Hakan: Muhafız, Netflix'in Türkiye'ye mi, Türkiye'nin Netflix'e mi hediyesi?
Dijital

Hakan: Muhafız, Netflix'in Türkiye'ye mi, Türkiye'nin Netflix'e mi hediyesi?

Geçtiğimiz hafta yayınlanan, Netflix Türkiye’nin ilk orijinal yapımı Hakan: Muhafız, globaldeki adıyla The Protector, birçok kişiden hem olumsuz tepkiler hem de olumlu eleştiriler almayı başardı. Aslında dizinin bu kadar tepki ve eleştiri almasının bile güzel olduğunu söyleyebiliriz. Zira bunlar, Hakan: Muhafız’ın gerçek anlamda merak edildiğini ve birçok kişi tarafından bir hafta bile geçmeden izlendiğini gösteriyor. Üstelik bunu sadece Türkiye odağında da düşünmemek gerekiyor. Çünkü tüm dünya ile aynı anda yayına giren Hakan: Muhafız, dış basının da ilgisini çekmeyi başardı ve yabancı yayınlarda kendine yer buldu.

İstanbul başlı başına bir film seti diyebiliriz. Bu yüzden Netflix Türkiye'nin İstanbul'u bu denli ön plana çıkarması, Hakan: Muhafız'ın Türkiye için mi, yoksa Netflix için mi bir hediye olup olmadığı sorusunu akıllara getiriyor. Birçok yabancı yapımda kesik kesik gördüğümüz İstanbul'un şimdi başrolde olması ise birçok ikilemin doğmasına neden oluyor.

Biz de Webrazzi ofisinde, ilk günlerinde tüm bölümlerini izlediğimiz diziyi “beğenenler" ve “beğenmeyenler" olarak ikiye ayrıldık. Çünkü kimimizin büyük beklentilerle izlemeye başladığı yapımı, kendi adıma konuşmam gerekirse çok da hevesle beklememiştim. Hatta tamamen vakit geçirmek için başladığım Hakan: Muhafız’ı okuduğum tüm olumsuz yorumlara rağmen pek beğenmiş, "acaba gözden kaçırdığım bir nokta mı var" diye düşünmeye başlamıştım. Diziyi neden beğendiğimi yazının devamında size aktaracağım ama önce dilerseniz Hakan: Muhafız’ın kamera önü ve arkasına kısaca bir göz atalım.

Hakan: Muhafız’ın ekibinde kimler var?

9 ay önce çekimlerine başlanan dizinin oyuncu kadrosunda, Türk dizilerinin özellikle Orta Doğu ülkelerinde de yayınlanmasıyla dünya çapında bir hayran kitlesine ulaşan Çağatay Ulusoy, yine dizilerden aşina olduğumuz Ayça Ayşin Turan, Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi Ahlat Ağacı ile kendini oyunculuk bazında farklı bir noktada konumlandırmayı başaran Hazar Ergüçlü, deneyimli oyuncu kategorisinde sayabileceğimiz Okan Yalabık ve özellikle Fatih Akın filmleriyle özdeşleştirdiğimiz Mehmet Kurtuluş yer alıyor. Oyuncu kadrosu bu beş kişi ile de sınırlı kalmıyor ve gerek tiyatro oyunlarında gerekse ekranda gördüğümüz birçok oyuncu dizide kendine bir rol buluyor. Dizinin yönetmen koltuğunda ise üç farklı isim karşımıza çıkıyor. Baskın ve Housewife filmleriyle Türk korku sinemasına yeni bir soluk getiren Can Evrenol, BluTV özel yapımı olan ve “Yerli Black Mirror” olarak nitelendirilen 7Yüz’ün bir bölümünün yönetmenliğini üstlenen Umut Aral ve Hesapta Aşk filminin yönetmeni Gönenç Uyanık, Hakan: Muhafız’ın yönetmenlik koltuğunu paylaşıyorlar.

Dizi karakterlerine genel bakış

“İstanbul’un koruyucusu” rolünde izlediğimiz Çağatay Ulusoy, Hakan karakterine hayat veriyor. Hakan, 20’lerinin ortalarında, aşırı enerjiden dolayı yerinde duramayan, kendine göre bir hedefi olan ancak bu hedefine ulaşmak için gerekli maddi gücü bulamayan bir genç. Kendini yıllar önce evlatlık alan üvey babası ve vurdumduymaz arkadaşından oluşan, çok da geniş olmayan bir çevresi var. Ancak kendine olan özgüveni o kadar yüksek ki kimi görse selam veriyor, kim onu görse gülümsüyor ve hal hatır soruyor. Paraya ihtiyacı olan ve kısa yoldan kazanmanın yollarını arayan, halk arasında “bir baltaya sap olamamış” tabirini kullanabileceğimiz Hakan’ın, üvey babasının Kapalı Çarşı’da bir antika dükkanı bulunuyor.

Ünlü iş adamı Faysal Erdem olarak izlediğimiz Okan Yalabık, Hakan’ın rol modeli. Güzel bir üniversite eğitimi almamış, varlıklı bir aileden gelmemiş ama kendini geliştirerek bulunduğumu mertebeye ulaşmış bir adam. Bir gün Hakan, tesadüfen gittiği Faysal Erdem’in otelinde iş görüşmesi olduğunu görüyor ve kendisi de paraya ihtiyacı olduğu için iş görüşmesine katılıyor. Otelden, biraz da sinirli bir şekilde çıkarken küçük bir kızı kurtarıyor ve o anda doğru yerde bulunan Faysal Erdem’in dikkatini çekiyor, ikilinin yolları bu şekilde kesişiyor.

Ayça Ayşin Turan’ı Faysal Erdem’in yanında çalışan Leyla rolünde izliyoruz. Leyla ilk bölümlerde izleyiciye fazlasıyla itici gelebiliyor ama bu onun güçlü bir kadın karakter olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Faysal Erdem’in otelinde, Hakan’la iş görüşmesi yapan Leyla, onun yetersiz olduğunu düşünüyor ve işe almamaya karar veriyor. Akabinde ikili arasında sözlü atışmalar yaşanıyor. Hakan ve Leyla arasında ilerleyen bölümlerde daha fazla diyalog yaşanacağını da belirtelim.

Hakan’ın üvey babasının arkadaşının kızı rolünde izlediğimiz Zeynep’e Hazar Ergüçlü hayat veriyor. Zeynep, Hakan’ın yani Muhafız’ın tarafındaki “sadık olanlar”dan ve çocukluğundan beri bunun için eğitilmiş biri. Sadık olanlar, Muhafız’la birlikte ölümsüz olanlara karşı savaşıyor ve bu şekilde İstanbul’u korumaya çalışıyorlar. Zeynep de bu süreçte Hakan’ın hem mentoru hem de arkadaşı olarak karşımıza çıkıyor.

Faysal Erdem’in adamı olarak karşımıza çıkan Mazhar, Mehmet Kurtuluş tarafından canlandırılıyor. Bana göre dizinin en dikkat çeken oyuncusu da rolü gerçekten hissettiren Mehmet Kurtuluş oluyor. Mazhar, karanlık bir geçmişi olan ve geçmişinde travmalar yaşamış biri. Faysal Erdem’i korumak için elinden geleni yapıyor ama bunu yaparken gerçekten neyi isteyerek yaptığını anlamıyorsunuz. Hakan, Faysal Erdem’in yanında işe başladıktan sonra ölümsüz olduğundan şüphelendiği Mazhar’ı yakın takibe alıyor ve olaylar bu noktada karmaşıklaşmaya başlıyor.

İzleyici ne bekledi? Ne buldu?

Dünya çapında milyonlarca izleyicisi bulunan Netflix, özgün içeriklere gerçekten çok önem veriyor ve bunun için ciddi bütçeler ayırıyor. Ülkemizde de son yıllarda hızlı bir yükselişte olan Netflix’in yerlideki ilk orijinal yapımı Hakan: Muhafız, “izlemek için izleyenler” ve yüksek beklentiye sahip kişiler tarafından ne yazık ki beğenilmedi. Çoğu kişi diziyi bir İstanbul belgeseline benzetirken, kimi izleyici de bir süper kahramanın yapımının bu şekilde olmaması gerektiğini savundu. Dizi yayınladığı andan itibaren sosyal medyada “bu sahne böyle olmamış”, “şu yapım bundan çok daha iyi, izleyecekseniz onu izleyin” gibi yorumlar dolaşmaya başladı. Benim gibi aradan çıkan üç-beş kişi de yapımın anlatıldığı kadar kötü olmadığını savundu.

Hakan: Muhafız’ı neden beğendim?

Netflix Türkiye’nin ilk orijinal içeriğinin bu denli beğenilmemesini anlayabilirim. Çünkü BluTV ve puhutv'nin yapımlarında çok daha kaliteli örnekler gördük, izledik. Masum, Fi, Şahsiyet bunlardan sadece birkaçı. Ancak bana kalırsa burada kaçırılan bir nokta var. Masum gibi, Şahsiyet gibi yapımlar günlük hayatta karşılaşabileceğimiz, gerçekten birinin başına gelse şaşırmayacağımız durumlardan oluşuyor, kısacası bizi bize anlatıyor. Ancak Hakan: Muhafız’da durum biraz daha farklı. Tüm dünyada aynı anda yayınlanan bir diziden bahsediyoruz. Haliyle öncelikli amaç ülkeyi bir şekilde yurt dışında yaşayan Netflix izleyicilerine tanıtmak olacaktı ve bence Hakan: Muhafız bunu gayet iyi bir şekilde başarıyor. Bu argümanda karşı tarafın belgesel izlemesini salık verecek olan okuyucularımız olacaktır, bunu da yine kendimden örneklerle size aktarmak istiyorum.

Oldum olası, okuduğum kitaplarda, izlediğim filmlerde kendi yaşadığım yerden bir kesit görmeye bayılıyorum. 1991 yapımı bir Finlandiya filmi olan Zombie ja Kummitusjuna’da bunun en güzel örneğini yaşadım. Film, İstanbul’da başlayıp İstanbul’da bitiyor ve fiziksel olarak geçtiğin yerleri ekranda görmek insana gerçekten güzel bir his veriyor. Hatta Walker Percy’nin Sinema Müdavimi adlı kitabından şöyle bir alıntıyı paylaşarak size anlatmak istediğimiz özetleyebilirim.

Bugünlerde bir insan bir yerde, bir mahallede yaşıyorsa, o yer onun için onaylanmış değildir. Orada hüzünlü bir hayat sürmesi ve içindeki boşluğun bütün mahalleyi boşaltana dek büyümesi işten bile değildir. Ama tam da kendi semtini gösteren bir film izlerse, en azından bir süre için "herhangi bir yer"de değil de, "bir yer"de bulunan bir kişi olarak yaşamak onun için olanaklı hale gelir.

İstanbul’u seviyorum, İstanbul’u ekranda görmeyi seviyorum. Hakan: Muhafız’da en sevdiğim yerleri görüyorum ve bu da beni mutlu ediyor, dizinin benim nezdimde 1-0 öne geçmesini sağlıyor. Bir diğer neden ise izlerken büyük bir beklentiye girmemiş olmam. Herkes gibi diziyi izlemek için aylardır beklemiyorum, çünkü herhangi bir yapımla ilgili ciddi bir beklentiye girdiğim anda hayal kırıklığına uğruyorum. Hakan: Muhafız için de böyle bir beklentiye girmemiş olmam, diziye daha objektif bakmamı, sanki bir yerli yapım değil de Netflix’te karşıma çıkan bir şeyi gayri ihtiyari olarak izliyor gibi hissetmemi sağladı. Belki de kimsenin beğenmediği yapımı bu yüzden beğendim ve eksikliklerini göz ardı edebildim.

BluTV ve puhutv içeriklerinden farkı ne?

Yukarıda da bahsettiğim gibi BluTV ve puhutv’nin gerçekten çok orijinal, insanı ekrana bağlayan ve izlerken binbir türlü ruh haline girmenize neden olan yapımları var. Örneğin; Masum. Karakter tahlilleri, yine karakterler arasında ilişkiler, atmosfer, işlenen konu ve her şeyin hem açık hem de bir o kadar kapalı olması, Masum’u dünya standartlarında bir noktaya koyuyor. Velhasıl, Masum globalde bile olsa sadece belirli bir kitleye ulaşmayı başarabiliyor. Hakan: Muhafız ise 7’den 70’e herkesin izleyebileceği bir yapım. Genç biri konudan hoşlanırken, orta yaşlı biri müziklerden, yaşlı biri ise gördüğü manzaralardan hoşlanabiliyor. Bu da konu vasat olmasına rağmen farklı unsurlar bakımında diziyi başka bir noktada konumlandırmanıza sebep oluyor. Aslında ben bu kıyaslamanın da epey gereksiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü ikisi de meyve olsa bile elma ile armutun kıyaslanması gerçekten çok manasız. İkisi de size farklı bir tat, farklı bir hissiyat veriyor. Biri başka bir şeyi hedeflerken, diğeri çok daha başka bir noktada duruyor.

Hakan: Muhafız’ın globaldeki önemi

Dijital yayın platformları artık ulaşılmayana ulaşmayı kolaylaştırıyor. Her ne kadar eskiden “Çok okuyan değil, çok gezen bilir.” sözü ciddi bir önem arz etse de gelişen teknolojiyle birlikte bunun “Çok izleyen ve güzel bir internet bağlantısı olan çoğu şeyi bilir.” sözüne evrildiğini söylemek mümkün. Hakan: Muhafız, İstanbul’a daha önce ayak basmamış birine, Osmanlı kültürünün bu topraklardan çıktığını bilmeyen birine birçok şeyi en temel haliyle öğretebilecek seviyede. Dizide kullanılan şarkılar da epey dikkat çekici.

https://youtu.be/PNwOit2dayk

Özellikle son dönemde yerli müzik sahnesinde ciddi bir hayran kitlesine sahip olan Hey! Douglas’ın Fikret Kızılok’un Leylim şarkısına yaptığı yeniden düzenleme, yerli sahnenin yeni isimlerinden Sedef Sebüktekin ve Büyük Ev Ablukada’nın parçaları da şu anda Türkiye’de müzik sahnesinin nasıl olduğuna dair ipuçları vermeye yetiyor. Benim her yabancı yapımda yaptığım “diziyi Shazam eşliğinde izleme” deneyimini, muhtelemen Hakan: Muhafız’ı izleyen birçok yabancı Netflix kullanıcı da yaşayacak. Ayrıca Türkiye’de develerle yolculuk ettiğimizi ve hala fes taktığımızı düşünen hatırı sayılır yabancı kitlesi için de Hakan: Muhafız bir dönüm noktası olacak.

Yabancı basın ne diyor?

Netflix’i yerli dijital platformlardan ayıran en büyük özellik ulaştığı kitlenin gerçekten fazla olması. Böylelikle sizin İstanbul’daki evinizde izlediğiniz bir yapımı, aynı anda başka biri New York’ta Central Park’ta, bir başkası ise Paris’te bir kafede otururken izleyebiliyor. Vaziyet böyle olunca dizinin yabancı basındaki yansıması da kaçınılmaz oluyor. BBC News Türkçe’nin haberine göre Decider adlı internet sitesinde, Joe Keller’a ait olan yorum şu şekilde:

Dizinin ilk bölümü sizi içine çekiyor, modern İstanbul'da geçen tarihi bir savaş fikri bizim için çok ilgi çekici. Hakan: Muhafız, gizemli etmenleri, modern dünyanın iş rekabetini ve sıradan bir adamın rüyalarını bir araya getirerek şaşırtıcı bir şekilde çekici bir dizi ortaya çıkarıyor.

İspanya'nın günlük gazetelerinde olan La Vanguardia, dizinin yayına girmesini yılın en çok beklenen yapımlarından biri nihayet başladı diye duyururken, yine İspanya'nın bir diğer günlük gazetelerinden olan Público'da diziyle ilgili bir eleştiri yayımlayan gazeteci María José Arias, dizinin senaryosunun yüzde yüz orijinal olmadığını ve diğer süper kahraman hikayeleriyle benzerlikler taşıdığını söylüyor. Ancak Arias'a göre buna rağmen dizinin hikayesi, karakterlerin aldığı farklı dönemeçler ve karizmatik bir karakter olan Hakan sayesinde izlemesi ilginç bir hal alıyor.

Şu anda IMBD’de 10 binden fazla kullanıcı tarafından puanlanan Hakan: Muhafız’ın 10 üzerinden aldığı puan ise 8.1 oldu. Sitede dizinin senaryosunun klişe olduğuna ve efektlerin iyi kullanılmadığına dair olumsuz yorumlar da bulunuyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin olumsuz ve olumlu olarak ikiye bölündüğü Hakan: Muhafız, yurt dışından beklentilerin üstünde yorumlar aldı. İlk sezonu yayınlanmadan önce ikinci sezon onayı alan Hakan: Muhafız’ı ekibimizde beğenen ve beğenmeyenler olduğunu yazının başında vurgulamıştık. Arden Papuççiyan da Hakan: Muhafız'ı neden beğenmediğini sizler için açıkladı:

Hakan: Muhafız’ı neden beğenmedim?

Evet uzun zamandır beklediğimiz Netflix’in ilk orijinal yerli dizisi olan Hakan: Muhafız, 14 Aralık tarihinde yayınlandı. Dizi yayınlandı yayınlanmasına ama izleyicisini ne kadar tatmin edebildi bu büyük bir soru işareti. Dizinin beni pek tatmin etmemesi bir yana, açıkçası Hakan: Muhafız dizisinin oldukça kötü bir dizi olduğunu düşünüyorum. Pazarın en büyük oyuncusu konumunda olan Netflix’in, ülkemizdeki rakipleri olan BluTV ve puhutv’nin başarılı dizilerinin epey altında kalan bir iş çıkarması ise oldukça üzücü.

Hakan: Muhafız neden kötü?

Hakan: Muhafız dizisinin en büyük problemi yapımın bir fantastik diziden çok İstanbul tanıtım filmi gibi bir hava yaratması. Evet, bu tarz adımların hem ülkenin hem de İstanbul’un tanıtılması adına oldukça önemli. Sonuçta bu bir Netflix orijinal içeriği olduğu için sadece ülkemizdeki değil tüm dünyadaki pek çok Netflix kullanıcısına ulaşacak. Fakat maalesef ortaya çıkan iş hem başarılı bir İstanbul tanıtımı hem de başarılı bir dizi olmamış. Hakan: Muhafız yerli bir dizi ama tabii ki merkezi ABD’de bulunan Netflix’in yaptığı bir yerli dizi. Kısacası dizinin yapımcıları ve senaristleri arasında ABD’li isimler görmemiz pek şaşırtıcı değil.

Buradaki sorun ise dizideki repliklerin ve senaryosunun oldukça çiğ durması. Maalesef Hakan: Muhafız dizisinin replikleri sanki İngilizce’den Türkçe’ye çevrilmiş gibi eğreti duruyor. Dizinin ilk bölümlerinde daha yoğun yaşanan bu durum dizisinin sonlarına doğru azalsa da asla tam olarak bitmiyor. Senaryonun klişe replikler ve gereksiz küfür kullanımı içerdiğini de belirtelim. Hayatımızın içinde de olan küfürlü kelimelerin dizide kullanılmasında en ufak sorun yok, fakat bu dizinin bir internet dizisi olması nedeniyle küfür kullanımına gereksiz ve fazla yer verilmiş gibi görünüyor.

Dizinin oyunculuklarına gelecek olursak, Hakan: Muhafız dizisinin ortalama oyunculuk performanslarına sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak özellikle Okan Yalabık ve Mehmet Yılmaz Ak’ın başarılı oyunculuk performansları sergilediğini de atlamayalım. Dizinin bir diğer olumsuz tarafı ise boşluklara ve mantık hatalarına sahip olan ortalama senaryosu.

Motivasyonsuz kötü adamlar

Günümüzde pek çok dizi ve filmde de karşımıza çıkan motivasyonsuz kötü adam sendromu, maalesef Hakan: Muhafız dizisinde de karşımıza çıkıyor. Evet, dizinin kötü adamları İstanbul'u ve tüm insanlığı yok etmek istiyor, bu konuda hepimiz hemfikiriz ama bunu neden istiyorlar bu konuda en ufak fikrimiz yok. Senaryo genel itibarıyla konuyu özetlese de bazı boşlukları doldurma konusunda oldukça yetersiz kalıyor.

Spoiler vermeden bunu anlatmak oldukça zor ama yine de çok takıldığım birkaç detay hakkında konuşmak istiyorum. Örneğin; dizide özel güçlere sahip olan bir gömlek bulunuyor ve bu gömlek, seçilmiş kişi tarafından giyildiğinde o kişiyi yenilmez kılıyor. Gömleğin fiziksel bir formu var ama seçilmiş kişi tarafından giyildiğinde gömleğin fiziksel formu kayboluyor ve sadece kişinin göğüs bölgesinde yer alan bir dövmeye dönüşüyor. Bu gömleğin istendiğinde çıkartılabildiğini de ekleyelim. Asıl soru ise "herhangi bir neden yokken sizi yenilmez kılan bir gömleği üzerinizden çıkarmak zorunda olup olmadığınız" olarak karşımıza çıkıyor.

Dizinin bir sahnesinde karakterlerden biri hiçbir neden yokken bu gömleği üzerinden çıkarıyor ve oldukça kötü bir duruma düşüyor. Dizinin senaryosu ise bu karakterin gömleği üzerinden neden çıkardığına dair en ufak bir açıklama getirmiyor.

Genel anlamda dizinin görselliği ve bazı özel efektler pek sırıtmıyor fakat özellikle bir özel efekt sahnesi uzun zamandır herhangi bir dizide gördüğüm en kötü özel efekt kullanımı. Bu sahneyi anlatamayacağım için ve herhangi bir spoiler içermediğinden direkt aşağıda video olarak bırakıyorum.

https://youtu.be/bPjkUbjbX70

Senaryo mantık hatalarıyla dolu

Senaryonun diğer bir sorunu ise mantık hataları. Dizide “kötü adam” karakterine dokununca yeşile dönen bir taş yer alıyor. Dizinin başlarında aynı taşı aynı karakterin yanında gördüğümüzde yeşile dönmezken dizinin son bölümlerinde aynı taş ve aynı karakteri yan yana gördüğümüzde bu taş yeşile dönüyor. Bu pek çok izleyici tarafından yakalanamayan bir detay ama bence çok önemli bir mantık hatası. Dizide başka bir mantık hatası daha yer alıyor ama bu hatayı spoiler vermeden anlatmam mümkün değil. O yüzden o hatanın detaylarını haberin yorumlar kısmında anlatacağım.

Dizinin müziklerini genel olarak beğendim fakat özellikle her aksiyon sahnesinde yerli bir Rap şarkısının tercih edilmesi beni biraz üzdü. Bu tabii ki tamamen kişisel bir düşünce ama her aksiyon sahnesinde aynı tür müzik kullanılmasa ortaya daha başarılı bir sonuç çıkabileceğine inanıyorum. Genel olarak bakıldığında Hakan: Muhafız dizisinin kötü bir süper kahraman uyarlaması olduğunu düşünüyorum. Evet, dizi kendini izletiyor bu konuda en ufak sorun yok ama Netflix’in ilk orijinal yerli içeriğinden en azından daha kaliteli bir senaryo beklerdim.

Yorumlar (1)
  1. Öncelikle yazı için teşekkürler. Yüzük taşının, dizinin son kısımda parlaması konusunda yapılan olumsuz eleştiriye değinmek istiyorum. Bu durumun gözden kaçırılan bir hata olduğunu düşünmüyorum.

    Yüzük taşının parlamadığı, yani taşın parlamasına neden olan kişinin taşı Leyla'ya verdiği sahnede, Hakan, orada yoktu. Yalnızca seyirci, yani bizler bu âna tanık olduk.

    Parladığı sahnede ise Hakan, yüzük taşı ile parlamasına neden olan kişiyi yan yana bizzat gördü. Ve zaten öylesine parlayan yüzük taşının rengini, o esnada olay yerinde fark eden tek kişinin muhafız, yani Hakan olması, bu durumun bir hata olmadığını açıklıyor. Ölümsüz ile yan yana geldiğinde yüzük taşının parladığını bir tek muhafız görebiliyor.

    ...

    Dizide elbette pek çok mantık hatası var. Ancak izlediğim aynı kıvamdaki yabancı dizilerden, ilk olarak mantık hatası gibi görünen olayların ilerleyen sezonlarda bir olay örgüsüne bağlı olduğunu görmüş olmam, bana ön yargılı olmamam gerektiği konusunda deneyim katmıştır.

    Diğer yandan, dizinin Istanbul belgeseli kıvamında olduğu düşüncesine de katılmamaktayım. X yerde geçen bir yabancı dizide; o bölgenin sokaklarını, çarşılarını, yerel insanların tarzını görmek beni nasıl rahatsız etmiyorsa, bu dizide İstanbul detayları görmek de rahatsız etmiyor ve yabancı seyircilere de bu akışın doğal, hatta keşif dolu geldiğine inanıyorum. Nedense memnuniyetsizlik ve yersiz eleştiriyi huy edinmiş olan insanlarımız, yabancı dizilerde, aynı oranda gördükleri bölgesel tanıtımdan rahatsız olmazken, bundan olmuşlar.

    Bir konu da, dizideki tecrübesizliklerin fazla abartılmış olması. 4 sezonluk bir diziyi izleyip, başa döndüğümde, ilk sezonda mutlaka amatörlükler olduğunu görüyor, ancak gerek oyunculukların gerekse görüntülerin yavaş yavaş oturmuş olduğunu gözlemlemiş olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum. Keşke, "aşırı milliyetçi" olan insanlarımız, dışarıya yanlış aksedilen geleneksel Türkiye çizgisinden kurtularak, Türkiye'yi modern yönüyle aktarmayı başaran ve başaracağı da belli olan bu tür "eserlerimizin" arkasında durabilse.