Bilim insanları DNA içine bir film, işletim sistemi ve virüs yazılımını hatasız bir şekilde sığdırdı
Arama

Bilim insanları DNA içine bir film, işletim sistemi ve virüs yazılımını hatasız bir şekilde sığdırdı

Veriyi depolama konusunda yeni ufkumuz DNA… Bilgi depolanması konusunda bugüne kadar onlarca donanım ve yazılıma ilham olan DNA’nın kendisi bu amaç için kullanılabilir mi? University of Columbia’dan ve New York Genome Center’dan araştırmacıların yeni geliştirdikleri DNA Fountain, “evet” cevabına en çok yaklaşan teknik olarak görülüyor.

DNA’nın veri depolamak için ideal bir araç olabileceği bir süredir araştırmacıların gündeminde ancak yapılan deney, DNA’nın potansiyel kapasitesi konusunda en iddialı ilerlemeyi sağladı. New York’tan araştırmacıların Science dergisinde yayınladıkları makaleyle duyurdukları gelişme bugüne kadar başarılan depolama kapasitesini 100 katına çıkarıyor. Bilim insanları tam bir bilgisayar işletim sistemi, film ve diğer dosyaların olduğu toplam 2.14 × 106 byte’lık veriyi DNA oligonükleotitlerinin içine sığdırdıklarını ve bunları mükemmel bir şekilde deşifre ettiklerini paylaşıyorlar. DNA Fountain adını verdikleri yeni bir teknik geliştiren araştırmacılar, bu tekniğin limitini de keşfettiklerini ve bir gram DNA başına 215 petabyte veriyi yüzde 100 doğrulukla deşifre edebildiklerini söylüyorlar.

DNA Fountain, 20’inci yüzyılın en önemli bilim insanlarından Cloude Shannon’ın dijital iletişimin temellerini atan çalışmalarını esas alıyor. Shannon’ın evrenin bir yerinde üretilen bir mesajı herhangi bir başka yerde yeniden üretme üzerindeki çalışmalarına son dönemde DNA dizilimi araştırmalarında sıklıkla başvuruluyor. DNA Fountain araştırmacıları, DNA depolamanın da özünün bir iletişim kanalı olduğunu söylüyorlar. DNA oligonükleotitlerini sentezleyerek bilgiyi aktardıklarını söyleyen araştırmacılar, bilgiyi olionükleotitleri dizerek ve dizilim verisini deşifre ederek aldıklarına dikkat çekiyorlar.

DNA Fountain bugüne kadarki en başarılı yöntem olsa da, hala oldukça pahalı. Megabyte başına 3 bin 500 dolarlık bir maliyetle çalıştıklarını aktaran araştırmacılar, ilerleyen aşamalarda bu sorunun da adreslenmesi gerektiğini itiraf ediyorlar.

2015’ten beri DNA depolaması alanında çalışan Microsoft, Twist Bioscience girişimiyle birlikte 200 MB’lık veriyi DNA’da depolamayı başardığını duyurmuştu.

DNA’da verinin nasıl depolandığıyla ilgili merak edenler için kaba bir özet şu şekilde: DNA molekülü, Adenin (A), Timin (T), Guanin (G) ve Sitozin (S) dört bazdan oluşuyor. Bu bazların farklı kombinasyonları DNA zincirinde biyolojik bilginin deşifre edilmesini sağlıyor. Bilim insanları DNA zincirinde bilgi depolamak için dijital dosyaların 1 ve 0’lardan oluşan binary dizilimini, bu dört bazlı şifreleme diline tercüme ediyor. DNA depolamasıyla ilgili en önemli sorunlardan biri veriyi yazmak kadar depolanan verinin doğru bir şekilde okunması.

Yorumları GösterYorumlar Gizle (1)
  1. faruk dedi ki:

    Keyifle okudum. Belki orta-uzun vadede kendi hücrelerimizi depolama alanı alarak kullanabileceğiz. Acaba hangi verilere kendi hücrelerimizde depolayacak kadar değer vereceğiz?

Bir Yorum Yazın