x

Amerika’da bu iş fikri çok popüler, Türkiye’de de yapalım!

amerika-girisim-rodeo

Türkiye’deki en zor iş birine para göndermek. Neyse ki Bitcoin ve PayPal var da bazılarımız işini biraz olsun kolaylaştırabiliyor. Ama geriye kalanlar hala korkunç havale ve EFT sistemlerini kullanmak zorundalar.

Yukarıdaki cümleyi okuduğunuza göre şimdi bu Arda ne diyor diye düşünüyorsunuzdur…

Aslında bu cümleler bana ait değil… Buna benzer bir cümleyi dün gece Mastercard Send ile ilgili haberin giriş cümlesinde TechCrunch’tan John Biggs yazdı. Ben de cümleyi biraz değiştirerek bize uyarladım. Saçma oldu değil mi? Türkiye’de saniyeler içinde havale hesaba geçerken, EFT’ler dakika sürerken haliyle giriş cümlem sizi şaşırtmıştır, mantıksız gelmiştir.

John’un yazdığı metin tam olarak şöyleydi, referans olması için aşağıda paylaşıyorum:

Sending money is hard. Sure we’ve got bitcoin for some and Paypal for some more and the horrible SWIFT and ACH systems for the rest of us schlubs but no one has quite cracked the money transfer trick. MasterCard Send is a good start.

Amerika’da para transferi yapmak ciddi bir sorun ve standart havale, EFT gibi yöntemlerde bile günler sürüyor transferin gerçekleşmesi. Bu sebeple kişiden kişiye (P2P) para göndermek üzerine kurgulanmış modellere ilgi fazlasıyla yüksek. Bankacılık dışı popülasyonun nüfusa oranının da %33 civarında olduğunu göz önüne alacak olursanız, bu tür servislerin neden ilgi gördüğünü anlamak çok daha kolaylaşıyor.

Özetle,

Amerika’dan doğmuş, Silikon Vadisi‘nde milyonlarca dolar yatırım almış girişimleri farklı coğrafyalarda özellikle de Türkiye’de klonlarken ya da benzerlerini hayata geçirirken bu gerçeği unutmamak gerekiyor.

İhtiyaçlar ülkeye göre büyük farklılıklar gösterir ve siz girişiminizi planlarken sadece Amerika’da ne kadar yatırım almış, ne kadar değerleme yakalamış diye düşünerek hareket ederseniz başarı için yeterli şansınız olmayacaktır.

Bu yazdıklarımı okurken son zamanlarda Amerika’da büyük ses getirmiş ve Türkiye’de birçok girişimcinin iştahını kabartan birkaç şirketi ve iş modelini düşünün, değerlendirin lütfen. Ben hızlıca sohbeti açmak için birkaç şirket yazayım. Sizce bu şirketlerin Türkiye versiyonları içinde bulunduğumuz coğrafyaya, yaşam kültürüne uygun mudur? Hangileri Türkiye’deki tüketici için elzemdir, hangileri değildir?

Magic
SMS ile istediğiniz herşeyi size tedarik edip gönderimini sağlayan servis. Türkiye’deki bir dönemler ismi çok duyulan Backup gibi bir hizmetin SMS üzerinden ilerleyen hali diyebiliriz. Şu anda çok talep gördüğü için aylık 100 dolar ödemeyi kabul edenleri öncelikli olarak hizmete dahil ediyor.

Postmates
Evlere servis yapmayan mekanlardan sizin için istediğinizi alıp getiren bir hizmet. Örnek veriyorum, Starbucks’tan kahve istiyorsunuz, 5-10 dolar ek ücret ödeyerek adresinize getirtebiliyorsunuz. Çoğunlukla restoranlar için kullanılıyor şu anda.

LendingClub
Kredi pazaryeri. Yatırımcılar kredi ihtiyacı olan kişilere 35 bin dolara kadar kredi sağlıyorlar.

Shyp
Sizin için gönderilerinizi teslim alan, paketleyen ve dünyanın istediğiniz yerine gönderimi sağlayan bir tür kargo/kurye şirketi.

Instacart
Meyve, sebze siparişlerinizi sizin için yaptıran bir servis.

Alfred
Ayda 99 dolara kişisel yardımcınıza sahip olabildiğiniz servis. Ev temizliğinden, market alışverişinize otellerdeki butler hizmetini günlük hayata getiriyor.

Bu şirketlerin hepsinin ya önemli yatırımları var, ya da yakında olacak. Liste uzayarak devam edebilir, ben hızlıca aklıma ilk gelenleri yazdım. Bu yazdıklarım dışında dünyada dikkatinizi çeken şirket var mı? Varsa, Türkiye’de söz konusu modelin başarı potansiyelini nasıl görüyorsunuz?

(Görsel: Margo Harrison/Shutterstock)

Yorumlar (43)

  1. Mesajı vermişsiniz Arda Bey. Bu iş çok tuttu hemen aynısını yapalımcılara gelsin bu şarkı!

    Shyp buradakiler arasında Türkiye’ye en uygun olan iş fikri.
    Türkiye’de insanlar Postmates gibi bir uygulamadan kahve siparişi vererek 5 lira ödemez. Alfred için de aynı şey geçerli Magic için de.
    Instacart türü modeller de bizim pazara uymuyor. Her sokakta manav, kasap, bakkal varken Türkler bu servisleri benimsemez, büyüme gerçekleşmez.
    Lending Club regülasyon gerçeğiyle yüzleşir, bankalar o pastayı yedirmezler. Kendileri en uygun krediyi vermek için oran kırarlar.

    Daha çok yazı yazmanızı bekliyoruz, teşekkürler.

    Cevapla
  2. Magic ve Alfredi uygulama olarak Backup ve bankalar denedi, olmadı. İnstacart var zaten, tazedirekt ve tazemasa. Bir farkı yok. Shypin yaptığını Aras kargo MNG kargoda yapıyor(kapıdan kargonun alınması ve kurye hizmeti) ki onuda geçtim, bu işi yapan yapmaya çalışıp batanlarıda biliyorum. Ayrıca bitaksi bu işe eğildi bakalım ne olacak. Lendingcluba gelince bizim bankalarımızın internet bankacılığı gayet hızlı ve iyi, artı bizde kickstarter tutmadı buda tutmaz bence.

    Asıl soru Arda bey size ve yatırımcılara. Yatırım arayan girişimcilere neden hep bu iş modelinin yurtdışı örneği var mı die soruyorsunuz?? Yurtdışı modeli varsa ve tutmuşsa ok, var ve tutmamışsa ok zaten değil. Hiç yurtdışında örneği yoksa kesin tutmaz diyorsunuz. Çelişmiyor mu??

    Cevapla
    • Ben zaten yazıda Amerika’da tutan (yatırım aldı, popülaritesi yüksek diyelim) iş Türkiye’de tutacak kafasıyla iş yapmanın hatalı olduğunu söylüyorum. Türkiye koşullarını göz önüne alıp, ürünü ihtiyaçlara göre modellemek gerekiyor.
      Yazdığım girişimlerin hepsi Amerika’da şu anda popüler ama soru şu: Türkiye’de tutar mı? İhtiyaç var mı?

      Cevapla
      • [bir çok faydalı yorumun ve fikrin ortaya çıkmasına vesile olan yazı için teşekkürler. devamını bekliyoruz]
        tabi ki silikon vadisi/amerika nın ekosistemdeki yeri ayrı ancak lokalde bize daha çok benzeyen (mena-asya-orta avrupa vb.) pazarlardan ihtiyaçlara uygun projeleri ülkemizde uygulama hakkında düşünceleriniz?

  3. uzun bi aradan sonra sizin düşüncelerinizi okumak güzel geldi. ama @emre ‘ninde dedigi gibi bu tür projelerin bizim ülkemizde tutması için biraz daha zamana ihtiyacımız var sanırım. Örnegin kimse Starbucks’tan kahve alıp gelsin diye 5 lira fazladan (en azından şimdilik) para ödemez.

    Cevapla
  4. Arda Bey,

    Yazınızda çok doğru noktalara değinmişsiniz. Amerika’da pazar ve iş yapış şekli oldukça farklı. Bu sebeple bu tip projelerden aslında dünyanın nereye gittiğini görmemiz açısından çok yararlı. Bankacılık sektörü ve hizmet sektörü yıkıcı bir dijital değişimin eşiğindeler. Ama dediğiniz gibi bu trendin gerçekten Türkiye’de yüksek getiri sağlaması pek mümkün değil. Amerika’da niş markete odaklandığınızda bile büyük gelirler elde etmeniz mümkün. Bunu Türkiye’de yaparsanız dar bir çevrede kalmanız ne yazık ki kaçınılmaz. Bu sebeple, global teknoloji markları yaratmamız ne yazık ki pek mümkün olmuyor.

    Bence en güzel örnek Bla Bla Car, Avrupa’da çok kullandığım bu sistemi Türkiye’de kullandığımda herkesin büyük bir tedirginlik yaşadığını gördüm. Bu açıdan lokal etkileri anlamak ve onlara çözümler üretebilmek bence çok değerli.

    Cevapla
    • Blablacar güzel örnek oldu, teşekkürler katkınız için.
      Şu anda durumları nedir, memnunlar mı büyümeden bilmiyorum ama Türkiye’de hayata geçirilmesi zor görülen işlerdendir bence de.

      Cevapla
      • Burak Adalı |

        Selamlar,

        Blablacar örneğine pek katılmadım, Ridesharing Avrupa’da senelerdir vardı zaten. Ben bir hayli kullanırdım öğrenciliğimde. Daha akıllı telefon öncesinde bile birçok yerde bir irtibat buroları vardı, oraya gidip kimlik fotokopisi bırakarak kayıt olunurdu, yolculuk da oradan başlardı. Bu modeli mantıklı olan şekilde vakti gelince online’a çevirdiler sadece.

        Türkiye’de de tren yolculuğunun uçaktan daha pahalı olduğu; Varan, Ulusoy vs gibi otobüs firmalarının olmadığı bir ortam yaratırsak bu tür işler bizde de prim yapar. Bizde o ihtiyacı pahalısı/ucuzu ile otobüs firmaları karşıladı aslında, hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan büyüklükte bir sektör yarattı teknolojik olmasa da.

        PS:Tanımadığım bir hemşonun arabasında para verip gitmektense, otobüsle gitmek daha mantıklı geliyor bana da. Belki Avrupa’da Öz Hakiki Kamil Koç kurmak lazım?

  5. Türkiye’de aktif olmayan fakat yurtdışında farklı ülkelerde kullanılan bir projeyi Türkiyede uygulamak istiyorum.Daha çok mobil platformda kullanılan bu uygulamayı Türkiye’de de uygulama arayüzünün benzerini yapmam durumunda bir sorunla karşılaşır mıyım ya da ne gibi sorunlar karşıma çıkabilir? Cevabınız için şimdiden çok teşekkürler

    Cevapla
  6. Fatih Isbecer’in bir sunumunu hatirlatti bana. Surda –> ” http://youtu.be/UgmIRFtZxRE?t=2284 ” (Dakika 38:05 – 40:45 arasi). Her ne kadar bu yazida nispeten daha yeni iş modellerinden bahsedilmiş olsa da, ilgili sunumda gecmişte Turkiye’deki “private shopping” ve “group buying” sitelerinin mantar gibi cogalmasi da buna baglanmis.

    Bu arada, “ananas ureticilerinin kimil zararlısını gideren ilacin satildigi marketplace” işi de kesinlikle Turkiye’de tutmaz, çok hakli. 🙂

    Cevapla
  7. Ben dünya genelinde de, lokal pazarlarda da, Türkiye gibi insanıyla iletişimin en zor olduğu yerlerde de her fikrin, her işin, her zaman, gerekli şekilde kapsamlı düşünerek ve planlanarak yola çıkılırsa eğer “başarı”ya ulaşabileceğini düşünüyorum.

    Başarı: Varılmak istenen hedef; para ise para, şirket değerlendirmesi ya da alınan yatırımlarsa kilometre taşları o, exit planı ise o ya da müşteri memnuniyeti vs. hedefiniz ne olursa olsun.

    Sizin için başarı “kervan yolda düzülür” atasözünün anladığınız manasını kanıtlamak da olabilir, hiçbir mantıklı gelen dayanağı olmadan gönlünüzden geçeni yapmak da, bir şarkıyı dinlerken kurduğunuz hayalin peşinden gitmek de olabilir bence, “başarı”.

    Türkiye’de maalesef çok fazla heves kırıcı, çok fazla hedef şaşırtıcı bazı toplumsal özellikler var.

    Özellikle 80’li yıllardan itibaren doğmuş kişileri daha detaylı tanımaya çalışırsanız şu an küçük, büyük, ihtiyar, kızlar, delikanlılar büyük oranda;

    – herkesin birbirinden bir şekilde şikayet etmesi,
    – genel olarak insanların karşılık beklemeden birbirini desteklememesi,
    – güzel hareketlerin arkasında art niyet aranması,
    – yeterli düşünüp, araştırmadan, doğru değerlendirilebilecek kişilere danışmadan,
    – hemen, en hızlı şekilde sadece para kazanma gibi sığ hedefler ve amaçlarla yola çıkılması gibi, işin içinden kolay kolay çıkamayacağınız bir çok “faydasız” davranış görürsünüz, maalesef.

    Faydasız: Olayları, insanları, nesneleri ya da besinleri dahi, doğru – yanlış ekseninde değerlendirmenin daha az faydalı, faydalı – faydasız şeklinde değerlendirmenin daha hassas ve doğru olduğuna inanırım.

    Bu yorumu kimlerin okuyacağını tahmin edemediğimden böyle bir girizgah faydalı geldi bana şu an;

    Yıllardır yazılım üreticisi olan biriyle konuşuyor olsaydım örneğin çok kısa bir şekilde “bundan dolayı bence böyle” demem gerekirdi,

    ya da geçmişte yaşadığı olaylara olumlu bakan birine anlatırken farklı, olumsuz bakan birine farklı anlatmak lazım bir şeyleri.

    Kısaca özetlemem gerekirse; “iş yapmak istediğiniz insanları” iyi tanırsanız ve doğru iletişimi kurabilirseniz, her pazarda her işten “başarı”ya ulaşabilirsiniz.

    Yurtdışından takip ettiğiniz, başarılı olduğuna inandığınız iş modellerini Türkiye’ye uygulamak isterseniz, işiniz hem çok zor hem de çok kolaydır.

    Aynı Türkiye’de başarılı olduğunu düşündüğünüz bir modelin, Türkiye dışında uygulamasının zor olduğu gibidir zorluğu.

    Bence gelmiş geçmiş en güzel uyarlamalardan biri Gittigidiyor – eBay bu pazarda.
    Öyle ki; hepinizin bildiği gibi eBay’in sağladıklarını, türk insanına sunmak için en kritik parçayı Gittigidiyor ekibi düşündü ve başarıyla uyguladı yıllar evvel.

    Fikir değerlendirmek her yiğidin harcı değildir bence, bu konuya bu güne kadar gördüğüm en akıllıca cevabı, Yemeksepeti ofisinde düzenlenen bir etkinlikte sorulan bir soruya Melih Ödemiş verdi bence:

    “Bilemem. Ben bilemem proje fikrinizin güzel mi olduğunu ya da kötü mü olduğunu? Örneğin kaçımız Twitter için, biri gelip bize fikir olarak anlattığında “tutar” derdik?”

    Ben Amerika’ya hiç gitmedim, Silikon Vadisi görmüşlüğüm yoktur, yabancı biriyle düşündüklerimi paylaşabilecek kadar ingilizcem de yoktur.

    Ancak bildiğim, gördüğüm tek şey varsa bu konularda TR – ABD farkı olarak buralarda özellikle zeki görünmek isteyen insanlar,

    bir hayali anlattığınızda hemen zekalarını kanıtlamak için belki de size olumsuz yönlerini saymaya başlar ve genellikle Twitter’ı dahi anlatsanız dinlemezler sizi. Hele ki egolarına basarsanız yanlışlıkla da olsa, yandınız 🙂

    Amerika ve dünyanın çoğu yerinde Türkiye’de ender bulunan insanlardan çok var bence.
    Kurduğunuz hayali destekleyecek, hayal ortağınız olacak, karşılık beklemeden fayda sağlamaya çalışacak ya da benim bu güne kadar gördüğüm en faydalı yöntem olan, önce hayalinizi destekleyip fikri büyütüp, sonra şu şu engeller çıkabilir karşına dikkat et diyecek.

    Kickstarter’ı görüyoruz hepimiz ya da Wikipedia ya da WhatsApp ya da Zappos gibi örnekler çeşitlendirilebilir.

    “Şöyle bir iş yapacağım, destek olur musunuz?” derseniz ortalama türk insanına, genellikle köstek olur bence. Önce satıp, paralarını alıp “beğenmezseniz paranız iade” derseniz satarken hem daha çok satarsınız belki hem de alanlar daha memnun kalabilir Türkiye’de.

    Hangi fikrin, işin tutacağına kısa bir cevap vermek zordur Türkiye için bence aynı hangi çalışanın gerçekten işinizi önemsediği ve kendisinden de bir şeyler katarak, fayda sağlamaya çalışara, verdiğiniz sorumluluğu, işi sahiplendiği kimin sırf “patron böyle istiyor bence” diye düşünerek konuştuğunu bilmenin zor olduğu gibi.

    Türkiye’de benim şu an hayatta olan işlerden en sevdiklerim ve desteklemek istediklerimi saymaya kalksam daha da uzar gider bu yorum.

    Bu konularda kitap yazmaya kalkışacak kadar doluyum.
    Türkiye’de internet, iletişim, pazarlama, reklamcılık, danışmanlık, marka konumlandırma gibi bir çok konu hala çok yeni ve hala zemin sağlamlaşmadı bence bir şekilde çoğu sektörde.

    İletişim konusunda çok az deneyimi dahi olmadığı, yaptıklarından çok kısa sürede belli olan insanların dahi kendilerini “sosyal medya uzmanı” şeklinde tanıtması da iş yapar o yüzden bu pazarda, bir dijital ajansta ya da geleneksel reklam ajansında sadece bir kaç ay pek bir şey öğrenmeden takılan birisi de kendini “reklamcıyım” diye de tanıtabilir bu yüzden.

    Herkesin her konuda kendini uzman olarak tanıtabildiği, her işi acımasızca eleştirmeyi kendine hak gördüğü ve sığ bir şekilde eleştirdiğinde dahi kendine benzer sığlıkta düşünen kişileri arkasına katabildiği,

    “evet bence de” şeklinde kendini destekleyenleri gördükçe daha çok eleştirdiği ve ne hakkında olduğuna dair en ufak bilgisi olmadığı sektörlerde dahi yapılan her işi eleştirenlerin köşe kapma oyunu oynadığı bence nadir pazarlardandır burası.

    Siyaset, spor, ticaret, iletişim, medya, psikoloji’den tutun da sanata, müzikten tutun da medyaya insanları dinler ve başınızla onaylarsanız herkes konuşur, aklınıza takılan bir soruyu anlattıklarına dair bilgileri olmadığını onlara gösterecek şekilde kısaca sorarsanız sıkıntı çıkabilir ama.

    En çok “kolay gelsin” dediğinde ya da “merhaba” dediğinizde cevap vermeyenlerin kendini insan sarrafı olarak tanıtması bundandır örneğin.

    Webrazzi tarihinin en uzun yorumlarından birine daha imza atmaktan gurur duyarım,
    “özet geç” diyecekleri direkt elediğimi düşünürüm herkese açık platformlarda uzun yazdığımda, internetler bence çok güzel, sektör inanılmaz gelişmelere gebe ancak yıllardır süregelen reel sektörlerde, oturmuş zeminlerde yer alamayacağının farkında olan nicelerinin ilk başvurduğu sektörlerden bence son yıllarda.

    Başlangıç maliyetinin en düşük olduğu sektör olduğundan ya da en ön plana çıkan sektörlerden olduğundan son yıllarda, tek hedefi en kolay ve en hızlı şekilde para kazanmak olan insanların dahi en kolay yükseldiği ve bence en yüksek oranda battığı sektör de bu sektör bu arada.

    Bir yandan iş ortaklıklarının en kolay kurulabildiği sektör de burası API’ler konuşur, ortak iş yaparsınız rahat bir şekilde. Ancak daha fazla kazanmak için ortağınızın, iş yaptığınız insanların da aynı şekilde kazanmasını sindiremezseniz, tek tıkla kurulan mimari bozulabilir maalesef.

    Uzun yazı görünce okumaya üşenenlere sevgi ve saygılarımla,
    sevdiğim şirketlere, çalışanlara, güzel amacı olan insanlara karşılık beklemeden onlara özel çok anlattım öğrendiklerimi, gözlemlerimi. Kısa ya da insanların en rahat faydalanabileceği şekilde özel anlatmamı isteyenlerden artık danışmanlık ücreti alıyorum. 🙂

    Ve bir yandan da karşımıza çıkan videolarda dahi “play”e tıklamadan önce süresine baktığımız, en kısa olanı en sevdiğimiz şu günlerde insanlar neden yılların deneyimi, tecrübesi ile yazılmış atasözlerini kendine rehber edinmez, atasözleri üzerine düşününce de çıkarılabilecek en olumsuz sonucu nasıl çıkarma eğilimindeler bilmem,

    İnsanlar ne ister sorusunun cevabı karmaşıktır,
    Türkiye’de yaşayan insanlar ne ister daha karmaşıktır : )
    Kimin yorumlarıni önemseyip kimi önemsemeyeceğinizi bilebilirseniz, kendinizi yeterince inceleyebilirseniz ve her yaştan, her konumdan insandan öğrenmeye çalışırsanız çok kolaydır bu ülkede iş yapmak.

    Amerika’da tutmuş bir projeyi Türkiye için yerelleştirmek en zorlarından biridir,
    Apple’a bakın bence, çay tabağına odaklanın, iş ilanlarını neden türkçe yazıyorlar düşünün.

    Size kolay gelsin,

    Her nerede çalışıyor ve çalıştırılıyorsanız.

    Güzel amacınız varsa, amacınızı sahiplenip mesai ücreti falan düşünmeden gerektiğinde sabahlayabilecek, gerektiğinde 3 – 5 gün eve gitmeden çalışabilecek şekilde çalışan hayal ortaklarınız varsa yanınızda, hedef kitleyi tanıyan insanlardan kurarsanız ekibinizi, yazılı iletişimde her noktadan, virgülden olumsuz bir anlam çıkarıp canınızı sıkmayacak insanlar olursa etrafınızda, para bir şekilde kazanılır, iş bir şekilde tutar, yolunuz bir şekilde açılır.

    Batırsanız bile dersler çıkarabilecek şekilde eğitirseniz kendinizi varsın batsın iş,
    yolunuz açık olmasa da siz kendinize yeni yollar açabilirsiniz muhtemelen..

    Geçenlerde bir arkadaşım “kerem haberi gördün mü, uzaylılar türkçe konuşuyormuş” dedi,
    uzaylılar varsa bence her ülkeyi, insanını rahatça tanır da bir bizi kolay kolay tanıyamaz bence.
    Eğer türkçe öğrenmeye çalışıyorlarsa onlara da kolay gelsin. 🙂

    Saygı ve sevgiyle,

    Cevapla
    • Hocam baştan sona okudum. Öncelikle elinize sağlık. Ülke insanına hasıl olmuş eleştirel yaklaşımı anlatırken baştan sona siz de eleştiri yağmuruna tutup bir bakıma kendinizi de eleştirmiş olmuşsunuz. Cümleleri daha kısa tutup ‘bence’ kullanımını azaltmanızı tavsiye ederim. İyi çalışmalar.

      Cevapla
      • Kerem kitap yazmışsın işte 🙂

      • Eleştiriniz için teşekkürler, bu güne kadar çok insanla tanıştım, konuştum, çok insanı dinlemeye, gözlemlemeye çalıştım.
        Gerek çalıştığım işler gerek kendime koyduğum amaç ve kişisel tavrım ya da yaşam şeklimden dolayı çok insanla konuşmam gerekti diyebilirim.

        Türkiye’de yaşayan insanlarla konuşurken “bence” demek yanlış anlaşılmaların ve doğabilecek tepkilerin önüne geçiyor gibi geliyor bana ve bu tarz yazılı anlatımlarda, okuyan kişilerin anlık tepki ve mimiklerini göremediğimden “bence” ifadesini tampon olarak kullanıyorum diyebilrim.

        Genellikle yazıyı yazıp, göndermeden önce tekrar okursam gerekli yerlere “bence” yerleştirmeye çalışır, yazdığım anda okumadan paylaşırsam dipnot olarak,

        “Not: Düşünce, gözlem ya da deneyimlerimi aktarmaya çalışırken “bence” yazmaya gerek görmüyorum. Lütfen sizin için uygun yerlere “bence” ekleyerek okuyunuz.”

        gibi bir açıklama yazarım.

        Tavsiyeniz ve yapıcı uyarınız için çok teşekkürler.

        Sağlıcakla.

    • çok ince noktalara değinmişsin yalnız yorumun yazılan makaleden uzun olmuş 🙂

      Cevapla
      • 🙂 teşekkürler,

        herkese açık bir ortamda, bu şekilde serbest yazı ile bir şeyler anlatırken keskin hatlar ve vurgular kullanmak yerine köşesiz, oval düşünmeye, ifade etmeye çalışıyorum. Okuma ihtimali olan (anlattığınız) kişileri gözlemleme şansınız yoksa, tavsiye ederim 🙂

        şu an bir şirketin çalışanı olmadığımdan, yani adımın yanında önemsemem gereken bir şirketin kurumsal kimliğini göz önünde bulundurmam gerekmediğinden, biraz daha özgür ifade ediyorum sanırım kendimi.

        kısa anlatmam gerektiğinde;

        “satış, satmak istediğiniz ne olursa olsun, birilerinin istemesini sağlamaktır.”

        gibi cümlelerle özetliyorum ancak yeterince anlaşılıp anlaşılmadığından pek emin olamıyorum.

        “söylenmesi gereken her şey zaten söylenmiş bu güne kadar, en kısa en öz halinde.
        zaman yeniden yorumlama zamanı” demiş bir düşünür.

        bu arada Ali Bey, yanlış anlamanızı istemem.
        sadece size cevap verir gibi algılamayın beni lütfen, size tepki olarak bu kadar açıklama yapıyorum gibi düşünmeyin lütfen.
        sadece sizden aldığım güzel pasla, bir süre top sektiriyorum sadece bunları yazarak 🙂 ayni takımdayız anlayacağınız.

        ve üzerine en çok düşündüğüm TED konuşması ile bitirmek isterim:
        Derek Sivers: How to start a movement – http://www.ted.com/talks/derek_sivers_how_to_start_a_movement#t-166339

    • Kerem kitap yazmışsın işte 🙂

      Cevapla
      • 🙂 Eskiden düşüncelerimi kağıtlara yazıyordum, sonra bilgisayara not almaya başladım ancak kaybolabiliyor bu iki şekilde notlar. Bir süredir bu şekilde benim için o an tetikleyici olan yere not alıyorum hızlıca. İleride yazıları toplayıp , kitaplaştırma düşüncem var gerçekten 🙂

    • Sevgili Kerem, bir “Türkleri Anlama Kılavuzu” da sen yazmalısın 🙂 faydalandığım arada notlar aldığım bir yorum olmuş sağolasın. İşte blogları bunun için çok seviyorum. Canı çıkası 140 karakterde ne böyle bir yorum yazabilir/okuyabilirsin. Ya sahi biz ne ara bu kadar iletişim kurulması zor bir millet olduk :S

      Cevapla
      • Ahmet üstadım, çok teşekkürler. 140 karakterlerle genele seslenmek zordur, bir kişiyle ya da belli bir ortak özelliğe sahip insanlara seslenmek kolaydır gibi geliyor bana.

        “Ya sahi biz ne ara bu kadar iletişim kurulması zor bir millet olduk?” cümlesiyle siz 70 karakterle neleri neleri özetlemişsiniz.

        Bu topraklarda aynı anda yaşayan odağı, ekseni, özü, iyi niyeti en sarsılmış insan topluluğu olduk gibi geliyor bana çeşitli etkenlerle. Ancak her durumda olduğu gibi bu durum da olumlu yorumlanabilir, biraz zor olsa da değiştirilebilir çoğu davranış.

    • Çok uzun bir ön bilgiden sonra 🙂 yazıda Arda Kutsal’ın örnek verdiği projelerden ilk ikisi hakkında Türkiye için yorum yapayım;

      Magic: Çok güzel bir modelmiş. Boyner Backup da Türkiye’de gelmiş geçmiş en desteklediğim projelerden biriydi.
      Magic hedef kitlesi sınırlı da olsa güzel bir proje haline gelebilir Türkiye’de.

      Postmates: Bu haliyle kurgulandığında Türkiye’de başarılı olması zor. İlla bu projeyi yapmak istiyorum diyen kişi Beşiktaş çarşı gibi bir yerde gezer, eve servis yapan 2-3 işletmeye uygun bir dille sorunlarını sorarsa, görecektir ki küçük işletmelerin belini büken konulardan en önemlisi eve servis için motor almak, A2 ehliyeti olan çalışan aramak daha sonra da 2 ay işe ısınma, 3 ay çalışma derken en iyi ihtimalle 6 ayda bir tekrar yeni kurye döngüsüdür. Motor maliyeti yani eve servis için başlangıç maliyeti de cabası. Ayrıca büyüme aşamasında yeni motor ihtiyacı, 2 motordan fazla olunca park ihtiyacı uzar gider buradaki sıkıntılar.

      Postmates’i yapmak isterseniz faz1 olarak; işletmelere eve servis konusunda çözüm ortağı olabilecek bir yapı kurabilirsiniz başlangıçta. Önce hali hazırdaki sorunu çözüp, talebi karşılayıp oradan para kazanır ve yeterince güçlenirseniz bence bu dikeyde faz2, faz3 ne isterseniz yapabilirsiniz. Zaten yapıyı iyi kurarsanız müşteriler talep eder faz2, faz3 şekillenir.

      Cevapla
      • Recep Tunç Andırın |

        Firmalarin kurye ihtiyacı ni giderebilmek muhteşem olurdu
        Eski bir işletmeci olarak zaman problemi için nasıl bir program gerekir çok değişkenli bir problem

    • Baştan sona güzel bir yorum. Elinize sağlık.
      Yorumunuzdaki tespitler içerisinde “bence” can alıcı noktalardan birisi de “Kurduğunuz hayali destekleyecek, hayal ortağınız olacak, karşılık beklemeden fayda sağlamaya çalışacak ya da benim bu güne kadar gördüğüm en faydalı yöntem olan, önce hayalinizi destekleyip fikri büyütüp, sonra şu şu engeller çıkabilir karşına dikkat et diyecek.” kişiye ulaşmaktaki şansımızı anlattığınız kısımlar.
      iyi çalışmalar.

      Cevapla
      • Günaydın Barış Bey, teşekkür ederim.
        Blog gibi sayfamda bir şarkı paylaşmak için wordpress’e girip
        sizden gelen notificationı görünce mutluluktan 2-3 kez okudum.

        Maalesef o kadar karışık zamanlardayız ki
        mutlu olunca gerçekten mi diye sorguluyorum içimden istemeden, şaşkınlıktan 2-3 kez okuyorum.

        Size gelsin şarkı klip 🙂

        Hoşçakalın.
        https://www.youtube.com/watch?v=psd73VKRu5Y

    • Ilk olarak yaratici biseyler yazmissin ve yaratici insanlari kimlerin nasil engelledigini bagnaz insanlardan bahsetmissin ancak yazinin yarisindan sonra ayni bagnazligi sen yapmissin. Sana baska diyecek biseyim yok

      Cevapla
  8. Türkiye’deki en zor iş birine para göndermek. Neyse ki Bitcoin ve PayPal var da bazılarımız işini biraz olsun kolaylaştırabiliyor. Ama geriye kalanlar hala korkunç havale ve EFT sistemlerini kullanmak zorundalar.

    Cevapla
  9. Birkaç kısa örnek ile TR’yi ele alalım.

    – AVM’de 335 tl olan ütüyü, spot piyasadan 195 liraya, Elektronik market zincirinde 2700 lira olan çamaşır makinesini spot piyasadan 2000 liraya alıyorsunuz, bu düzen neden yasalara takılmıyor bilemiyorum.
    – Pasajların kuytu ofislerinde elden bahis piyasası cirosu yasal bahisi kaça katlar tahmin edemiyorum.
    – Kıl, saç, kilo, diyet temalı reklamlarla kaç milyon cirolar yapılıyor bilmiyorum.
    – Telefonda dolandırıcılık piyasasında pasta ne kadar büyük ölçemiyoruz.
    – Film indir, full film izle, hd film izle girdabında sektörün ne kadar kaybı var bilemiyoruz.
    – Şok, şok şok haberciliği ile günde kaç yüz kez tıkladığımızı saymıyoruz.
    – Yarışmacıları oylama amacıyla gönderdiğimiz milyarlarca ücretli sms ler için neden 2.5 lira ödediğimizi sorgulamıyoruz.

    Girişiminizle bu düzeni yıkmaya çalışıyorsanız, selam olsun!

    Cevapla
    • AVM’nin veya elektronik zincilerin ilçelere kadar yayılmasını bir kenara bırakacak olursak diğer sıraladığınız maddelere kesinlikle katılıyorum. Bunlar yüzünden ticaretin çarkı dönmüyor, herkes fiyat kırmaya çılgınlar gibi indirim yapmaya çalışıyor. Günün sonunda hepsi zararlı çıkıyor. Bir nevi kendi topuğumuza sıkıyoruz. Yukarıda saydığınız maddelerin Türkiye’den temizlenmesi çok zor görünüyor. Umarım düzelir…

      Cevapla
  10. Coğrafya kaderinizdir…İbn-i Haldun

    Cevapla
  11. Postmates uzun zamandır kafamda dolanan sistemin en basit ve en kullanışlı hali gibi göünüyor. Hatta tam olarak derdim Starbucks’tı 🙂
    Bizde trafik, tedarik gibi gerekçelerle epey zorlar gibi. Son kullanıcıya maaliyeti ne oluyor acaba?

    Cevapla
  12. Genellike iş fikirlerini taşımak (kopyalamak) için ülkelerin hatta bölgelerin sosyolojik, kültürel, ekonomik, demografik vb. yapılarını irdelemek ve ona göre planlama yapmak gerek. Bu yüzden ülkemizde bir iş planı oluştururken bunlar dikkate alınmalı. Mesela etohum un girişim listelerine baktığımızda kurulan işlerin bir çoğunun 6 aydan fazla yaşamadığını görebiliyorsunuz. Ne yazık ki bu kayıplar iyi düşünülmemiş iş planlarından kaynaklanmaktadır.

    Cevapla
    • Büyük oyuncuların localde başarılı olmuş ileride kendisine rakip olabilecek girişimleri satın almasında en önemli neden yorumda bahsettiğiniz (sosyolojik, kültürel, ekonomik, demografik) zorluklar sanırım..

      Cevapla
  13. Arda Bey , yazınız için çok teşekkürler.

    Size katılıyorum , burada çok sevdiğim bir sözü yazmak istiyorum.
    Think global , but act local .
    Bir girişimin bence modeli import ederken düşünmesi gereken en önemli husus.
    Türkiye şartlarına göre yorumlamak , modeli kurgulamak .
    Kullanıcı alışkanlıklarını , yasal düzenlemeleri düşünmek.
    Bazen çok büyük kurguların kompleks teknik işlerin içinde buluyorum kendimi, o zaman da duruyorum ve basit hususların ne kadar kolay tuttuğuna bakıyorum.Keep it simple stupid diyorum kendime.

    Keşke bir yazı dizisi ile başarısız girişimleride yazssanız , aslında en büyük dersler orada.
    Biz girişimcilere ışık tutar.
    Teşekkürler , saygılarımla.

    Cevapla
  14. Benim merak ettiğim Türkiye’de özellikle yerel olan girişimlerden örnek alınıp yurtdışında yapan var mı? Hiç tersini düşünen yok.

    Cevapla
  15. Yorumlardan görüyorum ki yazıyı değil başlığı okuyup geçen baya bi insan var 🙂

    Cevapla
  16. Amerika’da başarılı olmuş bir girişimin Türkiye’de başarılı olmasının sırrı bizim ülkemize has eklentiler yapmaktan geçiyor bence. Aynı modeli bire bir uygulamak ve hatta girişimin çıkış noktasını da “ilk Türk sosyal ağı” şeklinde yapmak bizim milletimizde ters etki yaratıyor. Bunun yerine uygulamaların içine Türkiye’ye has güzellikler eklemek dikkat çekici olabiliyor. Türkcell’in BiP uygulamasında Yiğit Özgür karikatürlerinden çıkartmalar eklemesi gibi.

    Cevapla
  17. Abi bu yeni açılan şirketleri, yeni çıkan ürünleri nerden hangi kaynaklardan buluyorsunuz? Phys alfred vs……

    Cevapla
  18. Arda Bey, dikkatinizi çeken, olabilir dedirten girişimlere bundan sonra da sıklıkla yer vermenizi bekliyoruz.

    Cevapla
  19. Konu yorumlarda çok farklı noktalara kaymış. Girişimci dediğin çevreseindeki sorunlardan problemlerden ilham alarak iş modeli oluşturabilen insandır çevresindekileri nasıl değiştiririm de başka yerde tutan uygulamayı burada da yediririm diye düşünmemeli bence. Hayal ettiğiniz kullanıcı nerdeyse o pazarı hedefleyerek girişimizini orada başlatmanız en mantıklı olanıdır. Kullanıcıyı şekillendirmekten çok onun ihtiyaçlarına yönelen girişimler başarılı oluyor. Sıfırdan ihtiyaç oluşturmak farklı bir konu. Başka yerde tuttu burda da tutar mı demek işe tersten başlamaktır bence. Şehirde damacana su çok kullanılıyor biliyoruz diyelim baktınız bi Anadolu kasabasında damacana su dağıtımı yapan yok bu iş büyükşehirlerde tutmuş burda da tutar deyip direkt girişirseniz batarsınız çünkü kasaba küçük olduğu için zaten evlere gelen su kaynak suyudur. Bu örnek bizzat kendi memleketimdendir ve bu işi yapmaya kalkanlar da battı 😀

    Cevapla

Bir Cevap Yazın