Kurum içi girişimciliğe VC kolunu da ekleyerek çıtayı yükselten Zorlu Holding'in hikayesi

Zorlu Holding'in kurum içi girişimcilik platformu Parlak Bi’Fikir kurum içi girişimciliğe farklı bir bakış açısı getiriyor. Holding 15 yıllık inovasyon yolculuğunun meyvelerini toplamaya başladı.
Kurum içi girişimciliğe VC kolunu da ekleyerek çıtayı yükselten Zorlu Holding'in hikayesi

Bugün dünyanın önde gelen şirketleri kurum içi girişimcilik programlarıyla şirket kültüründe değişim yaratıyor. İlk defa 1985’te Amerikalı iki uzman Gifford and Elizabeth Pinchot tarafından kullanılan tanım artık, şirketlerin en büyük rekabet aracı...

Pek çok şirket, geliştirdiği programlarla çalışanlarının içindeki girişimci ruhu ortaya çıkarmaya çalışıyor. Zorlu Holding de bu şirketlerden biri. Şirketin inovasyon yolculuğunda pek çok dönüm noktası yaşandı. İlk olarak ileri teknolojiler ve yeni iş olanakları yaratmak hedefiyle Vestek Elektronik Araştırma ve Geliştirme şirketi kuruldu. Bu süreç ilk erken aşama girişim sermayesi şirketi Vestel Ventures''ın kurulmasıyla devam etti. Üçüncü adım olarak ise kurum içi girişimi desteklemek adına “Parlak Bi’Fikir!” adını verdiği platformla pekişti. 

Nasıl başlamıştı?

Zorlu Holding'in inovasyon alanındaki bu atılımları 15 yıl önce Metin Salt'ın ARGE direktörlüğünü yaptığı Cellnet Data Systems Inc.'den ayrılmasıyla başladı. Salt, holding bünyesinde ileri teknolojiler ve yeni iş olanakları yaratmak hedefiyle Vestek Elektronik Araştırma ve Geliştirme şirketini kurdu. Bununla asıl amacı Vestel'in içinde teknoloji geliştirmekti. Çünkü beyaz eşya şirketi Vestel'in fiyat rekabetini bir yana bırakarak inovasyona odaklanmasını istedi. Dediğini yaptı, 25 kişilik ekiple 50'den fazla patent aldı. Salt, şimdiye kadar başardıklarından oldukça gururlu. Bu nedenle şirketin Türkiye’de tasarlanan ilk görüntü işleme yongası ve internet televizyonculuğunun ilk örnek uygulamasını gerçekleştirdiklerini hatırlatarak ekliyor: "Bir şirketin sürdürülebilirliği inovasyon ve yenilenme hızına bağlı..."

Buna rağmen işleri giderek yavaşlıyordu. "Çünkü..." diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "Teknoloji tek bir alanda kalmıyor. Örneğin biz ilk etapta İki tür çip yaptık, üçüncü turda görüntü kalitesinde fark yaratmak zorlaştı. Tüketici görüntü kalitesinden ziyade başka şeyler talep etmeye başladı. Böylece Smart TV işine girdik. Elimizde mevcut ekibi dağıttık."  Salt, "Araştırma bitince ekip de gidiyordu. Her beş yılda bir yeni ekip kurmak zorunda kalıyorduk" diyerek anlattığı dönemi açık inovasyon, dış kaynak kullanımı ve girişimlere yatırım yaparak lehine çevirmiş. Yani Metin Salt'ın planı şuydu: "şirket kur, araştırma yap, finansal sürekliliği için kendi finansal yatırım ağını kullan."  

"Kurum içi girişimcilikte henüz yolun başındayız."

Bu nedenle Ocak 2015'te Zorlu Holding, kendi yaptığı inovasyonu bir adım ileri götürmek için küçük şirketleri desteklemeye başladı. Böylece bir kurum tarafından kurulan ilk erken aşama girişim sermayesi fonu oluşturuldu. Evde bakım, evde sağlık, enerji verimliliği, pil teknolojileri ve eğitim alanındaki girişimlerle ilgilenen fon şimdiye kadar 17 yatırımla kendi alanının en aktif oyuncusu.Yatırımları arasında değerini 50 kat artıran, kendi içinden şirket çıkaran, yurt dışına ihracata başlayan girişimler bulunuyor. 

Bu alanda edindikleri tecrübeyi Vestel Ventures ile kurum içi girişimciliğe taşıdıklarını anlatan Salt, "Bu bizim için önemli bir avantaj. Ancak her sistem, her yapı kendi içerisinde farklı dinamiklere sahip. Kurum içi girişimcilikte henüz yolun başındayız. Fakat ilk döngüde hep birlikte çok fazla şey öğrendik, bu konuda bir farkındalık yarattık" diye konuşuyor.

Kurum içi girişimcilik çalışanlar için iyi bir fırsat olduğunu savunan Salt, "Bu yapının amacı sadece iyi fikirleri toplamak değil. Burada amaç fikirden çok çalışanlar. Amaç bir fikir ekseninde çalışanların kendini geliştirmesi, kendini zorlaması için bir fırsat yaratmak" diyerek işin amacını açıklıyor. Ama inovasyonu harekete geçiren ortak yaşam kültürü geliştirebilmek olduğunu sözlerine ekliyor. Bunun da destekleyici programlarla, mentorlukla onları desteklemekten geçtiğine inanıyor. Zorlu Holding, kurum içi girişimciliğe farklı bir bakış açısı getiriyor. Çünkü kurum olarak amaçları sadece yenilik bulmak ya da kar odaklı girişimciler yaratmak değil, asıl hedef kökten bir değişim başlatmak. 

Burada önemli noktalardan biri de Salt'ın şu söylemi oluyor: "Bir günde kurum içi girişimcilik yapacağım denemez bence önce Vestel Ventures gibi bir şey yaratma kapasiten olmadan yapmak oldukça zor. Girişimci ruhlu olan diyor ki ben özgür müyüm? “Her şeyi ben veriyorum sana” denmez o kişiye. Girişimciliğin özü fondur. Yatırımcı bunu tur, tur fonlar. Buna alışkın olmayan kurum girişimcilik yapamaz." 

Bir diğer noktada girişimcilik eğitimle mi olur konusu akla geliyor. Kurum içi girişimcilik programlarında gördüğümüz en büyük zaman kaybı bu. Girişimciye işletme, üretim, pazarlama eğitimleri vermek mümkün ama eğitimle birlikte kişiyi girişimci yapmak imkansız neredeyse. Metin Salt da bu konuda insanlara girişimcilik öğretmek değil de girişimci adayına iş yönetimi öğretmeyi ana hedefleri olarak tanımlıyor. Herhangi bir girişim için; dışa dönük/ pazarlamacı bir eleman, bir fikir insanı ve mümkünse teknik yetkinliği karşılayacak biri olması lazım diyerek de detaylandırıyor.

İki şirkete 1'er milyon TL

Zorlu Holding, bu platformla iki şirkete 2 milyon TL'lik yatırım yaparak ortak oldu. Şirketler bu ortaklık kapsamında, Zorlu Holding’den önümüzdeki dönemde hukuk, muhasebe, finans, iletişim gibi birçok destek alacak. Yatırım alan şirketlerden ilki ConectoHub.

Vestel'de pazarlama müdürü olarak çalışan Banu Akgül'ün kurucu ortak olduğu iş, ekiplerin işbirliği içerisinde çalışmasına ve aynı anda birçok işi yürütüp takip etmesini sağlayan bir uygulama. Ürün henüz geliştirilme aşamasında... Girişim, şirket içinde hangi personelin ya da departmanın ne kadar verimli olduğunu ortaya koyuyor. 

"Girişimciliğin eğitimi olur mu?" sorusu ile konuyu detaylandıran Akgül, girişimci olmak için eğitim almadıklarını ama eğitimin girişim hayatını nasıl değiştirdiğini paylaştı. İlk etapta şirketin Facebook’u WhatsApp'ı olmak olarak amacıyla işe başlayan girişim, sahaya inince bunun sadece şirketlerin verimliliğiyle ilgili olmadığını fark etmiş. Akgül, "Yönetici çalışanın verimliliğini görmek isterken çalışan da performansının görülüp görülmediğini bilmek istiyor. Nihayetinde girişimin başlangıç noktası şirketleri verimli hale getirme üzerine evriliyor. Yine İK özelinde bir servis ama bu sefer var olan bir ihtiyaç dahilinde" diye anlatıyor. 

Ama aslında burada önemli olan nokta girişimin verimliliği nasıl ölçtüğü... Banu Akgül, kişilerin bütün süreçleri buradan yönetmesini sağlayarak başlıyoruz. Bütün girdileri kişilerden alarak makine öğrenimini çalıştırıyor. Böylece verimlilik ölçümü kişi bazında başlayarak, departman ve şirket verimliliğine kadar ulaşıyor." diyerek bu soruyu cevaplıyor. 

Gecikmeleri topluyor, verimli noktaları alıyor, proje bitişlerini alıyor, yoğunluğu hesaplıyor

Projelerin takip edildiği, bir taraftan işin yönetildiği ve iletişim yapılan bir platformu çıktıları ile birlikte sunmak oldukça iyi bir fikir. Bir şirketin genel süreç yönetimini yapmayı hedefliyor. Ama bunun önünde bir akım engeller var. En büyüğü departmanlar arası görev tanımları ve hedef farklılıkları... Çünkü bir departman içinde bile kişilerin iş tanımları ve görevleri birbirinden değişik. Bunu kolay olmadığını belirten girişim, bu alanda en kritik noktanın kişiden kişiye değişen  herkesin kendi anahtar performans göstergeleri (KPI) olduğunu belirtiyor.  

Burada girişimin nasıl seçildiği ile ilgili Metin Salt'a dönüyoruz. Ona göre, Vestel Ventures'ten 1 Milyon TL alan girişimin seçilme sebebi avantaj noktası... Kurum içindeki diğer yöneticilerin ben bunu kullanırım demesinin önemine dikkat çekiyor Salt. Bu projenin en büyük destekçisinin ise Zorlu Holding Bilgi Teknolojileri Grubu Başkanı Murat Zeren olduğu belirtiyor. Zeren'in "Tam olarak benim böyle böyle bir ihtiyacım var" dedikten sonra girişime danışmanlık vererek, son halini aldığını belirtiyor. Hatta Salt, yatırım sürecinde bazı yöneticilerin karar kılmada zorlandığını ve zaman zaman tartışmaların yaşandığını da aktardı.

Yatırım alan diğer girişim ise kurumların çalışanlarının farklı yeteneklerini keşfederek, gönüllülük yönetimini daha etkin yönetmelerini sağlayan bir dijital platform olan AbilityPool... Kurucusu Sinan Yıldırım, bunu bir çeşit yetenek havuzu olarak tanımlıyor. Girişimin adı da buradan geliyor, kişilerin yeteneklerini paylaştığı bir platform. Hem şirketlerin hem de kendi çalışanlarının yeteneklerini sıraladığı bir platform...Yıldırım, ürünün temel olarak hazır olduğunu söylüyor. Zorlu Holding, İnsan Kaynakları departmanlarında bu ürünü kullanacak. Bunun dışında 10'a yakın büyük şirketten pozitif dönüşler aldıklarını belirtiyor.

B2B odağındaki girişim, şirketlere sosyal sorumluluk projelerinde yer almaları ve yönetmeleri konusunda yardımcı oluyor. Çalışanların farklı sivil toplum kuruluşlarının (STK) sosyal sorumluluk projelerine dahil olmaya çalışmasını kolaylaştırıyor. STK'lar arasında köprü oluyor. Çalışanların üye olarak dahil olduğu platformda sosyal sorumluluk projelerine dahil olarak kimi zaman ikinci el kıyafetler yıkanmasına kimi zaman paketlenmesine ve ihtiyaç sahiplerine gönderilmesine kadar görev almak mümkün.

Gönüllülük projelerinin yapılmasındaki en temel neden, artık çalışanların iş hayatında anlam araması... Yıldırım, "Kendi adıma gün boyu sayılarla uğraşmak artık beni tatmin etmiyor. Biraz daha farklı faydalar yaratmak istiyor" diyor. Gününün üçte ikisinini iş yerinde geçtiğini belirten Yıldırım, iş kimliğimle var olduğum bir dünyada daha anlamlı hale gelmesini istediğini söylüyor. Bu programların özellikle gelecekte çalışılabilir şirket olmak açısından kurumlar tarafında bir kaygı yarattığı gerçeğini de paylaşan Yıldırım, projenin bu yüzden önemli olduğunu dile getiriyor.

Gelelim sistemin çalışmasına... STK'lar Abilitypool'un bir üyesi, gönüllülük projelerini buraya açıyor ve çalışanların istedikleri projeye dahil olmasını sağlıyor. Bu projeler kimi zaman bağı, kimi zaman iş gücü gerektiren işler. Girişimin adı da buradan geliyor, kişilerin yeteneklerini paylaştığı bir platform.

Kişiye yardım tatmini, şirkete sosyal fayda ve çalışan mutluluğu STK'ya ise iş yükünün azaltılması olmak üzere 3 sac ayağını da mutlu eden platformun gelir modeli ise şirketlerden alınacak ücretlerden oluşuyor. İlk etapta STK’lardan ücret almayacak. Şirketlerden de çalışan sayısına göre aldığı payı belirleyecek.

Yıldırım'ın hedefinde BİST’te Sürdürülebilirlik Endeksi'ne dikkat çeken 67 şirket var. Bu şirketlerin hedefinin o endekste daha yukarıda yer alabilmek olduğunu belirten Yıldırım, şimdiye kadar bu şirketler arasından 10 tanesinden pozitif bir niyet mektubu aldıklarını da paylaştı. 

Kurum içi girişimciliğin bir gösteri olmasından ziyade elle tutulur şirketler haline gelmesi oldukça önemli.