Çiler Ay: "Ekonomik büyümeyi, barışı ve insanlığı yönlendirmek için daha fazla kadın girişimciye ihtiyacımız var"

Kadınların her alanda olduğu gibi girişimcilik dünyasında da pozitif bir ayrımcılığa ihtiyacı olmadığını belirten CBOT Kurucu Ortağı ve CMO'su ÇilerAy, kişisel deneyimlerine dayanarak kadın girişimcilere karşı zaman zaman pozitif ayrımcılık yapıldığını söylüyor.
Çiler Ay:

Diyalog bazlı ve yapay zeka teknolojilerini kullanarak çözümler geliştiren CBOT'un kurucu ortağı ve CMO'su Çiler Ay'ın İTÜ İşletme Mühendisliği bölümü, üniversite tercih listesinin ilk sırasındaydı. O dönemi kazanmak zor, bitirmek keyifliydi diyerek tanımlıyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "O zamanlar ailemizde bolca bulunan doktor ve diş hekimi trendine uyarak benim de bir sağlıkçı olacağımı düşünenlerde bu karar şok etkisi yaratmıştı.Açıkcası ama ben henüz 8 yaşında; babamın “Kızım bak bu bilgisayar, gelecek bu makinanın içinde!” diyerek eve getirdiği Commodore 64 ile teknoloji kavramı ile çok erken tanışan şanslı bir çocuk olarak doğru yöne gittiğimi düşünüyorum."

Okulda herhangi bir cinsiyet ayrımcı davranış ya da politikayla karşılaşmadığını belirten Ay, üniversitedeyken herhangi bir konuda “ayrımcılık” kelimesinin gündeminde bile olmadığını belirtiyor. Bunu İşletme Fakültesi’nin öğrenci popülasyonunun kadın-erkek sayısı açısından çok dengeli olmasına bağlıyor ve ekliyor: "Ancak İTÜ’de makine, elektronik, bilgisayar ve inşaat gibi mühendislik dalları genelde erkek öğrenciler tarafından tercih edildiği için o bölümlerde öğrenim gören az sayıda kadın arkadaşım net bir şekilde pozitif ayrımcılığa maruz kalıyorlardı diyebilirim."

Kurumsal hayatta ücret ve temel haklar özelinde ayrımcılık yaşanıyor

Çiler Ay, 2002 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Profesyonel kariyerime pazarlama alanında başladı. Önemli kurumsal şirketlerde pazarlama müdürü pozisyonlarında görev aldı. Kurumsal hayatta bu ayrımcılığın maaş politikalarında, çocuk sahibi olup olmama gibi noktalarda ortaya çıktığına şahit olduğunu söyleyen girişimci, "Ücret ve temel haklar konularında kurumsal hayatta maalesef ayrımcılıkla karşılaşılabiliyordu. İleride kendilerini üst düzey yönetici olarak görmeyen kadınlar daha çok kurumların politikalarını ve kariyer olanaklarını sebep olarak gösterir. Erkekler, çalışma hayatında kadın oranının daha az olmasının sebebini kadınların gönüllü olarak iş piyasasından çekilmesi olarak gösteririler, ancak bence kadınlar en çok aile ve/ veya çocuk bakımına yönelik destekleyici hizmetlerin yeterince sağlanamaması yüzünden zorluklar yaşıyorlar" diye konuşuyor.  

İş hayatını teknoloji ağırlıklı olarak kurguladığını anlatan Ay, bu konuyla ilgili şöyle konuşuyor: "Gerek yurtdışında gerekse yurt içinde teknoloji sektörü erkek bireylerin daha başarılı olabileceği bir alan olarak algılanıyor. Ancak ben cinsiyet ayrımcılığının teknoloji sektöründe daha düşük seyrettiğini gözlemliyorum. Alana her ne kadar erillik enjekte edilse de bilgisayar biliminde kesinlikle erillik ya da dişiliğin söz konusu olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tüm iş aklı ve mantığı etkin bir şekilde kullanabilmekten geçtiği için kadınların bu alanda başarılı olması ayrımcılığa maruz kalma oranını da düşürüyor."

Çiler Ay, girişimciliğe 2016 yılında adım attı. Ona göre, kadınlar için girişimcilik, bir iş kurmak veya işletmek anlamına gelmiyor. Bu bir zihin durumunu bir yaşam ilkesi ve sorunlarla başa çıkma yaklaşımı olarak tanımlıyor ve konuya şöyle açıklık getiriyor:

Her zamankinden daha fazla zorlukla karşı karşıya olan bir dünyada, bugünün ekonomisinin ve toplumunun değişmek zorunda olduğuna ve kadın girişimcilerin bu dönüşümde kadınlar gibi çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Ben 2016 yılından beri bu ekosistem içindeyim ve bu süreçte cinsiyet temelli bir negatif ayrımcılık yaşadığımı hatırlamıyorum.

Girişim ekosistemi kurumsal yapılara göre daha açık görüşlü, daha fazla işbirliği gerektiren, daha fazla birlikte çalışmayı zorunlu kılan bir alan. Dolayısıyla ortak hedefe ulaşmak için çabalayan insanların olduğu bir ekosistemde cinsiyet temelli ayrımcılığın olmayacağını düşünüyorum. Hele teknolojiyle iç içe geçmiş, yenilikleri, dünyayı takip eden bir ekosistemde bu tür bir ayrımcılığın çağdışı olarak kabul edilmesi gerekir.

Ona göre bir girişim kurmak hiç kimse için kolay değil ama kadın kurucuların “yuvayı dişi kuş yapar” inanışına istinaden iş yaşam dengesini kurma açısından erkeklerden daha fazla engelleri olduğu kanaati hakim. Bu neden böyle düşündüğünü ise şöyle açıklıyor: "Eğer kadın bir girişimci iseniz zaman zaman yatırımcıların ya da birlikte iş yapacağınız iş ortaklarınızın da bu konuya dair önyargılarına maruz kalmak, baskı altında hissetmek yani erkek egemen bir ortamda kadın olma mücadelesine tamamen hazır olmalısınız. Bu noktada herhangi bir hayal kırıklığı hissinin içeri girmesine izin vermek yerine, sesinizin duyulduğundan ve bulunduğunuz ortamda  değer ve yetkinliklerinizi ön plana çıkararak ve bu dengeyi sağladığınızı herkese göstererek bu önyargıları yıkmalısınız."

Girişimcilik ekosistemine bütünsel olarak baktığında ise diğer sektörlere göre daha adil ve eşitlikçi bir yapısının olduğunu düşünüyor. Kadınların her alanda olduğu gibi girişimcilik dünyasında da pozitif bir ayrımcılığa ihtiyacı olmadığını ancak kişisel deneyimlerime dayanarak kadın girişimcilere karşı zaman zaman pozitif ayrımcılık yapıldığını belirten Çiler Ay, "Yalnızca “Biz kadınlara yatırım yaparız” diyen VC fonları ve hızlandırma programları var, girişimcilik ile ilgili iletişim çalışmalarında kadınların girişim ekosistemine katılmasını teşvik etmek için özellikle çalışmalar yapılıyor. Tüm bunlara rağmen hala dünyadaki girişimlerin sadece yüzde 15'inin kadınlar tarafından kurulmuş olması üzücü" diye konuşuyor.

Çiler Ay, yenilikleri ve ekonomik büyümeyi, barışı ve insanlığı yönlendirmek için daha fazla kadın girişimciye ve değişim yaratıcısına ihtiyacımız olduğu görüşünde. Bir kadın olarak teknoloji sektöründe çalışmanın kadınların özgüvenlerine de önemli bir etkisi olduğunu gördüğünü belirtiyor ve sözlerine şöyle son veriyor: "Büyük çoğunluğu erkeklerden oluşan teknoloji takımlarında tek kadın olmanın verdiği baskı aslında kadınları daha güçlü kılıyor ve benzersiz bir sese sahip olmayı ve fikirlerinin değerli görünmesini sağlıyor. Kadınların özellikle teknoloji alanında söz sahibi olabilecek bir noktaya geleceğini düşünüyorum."

Kadınlar Anlatıyor serisinin diğer röportajlarını şuradan okuyabilirsiniz!