x

Dünyanın girişimci şehirleri ve çıkarmamız gereken dersler [Güncellendi]

Girişimleri erken aşama verilerle değerlendiren Startup Genome yeni bir raporla girişimciliğin başkentlerini açıkladı. Liste şaşırtıcı değil. Zirvede Silikon Vadisi (San Francisco) var. İstanbul’un ise adı geçmiyor.

Yaklaşık 2 yıllık bir proje olan Startup Genome, biri Türk (röportajımız) 3 girişimci tarafından kurulmuştu. Kurucular şimdiye kadar dünyanın farklı ülkelerinden 50 bin girişimi incelemiş. Girişimciler ve yatırımcılarla 50’ye varan detaylı görüşme yaparak 160 sayfalık bir rapor çıkarmış.

UC Berkeley, Stanford ve Telefónica Digital desteğiyle hazırlanan raporda 50 değişken ve 8 bileşenle Startup Genome’un 9 temel kavramı (girişimin uygulanışı, şirket performansı, yatırım, yetenek, destek mimarisi vb.) üzerinden bir sıralama yapılmış.

20 şehrin sıralandığı girişim ekosistemi tablosunda Silikon Vadisi her alanda ilk sırayı almış. Ardından gelen şehir ise Tel Aviv (İsrail) olmuş. Amerika ve Kanada dışında sırasıyla Londra (İngiltere), Paris (Fransa), Moskova (Rusya) ve Berlin (Almanya) Avrupa’yı temsil eden şehirler olmuş.

Raporda yer verilen bir kaç sonuç ise şunlar;

  1. New York ve Londra gibi gelişmiş ekosistemlerde bile ilk aşamada sunulan risk sermayesi potansiyeli Silikon Vadisi’nden yüzde 70 daha düşük.
  2. Silikon Vadisi göç veriyor. Singapore ve Waterloo yüzde 33 ve yüzde 35 oranında Silikon Vadisinde yaşayan kuruculara (girişimciler) ev sahipliği yaparken en düşük oran Berlin ve Sao Paulo (Brezilya) da, yüzde 4 ve yüzde 7.
  3. Girişim tipleri dikkate alındığında Sao Paolo ve Moskova Silikon Vadisi’ni takip ediyor.
  4. Veriye dayalı girişimlerin başkenti Sidney (Avustralya).
  5. Fransa’nın ileri eğitim anlayışı Fransız girişimcilerin neredeyse tamamının (yüzde 96’dan fazla) yüksek lisans veya doktora derecesine erişmesini sağlamış.
  6. Tel Aviv yeni teknoloji trendlerine uyum sağlamakta zorlanıyor. Girişimlerin yüzde 80’i daha uzun bir geçmişe sahip olan PHP, C++, Java ve .Net tabanlı. Silikon Vadisi’nde yükselen Ruby, Python ve Javascript İsrail’de öne çıkmıyor.
  7. Singapur güçlü bir yatırım ortamına sahip olsa da risk alma konusunda son sırada kalıyor.
  8. Melbourne (Avustralya) yeni teknolojilere uyum sağlama konusunda ilk sıralarda ancak buradaki girişimcilerin küçük dikeylere odaklanması potansiyellerini kısıtlıyor.

Peki biz sonuçlardan ne çıkarabiliriz?

  1. Risk sermayesi konusunda kendimizi Silikon Vadisi ile kıyaslamaktan vazgeçelim ve Evernote CEO’su Phil Liblin’e kulak verelim; “Halen takım elbiseniz olmadan 20 milyon dolar yatırım alabileceğiniz tek yer Silikon Vadisi ama 20 milyon dolara da ihtiyacınız yok. Bugün 50 bin dolar veya 100 bin dolara bir küresel şirket kurabilirsiniz.
  2. Silikon Vadisi ve Amerika’dan Türkiye’ye de dönüşler başladı ve dönecek olanlar var. Kendinize kurucu ortak ararken bir gözünüz ABD’de olabilir.
  3. E-ticaret dışına çıkmalı ve özellikle bakir alanlarda yazılım tabanlı hizmetler (SaaS) geliştirmeye başlamalıyız.
  4. Veriye dayalı hizmetler geliştirmek geleceğe yapılacak en iyi yatırım.
  5. Fransızlar kadar olmasa da eğitime biraz daha vakit ayırmakta fayda var.
  6. Kendinizi Silikon Vadisi’ne satmak istiyorsanız oradaki yenilikleri takip edin ve o tarafa yönelin.
  7. Yatırımcılarımız daha küçük ortaklıklarla daha fazla yatırım yaparak paralarının bir kısmını kaybetmekten korkmamalı. (bkz: David McClure)
  8. Yeni teknolojilere uyum sağlarken yaptığınız işle uyumuna bakın. Eğer hızlı bir balık olmak istiyorsanız yeni teknolojilere uyum sağlayayım derken geride kalabilirsiniz. Faydalı temel mimarinin büyük işlerde daha fazla kar getireceğini de unutmayın.

GÜNCELLEME: Yukarıdakiler benim görüşlerimdi ve girişimci yazarlarımızdan Serkan Ünsal da Türkiye’de bu listeye girmek için nelerin eksik olduğunu paylaştı;

  1. Hala 100 milyon dolar üstünde gelir elde eden internet girişimi sayısı 10’un altında. (Startup Output)
  2. Melek yatırımcı ve Early Stage Yatırımcı var fakat eksik basamaklar var. Henüz tam bir yatırımcı ekosistemi yok.
  3. Girişimci-yatırımcı ilişkilerini bilen, “money raise” konusunda tecrübeli/bilgili girişimci sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor, mühendis konusunda ise sıkıntı çok fazla. Bazı üniversitelerdeki eğitim düzeyi oldukça düşük, Linux ne demek bilmeyen bilgisayar mühendisi bile görür olduk.
  4. Girişimciliği kurumsal hayattan kaçış veya kısa yoldan köşeyi dönme yolu olarak görme, süper fikir peşinde koşma mantığı hala çok yüksek bir oranda. O yüzden bu konuda da zayıfız. (mindset)
  5. Son 2 yılda kopyalama konusunda öğrendik, bundan sonra trendleri belirleyebilir miyiz, zaman gösterecek. (Trendsetter)

Görsel Kaynak: Navair

Yorumlar (3)

  1. son günlerdeki en işe yarar yazı olmuş

    Cevapla
  2. İşin temelinde eğitim yatıyor. Eğitim seviyesi yüksek ülkelerin vatandaşları yeniliklere daha kolay adapte olabiliyor. Yenilik getirdiğinizde bunu kullanabilecek insan bulamıyorsanız malesef çabanız boşa gidiyor.

    Ayrıca iş yapış kültürüde önemli. Türkiye gibi karşılıksız çekin oldukça popüler bir ödeme aracı olduğu ,inşaatı yarıda bırakıp kaçan müteahitin cirit attığı bir ülkede doğal olarak kimse birbirine güvenmiyor. Güven ortamının olmadığı yerde de ortaklıklar kolay kurulamıyor. Kurulsa bile ileride sıkıntılara sebep verilecek yapıda kuruluyor.

    Amerika ve İngiltere’de yenilikçi projelerin finansmanı için fonlama mekanizması ve hukuksal altyapı iyi kötü oturmuş durumda. Biz de bu işler 5 yıl sonra anca oturur. O zamana kadar bu işleri deneyenler de oldukça zorlu yollardan geçerler.

    Cevapla

Yorum Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *