‘İnternet özgürlüğü hiç olmadığı kadar tehdit altında’
Arama
Genel

‘İnternet özgürlüğü hiç olmadığı kadar tehdit altında’

İnternet her ne kadar dünyayı ‘global köy’e dönüştürse de beraberinde özgürlük tartışmalarını getirdi, getirmeye de devam ediyor. Peki internette özgürlüğü kim kısıtılıyor? Bu noktada özgürlük tartışmalarının iki eksen etrafında toplandığını söyleyebiliriz. Birincisi siyasi rejimler. Çin ve İran gibi ülkeler internet özgürlüğü kısıtlaması açık seçik yapıyor. ABD’deyse Çevrimiçi Korsanlığı Önleme Yasası (SOPA) tasarısıyla internet özgürlüklerini yeniden tanımlamaya çalışıyor ve büyük tepki topluyor. Türkiye’de de ‘filtre’ adı altında ya da doğrudan kamu kurullarının erişim engeliyle bazı sınırlar tespit edildiği ve hükümet kadrolarınca uygulandığını biliyoruz. Türkiye’de halen 18 binden fazla site engellenmiş durumda. Peki ya ticari cephede durum nasıl, dev küresel şirketler internet özgürlüğünün neresinde?

Bu konuyla ilgili İngiliz The Guardian gazetesiyle röportaj yapan Google kurucularından Sergey Brin, ilginç noktalara temas ettiğini söyleyebiliriz. İnternetin ‘açıklık ilkeleri’ ve ‘evrensel erişim’ kavramları üzerine kurulduğunu ifade eden Sergey Brin, internetin hiç olmadığı kadar tehdit altında olduğunu iddia ediyor. Brin, internet özgürlüğününde hükümetlerin internet ortamını kontrol altına çalışmasını ve platformları bulunan büyük şirketleri en önemli iki faktör olduğunu söylüyor.

Sergey Brin, özellikle Apple ve Facebook‘un kendi platformlarını oluşturarak, duvarlarla çevrilmiş bir bahçe gibi olduklarını iddia ediyor. Apple ve Faceook platformlarının özgür gibi göründüğünü söyleyen Brin, “Apple ve Facebook, kendi platformlarını kendi yazılımlarıyla sıkı bir şekilde kontrol ediyor. Bu kontrol inovasyon açısından risk taşıyor. Ama en önemlisi de interneti ülkeler gibi bölüp parçalıyor. Şu anda internetin başındaki en büyük tehdit bu ve hiç olmadığım kadar endişeleniyorum” açıklamasında bulunuyor.

Sergey Brin sözlerinde haklılık payı olduğunu düşünüyoruz. Ancak Google, ‘sütten çıkmış ak kaşık’ mı sorusunu da kendimize sormadan edemiyoruz. Google bilindiği gibi tüm servislerindeki kullanım koşullarını tek bir metinde birleştirerek, kendi ‘ülkesini’ yarattığını söyleyebiliriz. Facebook ve Apple’ı örnek gösteren Brin’in sözlerine Google’ı eklemek de mümkün.

Yorumları GösterYorumlar Gizle (9)
  1. Abdullah Dağlı dedi ki:

    Bence Sergey’in internetin özgürlüğüyle felan ilgilendiği yok. Mesele para meselesi. Şimdi samimi olalım biraz.

    İnternette özgürlükten kasıt nedir? Özgürlüğü neden istiyoruz? Bunlar önemli şeyler. Konu özgürlük, demokrasi gibi şeyler olunca insanlar otomatik olarak iyi birşeydir, olmalıdır derler ama neden iyi birşeydir, artıları eksileri nelerdir hiç düşünmeyiz. Bunları ortaya koymak lazım, ülkeler niye yapıyor bunları, nerede hatalılar, nerede haklılar, neden biz özgürlüğü istiyoruz, aslında özgürlükten kastımız nedir, Google nasıl bir firmadır, özgürlük umrunda mıdır.

    Not: Özgürlüğe karşı birşeyler demiyorum, nasıl özgürlük deyince insanlar kayıtsız şartsız kabul ediyor, özgürlüğe karşı birşey deyince de düşünmeden tartmadan saldırabiliyoruz.

    1. Özgün Genç dedi ki:

      Özgürlük kayıtsız şartsız olmalı zaten. En azından İnternet için bu böyle.

      “Sınırsız özgürlük” lafı insanları korkutuyor. Özgürlük denen şeyin bir ölçüsü, “ama”sı, yasal sınırları olmalıymış gibi geliyor.

      Oysa İnternet üzerinde yasak ve kısıtlamaların hiçbir haklı yanı yok. Çünkü… İnternet üzerinden gerçek anlamda başkalarına zarar vermeniz veya suç işlemeniz pek mümkün değil. Özgürlüğünüzün bittiği sınır başkalarının özgürlüğünün başladığı yer ise, İnternet ortamında bu sınırı aşmak sanılanın aksine daha kolay değil daha zor.

      Elbette güç sahibi insanlar ve şirketler fikri mülkiyet, pornografi veya kişilik hakları gibi şeyleri bahane ederek özgürlükler çevresinde sınırlar çizme gayretinde. Oysa bunlar doğal bir hak olmaktan çok yasalar yoluyla (yani politik olarak) toplum hayatına getirilmiş yapay kurallar. Yani özgürlüğünüzü başkalarının özgürlüğünün başladığı yerin çok çok gerisine çeken düzenlemeler.

      Tüm dünya ülkelerinin anayasalarına “İnternet kayıtsız şartsız özgürdür ve bilgi sınırlandırılamaz” diye bir madde koyduklarını düşünelim. Dünyanın daha adil bir yer olacağına ve gerçek suçlarla daha etkin mücadele edilebileceğine eminim.

      1. Kamil dedi ki:

        ‘nokta.’

  2. Serdar Kara dedi ki:

    Sergey Brin, özellikle Apple ve Facebook‘un kendi platformlarını oluşturarak, duvarlarla çevrilmiş bir bahçe gibi olduklarını iddia ederken Google’dan hiç bahsetmemesi ne kadar gayri samimi bir röportaj olduğunu gösteriyor bence.

  3. Mehmet Soydam dedi ki:

    Google internette özgürlüğe sonuna kadar inanan firmalardan biri. Sanırım onu sadece para kazanmak için bunu savunduğunu söylemek yanlış olur. Google ki Çin’de interneti değiştirmek için pazara girip, internette kısıtlamalarla karşılaşınca pazardan çekilmiştir. Ya da mesela Youtube’dan bir çok ülke video kaldırılmasını istiyor. Fakat bizi de reddettiği gibi bir çok şeyi reddediyor. Internette özgürlüğü engelleme amacı olan herhangi bir şeyi protesto ediyor. Bu yüzden Google sadece para için yapmıyor bunu.

  4. Yavuz dedi ki:

    internet ozgurlugu olduguna inanmiyorum….populer sosyal aglardan,arama motorlarina,ucuncu parti yazilimlara vs….herkes yaptiklarimizi takip ediyor…sosyal aglarda yayinladiginiz mesaj yuzunden adli cezalar alabiliyorsunuz…

  5. İnternet özgürlüklerine Apple, Google ve Facebook cephesinden yaklaşmak konuyu daracık bir çerçeveye oturtuyor. Brin’in kendine rakip gördüğü firmalardan bahsetmesi, profesyonel hayatı ve firması açısından önemli. Politik bir yaklaşım diyebiliriz. Her firma sahibi/yöneticisi benzer bir yaklaşımla böyle bir ropörtaj verebilirdi.

    Metnin genelinin ise sadece Brin’in alıntısına yer vermesi bu yazıyı yetersiz kılıyor. Mesele dünya çapına yayılıyor, “küresel köy”den bahsediliyor ama hiçbir yaklaşım veya çıkarım yapılmıyor.

    Brin’in ropörtajı haber değeri taşıyabilir ve alıntılamak için iyi bir referans olabilir. Ama bu başlığın altında bahsedilmesi gerekenlere kıyasla çok yetersiz.

    Mevzuyu Google’ın para politikasına indirgemeyi de doğru bulmuyorum. Paradan ziyade politik güç, toplumsal etki gibi doğrudan parayla ölçülmeyen konuları değerlendirmeden doğrudan paradan bahsetmek, çok naif bir yaklaşım.

    İnternet, dünyayı değiştiriyor, dönüştürüyor. Global güçler bu dönüşümü kontrolleri altına almak istiyorlar ve ACTA, SOPA, CISPA, aile/standart profiller ile bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Siteleri kapatıyorlar, fikir yayılımını engelliyorlar. Fikirlerini yaymak isteyenleri hapse atıp bilgisayarlardan uzak tutuyorlar. Dünyayı derinden sarsan belgeleri bulup yayımlayan Wikileaks’e yapmadıklarını bırakmıyorlar. Liderini, suçsuz olmasına rağmen -hapse atamadıkları için- ev hapsinde tutuyorlar.

    Bunların hepsi konuya yaklaşımımızı etkileyen parametreler. Brin’in parametreleri ise ticari. Asıl yapmamız gereken, bunların hepsini bir araya toplamak, özgürlüklerimize karşı ne kullanılıyorsa (ticari, fikri, mülki) hepsinden haberdar olmak ve bunların tamamına karşı çıkmaktır. Webrazzi gibi Türkiye’de ciddi bir takipçi kitlesi bulunan bir medya organına düşen de daha kapsamlı ve bilgilendirici yazılar hazırlamak, ana akım medyanın bugün hiç ama hiç yapmadığı (hatta dezenformasyona büründürdüğü) “kamuoyu bilinçlendirmesi”ni yapmaktır.

    1. tosih dedi ki:

      Verdiğiniz bilgiler için kendi adıma teşekkür ederim.

  6. Samim Gaim dedi ki:

    Google Çin pazarında sansürsüz yayın için kaç takla attı, sonunda baktı olmuyor arama işinden çıktı. Şimdi sansür işleriyle uğraşmadan Çin’e girebileceği bir şey buldu: Fırsat Siteleri.

    Üstelik Sergey Brin gibi bi reyizin o kadar parayla hala para için birşeyler yaptığını düşünmek saçmalık. Ama Apple ve Facebook hakkında da şöyle birşey var, bu firmalar riske atılamayacak kadar önemli parçaları yönetiyorlar. Yani akıllı telefonun veya facebook hesabının çalınması demek pek çok özel bilginin, fotoğrafın, videonun, mesajın ortalığa yayılması demek. Ben şahsen güvenliğinden dolayı Apple severim ve Facebook gereğinden fazla bile açık diyebiliriz.

    Ama alternatif açılımlar olursa durur bir dinleriz. Asıl siz türkiye internet sektörüne bakın.

Bir Yorum Yazın