Açık Bankacılık neler vadediyor?

Birleşik Krallık'ta başlayıp Avrupa'dan dünyaya yayılan açık bankacılığın finans sektörü için bir devrim niteliğinde olacağı konuşulmakta.

Birleşik Krallık'ta başlayıp Avrupa'dan dünyaya yayılan açık bankacılığın finans sektörü için bir devrim niteliğinde olacağı konuşulmakta. Müşterinin datasının sahipliğinin kendisinde olacağı bu sistem ile yerleşik bankaların yaşayacağı değişime ek olarak fintech'lerin de gelişeceği ve çeşitleneceği bir ortam yaratılacağı tahmin ediliyor. 

Açık bankacılık ile büyük bankaların gücünün yeni nesil oyunculara göre azalması söz konusuyken müşteriler açısından da bankalarla yaşanan sorunların giderilmesi, veri erişimi ile müşteriye fayda sağlayacak ürünlerin çıkartılması, kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi sunulması da mümkün olacak. 

Güvenlik ve gizlilik konularının önemi bir yana yenilik için daha geniş alan yaratan açık bankacılık ile ürünlerde çeşitlilik fırsatı da konuşulmakta. Sadakati artırmak, kişiye özel teklifler sunmak için dijital verileri bankalara sağlayan Flux, mevduatları yönetmek, harcama öngörüsü yapmak gibi kişiselleştirilmiş teklifler sunabilen Yolt ve daha iyi finansal yönetimi için yapay zekayı da işin içine katarak kişisel veriyi işleyip kişinin amacına göre analiz edebilen Chip bu tarz fintech'lere bazı örnekler olarak karşımıza çıkıyor. 

Müşteri bağlılığının özellikle Millennial jenerasyon ile değişmeye başladığı dönemlerde dijitaldeki deneyim ve çalışılan şirketlerin müşteri faydası için sağlayacağı inovasyonlar daha çok önem kazanıyor. 

2018'in başında Birleşik Krallık'ta başlayan açık bankacılık regülasyonları diğer bölgelerde de farklı seviyelerde adapte olmakta. Rekabeti ve finansal verilere erişim ile sektördeki inovatif yaklaşımları artırmayı amaçlayan açık bankacılığın getireceği farklılıklarla 2020 senesinde Avrupa'daki toplam gelirin %7'sini oluşturması tahmin ediliyor. 

Fırsatlar bir yana hem bankaların hem de fintech'lerin üstesinden gelmesi gereken bazı sorunlar var. Özellikle gizlilik konularında yoğunlaşan çekincelerin güvenlik açıkları, siber saldırılar gibi zafiyetlerin giderilmemesi durumunda bankanın ve fintech'lerin güvenilirliğini zedeleyecektir. Bunun için PSD2 düzenlemeleri yakın zamanda yürürlüğe girdi. API'lar ile de ekstra önlemler alınmakta. Bilgi paylaşımı, çalışması gibi konularda açık bankacılık uygulamaları müşterilerle tamamen faklı bir güven ilişkisi kurma potansiyeline sahip. 

Güvenlik endişeleri de müşterileri tanımadıkları şirketlere birikimlerini emanet ettirmektense bildikleri bankalara daha çok yakınlaştırıyor. Özellikle işlem hacmi büyük olan kurumsal şirketler ve KOBİ'lerin dile getirdiği bu konu önemini korusa da zamanla gerçek zamanlı müşteri verisi biriktikçe sunulan tekliflerin artması, farklı alternatiflerin daha sık duyulması ve tüm hesapları bir yerden kontrol etmek gibi opsiyonların mümkün olmasıyla yeni bir farkındalık oluşturacaktır. 

Fintech'lerin yanı sıra teknoloji firmaları ve online perakendeciler de kendi ekosistemlerini yaratmak için girişimlerde bulunuyor. WeChat ve Amazon'un sahip olduğu geniş müşteri verisi, teknolojik altyapıları ile harcama yaptıkları mecraların da ötesinde para biriktirme, borçlanma ve yatırım yapma gibi fırsatlar sunuyor. Alibaba, Tencent ve Baidu'nun da fintech girişimlerinde ciddi ivme kazandığını, teknoloji şirketlerinin de fintech arenasına ısındığını görüyoruz. Yakın zamanda IBM gibi IT oyuncularının fintech girişimleri, birleşme ve satın almalarını da duymamız mümkün. 

Müşterilere karşılaştırmalı olarak birikimlerini güvenli olarak emanet edebilecekleri şirketler sorulduğunda bankalar hala en üst sırada yer almakla birlikte teknoloji şirketlerinin de üst sıralarda yer aldığını görüyoruz. Kredi kartı, adres gibi bilgileri paylaştıkları ve kolaylık için bilgilerini kaydettikleri şirketlerle olumlu deneyimler arttıkça güven de doğru orantılı olarak artıyor gibi görünüyor. Teknoloji şirketleri ve perakendeciler basit içerikle, kolay kullanım ve dijital kapasitesi yüksek olarak tanımlandığı için finansal servis sağlayıcı olmak için güveni de sağlamak yolunda ilerliyor. Bir Amazon Prime müşterisinin kredi kartına benzer fırsatlar sunan bir kredi kartı sahip olduğu, senelik ücret ödemeye sıcak baktığı ve Amazon hesabına aktarılacak iadelerin faydasını hissettiği düşünüldüğünde buradan alışveriş yapan bir kişinin online bir hesap açmakta çekincelerinin de büyük ölçüde giderilmiş olduğunu tahmin etmekteyiz. 

Peki bundan sonrası için bizi neler bekliyor? Bankaların yeni rakiplerine 5 sene içinde kaybedeceği düşünülen yaklaşık 9 milyar $'ın geri dönüşü nasıl olacak? Açık bankacılık kavramı yerleştikçe daha derin müşteri yakınlığı sağlanacak, müşterinin verisinin daha iyi analiz edilerek sunulan müşteriye özel ürünler sektöre farklı bir hareket getirecek mi? 

Dijital dönüşüm müşteriler tarafından istenmekte. Webrazzi Insights olarak yaptığımız bir araştırmaya göre şubesiz bir bankaya kendini emanet edeceklerin oranı %83 seviyesinde. Hesap ücretleri, işletim gideri, masraf ödememek için de online bir bankayı tercih edecekler de 10 kişiden 7'sine denk geliyor.

Bu nedenle online hizmet veren bankalar bu açılardan kolaylık sağlamakta. Market alışverişinden ulaşıma, eğlenceye her konuda anında istediğine ulaşmaya alışmış müşteriler bankacılık konusunda da benzer beklenti içinde. Herhangi bir yerde, istenen zamanda birikimlerine erişip işlem yapabilmeye olanak sağlayan dijital bankaların da bu nedenle özellikle globalde daha çok tercih edildiği açık.

Bununla birlikte biriyle konuşma ihtiyacı, güvenlik ve gizlilik ile bilgi eksikliği gibi konuları düşünen kitle için de hesaplarını emanet edecekleri yerler listesinde yerleşik bankalar bulunmakta. Herhangi bir fiziksel kanalın bulunmasının bile güven sağladığını düşündüğümüzde bankaların hala yerini koruduğunu - en azından belli bir kitle için - söyleyebiliriz. 

Müşteri deneyimini dönüştürmek söz konusu olduğunda da karar vericilerin şubelerin ilerleyen zamanda radikal biçimde azalacağı, işlemler konusunda güvensizlik ya da bilgi eksikliği yaşayan kitleler için uzaktan hizmet verecek kanallara yönelecekleri de tahmin ediliyor. 

Endişeler giderildikten sonra da daha iyi faiz oranları, şeffaf ücret politikası, kişiselleştirilmiş hizmetler gibi müşteriye birebir fayda sağlayacak ve kendilerini farklı hissedecekleri ürünler çıkartılması bekleniyor. Bu tabloya baktığımızda da sektöre giren yeni oyuncular ya da yerleşik bankalar için daha gelişmiş müşteri faydası sunmaları ile farklılaşmaları; özelleşmiş alanlarda faaliyet gösteren fintech'ler ile bunun hızlandırılması bekleniyor gibi görünüyor. 

Açık bankacılığa geçişteki tehditleri bir yana bıraktığımızda hem bireysel hem de kurumsal şirketler ve KOBİ'ler için geliri artıracak modeller söz konusu. Bireysel açıdan baktığımızda müşterilerin kendi verilerini üçüncü partiler ile tamamen yeni bir ilişkiye oturtması bir yana daha geniş veri ile farklı ürün ve hizmetlerin kolaylıkla geliştirilmesinin yolu açılmakta. Ticari tarafta ise geliştirilen API'lar ile şirketlere özel konuları adresleyebilir, böylece özellikle KOBİ'ler için sıkıntılı muhasebe, defter tutma, nakit akışı takip etme gibi süreçler kontrol altına alınabilir. 

Bankalara şirketlerin daha çok güven duyduğundan bahsetmiştik, buna açık bankacılığın getirileri eklendiğinde daha optimum sonuçlara ulaşmak ve bu müşterilerin daha kolay elde tutulması sağlanabilir. 

Bankalar sektörde değişim yaratmak için bildikleri iş yapış şekliyle müşterilerin değer verdiği çözümleri birleştirmek durumunda. Her partiye fayda sağlayacak gelir paylaşım modeli fırsatı ile açık bankacılık yerleşik bankaların girişimlerle daha yakın çalışmasına olanak sağlıyor. Bu açıdan öne çıkan Banking-as-a-Service/ Servis-olarak-Bankacılık (BaaS) platformlarıyla da bunu gerçekleştirmek daha kolay. 

Sıfırdan bir banka kurmaktansa açık API'lar ile altyapıyı fintech'lere ulaştırabilen BaaS gelir üretme kapasitesine sahip. Alman Fidor Bank'ın BaaS teklifleriyle diğer fintech'ler yeni dijital bankalar kurabiliyor. BBVA'nın ABD'de faaliyet gösteren pazaryeri de ana bankacılık hizmetlerinin kullanılmasına olanak sağlayan kimlik tanıma, ödeme çözümleri gibi girişimlere yeni alanlar sağlıyor. 

Açık bankacılığın ivmesini artıracağı kesin. Yerleşik bankaların da aktif olarak ya da kendi platformlarını oluşturup altyapı sağlayarak sektörün büyümesine katkıda bulunması gerekiyor. 

Fintech'ler, neobankalar dışında müşterilerin yoğun ilişkide olduğu teknoloji firmaları ve perakendecilerin de sektöre girdiği ve kullanım arttığı durumda Bill Gates'in dediği gibi sadece bankacılığa ihtiyaç duyulacak bir sisteme gidilmesinin çok yüksek ihtimali olduğu düşünülmekle birlikte güven açısından yerleşik bankaların yerinin yakın gelecekte korunacağını söyleyebiliriz.

Bununla birlikte beraber çalışma ve fırsatları düşünüldüğünde bankacılık ekosisteminin yeniden tanımlanması, müşterinin ihtiyaçlarına yönelik konuları çözecek platformların yaratılması ve teknolojiyi merkezine alan daha dinamik bir yapıya geçilmesi güncel kalmak ve yenilikçi olmak adına atılacak önemli adımlar olarak düşünülüyor.