiyle, sevgiler 🙂

    Cevapla
  90. Çağlar bey aslında işkur a başvurabilir.

    Devlet zaten eleman bulmak için özel bir kurum kurmuş, daha ne yapabilir ki? işkurun sitesinde bir çok “Bilgisayar Programcısı” ilanı mevcut. O da oradaki firmalar gibi oradan eleman arayabilir. Devlet daha ne yapsın ki? Herşeyi de devletten beklememek lazım. Yazılım olayı dipsiz bir kuyu, çok çok spesifik ihtiyaçları devlet nasıl tespit etsin de bunun eğitimini versin? Mümkün mü, tabii ki değil.

    İşyerine bağlılık olayına da değinelim. Bazı şeylere gereğinden fazla önem verilmesine karşıyım. Yurt dışındaki gibi her sene şirketin belli bir yüzdedeki hissesi elemanlara verilirse, eleman o zaman sahiplenir. Mesela 3 seneyi dolduran elemana her sene 1000-2000 liralık şirket hissesi verilsin. Rakam nedir, bu sene de yaptı mı bilmiyorum ama Hürriyet gazetesi bunu yapıyor, diğerleri neden yapamasın? Kuru maaş, belki 1 ikramiyeye 10 sene bağlılık mı duyulması gerekiyor? Bu nasıl bir düşünce ve beklenti anlayamıyorum. Elemanın şirketi sahiplenmesini istiyorsanız, onlara bu duyguyu da hissettirmeniz lazım, yok öyle 3 kuruşa 5 köfte.

    Hintli elemanlar daha mı sahiplenmeci?

    Almanya olayına da 5 sene direnmek lazım. 5-10 sene sonra orada kod yazacak genç nüfus kalmayınca, oradakı işi alıp burada yaptıran ajanslar çoğalacak, yada direkt buraya gelecekler iş için. Çalışanların 5-10 sene direnmesi ve idare etmesi bu açıdan önemli iken patronlar da bu 5-10 sene sonrasının hesabını yaparak elemanları bünyede tutacak stratejilere yoğunlaşırlarsa iyi olur.

    Neyse, sadede gelelim; hiçbirşey düzelmeyeceği için birgün bütün programcılar freelance çalışacak 🙂 Belki de freelance çalışanlar bir araya gelip kendi oluşumlarını kurmalı, 5 php uzmanı, 5 c#, 5 java kodlayan kişi bi araya gelip küçük dağlardan daha fazlasını yaratabilir.

    Cevapla
  91. Yazılım işi üretim bandında çalışmaya benzemez, üstün yaratıcılık gerektirir. Bu nedenle de zeki, düşünen insanlara ihtiyaç vardır ve eğitim sistemimiz insanları düşünmemeye zorladığı için kalifiye yazılımcı asla olmayacaktır. Zaten düşünen insanlar yetiştiren bir eğitim sistemimiz olsaydı patronlar işçileri 3 kuruş paraya, yasal haklarını bile vermeden çalıştıramazdı. Diğer sektörlerde olabilir ama yazılım sektörü hiçbir zaman işçiyi sömüren patronların hoşuna giden bir sektör olmayacak.

    Cevapla
  92. Vicdan muhasebesini yapmamış arkadaşların “o kadar iyiysen amerikaya git” türü yorumları nasıl bir küstahlık müessesesinin ürünüdür; anlayamıyorum. Beyin göçüne karşı olduğunu ve istihdam sağlamak istediğini iddia edenlerin daha yapıcı olmalarını gerekmez mi?
    Yazılımcıları şımarıklıkla suçlayanların, maaşları açlık sınırı gibi kavramlarla değil asgari ücret üzerinden değerlemesi ve “bir şey bilmediğiniz halde dünyanın parasını istiyorsunuz” tavrı yazılımcıların karşısında olduğu sürece bahsedilen bu kriz ortamının nihayeti pek yakın gözükmüyor. Bu öfke niye, haklarımızı istediğimiz için mi?
    Maddelerle konuşacaksak da şayet, kurgulardan değil doğrulardan bahsetmemiz gerektiğini düşünüyorum;
    – Silikon vadisi örneği nedense bilgide karşılaştırılırken, ücrette karşılaştırılmıyor. Böyle alakasız bir karşılaştırma yapacaksak; Siz SSK’yı asgariden yatırmayı çalışanlarınıza izah etmeye çalışırken, Google ölen çalışanların eşlerine bile 10 sene boyunca maaş verebiliyor.
    – Amerikadan daha genç ve gelişmekte olan bir tüketim pazarı var, ülkemizde her 100 evin 47’sinde internet var.
    – İnternete girenlerin %21.8’i eticaret müşterisi ve pay giderek artıyor.
    – Sovyet bürokrasisinden ilham almış devlet bile 33 boyutlu avm gibi bir saçmalığa kaynak ayırırken, en statükocu işadamlarının ilgisi bile birer birer internete kayarken internete yatırım yapılmıyor zerzenişine inanmak ya saflık, ya da kötü niyettendir.
    Bu durumda yazılımcılara “iş bitirmez, şımarık” gibi mesnetsiz laflar hazırlayanların özeleştirilerini vermeleri, krizin aşılması açısından yapılması gereken en elzem iştir.
    Tüm bu süreç, biraz 2009 finans krizine benziyor. “Devlet bize yardım etsin”, daha dün kapitalizmin dört elle sarıldığı bir argümandı; neticede bir kaç firma bu sayede kurtarıldı ve balon ileride tekrar daha şiddetli patlamak üzere biraz daha şişirildi. Geçmişten ders alabilirsiniz. Çekinmeyin, ücretsizdir. Yıllarca iyi bir çocuk olmama rağmen hayatım boyunca şirinleri göremedim ama siz, iyi bir patron olursanız ihtiyacınız olan yazılımcıları elbette bulabilirsiniz.

    Cevapla
    • Emre bey calistirdigim elemanlarin ortalama net maasi 4000 tl uzerinde, tam sigortali ve neredeyse hic mesai yapilmiyor arti stock option veriyorum. Ve beyin gocune de karsi falan degilim, kim nerede nasil mutlu ise orada yasasin calissin.

      Elemanini somuren isverenler bambaska bir konu ama ben bu sartlari sunmama ragmen Caglar beyin bahsettigi sorunlari yasiyorum.

      Somurulen arkadaslar, yaninizdayiz ama bu yazinin konusu bu degil, elimizdeki elemani kacirmakta degil, isi buyutmek icin iyi sartlarda birini almaya kalktigimizda istedigimiz kalitede birisini bulmak gittikce zorlasiyor ve is acik arttirmaya donmeye basladi. Ve eger bu acik arttirma mantiginin iyi birsey oldugunu dusunuyorsaniz zaten iyi bir programci olamazsiniz cunku programcilik zeka isidir.

      Cevapla
  93. Nitelikli iş gücü hakkındaki görüşlere katılıyorum. Ama bunun suçlusu ne devlet ne de üniversiteler. Tek ve tek sorumlusu yeni mezuna 2000 lira bile veremeyen özel sektördür. Motivasyonu sallamayan, aşırı sorumluluk yükleyen, mesai saatlerini umursamayan ve ek mesai ücreti ödemeyen, sigortasını doğru dürüst yapmayan, KOSGEP destekleriyle araba ev alan, bilgisayar mühendisini amele sanan, günde 10 saat mesai yaptıran patronlardır. Özel sektörde çalışırken KPSS’ye girmeyen bilgisayar mühendisi var mı acaba bu ülkede? Neden devlet mühendislere bu kadar cazip geliyor bir düşünün. Neden insanlar böyle ömür geçmez diyor bunu bir düşünün. Bugün Türkiye’nin en iyi okullarından mezun olan mühendisler bile devlete girmeye çalşıyorsa orda birşeyler yanlış gidiyor demektir. Korkarım bu yanlışlık devletten kaynaklanmıyor.

    Cevapla
  94. Nitelikli iş gücü hakkındaki görüşlere katılıyorum. Ama bunun suçlusu ne devlet ne de üniversiteler. Tek ve tek sorumlusu yeni mezuna 2000 lira bile veremeyen özel sektördür. Motivasyonu sallamayan, aşırı sorumluluk yükleyen, mesai saatlerini umursamayan ve ek mesai ücreti ödemeyen, sigortasını doğru dürüst yapmayan, KOSGEP destekleriyle araba ev alan, bilgisayar mühendisini amele sanan, günde 10 saat mesai yaptıran patronlardır. Özel sektörde çalışırken KPSS’ye girmeyen bilgisayar mühendisi var mı acaba bu ülkede? Neden devlet mühendislere bu kadar cazip geliyor bir düşünün. Neden insanlar böyle ömür geçmez diyor bunu bir düşünün. Bugün Türkiye’nin en iyi okullarından mezun olan mühendisler bile devlete girmeye çalşıyorsa orda birşeyler yanlış gidiyor demektir. Korkarım bu yanlışlık devletten kaynaklanmıyor.

    Cevapla
  95. Her ne kadar bu yazının çok taraflı olduğunu düşünsem de, yayıncılık açısından çok başarılı ki benim gibi yorum yazmayan birine bile 2 tane yorum yazdırdı :).

    Yorum olarak yanlış ama yayıncılık olarak çok başarılı bir yazı olmuş yani tebrik mi etsem kızsam mı bilemedim 🙂

    Cevapla
  96. Cözüme dikiz. Yazilimcilarin armut gibi agacta yetistigini düsünüyorlar.

    Hangi mentaliteye sahip olduklari zaten https://webrazzi.com/2012/08/17/rocket-internet-turkiye-kapaniyor/ yazisinda yer aliyor. Kur, sömür, exit yap, gerisi umrumda degil.

    Cevapla
  97. Merhaba,

    genel olarak yazılımcıların yorumlarına katılmakla birlikte bu durumun sadece yazılımcılara özgü olmadığını söylemek istiyorum.

    12 yıldır profesyonel olarak iş hayatında olan ve son 5 yıldır da internet sektöründe çalışan biri olarak şunları söylemek istiyorum.

    -5 yıldır çok büyük iki internet şirketinde çalıştım ve devam ediyorum.
    -işim yazılım yada tasarım değil ürün yönetimi üzerine.
    -işverenin benim ürünüm üzerinden kazandığı paraya hiç girmeyeceğim ama bana reva görülen maaş 1750 lira.

    Ürün yöneticisi olmak için yazılımcılar gibi kitaplar okumadım ama sektörü, trendleri, gelişimleri hep takip ettim ve akılcı olmaya çalıştım. İşe başladığımdakine oranla ürün verimliliğini %300 arttırdım. Benden memnun olacaklar ki 3 yıldır yöneticilerim olumsuz bir yorumda bulunmadı.

    Ama iş maaşa, haklara gelince söyleyecekleri çok şey var.

    -Cumartesi evden yapılabilen ve internet üzerinden yürüyen bir iş için ofise gelmeye zorunlu bırakılıyorum(işe girerken tersini konuşmuş ve anlaşmıştık)

    -Zam istediğimde olumsuz karşılanıyorum. Peki verimsiz miyim? Hayır.

    Lafı uzattım. Diğer sektörleri bilmiyorum ama konu internetse, ürün yönetimiyse sokaktan geçenin yada junior birininde bu işi yapabileceğine inanıyor yönetici ve patronlar. Ve yazılımcı olalım, tasarımcı olalım, yada diğer pozisyonlarda olalım maaşlarımız ve haklarımız aynı oranda kötü.

    Peki şimdi ne olacak? Haftaya istifamı veriyorum. Bir saniye daha bu ürünle ilgili çalışmak istemiyorum. Çünkü soğuttunuz. Siz yaptınız bunu.

    Cevapla
  98. Indian Coder |

    Hello, I heard your thoughts about Indian programmers and I’ve translated this post to a friend. He also translated some comments for me. I’d like to say yo that, we don’t even work for you under these circumstances. If you don’t make happy your employee in Turkey, neither Indians nor others will not come.

    I don’t know why the entire world thinks Indians are cheap coders, I get $80k for year as a PHP developer in Mumbai. If we go to abroad, it is a game changer company or a beautiful life at a beautiful city. Nothing else. Will you pay me more than $80k? It seems you don’t. So stop fantasize about us.

    Cevapla
    • şaka lan şaka diye bitmesini beklediğim yorum

      Cevapla
    • ahahaha troll detected.hadi bunu yazan kim olduğunu da söylesin de hep beraber gülelim.

      Cevapla
    • İnternette Türkçe yazı avına çıkmış, böylesine gramer kurallarına uygun, neither’lı nor’lu yorum yazan Hindistanlı görmemiştim. Biriniz 80 bin verin de gelsin lütfen. İstanbul zaten güzel. Firmalarımız da “geym çeyncır”. Tanışmış oluruz 🙂

      Cevapla
    • O nedenle mi hindistan daki sirketler 2000$ adam/ay maliyet teklif ediyorlar. Personele 7000 verecek maliyeti 10000$ isi almak icin 2000$ teklif verecek. Kim inandi bu yoruma 🙂

      Cevapla
  99. Yorumların neredeyse tamamının mesai saatleri içerisinde olması ve aynı arkadaşların mesai saatlerinden yakınması…

    Cevapla
    • Özgün Genç |

      Bunun altında Türkiye’de hala bilinmeyen, 21. yüzyıla ait bir insan kaynakları yönetimi prensibi var: Yazılım, tasarım da dahil yaratıcılık be beyin emeği gerektiren sanayi devri sonrası işlerde “mesai saati” gibi bir kavram anlamsızdır. Çalışılan saat ile üretilen iş ve verimlilik arasında lineer bir ilişki yoktur. Çünkü teknoloji üretimi inşaat yapmaya veya tekstil işine benzemez.

      Bununla da kalmaz, zaman baskısı ve mesai saati ile insanları ofise hapsetme yaratıcılığı öldürür ve üretilen işin kalitesini düşürür. IBM, Twitter dahil birçok teknoloji şirketinin “Sınırsız Ücretsiz İzin” politikasına sahip olması ve neredeyse hiçbirinin mesai saatleri koymaması da bu gerçeğin pratik bir sonucudur.

      Cevapla
      • Özgün Genç |

        Pardon “ücretli izin” olacak tabii. Dah doğrusu “izin alma” gibi bir kavramın bile olmaması aslında.

      • O şirketlerde ayrıca ilk izin kullananlara 1000$ er dolarlık çekler verilmesi, ne kadar ironik.

        Büyük ihtimal ile @Gökhan da bizim gibi bir çalışan olmasına rağmen ‘kralcı’ olması daha da ironik..

    • evet anlatılmak istenen de bu zaten. yazılımcı sabit bir iş yapmıyor, sürekli aynı aletle vidalama işi değil bu.
      gün içerisinde haber okumak, internette ilgi alanlarını takip etmek, rss okumak, yada stackoverflow da sorulara bakmak gibi işleri yazılımcıdan esirgemek moral anlamında o adamı bitirmek bence.
      günde 8 saat kod yazılsaydı her proje çeyrek sürede biterdi ama ama insanlar makina değil, bu mümkün olan bir durum değil.

      Cevapla
      • Düşüncelerim sizinle paralel. Ancak konuya mesai saatleri içerisinden bakarak, 30 dakikalık fazla çalışma süresi yüzünden şirketleri düşman işveren olarak görmek, işin özünden ne kadar uzak olunduğunun göstergesi.

        Projeler bitiş süreleri ve bu süreye göre performans üzerinden değerlendiriliyordur elbet; ancak sanırım buraya yorum yazan arkadaşların şirketleri böyle çalışmıyor.

        Kral ya da kralcı olmak problem değil. Problem olan bakış açımızın hala nal taktığımızı düşündürecek gözlüklere mahkum olmasıdır.

        İlk yaptığım yorum, tartışmanın “mesai” kavramı üzerinden gitmesinin manasız olduğunu vurgulamak içindi.

        Buraya bu saatte yorum yapmak, haberleri takip etmek ve sosyal mecralarda yer almak işvereni rahatsız etmemesi gerektiği gibi, iş vakti 1-2 saat fazla çalışma da sizi(bizi) yormamalı.

        Sevgiler,

  100. Emrah Ayanoglu |

    Caglar Bey’in yazisi belkide bir anlamda iyi oldu ve girisimci tarafinda hemde calisan tarafinda goruslerin ne oldugu artik ortaya cikmaya basladi ve boylece her iki tarafinda istekleri ve sorunlarini gormeye basladik.

    Acikcasi her iki taraftada bulundugumdan dolayi, her iki tarafinda bazi noksanlarinin oldugu gorulebiliyor.

    Oncelikle Girisimci tarafindan bakarsak:
    Evet bu ulkede senior engineer veya senior developer dedigimiz kavram oturmadi ve bu seviyede maalesef yetiskin calisan bulmak cok zor.(Yurt disinda senior dedigimiz zaman en az 5 yil tecubeye tekabul ederken Turkiye’de bu rakam 3 yila kadar inebiliyor) Burada belki suclu egitim sistemi, belki insanimizin calismadan kolay para istegi gibi seyler olarak siralanabilir. Ama, bu ulkede senior yok diye gidip Hindistan’dan veya Pakistan’dan getirmek te hic akilci bir cozum degildir ki bunu da girisimcilarimiz cok iyi bilmektedir. (Son yapilan arastirmaya gore Almanya’da yazilimin ortalama maliyeti 300.000 euro iken, Hindistan’da bu rakam 80.000 euro’ya, Turkiye’de ise 71.000 euro’ya tekabul etmekte). Cunku Hindistan’da yazdirmis olacaginiz yazilimin ilk maliyeti degil, daha sonra olusacak maliyetler maalesef kaliteli bir yazilim surecinin olmadigini ortaya koymaktadir. Burada tek cozum girisimcilerimizin kendi senior calisanini kendisinin yetistirmesi ve elinden calisanini kacirmayacak imkanlar vermesiyle mumkun olabilir.(Maas + Imkanlar)

    Evet girisimcileri de zorlayan cok buyuk burokratik engeller var: SSK. Kurumlar Vergisi, KDV… Ama artik bunlari da azaltmanin yontemleri mevcut.(Bknz: Teknokent’ler, Destekler).

    Maalesef diger en buyuk sorunda Ek Mesai. Ek mesai girisimciye kisa vadede kar olarak gozukebilir ama sunu unutmayalim bu uzun vadede girisimciye mutlaka zarar verecektir. Maalesef bizim meslegimiz, fiziksel yorgunluk meslegi degil, beyinsel ve ruhsal durumla tamamen alakali bir meslek. Bundan dolayi, 1 haftalik cok fazla mesai’li yogun calisma sonucu bu calisandan calisma istegini en az 1 hafta goturmektedir. Yani Fazla Mesai esittir Zarar. Evet fazla mesailer bazen gerekebilir, o zaman fazla mesainin sonucunda calisana izin verin tatile yollayin(Turkiye’de bunu yapan firmalar mevcut).

    Calisan Tarafindan bakarsak:
    Maalesef butun arkadaslarim, Turkiye’deki maas ve calisma sartlarini, Amerika’yla veya Almanya’yla karsilastiriyor. Bizler ayni kulture sahip insanlar degiliz, bizler profesyonel olarak calisan birer insanlar degiliz. Hakikaten bu insanlar, isinin sorumlulugunu bilen, en iyi sekilde isini yapan insanlar. Bizler, hala isten kacmanin yollarini bulmaya calisiyoruz. Yurt disindaki calisanlar, 40 saati asmiyorlar ama 40 saati en verimli sekilde kullaniyorlar. Biz ise, “sabah kac dakika isten calsak kar” oldugunu dusunuyoruz ve “aman mesai dolsunda eve gidelim yatalim” mantigiyla hareket ediyoruz. Acikcasi, klasik tembelliklerimizi devam ettiriyoruz. Oncelikle cozum, zamaninda ve saatinde yani verimli calismaya mutlaka ayak uydurmamiz lazim. O zaman ek mesai denen illetten de kurtulabiliriz.

    Diger sorunda, maalesef isci haklarimizi bilmiyoruz. Oncelikle, isci haklarini iyi bir sekilde okumak ve detaylica bilmek gerekmektedir. Ailemde bir is mufettisi ve bir mali musavir oldugundan, bu tip durumlari az-cok biliyorum, ve calisanlarin actigi mahkemelerin %90’inini calisanlar kazanmaktadir. Kanunlarimizin durumunu farazi olarak soyluyorum: 50 tanesi iscilerimizi koruyorsa, isvereni koruyan kanun sayisi 1 tanedir. Bundan dolayi, kanunlari iyi bilmek en onemli maddedir. Sozlesmelerinizi iyi inceleyiniz, sozlesmede Turkiye Cumhuriyeti kanunlarina uymayan herhangi bir madde varsa o madde gecersizdir. Sozlesmelerin altina hemen imza atmayin, bir-iki gun inceleyin yakinlariniza danisin. Tabiki isverenin de kendini korumasi gereken yerlerde korumasi sozlesmede mumkundur ama kanunlarimiza uydugu takdirde. Aksi bir durumla karsilastiginizda, lutfen avukatlardan korkmayarak sadece bir dilekce ile Calisma ve Sosyal Guvenlik Bakanligina basvurabilirsiniz. Bu sizin en dogal kanuni hakkinizdir.

    Bir baska sorunda maalesef, bir iki tane tecrubeyle senior olunmuyor. Lutfen bir iki tane Amerikali veya Alman yazilim gelistiricilerinin cv’lerini inceleyelim. Kendimizi kiyaslayalim, hakikaten senior olabilirmiyim diye dusunelim. Kendimizi surekli gelistirmeye acik tutmaliyiz. Artik sektor degisti, tek bir dilde sabit kalmiyalim, PHP’nin yanina Ruby, Python, Javascript gibi dilleri ekliyelim ve mutlaka temel dillerden yani Java veya C++’dan birini bilelim. Object Oriented’in temelini cok cok iyi kavrayalim. Acik kaynak kodlu yazilimlara destek veremesekte cok iyi sekilde takip edelim. Cok iyi yerli-yabanci bloglari takip edelim, yurt ici ve yurt disi butun konferanslara katilim gosterelim. Database konusunda sadece MySQL ile kalmiyalim, yanina diger SQL tabanli ve NOSQL tabanli database’leri de ekliyelim. Klasik form yap , ekle-sil-duzenle(CRUD) mantigindan ayrilalim, daha cok bilesenli yazilim mimarilerine ayak uyduralim. Olceklenbilirlik(Scalability) konusunda daha fazla bilgi sahibi olalim. Bu sayede daha iyi senior olabiliriz ve bu sayede daha iyi maas ve daha iyi imkanlar icin girisimcilerimizi zorlayabiliriz.

    Her iki tarafinda kendini ignelemesi gereken yerler mevcut. Bunlari duzeltirsek daha iyi bir seviyeye ulasmak mumkun.

    Saygilarimla,

    Cevapla
  101. Üniversite Öğrencisi |

    Bunun adı çözüm değil bildiğin kendi ülke değerlerini parçalamaktır. Senin sektör ihtiyacın yüzünden bu ülkede yerli IT iş gücü ölsün mü yani ? Yazık. Ben üniversite öğrencisiyim kendimi geliştirmek için adeta yırtınıyorum ama sizin -güzide- sektörlerinizi bir kezde bize yol gösterirken göremedik.
    Böyle düşünen zihniyetin de çözümü ancak böyle olurdu.

    Cevapla
  102. Sektordeki turn-over hakkinda su yaziyi da okumanizi tavsiye ederim: http://www.agileturkey.org/Kaynaklar/Makale/sektorde-turn-over

    Bunun disinda Meslek Lisesi cikisli bir yazilimciyim. Hem mesleki egitimin hem de Universite egitiminin sorgulanmasindan ve yeniden kurgulanmasindan yanayim ve Mesleki egitimin faydali oldugunu savunmaktayim.

    Cevapla
  103. Tüm yorumları hatta vakit kaybı olarak gördüğüm için yazıyı bile tam okumadım. Ama anladığım kadarı ile yabancılardan yazılım iş gücü getirince güzel şeyler olacak iddiası var ortada. Ben hindistan’dan dört kişilik ekip olarak gelip bir kaç ay çalıştıktan sonra ingiltereye kaçan yazılımcılar biliyorum. Yani onlar sizi ortada bıraktığında “gerçekten” ortada bırakacaklar. Türkiye olsa olsa onlar için bir durak olabilir. Çünkü ciddi şekilde burada bir yaşam kurmaları imkansız. Onlar bunun farkında zaten. Getirin yabacıları ama. Belki türk yazılımcılar bişeyler öğrenir. Tabi öğrendikleri şeyde sadece teknik konular olmaz 🙂

    Cevapla
  104. Osman Sezgin |

    Yazıda “Uzman IT Personeli” eksikliğinden bahsedilmiş. Ve tek kelime ile harika bir yazı olmuş.

    Yorumlar ise sorunu ortaya iyice koymuş. Tüm yorum yapan arkadaşlara söylüyorum lütfen yazıda yazılanları üstünüze alınmayın. “Uzman yazılımcı” dan bahsediyor.

    Türkiye’de uzman yazılımcılara verilen ücretler oldukça tatmin edici. Sektör öyle bir hale gelmiş durumda ki Uzman bir yazılımcı ile maaş konuşmuyorsun bile iş görüşmesinde. Ne isterse veririz noktasında tüm firmalar. “Ne isterse veririz” söylemini anlamaya ve hayal etmeye çalışmayın lütfen. Şu anki donanımınızla buna hazır değilsiniz.

    Ama gelin görünki öte taraftan WordPress kurmayı bilen adam kendini Uzman Yazılımcı sanıyor. Yani maaşlardan şikayet eden arkadaşlar belli ki WordPressçi arkadaşlar. Mülakatta maaş konuşma noktasına hiç ulaşamamışlar.

    Şimdi “Next” tuşuna basmaya devam ederken “Amerika’da benim gibi birisine 10 bin $ maaş verirlerdi, Türkiye’de doğmayacaktık arkadaş!” rüyasıyla vakit geçirin.

    Türkiye’de Uzman yazılımcı gerçekten çok az var, olanlar da gayet işinden maaşından memnun. Bu noktada aynen yazıda belirtildiği gibi ancak başka şirketin personellerini transfer ederek dönüyor piyasa.

    Yorumlar hakkaten içler acısı ya, Neden böyle oldu bu ülke, ergen kaynıyor heryer…

    Cevapla
    • Size katilmamak mumkun degil.

      Bu yazida tek ve onemli bir hata var. O da bu yazinin webrazzi’de yayinlaniyor olmasi.

      Webrazzi takipcilerinin %95’i Erol ve diger basarili girisimcilerin basari hikayelerini okuyup ardindan “benim neyim eksik” diyerek kendi kendilerine hayiflanan ve kendilerine girisimcilik ilhaminin gelecegi ve kesfedileceklerini umduklari “o gunu” bekleyen insanlar. Hal boyle olunca da bu sekilde yorumlarin gelmesi kacinilmaz.

      Cevapla
    • peki siz bu kadar uzmansanız bizi ezik görmek yerine bu zamanınızı kariyerinizi özetleyip maaşınızı söylemek için kullansaydınız da bizde sizin gözünüzde uzman olmak için neler gerek öğrenseydik.

      Cevapla
    • evet evet,
      bu ergen, egosu yuksek arkadaşlara yol göstermek için neler yaptiniz bu gune kadar sayabilir misiniz?

      Cevapla
    • Osman bey, size tamamen katılıyorum.
      1500-2000 tl ile çalışan arkadaşlar konumuz siz değilsiniz zaten. 3500 ve üzerinde olanlardan bahsediliyor daha çok. Ben ve benim gibi düşünen firmalar çok sağlam yazılımcılar için 5000+ net maaş ödemeye hazır ama sorun şu ki o adam zaten düzgün bir yerde 5000+ maaş ile çalışıyor, sende almak için 6000+ vermek zorundan kalıyorsun ve sonrasında rocket gelip 7000 veriyor ve bu şekilde balon şişiyor sektör zarar görüyor.

      gerçekten iyi yazılımcıların TR şartlarında 3500-5500 tl hakettiklerini düşünüyorum fakat böyle devam ederse 2 yıl içerisinde 7000-8000 lere adam bulamaz olacağız ve sonuç olarak küçük girişimlerin yok oluşlarını izleyeceğiz.

      Umarım burada atıp tutan yazılımcı arkadaşlar girişimci olmaya karar verirlerde burada nekadar yanlış yorum yaptıklarını kendileri görürler.

      Cevapla
    • @Osman Sezgin

      Tüm dünya’da başka şirketin elemanlarını transfer ederek dönüyor piyasa, sadece Türkiye de değil.

      Bir yazılımcı uzman olabilmek için mesleğe 5+ yılını veriyor. Onlarca kitap okuyor. Bir doktor 5 yıl okuyup 7-8 bin TL ile pratisyen hekim olarak işe başlıyor. Uzman doktorun, Profesörün 10k dan aşağıya düşmüyor maaşı. Aylık 50k geliri olanlar da var. Günde kaç saat çalışıyorlar? Mesaileri mi var?

      Siz 5 bin TL nin iyi para oludğunu mu söylüyorsunuz? Yapmayın lütfen. 1500 TL den aşağı oturulabilecek ev yok İstanbul’da. Evli, 2 çocuk babası bir aileyi düşünün, anca karnı doyar 5000 TL ye.

      Ergen konusunda, siz sadece cevap verebileceğiniz yorumları okumşusunuz sanırım.

      @Kazım

      5000+ net maaş ödemeye hazır dediğiniz insanlar kimler ve yazılımcı bulamıyorlar çok merak ediyorum. Rocket gelip 7000 verdiği de yok ayrıca. Ulaşın bana, çalışanların iletişim adreslerini veriyim, kendiniz sorun. Ayrıca siz aynı rakamı veriyorsanız, başka artılarınızın olması lazım o insanı işe alabilmek için. Örneğin istanbul gibi bir şehirde trafik büyük sorun, daha kolay ulaşımlı bir yerdeyse şirketiniz yazılımcı sizi tercih edecektir. Daha huzurlu bir çalışma ortamınız varsa çalışan yine sizi tercih edecektir. Maaş dan sonra bu tür detaylar önemli.

      Yazılım ekibi ile biraz empati kurmayı denemelisiniz.

      Cevapla
      • irfan bey lafım direkt size değil, lütfen üzerinize alınmayın. Genel olarak yazacağım.

        Doktorum. Protisyen hekim maaşı 3000 TL civarında. Yalnızca aile hekimleri, AB desteği sebebiyle 6000 TL civarında maaş alıyorlar. Tıp fakültesi 5 yıl değil, 6 yıl. Üniversiteden sonra 2 yıl Türkiye’nin herhangi bir köşesinde mecburi hizmet “mecburiyeti” var. 5 yıl uzmanlık eğitimi aldıktan sonra 2 yıl mecburi hizmeti daha var. Yan dal uzmanlığı yaparsanız 2 yıl mecburi hizmet daha. Bunları yapmayan, Türkiye’de doktorluk yapamıyor. Uzmanlık eğitimi çoğu yerde 36 saat hastanede fiilen çalışma ve 12 saat izin şeklinde devam ediyor.

        Ayda 10 * 24 saatten aşağı çalışan pratisyen bulamazsınız. Ben de mecburide öyle çalıştım.

        Şu anda asistanım, uzmanlık eğitimi alıyorum ve ayda 500 saatten (YAZIYLA BEŞ YÜZ) fazla çalışıyorum. Maaşım 3000 TL’yi geçmiyor.(Ayda 36 * 15 = 540 saat çalışan tanıdıklarım var)

        Yani insanların gelip gelip sövdüğü, kibirli deyip hakaret ettiği, bakmıyor diye dövdüğü biz doktorlar 36 saattlik uykusuzlukla ameliyatlara giriyoruz, hastaları muayene ediyoruz. NE kadar başarılı olabileceğimizi düşünün. Bundan memnun değiliz ama kimseye ses duyuramıyoruz.

        Yurt dışından gelen doktorlar çok yakında denklik bile almadan Türkiye’de çalışmaya başlayacaklar. Bunlar Türki devletlerden gelen az eğitimli doktorlar olacaklar ne yazık ki. Hindistan’dan yazılımcı gelmesin diye kızmayı biliyorsunuz ama hanginiz yurt dışından doktor gelmemesi için çabaladınız?

        Hanginiz bizim için empati kurmayı denediniz?

        Biz bu ülkenin en zor okullarında okuduk ve yaşımız 30 hala okuyoruz. Niye her tartışmanızda lafı bize getiriyorsunuz? Bizimle ne derdiniz var? Biz ortadan kalkarsak rahatlayacak mısınız?

        Özel bir hastanenin ayda 50k kazanan çok özel bir doktorunu, peşinde “hocam hocam” diyen sağlık personeliyle dolaşırken gördüğünüz içinse gareziniz, bunların sayısı parmakla gösterilebilecek kadar az.

        Biz onlardan değiliz. Eskinin burnundan kıl aldırmayan, boğazda villası, marinada yatı olan doktorlarından da olmayacağız.

        Ama ne yazık ki gücünüz bize yetiyor.

      • @kamuran

        Sessiz çoğunluğa katılmak yerine açıklama yapmanız beni sevindirdi. Her sektörde farklı şartlarda çalışan insanlar vardır.

        Benim gördüğüm, tandığım, yakınım olan doktorlar sizin bahsettiğiniz gibi 3-4 bin TL ye çalışmıyorlar. Hepsi de 35 yaşının altındalar. Doktorlarda bahsettiğiniz kötü çalışma şartları %20 ise, “yazılım mühendisliği” yapan insanlarda böyle kötü şartlara maruz kalan çalışan sayısı belki de %60’dır.

        Ayrıca yazılımcılarda 30+ yaşında olmasına rağmen sizin gibi kitap okuması, kendini geliştirmesi gerekiyor işsiz kalmaması için.

        Siz 40 yaşından sonra bile çok güzel maaşlara çalışma imkanınız varken, 35 yaşından sonra bir yazılımcıyı işe bile almıyorlar, Harvard mezunu bile olsanız. Sen yönetici olacaksın ki, alttan gelen, henüz gözü açılmamış yeni mezunu daha kötü mesai şartlarında ezebilsinler.

        Size 50+ yaşında “tecrübeli doktor” diye saygı duyulurken, bize “bitik yazılımcı, dinazor” deniliyor. Şartlarımız çok farklı.

        Devlet bünyesinde yazılım mühendisliği yapan insanlar ile devlet bünyesinde doktorluk yapan insanları karşılaştırmak daha mantıklı olur. Ki aslında iki farklı mesleği, farklı şartları bu kadar detaylı karşılaştırmakda çok manalı değil.

      • Ne yazık ki kötü çalışma şartları %20’nin çok üzerinde. Ama bunu konuşmanın yeri Webrazzi değil. Çevremde bir çok ITci var. İyi paralar kazananlar gerçekten azınlıkta. Mesleğinizle ilgili sıkıntılarınıza kesinlikle katılıyorum. Bunun sebebinin de hala ülkemizde “Bilgisayar Mühendislerinin” bilgisayar formatlayan çocuklarla, yazılımcıların “copy-paste coderlarıyla” karıştırılması ve kıyaslanması olduğunu düşünüyorum.

        Söylediğiniz gibi her mesleğin dinamikleri başka. Derdim, her tartışmada her meslek grubunun konuyu doktorlara getirmesiydi. Sanırım maksadım anlaşıldı.

        Her çalışanın hak ettiğini, alın terinin karşılığını alması dileğiyle…

  105. Arkadas hindistandan yazilimcilari getirdi, ustune ustluk calisma izinlerinide kanuna bagladi. Pasaportuna el konulmus rus kadinlar gibi. Is degistirme yok zam isteme yok. Yatacak yer ve yiyecek dahilmi acep? Hazir gelmislerken, misirli koleler gibi 3-5 de piramit yaptirtalim… Cidden komik bu sark kurnazi zihniyet

    Cevapla
  106. Niyazi Kuzgun |

    Arkadaş hindistandan yazılımcıları getirdi, üstüne üstlük çalışma izinlerinide kanuna bağladı. Pasaportuna el konulmuş rus kadınlar gibi. İş değiştirme yok zam yok. Yatacak yer ve yiyecek dahilmi acep. Hazır getirmişken, mısırlı köleler gibi 3-5 de piramit yaptıralım…

    Gören duyanda papua yeni ginede yaşıyoruz zannedecek. Anlamak istemediğiniz bir konu var o da; kendi insanımızı nasıl yurt dışına kaçırmayız. Kendimde dahil olmak üzere neden yurtdışında çalışıyorum evimden kültürümden tüm yaşamımdan uzakta… Önce bu beyin göçü konusunda çözüm üretin başarılı olmazsanız söz size diğer galaksilerden bile yazılımcı getiririz 🙂

    Bu şark kurnazı zihniyet devam ettiğince ne it ne de diğer iş kolları, spor, sanat, sosyal yaşam vb hiç bir konuda ilerleyemiyeceğiz…

    Cevapla
  107. Yapılan yorumları, ‘IT’de nitelikli işveren krizi ve çözümü’ başlıklı yeni bir yazıda toparlamanın daha faydalı olacağı görüşündeyim…

    Cevapla
  108. Ahmet Guray Ozcan |

    Devlet, işvereni, teknokent desteği ile gelir vergisinden kurtarıyor, maaş anlaşması yapılan banka 12. maaşı ödüyor. Daha ne olsun? Genç nüfus malum, üniversitesi, meslek yüksek okulu derken onlarca insan var. Ama mantık hep isviçre çakısı gibi çok fonksiyonlu eleman aramak, sadistçe mesai yaptırıp ve mümkün olan en düşük maaşı ödemek. Kendi elemanınızı yetiştirmeyi, insana yatırım yapmayı öğrenirsek problemler kendiliğinden çözülecek. Kendisi de mühendis olan işverenler maalesef bunun farkına varamıyorlar. Bugün olsun hemen olsun şimdi olsun aceleciliği problemi daha da derinleştiriyor.

    Cevapla
  109. Ahmet Yılmaz |

    Eyvah ki ne eyvah! Buradaki kavgaya bakınca hem işveren hem çalışan açısından durum vahm gözüküyor.

    Bir akil adam çıkıp şu yazıyı ve yorumları yorumlayan bir yazı yazsın da biz de okuyalım.

    Cevapla
  110. @Anıl Özselgin
    Turkcell’de çalışmamış olanlara Turkcell Teknoloji’in tersine beyin göçü gazetelerdeki gibi gözükmesin. Verdiğiniz sayfadaki bahsedilen kişiler de buraya gelince firmanın kültürüne ayak az çok ayak uydururlar. Hatta birinin dediği şuna yakındır:
    “arkadaşlar diğer ekipler bizden daha fazla ‘fazla mesai’ yapıyorlar… evden çalışmak yerine mümkünse şirkette kalıp fazla mesaiyi burada yapalım..” kibarlığından bu kadar diyebiliyor artık, çünkü fazla mesai ofiste yapıldıkça serbest bölgeye gösterilebiliyor, ve onun ücreti Turkcell’den tahsil ediliyor. Yazılımcı ne mi alıyor? Tabi ki fazla mesai almıyor! Bu bir de yıl sonu performans değerlendirmelerine yönelik tehdit olarak kullanılabilir.. Dahası var da neyse…
    Hatta Turkcell CXO’larından birinin ettiği laf şudur. “Bu binayı niye yaptık, niye erken evlerine gidiyor bunlar?” (Erken eve gitmek denilen de akşam iş çıkışı servise binmektir, yanlış anlaşılma olmasın lütfen 🙂 )
    Turkcell Teknoloji’nin yöneticisinden de şunu benzer şeyler duyabilirsiniz: “Yeni mezunlara, genç beyinlere önem veriyoruz, çünkü ağaç yaş iken eğilir, mesaiye daha fazla ve çabuk boyun eğer..” hatta benimle bire bir konuşmasında bana “fazla mesai yapmak için en uygun yaş kaç olduğunu düşünüyorsun?” diye sormuştur kendileri 🙂

    Türkiye’nin Google’si olduk, Google gibi bina yaptık demekle olmuyor maalesef, anlayış değişmedikçe olmaz bu iş..

    Cevapla
    • Hocam yazınız bana bir yazıyı hatırlattı 🙂 Bizde daha ortada fikir, plan, proje, ekip v.b. hiç bir şey yokken temel atma törenleri yapılır. Avrupa’da bir ülkede ise -Hollanda olabilir- her şey tamam olduktan sonra “çatı çatma” törenleri yapılmaktaymış. Zihniyet değişimi şart… Yoksa gittikçe daha da tüketici bir ülke olacağız.

      Cevapla
  111. 5 yıl önce Arda Bey’in yazdığı bir yazı ve altına yapılan yorumlar geldi aklıma… 5 yıldır hiçbir şeyin değişmemiş olması gerçekten çok üzücü.

    https://webrazzi.com/2007/11/13/yazilim-alaninda-insan-kaynagi-kitligi/

    Cevapla
  112. Ucuz ve iyi programcı yurtdışından gelince İstanbul’un hayat şartlarına bakmayacak mı? trafiğine, pahalılığına… kim ne kazanıyor bakmayacak mı? eğer adamı outsource edemiyecek durumdaysanız zaten yerli çalıştırmaktan başka çareniz yoktur. Arayüzü Türkçeleştirmek için bir eleman daha alırsınız artık. Takımızı getiridiğiniz adamın kültürüne uydurmak için de danışman tutarsınız. Nasıl olsa faturası var vergiden düşüyor. Aman ha adam gibi maaş vermeyin (İK) danışmanlara dağıtın paraları nasıl olsa onlar bir kere alıyorlar o parayı. Bu yazıda aba altından sopa göstermek için yazılmışa benziyor.

    Cevapla
  113. Baştan meseleyi özet geçip biraz yazasım varmışcasına akabinde detaya gireyim.

    Piyasada nitelikli yazılımcı sıkıntısı yok
    a- Ya halihazırdaki markalarımızı ve işlerimizi yeterli çekim merkezi olarak görüp başka ek bir fırsat sunmadan adam arayarak hata yapıyoruz
    b- Ya aradığımız kişi ve yapılacak iş arasında ciddi bir uçurum var.
    c- Ya da risk almaktan hoşlanmıyor, junior şartlarıyla senior istihdam etmeye çalışıyoruz.

    Aslında bu sorunu digital dünyada iki açıdan ele almak lazım:
    1- Girişimci firmalar (literatürden bağımsız olarak .com şirketleri diyelim onlara) nezdinde nitelikli yazılımcı sıkıntısı
    2- Digital ajanslar nezdinde nitelikli yazılımcı sıkıntısı.

    Sektörün her iki alanında da çalışan biri olarak bu ikisinin arasındaki dinamiklerin farklı ama bazı noktalarda da eşit olduğunu söyleyebilirim.

    Özellikle digital ajans dünyasında ücret, yazılımcı için belirleyici ve en önemli tercih olurken; girişimci (.com şirketleri) tarafında ise yapılan işten/fikirden duyulan heyecan, yeni şeyler keşfetme arzusu vb unsurlar, motivasyonu en az ücret kadar etkiliyor. Tabii burdaki motivasyonun da boş vaatler şeklinde değil doğrudan yazılımcının da projenin bir parçası haline gelmesi ve daha başlangıç aşamasından itibaren projenin hissadarı olması şeklinde gerçekleşmesi gerekiyor. Şahsen bu aşamada .com şirketlerinin yazılımcı arayışında, özellikle start-up aşamasında çok sıkıntı çekeceklerini düşünmüyorum

    (tabii ücretin yanında hisse verilmesi düşüncesi benim için olmazsa olmazlar arasında. Zaten hem start/up olup hem de yazılımcısını minimum maliyetle maksimum çalıştırmaya çalışan, üstelik proje ortaklığı da vermeyen şirketleri anlamam mümkün değil. İşveren şapkasıyla da baksam çalışan şapkasıyla da baksam 0-1 lerin dünyasında iş yapıp tüm ve hatta tek satış kanalım bu site(uygulama vs) derken yazılımcısını sıradan bir çalışan olarak gören zihniyeti anlayamıyorum. En genel anlamda bu düpedüz kendi bacağına sıkmaktır. )

    Öte yandan start-up dan çıkıp artık erken dönemini yaşayan, bir kar merkezi haline gelmiş .com şirketinin ek yazılımcı ihtiyacını karşılamaya çalışması ayrı bir durum. Bu durumda aslında şirket/yazılımcı ilişkisi daha çok digital ajans/yazılımcı ilişkisine yaklaşmaya başlıyor. Çünkü eğer zaten yazılım iskeleti düzgün kurulmuş ve iyi dökümante edilmişse bu aşamadan sonra tıpkı digital ajanslarda olduğu gibi yazılımcı sirkülasyonu başlıyor ve serbest piyasa ekonomisi dinamiklerince ücret/ek haklar gibi hususlar yazılımcının tercihinde ana unsur haline geliyor. (aynı durum şirket için de geçerli ki gerek ajans gerekse .com tarafında yurtdışıyla çalışan da çok-ki bunda da hiç bir sakınca yok)

    Bu aşamada benim gördüğüm en büyük sıkıntılar da ücretlendirme ve diğer meselelerde ortaya çıkıyor. Sistemin bel kemiğini oluşturan yazılımcılar bazı şirketlerde pazarlama ekibinin junior üyelerinden daha az kazanıyor, yazılım konusunda ez azından temel bilgisi olmayan ara kadro yöneticilerin yersiz ve yetersiz yönlendirmeleri sonucunda fazla mesailere kalmak zorunda kalınıyor, bir çok durumda çöpe giden ara formüller için günler / aylar harcanıyor, senior yazılımcılar html kesmeye zorlanıyor ama belki de en önemlisi artık işleri rayına oturmuş olan .com şirketi uzun görüşmeler türlü aşamalardan sonra işe aldığı senior developer’ına monitoring ya da ufak çaplı geliştirme işleri dışında verecek iş bulamıyor. Sonuçta kişisel gelişimi kısıtlanan, yaptığı işten heyecan duymayan herkes gibi bu yazılımcı da bulunduğu şirketten ayrılma kararı alıyor.

    Peki ne yapacağız?
    – Start-up isek developerımıza en başından hisse vereceğiz. Onun projeye özgürce dahil olmasını sağlayacağız. Paramız yok demeyip gerekirse genel müdürümüzden daha çok ücret vereceğiz.
    – Start-up sonrası aşamada işe alımlarda ihtiyacımızı doğru belirleyip ona göre piyasa koşullarına uygun tekliflerle geleceğiz. Gerekirse şirket içerisinde bir padawan-master sistemi kurup meslek liselerinden doğrudan eleman istihdam edip nitelikli iş gücü yaratmaya çalışacağız
    – Digital ajans isek satış, pazarlama kadroları kadar yazılım kadrosunun da öneminin farkında olacağız, ücretlendirme skalamızı buna göre yapacağız
    – Müşteri-coder arasındaki istihdamlarda daha seçici davranıp tek işi “ne durumdayız” demek olmayan project managerlar atayacağız
    – Senior seviyelerimizi junior işler ile meşgul etmek yerine onlara nefes alanları bırakıp sistem kurmalarına teşvik edeceğiz, verimliliği arttırmanın yollarını arayacağız
    – Yurtdışından adam almayı düşünmek yerine meslek liselerine yönelip ara eleman yetiştirmeye kafa yoracağız.

    90’ların başından beri çalıştığım sektörde türlü pazarlama numaraları, türlü branding çalışmaları, olmadık PR hileleri, milyonlarca liralık reklam satınalmalarının beceremediği, beceremeyeceği başarıların

    YAZILIM marifetiyle yapıldığını defalarca kez gördüm. Ekibe saygım sonsuz…

    Cevapla
    • Meslek liseleri son ise yarar mezunlarini 2002 de Verdi. maalesef o pırıl pırıl insanlarin çoğu da teknik öğretmen oldular. Ondan sonrakiler 4 işlem bilmeyenlerin oranı cok fazla. (cidden 8+8+8+8+8+8+8+8 diye hesap makinesi kullanani gözlerimle gördüm). Tusiad “meslek lisesi memleket meselesi” kampanyasini yaparken okullar hala %100 kapasite ile çalışıyordu, çalışıyor.

      Cevapla
  114. Ben sadece Çağlar Bey’e teşekkür etmek istiyorum 🙂

    Siz olmasaydınız bu tartışmaları kendi içimizden dışarı taşıyamayacaktık…

    Cevapla
    • Kesinlikle @Volkan ! Çağlar Erol açık yüreklilikle bunları yazmasaydı, yıllardır yaptığımız 15 kişilik feyizli sohbetlerimizde kalacaktı bu konuşmalar.

      Çağlar Erol’a düşüncelerini açık yüreklilikle yazdığı, (belkide tepki çekeceğini bilmeyerek) için daha önceden kendisi ile bir yıl içerisinde 3 kez iş görüşmesi yapmış birisi olarak sonsuz teşekkürler!

      Bu sayede durum ‘yazılımcı açısından nedir, şirket açısından nedir’i günyüzüne çıkarmış oldu.

      Cevapla
  115. Problem Çözer |

    Sonuç olarak çok da yazılan yorumları okumadım ama çift taraflı kötü niyet var bunlarla karşılaşabiliyoruz , İşçinin de hataları olabiliyor İşvereninde mesele konu ile alakalı diğer ülkelerdeki best-practice’leri alıp işleyebilmek işletebilmek.

    Onun dışında bu konu ve yorumlar sadece yazıdan ibaret.

    Cevapla
  116. Bence şu yazı ve yorumlardan sonra daha da buraya ne hindistandan yazılımcı gelir, nede afrikadan. Gelse gelse papua yeni gineden yazılımcı gelir.
    Millet başka bi yere niye gidiyor? Önce ona bi bakmak lazım. Hep diyoruz yurt dışı şöyle yurt dışı böyle. Yurt dışında imkanlar iyi, o yüzden herkes fırsatını bulsa dışarı gidecek. Hindistandaki adam da avrupa&amerika varken, Türkiyeye mi gelecek? Programcı bu, önce plan yapacak, Türkiyedeki yazılımcıların durumunu araştıracak, yarım saatin hesabını yapan, çalışana 6 oldumuydu kaçıyosunuz, ayıp oluyo denilen bi ülkede programcılara verilen değeri gördükten sonra niye gelsin ki? Aptal mı bu adamlar? BAtı hala cazip, çalışana değer veriliyor, burada değer verilmezken adam niye buraya gelsin yahu, nasıl bir hesap yapılarak bu sonuca varıldı bilemiyorum.

    Öneri : Bence enuygun.com un merkezini hindistana taşıyın, buraya dışarıdan kimse gelmez, gelse de kısa sürede arkasına bile bakmadan kaçar. Ofisi asyaya doğru taşımayı ciddi ciddi düşünün bence 🙂 komik ama bu konuyu bence gerçekten ciddi ciddi düşünmeniz gerekiyor.

    Cevapla
  117. Mahmut Önder |

    Başlık bile yeterince hatalı. İş gücü yerine insan kaynağı diye başlanmalı cümleye.

    Özellikle yeni eticaret furyasındaki gibi tek satış kanalı online olan firmalar için.
    En çok güvenmeniz gereken noktadaki insanlara, ucuz işçi gibi davranmak yerine hak ettiklerini verin.

    Cevapla
  118. @Osman’a reply yapan @Isveren’e alkış istiyorum, kalitesini bu derece belli eden tavrı ve kendisi gibi sömürgeci zihniyete sahip işverenlere ayna tutması sebebiyle.

    8 yıldır yazılım sektöründeyim, yüzlerce sistem kurdum, abartısız milyonlarca satır kod yazdım bu zaman zarfında. Yeni bir işe girdim, 20 gün kadar oldu. Girerken 20’ye yakın canlı referans site gösterdim, github, stackoverflow hesaplarımı verdim, yukarıda yazdıklarımı da söyledim. 2.300 TL maaş veririz o da “bürüt” denildi, (şimdi bi de bu çıktı, kendi ödeyeceği maaş vergisini bana ödedicek böylece, 2.300 kadar olan bir maaş yıl sonuna doğru düşe düşe 1.800’e kadar ulaşıyor), ayrıca 4 ay deneme süresi dediler. Ben de, bu rakam NET olsun, 2 ay da deneme dediğiniz şey olsun (daha neyimi denicekseler artık, kulak arkam bile kalmadı denenmedik 8 yıldır), iki ay sonunda konuşuruz istediğim rakamı (3.500 TL) dedim ve görüştüğüm ik’cıların saçmalıklarından (en basiti: kız arkadaşın var mı? yok, gayim ben!) bıkmış olmanın verdiği yorgunlukla işi kabul ettim, tamam dediler, anlaşmıştık artık…

    11 boyunca 2 güne bir sigortam yapıldı mı diye sordum, zorlayınca ben 12. gün yapıldı dediler hala emin değilim yapılıp yapılmadığından zira sigorta poliçemi görmedim henüz. Bir iş sözleşmesi yapıcaz hala ortada yok, getirdiler bir sözleşme, madde şöyle: “işbu sözleşme geçerliyken ve iptalinden sonra 12 ay boyunca işçi, yazılım ve bilişimle ilgili hiç bir iş yerinde çalışamaz, bu alanda iş kuramaz, aksi halde 40.000 TL tazminata mahkum olur”. Hasss! derler adama, limon mu satıcam bu yaştan sonra. Bir de maaşı NET/BRÜT diye yazmışlar, dedim net konuştuk biz, sonra kıvırmalar, ee yıllık ortalamada senin istediğin rakama denk getirsek… O da öyle kaldı.

    Hala o iş yerindeyim ve inanın hiç bir halt yapmıyorum! Yapmıcam da, öylesine gün geçiriyorum, daha iyi (?, bulursam ki size de haber veririm) bir yer arıyorum. Klima da karşı da püfür püfür ohhh. Çok da umrumdaydı senin şirketin anasını satayım… Bunları okuyan da istediğini söylesin, işçiyi bu hale siz getiriyorsun ve inanın önceki çalıştığım şirketler de burasından farklı değildi. Hatta son çalıştığım yerde, artık bana konuştuğumuz maaşı vermelerini bir kez daha söyleyince hakkımda işe gelmedi diye birkaç tutanak tutup işten attılar tazminatsız (zira 1 sene beni oyaladılar, tamam şu ay düzelicek maaşın diyerek). İşe iadeyi kazandım, 1 aylık iş daveti süreleri de geçti, ikinci davayı da (4+4 – 4 net + 4 brüt maaş talebi, bknz: iş kanunu) kazanağacağım Allah’ın izniyle, zira O biliyor haklıyı-haksızı (oradayken sabah 4’te ofisten ayrıldığım olmuştur).

    Ben çalıştığım çoğu şirkette gece yarılarına kadar çalıştığımı çok net hatırlarım (hatta gece şirkette misafir koltuğunda uyuduğumu da). Ama deveye diken insana naneli şeker yaradığını piyasadaki işverenler sayesinde öğrendim. Bizim birşey kaybettiğimiz yok, zira tek istediğimiz işimizi yapıp paramızı kazanmak, bunu da bi şekilde yapıyoruz zaten zorlansak da. Hiç bir masrafı yok bizim para kazanmamızda, iş ara-bul-çalış. Ama sizin gibi açgözlülerin kaybedeği çok şey var, mesele bi şirket kurmak için binlerce lira harcayıp sonra da şirketi batırınca anlaşılıyor. Ve asıl siz kaybetmeye mahkumsunuz, zira bize alnımızın teri kurumadan hakkımızı vermek gibi bir niyetiniz yok. Ve de asıl siz vazgeçilmez değilsiniz, bakın isteyen yazılımcı gidiyor yurt dışına. O mülakat senin bu mülakat benim gravatla dolaşmayı biliyorsunuz, efem şu işi kurduk bu işi kotardık diye. Peki, işi kurarken kaç kişinin hakkına girdiniz? Onları da anlatsanıza ekranlarda.

    Ağlayın şimdi Hindular gelsin imdadımıza diye… Ha getirince onları bizimkiler giderken şöyle bişi yazmışlardı, bi bakın diyin. Bakalım ne anlıcaklar…

    try {
    let $hak = Firm.requestRight(days = new DateTime().getMonthLength(“NOW”))
    if (!$hak) System.kill()
    } catch($e) {
    let $resume = new Resume().update()
    let $result = Null
    loop(true) {
    $result = Work.seek(resume = $resume, job = new Job(salary = Work::MARKET_VALUE, insurance = True, other = 3/1))
    if ($result) break;
    }
    }

    Cevapla
  119. yazılım sektöründe 11 yılımı doldurdum. ve radikal bir kararla sektör değiştirmeye karar verdim. neden mi?

    – kendi işinizi yaparken vahşi piyasa sizi ezer,
    – birileri ile beraber çalışırken hep en iyiyi onlar bilir,
    – bir ekip kuramazsınız, kursanız bile sizden büyük bir balık gelir elinizden alır. (bakkal-market durumu)
    – büyük firmalar ise superman kılığında tipler arıyorlar. hem php bilsin, yanına asp.net, mysql şart ama oracle’a da el atsın, zaten mssql olmalı, hele mscert yoksa yapacak bir şeyiniz de yok.

    onlarca personel ve stajyer yetiştirdim ne oldu? hani kendi ekibim? yok… ondan piyasada yazılımcı yok değil. yazılımcıya değer veren yok.

    anlaşma yaptığınız ve çalışmaya başladığınız firmalar ise etinizden sütünüzden faydalanabilmek için esnek çalışma saatlerini bahane ederek firmada yatmanızı sağlıyorlar…

    daha ne anlatayım…

    p.s. 8 yıldır kendi şirketim vardı.. 1 ağustosa kadar..

    Cevapla
  120. Isin soyle de bir boyutu var simdi programci olmak hakkaten zor bir is. Ciddi anlamda emek,caba ve zaman gerektiriyor. Sabahtan aksama kadar bilgisayar basinda oturmakla bi halt olmuyor. Okul da sinavlara calismakla gercekten is yapmak bambaska seyler. Bence saglam bir programcinin okul bittikten sonra ya da okulu yoksa fark etmez bi bir yil evde kasmasi lazim. Ha oyle kursla mursla da olmaz bu is kapasite lazim. Abii naptin ya sen diyenler, bilin ki mikisoft programcisidir. Ha birde olayin soyle bi boyutu var tabi, harbi bir programci gelipte senin sitenle niye ugrasin. Sahsen bi sirketim olsa bende programci bulamazdim heralde. Bence en temizi, programci calistirmaktansa yazilim sirketlerinden hizmet almak olur. Ciddi bir programci gelipte sadece bir site icin calismaz, bir kere basli basina bu insanin yaraticiligini yokeden bir sey. Calisiyorsa da bilinki bos zaman geciriyordur ya da bi plani falan vardir. Ama tabi programcilardan olusan cok kafa bir ortam varsa seve seve calisilir.

    Cevapla
    • “Bence en temizi, programci calistirmaktansa yazilim sirketlerinden hizmet almak olur.”

      Yazılımcı değilim, e-ticaret sektöründe çalışıyorum. En kötü seçenek budur. İçerdeki bir yazılımcının 10 dakikada 2 satır kodla düzelteceği bir şeyi, 15-20 günde düzelttiremezsiniz. Çünkü o şirketin 42 tane hizmet verdiği şirket vardır. Yazılım ile yürüyen şirketlerde yazılımcı içeride olmalıdır

      Cevapla
  121. Volkan AKKUŞ |

    yorumlara okuyorum da dayanamıyorum, yazıyorum.

    Yüksek maaş ve rahat ortam varken, +2.000 tl maaşa veya daha az çalışma saatine iş değiştirmeyecek acaba kaç kişiyiz de patron denen insan cinsinin farklısını yapacağını düşünüyoruz.

    eğri oturalım da dürüst olalım.

    Cevapla
    • iyi yazılımci |

      ilk defa bir yazi yada yorum yapacagim ben yillarca yurt disinda ve buyuk olcekli projelerde calistiktan sonra turkiye ye geldim ve suanda bir sirkette yoneticilik yapiyorum iyi yazilimci deyip duruyorsunuz ne yaptiniz da iyi yazilimci oldunuz ya ne ………………….. internet sektorunde faliyet gosteren tipler degilmsiiniz bir yerlerden kopyala yapistir degilmisiniz neyiniz iyi bakiyorum hanginiz egitimli yada duzgun bir yerde duzgun bir is yapmis hanginiz…… ancak sikmaktan baska yaptiginiz bir sey yok php tamam guzel guclu olabilir ama sonuc itibariyle bir kopyala yaptistir yapan adamin neresi iyi kendinizi ancak kendinizle kiyaslarsiniz ne oldugunuzu bilin sonra cikin talep edin amerikayla suyla buyla karisitirmayin onlar uretir siz kopyala yapistir yaparsiniz…… en iyiniz bu turkiyede en iyilerinizle calistim en iyiniz bile yaptigi is bu birde en iyi diger yaptiginiz is blog yazmak cene yapmak baska bir ….

      Cevapla
    • İki ucu bug’li değnek.

      Cevapla
  122. Senior olarak nitelendirilen kalifiye ve yaptığı işi en az 5 senedir yapıyor olan mühendislerin ya da geliştiricilerin olmama sebebi, insanların kod yazma işini hamallık olarak görmesi ve bu şekilde yansıtmasıdır, ek olarak şirketlerin ya da yöneticilerin de olaya bu şekilde bakmasıdır. Bir hocamız 2 seneden fazla kod yazıyorsanız bir şeyler yanlıştır gibi bir yorum yapmıştı; onun bilgisayar mühendisliği öğrencilerinden beklentisi maksimum 2 yıl kod yazmaları ve sonra yöneticilik pozisyonlarına saldırmaları idi. Bunu bölümün eski mezunlarından, şu an yurt dışında sektörün en büyük firmalarından birinde ürün yöneticisi olarak çalışan bir “abimize” anlattım, resmen acı çekti, çünkü kendisi teknik adamdı ve öyle kalmaktan gurur ve mutluluk duyan biriydi. Yıllarca yazılım mimarı olarak çalışmış, ürün yöneticiliğine istemeyerek geçmişti. Çalıştığı ülke ve firmada teknik insanlara ne kadar değer verildiğinden bahsederek içimize su serpti. Bizim en büyük problemimiz bence bu; kültürel olarak her hücremize bu algı bir motif gibi işlenmiş; yöneticilik, müdürlük, vs. sıfatlar çok önemseniyor. Bu sebeple insanlar farkında olarak ya da olmayarak yine bilişim sektörü içerisinde başka pozisyonlara kayıyorlar.

    Cevapla
  123. Bu zihniyete çok üzülüyorum. Daha şimdiden getirecekleri insanları bir makine gibi görüyorlar.

    Yurtdışından gelecek adam köle değil! yazılımcı.
    Bu adam buraya geldiğinde yaşamak için bir evi olacak.
    Yoğun stresli iş temposu sonrasi dinlenmek istanbul’da gezmek eğlenmek isteyecek, evinde konfor isteyecek, belli bir yaşam standartı isteyecek.

    Foxconn fabrikasındaki işçilerle karıştırmayın. Aynı yatakhaneden nöbetleşe aynı yataklarda yatacak adamlar değil bunlar!!!

    Freelance olarak maaşlı işteki aynı parayı kazanıyorum. Zamanımı istediğim gibi kullanıyorum. Özgürüm. Ayrıca yazılımcılara kariyer ve yükselme şansı da yok. Maaşlar belli.

    Kaliteli nitelikli yazılımcı mı arıyorsunuz? ölü eşek mi?

    Cevapla
  124. Tartışmalara nokta koymak adına faydalı bir link; yabancı basında Rocket internet’in Türkiye’yi terk etmesi “yüksek maaşlara” bağlanmış:

    http://venturevillage.eu/rocket-internet-staff-cuts-turkey#

    Cevapla
  125. Bayram öncesi herkes patladı adeta ve konu da tam roketin çıkışına denk gelmesi ile bir o kadar nitelikli insan da piyasada bayram sonrasında iş arıyor olacak.
    http://www.bilisimkariyer.com da iş ilanları da böylece artacak.
    İş arayan ve iş verenlere karşılıklı olarak esnek (ücret anlamında) olmalarını tavsiye ediyorum.

    Hekese iyi bayramlar…

    Cevapla
  126. Yahu, şu yazılımcılar üzerinden, tonlarca para kazanıyorsunuz.

    Ayda milyarlar kazanan firmaların, yazılımcısına verdiği para 5-6bin tl.

    Daha da gelip, devlet el atsın, yurtdışından ucuza yazılımcı getirtelim diyebiliyorsun.

    Hayır işin acı tarafı, sende eskiden yazılımcıymışsın.

    Patron olunca mı insanlar böyle değişebiliyor?
    Yoksa sadece böyle insanlar mı patron olabiliyor?

    Cevapla
  127. Başta eğitim olmak üzere her anlamda geri kalmış bir toplumun sancıları bunlar. Bu sorun ne işveren ne de iş arayanın sorunudur. Bu sorun bizleri Amerika’dan 20-30 yıldır geriden götürenlerin sorunudur. Bu meselenin temeline inmek gerekiyor bunun için de ekosistemdeki tüm ilgili paydaşların bir araya gelerek çözebileceği bir husustur. Türkiye’de bu işleri çözmek ekip ruhu ve uyum gerektirdiği için çok zordur ama imkansız değildir.

    Cevapla
  128. Coder kardeşlerim içini dökmüş
    dökün, dökün, en son dayanamıcam bende yazacam

    yazıdan alıntı:”büyük şirketler çareyi birbirlerinden büyük paralarla (belki çok da etik olmayan yöntemlerle) eleman transfer etmekte buluyorsa”

    Çağlar Erol sanırım başka bir şirketin önemli bir çalışanını alırken ah’ını da almış 🙂 bu yorumlardan sonra yazılımcıların enuygun.com’a sempati duyabileceğini sanmıyorum. Yazık olmuş, eminim kendisi de yazdığına, yazacağına pişman olmuştur.

    Cevapla
  129. PHP’ci nedir, Allah aşkına biri açıklayabilir mi bunu? Çiçekçi, simitçi gibi birşey mi? Yazılımcıymış.. Yazının özeti şu: Türkiye’de yazılımcılara çok para veriyoruz, Hindistan’dan 30$ a çalışacak adam getirelim para kazanalım. Gerçekten yazık. Bir de yazılımcıymış..

    Cevapla
  130. Yurt dışından gelmeyi düşünüyordum, soğuttunuz beni Çağlar Bey..

    Cevapla
  131. Yazıyı ve gelen tüm yorumları tek tek okudum, amacı Türkiye deki nitelikli IT çalışanı sıkıntısına çözümler bulmak olan bir yazının yorumlar sebebiyle tamamen farklı bir yöne kayıp işveren ile yazılımcı çatışmasına dönüşmesi hem yazılımcı hem de işveren açısından bakınca bence çok talihsiz olmuş.
    İlk web projemi Türkiyenin hatırı sayılır ajanslarından birinin yazılım ekibiyle yapmaya başladığımda ajansın yazılımcısına verdiği düşük ücret + çok ağır iş yükünü görünce şok olmuştum. Webprojemiz yazılımcının iş yükü sebebiyle aylarca gecikip daha sonra da yazılımcının ajanstaki koşullara dayanamayıp ajanstan ayrılmasıyla sürüncemeye girmesinden dolayı çok zor durumda kalmıştık. Akabinde onlarca yazılım şirketi, ajans ve freelance yazılımcı ile çalışma fırsatı bularak yorumlardaki yazılımcı arkadaşların sıkıntılarını defalarca kez gördük ve şirketimiz büyüyüp herşeyi in house a almaya başlayınca ücret, çalışma ortamı ve koşulları konusunda en iyi imkanları sağlamaya çalıştık. Bu sebeple sektörde yazılımcıların ve IT çalışanlarının sıkıntılarını çok haklı buluyorum.
    Ancak bu yazıda Çağlar Erol un bahsettiği durum tamamen farklı bir konu. Maalesef Türkiye de ciddi web projeleri yapacak, high level flash actionscriptler yazabilecek (hazır flash paketleri ile site tasarlamaktan bahsetmiyorum) ya da çok katmanlı software architecture lar oluşturabilecek(wordpress temaları giydirmekten de bahsetmiyorum) ve bunun gibi gerçek yazılım işi yapabilecek iyi IT çalışanı çok az. Durum böyle olunca da hazır paketlerle websitesi yapan junior bile sayılamayacak kişiler, kaliteli iş çıkaran nitelikli kişi ve ajansların fiyatlarını kırarak hem kaliteli hem de iyi ücretlerde işler çıkmasına imkan vermiyorlar. Yorumların çoğunda bahsedilen sorunlar düşük sigorta, aşırı mesai veya asgari ücret gibi sıkıntılar ki bu sıkıntılar çoğunlukla çok ufak ve patron şirketi denilecek yazılım işini bile düzgün yapmayı beceremeyen firmalar. Enuygun y ada sektördeki diğer orta ve üst seviye firmalarda (çoğunun yabacı yatırımcısı olduğu için asla düşük sigorta gösterilemez) ne düşük sigorta, ne aşırı mesai (işleri iyi gitmeyen Rocket ın bile çalışanlarının çok rahat mesai saatleri olduğunu hepimiz okuduk) y ada düşük ücret gibi sorunlar olmaz.
    Yani aslında Türkiye online pazarında yazılımcı sorunlarının kaynağı küçük ve büyüme vizyonu olmayan firmalar, çünkü ancak bu firmalar yazılımcısına düşük ücret verip inek sağar gibi saatlerce çalıştırır. Bunu önlemek için de bence yapılması gereken sektörü büyütmeye çalışan enuygun gibi firmaların y ada soruna seyirci kalmak yerine çözüm önerileri getiren Çağlar Erol un üzerine gitmek yerine yeni çözüm önerileri sunmak ve sektörü büyütecek fikirler sunmaktır. Birisi Hindistan transfer edelim diyebilir, başka birisi uzaydan getirelim diyebilir, önemli olan seyirci kalmayıp çözüm önerileri getirmek. Türkiye de Oracle, Google y ada Microsoft un yüzde biri büyüklüğünde bile yazılım firmaları oluşmaya başlasa hiçbir yazılımcı arkadaşın bu firmada sigortasız y ada çok düşük ücretle çalıştırılacağını düşüneceğini zannetmiyorum. Ama maalesef Türkiyedeki IT sektöründe bu tarz büyük firmaların alt yapısını oluşturacak yeterli senior IT çalışanı(hiç yok demiyorum, aralarında çok iyi yazılımcılarımız da var) olamadığı için az ama değerli yazılımcılarımız da bu tür sorunlarla boğuşup duruyorlar.
    Son olarak Çağlar Erol u ve enuygunu yakından tanıyan biri olarak ne çalışma şartları ne ücretler ne sigorta ne de yazılımcıya bakış açısı bakımından yorumlardaki acımasız nitelendirmelerle alakası olmadığını da özellikle belirtmek isterim. Bu yazının yazarı; sektöre her giren kişinin hayallerinden biri olan müthiş bir valuation alıp exit etmeyi bundan yıllar önce başarmış , kazandığı para ile Ferrari alıp dünya turuna çıkmak yerine yine sektöre yatırım yapmayı seçip birçok kişiye iş imkanı sağlamış bir kişi. O yüzden en azından bu yönüyle bile bence bu kadar acımasız değerlendirmeleri kesinlikle haketmiyor.
    Umarım Türkiye online sektörü en kısa zamanda çok hızlı büyür böylelikle de hem işveren hem de IT çalışanları açısından en iyi projelerin geliştireleceği ortamlar oluşmuş olur.

    Cevapla
  132. Bence sorun maaşların miktarından çok iş etiğinde. Özellikle işverenlerin esnek çalışma saatleri, ssk pirimleri ve diğer sosyal imkanlar hakkında takındıkları çağdışı ve sömürgeci tavır sektörün çalışanlarını daha çok maaş istemeye yöneltiyor.

    5 yıllık kısa kariyerim boyunca bana işverenlerin dayattığı çalışma saatlerinde zaten herhangi bir sektörde daha iyi kazanarak çalışabiliyorum.

    Zaten mantar gibi türeyen startup projelerinin sebebide budur. Programcıların çoğu işini severek yapar ancak işveren gereksiz sebeplerle işi yokuşa sürdüğünde programcı için 3-5 aylık iş deneyimleri başlıyor. sonunda kendi startup girişimini kurarak bitiyor bu süreç

    Ben şu an kendi startup girişimimi yönetiyorum 2 sene önce aldığım maaşın 2 katını kazanıyorum. çalışma saatlerimi kendim seçiyorum. şüphesiz sorumluluğum çok daha fazla ancak sektörün dayatmaları daha çok sinir bozuyor. bu sorumluluk 1-2 ayda bir bilişim suçlarına ifade vermek, kanıt sunmak da gerektirse bile buna değer.

    ek olarak yazılımcıları doğru değerlendirecek bir yapı da yok ortada. çok çalışıp az kazandığım da oldu az çalışıp çok kazandığımda(buradaki çok 3 bin lira kadar. beklentileri yüksetmiyeyim)

    kendini geliştiren elemanını görmezden gelen, onu sıradan bir işçi gibi gören geçim sınırında yaşama zorlayan, çalışanlarının ihtiyaçlarını taleplerini görmezden gelen işverenler basit tabirle acemi patronlardır.

    özetle bilişim sektöründeki patronların ezici çoğunluğu ticaretten anlamayan, yöneticilik nedir bilmeyen, esnaflıktan haberi olmayan kişilerden oluşuyor. kendilerine diğer sektörlerdeki büyüklerden biraz patronluk öğrenmelerini öneriyorum

    Cevapla
  133. Hiç bir söze gerek Bile Yok sadece buradaki yorumları okumak yeterli geldi 🙁

    Cevapla
  134. Sorun, yazılımcıya “çok” para veriliyor olması değil.

    Sorun, “tüm çalışanlara” çok ama “çok az” para verilmesi.

    Telefonlara bakan kıza 800TL asgari ücret verirse…

    Satış elemanlarına 1000TL…

    Site editörüne 900 TL verirse…

    Doğal olarak yazılımcının 5000-6000 TL alıyor olması batar insana.

    Rahatsızlığın asıl sebebi bundan kaynaklı.

    Cevapla
  135. talent recruiting USA’de de problem. ordaki yaklasim: “open source helps with recruiting talent”

    Cevapla
  136. aynen, bende yurt disindan ulkeme donmeyi dusunuyordum icine ettiniz ne sig ne adice bir bakis aciniz var boyle…

    anlamiyor insanlar IT dedigin, program yazmak dusunerek kararlar alinarak yapilan bir is, dolayisi ile adamin yapabileceginin en iyisini yapmasi icin, duz mantikdan gidersen, kafasinin dinlenmis moralinin yerinde olmasi lazim. ama koyun olan bunun anlamaz, ” e olum butun gun oturuyon, butun gun yatiyon, bi de cok gibi para istiyon” mantigi midemi bulandiyor, ne cok yiycez bilmiyorum…

    Cevapla
  137. Bu posttan bir sendika çıkar artık heralde.. hazır el değmişken freelance isler icin de genel gecer bir ücret tarifesi çıksın

    Cevapla
  138. Hasan Çolak |

    Herkes birilerini suçlamış durmuş hiç böyle tartışmaya girmeye gerek yok bence boş insanlar birşeyleri sürekli tartışır icraat olmaz

    Cevapla
  139. Acikcasi bayag okudum ama yorumlarin tamamini okuyamadim, ben kendi adima online offline islerde 100 un uzerinde calisani olan biri olarak biraz isveren sikintilarindan birde amerikayla karsilastiracagim.

    Oncellikle almanyada muthis hayat yasiyan yazilimci arkadaslar varmis acikcasi saygi duydum, 4000 euro maasla buyuk isler basaranlar var, avrupadada daha once sirketler kurmus zor devlet prosedulerinden dolayi bu ofisleri kapatmis biri olarak sunu soyleyebilirim, allah oralarda is yapacaklarin yardimcisi olsun.

    Ben amerikayla karsilastirma yapacagim, diyelimki iyi seviye bir yazilimcisiniz, ve 60 bin dolar civarinda bir maas aliyorsunuz. Herseyden once sunu unutmayin amerikada bizdeki sgk vs yok. Verginizi sirket degil siz oduyorsunuz, acikcasi ben ayni sistemin turkiyeye gelmesinden yanayim. Bu ne demek gelin beraber bakalim

    asagida bir sirkete calisanin maliyeti, buna yemek harcanan kirtasiye elektrik, oturdugunuz ofisin kirasi vs dahil degil. Niye bunlari soyluyorum buradaki her yazilimci sirketin yaptigi kari tek tek sayiyor ya herseyi kendisinin basardigini varsayiyor; o yuzden vereyim dedim; acaba gercekten dedigi kadar maasi hakediyor mu bir baksin.

    NET MAAŞ BRÜT MAAŞ SGK VERGİ KESİNTİLER TOPLAMI AGİ DİĞER KESİNTİLER NET ELİNE GEÇEN MAAŞ
    7,000.00 9,223.93 2,231.39 1,306.93 3,538.32 66.49 – 7,066.49
    5,000.00 6,852.58 2,231.39 935.57 3,166.96 66.49 – 5,066.49
    3,500.00 4,888.95 1,784.47 655.61 2,440.08 66.49 – 3,566.49
    2,500.00 3,492.11 1,274.62 468.29 1,742.91 66.49 – 2,566.49

    3500 lira alan bir calisanin sirkete gercek maliyeti , 6000 liranin uzerinde.

    Gelin bunu amerikayla karsilatiralim.

    3500 lira maas seviyesinde bir yazilimciysaniz siz tahmini yillik 60,000 dolar maas aliyorsunuzdur, yilin sonunda vergilerden sonra elinize 35,000 dolar civari yillik net bir maas kaliyordur, eger google da falan calismiyorsaniz hic bir saglik sigortaniz yoktur. yillik soyle 2000, 3000$ saglik sigortasina gider. Ustune new yorkta falan yasiyorsaniz ekstra yuzde 3 koyun. Devam edelim, bmw ye falan biniyorum demis arkadas ama, muhtemelen tek yaptigi lease etmektir arabayi, aylik 700-1000$ lease a para verdiniz oda gitti, kirayi koyun(new yorkta bir oda bir salon 2500$) yasam masrafi derken, elinize hic birsey kalmadi, birak kalmayi muhtemelen berbat bir yasamda eksiylesiniz. 3500 lirayla turkiyede gayet yasanip para biriktirilebilir. Ben acikcasi 3500 lira alan arkadaslara 5000 lira vereyim, vergisi algisi sigortasi ugrasmiyim cok daha fazla tercih ederim, emekli oldugunda acsin bireysel emeklilik hesabini odesin oradan ne istiyorsa. Fazla mesai isine gelince, benim icin onemli olan insanin isini yapmasi, gerekirse ise gelmesin ama elindeki projeyi bitirsin, yazilimcidaki en onemli sey o. Bunun disinda Caglar bey cok dogru soyluyor, buyuk bir yazilimci acigi var, ozellikle web kismini, universite egitimi almamis, yada tamamen alakasiz bolumlerde egitim gormus, muhendislik kulturunden uzak insanlara kalmis durumda. Okullarin bu konuya yonelmeleri lazim, yeni mezun koc bilgisayar mezunu kimse, geliyim bir start up da calisayim demiyor, aklinda p&g vs var buda piyasadaki kaliteyi dibe vuruyor. Bilge adam vs den mezun olan kendini harvard cikisli sayiyor. Muhendislik kulturunun ne oldugunu, o kulturde calisan bir ekiple proje hazirlamamis birinin anlamasi mumkun degil. Ben devletin universiteleri bu yonde ittirmesinin onemli olduguna inaniyorum, bundan 10 sene once almanyada it de buyuk acik vardi, devletin bu kadar ugrasmasina ragmen hala cok buyuk bir acik var, turkiye tamamen programsiz gidiyor; bu gidislede sonumuz iyi degil. Ben calisanlarin hakettiklerini almasindan yanayim ama isverininde dusunulmesini, her calisaninda kendini bulunmaz hint kumasi gormemesinden yanayim. Umarim herkes icin gelecek guzel olur.

    Cevapla
    • Mehmet KADAYIFÇI |

      Turkiye piyasasının neden bu halde oldugunu anladım en sonunda, Amerika’daki adamdan fazla kazanıyormuşuz. Burdaki patronlar ne yükler altında eziliyormuş, sen git Amerika’dan daha pahalıya işçi çalıştır, sonra bir de para kazan. Burda bulunan insanlar küsüratlı rakam vereyim de inansınlar kısmını coktan aşmışlardır, komik olmayın lütfen. Siz Hindistan’a falan da bakmayın bence direk Çin’e gidin, sizin hayaller orda.

      Cevapla
    • Dostum sen yanındaki elemanından fazla kazandığın sürece, o elemanda her türlü maaşı hak ediyordur merak etme…

      Cevapla
  140. Arkadaslar mubarek bayram günüdür, gelin sarılın barışın. Bu dünya kimseye kalmaz. Allah hayırlı helal rızıklar versin… Hiçbir insanın rızkı başka bir insanın elinde değil. Ramazan bayramınız mubarek olsun.

    Cevapla
    • Ahmet Tonguç |

      Boş laf edeceksen buraya niye yazdın. Bence hayal alemine geri dön, lüzumsuz laflarınla birlikle.

      Cevapla
      • Öyle deme Ahmet. Başımıza ne geldiyse bu her şeyi kabullenip bizi de sindirenler yüzünden geliyor. Onlar için bu ayın tek önemi var Bayram. Yok Eylül’de okullar açılacak, ekonomik kriz, işsizlik. Onların etkilemiyor biliyorsun.

        Şöyle düşünüyorum bunun gibi insanları; kooperatife girersiniz, müteahhit sizden daha fazla para ister. Karşı çıkarsınız ama birileri hani olur da ileride müteahhit kendilerine kıyak geçer diye onun tarafını tutar. İşte bunların durumu da o.

  141. Yaziyi okudukca gulesim geliyor. Devletten adim atilmasini isteyen herkese sesleniyorum. O isler o kadar kolaysa gelin sizler adim atin. Hanginiz BOUN, ITU, ODTU, YTU(nispeten imkanlari daha fazla) haric bir universiye gidip ogrencilere staj vermek icin caba harcadi, profesyonel olmadigi icin sokaklarda bos bos dolasan muhendislerin, 1500 TL’ye calisan ve calismak isteyen yeni mezunlarin oldugunu siz de biliyorsunuz, hanginiz bu genclere yatirim yapti, yetistirdi, icabinda yurtdisinda kurslara yolladi ? Yeni muhendisler yetistirmek icin zamanimiz yok diyenlere inanmiyorum, cunku bu sektorde kimsenin hicbir zaman zamani yok, bu ilk gunden beri boyleydi zaten, bahaneler uydurmayin.
    Ve dananin kuyrugunun koptugu nokta. Almanya ve “nitelikli is gucu ihtiyaci” konusu. Oncelikle soylemem gerekir ki Almanya nufus yapisi itibariyle sadece IT sektorunden degil bircok sektorden nitelikli/niteliksiz is gucu ithal ediyor. Bu ornek Turkiye’ye uygun bir ornek degil.
    Aklinizdan neler gectigini cok iyi biliyorum. Ayligi 500 $ a Cin, Pakistan ve Hindistan dan muhendisleri alip ulkemizde calistirma hayallerinizin farkindayim. Umarim bir gun dileginiz gerceklesir ve bu ulkelerden muhendisleri sirketlerinizde calistirabilirsiniz. Sanirim siz bu ulkelerden cikmis urunlerin kaynak kodlarini hic okumamissiniz. Dilerim o muhendisler gelir, sizin sirketinizde calismaya baslar ve sonunda kendi kendi muhendislerinize vermediginiz egitimi baskalarinin muhendisine verip yetistirirsiniz.
    Hatam olduysa affedin bu tamamen benim dusuncem.

    Cevapla
  142. Sizin probleminiz kaliteli yazılımcı bulamamak değil, ucuza sömürülecek kaliteli yazılımcı bulamamak önce bunu bir kabul edin. Siz güzel şartlar sunun onlar gelir sizi bulur!

    Cevapla
  143. Tüm yorumları okuyacak vaktim olmadı lakin iyi yazılımcı olmak bence her yönden tatmin olmakla alakalı.

    İngiltere’den ya da farklı avrupa ülkelerinden yazan arkadaşlar hiç yüzde bilmem kaç gelir vergisi veriyorum demesin. Enflasyona göre kazançları oranladığınızda elinizde ne kadar para kaldığı ve hayat standardınızdır burada önemli olan. Ülkemizde maalesef bu oranlar çok düşük ve hayat standardı da ortada.

    İşverenlerin anlamadığı, üzerimizden çok güzel paralar kazanıp bize bunun az bir kısmını göstermeleri. Maalesef aptal da olmadığımız aşina iken eğer hak ettiğimizi alamazsak gelişmeyi bırakırız. En azından şirketin yararına gelişmeyi bırakırız. Bu da maaş artışını geciktirir ve bir kısır döngüye döner. (Performans görüşmelerinde ‘dar alanda kısa paslaşmalar’ olur.)

    Türkiye’de bir kişi potansiyeli olduğu için para kazanamıyor genellikle. Bu kişide gelecek var, yatırım yapmalıyım denmiyor. Kendi çabanızla, özverinizle bir şeyler yapıyorsunuz, sonrasında insanlar size yatırım yapmaya başlıyor ama siz çoktan sıkılmış ve bıkmış oluyorsunuz. İş görüşmelerinde bile,genellikle hiçbir şeyden anlamayan ve papağan gibi ezberlediği soru cevapları soran ve yanıtını bilmediğinizde sizi eleştirenleri çekiyorsunuz. Hızlı bir örnek: Askerden 1 hafta önce gelmiş birine bildiğin SQL fonksiyonlarını say demek ancak bir papağanın ve mankafanın yapacağı bir şeydir.

    Sözün özü, ülkemizde kim kime ne kadar diş geçirebilirse o kadar maaş ve mevki alıyor. Devlette çalışanların yüzde 90’ı yatıyor ve asıl kötüsü çalıştığını sanıyor. Özeldekilerin de yaptığı iş ile aldığı maaş hiçbir zaman tatmin edici olmuyor. Bunlar biraz olsun değişirse o zaman çözüm üretmeye başlayabiliriz.

    @Alper Kanat: Üniversitelerde halen pascal vs. eğitim verilme konusunda sana tamamen katılıyorum. Üniversiteler tamam aslında öğrenmeyi öşretiyor ama bir iş görüşmesinde hadi bakalım Java bilmiyorum deyin? Ya da daha güzel Pascal biliyorum deyin bakalım bir işinize yarayacak mı? Biraz gerçekçi olmak lazım bu konuda, üniversitelerimizde bulunan Profesörlerimiz biraz kendilerini geliştirip yeni teknolojilere açık olmalı… ki asıl onların yeni teknolojiler geliştirmesi gerekiyor…

    Sözün bir diğer özü, yurt dışından takviye yapmak kadar aptalca bir fikir olamaz. Ülkemizde çok iyi yazılımcılar var ama saçma sapan firmalarda kendilerini köreltiyorlar. Onları bulup çıkarmaya kassa şu işverenler…

    Cevapla
  144. Yazıya ufak bir cevap: İlanda, sisteminizde kullanılan tüm yazılım dillerini ve araçlarını iyi derecede bilen ibaresi eklediğinizi çok net söyleyebilirim size. Bkz. Java, PHP, Javascript, html5, Linux ya da Windows Server ve bu liste uzar gider. Artık ne kadar terim varsa aklınıza gelen yazdınız muhtemelen.

    1 adam almak yerine 3 adam alıp, farklı birimlere ayırıp, insanlara daha rahat çalışma ve gelişme imkanı sunmayı denemenizi tavsiye ederim. Asıl bir şirketi yönetmek bu demektir. Yoksa bir tane tepe adam al, her şeyi o yapsın.

    (Not: Bunu belki siz yapmamış olabilirsiniz ama birçok firma ki çalıştığım da dahil, ilanlarından o kadar abartıyorlar ki, insanlar başvurmaya korkuyor.)

    Cevapla
  145. Dünya üzerinde en zor örgütlenen meslek grubu Bilgisayar sektörü.. burada ağlamamızın sebebi de bu.. bütün bu sorunları devlete taşıyacak, devleti yönetecek bir ODA ya ihtiyaç var..

    Devlet örgütlenmeyen meslek kuruluşlarını kaale almaz.. masaya ancak o zaman oturur.. çözümü direkt devletten bekleme ve bu konuda hiç örgütlenmemenin sonu işte böyle olur..

    belki de hepimiz müstehakız..

    Cevapla
    • Türkiye’nin her alanda olduğu gibi teknoloji alanında da çok ciddi altyapı plansızlığı olduğunu sektörün içindeki herkes biliyor. Bu konuya dikkat çekmesi bile bence başlı başına güzel olmuş Çağlar Erol’un.

      IT alanındaki her türlü emeğin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Makaleyi tekrar okudum acaba emeği değersiz kılan bir yer var mı diye. Neden bu kadar fazla tepki ve eleştiri aldığını merak ettim. Açık söylemek gerekirse göremedim.

      Öncelikle şunu belirtmeliyim. Bir insan nerede olursa olsun geldiği yeri unutmamalı. Dünyanın en değerli şeyi emek ve kim olursa olsun emekçinin hakkını sonuna kadar korumalı ve savunmalı. İnsanlık onuru ticari kaygıların altında ezilmemeli diye düşünüyorum.

      Diğer yandan emekçi de işinin gerekliliğini en iyi şekilde yerine getirmek için çaba göstermeli ve işletmesi için değer yaratmalı. (Kim haklı kim haksız tartışması çok kısır bir hal alacağı için o kısmı pas geçiyorum)

      Pazarın iki temel sorunu bizde de var: Nitelikli iş gücü eksikliği ve buna karşılık olarak yetersiz özlük haklar.

      Çağlar Erol yukarıdaki makalede düşük maaş veya eksik özlük haklarla ilgili bir konuya değinmemiş. Eğer böyle şartlar sunarak yazılımcı arıyorsa bulamaması çok doğal ve yapılan yorumlara sonuna kadar katılırım. Ama Çağlar Erol piyasada “yazılımcı” bulunamadığından değil “nitelikli yazılımcı” bulunamadığından bahsetmiş eğer ben yanlış anlamadıysam.

      Nitelikli iş gücü kavramı çok dikkatli telaffuz edilmesi gereken bir kavram diye düşünüyorum. Doğru yerde ve şekilde kullanılmazsa herkesi aynı kefeye koymuş olursunuz. Kimse de kendisine niteliksiz denmesini istemez doğal olarak. Sanırım yorumlar da bu düşüncemi doğruluyor. Ama bu kadar insanın üstüne alınması ve sert şekilde cevap vermesi de normal değil diye düşünüyorum. Çünkü nitelikli iş gücü eksikliği bugün Türkiye’nin ana sorunlarından biri. Kariyer ve insan kaynakları alanında kısa bir araştırma yaparsak ne demek istendiği daha net anlaşılır.

      Sadece iyi niyetle ve dürüst bir insan olmakla aşılabilecek sorunlar değil bunlar. İyi niyetli ve dürüst insanlar birlikte çalışmayı kolaylaştırabilir ve bir çok sorunu aşmamızı sağlayabilir. Ama teknik sorunları aşmak için iyi bir teknik disiplin, sürekli öğrenme ve doğru irade gerekiyor. Bu hem işveren hem de çalışan için şart.

      Bakış açımızı biraz değiştirelim ve şu soruyu soralım: İyi maaş, yüksek standartlar ve bir çok ek opsiyon sunulmasına rağmen hala aranılan standartlarda ve nitelikte yazılımcı bulunamıyorsa ne olacak?

      Buradaki kimsenin (Çağlar Bey’in de) kişisel bir amaç uğruna zaman harcayıp buraya yorum yazdığını sanmıyorum. Yazılım alanında gerçekten böyle bir sıkıntı var mı yok mu? Bunu anlamak için başvurabileceğimiz bir kaynak, bir kurum mevcut mu buna bakmak lazım. Ben de bir Bilgisayar Mühendisi’yim ve yıllardır başka firmalarda çalışarak sürdürdüm yaşamımı. Çağlar Erol’un bu makalesini görmeden önce de kendi aramızda yaptığımız sohbetlerde arz/talep sorunu olduğunu konuşuyorduk. Ama bunu net verilerle ortaya koymak mümkün değil.

      Bilgisayar Mühendisleri Odası kuruldu. Belki onların ilk araştırması ve incelemesi bu alanda olabilir. Piyasanın ihtiyaç duyduğu niteliklere sahip iş gücü yaratmak zorundayız. İş gücüne uygun bir piyasa yaratmak hem güçlü işletmeler yaratılmasını sağlayacak hem de piyasanın ihtiyaç duyduğu kadar (hatta daha çok) nitelikli IT iş gücünün ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

      Ve aslında o kadar stratejik ve önemli bir konudan bahsediyoruz ki bir kaç paragrafla çözüm üretmek mümkün değil. Ama uzun lafın kısası “kötü patron insanı iş sahibi yaparmış” 🙂 Belki de her yazılımcı bir gün kendi projesinin girişimcisi olacak. Neden olmasın.

      Cevapla
    • Örgütlenilmediğini kim söylüyor? En basitinden Korsan Parti ve benzeri hareketler var, hatta bilgisayar mühendisleri odası falan da var. Ama devlet bu gibi yerleri siyasi rakip olarak görüp hiçbir şekilde kale almıyor. BTK’nın yaptıkları sanki tanrıdan gelen bir emirmiş gibi uygulanıyor. Öyle ki tecavüz oranlarının tavan yapmasında nedense kimse sansürden dolayı olabilir mi acaba düşünmüyor bile.

      Bu ülkede herkes çok bildiği için, STK’lara ya da ODA’lara kimse aldırış dahi etmiyor, devlet kanadında en azından.

      Cevapla
    • BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ ODASI
      http://bmo.org.tr/

      Cevapla
  146. Şikayette bulunan beyefendiye türkiyede yazılımcıya verilen ücretlerin 1500 ile 3000 arasında olduğunu hatırlatırım. Amerikada başlangıç seviyesinde olan elemana verilen paradır. Ayrıca sizler yazılımcı üzerinden para kazanıyorsunuz ve projeniz biraz ortaya çıktımı hemen daha ucuzu ile değitiriyorsunuz. İş güvenliği yok az maaş uzun süren mesailer sonuç…

    Cevapla
  147. Yukarıda yazılanların hepsini karalasam benim için daha anlamlı bir yerde olurdu bunu yazan kişi, çok çaresizleşmiş artık canı yanmış, akıllanmış IT’ciler olduğunu görünce karşısında “sırt sıvazlama” “pasta da olsa sana da veririz, olunca sende kazancaksın” ki yöneticiler bir anda batmaya başlamış sadece sektörde hakkını veren firmalar ayakta duruyor. Biz neden mi onları seçiyoruz çünkü; hile hurda’dan önce neyin ne kadar değerli olduğunu görebiliyorlar.

    Böyle şirketler de genellikle sektörün içinden yazılımcılarla ya da çok iyi bir yatırımcıyla kurulmuş şirketler olması da aşikardır. Şu anda piyasa da ki şirketlerden o kadar çok nefret ettim ki, artık freelance projeler yürüterek ufaktan bir ekip kurmayı daha sonra bu acımasız hakkını vermeyene bir projeden 100 alırken çalışanına 5 veren (fazla mı oldu 1de veren insafsızlar var sonuçta) hatta emeğinin karşılığını hiç bir şekilde vermemek için götünü yırtan insanlar topluluğu var bu yüzden bende tanıdığım iyi nitelikli bir çok yazılımcı ile birlikte artık kendi çevremizi oluşturarak doğru bir bütçe dağılımı ile ilerlemenin bizi Amerika’ya Silikon Vadisine daha çok yaklaştıran bir yaklaşım olacağını düşünüyorum.

    Ne ortalıkta projeyi sahiplenmeyen bir yazılımcı ne de çalışanına hakkını vermeyen işveren kalsın… Ondan sonra her şey çok rahatlıkla çözülür de bu yazıyı yazanlar nasıl batmadan duracaklar merak ediyorum ah canlarım yazılımsız kaç yıl geride kalacaklar haberleri yok

    Cevapla
  148. Çok önemli ve doğru bir saptama IT sektörü bankacılık piyasası gibi oldu büyük rakamlı transferler temel nokta bilişimci sayısının az olması aslında ve üniversitelerde bölümlerin daha piyasaya yönelik olarak pazarın ihtiyaçlarını karşılayacak derslerle hazırlaması gerekiyor.

    Cevapla
  149. Yazılımcı ve girişimciyim.

    4000TL – 5000TL net maaş, tam sigorta, 45 saat çalışma, mesaisiz çalışma (ki özel durumlarda gerekirse ücretli) imkanlarını sunarak 18 ayda 3 işe alım sürecini de elim boş tamamladım.

    Global bir proje için çalışıyoruz ve çekirdek kod için en az 5-8 sene aralığında (3 senesi parttime 2 senesi fulltime değil. Fulltime çalışma tecrübesi.) tecrübeye ihtiyacımız var.

    Türkiye’de yazılımcı net maaşları 1500TL-3000TL aralığında değil, 1500TL 10000TL aralığındadır.

    Nitelikli demek sadece zeki ve iyi eğitimli değil aynı zamanda tecrübeli anlamına gelmektedir. Burada konuyu sürekli imkanlar düzeyine indiren arkadaşların çoğunun nitelik düzeyi ego ve kendilerini gördükleri dev aynasındaki boylarına göre oldukça az olduğu bellidir.

    – Kaçı çok yüksek hit alan projelerde ölçeklenebilir ve donanım kaynaklarını yüksek performansla kullanan yazılımlar kodlamışlardır?
    – Kaçı kendi planladıkları ve verdikleri sürelerde işlerini teslim etmişlerdir?
    – Kaçı büyük fotoğrafı görebilmiş, yama yapmadan tüm müşteriler için güncellenebilir yazılımlar üretebilmiştir?
    – Kaçı doğru dürüst kod dökümantasyonu yazmaktadır?
    – Kaçı performansı arttırmak için C ile eklenti yazmştır?
    – Kaçı yazdıkları kodların çıktı sürelerini benchmark uygulayarak incelemiştir?
    – Kaçı hangi verinin diske hangi verinin ram’e yazılacağına doğru dürüst dikkat etmiştir?
    – Kaçıının ufku, PHP ile CRUD’dan çok daha fazlasının yapılması gerektiği projelerin varlığını bilecek kadar geniş?
    – ….

    Bunun gibi birçok şey yazabilirim ve bu yazdıklarım all-in-one olmakla ilgili değil, yaptığı işte uzmanlaşmak ve nitelikli olmakla ilgili.

    Benim bu sorduğum sorulara olumlu cevap veren tüm yazılımcılar çok iyi maaş ve imkanlarla çok iyi şirketlerde çalışıyorlar. Ama Türkiye’ye çok daha fazlası lazım.

    Bunun çözümü yurtdışından istihdam değildir. Şirketlerin biraraya gelerek gerçek piyasa tecrübesini öğretecekleri staj ve eğitim akademileri kurmasıyla olacaktır. Bu kurslarda İMKAN garantili olabilir ve Türkiye’nin yetenekli gençleri nitelikli iş gücüne dönüştürülebilir.

    Asıl olan şu ki; o hayal ettiğiniz imkanları sağlayacak firma sayısı şu anda Türkiye’de yeterince fazla, yeterki siz kendinizi yetiştirin ve sizi sömüren küçük beyinli ve dar vizyonlu patron şirketleri seviyesinin üzerine çıkartın. O zaman merak etmeyin siz şikayet etmeye fırsat bulamadan imkanlar önünüze serilecektir.

    Cevapla
  150. Time to revolution! haha 🙂 5.dünya ülkesiyiz. 10 ya da… 15 bile olabiliriz. Yok küçümsemiyorum da. Hiç birimiz yeterince okumadığımız için hep birbirimize bir şeyleri kabullendirmeye çalışıyoruz. Çok komik geldi bu tartışma bana… http://en.wikipedia.org/wiki/John_Locke

    Cevapla
  151. ahmet hamdi |

    Bence burada temel sorun, yazılım sektörünün kendine has (unique) bir niteliğinden kaynaklanıyor: sıfır sermaye ihtiyacı. Yani işini bilen kalbur üstü bir yazılımcı kolayca kendi işini kurabilir ve kendi gemisinin kaptanı olabilir. Özgür yazılım kullanarak lisans bile ödemesine gerek kalmaz. Küçük yazılım şirketlerine baktığımızda bunların varlıklı ama yazılımla ilgisi olmayan kişiler tarafından değil daha çok deneyimli yazılımcılar tarafından kurulduğunu görürüz. İşte bu durumda yeterince deneyim kazanan parlak bir yazılımcının öyle 4000-5000 TL gibi sabit bir maaşla çalışmasını bekleyemezsiniz. Bu çaptaki insanları ancak şirket hissesi ya da proje kar payı ile kendinize çekebilirsiniz.

    Cevapla
  152. Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş bunu hükümete iletelim hep birlikte çaba sarf edelim.Bununla ilgili ben elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım.

    Cevapla
    • Kesinlikle çok ciddi bir sorun . Daha fazla ve daha nitelikli yazılımcıya ihtiyaç var. Bu sorun şirketlerin , dolayısıyla da ülkemizin verimliliğini etkiliyor. Çözüm olarak ise yurtdışından Türkçe bilmeyen yazılımcılar ithal etmek yerine daha fazla sayıda gencimize nitelikli eğitim vermeliyiz…Bir yanda böyle bir iş gücü açığı varken bir yanda da yüzbinlerce üniversite mezunu işsiz. Örneğin TUİK rakamlarına 17.000 Fizik mühendisi ve bir o kadar da matematik mühendisi işsiz. Bu kişiler düzgün eğitim programlarıyla yazılımcı yapılabilir…

      Cevapla
      • destekli atalım. fizik mühendisi kadar matematik mühendisi olmadığı için o kadar işsiz de yok.
        ayrıca bizim bölümde tanıdığım işsiz matematik mühendisi kalmadı.

  153. Zamanında yazılımcıların su gibi harcanarak piyasadan el etek çektirildiğini de unutmamak gerek.En kolay harcanabilen teknik elemanlardı.Şimdi gün oldu devran döndü tabii.Hatırlıyorum işverenler abuk subuk ilanlar veriyordu.Yok şu okulu bitirmiş,şu vasıflara sahip ama 25 yaşını aşmamış gibi saçma sapan ilanlarla adam arıyorlardı.Şimdi burunlar sürttü galiba.

    Cevapla
    • Kerem Güngör |

      14 senelik yazılım kariyerine sahibim. Son maaşım nihayet 2 sene önce 5000 lira yapıldı. 34 yaşındayım. Sene başında iki senelik maaşıma zam yapılmaması sebiyle yönettiğim bütün projeler için artık başka “deneyimli yazılımcı” umarım bulmalarını söyleyerek istifa ettim ve yurt dışında iş buldum. $6000 net maaşım var. Herkese selamlar.

      Cevapla
  154. Ulaş ARICAN |

    Bu kadar kapitalist, çalışan aşağılayıcı bir yazı daha görmedim..

    Bu mantık ile kalifiye coder ı biraz zor bulursunuz zaten, bulsanız da sizin de dediğiniz gibi uçar gider.

    IT sektöründe kalifiye adam kolay yetişmez; herşeyden, sosyal yaşamından, sevgiliden, hobilerden feragat eder, gecesini gündüzüne katar, saç beyazlatır.

    Herhalde siz zannediyorsunuz ki bu adama verdiğiniz parayı çalıştığı saatler için veriyorsunuz. Kalifiye adama parayı sadece çalıştığı saatler için vermezsiniz. Dönüp “bu sorunu nasıl hallederiz” diye sorduğunuzda karşınıza birden fazla seçenek çıkartabildiği, üstünde çok da fazla düşünmeden dönüp artıları eksileri önünüze sıralayabildiği ve uygulamaya geçirebildiği için o kadar para ödersiniz.

    Cevapla
  155. “İş hayatıyla ilgili hiçbir tecrübesi olmadan Türkiye’de bir Zuckerberg olma hayaline kapılıp yıllarını harcayanlar apayrı bir yazı konusu.” iyi bir yazı olacağından eminim. etrafımda sıkça görüyorum

    Cevapla
  156. Mehmet Aydın |

    Sorunun asıl kaynağı herhangi bir devlet üniversitesine giremeyen ailesi zengin gençlerin Bilgisayar Mühendisliği okuması. Oysa ki herhangi birinin ciddi bir Bilgisayar Mühendisliği eğitimi alabilmesi için matematiksel zekasının üst seviyede olması şart. Bu şartlar yerine getirilmediğinde hem çok sayıda vasıfsız mühendis ortaya çıkmaya başladı, hem de bu mühendislerin yaptıkları işlerden dolayı bu işi hakkıyla yapabilen mühendislerin de piyasada lekelenmesine sebep oldu. Teknoloji şirketlerinde çalışanlar çalışan profiline şöyle bir baksın, özel üniversite mezunu olup işi hakkıyla yapan mühendis sayısının oransal olarak ne kadar düşük olduğunu göreceklerdir. Bu üniversitelerden mezun olanlar en temel bilgileri bile alamadan bu okullardan mezun ediliyorlar. Çalışma hayatında bazı şeyleri öğrenebilmek maalesef her zaman mümkün olmuyor. Temel mühendislik eğitimi çok önemli. Böyle olmadığında bu arkadaşlar ara eleman olmanın ötesine bir türlü geçemiyorlar.

    Cevapla
    • Ne önemi var |

      VARAN 3 –> Üniversitelerden mezun olanlar en temel bilgileri bile alamadan bu okullardan mezun ediliyorlar.

      Cevapla
  157. Can Arıcı |

    Arkadaşlar bir kaç yazıda daha okudum, merakımdan sormak istiyorum, bu arkadaşlar bu kadar işyerlerinden ve işlerinden hoşnutsuzsa freelance çalışsınlar esnek saat dilimleri, keyfekeder işbitirimi. Daha rahat olmaz mı? Öte yandan personel, patronunun kazancını hesaplamaya başlamışsa zaten orada iş bitmiştir, bu hasetlikten, çekememezliğe kadar yürür gider. Madem onu(patronu) yükselten sensin (hani ay sonu ne kira ne işçi parası, ne masrafı var düşünmüyorsunya!), onu yükselteceğine kur kendi firmanı kendini yükselt yücelt, madem patron olabilme meziyetin var, haa yoksa anca böyle ağzını açar konuşur durursun vay efendim patron ferrari almış, yok efendim mesai de patron evdeymiş. Ben yazılım sektöründen değilim belki ama insan faktörü sonuçta heryerde aynı, kusura bakmayın ama kim taşın altına elini bırak kafasını soktu da, burada ahkam kesiyor? Ne şiş yansın, ne kebap tarzı konuşmalar yapan personellere sözüm. Hem bedava olacak hem de şöfor mahali olacak tarzı düşüncelerle kusura bakmayın da kimse bir yere gidemez.

    Öte yandan kopyala yapıştırcılara da sözüm, amerikayı niye tekrar keşfedesinizki? Bugün araba dediğinin 4 tekeri var, bir direksiyonu, Allah aşkına 1800lü yıllarda ilk icat edilen arabayla bugünkü araba mantığının içeriğinde otomatik vitesten öte ne var, teknolojik anlamda demiyorum, mekanikten bahsediyorum. Yoksa gece görüşünden, şerit asistanından, kör noktasına, distronic ten tempomata, xenonundan ıvır zıvırına hergün yeni şeyler geliyor. Öte yandan bilgisayara bak anakart, işlemci, ram, ekran kartı, harddisk üzerine kurulmuş, donanımlar hergün gelişiyor, ama hani bu saydığım parçalar haricinde bilgisayar üretebilen varmı? Dünyada alim bitmiş arkadaş, sen hala iki satır kopyala yapıştıra takılmışsın…

    Konu gayet açık bence, daha iyisini yapamıyorsan mecbur personel olacaksın, personelsen de kendini bileceksin… Şu sözle konumu bitirmek isterim belki bazılarına ilham olur: “adamın iyisi, kendine çalışır.” (başka firma bünyesinin tüm imkanlardan yararlanıp kendilerine rant sağlamaya çalışan insanlar değil, bir işin ucundan tutup bir değer ortaya çıkaranlardan bahsediyorum, yanlış anlaşılmasın)…

    Cevapla
    • Kerem Güngör |

      Türk IT şirketlerindeki yazılımcıların hoşnutsuzluğu maaşların düşük seviyede olmasından kaynaklanıyor. Yurt dışındaki küçük ve orta ölçekli projeler Türkiye’deki projelerle hemen hemen aynı rakamlara fatura ediliyor. Türkiye’de de çoğunlukla dolar ve euro üzerinden faturalar kesiliyor. Türkiye’de $100k küçük/orta ölçekli firmalar için ne kadar yeterliyse yurt dışındaki küçük/orta ölçekli firmalar için aynı değerde. Ama yurt dışında junior pozisyonundaki yazılımcının $3000 ile işe başladığını düşünürsek Türkiye’de müthiş bir sömürmü söz konusu.

      Ben orta ölçekli bir firmada yurtdışında işe başladım ve $6000 alıyorum. Türkiye’de sene başında aylık 5000 lira alıyordum. Masraflar, vergiler dünyanın heryerinde her firma için var. Yurt dışında bu masraflar işveren tarafından bahane edilmez. Türk iş vereninin mantığı “gelirin en kısa sürede neredeyse tamamını ben almalıyım” üzerine kurulu. Tabii son 3 senede bunun böyle yürümeyeceği anlaşılmaya başlandı.

      Şirket kurmak tabii ki kolay değil ve aslan payını işverenin alması lazım. Ama alırken çalışanını bu derece göremezden gelirse sonuçlarına katlanır.

      Cevapla
    • Hakikaten iyi söylemişsin sen arkadaş. Hakikaten adamın iyisi kendisine çalışır. Otur da kendin yap satır kopyalama işlemini. Zaten hiç de problem değil satır kopyalamak senin gibi güzide arkadaşlara. Bir de şu soruyu yanıtla. Kampanalardan vs.lerden bahsetmişsin. NEden Microsoft’un dünyanın en büyüğü olduğunu anlat bize engin deneyiminle. Bir de o kopyalanan satırlar olmazsa sen elinle mi çizip hesaplayacaksın o kampanaları onu da anlat bana.

      Cevapla
  158. Yazının büyük çoğunluğuna katılıyorum. Daha Türkiye’de IT kavramı oturmadı. Insanlar halen IT çalışanlarının sadece printer bağladığını ve akşama kadar facebook ta geziyor zannediyor.
    Arkada çalışan sistemden kimsenin haberi yok 🙂

    Cevapla
  159. Merhaba,

    ~~~~~~~~~~~~~~~~

    Ne yapsak dostlar, Hintliler’i mi getirsek? Hintliler’e mi yazdırsak bizim programları? Eticaret sitelerini? Aynen alt orta sıralara demir atmış futbol takımlarının alt orta kalite Brezilyalı futbolcuları ikişer üçer her sezon transfer edip onlardan medet umması gibi bir fenomen bu. Ne çare olur ne çaresizlik, bir sezon daha öyle alt orta sıralarda sona erer. Brezilyalılar belki iyi oynar ve bu durumda kesinlikle takımda durmaz, ya Türkiye liginin büyük takımlarına ya da Avrupa’nın mütevazi ama huzurlu takımlarına transfer olur.

    Programcı bulamıyoruz diyorsun, aslında, ders alan birisi için burda olan biten belli. Sen elindeki yeteneği tutabilecek kültüre ve maddi güce sahip değilsen ne olursa olsun o yetenek kendine bunun kıymetini bilen bir hami bulacaktır ve bence bulamlıdır da. İnsan bile insanlığın ortak değeridir, yeteneğini kendisine, ailesine, sevdiklerine ve nihayetinde insanlara faydalı olacak yönde kullanmalıdır.

    ~~~~~~~~~~~~~~~~

    Programcı Bulamıyorum Demekle Neyi Kastediyorsun? isimli yazımdan alıntıdır.

    http://eticaretkafe.com/2012/08/30/programci-bulamiyorum-demekle-neyi-kastediyorsun/

    Mehmet Emin Coşkun.

    Cevapla
  160. Yazıyı geçte olsa okuma fırsatı buldum.Konuyla ilgili zaten yeterince çok şey söylendiği için fazla uzatmıyacağım.Birkaç birşey söylemek gerekirse Türkiye de çaycı mantığıyla yazılımcı çalıştırılmaya devam edildikçe durum kötüye gidecektir.Bu yüzden bende freelance çalışmaya destek veren biriyim.1-2 ayda birde olsa freelance iş yapıp 3-4 aylık maaşı kazanabiliyosam ne patron kahrı çekerim nede ezilirim.Sonra piyasada nitelikli eleman arar durur tabiki.

    Cevapla
  161. Hakan S.Öztürk |

    Bu yazıda söylenen şeyin özeti şu:”Ben bedavaya yada çok düşük ücrete çalışacak yazılımcı bulamıyorum”. Bakın Türkiye’de programcıların aldığı ücret abartılıyor. Bu ücreti ABD veya Batı avrupadaki yazılımcıların ücretleri ile karşılaştırılsınlar. Öte yandan yazılımcıların başka sorunları da var. Bu iş çok zor. Hayattınızı, bütün zamanınızı bu işe adıyorsunuz. Yapılan iş zahmetli, hiçbir zaman yapılanlar görünmez, yazılımda bir hata olsa o görülür. Neden yeni üniversitelerden mezun olanların çoğu yazılım işine girmekten kaçınıyor!! Bunu düşünün. Üstelik siz bir yazılım evine girseniz proje bitince işinizi kaybetme tehlikeniz ortaya çıkıyor ve bu günümüzde işverenler lehine kolaylaştırılıyor. Üstelik Türkiye’de bazı kafalarda 20.li veya en fazla 35 yaşını aşmamış yazılımcı arama mantığı var. Bir de Türkiye’de öyle ilanlar var ki mesela oracle.ından javasına, .net’inden bilmem nesine herşeyi bilen herşeyi yapan adam arıyorlar. 5 kişilil işi bir programcı yapsın istiyorlar. Hem analiz hem kod hem test yapan yazılımcılar da çok. Yurt dışında böyle mi? Bütün bunları dürüstçe cevaplayın ondan sonra konuşalım!!!

    Cevapla
  162. yazılımcı bulamıyorum dersiniz tabi,hocam bir kere Türkiyede yeteneğe bakılmıyor okula,diplomaya bakılıyor bu kafayla giderseniz çok yazılımcı ararsınız yok üni şu bölümümden,şu yıllık olanından sen yazılımcı arıyorsun kriterlerde yazılımcının kendini ne kadar geliştirdiği önemli o kodları o kişinin diplomasımı yazacak? birde adamlar para veriyor ya örnek 10bin veriyor diyelim öyle bir özellik arıyor ki sanki adam süpermen bütün işleri ona yaptıracak bu kafayla bulamazsınız tabii

    Cevapla
  163. berk kerpiç |

    Yurtdışı ve Türkiye arasında ki maaşları rakamsal olarak elma – elma karşılaştırmak çok doğru değil. “Alım gücü” faktörü oldukça önemli. NY’de bir asgari gün (yemek + yolculuk vb.) ne kadara, İstanbul’da ne kadara mal olur oturup düşünmek lazım.

    Cevapla
    • Kerem Güngör |

      Ancak gerek yurtiçi gerekse yurtdışındaki IT firmalarının projelere kestikleri faturalar hemen hemen aynı rakamlar.. Türkiye’de örneğin 4 aylık bir proje için kesilen $100k, yurtdışındaki IT firması içinde aynı rakama kabul görür.

      Cevapla
  164. Bizde sözde oyun programcısıyız. 1000 liraya haftanın altı günü akşam 7ye kadar çalışıyoruz. Benim salaklığım oda ayrı konu.Ama çok mutluyum işimden zevten çıldırıyorum hergün neyse ben psikiyatri servisine gidiyorum yatacam

    Cevapla
  165. Bende bunca zaman yapacağımız projeleri hızlandırmak için bir yazılımcı alalımda abi kardeş çalışalım ekmeğimizi php’den delphi’den dat’net çıkaralım diyecektim meğer diyecek olsam da eleman yokmuş 🙂

    Ama bir iş veren olsam da zamanında geldiğim yerlerde beni de 400TL hem kod yazdırıp hemde bodrumda kartuş doldurtmayı düşünen bir zihniyetten buralara kadar geldim.

    Aslında bu işin en güzel çözümü IT tabanlı şirketlerin alt yapılarında oluşturabilecekleri IT sınıfları ile çeşitli eğitim programları oluşturmaları bu tarz bir oluşuma devlet teşviki de olsa eminim her şirket bu yapıya ilgi gösterir ve katkı sağlamak ister.

    Bunu ücretsiz olarak http://www.tart.com.tr zamanında yapmıştı bence büyük firmalara desteklemek ve kendilerine ilerde sadık ama sömürmeyecekleri yeni elemanlar kazanmak için en uygun çözüm bu olacaktır.

    kariyer sitelerine verdikleri paralar zaten böle bir oluşumun 6 aylık masrafını karşılar diye düşünüyorum.

    Cevapla
  166. Bence bu yazıyı yazan kişinin anlamadığı şey şu, binlerce örneği olan klon sitenizde neden çalışmak isteyeyim ki? Bir Google, bir Facebook olsanız gelelim çalışalım da…

    Cevapla
  167. Hasan Bozok |

    Bir “Hindistan’lı ucuz yazılımcı gücü” furyasıdır gidiyor. Burada çoğu insan yazılımcı ve yazılımcıların genelde istatistiklerle arası iyidir. Hindistan’daki yazılımcılarında artık gözü açıldı. Artık onlarda dünya standartlarında ücret talep ediyorlar işe bakarak. Şunu artık anlamak lazım, artık Hindistan falan yok, en ucuz çalışan yazılım sektörü çalışanları Türkiye’de. Üstelik yazılım geliştirme süreçlerinde kullanılan uygulamalar dünya geneline göre daha pahalı. Yazılımcıların çalıştığı firmalarda, yazılımcılar aracılığı ile üretilen uygulamarı kullanacak olan son kullanıcılar (fabrika bant yönetimi, erp, otomasyon, oyun, kaynak robotu,cnc vs.) yazılım ürünlerinin hayatlarını ne kadar kolaylaştıracağının, üretimin ve planlamanın daha sistemli ve daha verimli olacağını anlayamıyorlar. Ben alış veriş yaptığım bakkallara bile abi şuraya bir barkod koy diyorum, kullanıma hazır sistemler 1000 tl donanım + yazılım şeklinde diyorum. Bin Tl adama çok geliyor ne yapacağım ben onu diyor. Halbuki en çok 2 ayda kendi amorti edip daha fazla kazandırıyor. İsrafı önlüyor. Bunların hiçbiri adama mantıklı gelmiyor. Buradan varmak istediğim olay şu: ortaya çıkardığımız ürünleri kullanacak olan son kullanıcıların çoğu bu yazılım ürünlerini bir ihtiyaç olarak bir gereklilik olarak görmüyor. Bu da çalıştığımız firmaların pazarlama işini çok zorlaştırıyor. Normal olarak fiyat düşürerek çoğu insana ulaşmak istiyorlar. Bu da çalışanların maaşlarına yansıyor. Ben oyun yapan bir firmada bilgisayar mühendisi olarak çalışıyorum. Türkiye’de bizim pazarımız ölü. Oyun oynanmıyorda mı ölü? Tabiki hayır, belki de dünya da en çok oyun oynayan ülkeler arasındayız, insanlarımız oyuna para vermiyor tıpkı çoğu yazılım ürünlerine vermedikleri gibi, korsan kullanıyorlar. Neden? Çünkü bir yaptırımı yok. Böyle olunca da kendi kendilerine soruyorlar, neden bedavası varken kalkıp bir oyuna 30 dolar vereyim ki, ya da bir erp sistemine 20k ya yakın para saçayım ki? Bilişim suçu ne demektir tanımını bilen nerdeyse yok, yazılımcılar arasında bile ne bilişim suçudur ne değildir çok bilen yok.
    Özetle
    1-ürünümüzü kullanacak son kullanıcılar, ortaya çıkardıklarımıza neden ihtiyaçları olduğunu kavrayamıyorlar, bir gereklilik olarak değil gereksiz bir masraf olarak görüyorlar.
    2-büyük projelerin tasarlanması ve geliştirilmesi aşamasında eğitim yeterliliğine çok bakılmıyor genelde benim bir web sitesi yapan emmi var olayları dönüyor.
    3-elektronik,inşaat gibi sektörlerde ki projelerde mühendis onayından geçmeden kablo dahi çekemez, kamyon bile getiremezken, yazılım sektöründe uzman ve ya bilirkişi aranmıyor.
    4-bu işin arkasında duracak aklı selim bir bakanlık, bir kamu kurumu yok, taze bir bilgisayar mühendisleri odası ve btk var onlarda koltuğun kıçlarını terletmesinden rahatsız onun haricinde bir problemleri yok.
    5-iş güvenliği kanunu sadece kafasına tuğla düşer, elini kıyma makinasına kaptırır, kamyon devrilir gibi direk fiziksel hasara dayalı genelde.Oturup yahu bu yazılımcılar var, mobbing diye bir muhabbet var diyen yok.
    6-Yazılım geliştirme süreçleri iyi yönetici ister. Hele ki bir projede birden fazla disiplin çalışıyorsa. Proje yöneticileri patronlar olduğu sürece bu iş olmaz arkadaş.
    7-Kim ne düşünür bilmiyorum ama elle tutulur bir ürün ( kütlesi olan ve uzayda bir boşluk kaplayan) çıkartmadığımız için Türkiye’de kullanıcılar yaptığımız işi basit görüyor.
    8- Yazılım geliştirdikçe oluşan teknik birikim ve kod birikiminden dolayı daha sonraki projeler bir öncekine göre daha hızlı oluyor. İnsanlar anlamıyor ki bu 2 saatlik bir iş, bu en az 5 yıl + 2 saatlik bir iş değil

    Özet dedim ama yazıdan uzun sürdü.

    Cevapla
    • Ne önemi var |

      VARAN 1 –> 3-elektronik,inşaat gibi sektörlerde ki projelerde mühendis onayından geçmeden kablo dahi çekemez, kamyon bile getiremezken, yazılım sektöründe uzman ve ya bilirkişi aranmıyor.

      VARAN 2 –> Türkiye’de bizim pazarımız ölü. Oyun oynanmıyorda mı ölü? Tabiki hayır, belki de dünya da en çok oyun oynayan ülkeler arasındayız, insanlarımız oyuna para vermiyor tıpkı çoğu yazılım ürünlerine vermedikleri gibi, korsan kullanıyorlar. Neden? Çünkü bir yaptırımı yok. Böyle olunca da kendi kendilerine soruyorlar, neden bedavası varken kalkıp bir oyuna 30 dolar vereyim ki, ya da bir erp sistemine 20k ya yakın para saçayım ki? Bilişim suçu ne demektir tanımını bilen nerdeyse yok, yazılımcılar arasında bile ne bilişim suçudur ne değildir çok bilen yok.

      Cevapla
  168. cokk ilginc ama almanyanin bu sorunu cözdügünüde nerden cikariyorsunuz, almanyada gitgide bu acik dahada büyüyor. maalesef zamaninda cikardilar dediginiz kanunlari adamakilli cikaramadiklari gibi istedikleri yabanci isci calisan sayisinida kesinlikle tutturamadilar. üstelik almanyada calismis biri olarak bu olayi nasil böyle kavramissiniz hayret.

    Cevapla
  169. Birkaç aydır profesyonel hayatıma son verip kendi şirketimi kurmak için planlar yapıyorum. Yazılım mezunuyum ama yazılımdan çok tasarım ve proje adamıyım. O yüzden bir süredir kendime yazılımcı mühendis bir ortak aramaya başladım. Ama ne mümkün!
    Patent başvurusu yaptığım buluş ve projeme ortak bulmakta zorlanıyorum.
    Tüm kuluçka merkezleri, üniversiteler, tohum ekosistemleri v.s. dolaşmaya başladım ama iyi bir yazılımcı ve ortak bulmak neredeyse imkansız. Yahu adama seni ortak yapıcam diyorum bu seferde bir tarafı kalkıyor havalara giriyor. Bizim milletin tipik mantığı işte.
    Son 1-2 yıldır bu bir krize dönüştü türkiyede. Yazıyı yazan kişinin bir tek bu tespitine katılıyorum. Onun dışında söyledikleri tipik patron mantığı. Ucuza adam kapatma hevesi. Bu tipler genelde babadan kalma iş yapma heveslisi insanlar. Yani işçini sömür, sırtından geçin, ne zengin et ne de aç bırak mantığı.
    Ama bilişim sektörü bu hızla büyümeye devam ederse sanırım dışarıdan ucuz işgücü arayışı gündeme gelebilir. Bu kötü birşey değil, amerika gibi ülkeler bu nitelikli işgücü sayesinde yazılımda lider konuma geldiler. Nitelikli yabancı iş gücü yerli çalışanların da bilgi ve becerilerinin artırılmasına katkı sağlayabilir.

    İşveren tayfasının şunu artık anlaması gerekiyor. Bundan sonra start-up projeler artacak. Hatta mecliste bunun kanunu için bir taslak çalışması bile var. Bundan sonra nitelikli işgücünün sömürülmesi bitiyor. Yıllarca üniversitede dirsek çürütmüş mühendisler, yazılımcılar artık sömürülmeyecek.

    Velhasıl, kaliteli iş istiyorsanız, stok opsiyonlarını veya hisse paylaşımını düşüneceksiniz ey işverenler. Artık 3 kuruşa 5 köfte devri kapandı.

    Ortaklık yapmayı düşünen ve kendine güvenen yazılımcılar, benimle irtibata geçebilirler…

    apple4red@gmail.com

    Cevapla
    • Nasıl bir acı varsa içimizde hiç karşı tarafı dinlememişiz. Yazılımcıydım, kendi işimi yapmaya kalktım ağzımın payını aldım. (personel ve devlet ve müşterilerle uğraşmak)
      Sonuçta en zor benim işim diye yaklaşmak yerine karşı tarafı anlamak lazım, işverenlik türkiye’de zor. şikayetleri devlet olunca herkes hak veriyor ancak personel olunca üstümüze alınıyoruz. değerli olanı kimse bırakmıyor. (aslında kaliteli insan iş gücü eksik deniyor, yok denilmiyor) kaliteli iş gücüyseniz sizi kastedmiyor. öyle bakın. birde yanınızdaki rakibiniz iş gücüne bakın sonra iş verene hak vereceksiniz. 🙂 (bu demek değildirki iş veren haklı)
      sadece empati için örnek verdim. işverenimiz ülkemiz koşullarını çözememiş (bizde çözemiyoruzki yoksa patron olurduk)

      bu sorunu çözen kötü örneklere bakıp herkesi eleştiriyoruz. iyi örneklerde var.

      özetle: para peşinde koşarken 🙂 beraber çalıştığımız insanları kötülemek yerine, cesur olup başkalarını da denemeliyiz. başta hayal kurmak yerine doğru düşünüp işe başlamalıyız. (iş veren veya işçi olsakda geçerli)
      insana saygı duyarsak bu süreç daha güzel geçer. başarısızlığımızın sebebini birine atmayalım. zorluklara katlanalım sonuç güzel olur. örnekleri çok.

      derim.

      syg.

      Cevapla
  170. iyi seviyede bir yazilimci olduguma inaniyordum fakat siz de eleman secerken tecrube vs. gibi kriterleri aramak yerine her cv yi okumaya gayret edip insanlari tanimaya calissaniz eminim coktan bulurdunuz.

    zira kimse projelerimi makalelerimi umursamiyordu bile cvim bile okunmadi cogu yerde. bazilari ise somurmek icin yeni mezun 1500-2000 bandindan sasmadi benim kadar kod yazmamis adam benle ayni maasi aliyor yeni mezun oldugum icin. yurtdisi freelance islerime burun kivrildi sgk girisim olmadigi icin tecrubesiz sayildim.

    kpss ye girdim ve devlet kurumuna atandim cok mutluyum az calisiyorum az kazaniyorum kafam rahat yazilimi da biraktim artik.

    dedigim gibi turk isveren aramayi bilmiyor yeni elemana her zaman en az 6 ay egitim verilmelidir. insanlardan bilmesi degil cabuk ogrenmesi beklenmelidir ama nerdee bu zihniyetle zor.

    Cevapla
  171. Sitenin en ilgi çeken konularından biri olmuş meğer ne kadar dertliymişiz bu konuda inşallah hem yazılımcıları hemde işverenleri memnun edecek çözümler üretilir.

    Cevapla
  172. ilginç konu olmuş

    Cevapla
  173. olay sadece IT ile alakalı değil. bakın ünlü bir giyim firmasının e-ticaret sorumlusu ilanına. Bir elemandan istedikleri şeyler Operasyon, görsel/tasarım, pazarlama, yazılım

    1- Operasyonel Süreçlerinin Yönetimi

    Online shop stok yönetiminin yapılması,
    Online shop kategorilerinin oluşturulması,
    Fatura, kredi çeki, iade ve değişim işlemlerinin takibi,
    Depo ile ürün sevkiyatlarının takibi,
    Ürün depo girişlerinin takibi,

    2- Görsel/İçerik Süreçlerinin Yönetimi

    Mankenli çekim organize edilmesi, casting yapılması, çekimlere katılınması,
    Ürün detaylarının takibi ve sisteme aktarılmasının sağlanması,
    Ürünlere ait görsellerin FTP’ye yüklenmesi,

    3- Pazarlama/Satış Aktivitelerinin Yönetimi

    Dijital pazarlama bütçesinin hazırlanması, alokasyonu ve takibi,
    Yıllık satış bütçesinin planlanarak, periyodik raporların hazırlanması,
    Pazarlama aktivitelerinin Online Shop’a implementasyonu,
    3rd party’ler ile iletişimin yürütülmesi,

    4- Yazılımsal Süreçlerinin Yönetimi

    Yazılım projelerinin geliştirilmesi,
    Yeni projelerin online shop tarafına implementasyon işlemlerinin gerçekleştirilmesi,
    Online shop testing süreçlerinin yönetilmesinden sorumlu olacak.

    Cevapla
  174. ne tuhaf bi durum ne yazıkki be şu 2008 2009 yıllarında iş bulamadığım için freelancer olarak yurt dışında amerika ingiltere gibi ülkelerden müşterilerimden(%99 u yazılımcı olan kişiler) aldığım ücretleri çok düşük ücretlerle yapmak zorunda kalıyordum 🙁

    Cevapla
  175. beni en çok tiksindiren işverenin büyük umutlar vermesi motivasyon konuşmalarıdır çünkü ondan kat kat fazla çalışan beynimiz bu işin lafla değil icraatla olduğunu bilir ve insanın gözünün içine baka baka aptal yerine konulup yalan söylemesini tahammül edemez. o kadar konuşacağına iş tesliminde üç kuruş prim ver 5 kere mesaiye kalıyorsak bari 1 inin parasını ver.

    Cevapla
  176. Arkadaş delirmek elde değil.

    Türkiye’de Back-End ve Front-End arasında farklı anlamayıp, sonra da “biz çalıştıracak adam bulamıyoruz!” demelerine deli oluyorum.

    Back-End konuların derya deniz, Front-End ise hem teknik kabiliyet ama en önemlisi yetenekte olması lazım. Bunun ikisi aynı adamda olmaz. Olur diyeni de dikkate almayın, ne söylediğinden haberi yoktur çünkü.

    Ama Türkiye’de öğle iş ilanları veriyorlar ki başvurmaya korkuyoruz.

    Adam yazmış CSS, HTML, Boostrap, PHP, JAVA, C# ,C++, Python, Ruby, ISS…. bıraksan tüm bilişim terimlerini yazacak.

    Back-End, Front-End ve IT’ci ayrımını bir sekör yapamıyorsa kusura bakmayın. Melek yatırımcıyım demeyin kendizinize. Melek Apaçiyim deyin ve sonra R10’dan eleman bulun kendinize..

    Sırf ne aradığını bilmeyen işverenler yüzünden kendi projelerimde çalışmaya karar verdim. Benim gibi bu durumlarda şikayet edenler var ise ve ben sadece ‘Front-End’de kendimi geliştiecem diyen varsa bana ulaşsın lütfen…

    Cevapla
    • 8 yıldır php ile uğraşıyorum. 8 yıldır aynı şeyleri duyuyorum patrondan;
      Şu sistemin görüntüsünü biraz daha güzelleştirsen.
      Cevap : ben programcıyım, dizaynırlardan birini verin yanıma yapayım onunla beraber.
      Patron: tamam müsait olunca yollayayım.

      Not : 5 yıldır aynı proje üzerinde çalışıyorum. Hala dizaynırı yollayıp front-end tasarım yaptıracak.

      Aslında görüntü berbatta değil. sırf iş olsun diye ban dizayn yaptırmaya çalışıyor ama bu bir gerçek. back-end ciler dizayn yapamaz genelde. çünkü front-end işi bir yetenek işidir.
      Biraz uğraşmıştım 5 6 yıl kadar önce ama beceremedim. ben de çok üstelemedim. şimdi neden o kadar uğraşmışım diyorum kendime. 😀

      5k ya aldığın işi programcıya 1 haftada gece gündüz çalıştırıp yaptırıyorsan eğer; ay sonunda o programcıya 2k maaş veriyorsan eğer daha çoook eleman ararsın.
      1500k $ maaş alıyorum keyfim yerinde.
      iş saatlerim esnek: istediğim zaman başlayıp istediğim saatte çıkıyorum.
      işyerindekiler benden üst görevde olanlar bile bana imreniyorlar.
      ama bir raporu çıkartmak için 10 kişi 3 saat uğraşıyor ben 3 dakika.
      programcı olacaksanız kıymetinizin bilindiği bir firmada çalışın.

      unutmayın siz geleceği inşaa ediyorsunuz.

      Cevapla
  177. Belleşe amele yazılımcı bulun siz de bu çözümle , ohh iyi iş walla. 3 hintli al tüm sistemi yaptır, öle yok, paşa paşa ödeyeceksiniz paraları, hatta 5 lira eden adama 15 bin lira vereceksiniz içiniz yana yana. Çok iyi oluyor sizin mantelitede olanlara. 5 lira bile vermek istemediğiniz adamlara günü gelecek mecburen 15 lira vereceksiniz çünkü yazılımcılık dünyanın en leş işi, hergün kendini tekrar etmeyen bir süreci var ve bu işi yapabilecek kapasitede insansayısı sizin de kavrayabileceğiniz üzere çok az, bir de kafası basıp da bu işin leş olduğunu bilen ve bu işten midesi bulanan ama para için işte yapanlar var. Bu işi yapanlar yıllar geçtikçe daha da azalacak ve szi paşa paşa 5 liralık adama 15 lira vereceksiniz.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın