Mobil çok güzel büyüyor da, reklamveren nerede?
Mobil

Mobil çok güzel büyüyor da, reklamveren nerede?

E-ticaret siteleri diyor ki mobil ticaret oranımız yüzde 20-25'lerde geziyor. Hatta yüzde 50'nin üzerine çıkmış önemli oyuncular var pazarımızda.

Yayıncılar tarafında da durum farklı değil, yüzde 80'lere varan mobil trafiği olan haber ve içerik siteleri var.

Adrazzi'de kısa süre önce çok talep geldiği için sadece mobile reklam verme özelliğini açtık. Çünkü özellikle bankalar bu şekilde reklam vermek istediklerini söylemişlerdi.

Mobil denildiğinde akan sular duruyor, tüm sektörler mobil için yanıp tutuşuyor. Herkes mobilin cazibesine kapılmış durumda.

Google Analytics ekranlarında aydan aya yüzde 20-30 trafik artışlarını görünce mest oluyor siteler. Özellikle yayıncılar tarafında böyle bir illüzyon söz konusu. Herkes trafikleri artıyor diye seviniyor, sonra bakıyorlar aslında artan mobil trafik; yine de seviniyorlar, hatta bununla övünüyorlar. E peki gelirler?

Hadi sizi biraz rüyadan uyandırayım...

Türkiye'de Google ve Facebook harici yerli yayıncılar özelindeki mobil display (banner vs.) reklam pazarı 2015 yılında en fazla 40 milyon TL olacak biliyor musunuz? Yani 15 milyon dolar değil! Anlaşılmamış olabilir. 2015 yılı boyunca Türkiye'den sitelere verilmiş mobil banner reklam rakamı bu söylediğim.

Yani, Hürriyet'inden, Onedio'suna, Webrazzi'sinden, Sosyalmedya.co'suna, Mynet'inden, Milliyet'ine, aklınıza ne geliyorsa mobil banner reklamlarında en fazla 40 milyon TL'lik bir pastadan pay almaya çalışıyorlar.

Eğer Facebook ve Google'ı dahil edersek, bunlarla birlikte mobil display reklam pazarı en fazla 100 milyon TL.

Durum böyle olunca Türkiye'nin en büyük haber siteleri artan trafikleriyle orantılı gelir göremiyorlar, dönüyorlar boş envanterlerini programatik üzerinden kuruşlarla doldurmaya çalışıyorlar. Sonra hep birlikte şikayete başlıyoruz "tıklamaya yönelik habercilik var" diye. Değirmen ve su denklemi...

Bu işte bir sorun var arkadaşlar ve aranızda bu konularda değerli görüşler paylaşabilecek kişiler olduğunu biliyorum. O yüzden, sadece öğrenmek amacıyla soruyorum, herkes mobile bu kadar meraklıysa, nerede bu reklamveren? Eğer pazar bu kadar küçükse, nedir bütün yayıncıların bu kadar mobil merakı?

Görsel kaynak: Shutterstock

Yorumlar (14)
  1. Sarp Bozkurt Sarp Bozkurt

    Mobil reklamların yönetiminde, ülkemizde bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Yazılımsal çözümlerle sunulan reklamlar tüketiciye ulaşmıyor. Telefonumda yalnızca 1 tane oyun var ama her zaman oyun reklamları görüyorum. Dolayısıyla tıklamıyorum ve sinir bozucu bir reklam oluyor. Bu bir sürü insanın da başına geliyor. Dolayısıyla mobil reklamlar, reklam veren için (istatistiğe bakınca) anlamsız ve giderini karşılamayacak gibi gözüküyor. Ama bana benim ilgilendiğim reklam yerine kalitesiz oyun reklamları gösteriliyor. Bence reklam dağıtıcılarla reklam verenlerin önemli paneller eşliğinde konuşup buna bir çare bulmaları gerekiyor. Eğer iki taraf da aynı anda adım atmazsa bu kısır döngüden çıkılamaz.

  2. Bu olaydaki bir etkeninde ajanslar olduğunu düşünüyorum. Büyük yayıncıların çoğu ajanslarla anlaşıyor, X firmasının reklam bütçesinin çok büyük kısmını ajans kendine ayırıyor. Kalan bütçe ile istenilen sonuç alınamayınca firma küsüyor. Yayıncıda küsüyor (kendi çözümlerini gerçekleştirmeye başlıyorlar. "tık peşinde koşma"). X'in durumunu gören diğer firmalar, ne kadar istekli olsa da, sonuçları ele aldığında istekleri törpüleniyor.

  3. Gökhan Gökhan

    Öncelikle reklam verenler kimler ona bakmamız lazım. Yani aslında ilk cümleniz biraz durumu açıklıyor. Mobil eticaret oranları ülkemizde hala düşük. Mobilden ziyaretçi gelse dahi dönüşü az. Bu kesim mobile bu yüzden ağırlık vermiyor henüz. Türkiyenin en büyük alışveriş sitelerinden bir kaçının halen mobil sitesi yok. Diğer bir sebep de bence artık düşmesi gereken mobil reklam maliyetlerinin halen yüksek olması.

  4. Abdullah Önden Abdullah Önden

    Kişisel fikrime göre, kullanıcılar telefon kullanırken reklamlara tıklama anlamında bilgisayara nazaran daha hassaslar ve dikkatliler. Yine telefonlarda kullanıcıların yönlendirme sonrası aksiyona geçmesi bilgisayara nazaran daha zor. Dolayısıyla eğer kampanya çok çok iyi değilse tıklamıyorlar, alışveriş yapacaklarsa bilgisayardan ilgili siteye girip alışveriş yapıyorlar. Biz reklamverenler de doğru alan gördüğümüz PC kullanıcılarına daha çok bütçe ayırıyoruz haliyle, zira aldığımız hit çoğu zaman ölü hiit oluyor. Hem converstation rate'i daha iyi olan ve görece daha ucuz olan bu yöntemle daha iyi kar sağlanıyor, yine bana göre.

  5. Engin Göndiken Engin Göndiken

    Bildigim kadariyla globalde mobil butcelerin buyuk kismini CPD modeller olusturuyor. Sadece bu acidan bakarak birkac sebep aklima geliyor:

    - Gelismemis reklamverenler: Pek cok reklamverenin 2-3 TL'ye CPD almaya calistigini gordum. Yurtdisinda bu rakamlar 5-10 $ seviyelerine cikabiliyor. Malesef cogu reklamveren mobil kullanicidan nasil deger yaratacagini bilmedigi icin aktif kullaniciya gercekci bir deger bicemiyor. Dolayisiyla pazarlama departmanlari tanesi 2 TL ye 2 milyon tane indirim gerceklestiriyor, bunu basari olarak goruyor =( Bu tarz butceler pazari buyutecek aliskanliklar olusturmuyor, sadece komisyon degeri tasiyor.

    - Dusuk mobil kullanici degeri: Reklamveren super bir musteri degeri modeli kursa bile malesef son kullanicida finansal islemi mobil platformda gerceklestirme aliskanligi yok. Masterpass, BKM Express gibi uygulamalar aktif mobil musteri degerini hizla artiriyor olmali diye dusunuyorum, dogru yoldayiz =)

    - Gelismemis formatlar: Kullanici kazanimi globalde genelde mobil video veya interstitial lardan gerceklesiyor. Kullandigim hicbir yerli uygulamada bu tarz reklam modelleri gordugumu hatirlamiyorum.

    - Adnetwork eksikligi: Bu eksikleri ve firsatlari goz onunde alip performans odakli akilli bir mobil ad network kuracak yatirim yapilmiyor. Muhtemelen bu firsatlar yapilacak yatirim icin henuz yeterli degerli degil =(

    Olumsuz gibi yazdim ama muhtemelen mobil kullanicinin cok degerlendigi bir kirilma noktasi olacak ve o noktadan sonra patir patir buyuyecek mobil reklam butceleri. En azindan ben buna inaniyorum =)

  6. Ahmet Arslan Ahmet Arslan

    Arda Bey merhaba, sizden bir reklam üzerine bir yazı görmek sevindirici, hele içinde programmatic vs geçince daha bir mutlu oldum. Gelelim yorumuma;

    Mobil reklama ayrılan bütçeyi 4 parça olarak ele almak lazım;

    #1 Markalar ve ajanslar ödül almaya uğraşıyorlar, bunu yapmanın en kolay yolu ise mobil projeler (rich media, özel entegrasyonlar vs) üretmekte. Bu kategorideki reklamverenlerin branding bütçelerinin çoğu bu projeler için ayrılıyor.

    Bu bütçeler kreatifi yapan ekibe ve genelde aynı ekibin yönetiminde olan sayılı yayıncılara gidiyor.

    #2 Yukarıda bahsettiğim markaların hepsinin uygulamaları var, bu uygulamalara CPI (cost per install) bazlı kampanyalar yapılıyor. Bu kampanyaların neredeyse tamamı incentive reklam platformlarında yapılıyor.

    Burada ise bütçeler Tapjoy, Supersonicads gibi platformlara gidiyor.

    #3 Google & Facebook: Hem CPI hem de branding kampanyalarında Google ve Facebook'un sunduğu çözümler inanılmaz derecede geniş ve hedefli erişim sunduğundan bütçelerin yarısından fazlası bu kanallara ayrılıyor.

    (Twitter, Instagram, Linkedin, Pinterest bu gruba dahil edilebilir)

    #4 Programmatic advertising: Markalar & ajanslar henüz bunu havalı bir söylem olarak kullanıyorlar, ne olduğundan ve nasıl yapılması gerektiğinden habersizler, şu an "biz programmatic yapıyoruz" diyen markaların istisnasız hepsi parasını yanlış harcıyor. Bu yanlış harcamaların içinde de mobil var.

    Markaların paraları üç aşağı beş yukarı bu saydığım kanallarda harcanıyor.

    Ajans ile çalışmayan reklamverenler ise sadece Google & Facebook ile hemen hemen tüm bütçelerini rahatça ve rasyonellere dayandırarak tüketebiliyorlar.

    ----------

    Hal boyleyken yayıncıların iyi para kazanması çok gerçekçi olmuyor. Bu dediğimi şu tablo ile kanıtlamak isterim; http://cl.ly/012B3x3e2C16 (Adsuit platformunda son 30 günde Türkiyedeki trafik için ödediğimiz ortalama CPM'ler)

    Hatta ilerleyen dönemde Adblockerların yükselişi ve Google & Facebook'un reklamcılığı data ile rasyonel hale getirmesi bağımsız yayıncıların işini gittikçe zorlaştıracak.

    ---------

    Son bir not eklemek isterim; 4 yıldan uzun bir süredir adtech ile ilgileniyorum, çeşitli reklamverenler için yüzlerce kampanya trafikledik, bir o kadar optimizasyon ile uğraştık. Eğer bir "placement" (yani reklamın göründüğü alan) gösterdiği reklam için conversion üretebiliyorsa CPM başına kazandığı para ve o kampanyadan aldığı bütçe doğru orantılı olarak artıyor. Yani yayıncıların kullanıcılarına göre reklam gösterebilen çözümler üretmesi şart.

    Yani Hurriyet'ler & Milliyet'ler veya saydığınız diğer yayıncılar Adrazzi gibi işleri kendi içlerinde çıkaramadıkları sürece her geçen gün kan kaybedecekler.

    Teşekkürler

    A

  7. Google Admob ve Facebook mobil reklamları gibi mecralar şu anda yerel yayıncılara göre oldukça avantajlı fiyatlar sunuyor. Üstelik bu mecralarda yayınlanan reklamların performans ölçümlerini yapmak da çok kolay. Hal böyle iken reklam verenlerin dijital ajanslar yardımı ile direk mobil uygulama ve siteler üzerinden reklam yayını yerine facebook/admob gibi mecraları seçmesi bir açıdan mantıklı gibi. Genel mobil reklam pastası istediğimiz ölçüde büyümüyor diyorsanız, buna verecek bir cevabım ne yazık ki yok.

  8. Erhan Tezakar Erhan Tezakar

    Cevabı çok da zor değil aslında.

    İçeriğe ve hizmete mobil cihazlar üzerinden mekandan bağımsız olarak kolayca ulaşmak isteyen tüketiciler, reklama da aynı kolaylıkla ulaşmak istemiyorlar.

    Trafiğin çok büyük bir kısmı ad-fraud olarak tüketiliyor bunu yayıncılar da reklam verenler de zaten uzun zamandır çok iyi bilmekte. Büyük bir mecranın web sitesine girelim, her tarafta pek çok sayıda reklam alanı ve bunun içerisindeki içeriği seçerek alan tüketiciler var. Bir çoğu gerçekte hiç görülmeyen bu reklamların tümü "impression" olarak kayıtlara geçerken, firmalarına da maliyet yaratıyor. Firmaların bir çoğu geri dönüşü yeteri kadar iyi hesaplamamakla birlikte, "neyse, marka bilinirliğimize katkısı vardır" düşüncesi sebebiyle reklam yayınlamaya devam ediyor.

    Öte yandan gelişen teknoloji cihaz tercihini Web'den Mobil'e doğru dönüştürdükçe mecraların ellerindeki reklam alanları da giderek azalmakta. Zaten görece küçük olan mobil cihaz ekranında ancak 1 tane banner alanı veya bir kaç saniiyelik bir take-over modeli reklam kullanmak mümkün olabilmekte. Yine içeriği görmek isteyen kullanıcıların o sırada hiç de reklam göresi olmadığı gibi yine dönüşüme uğrayan teknoloji etkisiyle Adblockerlar'ın da azımsanmaması gerekiyor.

    Burada zor bir trade-off ortaya çıkmakta. Mecralar reklam geliri elde edebilmek için içerik üretmeye devam ederken, öte yandan kullanıcılar reklamı görmemek için gerek insiyatiflerini kullanmaktan, gerekse de Adblocker gibi teknolojiler kullanmaktan hiç uzak durmuyorlar.

    Büyük bir reklam veren temsilcisi olarak, yıllardır CPC bazlı olmayan reklamlardan iyi performans alamadığımızı belirtebilirim. Biz tercihlerimizi mecra ve boyut bazında detaylandırarak ölçümlüyor ve hangi sitedeki hangi reklam alanının/modelinin ne kadar yatırımla ne kadar getiri elde edebildiğini çok net görebildiğimiz için satış amaçlı bir çalışmada sadece yüksek trafik sebebiyle x bir mecrada yer almamayı tercih edebiliyoruz.

    Son olarak, çok iyi takip etmediğiniz sürece mecra seçimi gerçek bir mayın tarlasına dönüşebiliyor. İlk bakışta iyi seviyelerde tıklama, lead alıyor olsanız dahi satışa dönüşme aşamasına kadar devam ettiğinizde x sitenin kitlesinin form doldurmak için uygun olmasına rağmen, ürünü satın almak konusunda yetersiz kaldığı sonucuna varılabiliyor. Yazıda bahsedildiği gibi Adrazzi'de bankaların ilk aşamada maksimum uygulama download ettirmek için sömüreceği mantıklı bir alan olarak görülmüştür bunu tahmin etmek zor değil, ancak müşteri olmayıp, uygulama yüklemiş kişilerin bir sonraki aşamaya geçirilmesi de kolay olmadığından, belirli bir site envanteri emilene kadar denenip medya karmasından çıkarılması da doğrusu anlaşılabilir bir durum. Sitelerin bir şekilde sürekli yeni kitlelere doğru genişleyebiliyor olması belkide o ilk heyecanın sürdürülebilmesi için hayati olabilir.

  9. Kaan Kayabalı Kaan Kayabalı

    Güzel bir nokta Arda, ben de yayıncı tarafındaki bakış açısını eklemek isterim.

    Dediğin gibi çoğu yayıncının mobil trafiği %50'leri geçti. Hatta Onedio gibi trafiğinin büyük çoğunluğunu sosyal medyadan alan yayıncılarda bu oran %80'lere yaklaştı. (Onedio'da %75) Yayıncılar desktopta çok çeşitli display alternatifleri sunabilirken, mobil sitelerde bu alternatifler çok kısıtlı ve çok düşük performans gösteriyor. Çünkü kullanıcı küçücük ekranda erişmek istediği içeriği tüketip hayatına devam etmek istiyor.

    Bu yüzden display modeli ile gelir kazanmaya alışmış yayıncılarda mobil trafiğin artması çok büyük panik yaratıyor. Mobil display envanterlerini %100 dolulukla doldursalar bile dekstopta alıştıkları gelirlere ulaşamıyorlar, çünkü alan çok kısıtlı, yeteri kadar display envanteri yaratamıyorlar.

    Ancak bu kaçınılmaz. Önümüzdeki yıllarda da yayıncı tarafında mobil trafiklerin artmaya devam edeceği bir gerçek.

    Burada yayıncıların en büyük, hatta belki de tek çözüm yolu: Markalı İçerik. İçerik tüketimi platform bağımsız olduğu için, kullanıcı bu içeriği mobilden mi tüketmiş, desktoptan mı çok da farketmiyor aslında.

    Millenial jenerasyonu için içeriğin önemi artıyor bunu herkes konuşuyor. İçeriğin markalı ya da markasız olması onlar için bir şey fark ettirmiyor. Önemli olan içeriğin faydalı -yani eğitici ya da eğlendirici olması.

    Bu yüzden markalar mecraların kitlelerine erişmek istiyorlarsa içerik pazarlamasına önem vermeli. Global markalarda bu geçişi ve odaklanmayı görüyoruz, yerel firmalar da bu trendi mutlaka takip edeceklerdir.

    Önümüzdeki dönemde markaların kendi hedef kitlelerine hitap eden mecralarla ortak çalışmalarında artış bekliyoruz. Markalı içerik, özel projeler, kategori sponsorluğu hatta eventlere kadar uzanabilecek çok kapsamlı çalışmalar hayata geçecek. Mecraların kitlesini iyi tanıması, tüm erişim kanallarını efektif kullanabilmesi (facebook, instagram, twitter, snapchat, youtube) gelirlerini ölçekleyebilmesi açısından önem taşıyor.

    1. Kayacan Kayacan

      markalı içeriklerinizde performansı nasıl ölçüyorsunuz? retargeting yapmak istesem yapabilirmisiniz? markalı içeriğinizi anca 'onedioda çıktık' demek için alıyorlar.

      1. Kaan Kayabalı Kaan Kayabalı

        Kaç kişi markalı içeriği gördü / tıkladı / sonuna kadar scroll etti / aksiyona girdi olarak ölçüyoruz. Anca Onedio'da çıktık demek için almıyorlar, etkileşim ve performans için alıyorlar. Aksi şekilde olsaydı, her marka 1 kere çıkar bırakırdı.

  10. 1. Facebook ve Google'a kıyasla maliyetler çok yüksek. Türkiye'de 1 ay kullanılıp sonra unutulacak bir uygulamaya ya da 99 TL'ye satmaya çalıştığı bir ürüne ($5 - $10) 30 TL reklam vermek hiç kimsenin harcı değil. İşletmesel olarak mantıklı da değil.

    2. Reklamveren, planlamacı ve yayıncı zihniyeti çok köhne. Aylık bir dergiye 80 tane ilan alıp tanesine 4 bin fiyatlandırma yapan kafalar şimdi Facebook ve Google ile yarışabilir mi?

    3. Planlama ajansları ve networkler CPM eritmek için planlama yapıyor. Reklam ve hedef kitle uyumu genel geçer tanımlamalara tabii, hangi içeriğin yanında ve hangi kitleye sunulduğunun öneminden ziyade kaç defa gösterileceği önem arz ediyor ve sonuç hüsran olduğunda kaçış başlıyor.

    4. Dijital reklam 'yer kaplamak' fikrinden şiddetle uzaklaşmalı, banner alanları minimuma indirilmeli, reklamlar ilgili kişilere ilgili içeriklerle rotasyonlu olarak sunulmalı.

    5- İçerik reklamlarına ağırlık verilmeli. Medya şirketlerinde ısrarla tekrarladığımız bir konu; artık her marka bir medya şirketi kadar güçlü. Dolayısıyla reklamverenler de sadece görsel reklam alanları kullanmamalı, ilgili yerlerde ilgili kişilere sunulacak ilgili içerikler oluşturan bir yapıya dönüşmeli.

  11. Hakan Suer Hakan Suer

    1. Programatiğin yavaş büyüyor olması bir sorun. Google ve Facebook ile sadece programatik dünyanın şeffaflığı ve yetenekleri kapışabilir ve ajanslar hala bu tarafa gerekli teknoloji & insan kaynağı yatırımını yapmıyorlar. Şeffaflık önemli çünkü ölçülebilirlik ve elle raporlama pazarın küçük olmasındaki en önemli etkenler.

    2. Google ve Facebook'un mobil toplamı 100 milyon TL değil, 400-600 milyon TL arasında estimate edilebilir.

    3. Eski alışkanlıklar: bugüne kadarki harcama alışkanlıkların yerini alamıyor premium mobil reklam satışları. Yapılan projeler de desktop projeleri kadar ses getiremiyor hem de bütçeleri desktop ile karşılaştırıldığında az, dolayısı ile ülkemizde çok önemli olan işin "havalı medya projesi" kısmı eksik kalıyor. Ödül bol evet, ama verimlilik kesinlikle kopan gürültünün onda biri seviyesinde.

    4. Mobilin yetenekleri artık ona zarar veriyor. Bu kadar çok hedefleme seçeneği olunca, markalar da bunlar kullanmak isteyince erişimler düşüyor. Bu da ilgi çekici projeleri çok az kişi ile buluşmasına neden oluyor. Bu durumdan konuyu bu noktaya getiren mobil ajanslar da direkt olarak sorumlu.

    5. Mobili reklam can çekişirken ona el verecek olan ajansların aldığı yüksek resturnler işin sürdürülebilirliğinin önüne geçiyor. Öyle örnekler yaşanıyor ki, medya ajansı yayıncıdan fazla para kazanıyor.

    6. Programatiği büyütmeye harcanmayan insan kaynağı, Google ve Facebook alımlarına harcanıyor

    7. Mobil hala pahalı kalıyor. Programatikte fiyatlar çok daha ucuzken, üstelik mobilin algısı performans mecrası iken

    8. Programatik vs direkt alımların arasında sınırların belirsizleşiyor olması bir miktar kafa karıştırıyor.

    9. Mobil reklam globalde branding ve awareness anlamında kendini ispatlamış durumda. Pazarlamacılar mobilin esas değerinin burada olduğunu görür durumdalar (nielsen - mobile tipping point, 2014). Ülkemizde ise mobil daha çok performans mecrası olarak görülüyor, esas değeri gözardı ediliyor.

  12. Soruna şu açıdan da bakalım mı?

    Burada sorgulanması gereken şeylerin başında ajansların hayatını sürdüremeyecek noktaya getiren ticari sözleşmelerdir. Ajanslar içerideki sınırlı kalifiye iş gücünü kullanarak reklamveren kampanyalarını doğru tüketiciyle buluşturmaya mı çalışıyor sanıyoruz? Ajanslar zor ticari koşullar altında ellerine geçecek reklam payını ajansa en çok kar getirecek yerlerde kullanmaya çalışıyorlar. Bunun için reklamveren ikna ediliyor, mecra/network patronlarıyla sıkı pazarlıklar yapılıyor, sonra çok da rasyonel olmayan bir kaç data ile bu yatırımların doğruluğu kanıtlanmaya çalışılıyor.

    Durum böyle olunca bir kampanyanın ihtiyacı olmayan kullanımlar, reklam modelleri iletişimin planının büyük payını alıyor. Bu kullanımlar kampanya yayını süresinde iyi raporlanmıyor, sonuçlar iyi belirlenmiyor. Kampanya bittikten sonra ise şöyle başarılı böyle güzel bir çalışma yaptık diye post analizler hazırlanıyor. Hayatında bu kampanya çok kötü sonuçlandı, yanlış planlama yaptık diyen bir ajans ya da ajans çalışanı ile karşılaşan oldu mu? Ben sanmıyorum.

    İşi en başından güzel planlayacak, markanın ihtiyaçlarını doğru bir şekilde belirlemeyecek dijital pazarlama uzmanlarının müşterilerdeki koltukları devralması gerekiyor. Sonrasında bu kişiler doğru ajans seçimleri ile hedeflerine doğru yol almalılar. Reklamveren/Ajans omuz omuza çalışmaya alışmalı. Reklamveren ajansı briefleyen bir departman değil ajanstan beslenen, ajansı sorgulayan, ajansı doğru yönlendiren ve sıkı denetleyen bir birim gibi çalışmalı.

    Bu durumun değişmesi sadece mobili değil her mecrayı hakettiği noktaya taşıyacaktır. Mobil büyüme hızına ayak uyduramadığımız bir mecra olduğundan, yatırım maliyetleri de yüksek olduğundan gözümüze batıyor olabilir. Kaçırılan fırsat keşke mobil yatırımların hakettiği yatırımları alamamış olmasından kaynaklanıyor olsa. Durum o kadar vahim ki milyar liralar ajansların kasasına girecek %'ler ile yönetiliyor.

    Aslında sorun ortada, çözüldüğünde de çorap söküğü gibi gidecek. Sadece daha az para kazanmayı göze alamayan büyükler var. Yoksa bu iş sandığımız kadar zor değil.

Webrazzi Kariyer
Bütün Pozisyonlar
Webrazzi Etkinlikleri