Türkiye, kişiden kişiye araç kiralama işinde Avrupa'yı fethedebilir mi?
Girişim

Türkiye, kişiden kişiye araç kiralama işinde Avrupa'yı fethedebilir mi?

Uber'in şehir içi taşımacılıkta yıkıcı etkisi artık sıradanlaşmaya başladı ve Uber'i yıkacak yeni bir Uber bekleniyor. Avrupa pazarındaki hareketlilikse kişiden kişiye araç kiralama girişimlerinin bu potansiyeli taşıyabileceği izlenimi veriyor.

Avrupa pazarında kişiden kişiye araç kiralama bir çok kişiden kişiya araç kiralama girişimi var ve sadece finansal hareketliliğe baktımızda bile dikkat çeken bir tablo karşımıza çıkıyor;

  • Paris/Fransa merkezli Drivy, şimdiye kadar yaklaşık 20 milyon dolar yatırım topladı ve yine Paris merkezli Buzzcar'ı satın aldı.
  • Utrecht merkezli Snappcar, İsveçli rakibi FlexiDrive'ı satın aldı.
  • Copenhag/Danimarka merkezli GoMore 2 milyon dolar yatırım toplarken Madrid/İspanya merkezli Amovens'i satın aldı.
  • Son olarak da Oslo/Norveç merkezli Nabobil, 600 bin dolar tohum yatırımı aldı.

Az nüfuslu ve araç sahibi olmanın nisbeten kolay olduğu Avrupa ülkelerinde bile dikkat çeken bu model, aslında bundan 3-5 yıl önce uygulanması zor bir model olabilirdi. Ancak günümüzde hem prosedürler, hem de uygulanabilirlik açısından oldukça iyi bir konumdayız.

Paylaşım ekonomisinde önemli bir model

Kişiden kişiye araç kiralamanın en önemli  çevresel ve ekonomik etkisi ise Airbnb ile daire kiralamaktan çok daha yüksek. Keza kullanıcı algısının paylaşım ekonomisi özelinde geliştiği de artık herkesçe malum. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte sadece esneklik ve fiyat rekabetinin kullanıcı tercihlerini yönlendireceği söylenebilir.

Türkiye'de henüz Garajyeri gibi bir kaç tane girişimi olsa da bu modelin Türkiye ve keza Avrupa için önemli bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Özellikle İstanbul, nüfus yoğunluğu açısından çok ciddi bir konumda. Yani önümüzdeki dönemde sadece Türkiye'ye değil, Avrupa'ya öncülük edebilecek bir potansiyele sahip olduğumuz söylenebilir.

Türkiye'de yasal prosedürlerin aşılması gerektiği gibi konular gündeme getirilse dahi genel itibarıyla bu detaylara takılmadan bu işin başarılabileceği ortada. Yemeksepeti başarısından ilham alarak ama yurtdışından talip olunan değil, yurtdışına talip olan girişimleri bu dikeyde çıkarabileceğimiz inancındayım.

Yorum sırası siz değerli okuyucularımızda.

Görsel Kaynak: Shutterstock

Yorumlar (5)
  1. arabaya kiraladığımızda karşı taraf parça değiştirirse ne yapabiliriz? Ülkemizde böyle şeylere kafa çok çalışır malum.

    1. Mehmet Can Mehmet Can

      Bu kritik gereksinim için etkin çözüm üretilebilir. Bu mesele engel olmayacaktır kanaatindeyim. 2002 senesinde USA'da otomobil hata tespit cihazları üreten ve Türkiye disrübütörlüğünü alan bir firmaya yazılım ve tasarım hizmetleri sunmuştum. Firma sahipleri ile de bu teşebbüsleri öncesinde birlikte personel olarak bir holding çatısı altındaki şirkette çalışıyorduk. Diagnostic cihazlarından esinlenerek bu sorunu nasıl çözeceğimi şimdiden tasarladım

      Şu bahsettiğiniz sorun sadece ülkemizde değil tüm memleketlerde fırsat bulduklarında harama bina etmiş kimselerin deneyeceği bir iş. İşaret ettiğiniz için teşekkür ederim Osman bey. En azından benim için faydalı olmuştur.

    2. Mehmet Can Mehmet Can

      Fırat Bey, İstanbul'un bir metropol olması, turizm veya ticari amaçlı giriş çıkış yapan turistlerin bulunması trafik meselesi vesaire unsurlar göz önünde bulundurulduğunda ifade ettiğiniz gibi İstanbul biçilmez kaftandır her türlü Start-Up için. Gerek tutundurma çalışmaları gerek pilot bölge olarak seçimi gerek farklı kültürlerin bir arada bulunma avantajı Dünyadaki ünü İstanbul'un henüz tam olarak keşfedilmediği benim gibi doğma büyüme bir İstanbullu için geçerli.

      İstanbulun taşı toğrağı altın. Bir kez daha hatırlatmak isterim.

      Bilmem hatırlarmısınız? Eski Galata köprüsünün üzerinde niyetçiler olurdu. O zamanlar en değerli ödül fotoğraf makineleriydi. Biraz izlemiştim dikkatimi çekmişti köprünün üzerinden binlerce kişi geçiyor bazıları o yem ödüllere gözü takıldığında bir gofret alarak içindeki kağıtta ne çıkmış heyecanla açmak suretiyle kontrol ediyorlarken bir kaç aynı kişininde sürekli büyük ödülü kazandığını fark etmiştim. Belki 78 doğumlu olupta bu manzaraları görmüşsünüz dür. Meğer o bir kaç kişi alt katta hani merdivenler vardı indiğimizde bir yaşlı amca sürekli orada dururdu görmüş olanlar anımsayacaktır işte o adam kazanan kartları tekrar yazıyor ve hile ile kazanılan hediyeleri aynı şahıslardan alıyor ve sirkülasyon devam ediyordu :) Evet gerçekten de şans faktörünün ve cezbedici ödüllerin bulunduğu bu minik tezgah belkide akşama kadar yüzbinlerce lira basıyordu. Allah nasip etmesin helal çerçevesi dışındaki kazançların kursağımızdan geçmesine.

      Bu niyet gofret örneğiyle birlikte hani şu bayanların kullandığı asetonları minik şişelere doldurup binlerce satan ve bu iş içinde sadece bir iskemle ve bavul tezgah kullananı hatırlıyormusunuz. Madeni bir para herkesin gözü önünde parlatılır ve her türlü pas ve leke tutmuş metali de parlatabileceği iddia edilerek pazarlanırdı. Ewet bu kandırmacaya gelen keklerden biride bendim. Hemde bir kaç şişe almıştım bütçem ne kadar yettiyse almıştım. Ama kendi şovumda çalışmamıştı. Bir yaşıma daha girmiştim. Ve bakır bir tabağı bütün şişedeki asetonları kullanmama rağmen bir ton bile pastan kurtaramamış ve kıç olmuştum :)

      Hani bir başka örnek vermek gerekirse okul çağlarında öğrenciler şakalar yapardı birbirlerine. Bir ara Bağcılar Lisesinde bir moda başlamıştı. Akvaryumcu minik minik yılanlar getirtip satıyor fırmala erkekler kızları korkutuyor eğleniyorlardı. Şu meşhur galata köprüsünün üzerinde yine şaka malzemeleri satılırdı. Osuruk bombası, hatta üzerinde sinek figürlü taze üretilmiş dışkı formuna benzer şaka malzemeleri satılırdı. İşte bunları gördüğümde bir büyüğümüzün sözü gelmişti aklıma. Bak evladum İstanbul öyle bir şehir ki Özal'ın ...unu satsan para kazanırsın.

      Yani madem bu tespitleri yaptık şu güzel İstanbul'un taşını, toğrağının altın olduğunu değil de dürüst bir şekilde yüksek ayar altın ile mücevher değerinde projeleri nasıl hayata geçirebileceğimizi tartışalım diye teklif ediyorum.

      Bakın bu etkinlik içinde güzel bir marka ve domaini şimdiden hazır. Event Kernel - Etkinlik Çekirdeği - www.eventkernel.com

      Hayallerimiz gerçek olsun. mCan.

  2. Mehmet Can Mehmet Can

    Neden feth edemesin. Bu amaç için amaca yönelik şık bir marka ve yetenekli tasarımcı ve yatırımcılardan oluşan bir ekibe yatırım yapmakla başlanabilir.

    Marka önerisi ve çalışması benden: SEYYARA (Arapça sözlüklerde otomobil/araba manasına geliyor. Fakat orijinal manası daha kapsayıcı: Her türlü binek manasına gelmektedir. Yani bisikletten Jeep'e. Merkepden deveye kadar SEYYARA ortak ismiyle izah edilebilir.)

    Projeye uyan domain de benden: SEYYARA.COM

    Yukarıda bahsettiğim tasarımcı ve yazılımcı ekibe yetenek ve deneyimlerimle dahil de olabilirim.

    Şimdi şu sözü paylaşmak istiyorum. Benim değil reklâmcılık fakültelerinden birinde eğitim görevlisi olan bir profesörün sözüdür: "Ürün veya hizmetinize güveniyorsanız tek yapmanız gereken onu duyurmaktır."

    İşte bu bağlamda ReklamBoard.com ve Reklâm.com alan adları ve işaret ettikleri amaca yönelik Banner kavramına yeni bir bakış açısı getirecek reklâmcılık faaliyetleri için de ek bir iş fikri de benden olsun.

    Şimdi eksik olan bu gibi teşebbüslerin faaliyetlerine başlaması için gereken yatırım sermayesinin kaynağını bulmak.

    Bu sermaye gereksinimini bende şu kadarla karşılarım diyen yatırımcı varsa şu sorunun cevabını eldeki mevcutlarla verebileceğimize inanıyorum. Maksat ticaretse Business Angel kavramına da daha şık bir kavram olabilecek bir ilavemde şu olabilir: Commerce Angel - CommerceAngel.com

    Hayalleriniz gerçek olsun. mCan

    1. Mehmet Can Mehmet Can

      Ben döğüş sporlarına merakım ve çocukluktan beri uğraşmam hasebiyle kombine atakların rakibi veya rakipleri ne denli zor durumda bıraktığını ve dengelerinin bozulduğunu ve knockout sonucunu kombine ataklarla alınabileceğini tattım ve bu şekilde yapılanan teşebbüslerin belki altın madalyayı alamasa dahi gümüş veya bronz derecesine varacağından eminim. Pazar payı ve eldeki mevcutlarla bu payın dilim büyüklüğünün ne kadar olacağı düşünüldüğünde elde edilen kazanç tatminkar olacağı da kesin görünüyor.

      İşte bu amaçları başarmak ve gerçek ihtiyaçlara ismiyle ve işlevsel fonksiyonlarıyla pastadaki payı yada başka bir pastadan da bir dilim kesebileceğimiz bir bıçak da şu markayla olabilir kanaatindeyim: TAKSIGAR - TAKSİGAR ( www.taksigar.com - taxigar.com )

      Şu 2 yorumda üzerinde tartıştığımız meselede yerli yerinde tasarlanmış markaların hali hazırda geliştirildiğini ifade ederek bunların geliştiricisi olan Mehmet CAN'ın kafa patlatarak çıkardığı sonuçları örnek göstererek amaca konu olan projelerin yazılım ihtiyaçları içinde etkin çözümler geliştirebileceğini dikkatlarinize sunarım.

      Şayet ewet Mehmet madem taşın altına ellerini koymuşsun hakkaniyet ve vicdan ölçülerinde eşit paydalar halinde bir ortaklık yapabilirim diye yatırımcılar varsa şayet sevgili Webrazzi'nin sorduğu bu sorunun cevabını vermeye çalışalım diyorum.

      İçten saygılarımla, mCan

Webrazzi Kariyer
Bütün Pozisyonlar
Webrazzi Etkinlikleri