x

Türkiye’de mobil test yapanların neredeyse yarısı otomasyon kullanmıyor

yazilim-bug-posterYazılım ve Test Kalite Derneği, 2014-2015 dönemi için olan Türkiye Yazılım Kalite Raporu‘nu (TSQR) yayınladı. Sektör profesyonellerinin katılımıyla düzenlenen soru-cevapların sonucunda ortaya çıkan rapor, bu sene özellikle mobil platformlarda yazılım testi konusunda önemli ipuçları ortaya koyuyor. Haberimiz sonunda bulabileceğiniz raporu turkishtestingboard.org üzerinde de inceleyebilirsiniz.

Ülkemizde çalışan yazılım testi profesyonellerinin demografik bilgileriyle başlayan rapora göre yazılım testi profesyonellerinin yüzde 31,8’i 2 ile 5 yıl arasında bir tecrübeye sahip.

Yazılım testi alanında çalışanların, en çok yer aldıkları sektör ise yüzde 27,8 ile bankacılık/finans olurken yazılım ya da donanım şirketleri yüzde 21,7 ile ikinci, telekominikasyon şirketleri de yüzde 15,2 ile üçüncü sırada.

‘Mobil test’ alanında en büyük problem çok fazla sayıda platform/cihaz oluşu

Demografik verilerin ardından mobil platformda yazılım testiyla alakalı konularla devam eden rapora göre şirketlerin organizasyon yapısında mobil platformlarda test yüzde 62,3 ile test mühendislerinin sorumluluğunda. Şirketlerde iş analistleri yüzde 35,8 ile mobil test alanında çalışırken aynı oran yazılım geliştiriciler için yüzde 28,6.

Katılımcıların mobil platformlarda test yaparken en çok sıkıntı yaşadıkları konulara da değinen rapor, yüzde 48,8 ile birinci sıraya ‘çok sayıda farklı platform oluşu’nu koyuyor. Bunun dışında test için yeterli miktarda donanım olmaması yüzde 41,9 ile ikinci büyük problemken mobil test alanındaki yetenek eksikliği de yüde 37,7 ile üçüncü sırada.

mobil-test-en-buyuk-problemler

Mobil test için yüzde 45 ile otomasyon yapılmıyor

Raporda en çok dikkat çeken rakamlardan biri de ankete katılanların yüzde 44,4’ünün mobil test için bir otomasyon aracı kullanmaması. Diğer yandan katılımcıların yüzde 26,3’ü Selenium veya APPIUM gibi bir açık kaynak araç kullanırken, yüzde 22,9’u ise şirket içinde geliştirdiği yazılımı tercih ediyor.

Yukarıda da yer verdiğimiz gibi mobil test alanında çok sayıda farklı platform ve cihaz oluşunu da dikkate alacak olursak yüzde 44,4’lük oran oldukça yüksek bir rakam. Bir anlamda ülkemizdeki yazılım testi profesyonellerinin neredeyse yarısının mobil testlerini yalnızca ‘manual’ olarak yaptıklarını söyleyebiriliz.

Raporun devamında mobil test konusunda şirketlerin öncelikleri ve en çok test yapılan mobil platformların dağılımı gibi değerli bilgileri bulabilirsiniz.

(Görsel kaynak: venimo/Shutterstock)

Yorumlar (1)

  1. Ben de burda bir çarpıklıktan bahsetmek istiyorum. Uluslararası bir çalışmanın sonuçları paylaşılırken bazen özenle çeviriler yapılmış mükemmel bir sunumla türkiyelilere yapılan iş aktarılmış oluyor. Ancak her nedense yerli çalışmalar en baştan ingilizce hazırlanıp heryere böyle pazarlanıyor. İnsanın aklına acaba “Sen bunun nitrojenini koydun mu?” yaklaşımı ile kalitesizliğin gizlenmesi amacı mı var sorusu geliyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin, çalıştaylar, forum bildirgeleri, konseyler değerlendirme sonuçları vb önce o ülkenin dili ve uluslararası dolaşıma uygun bir ikinci dil ile çıkar. Ancak bizde tek geçer akçe ingilizce nedense. İngiliz sömürge ülkelerinde de hep böyle midir acaba?

    Burda vurgulamak istediğim asıl mesele şu. Sonuçta teknoloji üreten bu ülkenin profesyonelleri ingilizceyi zaten biliyor evet. Ancak bir ülkenin kendine ait bir birikimin oluşması için kendine göre bir sunumunun da olması lazım. Örneğin bir ortaokul veya lise öğrencisinin bu konulara kendi başına ilgi gösterdiğini düşünelim. O öğrenci yukarıdaki gibi çalışmaların sonuçlarını herhangi bir sıkıntı yaşamadan alıp değerlendirmeye tabi tutabilmeli, yorum yapıp üstüne çıkartımları ile projeler geliştirebilmeli.

    Oysa bizim raporlarımız sen ben bizim oğlan arasında “Bak yaptık işte, çalışıyoruz”u diyebilecek kadar var, bugün var, sana bana var o kadar. Bu da bir zihniyet meselesi. Bugün türkiyedeki en büyük yazılım üreticileri bile iş analizi gibi çok kıymetli bir dökümanı sistemsiz bir şekilde “Yarın nasıl olsa biryerlerde unutulur, okuyan da yok ki” diye aptal bir word dosyası halinde sağda solda saklayabiliyor. Oysa yazılı kültür birikim içindir, paylaşım içindir, kolay ve kaliteli paylaşım içindir. Bu ülkenin dili türkçe ise dökümanın birinci dili türkçe olmalıdır. Mesele ingilizce biliyor olmak ya da olmamakla ilgili değildir.

    Buna bir örnek daha iliştireyim. Diyebilirsiniz ki bir lise öğrencisi ise zaten ingilizce bilmek zorunda. Öncelikle kimsenin en temel şeyleri (bana göre bu çalışmalar oldukça temel şeyler ve herkesin ulaşımına açık olmalı) yapabilmek için ille de bir dil bilmesi gerekmiyor bence o ayrı bir konu. Ama 50 yaşında zamanında dil eğitimine hiç eğilmemiş bir türkçe öğretmeni bile bence yukarıdaki ve benzeri bir raporu araştırma ve çalışmalarında kullanabilmeli. Bazen bir işi yapmak için çok farklı disiplinlerin biraraya gelmesi gerekiyor. Siz ne kadar yazılım bilirseniz bilin, ne kadar ingilizce bilirseniz bilin bizim kültürümüzü çok çok iyi anlamış tek bildiği dil türkçe olan bir ahmed arif e ihtiyaç duyarsınız. Onun sizi anlaması, sizin de onu anlamanız gerekir. Bu tarz bir birlikteliğin oluşabilmesi için asgari düzeyde ortak paydaya ihtiyacımız var, dil bu ortak paydalardan biriyken buna sırt dönmek hiç de akıl karı değildir. Sonra eden bu ülkede bilişim sektörü gelişmiyor diye söylenir bununla ilgili bir çalışma yapıp İNGİLİZCE olarak pdf lerle sağa sola dağıtır caka satarız 🙁

    Cevapla

Bir Cevap Yazın