KONUK YAZAR

UX/UI tasarımının geleceği: AR gözlükler, EMG sensörler, Haptik kıyafetler, Yapay Zekâ asistanları

Gelecekte XR teknolojileri özellikle AR gözlüklerin yaygınlaşması ile birlikte alışık olduğumuz kullanıcı deneyim ve tasarımları baştan aşağı değiştirecek.
UX/UI tasarımının geleceği: AR gözlükler, EMG sensörler, Haptik kıyafetler, Yapay Zekâ asistanları

Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojisi, E-ticaretten eğitim kadar hemen hemen her alanda kendisine daha fazla kullanımı alanı bulurken bir yandan da bildiğimiz insan-bilgisayar etkileşimini (Human-computer interaction) ve kullanıcı deneyimini baştan aşağı değiştirmekte.

AR uygulamaların sağladığı kapsayıcı deneyim, bilgisayar kaynaklı her türlü görsel ve işitsel verinin, çevremizdeki fiziksel dünya üzerinde sanki oranın bir parçasıymış gibi davranıp, etkileşimli bir şekilde kullanıcılar tarafından görüntülenmesini sağlamaktadır.

Sadece AR uygulamalar değil genel olarak tüm XR teknolojilerinin (Extended Reality – AR/VR/MR teknolojilerinin bütününü içeren ‘’Genişletilmiş Gerçeklik’’ spektrumu) sağladığı 3 boyutlu ve kapsayıcı deneyimler, şu anda kullandığımız donanım&yazılım arabirimlerinin sunduğu sınırlı bilgi erişiminin çok ötesinde. Günümüzde bilgisayar kaynaklı dijital veriye halen 2 boyutlu ekranlar (bilgisayar monitörleri&mobil cihazlar), fiziksel daktiloların ardılı olan elektronik klavyeler, dokunmatik ekranlar ve elbette 1960’ların sonunda hayatımıza giren Mouse gibi kontrol arabirimleri üzerinden erişim sağlamaktayız. Oysaki hızla gelişen AR / VR teknolojilerinin içeriklerine ve uygulamalarına baktığımızda, mevcut kullandığımız geleneksel donanım arabirimlerinin yetersiz kalacağı aşikâr.

İşte tam da bu konuyla ilgili geçtiğimiz günlerde AR&VR teknolojileri üzerine araştırmalar yapan ‘’Facebook Reality Labs’’ kendi blog sayfasında yakın gelecekte 2 boyutlu ekran ve mouse kullanımının çok ötesinde bizleri bekleyen kullanıcı deneyimlerine dair vizyonunu paylaştı. Facebook 2019 yılında insan-makine etkileşimi üzerine donanımlar geliştiren ‘’CTRL-Labs’’ adından bir firma satın aldı. CTRL-Labs, Elektromiyografi (EMG) sensörleri yardımıyla, insan vücudundaki sinir ağları üzerinden geçen elektriksel sinyallerini dijital girdilere çevirebilen ve de bunu bileğe takılabilen bir elektronik bant vasıtasıyla yapan bir donanım geliştirmişti. Satın alma sonrasında Facebook Reality Labs bünyesine katılan CTRL-Labs’in geliştirdiği bileğe takılan bu donanım, beyin ve merkezi sinir sistemi tarafından vücudumuzdaki kaslara gönderilen motor nöronları, elektriksel sinyal bazında tespit ederek, bunları bilgisayarların algılayacağı dijital komutlara dönüştürüyor.

Yani cihaz kısaca vücudumuzdaki bio-kimyasal veriyi dijitale aktarıyor. Örnek olarak bir kişi milimetre düzeyinde dahi parmağını oynatmak istediğinde merkezi sinir sistemi tarafından kaslara iletilen motor nöronlarına ait sinyaller iletim esnasında tespit ediliyor ve daha sonrada bu elektriksel sinyal analiz edilip ‘’parmak oynatma’’ komutu algılanıyor. Geliştirilmeye çalışılan donanım ile insan vücudunu saran sinir ağından gelen sinyaller ile makinaları doğrudan kontrol etmek amaçlanıyor. Burada önemli bir nokta, bu teknoloji Neurolink’de olduğu gibi doğrudan insan beyni içerisine elektrotlar yerleştirmek ile karıştırmamak lazım. Herhangi bir şekilde beyne bir implant takmak gibi şey söz konusu değil sadece kaslar üzerinden geçen elektriksel sinyalleri takip eden bir bilek bandından ibaret.

Facebook’un asıl hedefi, Artırılmış Gerçeklik (AR) / XR deneyimlerinde bilgiye erişimi kolaylaştırıp, şu anda kullandığımız Mouse & klavye gibi yetersiz arabirimleri uzun vadede ortadan kaldırmak. Bu yaklaşım daha önceden karşılaştığımız türden kullanıcı deneyimi değil ve insan-bilgisayar etkileşiminde (Human-computer interaction) çığır açacak bir gelişme. Bu şu demek oluyor, ister otururken, ister yürürken parmağınızı milimetre bazında hareket ettirdiğinizde cihazlara kolayca komut verebileceksiniz.

Daha az kas hareketine ve fiziksel zorlamaya ihtiyaç duyduğunuz için, normalden çok daha hızlı bir şekilde kullanıcı arayüzleri arasında gezilebilecek, sanal klavyeler yardımı ile fiziksel klavyelere oranla çok daha hızlı bir şekilde yazı yazabilecek (ve hatta bunu klavye olmadan yapacak) veya daha hassas kontroller gereken araçları kumanda sistemlerini kullanabileceksiniz. Özellikle ameliyat robotlarının uzaktan kontrolü çok daha mümkün ve kolay hale gelecek çünkü artık kaslarınız ile bilgisayar arasındaki etkileşimi azaltacak bir donanım olmayacak. Bu vb. benzeri donanımlar sadece verilen komutları algılama değil aynı zamanda haptik geri bildirim, yani dokunma hissiyatını simüle eden titreşim veya hareket gibi özellikler ile kullanıcının tam anlamıyla bilgisayar ve makinalar ile etkileşim halinde olacak.

Tabii ki merkezi sinir sistemi üzerinden iletilen karmaşık sinyallerin doğru ve anlamlı dijital komutlara dönüştürülmesi ise oldukça zor bir mesele. İşte tam da bu noktada Yapay Zekânın kullanımı çok daha önemli hale geliyor çünkü bu komutlar bilgisayar tarafından algılanırken çevresel faktörler ve elbette kullanıcının içerisinde bulunduğu ortama ve deneyimin bağlamına göre değerlendirilmesi gerekiyor, aksi halde istem dışı kontrol hataları oluşabilir. Örnek olarak siz koşu yaparken kişisel yapay zekâ asistanınız sizin koştuğunuz algılayıp, kol bölgenizde normal oturma pozisyonuna göre çok daha fazla sayıda olan kasılmaları tek tek komutlara dönüştürmeyi engellemeli veya hareket esnasındaki istem dışı komutları engellemek için uygulamalar üzerinde sınırlı kontrol imkânı sunabilmeli. Tabii ki görsel olarak da size koşu esnasında gereksiz ekranlar göstermek yerine sadece kaç km mesafe koştuğunuz, haritadaki konumunuz veya arkada çalmak üzere müzik için playlist seçenekleri gibi şeyler sunmalı.

Tam tersi örnekte yapay zekâ asistanı siz odanızda veya herhangi bir kafede masaya oturduğunuzda koşu esnasında ihtiyacınızdan farklı olarak çok daha fazla sayıda ekranı, AR gözlük yardımı ile gözlerinizin önüne sermeli ve aynı zamanda artık koşmadığınız için kollarınızdaki hassas gerilimleri dahi duruma göre gözlemleyip komuta dönüştürmeli. Kısaca yapay zekâ asistanı sonu gelmeyen bir döngüde, sizin alışkanlıklarınıza göre gerçekliği zenginleştirecek, kullanıcının deneyimini en yüksek düzeyde kolaylaştıracak. Bu zenginleştirme elbette görsel, işitsel ve de haptik düzeyde olacak. Artırılmış Gerçeklik terimi yerine belki de kişiye özel deneyimin yaşanacağı ‘’Kişiselleştirilmiş Gerçeklik’’ (KR) terime doğru kayacak. Bugüne kadar müşteri odaklı tasarlandığı iddia edilen servis ve arayüz tasarımları, karşılaşacağımız deneyiminin yanına dahi yaklaşamayacak. Sizin gördüğünüzü ve duydunuz başka kimsenin görmediği bir gerçeklik hayal edin. Kişiselleştirmenin önemli bir kısmı ise daha önceden bahsedildiği gibi yapay zekâ asistanı tarafından, kullanıcının bulunduğu durum ve ortam göz önünde bulundurularak oluşturulacak.

Sadece görsel kullanıcı arayüzler değil haptik yani dokunma & tensel hissetme duyularını tetikleyen giysiler ve kıyafetlerde gelecekteki kullanıcı deneyiminin bir parçası olacak. Haptik elbiseler şu anda ağırlıklı olarak Sanal Gerçeklik (VR) oyunları ve simülasyon uygulamalarında kullanılmakta. Kıyafet içerisinde yer alan mini motorlar kullanıcıların vücuduna titreşim ve hareket sağlayarak, gerçek hayattaki dokunma hissiyatını taklit etmeye çalışıyor. Örnek olarak Tesla Suit markasının geliştirdiği haptik elbise ile sanal gerçeklik oyunlarında birisi size ateş ettiğinde, isabet aldığınız noktada darbeyi simüle edici bir hissiyat duyabiliyorsunuz. Haptik donanımlar görsel ve işitsel iletişime ek olarak dokunma hissiyatında ekleyerek İnsan-bilgisayar etkileşiminin (Human-computer interaction) yepyeni bir katman daha kazandırmış oluyor. Şimdilik ağırlıklı olarak Sanal gerçeklik (VR) oyun ve iş simülasyonlarında kullanılsa da gelecekte birbirimize telefondan gönderdiğimiz emojiler yerine haptik temelli emojiler yollayarak çok ilginç deneyimler yaşanacağı kesin.

Kısaca özetlemek gerekirse yakın, gelecekte XR teknolojileri özellikle AR gözlüklerin yaygınlaşması ile birlikte alışık olduğumuz kullanıcı deneyim ve tasarımları baştan aşağı değiştirecek. Hali hazırda kullandığımız fiziksel klavye, Mouse veya dokunmatik ekranlarının yerini insan vücudundaki kasları arabirim haline dönüştüren EMG bileklikleri ve haptik giysiler alacak. Bu tarz donanımların önemli bir parçası da kullanıcıların içerisinde bulundukları ortamın bağlamına göre komutları düzenleyen yapay zekâ asistanları olacak. Artırılmış Gerçeklik (AR) yerini YZ destekli daha ileri seviye ‘’Kişiselleştirilmiş Gerçeklik’’ deneyimlerine bırakacak. Ayrıca giyilebilir teknolojiler kullanıcıların sadece makinalara komut vermek için kullandıkları donanımlar olarak değil, aynı zamanda insan vücudunun etkin şekilde takibi, özellikle sağlık alanında uzaktan tedavi tanı, spor vb birçok alanda etkin şekilde kullanılacak.

Öte yandan her yeni teknoloji yanında elbette karanlık bir taraf ile birlikte hayatımıza giriyor. Sadece yazılı ve görsel bilgilerimizin değil aynı zamanda bu tarz giyilebilir donanımları kullandığımızda tüm kas ve sinir sistemimizdeki hareketlerinde sinyal bazında ölçülüp, takip edilebilmesi ve olası bir güvenlik ihlalinde üçüncü kişilerin eline geçebilme ihtimali oldukça tehlikeli. Ayrıca gene bu donanımların yaratacağı ileri seviye kapsayıcı hissiyat, kullanıcıları etik olmayan deneyimlerin içerisine çekilmesin yol açabilir. Örnek olarak Artırılmış Gerçeklik (AR) gözlüğü kullanırken ve bir uygulama içerisindeyken, aniden karşınıza çıkan pop-up reklam ve eş zaman haptik donanımınızın reklama uygun şekilde haptik bir uyarı vermesi, bir telefon veya bilgisayar ekranına bakarken karşılaştığımız rahatsızlığın çok daha ötesinde olacaktır. Her ne kadar Facebook XR teknolojilerine yönelik kullanıcı güvenliğine yönelik bir dizi tasarım odaklı ve ve etik prensip listesi yayınlamış olsa da, gerçekten ne tür şeyler karşılaşacağımızı ancak bu teknolojileri daha yoğun şekilde bir şekilde kullanmaya başladıktan sonra göreceğiz.