Kovan zihin nedir? İnsanlık böyle bir yapıya geçebilir mi?
Arama
Dijital Sanayi

Kovan zihin nedir? İnsanlık böyle bir yapıya geçebilir mi?

İletişim teknolojileri belirli bir yönde gelişme eğilimi gösteriyor. Bu eğilim, insanların daha az efor harcayarak daha uzak mesafeler arasında iletişimi kolaylaştırma yönündedir. Öyle ki bir çoğumuz için çok abartı görünse de mükemmel iletişim şöyle tanımlanıyor; herhangi iki kişinin, nerede oldukları önemli olmaksızın, hiç çaba sarfetmeden konuşabilmeleri. Düşünebiliyor musunuz?

Yukarıda sözünü ettiğim iletişim modeline en yakın kavram, kovan zihin denilen “hive mind” kavramı. Bu kavramda herkes bir diğeri ile telepatik veya teknolojik bir şekilde bağlı olacak ve düşüncelerini, anılarını ve hatta rüyalarını paylaşabilecek. Böyle bir iletişim sistemi eğer gerçekten var olursa çok büyük sonuçları olacağı gibi çok büyük tartışmaları da beraberinde getirir.

(Bu konuya ilginiz varsa eğer Hive mind kavramının farklı bir şekilde işlendiği Sense 8 dizisini izleyebilirsiniz.) Aşağıdaki videoyu da izlemenizi tavsiye ederim.

Princeton Küresel Bilinç Projesi gibi bazı girişimler zaten bir kovan zihnimizin bulunduğunu iddia ediyor. Hatta bazı farklı dini gruplar da bu tür bir bağın olduğunu iddia ediyorlar ve önemli olanın bunu “algılama” olduğunu söylüyorlar. Tüm bu varsayımların ötesinde gerçekten bu konuya nasıl ulaşacağımız konusundaki en iyi teori yine teknolojik yeniliklerle geliyor.

brain-communication-1200x766

Aslında bu konunun temelleri atılmış durumda. Şu anda bazı beyin implantları ile makinelerle etkileşime geçilebiliyor. Klavyede yazı yazdırılabiliyor, protez kol/bacak düşünce yoluyla hareket ettirilebiliyor ve daha bir çok yenilik. Bunun bir üst seviyesi olarak bir başkasının beynine erişebilmek için de yapılması gerekenler çok uzakta olmasa gerek. Bu konuda çok ciddi ilerleme kaydeden projeler bulunuyor. 2014 yılında bir grup araştırmacı İspanya’da bulunan bir kişinin düşüncelerini Fransa’da bulunan bir kişiye beyin dalgalarını okumak için elektroensefalografi (EEG) ve bunu çevirmesi için bir bilgisayar kullanarak iletti.

İyi mi? Kötü mü? 

Hive mind kavramına yakın zamanda erişebileceğimiz görünüyor. Peki asıl soru böyle bir “üst akıl” veya “posthuman” bir teknolojiye sahip olduğumuzda ne yapacağız?

Bunun bir çok faydası olacağı kesin. Kendi dünyalarımızda sadece kendi istediğimiz kişilerle iletişimde olmak, her şeyi çok daha hızlı ve kolay bir şekilde paylaşmak. “İndirme” fırsatı sayesinde öğrenme sürelerinin ve kapasitelerinin inanılmaz bir şekilde artması ve yaşanabilecek zamanın çoğalması bu faydaların bazıları olarak görülebilir. (Welcome to Black Mirror!)

Tabi bu durum 1984 kitabında olduğu gibi totaliter bir rejim tarafından kontrol altına alınmak ve köle gibi yaşamaya kadar da gidebilir. Belki daha ötesi.

Olabilecek bir diğer şey ise yukarıdaki videoda da sözü edilen Tyranid Hivemind veya Zerg Overmind durumu gibi tek bir varlığa ulaşmamızdır. Kendi isteğimizle veya teknolojinin doğal bir sonucu olarak kendimizi tekil bir varlığa dönüştürebiliriz. Belki de bir çok kişinin sözünü ettiği Singularity gelecektir.

Tüm teoriler bir yana tarih boyunca insanlığın ortak şeylerde karar kılması ve birlikte çok daha iyi şeyler yapabiliyor olması belki de en basit haliyle bir kovan zihin sahibi olduğumuzun göstergesidir. Olumsuz senaryoları görmezden gelirsek eğer dünyanın sorunlarını ortak bir akılla çözmek gerçekten güzel bir hayal olsa gerek.

Yorumları GösterYorumlar Gizle (3)
  1. Ahmet dedi ki:

    korkutuyorsun bizi Burak 🙂 şaka bir yana dünyadaki terör gibi ulusal ve uluslarası sorunları ortak bir aklın çözmesi iyi olurdu. Ancak yine senin değindiğin gibi tarih bize şunu gösteriyor insanlar ne zaman tarihte buna yakın bir uzlaşıya, bilime, senaryoya sahip olsalar birbirlerini tepelemişler veya ulaştıkları gelişim seviyelerini sıfırlamışlar. İslâm dinine inanan bizler kutsal kitabımız Kur’anı Kerim’de kavimlerin helakıyla ilgili konularda bu örnekleri görüyoruz. Çok boyutlu bir düşünce yazısı olmuş.

    1. Burak Budak dedi ki:

      “…dünyadaki terör gibi ulusal ve uluslarası sorunları ortak bir aklın çözmesi iyi olurdu…” Ne kadar güzel bir temenni ama günümüz şartlarında ütopyadan öte değil. Beklemek ve izlemekten başka çare yok. Güzel düşünmeye devam. 🙂

  2. Mart dedi ki:

    Tek olarak kabul edilen akıl savaşın ve haksızlığın olmadığı bir dünya vaat ediyorsa o halde distopya değil de bir ütopyadan bahsediliyor demektir. Fakat böylesi bir durum karşısında bencil insan oğlunun kayıtsız kalamayacağı ortadadır. İlerde çok söyleyeceğiz George Orewll demişti diye 🙂

Bir Yorum Yazın