Blablacar Türkiye ofisini neden kapattı?

Blablacar Türkiye ofisini neden kapattı?

2016 araç paylaşım servislerinin dünya çapında frene bastığı bir yıldı. Birkaç sene öncesine kadar bol sıfırlı yatırım turları, kıran kırana rekabet ve peş peşe yeni pazarlarla açılma haberleriyle gündemimize gelen servisler, diğer birçok teknoloji dikeyinde olduğu gibi, görece sakin bir yıl geçirdi. Lider araç paylaşım servisi Blablacar'ın küreselleşme sürecini izleyen bu yavaşlama, girişim için hesap kitap dönemini işaret ediyordu. Blablacar, 2016 son çeyrekte, bundan iki yıl önce hızla giriş yaptığı pazarlar arasında yer alan Türkiye'deki ofisini kapatmaya karar verdi.

Blablacar Türkiye operasyonlarını artık Fransa'dan yönetecek

2014'te Türkiye pazarındaki lansmanını yapan ve aynı yıl Kasım ayında Esin İmer'i ilk Ülke Müdürü olarak atayan Blablacar'ın Türkiye ofisini kapatma kararı geçtiğimiz Ekim ayına kadar gidiyor. Türkiye'de faaliyet gösterdiği iki yıl içinde gerek büyüme gerek hacim açısından beklenen performansı gösterememesinin bu kararda etkili olduğunu biliyoruz. Türkiye'de aradığını bulamayan Blablacar'ın buradaki ofisini kapattığını, geçtiğimiz Kasım'da şirketten ayrılan Esin İmer de doğruluyor. Ancak Blablacar'ın Türkiye ofisini kapatması, Türkiye pazarından tamamen çekildiği anlamına gelmiyor. Esin İmer, buradaki operasyonlarının artık Fransa'daki merkezlerinden yönetileceğini ve son kullanıcı için değişen bir şey olmayacağını vurguluyor.

Blablacar'ın Türkiye websitesi hala çalışıyor ve Türkiye'de şehirler arası araç paylaşım yapmak isteyen kullanıcılar servisi hala kullanabiliyor. Blablacar'ın bu servisi, en azından bir süre daha vermeye devam edeceğini biliyoruz. Ancak kullanıcılar yerel destek alamayacak, müşteri ilişkileri için Fransa'daki merkezle görüşecek, sosyal ağlarda Blablacar Türkiye ile etkileşime geçemeyecek. Zira Blablacar'ın Türkiye'de artık çalışanı yok. Şirket, ofis kapatma kararıyla birlikte Türkiye'deki tüm çalışanlarının işine de son verdi.

blablacar

Blablacar'ın Türkiye'deki ofis kapatma hikayesi aslında tam bir pazarda tutunamama hikayesi. Zira Avrupa çapında hızla büyüyen araç paylaşım servisinin Türkiye pazarının dinamiklerini ön görememesi ve buradaki farklılıkları yönetebilecek kadar -muhtemelen- esnek olamaması kapanışın ardındaki temel nedenler.

Avrupa ve Türkiye'nin şehirler arası yolculuk kültürü tamamen farklı

Şehirler arası araç paylaşım servisi sunan Blablacar'ın Avrupa'da tutunmasını ve büyümesini sağlayan, şehirler arası yolculukların tek ülke içinde değil, ülkeler arasında da yapılabilmesi; buna karşın ülke değiştirseniz bile şehirlerin birbirine yakın olması gibi faktörler var. Bunlara bir de Avrupa genelinde hızlı trenlerin neredeyse uçak fiyatlarıyla aynı olmasını; Avrupa ülkeleri içinde otobüs yolculuklarının kalite ve konfor açısından Türkiye'nin 1990'lardaki seviyesinde olduğunu ekleyin... Ayrıca Avrupa çapında ülke değiştirmenin kolaylığı, Blablacar gibi servislerin yeninden kullanım oranları, yani kullanım sıklığını ciddi ölçüde arttıran bir etmen. Türkiye'de yolculuk sıklığının fazla olmasını bekleyebileceğiniz büyük şehirler arasındaki mesafe ise uzun. Senede en fazla 5-6 kez tekrarlanan bu yolculuklar içinse uçak ve otobüs hala birçokları için fiyat ve konfor açısından iyi alternatifler. Blablacar'ın Türkiye'de ne büyüme hızı ne de aynı müşteri tarafından yeniden kullanım oranlarının Avrupa ortalamalarına yaklaşamaması bu sebeplerle sürpriz değil.

Blablacar'ın Türkiye'de yapamaması, Türkiye'de şehirler arası araç paylaşım servislerinin çalışmasının imkansız olduğu anlamına gelmiyor. Ancak paylaşım ekonomisi odaklı bu servislerin sağladığı temel faydalar, hedefledikleri pazarlarda, kendi sürdürülebilirliklerini garantilemiyor. Bu nedenle yeniden odaklanmaları gerekebiliyor. Bir süre önce baştan sona yenilenerek şehir içi araç paylaşım servisi haline gelen Volt'un hikayesi bunun en yeni ve en iyi örneklerinden biri.