Gizem Yasa: "Kadın-erkek dengesinin doğru kurulduğu ekiplerin başarı şansı yükseliyor"

Yatırımcıların kadın-erkek ayrımından ziyade, girişimin başarılı olup olmayacağına odaklandığını söyleyen 24 Saatte İş'in kurucu ortağı Gizem Yasa, "Günümüzde pek çok örnekle desteklenebileceği gibi, kadın-erkek dengesinin doğru kurulduğu ekiplerin başarı şansı yükseliyor" diye konuşuyor.
Gizem Yasa:

24 Saatte İş'in Kurucu Ortağı Gizem Yasa, 2005 yılında Chicago Üniversitesi Ekonomi bölümünü bitirdi. Okuduğu bölüme isteyerek girdiğini anlatan Yasa okulunu 'ekonomi dalında rüştünü ispat etmiş ve bünyesinden pek çok Nobelli akademisyen çıkarmış bir kurum' olarak tanımlıyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "Okul seçimimi de bölüm seçimimi de bilinçli olarak yaptım. Öğrencilik yılları biraz zorlu geçse de yaptığım seçimin özellikle de sonraki yıllarda doğru olduğunu gördüm ve bundan memnunum. Lise sonrasında ABD'ye gitmenin pek çok artısından biri de oradaki akademik ortamlarda çeşitliliğin çok fazla olması... Bu yüzden din, ırk, cinsiyet gibi çizgiler tamamen önemsizleşiyor ve insanlar sizi zihninizle, aklınızla, fikirleriniz ve yeteneklerinizle değerlendiriyor."

Cesaretli davrandım, çünkü...

Bu sebepten ötürü öğrencilik yıllarında herhangi bir ayrımcılık yaşamadığını, tam tersine yetenekleri doğrultusunda herkesin her şeyi yapabileceğini gördüğünü ve deneyimlediğini belirtiyor ve ekliyor: "Muhtemelen ABD öncesi ve sonrasında içinde bulunduğum ortam, yetiştiğim aile dolayısıyla cinsiyet konusu hiçbir gün kişisel anlamda negatif bir anlam taşımadı benim için. Belki de bu sebeple kendi girişimlerimle ilgili cesaretli davranabildim."

Gizem Yasa, halka arz, şirket birleşmeleri gibi konularda uzmanlaşmış Wachtel&Masyr LLP’de çalıştı. Eş zamanlı olarak Coracor isimli tasarım şirketini kurdu ve 21 farklı şehirde, farklı noktalarda satışı yapılan bir marka haline getirdi. Yani girişimci, iş hayatına ABD'de başladığını söyleyerek o dönemi şöyle özetliyor:

Okul sonrası New York’a taşınarak tanınan ünlü bir hukuk bürosunda şirket birleşmeleri ve satın almaları alanında çalıştım. Cinsiyetim dolayısıyla negatif bir deneyim yaşamamış olmakla birlikte yönetim kadrosunun ağırlığına baktığımda çok erkek egemen bir firmaydı. Kadın ortaklar çok istisnai idi. O gün bunu çok sorgulamamıştım fakat bugüne geldiğimde bu durumu yadırgıyorum. Bu deneyim sonrası hep kendi girişimlerim oldu ve hep kurucu ekipteydim. Bu sebeple kültürünü kendim yarattığım veya katkı sağladığım yapıların beni heyecanlandırma sebeplerinden biri de hassasiyetle yaklaştığım konularda ağırlık koyabilmekti. İş dünyasındaki kadın-erkek dengesinin özellikle yeni nesil şirketler açısından ne denli önemli olduğunun bilincine erken aşamada vardığım için cinsiyetler üzerinden bir yarış yaratmaktansa hem kadının hem erkeğin masaya getirdiği pozitif özellikleri en iyi nasıl değerlendirebiliriz üzerine bir ekip stratejimiz oldu. Bu mantıkla hareket eden kişiler çoğaldıkça kurumsal hayattaki kültürün de dönüşmesi kaçınılmaz ve burada bize çok fazla iş düşüyor.

2011 yılında Türkiye’ye dönen girişimci, Butigo markasının tasarım ve markalaşma süreçlerini yönetti. 2015'te Butigo markasının Ziylan Grup’a satışının gerçekleşmesinden sonraki dönemde Çiçeksepeti, Modanisa gibi e-ticaret şirketlerine danışmanlık yaptı. 2017'de 24 Saatte İş’i kurdu. Türkiye'de kadın girişimci sayısında henüz istenilen düzeyden çok uzakta olduğunu belirten Gizem Yasa, "Ancak Türkiye’de girişimciliğin gelişmesine paralel olarak kadın girişimci sayısı da artıyor. Kadın girişimcilerin sayısı arttıkça ve kadın girişimciler başarılarıyla adlarından söz ettirmeye başladıkça yatırımcılar da kadınları desteklemek istiyorlar. Yatırımcı kadın-erkek ayrımından ziyade girişimin başarılı olup olamayacağına odaklanıyor. Günümüzde pek çok örnekle desteklenebileceği gibi, kadın-erkek dengesinin doğru kurulduğu ekiplerin başarı şansı yükseliyor. Teknoloji yatırımcıları ve konvansiyonel yatırımcılar birbirinden ayrıştırılmalı diye düşünüyorum" diye konuşuyor.

Gizem Yasa, teknoloji yatırımcılarının çoğu zaman dünyadaki yenilikleri yakından takip eden ve bu tarz konularda farkındalıkları yüksek olan kişiler olduğunu söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "Bu sebeple teknoloji yatırımcıları cephesinde girişimcinin kadın olmasının negatif bir etki yarattığını düşünmüyorum. Kurucu ekibin tamamının kadın olduğu bir senaryoya belki daha temkinli yaklaşılabilir ama kurucu ekipte iyi bir kadın-erkek dengesi varsa bunun tercih sebebi olabileceğini bile düşünüyorum. Diğer taraftan her yatırımcının aklında para yatırdığı şirketin sürdürülebilir olması ve girişimcinin uzun vadede işe olan adanmışlığının sürmesi konuları var. Kadının sorumlulukları ve rolleri devreye girdiğinde bu noktada erkeklere göre dezavantajları olması bu noktadaki karar mekanizmasını etkileyebiliyor."

Türkiye’de kadınların istihdama katılım oranı sadece yüzde 29.4

Ona göre kadınlar hem iş dünyasında hem de girişimcilikte adlarından söz ettirmeyi başarıyor olsa da maalesef kadınlar iş dünyasında yeterince yer bulamıyor. Gizem Yasa, burada tam olarak ne kast ettiğini  bir takım verilerle şöyle açıklıyor:

"TÜİK verilerine göre, Türkiye’de kadınların istihdama katılım oranı sadece yüzde 29.4. Bu oranın artması gerektiğini düşünüyorum. Kadınlar iş dünyasında yer aldıkça hem aile ekonomisine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyorlar. Ancak tek başına istihdam oranının azlığı bir sorun değil. Ayrıca kadınların çalışma şartları ve eşit ücret konusunda da düzenlemeler yapılmalı. TÜİK verilerine göre kadınlar erkeklerden daha düşük maaş alıyor. Bu eşitsizliklerin de giderilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çalışma hayatında cinsiyet eşitliği sağlanmalı ve kadınların yasal haklarını kullanabilmelerine mutlaka imkân tanınmalı.

Dikkat çekmek istediğim bir diğer konu da kadının istihdamdaki yeri konusu 24 Saatte İş’i kurduktan sonra benim için çok daha farklı bir hal aldı. Önceleri sosyal medya mecralarında “mobbing” ve “ücret eşitsizliği” kelimelerinden ibaret olan sorunların mavi ve gri yaka çalışan kadınlarda çok daha farklı bir boyut kazandığını gördüm. Adaylarla dirsek temasında olduğumuz için konuştuğum adayların pek çoğu bu aşamalara gelemeden daha başlangıçta, iş ararken bile pek çok sorunla karşılaştıklarını ifade ediyorlar. Dolayısıyla, kadınların iş dünyasındaki sorunları ve temsiliyetleri konusunda konuşurken sohbeti “kadın girişimciler”den ve “plazada çalışan kadınlar”dan daha öteye taşımak, daha genele yaymak lazım. Ancak bu şekilde toplumsal bir konunun köküne inmek mümkün olabilir. Buralara bakıldığında ise maalesef can sıkıcı bir tablo var."

Kadınlar Anlatıyor yazı dizisinin diğer örneklerine şuradan ulaşabilirsiniz.