x

LinkedIn’de ‘Web 2.0 Turkey’ grubu

LinkedIn.comLinkedIn‘i biliyorsunuzdur. Dünyanın en popüler iş sosyal ağlarından biridir. LinkedIn geçtiğimiz haftalarda sistemine grup özelliğini ekledi. Benim günlük olarak kullandığım sayılı servislerden olan LinkedIn‘in bu özelliğini, gerçekten profesyonel global kullanıcı kitlesini de düşünerek aktif olarak kullanmaya karar verdim.

Türkiye’de internet alanında çalışan değerli şirket, girişimci ve yatırımcıların olduğunu ve global pazarlardan Türkiye internet pazarına olan ilginin büyüdüğünü göz önüne alarak “Web 2.0 Turkey” isimli bir grup oluşturdum.

Amaç global yatırımcı ve girişimcilerle Türkiye internet pazarının profesyonellerini buluşturabilmek ve elbette ülkemizin profesyonelleri arasında bir köprü oluşturabilmek. Amacın net olarak anlaşılması benim açımdan çok önemli. Grubun üyeleri arasında değer yaratacak bağlar kurmak ve yabancı ilgililerin ihtiyaçlarına çözüm bulmak ana amaç olacaktır.

Web 2.0 Turkey” grubunun üyelerinin kabulü konusunda da son derece seçici olacağımızı bilmenizi isterim. Bu sebeple gruba katılmak için başvuru yapan kişilerin LinkedIn profillerinin kapsamının çok önemli olacağını bildirmek isterim.

İlgilenen Webrazzi okuyucuları bu linke tıklayarak gruba başvuru yapabilirler.

Yorumlar (19)

  1. Çok güzel bir düşünce.

    Cevapla
  2. Başvurdum, ama onay gibi birşeyler gerekiyormuş sanırım 🙂

    Cevapla
  3. çok iyi fikir. tebrikler
    önemli diil ama wolcomed’ı welcomed ile düzeltiver arda gözden kaçmış

    Cevapla
  4. “Türkiye’de yatırım yapılacak hangi projeler var?” sorusunu soran ya da onlarla ilişkili olan yatırımcılara ulaşmak için grubu aktif şekilde tanıtmalı…

    Cevapla
  5. @John Titor
    Teşekkürler uyarın için. Düzeldi.

    Cevapla
  6. gerçekten elit bir operasyon olmuş.
    içerideki sohbetleri ve yurt dışından gelecek tacizleri şimdiden hayal edebiliyorum : )
    sıcak dönemdeki sıcak temasları oradan izleyeceğiz demektir. ; ) süper!

    Cevapla
  7. Grubun var olması ayrıca web girişimcilerin birbirini tanıma, yeni siteler bulma ve öğrenme fırsatı tanıyor. Şimdiden işime yaradı diyebilirim.

    Cevapla
  8. Arda öncelikle amacının çok doğru olduğunu düşünüyorum; malesef oldukça küçük bir sektör olmasına rağmen yeterli iletişim olanakları oluşturmayı başaramadık. Diğer taraftan, grubun oluşum yerini ve yapısını doğru bulmuyorum.

    Grubun tanımında şöyle söylüyorsun:

    “”Web 2.0 Turkey” is a networking platform for contacting people and the companies working in the internet industry in Turkey.”

    Grubun öncelikli amacı buysa, bu grubun LinkedIn’de, hem de İngilizce olarak (ya da en azından yalnızca İngilizce bir tanımla) açılmasını doğru bulmuyorum. Sektörde çok ciddi bir iletişim sıkıntısı yaşadığımızı düşünüyorum, ve buna yönelik çözümlerin olması gerektiğinin de farkındayım. Ama bir taraftan da sektörün kendine güvenini kazanabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tamamen yabancı dilde bir platformda, yabancı dilde bir açıklamayla, Türkiye’deki sektörü kaynaştırmanın bence olanağı yok.

    Bugün çok güzel bir web projesi olan bir kişiyle toplantım vardı. Kendisinin Türkiye’de bu alanda çok iyi yerlere geleceğini düşünüyorum. Fakat ingilizce bilgisi yeterli değil. Onu neden dışlayalım?

    Kendimize güvenmemiz gerek. Bunu da kendimize, burada olanlara bakarak, burada olanlardan yararlanarak yapabiliriz. Yoksa gerçekten Türkiye’deki küçük internet sektörü, facebook’u, Linkedin’i vs’yi konuşup durmaya, hep dışarıya bakarak içeride olup biteni kaçırmaya, ve sonuçta zaman (ve değer ve para) kaybetmeye devam edecek.

    Kendimize güvenimizi artırmamızı sağlayacak, sektöre yön verecek öncü kişilerden biri de sensin. Bence böyle bir “ilk” topluluğu daha “yerel” bir şekilde, dışarıya onların anlayacağı dilden mesajı tamamen boşvererek, yalnızca kendimizi düşünerek oluşturman en doğrusu olurdu. Devamında tabi ki yurtdışından buraya yatırım için gelecek kişiler için böyle gruplar oluşturulmalı; ama gerçekten gelişmeyi hedefliyorsak, sektörde iletişimimizde önceliği yabancılara değil, kendimize vermeliyiz.

    Türkiye’de her sektörden insanı cember.net’e çekmeyi başarıp yalnızca web 2.0 dünyasına bir türlü “yerel internet”in bir ürününü kullandırmayı başaramadığım için bu benim için çok hassas bir konu. Ama yanlış bir bakış açım varsa bu başlık altında konuyla ilgili yorumları duymaktan mutlu olurum.

    Cevapla
  9. Çağlar, aslında LinkedIn’deki grubun amacı Türkiye’deki profesyonellerin kendi aralarında networking yapması değil. Global olarak pazara ilgililerin Türkiye’deki profesyonellere ulaşabilmesi. Sanırım bu noktayı netleştirdiğimde senin açından da sorun kalmamış oluyor değil mi?

    Cevapla
  10. Vepa, ben de webrazzi sayesinde yaptığın projenin (bloggum.com) birebir bir blogcu.com’un kopyası
    olduğunu farkettim.

    Bunun dışında, üyelik şartlarından kanal isimlerine kadar herşeyi kopyalamış biri olduğunu da görünce, inşallah bu gruptaki diğer girişimciler senin gibi girişimci değildir diye umuyorum.

    incelemek için buyrun 🙂

    http://www.bloggum.com
    http://www.blogcu.com

    Cevapla
  11. @Çağlar Erol vesilesiyle, türkiye’mize
    müdahil olmak istiyorum aslında bu sohbete ama çok çok uzun süreceği için yorumlarda değil, apayrı bir platformda konuyu farklı şekilde ele almamız gerektiğini düşünüyorum.

    biz ne yapmaya çalışıyoruz? amacımız ne? kaliforniya menşeili yaşayarak, orayı bu işin uzayı kabul ederek – kendimizi köreltmiyor muyuz?

    bu ve bir sürü sorunun yanıtı maalesef ki olumsuz ifadelerle yanıtlanabilecektir ancak. bu ülke islamı da kendi dilinde yaşayamadı; kendi çayını-fındığını-kahvesini-patatesini-tütünü de doyasıya kendi ürünlerinde tadamadı; şimdi de kendi hayalleriyle kendi tutkularıyla üretebileceği fikirleri işleyemez durumda.

    atıyorum çember.net’te bana düzenli gelen hangi e-mail’de guy kawasaki’nin, scott shane’nin, neil patel’in gerçeklerine yönlendirilmedim? ingilizce orda da ikilemler yaşatmasaydı; niye cember.net’te oluşturamadım ben kendi “web 2.0” ağımı. (veb 2.0 kendime ait olsa) – zaten kendi ağımda, kendi uzmanlarımın fikirlerini okurdum.

    bizim değil ve yine bizim olmayan bir dünyanın içindeyiz. tıpkı ayağımda nike, üstümde avrupai kesim svıitttle dolaştığım gibi, maalesef aynı zihinde-aynı hırsta olmadığım yabancı beyinlerin gösterdiği yolda durmadan yürüyeceğime and içiyorum.

    bunca çarpıklık varken, web 2.0 Turkey’den başka ne bekleyebilelim ki?
    web iki sıfır hindisi olarak da en ön saflarda ezilmeye mahkum yaşıyorum ben şu an. ama sadece umudumla içimdeki poliyanna ile -kendi ayşe öğretmenimle değil poliyannamla- biri yeni bir teknoloji geliştirsin de, onun kendi üretip göremediğini bir şekilde yerelleştireyim; en azından sektör tamamen ölmesin, tamamen işsiz güçsüz bir millet olarak anılmayalım diye kendi adıma didiniyorum.

    uzarr gider, umarım kendi ekonomizi, kendi bilgimizi işletebileceğimiz platformlar oluşturur; kendi iç ağlarımızı kurarız bir gün.

    umarım ülkedeki tüm insanlar da düşünmeye başlar bir an önce, gel ahmet abi senin patatesler çok kaliteli; bizim mandıranın kaşarı da fena değil, sağım solum da dana zaten der, yeni bir şeyler üretiriz. ama nerdee.. köylüsün sen köylü kal yok sana destek, tarlanı sat üstüne yapılan alışveriş merkezinin yüzde kırkını al, onu da tüket aynı merkezin içinde.

    milliyet, millet, vatan temaları çok gerekliyse gerçekten; benim ülkemin geleceği bunlara önem verecekse(!) bugünden sonra. bitmediyse bu tematik yaşam…..duygusallıktan öteye geçemeyeceğim bu kısmın devamında…aldatılmış olmanın bilincinde, milliyetçilik yapamıyorum…

    neyin doğru – neyin yanlış olduğunu cahil olduğumu her gün daha çok hissettiğim için, elimi kolumu her şeyden çekip bir köye yerleşmek istemem benim gerçeğim bugün.
    ama hazır kurulu işleyen sistemin içinde, sistem bu olacak diyemediğim için.

    diyebilen insanları bir araya zaten “web 2.0” yaftasıyla koymak – düzene dediğim gibi körü körüne bağlanmakla eş anlamda. o yüzden bugün yapılan bütün yanlışları – 80 yıldır uyuyan beyinlerin, rahata alıştırılan önüne bu TV izleyeceksin, adamlar yapmış – araya reklam koyacaklar izleyeceksin, ötesi yok bunun psikolojisine sokulan ülkenin, ülkelerin ortak problemi.

    elimin altında asus, cebimde samsung, kafamda web 2.0 senaryoları; kimin dünyasında kime ağ kuralım, kiminle kimin işini konuşalım?

    bu ülkenin geleceğini köreltecek, yanlış bir yolda olduğumu bile bile onu doğru güzel gibi gösterecek; daha doğrusu tüm yaptığım şeyler için binlerce kez kendi adıma özür dilerim.

    ama fil dişi kulelere çekilerek, bilgi üretebileceğimiz yeni fikirler ortaya atacağımız ortamı geleceğe zaten bu şekilde bırakamayacağız.

    yanlışın içinde ha bir doğru daha olmuş, ha bir kaç yanlış daha…
    otobüsü kaçırmış milletin çocuklarıyız biz…
    en az 3 dilde küfretmeliyiz…şiirlerimizi, edebiyatımızı kim umursadı, şekspir varken…hangi mantıcıda fransız eserleri dinleyerek kayseri mantısı yemediniz? global ekonomiyi, bağlanmak kabullenmek olarak algılatmıyor muyuz, 3 yaşındaki çocuğa..
    doğrumuz yok ki yanlışımız yanlış olsun…
    uzattığım için gerçekten özür dilerim……
    dolmuştum… hangi gün ikilemde kalmadığımı biliyor muyum…
    yanlışın içindeki doğru bir şeyi istemeden de olsa yine yanlış bir şekilde söylediğiniz için teşekkür ederim çağlar bey.
    sayenizde isyan edebildim.
    bugün bana dışarıdan gösterilen takvim 2008 yılını gösteriyor…
    umarım google cache’den, time machine’lerden, archive’lerden döner okurum.. gururla.. ya da inkar eder, geçerim.. ben senin yaşındayken böyle senin gibi deli-doluydum derim bi velete…
    herkesin yolu açık olsun : / (smiley 25 yaşında)
    bitmez…bitirmek istiyorum. zorundayım.

    Cevapla
  12. Arda, bu yazın benim birikmiş bazı sıkıntılarımı yazmamı sağladı sanırım.. 🙂 Benim açımdan her iki şekilde de sorun yok; ama dediğin gibi amacın yurtdışındaki ilgililerin Türkiye’ye ulaşabilmesi olarak belirtilmesi daha doğru olur diye düşünüyorum.

    Cevapla
  13. @Çağlar Erol
    birikmiş 2 olmuşum galiba, yeni okudum yazdıklarımı yayınlanınca : )

    Cevapla
  14. Peki ama “yurtdışındaki ilgililerin Türkiye’ye ulaşabilmesi olarak belirtilmesi” nasıl oalcak?

    a)Kurulan platformda İngilizce mi konuşulacak ta yabancılar ilgi gösterecek?İngilizce bilmeyen ben gibiler olayı kaçıracak!

    b)Türkçe konuşulacaksa yabancı ne anlayacak?Neden yabancı bir ortamda olacak?

    Cevapla
  15. @Onur Almışlar
    Grubun tanımında zaten İngilizce olarak Türkiye’deki profesyonellerle iletişime geçmek için olduğu yazıyor.

    a) Hiç LinkedIn kullandınız mı ya da LinkedIn’in grup özelliğini denediniz mi? Bahsettiğiniz tarzda bir konuşma ortamı yok. İletişime geçmek istediğiniz kişiye ulaşıyorsunuz. Yabancı dil bilmeyen zaten global bağlantıyı kendisi kuramayacaktır.

    b) Cevabı (a) seçeneğinde verdim.

    Cevapla
  16. Cevap için teşekkür ederim.Hayır,hiç LinkedIn kullanmadım ve denemedim.Buradaki yazılarda ve yorumlarda duydum ismini.Ne olduğunu ve nasıl bir sistem olduğunu anlamak içinde iki şıklı bir soru sordum.Şİmdi anladım biraz ne olduğunu.

    Şunuda merak ettim;”Türkiyedeki Profosyoneller” dediğiniz,dışarıda yapılmış projelerin,Türkiye versiyonlarını yapanlara mı deniyor?

    Cevapla
  17. @çağlar

    Üzerinde mütabakata varılmış bir tartışmaya hariçten gazel okuyarak müdahil olduğum düşünülmezse, bu konuda birkaç şey söylemek isterim.

    Öncelikle sağlıklı iletişim mecraları oluşturma adına atılmış ve atılacak her adımı takdirle karşıladığımı ve karşılayacağımı belirtmek isterim.

    Çağlar’ın

    “Yoksa gerçekten Türkiye’deki küçük internet sektörü, facebook’u, Linkedin’i vs’yi konuşup durmaya, hep dışarıya bakarak içeride olup biteni kaçırmaya, ve sonuçta zaman (ve değer ve para) kaybetmeye devam edecek.”

    sözleri o kadar doğru ki kelimesini değiştirmeden altına imzamı atabilirim, ancak bu noktada aklım karışmıyor da değil hani. Bu bakış açısında olan bir kişinin iki buçuk, üç senede hem de sıfırdan çok önemli yerlere getirdiği bir platformu; cember.net’i yabancı sermayeye satması biraz tuhaf değil mi? Yanlış anlaşılma olmasın ben bu soruyu sorarak ne elde edilmiş müthiş başarıyı küçümsüyorum ne de elmayla armudu toplamaya çalışıyorum. Ama açıkça söylemeliyim ki bu satışta benim içimde bir yerler acımıştır. Kendi ülkemde, yıllardır oturduğum evin devriyle ev sahibimin bir anda bir İngiliz, bir Alman, bir Amerikalı olması gibi bir his bu. Satış elbette bir business başarısıdır, verilen hizmet bu satışla elbette artacaktır ancak yanılmıyorsam büyük çoğunluğunu Türk kullanıcılarının oluşturduğu 300 bini aşkın üyenin oldukça ciddi profil bilgileri nereden bakarsanız bakın bizden olmayan birilerinin eline geçmiştir. Tamam LinkedIn, Facebook konuşmayalım, mainstream medya kafamıza vura vura bizi bu mecralara yöneltmesin, yöneltenleri eleştirelim ama her sivrilen yerel projenin sonunun da bu olmasına, yani yabancı girişimler tarafından satın alınmasına karşıyım. Hele ki uzun vade hedefinin böyle satışlar gerçekleştirmek olmasına, adımların bu yönde atılmasına külliyen karşıyım.

    Bence konuşulması gereken yerel projelere global yatırımcıları özendirmek değil, yerellerin globalleşmesi için gerekli sektörü oluşturabilmek yani kısacası sektörleşmek olmalı. Bu da çok Don Quijotevari bir yaklaşım mı oldu nedir? En azından Çağlar’ın satış geliriyle global bir projeye imza atmasını uzun vadede de Xing’i satın almasını bekliyor, diliyorum. İçim o zaman serinleyecektir.

    Cevapla
  18. Pınar Küçüktepe |

    “Bence konuşulması gereken yerel projelere global yatırımcıları özendirmek değil, yerellerin globalleşmesi için gerekli sektörü oluşturabilmek yani kısacası sektörleşmek olmalı.”

    Sektörleşme fikrine kesinlikle katılıyorum. Benim de gruba dahil olmaktaki amacım buydu. Ayrıca sektörleşme seviyesinin yatırım ortamının değerlendirilmesinde önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum, dolayısı ile bunu yaptığımızda yatırımcıların özendirilmesi amacına da hizmet edilmiş olunacaktır.

    Cevapla
  19. Yurtdışından VClerin Türkiye’de çalışan girişimcilere yatırım yapması dışardan yapılan satın almalara (banka özelleştirmeleri vb.) göre çok daha faydalı. Linkedin Web 2.0 Turkey grubu bu yolda çeşitli bağlantılara yardımcı olacaktır, teşekkürler Arda.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın