Elon Musk’ın eski eşinden milyarder olmak isteyenler için ipuçları
Arama
Kariyer

Elon Musk’ın eski eşinden milyarder olmak isteyenler için ipuçları

Bilgi alışverişinde muazzam bir kaynak olan Quora’da, sade vatandaştan Kanada Başbakanı Justin Trudeau‘ya kadar milyonlarca kullanıcı var. Hemen hemen her alanda uzmanına danışabilecek konuları sorma fırsatı veren platformda zaman zaman enteresan diyaloglara da tanık oluyoruz.

Adanmışlık ve sıkı çalışmak başarı getirse bile sadece bu iki gereksinimin bizi birer milyardere dönüştürmeyeceği tahmini güç bir yanıt değil.

Quora’da adanmışlık ve sıkı çalışmanın kişileri milyarder edip edemeyeceğine yönelik bir soru göze çarpıyor. Sorunun kendisinden ziyade yanıtı ile ilgileniyoruz aslında. Zira Elon Musk’ın eski eşi Justine Musk bu soruyu  tüm gerçekçi yanları ile cevap veriyor.

Musk, her şeyden önce milyarderlerin doğru soruları sorma gibi önemli bir kabiliyetlerinin olduğunu söyleyen bir cümle ile başlıyor yanıtına. Bu sorunun doğru bir soru olmadığını belirtiyor. Ancak sorunun kötü bir soru olmadığını da itiraf ediyor. Sadece sorunun kendisinin zihnin derin kısmının çalışmasına yardımcı olamayacağını belirtiyor.

 Yanıtında, kişilerin işlerinde sadece kendilerini adamalarının yetersiz olduğunu belirten Musk, bir ironi ile devam ediyor:

Kendini adamışsın. Ne olmuş yani? Henüz köpek balıkları ile çevrili bir suda yarışa katılmadın. Issız bir adada, yolunu kaybetmiş, kanlı ve yırtık pırtık kıyafetlerinle hırpalanmış bir biçimde dururken ve ufukta kurtarılmana yönelik en ufak bir belirti yokken, hala kendini adanmış olarak var sayabilecek misin?

Adanmışlık ve çok sıkı çalışmanın zorunlu olduğunu ancak bunların en küçük gereksinimler olduğunu yazan Musk şöyle devam ediyor:

Çoğu kişi inanılmaz yoğun çalışıyor ve hatanın asla kendisinde olmadığını düşünüyor. -Kendilerince kötü şans, yanlış çevre, talihsizliklerle dolu koşullar gibi faktörlerden dolayı- hayatta kalmanın mücadelesini veriyorlar.

Zamanını ve işini nasıl geliştiriyorsun?

Odağını istediğin şeyden uzaklaştır

‘Odağını istediğin şeyden uzaklaştır’ diye sözlerine devam eden Musk, kişilerin dünyanın neye gereksinim duyduğuna ve ne istediğine merak salmasını gerektiğini söylüyor. Musk, kişilerin kendilerinde olan etkili, benzersiz ve çözüm getirecek potansiyellerini sunmalarını gerektiğinin tavsiyesini veriyor.

Bir şey seç ve onun üzerinde ustalaş

Sonrasında bu potansiyeli geliştirmek için kişilerin çabalaması gerektiğini yazan Musk cümlelerine şöyle devam ediyor:

…Bir şey seç ve onun üzerinde ustalaş.  İkinci bir şey seç ve onun üzerinde de ustalaş.  İki konu hakkında ustalaştığın zaman (mesela, mühendislik ve işletme), o zaman bunları bir şekilde bir araya getirebilirsin…. Rekabet üstünlüğü yarat çünkü iki alan arasında hareket edebilirsin, iki alanın dilinden de konuşabilirsin, kutupları birleştirebilirsin…

Milyarder olmak için çok çalışmaktan öte dünyaya eşi benzeri görülmemiş, yardım sağlayacak ve taklit edilemeyen bir ürün ya da servis geliştrilmesinin gerektiğini söyleyen Musk yazısına şöyle devam ediyor:

… Dünya kişilere milyar dolar dağıtmıyor. Aslında kişiler sadece 1 milyar dolar istiyor ya da sadece o kadar sıkı çalışıyorlar ki, onu hakettiklerini düşünüyorlar. (Dünya ne istediğinizi ya da neyi hakettiğinizi umursamıyor.) Dünya, yerine daha değerli ya da 1 milyar doların yerine eşit olan bir şeyi koyduğunda parayı onunla değiştiriyor…

Musk, bu zor yolda kişilerin yalnız kalacağını ve asla pes etmemeleri gerektiğini vurguluyor.

… Bununla ilgili bir yol haritası yok; bir çok kişi sana tavsiyelerde bulunacaktır, bunlardan birçoğu kötü olacaktır ve bazıları iyi olacaktır. Ancak bu tavsiyelere kulak asmamayı öğrenmen gerekiyor, çünkü konuya beklenmedik bir açıdan yaklaşacaksın. Ve tüm bunları yalnız başına yapman gerekecek, ta ki karizma ve güvenilirliğini geliştrip, seninle birlikte yol alması gereken yeteneklerin ilgisini çekene kadar.

Musk, ihtiyaç duyulacak olan iki büyük unsur “bol cesaret” ve “şans” dileyerek cümlelerini sonlandırıyor.

Görsel kaynak: Marie Claire

Yorumları GösterYorumlar Gizle (9)
  1. Emir Altun dedi ki:

    Webrazzi’nin ilk magazin haberi hayırlı olsun.

    Kestiği ahkama bakıp, hayatta Elon Musk’ın karısı olmaktan daha büyük (!) bir başarısı var mı acaba diye ufak bir araştırma yaptım.

    Wikipedia’nın yalancısıyım ama bu hanımefendi 45 yaşında Kanadalı bir yazar. Elon ile 2000 yılında evlenmiş, yani 28 yaşında. Toplamda 3 (üç) tane kitap yazmış. İlki evlendikten 5 yıl sonra, ikincisini boşanmadan 1 yıl önce sonuncuyu da boşandıkları yıl.

    Kitapların ilki “modern fantazi” türünde, ikincisi Wikipedia’nın tabiriyle “kel alâka” bir şekilde ergenlere yönelik alâkasız bir kitap iken son kitabı da ilk kitabının devam kitabı niteliğinde.

    İlk kitabı için Amazon.com ‘da 32 (otuziki), ikinci kitabı için 7 (yedi) ve son kitabı için ise tamı tamına 8 (sekiz) tane yorum yapılmış.

    Wikipedia’daki “Kariyer” başlığı toplam 4 cümleden oluşan Justine’in, yine Wikipedia’dan öğrenebildiğimiz kadarı ile Elon Musk’tan 5 (beş) tane çocuğu olduğunu ve boşanmalarının ardından Marie Claire’w bir makale (?) yazdığını öğreniyoruz.

    Son olarak, Quora’daki profiline baktığımızda ise; ablamızın aktif bir Quora kullanıcısı olarak tam 33 (otuz üç) cevap yazdığını ve 2 soru sorduğunu görüyoruz. A, unutmadan; her “celebrity” gibi 47bin takipçisine karşı takip ettiği 350 kişi var.

    Yaklaşık 10 yıllık bir Webrazzi okuyucusu olarak; bu yazının türünde Webrazzi’nin son yazısı olmasını diliyorum.

    1. Jerfi dedi ki:

      Ben bu yazının magazin olduğunu düşünmüyorum sevgili “Emir Altun”!

      Bu kadının neler çektiğini siz biliyor musunuz? Tabii ki bilmiyorsunuz! Bilseydiniz böyle yazmazdınız!

      Açıklamalarında oldukça mütevazı davranmış ve Elon Musk’ın gerçek yüzünü pek yansıtmamış! Şu an da mal paylaşım davaları halen devam etmekte ve sonuçlanmış değil çünkü Elon Musk kendisine çok ciddi bir kazık atmış durumda!

      2015’de Cosmopolitan’a bir röportaj verdi ve tüm kirli çarşafları orada döktü ama ne dökme! Bu röportajın en ufak bir satırına Elon Musk’dan yalanlama bile gelemedi!
      ———————————————————————————————————————
      Özet olarak geçiyorum;

      “….2008’in baharında, 5 çocuğumun babası, zengin bir girişimci olan eşim Elon Musk bana bir boşanma davası açtı. Altı hafta sonra, 20 yaşlarının başında, Londra’dan Los Angeles’a taşınacak olan İngiliz bir aktristle nişanlandığını söyleyen bir kısa mesaj yolladı bana. 2005 yapımı Gurur ve Önyargı’da rol alan, Talulah Riley’di o. Beni şaşırtan iki şey oldu; 1-Gurur ve Önyargı sahiden iyi bir filmdi. 2- Bu adamla geçirdiğim hayatım bir klişeden ibaret olmuştu.

      En azından sarışın değildi. Bu beni rahatlattı.

      Elon ile ilk tanıştığım zaman ben de sarışın değildim. Ontario’daki Queens Üniversitesi’nde ilk senesini okuyan, kendinden yaşça büyük bir adamı geride bırakmış ve ilk aşkının yaralarını sarmaya çalışan, yolun çok başında olan bir yazardım. Yaşlı erkeklerden hoşlanırdım. Şiirsel, asi ve işkenceye benzeyeni… Motosikletini yurt odamın camının önüne park edip, alacakaranlıkta bana seslenen bir çocuktan hoşlanmıştım mesela; Kahverengi deri ceketli Romeo…

      Elon öyle değildi. Benden bir dönem üstteydi, oldukça düzgün, Güney Afrika aksanlı, bir gün yurt odama çıkarken karşımda belirmiş olan bir adamdı. Gitmediğimden emin olduğum bir partide tanıştığımızı söyledi bana. (Seneler sonra beni ortak alanda gördüğünü ve benimle tanışmayı kafaya koyduğunu itiraf edecekti) Beni dondurma yemeye davet etti. Kabul ettim ancak sonra onu odamın kapısına yazdığım bir notla ektim. Saatler sonra, çok sıcak olan çalışma odasında İspanyolca bir metne gömülmüşken arkamdan kibar bir öksürme sesi geldi. Elon tuhaf bir şekilde gülümsüyordu, ellerindeki külahtan dondurma damlıyordu. ‘Hayır’ı bir cevap olarak kabul eden erkeklerden değildi.

      ‘SENDE KENDİMİ GÖRÜYORUM’
      Evde sayılarla, mantıkla uğraşan bilim kafasında bir adamdı. Peşinde olduğu tek kadın ben değildim ancak Wharton’a geçtiğinde bile güller yollamaya devam etti. Queens’e arkadaşlarını görmeye döndüğü zamanlarda kendimi onunla akşam yemeği yemeyi kabul etmiş halde bulurdum.

      Mezun olduktan sonra Silikon Vadisi’ne taşınmıştı. Mountain View’da üç arkadaşıyla bir odayı paylaşıyor ve ilk şirketi Zip2’yi kuruyordu. Kısa süre sonra daha sonraları defalarca kez yapacak olduğum ilk seyahatimi gerçekleştirdim oraya. Bir akşam yemekte kaç çocuğum olmasını istediğimi sordu. ‘Bir veya iki’ dedim hiç düşünmeden, ‘tabii bakıcıya verecek param olursa dört de olabilir’ diye de ekledim.

      O kahkaha attı. ‘Seninle benim aramızdaki fark bu’ dedi. ‘Ben yalnızca bakıcılar olacağını düşünmüştüm’. Sonra kollarını bebek tutar gibi kıvırarak, mutlu bir şekilde ‘Bebekler’ dedi.

      İki sene sonra – 2000 senesinin ocak ayındaki düğünümüzden iki ay önce- Elon bana yeni şirketinin yönetim kurulunun ondan istediği bir ‘finansal sözleşme’ konusunda bize yardımcı olacak bir avukatla randevumuz olduğunu söyledi ve ekledi; ‘bir evlilik sözleşmesi değil’.

      SOKAĞIN BAŞINDA EVLENME TEKLİFİ
      20 yaşlarında dikiş tutturmaya çalışan bir girişimciyle çıkıyordum ancak şu an zengin bir tanesiyle nişanlıydım. Elon onları internet mecralarına sokmakta yardımcı olması için gazetelerle partnerlik yaptığı Zip2’yu 20 milyon dolara 1999’da satmıştı. 1800 metre kare bir villa alıp içini yeniletmişti, böylelikle kendimize ait bir evimiz oldu. Küçük bir uçak ve bir yarış arabası da aldı.Bizim gündelik rutinimiz (uçuş dersleri dışında) çok değişmedi ve Elon’ın mal varlığı gerçek dışı gelmeye başladı; kendilerine ait bir alanda artan sıfırlardı. Beni bir Manken uğruna terk edeceği gibi kötü şakalar yapıyordum ancak o bir sokağın köşesinde dizlerinin üstüne çökerek bana evlenme teklif etti.

      Yeni kazandığı paraların çoğunu, sonradan PayPal olacak, ikinci şirketi olan X.com’a yatırıyordu. Söylediğine göre ona bu finansal sözleşmeyi yapmaya zorlayan da bu şirketin yönetim kuruluydu. Benim asıl anlamadığım şeyse Elon’ın beni o zaman bir tür ‘uzlaşma’ sürecine ittiğiydi, ki sonradan öğreneceğime göre bu da yapılan ya da konuşulan her şeyin gizli olması ve herhangi bir durumda mahkeme salonunda kullanılamayacak olduğuydu. Düğünümüzden iki ay sonra o sözleşmeyi imzaladım. Kocama güveniyordum – başka neden onunla evlenecektim ki?

      2002’de eBay PayPal’u satın aldığında biz Los Angeles’a taşınmıştık ve ilk çocuğumuz Nevada Alexander doğmuştu. PayPal’ın satılması Elon’ın net karını 100 milyon dolardan fazlasına çıkartmıştı. Aynı hafta Nevada her zamanki gibi sırt üstü, öğle uykusuna daldı ve nefes alması durdu. 10 haftalıktı ki bu da erkek bebeklerin aniden ölüm sendromuna en yatkın oldukları yaştı. İlk yardım ekipleri onu geri döndürdüklerinde o kadar oksijensiz kalmıştı ki beyin ölümü gerçekleşmişti. Orange County’deki bir hastanede makineye bağlı geçirdiği üç günün sonunda kararımızı verdik. Öldüğünde kollarımın arasındaydı.

      Elon Nevada’nın ölümüyle ilgili olarak konuşmak istemediğini çok açık şekilde belirtti. O benim duygusal olarak manipüle edilebilir olarak gördüğü yasımı tutmamı anlamadı, ben de onun bu konuda konuşmak istememesini. Ben de hislerimi gömüp, Nevada’nın ölümünü doğum kliniklerine giderek atlatabilmek için iki ay sonra ilk ziyaretimi gerçekleştirdim. Elon ve ben tekrar hamile kalabilmemi olabildiğince hızlı planladık. Sonraki beş senede bir ikiz bir de üçüzler doğurdum, Penguin ve Simon & Schuster’a üç kitap sattım. Bu şartlar altında bile Nevada’nın ölümünün sebep olduğu, dadılarımızdan biri fark etmeseydi bugün bile sürebilecek bir depresyon ve dikkat dağınıklığı içindeydim. Bana muhteşem bir terapistin adını verdi. Şüpheyle yaklaşsam da, bir kereliğine de olsa denemeye karar verdim. O süre zarfında hayatımın neye dönüştüğünü fark etmeye başladım.

      Elon işkolikti: evdeyken aklı başka bir yerdeydi. Derin ve içten sohbetlere, yakınlığa ve empatiye hasrettim. Ve ben onun kariyeri için normal bir aile hayatını feda etmişken, Elon bana ‘çok fazla okuduğumu’ söylemeye başladı. Bu bir reddediş gibi geldi bana, destekleyici olduğu günlerden sonra keskin bir dönüştü. Ev ya da çocukların uyku düzeniyle ilgili tartışmalar yaşarken benim hatalarım mercek altına alınmaya başlandı. Onun gözünde değersiz olduğumu hissettim ve aramızdaki dinamiğin beş oğlumuz üstündeki etkisini düşünmeye başladım.

      Muhteşem bir evi çekip çevirebilecek ya da harika bir yardımcı olacak kadar detay odaklı değildim. Erkekler konuştuğunda, kadınlar gülümsediğinde ve dinlediğinde ne kadar sıkıldığımı saklayamıyordum artık. Botoksla ya da sezaryen izlerimi kapatacak makyaj teknikleriyle ilgilenmiyordum. Saç rengimi ne kadar değiştirirsem değiştireyim, Elon beni daha da sarışın olmaya zorluyordu. ‘Platine boyat’ diyordu sürekli, ben de sürekli reddediyordum. Multimilyoner kocamın hayatında yedek oyuncu olmak istemiyordum. Eşitlik istiyordum. Partner olabilmeyi istiyordum. Elon o milyonlarca doları elde etmeden önceki gibi sevmek ve sevilmek istiyordum.

      Elon çift terapisine gitmeyi kabul etti ancak aynı anda iki şirket yönetiyordu ve çok stresliydi. Bir ay ve üç seanstan sonra bana bir ültimatom verdi: Ya bu evliliği düzeltiriz ya da yarın gidip senden boşanırım. Elon şu anki halimiz benim için uygun, senin içinde olmalı diyordu, bunu anlıyordum. Ertesi gün boşanma davası açtı. Hissizdim, ancak tuhaf şekilde rahatlamıştım.

      ‘NEYDİ O İMZALADIĞIM ŞEY?’
      O sözleşmeyi imzalayalı sekiz sene olmuştu ve ne yaptığımı yeni yeni anlıyordum. Evli birisi olarak tüm haklarımdan feragat etmiştim, ve çocuğumuz olduğu için bana verilmek zorunda olan evden başka talep edebileceğim hiçbir şey yoktu. Avukatım imzaladığım belgeyi geçersiz sayacak bir yasal bir teoriden bahsediyordu. Eşlerin evlilik sözleşmesinde olduğu gibi, evlilik sona ererken de mal varlıklarından birbirlerini dürüstçe haberdar etmeleri gerektiğine dayanıyordu bu teori. Biz kağıtları imzaladığımızda X.com ve Confinity isimli şirketler daha sonradan PayPal haline dönüşüp Elon’ın hisselerini milyonlara çıkartmıştı ve bunlar da o belgede yazmıyordu. Kasti olarak yapılmış da olabilirdi, gözden kaçmış da ancak avukatım imzaladığımız belgelerin geçeriz olabileceğini söyledi. Sonuç boşanma davamızı etkileyecekti ki bu da California mahkemesini iki sene boyunca meşgul etti. İki sene sonra mahkemeye çıktık, hakim Elon’ın lehinde karar verdi ancak uzun süreli bir durum olduğuna işaret etti, sonuç bir sene sonra belli olacak.

      Ayrılmamızdan sonraki aylarda saçlarımı kestirip siyaha boyattım. Ayrıca yıllarıdır tanıdığım bir adamla gittikçe güçlenip romantik bir hal alan bir arkadaşlığım da oldu.

      ‘BİZ FRANSIZLAR GİBİ OLALIM’
      Elon’dan ayrılmış olsam da – çocuklarla ilgili konular için asistanıyla görüşüyorum – ,evliliğimden pişman değilim. Beni kullan-at gibi görebildiği için Elon’a ve daha iyi biliyor olmam gerekmesine rağmen bir peri masalına kapıldığım için kendime öfkelendiğim bir dönem oldu. Ancak onun zekasına ve ileriyi gören bir adam olmasına her zaman saygı duyarım. Boşandığımız için de pişman değilim (Mal varlığı konusu çözülmemiş de olsa evlilik kurumuna dair tüm bağlarımız kesildi) Elon ve ben harika çocuklarımızın velayetlerini paylaşıyoruz. Ayağım artık yere basıyor ve hayatıma şükrediyorum.

      Ve beklenmedik bir şey de oldu. Boşanma işlemleri süresince Elon’ın nişanlısı ve ben birbirimizi sevdiğimizi fark ettik. İnsanlar onun gözbebeklerine çubuklar saplamak istediğim için şaşkındı. Bir arkadaşım tıpkı bir Fransız filmi gibi demişti, ben de ona bir e-mail yolladım:

      Pek çok düşüncenin birbirine geçtiği ve iki kadının arkadaş olduğu Fransız filmi versiyonunu, bir ‘iyi’ ve bir ‘kötü’nün olduğu ve bir tanesinin balkondan aşağı uçtuğu Amerikan versiyonuna tercih ederim.

      ‘Fransızların yaptığını yapalım’ diye cevap yazdı

      Her yönüyle çok güzel, zeki ve genç bir kadın ve eski eşimin yaşam tarzına ve kişiliğine benim olduğumdan çok daha uygun. Gerçi Elon ile ilk tanıştığında saçları koyu renkti, şimdiyse benim her zaman olduğumdan bile daha sarışın.

      Kaynak : http://www.radikal.com.tr/hayat/justine-musk-ben-elon-icin-bir-baslangic-esiydim-1495391/

      ————————————————————————————————————
      Evet işte hepsi bu!
      Elon Musk’ın kişiliği ve bencilliği hakkında tekrar düşünün isterseniz!
      Bu kadının psikolojik olarak halen ayakta duruyor olması bile büyük başarı!

      Elon Musk’ın aldığı ah’lar yanına kalır mı dersiniz; hiç sanmam!
      Bekleyip göreceğiz!

      Not : Adamda sarı saç saplantısı var bu açık! Bu konuda profesyonel desteğe ihtiyacı var!

      1. Emir Altun dedi ki:

        Sevgili “Jerfi”,

        ibretlik paylaşımın için canı gönülden teşekkür ederim! Yazını okuduktan sonra tüm düşüncelerim değişti ve kendimden utandım! Webrazzi bundan kelli, tüm “evlilik mağdurları”nın ve “kocasından alacağını alamayanların” daha çok sesi olmalı kesinlikle!

        Ve elbette bizler, var gücümüzle kulak kesilmeliyiz; “hayatın sillesini” yemiş ancak “psikolojik olarak mucizevi bir şekilde ayakta kalmayı başarmış” tüm “ünlü” yakınlarının “öğütlerine”!

        Belki sonraki yazıda, sevgili Buse Terim’in öğütlerini de okuma fırsatımız olur…

      2. Jerfi dedi ki:

        Sevgili “Emir Altun”
        İlk mesajınla son mesajın arasında ki tezat’ı sanırım farketmedin!

        Bu kadını zengin avcısı bir kadın olarak gösterdin ve aynen şöyle dedin;

        “Kestiği ahkama bakıp, hayatta Elon Musk’ın karısı olmaktan daha büyük (!) bir başarısı var mı acaba diye ufak bir araştırma yaptım”

        Aynen böyle dedin!

        Gördüğüm kadarıyla bir önce ki yazımı iyi okumamışsın anlaşılan; Kadın Elon Musk’a kafayı takmamış hatta onu atlatmak için elinden geleni yapıyor, saplantılı olan Elon Musk!

        Durum böyle olunca burada nasıl bir başarıdan söz ediyorsun orasını pek anlayamadım. Bence sen de anlayamadın çünkü olayların iç yüzünü bilmiyordun ama öğrendikten sonra da tezini devam ettirmekte bir sakınca görmedin!

        Dürüstlük önemli bir kavram ve bir gün sizde gereksinim duyabilir siniz!

    2. Seda Gezer Şahiner dedi ki:

      Merhaba,

      Okuyucu yorumları zaman zaman çok ilginç noktalara parmak basabiliyor. Yazının ne anlatmak istediği daha çok okuyucu algısı ile sanırım. Kimisi bir magazin haberi olarak görebilirken, kimi okuyucularımız yazıyı dikkate alınacak bir öğüt olarak görebilir. Bu konuda herkese saygımız sonsuz.

      Yazar olarak, Quora’da düşüncelerini paylaşan, kim olduğundan, özel hayatından bağımsız olarak bir kişinin oldukça gerçekçi düşüncelerini paylaştım. Bu kişi Mark Zuckerberg de olabilirdi, Barack Obama da. Kanımca bu noktada algı odağımız düşüncelerin kimin kaleminden çıktığından öte, düşüncelerin ne kadar doğru olabileceği olmalı.

      Sevgilerimle,
      Seda

      1. Jerfi dedi ki:

        Ben yazınızı bu şekilde algılayanlardanım Seda hanım.

        Ama kadını “zengin avcısı” gibi gösteren mesajlara da kayıtsız kalmadım.
        Elon Musk bu kadının desteği sayesinde basamakları tırmandı. Elon Musk’ın en zor günlerinde yanında bu kadın vardı ve elbette ki girişimcilik hakkında yaşanmış tecrübelere sahip.

        O açıdan haberiniz önemli.
        Sevgilerimle
        Jerfi

  2. birol dedi ki:

    Milyarder olabilmek konusunda son zamanlarda aşırı derecede kitaplar videolar haberler sosyal medya da yer almakta. Eski bir milyarder eşi dikkat edelim kendisi bu konuda bir açıklama talebinde bulunmuyor. Sadece sorulan bir soruya cevap veriyor. Bu cevap bile insanların farklı mecralarda konuyu tartışmasına sebep olabiliyor. Eski milyarder eşinin sözüne bakıp bakmamak herkesin kendi insiyatifinde olan bir konu. Dünya son zamanlarda milyarder olabilmek konusuna odaklanmış durumda. Ben şunu anlamaya çalışıyorum fakat çözemiyorum. Bizim yurt dışında olsun yurt içinde olsun oldukça başarılı girişimcilerimiz var. Bu bazen bir app fikri bazen uluslararası bir proje olarak duyuluyor.

    Sizlere bir kaç site örneği vereceğim. Bunlardan birisi ali baba grubuna ait olan ali expres sitesi. Bu site dünyanın her yerine ücretsiz kargo ile ürün satıyor. Soru 1 ; Bu site çin’e ne kadar ekonomik katkı sağlıyor çin halkının zengin olabilmesinde ki rolü nedir ?

    Soru 2 ; Ali baba sitesi Çin devletine ne kadar ekonomik katkı sağlıyor ve çindeki üreticilerin zengin olabilmesindeki katkısı nedir ?

    Ali baba ile Ali Expresi sorduktan sonra 3. sorum Amazon web sitesi abd ye ne kadar katkı sağlıyor.

    Benim en çok aklımı kurcalayan soru ise neden Türkiye de hiç kimse ali expres ali baba amazon gibi siteler açıp dünya çapında Türkiye ihracatına ve Türkiye halkının bireysel satış yapmasına katkı da bulunmuyor?

    Kimse neden bu konuda makale hazırlamıyor konuyu gündeme getirmiyor. Ali baba ali expres amazon az paralar mı kazanıyor ve kazandırıyor.

    Milyarder olabilmenin yolu tüm dünyaya satış yapacak sistemlerden geçiyor. Kullandığımız ürünlere bir bakalım
    iphone , androd sistem, yada dünyaca ünlü uygulamalar ya da bitcoinler. Farklı kendine has sistemler.

    Bireysel ithalatı sağlayan aliexpres amazon gibi sitelere karşı bizim e ticaret silahımız yok arkadaşlar. Amazon sitesinde fba programı ile brokerlik kovalayan girişimci kardeşlerimiz milyoner olamasalar da bu yola adımlarını atmış bulunmaktalar.

    Treni kaçırmadan Ülkemizde amazon a; ali exprese, ali baba’ ya karşı e-ticaret sistemleri kurmanın gerekliliğine işaret etmek istiyorum.

    Saygılarımla.

    1. oktay dedi ki:

      sevgili birol gerçekten çok önemli bir noktaya parmak basmışsın hissi veren yazına basitçe 2017 yılına kadar bu fikir bir tek senin mi aklına gelmiştir diye düşünerek başlamayı tercih ediyorum ilerleyen cümlelerde her bulamadığın girişimi dünya devi ile kıyaslama şevkini kırmayı hedefliyorum.:Çin ve Abd en gelişmiş teknoloji ve üretim dalında lider konumdalar bu ülkeler yapabildi diye bizimde onların tarzında bir ürünü kendimizden beklememiz lazım çünkü biz ihracat ülkesi yada teknoloji ülkesi değiliz.Yani web sitesi üzerinden karpuz satma işinin çok potansiyeli yok.Çinle yarışıp satabileceğin perakende ürünün abd ile yarışacak markaların yok.Bizden site çıksa o ülkelerin mallarını satar çünkü argemiz sınırlı kafalar da öyle şimdi onların ürününü satacaksak onlar zaten bizden iyi fiyata satar, devletin kargo desteğiyle ücretsiz de yollarlar.Kafadan yaş yani.Biz anca ithal ürünleri iç piyasada kendimize satarız onu da yapan siteler var bir kısmını abd liler gelip satın aldı.Çin bir ihracat ülkesi olduğu için abd bir teknoloji ülkesi olduğu için o siteler iş yapabiliyor.TR den bir girişim var mıdır buna benzer eminim vardır ama onlarla yarışmasını da asla bekleme potansiyeli yok ortamın.

      1. Erdal dedi ki:

        Oktay bey bravo.Olayı o kadar net ve doğru bir şekilde açıklamışsınız.

Bir Yorum Yazın