Donanım üretmek bir de regülasyona tabi alanda, zoru başaran girişimlerden biri: Inofab

Inofab, bu senenin sonunda ABD pazarı için bir yatırım turuna daha gitmeye hazırlanıyor. Şirketin hedefi, birkaç yıl içinde dijital sağlık alanında dünyada solunum hastalıklarına odaklanan en büyük şirketlerden biri olmak.
Donanım üretmek bir de regülasyona tabi alanda, zoru başaran girişimlerden biri: Inofab

SARS-CoV2’nin neden olduğu Covid-19 salgınının son verilere göre dünya genelinde 165 milyondan fazla kişi bu hastalıktan etkilendi. Virüsün neden olduğu tahribat başta akciğerler olmak üzere beyin, böbrek, karaciğer gibi birçok organı etkiliyor. Akciğer ise en çok tutulum gösteren organlar arasında... Bu yüzden ODTÜ'lü iki girişimci Merthan Öztürk ve Kerem Yaşar tarafından kurulan Inofab'ın geliştirdiği astım ve KOAH hastalarına yönelik akciğer sağlığı uzaktan takip sistemleri önem kazandı. 

Webrazzi Arena girişimlerinden biri olan şirketin kurucu ortağı ve CEO'su Öztürk, sistemin SpiroHome SpiroClinic ve SpiroCloud ürünlerinden oluştuğunu söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "En başta teşhis amaçlı bir ürün geliştirme hedefiyle yola çıkmıştık. Ancak yaptığımız gözlemler ile teşhis amaçlı testlerin maliyet ve efor kaybına neden olduğunu gördük. Hastanelerdeki bulaş riski, gitme – gelme maliyetleri ve manuel yöntemlerle mekanik cihazlarla ölçüme dayanan testlerin yaşattığı zorlukları elimine ederek klinik hassasiyet ve doğrulukla, evde ölçüm yapılabilecek bir çözüm geliştirdik."

Ürünü ilk kez doktorlara anlattıklarında zorluklarla karşılaştıklarını söyleyen Öztürk, "Spirometre çözümlerimizi doktorlara ilk kez tanıtırken, ürünlerimizin gerçekten çalışıp çalışmadığını soran ve hatta inanamayanlarla çok karşılaştık. Ama satışa başladıktan sonra bu durum değişti. Güzel tepkiler geri bildirimler almaya başladık. Artık kullanıcı neyi kullandığının farkında o nedenle iyi tasarıma sahip donanım ürünlerinin değeri arttı. Alışkanlıkları değiştirmeyi kolaylaştırmak için kullanıcı dostu ürün geliştirmek her zaman öncelikli oldu bizim için."

"Uzaktan takip için öncü niteliğinde..."

Spirometreler Bluetooth ile akıllı telefonlara veya tabletlere bağlanıyor, ardından kullanıcının verdiği nefesin hava akışını dolayısıyla akciğerin hacmini ölçüyor. Akım / hacim grafikleri çıkartıyor, farklı parametrelere (FEV1, FVC, PEF, FEV1/FVC) uygun ölçüm sağlıyor, ve bu sonuçların doktorlarla paylaşılması için PDF’e dönüştürme imkanı veriyor. Ayrıca SpiroCloud web platformu ile de doktorlar uzaktan test sonuçlarına ulaşabiliyor. Merthan Öztürk, bu uygulamanın günümüzde de sıkça gündemde olan 'uzaktan takip' için bir öncü niteliğinde olduğunu söylüyor. Akciğer sağlığını ölçen ve takibini sağlayan ürünler yalnızca kronik hastalar için değil, özellikle solunum sağlığında risk faktörü olan diğer meslekler, sporcular ve klinik araştırmalarında da kullanıldığını ifade ediyor.

2014'te kurulan şirket, üç yatırım turunda sekiz yatırımcı tarafından desteklendi. Toplamda 4 milyon dolardan fazla yatırım alan Inofab'ın ilk yatırımı 2017 yılında ürünü ticarileştirmek için ACT VC ve 500 İstanbul'dan geldi. Girişim, bu finansal kaynak sayesinde medikal cihaz alanına odaklanmış oldu. Bu yatırımın ardından bir yıl içinde bir yatırım daha aldı. 2019 yılında ise belgelendirmeleri tamamlayıp, seri üretime başladı. Mayıs ayında ilk olarak yurtdışında satışa başladı.

51 ülkedeki satışta ipi göğüsleyen Avustralya

Merthan Öztürk süreci şöyle anlatıyor: "Almanya’yla başlayan ilk satışımız 2020 sonu itibariyle 51 ülkeye ulaşmış durumda. En büyük satışımız ise Avustralya’ya oldu. Ülkenin dijital sağlık alanına özel bir ilgisi ve talebi var. Bu alanda oldukça gelişmiş bir ülke. Sekiz ayda 1000 adet ürün sattık. Hatta Avustralya’da haberlere çıktık. Ayrıca dünyanın birçok ülkesinde distribütörlerle iş birlikleri kurduk. Lokal satıcılarımız haricinde kendi internet sayfamızdan ve Avrupa Amazon’dan satışımız var" diyerek süreci özetliyor.

2020 haziran ayında çok önemli bir yatırım aldık. Solunum hastalıkları klinik araştırma teknolojileri alanında dünyanın en büyük firması Amerika’lı ERT firmasından ve Türkiye’nin en büyük elektronik üreticilerinden Karel’den yatırım aldı. Merthan Öztürk konuyla ilgili şöyle konuşuyor: "Bu yatırım desteğiyle FDA onaylarımız için gerekli finansmanı sağladık. Bu onayı aldıktan sonra Amerika pazarına 2021’in son çeyreğinde girmeyi hedefliyoruz.. Önümüzdeki dönemde SpiroCloud uzaktan takip platformumuzu daha da geliştirmek, online test yani doktorla görüntülü görüşürken test yapılabilmesi gibi hizmetleri SpiroCloud’a eklemek istiyoruz. Ayrıca dozun doğru şekilde kullanımına yardımcı olması amacıylasolunum hastalarının kullandığı ilaçların tedavi aşamasına sensörler eklemeyi planlıyoruz."

Bu yılın başında Re-Pie Portföy Yönetimi'nin büyüme potansiyeli yüksek girişimlere yatırım yapmak amacıyla kurduğu Birinci Karma Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile TTGV'nin Teknoloji Yatırım-TTGV1 Fonu ve FarkLabs-LifeSciences'tan da yatırım aldığını da hatırlatalım

Şirketin hedefi büyük...

Öztürk, 2021’de Avustralya’daki büyüme trendini Kanada, Rusya, Pasifikler, İngiltere ve ABD’de de yakalamak için çalışacaklarını söylüyor. Türkiye pazarında iş ortakları Koro AŞ ile özel hastaneler ve muayenehaneler üzerinden bir modeli kurmayı planladıklarını belirtiyor. Ayrıca Avustralya’da geri ödeme sistemine dahil olarak sürdürülebilir bir iş modeline geçiş yapacaklarını söyleyerek sözlerine şöyle devam ediyor: "2021 sonunda ABD pazarı için bir yatırım turuna daha gitmeyi planlıyoruz. Hedefimiz, birkaç yıl içinde dijital sağlık alanında dünyada solunum hastalıklarına odaklanan en büyük şirketlerinden biri olmak."

Sağlık alanına girecek yeni girişimcilerin özellikle öncelikle girecekleri ülkelerdeki regülasyonları çok iyi anlaması gerektiğini düşünüyor. Bunu başarılı olmanın ilk adımı olarak tanımlıyor ve kendi deneyimini şöyle aktarıyor: "İlk ürün satışımıza kadar birçok fuara katıldık, müşterilerle ve paydaşlarla görüştük. Ürünü ileri taşımak amaçlı çok faydalı oldu tabii ki. Ancak regülatif zorunluluklardan dolayı, fatura kesmek söz konusu olamıyor bu belgeleri almadıkça. Oysa, Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminde gözlemlediğim en büyük hata, henüz fikir aşamasındaki bir üründen dahi satış beklentisine girilmesi. Başlangıçta doğru fizibilite için regülasyon onayları için izlenecek yolun ve gereksinimlerin doğru çıkartılması en büyük tavsiyemdir. Büyük bir para ve efor kaybını önleyecektir. Bir pazara girmeye karar verilmeden önce, pazar büyüklüğü ile o pazarın giriş gerekliliklerini kıyaslamak en hayati aşama."

Serinin diğer röportajlarına buradan ulaşabilirsiniz!