Şirketler normalleşme sürecinde nasıl bir çalışma modeli benimseyecek?

Dün itibarıyla alışveriş merkezleri yeniden kapılarını açtı, bankalar normal mesai saatlerine geri döndü. Peki şirketler yeni çalışma düzenine nasıl ayak uyduracak?
Şirketler normalleşme sürecinde nasıl bir çalışma modeli benimseyecek?

Çin'in Wuhan kentinde çıkan corona virüs salgını bütün dünyada iş yapış şekillerini değiştirdi. Güncel vaka sayısı 4 milyonu geçerken insanlar hala virüsün yayılış hızından dolayı tedirgin... Hatta dün yayınlanan Corona Virüs Salgını'na Bakış Açısı raporunun ikinci dönem sonuçları bunu ortaya koyar nitelikte... Buna göre 10 kişiden 5’i salgın ile ilgili çok endişeli, hatta dikkat çeken bir detay en yüksek endişeye sahip olanlar (çok endişeliyim diyenler) ofiste çalışmaya devam edenler, yani evden çalışmayanlar.

Hal böyle olunca normalleşme sürecinin başladığı şu günlerde gündemi meşgul eden konuların başında iş sürekliliği geliyor. Çünkü küresel anlamda  çalışma düzeninin eskisi gibi devam etmeyeceği artık bütün şirketler tarafından aşikar. Bu yüzden şirketler çalışma düzenini yeni normale adapte etmeye çalışıyor olsa da geçen hafta Arda Kutsal'ın Twitter'da sorduğu soruya gelen cevaplarsa oldukça önemliydi. Ankete göre çalışanlar ne ofisten ne de evden kopmak istiyor.

Anketi oylayan 5 bin 278 kişinin yüzde 62,3'ü hibrit çalışma modelinden yana... Yani ekibin bir kısmının mekan bağımsız çalıştığı, bir kısmının sahada, üretim tesisinde veya ofiste hareket halinde olduğu bir düzen istiyor. 

Tabii burada şunu da unutmamak gerekiyor, çalışanların büyük bölümü evden çalışmayı daha verimli buluyor. Buradan hareketle Türkiye'deki farklı sektörden şirketlere neleri beklediklerini sorduk.

Microsoft, uzaktan çalışma endeksi hazırladı

Microsoft, Türkiye'de normalleşme sürecine geçerken, teknolojiyle kazanılan yeteneklere bağlı olarak yeni yöntemler benimseyecek. "Uzaktan çalışmaya geçtiğimiz bu dönemde, iş alışkanlıklarımız doğal olarak çok değişti. Microsoft’ta, çalışma hayatının dünyada nasıl bir dönüşümden geçtiğini ölçen çalışmalar yaptık" diyen Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Aslı Arbel, uzaktan çalışma endeksi hazırladıklarını söylüyor. Buna göre, ekiplerin uzaktan verimli ve güvenle çalışabilmesine imkân tanıyan Teams platformumuzun kullanımı önceki ayların 3 katına çıktı. Eskiye göre neredeyse 10 kat daha fazla görüntülü toplantı yaptı. 5 kat daha fazla canlı etkinlik düzenlendi. Arbel, toplantıların daha hızlı ayarlanabildiğini ve anında katılım sağlandığını kaydediyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

Büyük maliyetler karşılığında gelen uluslararası uzman konuşmacılar, online şirket etkinliklerine daha sık katılmaya başladı. Teknoloji sayesinde, normalleşme sürecinde şirketler müşterilerle daha yakın ve kaliteli etkileşim yaratma fırsatları yakalamaya devam edecek.

Evden çalışmaya devam edecekler

Microsoft olarak haftanın belirli günlerini kapsayarak devam ettirmekte olduğu evden çalışma model kısa sürede Microsoft çalışanlarına tüm gün olarak genişletildi. Normale dönüş sürecinde de bu yöntemle çalışmaya devam edecekleri öngörülüyor. Süreç tamamlanınca bu ikisinin, yani hem fiziksel hem de online ağırlıklı bir çalışma düzeni olacağına inanıyor ve evden çalışmak, uzaktan eğitim gibi yeni alışkanlıkların farklı oranlarda kalıcı olacak.

Çalışanların sağlık ve ekonomik koşullarının korunması

P&G Türkiye sürecin başlangıcından itibaren en önemli önceliğinin şirket çalışanlarının sağlık ve ekonomik koşullarının korunması idi. Bu hedef doğrultusunda fabrikalar ve ofislerde belirli uygulamaları hayata geçirdi. "Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya P&G merkez ofislerinde bulunan çalışma arkadaşlarımızla birlikte tam zamanlı evden çalışma sistemine geçti" diye konuşan P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya İnsan Kaynakları Direktörü Berna Yener Aksu sözlerine şöyle devam ediyor:

Evden çalışma uzun yıllardır şirketimizde bulunan bir uygulama, halihazırda şirketimizde bulunan ve esnek çalışma modellerine uygun [email protected] kültürümüzle çalışanlarımıza birçok imkan sağlıyoruz. Sağladığımız esneklikle birçok çalışanımız işe geliş ve işten çıkış saatlerini esnetebiliyor, evlerinden çalışabiliyor ve hatta haftada daha az gün çalışma imkanı buluyor. Böylece çalışanlarımızın, günümüz koşullarında iş sorumlulukları ve gündelik yaşamları arasında bir denge kurmasına yardımcı olmaya çok önem veriyoruz. Yani diyebilirim ki P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya ofisleri olarak bizim, farklı çalışma modelleri için altyapımız çok uzun zamandır hazır bulunuyor.

Aşı bulunana kadar çalışanlarını ofiste çalışması konusunda zorlamayacaklar

Bazı Avrupa ülkelerinin normalleşme sürecine girdiğini bildiklerini söyleyen Berna Yener Aksu, bu sürecin Türkiye'de de yavaş yavaş uygulanmaya başladığını söylüyor. Hiçbir çalışanını, aşı bulunana kadar ofiste çalışması konusunda zorlamayacaklarını belirtiyor.

Şirket, ofislere döndüğünde bir anda değil, kademeli olarak işe başlayacak. Yani herkes bir anda dönmeyecek. Çalışanlarına iş yapışlarında esneklik vermeye devam edecekler. Bunu Berna Yener Aksu şöyle açıklıyor:

Örneğin, okulların açılıp açılmayacağı henüz belirsiz. Çalışanlarımızın çocukları için aldığı düzenli bir destek olmayabilir veya evde bakmaları gereken hastaları olabilir. Tabii kendilerinin de hastalığı olabilir. Bu çalışanlarımızın ofise gelmelerini zorunlu tutmayacağız, kendileri bir süre daha evden çalışmaya devam edecek. Bununla beraber açıklanan uyarıları dikkate alarak sosyal mesafe kurallarına uyacağız. Tüm çalışanlarımızın maske kullanmasını sağlayacağımızı, toplantı salonlarımızda, çalışma masalarımızda veya kafeteryada aralıklı oturma düzeni oluşturacağımızı söyleyebilirim. Tüm bunlarla birlikte tabii ki ofisimiz sürekli olarak dezenfekte edilecek.

Aldığımız ve alacağımız tüm önlemlerle; çalışanlarımızın sağlık ve güvenliğini sağlamaya, tüketicilerimizin temel ihtiyaçlarına yönelik üretimimizi sürdürmeye ve insanların yaşamlarını iyileştirmeye devam edeceğiz.

Şirketlere durum böyleyken Türkiye'deki paylaşımlı ofis şirketlerine de bundan sonrasını sorduk. Hatırlayacağınız üzere Covid-19'un Türkiye'de ilk görülmesinin ardından paylaşımlı ofis alanlarının hangi önlemleri aldıklarına dair detaylı bir haberi sizlerle paylaşmıştık.

Kolektif House'un bu dönemde ilk odağı ortak çalışma alanlarının güvenli, hijyenik ve sosyal mesafe kurallarını içselleştirmiş bir formata çevirmek. Bunun için misafir girişlerini, gezgin üyelik modelini, etkinlikleri ve böylece genel kişi sayısı ciddi oranda sınırlandı. Birçok kontrol ve hijyen uygulamalarını başladı. Bu süreçte büyük ve ortak ölçekli şirketlere iki yeni nesil ofis çözümü geliştirdi. Kolektif House Kurucu Ortağı ve CEO’su Ahmet Onur bu konuyla ilgili şöyle konuşuyor:

Azaltılmış giderler ve artan verimlilik ile kurumsal şirketlerin büyümesine katkıda bulunan bir “agile” ofis modeli olan Kolektif Enterprise ile istenilen adreste kurumun ihtiyaç duyduğu büyüklükteki ofisi bulup, kurumun tercihleri doğrultusunda tasarlayıp, tüm operasyonel süreçlerini de verimli bir şekilde yönetiyoruz. Bir süredir büyük ölçekte global kurumsal firmalara hizmet verdiğimiz Kolektif Enterprise modeli sayesinde kurumlar minimum yatırımla kendi ihtiyaçlarına özel yapılandırılmış bir ofis alanına sahip olmakla birlikte Kolektif House’un süreç boyunca tek kontak olarak sağladığı tüm esneklik ve avantajlardan da faydalanabiliyor. Ayrıca, bir başka ürünümüz Kolektif Suites çatısı altında ise Kolektif’in tasarımsal dokunuşu ve hizmetleri eşliğinde taşınmaya hazır daire ofisler sunmaya başlıyoruz. Bu model ile de daire ofis modellerini tercih eden şirketlere ortak çalışma alanlarındaki hizmetlerden faydalanıp aynı zamanda kendi özel alanlarına sahip olma esnekliği sunmuş olacağız.

Kolektif House içinde yer alan şirketlerin süreç boyunca esnek olmayı deneyimleyeceklerini söyleyen Ahmet Onur, şirketlerin kendi ihtiyaçlarını gözeterek kendilerine özel çalışma düzenlerini geliştirmeye başlayacaklarını belirtiyor. Platform, tüm bu sistemleri bir araya getirmek için de dijital servisler üzerinden erişimini güçlendirmeye devam edecek. Ofislerin içinde ise daha sosyal ve bir arada üretmeyi teşvik edecek tasarımlar artacak. 

Çalışan memnuniyeti ön planda

Assembly Buildings Eş Kurucularından İsmet Öztanık ise, bu süreçte öncelikle bütüncül bir bakış açısıyla kendi tesis yönetimi iştiraklerini ve global partnerinin uluslararası mekan yönetim protokollerini uyguladıklarını söylüyor. EurAsia Proptech Iniative ve devamında XOXO The Mag ile ortak çalışması sonucu iki farklı hedef kitleye yönelik ofise dönüş sürecinde şirketlere yol göstermek için kapsamlı bir anket yaptıklarını da sözlerine ekliyor. 

Şirket, normalleşmeyi kademeli olarak başlarken onlar da sahip oldukları bilgiler, deneyim ve uluslararası ekosistem ortaklarımızın desteği ışığında bu süreci şirketler için yönetmeye başladı. Özellikle ofis binalarının dezenfeksiyon, havalandırma, giriş ve kontrol prosedürlerinin, sosyal mesafe planının doğru ve kullanıcı dostu teknolojik çözümlerle hazır olduğundan emin olmaları gerektiğini düşünüyorlar. Şirketin diğer kurucu ortak Yiğit Şatıroğlu ise bu dönem ve sonrasında şirketlerin çalışma, sosyal ve kültürel ağını korumaya özen gösterilmesi gerektiğine inanıyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

Çalışma hayatının üç formatın birleştiği bir yapıda devam edeceğini ön görüyoruz. İlki şirket merkez ofisi “şirket hub”ları, ikincisi şirket uydu ofislerinde çalışma ve üçüncüsü uzaktan çalışma... Hem şirketler hem bireyler bu  formatlara  farklı deneyimler ve servislerle adapte olabilecek.