KONUK YAZAR

Artırılmış Gerçeklik (AR) uygulamaları şehirlerin 3 boyutlu sanal kopyalarını nasıl oluşturuyor?

3 boyutlu haritaların oluşturulmasında büyük oranda son kullanıcılarından toplanan görsel verilerden faydalanacağı düşünüldüğünde, kişisel verilerin gizliliği konusunun en çok tartışma yaratacak başlıklardan biri olacağını tahmin etmek o kadar da zor değil.
Artırılmış Gerçeklik (AR) uygulamaları şehirlerin 3 boyutlu sanal kopyalarını nasıl oluşturuyor?

Pokemon GO, ilk defa yayınladığı 2016 yılında bu yana en çok indirilen ve de gelir üreten mobil oyunların başında geldi. Sensor Tower’a göre geliştiricisi Niantic firmasına sadece 2020 yılının başından bu yana 1 milyar USD’den fazla kazandıran oyun, tüm zamanlarda ise toplamda 4 Milyar USD’yi aşarak rekor bir gelir elde etti. Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojisi ile lokasyon bazlı GPS servislerini benzersiz bir oyun deneyimi içerisinde birleştiren oyun, diğer mobil oyunlardan farklı olarak kullanıcıları evlerinden ve ofislerinden dışarı çıkartarak, aktif halde hareket edebilmelerini sağladı.

Oyunun tüm başarısına rağmen GPS servislerinden kaynaklı metre ölçeğindeki sapmalar, zaman zaman Pokemon’ların oyun haritasında bulundukları konumları ile gerçek dünya arasından ciddi farklar olmasına ve Pokemon’ların olmaları gereken yerden çok başka yerlerde belirmelerine yol açmıştır. (Not: Atmosferik koşullar, şehirlerdeki yoğun bina kaynaklı sinyal bozulmaları, mobil cihazın alıcısının kalitesi vb sebeplerden dolayı, GPS sinyallerinde birkaç metrelik sapma payları olabilmektedir.) Oyunu oynayanların sıkça karşılaştığı gibi Pokemon’ların bir binanın duvarları içerisinde görünmesi veya asıl konulduğu ana cadde yerine özel bir mülkün bahçesinde belirmesi olağan bir durumdur. Aynı zamanda GPS servisinden yararlanmanın mümkün olmadığı kapalı mekanlarda elbette Pokemon avının pek mümkün olmadığını unutmamak lazım.

Niantic GPS kaynaklı yaşadığı bu problemlerin önüne geçmek için 2018 yılından bu yana üzerinde çalıştığı ‘’Real World Platform’’ sistemini hayata geçirdi. Real World Platform, daha öncelileri ‘’AR Cloud’’ olarak da adlandırılan bir tür gerçek dünyanın taranmış 3 boyutlu kopyası diyebiliriz. Bu sistem sayesinde cihazlar bulundukları konumun neresi olduğu GPS uydularından gelen sinyaller yerine, cihazın kamerasından gelen görüntüler ile sistemin server’ın da barındırlan 3 boyutlu point cloud (nokta bulut) verilerini karşılaştırarak bir konum bilgisi elde ediyor. Pokemon GO’ya yeni gelen
‘’AR Mapping’’ görev sistemi ile oyunculardan etraflarındaki objeleri ve sabit mekanları telefonlarının kameraları taramaları isteniyor. Bunun karşılığında ise oyun içi hediyeler veriliyor. Bu şekilde kullanıcıların kameralarından izinli bir şekilde toplanan bu görsel veriler, daha sonra taranan ilgili alanların 3 boyutlu nokta bulut (point cloud) haritalarının oluşturulmasında kullanılıyor. Niantic bu sayede milyonlarca oyuncusundan izinli olarak topladığı veriler ile dünyanın 3 boyutlu sanal bir kopyasını çıkartmayı ve bunu gelecekte tüm geliştiricilerin Artırılmış Gerçeklik (AR) uygulamaları için kullanabilecekleri bir servis sunmayı hedefliyor.

Google da benzeri bir şekilde GPS kaynaklı konumlandırma sorunlarının önüne geçmek için Visual Positioning (VPS) olarak adlandırdığı yeni bir teknik kullanmaya başladı. Türkçeye ‘’Görsel Konumlandırma Sistemi’’ olarak çevirebileceğimiz yöntem ile şehirlere ait uydu görüntüleri, Google’a arşivinde bulunan sokak fotoğrafları vb diğer kaynaklardan toplanan tüm görsel veriler, makine öğrenmesi algoritmaları ile birleştirilerek 3 boyutlu sanal bir harita & point cloud oluşturulmakta kullanılıyor.

Google Maps'in yeni özelliği ‘’Live View’’ aktif hale getirdiğiniz ve telefonunuzun kamerası ile etrafınızı taradığınızda, kameradan gelen görsel tarama verileri ile Google’ın kendi sistemindeki görsel referanslar karşılaştırılıyor ve cm bazında bulunduğunuz kesin konum verisi elde edilebiliyor. Üstelik herhangi bir GPS datasına ihtiyaç duymadan. Yani daha önceden GPS sinyallerinin yapısı itibariyle hangi yöne yürüdüğünüzü dahi net olarak kestiremezken, şu anda bulunduğunuz sokağın hangi noktasında olduğunuz, en yakındaki binaya ne kadar uzaklıkta bulunduğunuz ve hangi yöne baktığınız neredeyse kesin olarak tespit edilebiliyor. Peki bu ne işe yarıyor? Elbette şu anda Google Maps uygulamasında kullanıldığı gibi telefon ekranında sokağın üzerinde Artırılmış Gerçeklik (AR) yönlendirmelerini görebiliyorsunuz. Çok yakın bir zamanda da sadece standart AR yol yönlendirmeleri değil aynı zamanda binaların ve dükkanların üzerinde yerel işletmelere ait Artırılmış Gerçeklik (AR) reklamlarını görmeye başlayacağız.

Snapchat’de benzer bir şekilde, belli başlı şehirlere ait uydu görüntülerini ve sokak fotoğraflarını makine öğrenmesi temelli algoritmalar ile birleştirerek, ilgili şehirlerin 3 boyutlu haritalarını çıkartmaya başladı. Bu sayede Snapchat için AR filtre geliştiren kişiler artık Snapchat Local Lens özelliğini kullanarak, bu nokta bulut haritalarının kapsamında olan şehirlerde istedikleri herhangi bir bina üzerine Artırılmış Gerçeklik (AR) efekt ve deneyimleri yerleştirebilecek. Lens Studio ile daha önceden şehirlerdeki sadece belirli anıtsal yapıları üzerine AR efektleri eklemek mümkünken şimdi çok daha geniş alanlarda çalışacak ve çok sayıda kullanıcı tarafından eş zamanlı olarak deneyimlendirilebilecek Artırılmış Gerçeklik (AR) uygulamaları geliştirmek mümkün hale geldi.


Microsoft ve Facebook’da dünyanın sanal bir 3 boyutlu haritasının yaratılması ve bunun özellikle Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojilerinden yararlanan uygulamaların temel konumlandırma sistemleri olması üzerine çalışmalarını yürütmekteler. Örnek olarak geliştiriciler Microsoft Azure platformu içerisinde ‘’Azure Spatial Anchors’’ sevisini kullanarak şu anda gerçek dünya üzerine sanal objeler&bilgiler yerleştirip bunların diğer kullanıcılar tarafından gerçek zamanlı olarak, bırakıldıkları konumda etkileşime geçmelerini sağlayabiliyorlar. Bu sayede herhangi bir açık veya kapalı alanda, istediğiniz bir 3 boyutlu objeyi bırakabilir ve bu objenin aynı konumda diğer kullanıcılar tarafından Artırılmış Gerçeklik (AR) olarak görülmesini sağlayabilirsiniz. Aynı özellikle geçtiğimiz aylarda Google’ın Arıtılmış Gerçeklik (AR) uygulamalarının geliştirilmesinde kullanılan ARCore SDK yazılımının içerisinde de Android geliştiricilere sunuldu. Microsoft Spatial Anchors’a benzer bir şekilde ARCore Persistent Cloud Anchors ile gerçek dünya üzerine istediğiniz sanal & Artırılmış Gerçeklik (AR) deneyimlerini konumlandırmanız artık mümkün.

Facebook ise Artırılmış Gerçeklik (AR) gözlük projesi olan ‘’Project Aria’’ bünyesinde şehirlerin 3 boyutlu sanal harita kopyalarını çıkartmayı ve diğer firmaların planladıkları gibi bu haritaların AR deneyimlerin zenginleştirilmesinde kullanmayı hedeflediği biliyoruz. Öte yanda proje hakkında henüz sınırlı bilgi olduğu için ne tür bir sistem ile karşılaşacağımızı önümüzdeki yıl içerisinde daha net anlayacağız.

Kısaca özetlemek gerekirse tüm küresel teknoloji firmaları, Artırılmış Gerçeklik (AR) alanındaki yarışta geri kalmamak için gerçek dünyanın taranmış 3 boyutlu sanal bir kopyalarının oluşturması işine ciddi anlamda önem vermekteler. Bu sayede sanayiden, eğlenceye kadar her sektörde hayatımızın bir parçası haline gelmeye başlayacak olan Artırılmış Gerçeklik (AR) uygulamalarını da kontrol edebilir hale gelecekler. Sadece AR uygulamalarda değil, otonom araçlar da özellikle yön bulma sistemlerinden bu altyapılardan faydalanacaklar.

Öte yandan 3 boyutlu haritaların oluşturulmasında büyük oranda son kullanıcılarından toplanan görsel verilerden  faydalanılacağı düşünüldüğünde, kişisel verilerin gizliliği ve veri güvenliği konularının gene en çok tartışma yaratacak başlıklardan biri olacağını tahmin etmek o kadar da zor değil.