Kurumsal şirketler, girişimlere ‘Ar-Ge merkezi’ olarak yatırım yapabilir mi?
Arama

Kurumsal şirketler, girişimlere ‘Ar-Ge merkezi’ olarak yatırım yapabilir mi?

Türkiye’de girişim yatırımları 2016 yılında artışa geçti ancak kurumsal şirketler halen oldukça geriden geliyor. Kurumsal şirketlerin hatırı sayılır derece aktif olduğu Silikon Vadisi’nde ise girişimlerin kurumsal şirketler için ‘Ar-Ge birimi’ görevi görmeye başlayıp başlamadığı tartışılıyor.

ABD’de teknoloji yatırımlarını analiz eden CB Insights, Innovation Summit adlı konferansında bu konuyu gündeme getirdi. Paneldeki konuşmacılardan biri olan Dave McClure’a (500 Startups’ın kurucusu) göre kurumsal şirketler Ar-Ge’yi girişim sektörüne havale etmiş durumda. Fakat kurumsal yatırım şirketleri birer girişim sermayesi şirketi olduklarının farkında değil. Bu şirketler girişimlerle nasıl anlaşacaklarını ve nasıl iletişim kuracaklarını bilmiyorlar. McClure, “Tipik bir kurumsal şirket yıllık planlamalarla karar verirken girişimler aynı süre içinde yaşar ve ölür.” diyerek girişimlerin dinamizmine işaret ediyor.

Kurumsal şirketlerin girişimlere nasıl yaklaşmalı?

Yatırımcılar, bu konuda itibarlı olmanın önemi konusunda hemfikir. Yatırımcıya ve teknoloji merkezlerine yakınlık, katılımcı olma önemli kriterler. Yatırımcıların masaya paradan daha fazla şeyler koyması gerekiyor. Kurumsal şirketler, girişimciler için müşteri çekme ve yayılım için önemli olsa da kurumsal yatırımcılarla girişimler arasında dürüst bir şirket inceleme sürecine ve anlaşma şartnamesine ihtiyaç var. Her iki tarafın da bu ilişkinin değer katan yönlerinin farkında olması gerekiyor.

Dave McClure, Silikon Vadisi’nin bu anlamda kendi içinde bir pazara sahip olmadığının da altını çiziyor. Tencent, Alibaba, Baidu gibi şirketlerin Vadi’de pekala konakladıklarını ve yatırımlar/anlaşmalar yaptığını hatırlatıyor.

Türkiye’nin yumurta-tavuk paradoksu

Merceğimizi Türkiye’ye çevirdiğimizdeyse gördüğümüz tablo elbette çok farklı. Türkiye halen finansal sorunların aşılamadığı bir pazar. Bunun yanında katma değerli teknoloji geliştiren veya büyük bir kullanıcı tabanına erişmiş girişimlerin sayısı oldukça az. Dolayısıyla birbirine ihtiyaç bu iki uç arasında kurumsal şirketler biraz daha yukardan bakma eğilimindeler. Girişim hızlandırma programlarıyla sektöre katkı sağlıyor olsalar da, aslında bu rolü dışardan çalmış oldukları söylenebilir.

2017’den beklentim bu programların birer halkla ilişkiler kozu olarak kullanılmasından ziyade buralardan çıkan girişimlerin gerçekten ses getiren birer girişime dönüşmesi ve birkaç ciddi kurumsal şirket yatırımının veya satın almasının haberini verebilmek. Çok şey mi istiyorum?

Grafik: CBInsigths

Yorumları GösterYorumlar Gizle (2)
  1. Volkan Akkuş dedi ki:

    Valla çok şey istiyorsunuz. Türkiye’de gerçekten kurumsal olan şirketler yurtdışı merkezli ve arge çalışmaları da dışarıdan getirilip, sadece uygulanıyor. Kurumsal gibi görünen “sektöründe lider firmalar” da ar-ge den ziyade teydeb teşviklerinin peşinde.

  2. Volkan Akkuş dedi ki:

    Bu konuda daha fazla yorum gelir de tartışırız diye düşünmüştüm ancak gelmedi. Buraya not düşmek istediğim son bir nokta var.
    Türkiye’de finansmandan daha zor bulunan ama daha çok ihtiyaç olan, rekabettir.
    Türkiye’de sağlıklı bir rekabet yok ve tekeller korunuyor.
    Bu nedenle hiç kimse inovasyon ile, yenilikten gelen müşteri memnuniyeti ile öne geçileceğine inanmıyor.

    Örneğin bankacılık sistemi, taksi gibi ulaşım sistemleri, telekomünikasyon…

Bir Yorum Yazın