Stefan Heilmann: Blockchain yatırımları kurumsal ve şeffaf olmalı

IEG CEO’su Stefan Heilmann, bugün Blockchain Venture Summit‘te yaptığı konuşmada blockchainin kurumsal ve daha transparan olması gerektiğini söyledi. Heilmann, IEG Blockchain Fund kapsamında blockchain topluluğunun daha kurumsal bir hale getirmek üzere çalıştıklarını belirtti.

IEG’nin CEO’su, konuşması boyunca blockchain teknolojisinin iki yıl içinde yarattığı değişimi, yasallaşma sürecini ve daha transparan olması için yapılabilecekleri ele aldı. Öncelikle blockchain teknolojisi ile ilgili basının ve toplumdaki bireylerin olumsuz görüşlerini paylaşan Heilmann, para aklama, ürün veya prototip gibi değerleme modellerinin eksikliği, white paperların ya çok teknik ya da çok yüzeysel olması gibi örnekler üzerinden ilerledi. Heilmann, ekosistemde ICO için güzel fikirlerin olduğunu ancak bir girişim yürütme deneyimden uzak bir durumda olunduğunu belirtti. Bir başka olumsuz konunun ise tartışmaya açık pazarlama yöntemleri olduğunu söyleyerek yatırım için LinkedIn üzerinden günde 50 e-posta aldığını ifade etti.

Blockchain teknolojisi hakkındaki bir takım temellere de değinen Heilmann, blockchain teknolojisini tarayıcılar ve IP’lerden sonraki en önemli gelişme olarak tanımladı. Blockchain teknolojisiyle aracıların ve hükümetlerin devre dışı bırakılarak bireyden bireye aktarım yapılabildiğini de hatırlattı. Başlangıçta kimlik doğrulaması ve para aklamasının önlenmesi için bir sistem bulunmadığını belirten Heilmann, blockchain teknolojisi kapsamında akıllı sözleşmelerin ve güvenli para transferinin de önemini vurguladı.

Heilmann ekosistemde bulunan saçma kripto paralara da değindi. Bu tarz kripto paralara Bullshit Coin ismiyle hitap eden Heilmann, Jesus Coin’den bahsetti. Jesus Coin’in günahları affetme yetkisinin bulunduğunu belirten Heilmann, bu paraya yatırım yapanların varlığından bahsederek bir anlamda kurumsal ve şeffaf olmanın gerekliliğine gönderme yaptı. Heilmann, merkezileştirilmiş bir iş modeline ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi.

Heilmann’ın verdiği kurumsallaşma nedenleri arasında Kodak’ın ICO’su da yer aldı. ICO’nun açıklanmasıyla yüzde 40 artan Kodak hisseleri, kripto parayı ve ürünü yetiştiremediğini duyurmasıyla hisse değeri yüzde 18 düşmüştü.

2017 ve 2018 yılları arasında değişen dinamikleri de aktaran Heilmann, 2017 yılında hükümetlerin ve yasaların işe çok dahil olmadığımı, çoğunlukla White Paper üzerinden ilerlendiğini ve Hollanda ve İsviçre’deki 2 banka dışında bankaların bu teknolojiyle çok ilgilenmediğini ifade etti.

2018’de ise Stellar ve NEO gibi yeni blockchain platformlarının söz konusu olduğunu belirten Heilmann, hükümetler ve bankaların bu teknolojiye yakınlaştığını ifade ederek yasallaşma süreçlerinin altını çizdi. White Paper’ın PPM’e dönüştüğünü belirten Heilmann, kimlik doğrulamanın ve para aklama işlemlerinin zorunlu hale geldiğini ifade etti. Aynı şekilde artık işlemlerin ATS lisansı gerektirdiğini vurguladı.

Tokenları 3 başlık altında inceleyen Heilmann, kripto paralar, kuponlar ve dijital hisselerden bahsetti. ICO yatırımlarının kötü olarak algılanmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirten Heilmann, bu alanda ciddi bir yatırımın söz konusu olduğunu da sözlerine ekledi.

Son olarak pazardaki büyük oyunculardan bahseden Heilmann, Singapur başta olmak üzere Asya’nın olumlu yasalar ile öne çıktığını, ifade etti. Heilmann, yasal anlamda ABD’nin de ciddi adımlar attığını da söyledi. ABD’de yasal ve lisanslı olmadan herhangi bir yatırım ya da danışmanlığın söz konusu olmadığını vurguladı.

Bir Cevap Yazın