x

Twitter eşrafından merhum…

Bu blogu okuyanların hemen hepsi Pucca’yı yakından tanır. Twitter ve Blogger üzerindeki karakteri ile hatırı sayılır bir üne kavuşan Pucca, Selen Işık kimliğiyle ortaya çıktıktan sonra Okan Bayülgen’in canlı yayınına katılmış ve ortaya çıkmak için neden şimdiye kadar bekledin sorusuna, “Hayatımı tamamen Pucca karakteri üzerinden kazanmaya başlayana kadar bekledim, sonra ortaya çıktım.” cevabını vermişti. Dolayısıyla bizim okuyup eğlendiğimiz, belki Pucca’nın da başlarda sadece eğlendiği bir aktivite, zamanla Pucca’nın hayatını kazandığı profesyonel kariyeri haline geldi.

Online dünyada hepimizin bir kariyeri var. Facebook hesabımız, Twitter hesabımız, bloglarımız, mail hesaplarımız derken online dünyada sürekli olarak içerik üretiyoruz, bağlantılar kuruyoruz ve aslında bir değer üretiyoruz. Bu değer bazen Pucca örneğinde olduğu gibi ekonomik bir değere dönüşürken, bazen de sadece ekonomik bir potansiyel ya da manevi bir değer olarak kalıyor.

Fakat bu değerlerin, ya da diğer bir deyişle online dünyadaki mal varlığımızın hukuki boyutu ile ilgili önemli eksiklikler var ve modern hukukun online dünyaya göre yeniden şekillendirilmesi her zamankinden daha acil bir ihtiyaç.

Facebook hesabımızın mülkiyeti kimin?

Online mal varlığımız ile ilgili problemlerin başında sahibi olduğumuz hesapların maliki olamamamız geliyor. Yani yüzbinlerce Twitter takipçimiz olabilir, bu takipçiler bize binlerce dolarlık gelir sağlayabilir fakat Twitter’a girerken kabul ettiğimiz sözleşme ile Twitter’ın bize verdiği ‘hizmet’i istediği zaman, önceden bir uyarı yapmaksızın sona erdirme hakkı olduğunu kabul ediyoruz. Bilişim Hukuçusu Başak Purut, “İstediği zaman benim hesabımı silecek bir merci varsa burada mülkiyetten söz edilemez” diyor.

Mülkiyet problemi beraberinde miras bırakma problemini de getiriyor. Örneğin Pucca karakteri, henüz telif hakları, sözleşmeleri olan bir değere dönüşmeden evvel Selen Işık vefat etseydi ve hesap erişim bilgileri de onunla birlikte gitseydi, Pucca karakterinin sahibi kim olacaktı? Ortada önemli bir ekonomik değer olmasına rağmen Selen Işık’ın mirasçıları bugünkü kanunlara ve kullanıcı sözleşmelerine göre Pucca karakteri üzerinde bir hak iddia edemeyecekti. Bilişim Hukukçusu Gökhan Ahi, kullanıcı sözleşmeleri bu konuda kısıtlayıcı olsa bile bu sözleşmeyi kullanıcıya kabul ettiren özel şirketlerin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu, dolayısıyla bu konuda çıkacak mahkeme kararı ile hesaplar üzerinde hak iddia edilebileceğini belirtiyor. Fakat daha evvelki Youtube tecrübelerinden yola çıkarak mahkemelerin uluslararası şirketlerle iletişim kurmak konusunda çok başarılı olduğunu söyleyemeyiz.

Dijital izlerimiz

Mülkiyet ve miras bırakma problemlerinin ötesinde bir diğer problem ise online dünyadaki izlerimizin biz öldükten sonra hükmünün ne olduğu. Her yıl 200 bin Facebook kullanıcısı ölüyor. Bunlardan birisi biz ya da arkadaşlarımızdan biri olabilir. Kendi deneyimimden hareketle bu durumun çok rahatsız edici olduğunu söyleyebilirim. Bir arkadaşınızı kaybettiğinizde onun profilinin hep aynı şekilde karşınıza çıkması hoşunuza gitmeyebiliyor. Facebook bu durumu göz önünde bulundurarak ölen kişilerin hesaplarının rapor edilebileceği bir form geliştirmiş ve ölen kişilerin profillerini özel bir statüye taşımıştı. Birçok servis sağlayıcı da mahkeme kararları ile desteklenen talepler geldiğinde ölen kişinin hesabını siliyor ya da kullanıcı bilgilerini ölen kişinin yakınlarına verebiliyor. Fakat ölen kişinin hesabına erişilmesi hakkında ne düşündüğü çok da önemli olmuyor.

Hukuk kurallarının bu problemleri minimuma indirecek şekilde düzenlenmesi gerekiyor fakat bu belirsizlik döneminde en önemli rol kullanıcılara düşüyor. Yani kullanıcı öldükten sonra hesaplarının ne olacağını önceden planlamalı; yakınlarına devretmek istediği hesapları deathswitch.com gibi bir sistemle güvence altına almalı ya da “if i die” gibi bir servisle sevdiklerine son sözünü söylemeli.

Fakat Noah Kravitz-PhoneDog davası gibi örnekler çoğaldıkça hukuk sistemi de zorunlu olarak kendini bu konuda yenileyecek ve bilişim çağıyla uyumlu hale gelecektir.

Not: Bu konuda benzer bir yazıyı iki sene kadar önce Digital Age dergisinde yazmıştım. Bu yazı, dergideki yazının bir nevi devamı-güncellenmiş hali gibi görülebilir.

Yorumlar (1)

  1. Ben kime bıraksam karar veremedim 😀

    Cevapla

Bir Cevap Yazın