22 Ağustos ve Türkiye'nin Büyük İnternet Koruma Kalkanı

22 Ağustos ve Türkiye'nin Büyük İnternet Koruma Kalkanı

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Türkiye'nin Twitter'da en çok konuşulan kurumu ünvanını sanırım bugünden itibaren tam anlamıyla almış oldu. Büyük olasılıkla çok önemli farklı bir gündem oluşmazsa uzun süre de elinden bırakmaz.

Önce geçtiğimiz hafta gündeme gelen 138 yasaklı kelime konusu ve şimdi de 22 Ağustos 2011'de uygulamaya alınacak olan "İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar", nam-ı diğer, internet filtresi ile BTK son günlerin gündemden düşmeyen kurumu olmayı başardı.

Söz konusu usul ve esaslar, yani filtreleme uygulaması, kapsamında tüm internet kullanıcıları seçmek zorunda olacakları 4 filtre profilinden biri ile internete çıkıyor olacaklar.

Bu filtre profilleri standart, aile, çocuk ve yurtiçi olarak belirlenmiş durumda ve tüm internet servis sağlayıcılar bu profillere uyarak kullanıcılarına filtreleme uygulamak zorunda olacaklar.

Haliyle durum böyle olunca bugün CNNTürk'ün "İnternetin ölüm tarihi: 22 Ağustos 2011" diyerek haberi gündeme düşürmesi ile ortalık tam anlamıyla birbirine girdi ve Twitter'ın trend kelimelerinin başına "22 Ağustos" eklendi.

Sayısını tahmin edemeyeceğimiz kadar kullanıcı Twitter'dan 22 Ağustos etiketini kullanarak uygulamaya olan tepkilerini dile getirdiler.

Bu filtreler ne alama geliyor, internet gerçekten ölecek mi?

Bu uygulama ile internet servis sağlayıcılara belirlenen bir yöntemle düzenli olarak farklı profil filtreleri kapsamında kara listeler gönderilecek. Servis sağlayıcılar da buna uyarak profillere göre erişime izin verecekler ya da vermeyecekler.

Yani, Çin'in ünlü internet kalkanı projesi aslında Türkiye'de devreye girmiş olacak. Kısa süre içinde Çin'de hangi sitelerin sansürlü olduğunu görmek için kullandığımız GreatFirewallOfChina.org sitesi gibi bir site Türkiye'de yayına girerse şaşırmamak gerekir.

Bu listeler belirlenirken ne tür kriterler uygulanacak, prosedürler nasıl olacak, bir ev kullanıcısı çocuğunu düşünerek çocuk filtresini seçerse, kendisi Facebook'a nasıl girecek gibi sorular elbette bu sürecin sonunda değil, en başında konuşulması gereken konular. Zaten bugün sosyal medyada kullanıcıların tabir-i caizse avaz avaz "22 Ağustos" diye bağırmalarının sebebi de bu.

Standart filtreyi seçerseniz dertler son bulur mu?

Standart filtre kapsamında sadece bildiğimiz engelli siteler engelli olmaya devam edecekler. Ancak uygulamanın teknik boyutu nedeniyle şu anda farklı DNS'ler kullanarak bu sitelere girebilen, bu sayede de fazla sesini yükseltmeyen kullanıcılar artık gerçeklerle yüzleşecekler. Yani, aslında standart filtre şu anda uygulanan erişim engellemelerine ilk başta yenilerini eklemeyecek, ama engellemelere yeni bir katman ekleyecek. Bu sebeple de engellenen site tam anlamıyla engellenmiş, DNS'le girebilme tercihi de kullanıcıların öz iradesinden alınmış olacak.

BTK bu konuda geri adım atar mı?

Bugüne kadar BTK'nın bu tür konularda geri adım attığını görmedik. Büyük olasılıkla bu konuyla ilgili yetkili isimlerden bir düzeltme gelecektir ve konunun o kadar korkulacak birşey olmadığı, dileyen kullanıcıların standart filtreyi seçebileceklerini belirteceklerdir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi, standart filtre burada bir çıkış yolu değil. Kullanıcıları bir kanala soktuktan sonra, kanalı nerede daraltıp nerede genişletileceği bir kuruma bağlanmamalı. Burada eğer bir açıklama gelecekse, bu açıklama filtrelerin türleri üzerine değil, "Türkiye'nin Büyük İnternet Koruma Kalkanı" projesinin gerçekleştirilip, gerçekleştirilmeyeceği hakkında olmalı.

Çözüm var mı?

Açıkcası BTK'nın aldığı karar eğer çocukları internetteki zararlı içerikten koruma adı altında uygulamaya alınıyorsa, bunu yapmanın çok daha kolay, demokratik ve halka bırakılmış yöntemleri olduğunu biliyoruz. Hali hazırda servis sağlayıcıların sundukları Aile Koruma Filtreleri, ya da çeşitli firmaların sattıkları güvenlik yazılımları zaten zaman filtreli, farklı güvenlik katmanları olan, şifre korumalı birçok uygulamayı bizlere sunuyor. Bunların kullanımı hakkında bilinçlendirme kampanyaları yapmak, gerekirse bazılarını ücretsiz olarak herkese sunmak uygulanabilecek, tepki görmeyecek ve modern toplumların tercih ettikleri yöntemlerin başında gelecektir.

Türkiye internet pazarının global imajı

Bu konu çok büyük olasılıkla birkaç gün daha bu kadar yoğun konuşulup, sonra yetkili mercilerden gelecek açıklamalar ile sakinliğe kavuşacaktır. Ancak önemli olan bence bu konunun üstünü örtmek değil, bu konuda kesin ve Türk internetinin dünya çapındaki imajını korumaya yönelik önlemlerin gecikmeden alınmasıdır.

Türkiye internet pazarı dünyanın son dönemlerdeki en dikkat çeken pazarlarından bir tanesi. Yarattığı ve yaratacağı ekonomik değerler adına birçok global yatırım firmasının son aylardaki göz bebeği.

Türkiye ekonomisinin katma değerle buluşması adına elimizde internet pazarımız gibi bir nimet varken bunu doğru değerlendirmeli ve ülke olarak bu tür kararları çok daha planlı ve üzerinde tartışarak almalıyız.

Sonuçta internet büyük olasılıkla ölmeyecek... Çünkü internetin doğası gereği sahip olduğu özgürlük ruhu kendisine bir çözüm yolu bulacaktır. Ama olan bu süreçte ve süreç içindeki uygulamalarla zarar görecek Türkiye imajı olacaktır.

Bu sebeple devletin ilgili kişi ve kuruluşlarının bu konuda çok daha hassas ve özenli kararlar alacaklarını umuyorum.