x

Google’ın ifade özgürlüğü paradoksu

google cannes lions

Google, Cannes Lions ana sahnesine bu yıl “IŞİD ve Seth Rogen‘ın buluştuğu yer: Aramızdaki en kötüyle savaşırken, ifade özgürlüğünü savunmak” gibi kulağa çarpıcı gelen bir oturumla çıktı. Google’ın Kıdemli Başkan Yardımcısı David Drummond  ve Politika Strateji Direktörü Victoria Grand’in ortak sunumu, Google’ın ifade özgürlüğü ve sansür arasındaki ince ve bir o kadar flu çizgideki duruşunu açıklıyordu.

Sunuma katılamayanlar için, Google yöneticileri, bugün milyarlarca kişiye ulaşan uygulamalarıyla, hükümetlerden gelen baskılara rağmen, bilgiye erişimi dünya çapında kolaylaştırmak için çabaladığını savunuyordu. Sunumda Google’ın bilgiye erişimi nasıl sağladığı, bunun karşılığında kullanıcıların verilerinden para kazandığına değinilmiyordu.

Bunun yerine Çin ve Pakistan’daki sansürlerle birlikte YouTube’un Türkiye’de 68 gün boyunca kapalı olduğunu hatırlatan sunumda, Türkiye dahil Orta Doğu’yu temsili eden neredeyse tüm görüntüler, 90’lardan bu yana görmekten artık çok sıkıldığımız oryantalist çizgideydi. Sadece sunumu izleyen birinin, Orta Doğu’da (ve Türkiye’de) insanların deveye binip, çay içen ve arada akıllı telefonlarıyla YouTube’a video yükleyerek batı dünyasından özgürlük dilenen tipler olduğunu düşünmesi işten bile değil.

google cannes liosn 2

Bunun için tek başına Google’ı  elbette sorumlu tutmuyorum. Ancak, halihazırda yayıncılık gücünü hükümet ve dev medya organizasyonlarından alıp, sıradan vatandaşlara verdiğini söyleyen Google’ın biraz da olsun bu yaklaşımdan sıyrılmış olması gerekiyor. İronik olansa Google’ın tam da bu sunumda, bugüne kadar hiç olmadığı kadar bağlantılı ve küresel olduğumuzu savunması. Bu elbette kendi içinde paradoks bir durum yaratıyor zira, Google’ın servislerinin katkılarıyla aramızda kurulan bağlantılar, aramızdaki bilgi akışının yönünü değiştirmiyor, Google’ın duruşuna göre. (Festival’in sona ermesiyle sunumun tamamının online olarak erişilebilir olması gerekiyor, videoyu buraya eklemeye çalışacağım, görüşlerinizi merak ediyorum.)

Sunumun devamında, YouTube’a yüklenen çıplaklık, şiddet içeren ve IŞİD gibi terör ögütlerine ait örnek içeriklerin yayınlanıp yayınlanmaması konusunu katılımcıların oylamasına sunan Google, kendisini onun yerine koymamızı istiyordu.

Tüm bu konularda Google’ı tüm samimiyetimle anladığımı söyleyebilirim. Ama Google’ın beni anlamadığına artık eminim.

Medya partneri olduğumuz Cannes Lions Festivali‘ni bu yıl sizlere Arçelik’in katkılarıyla Cannes’dan aktarmaya devam edeceğiz. Tüm haberlerimize Arçelik’le Cannes Lions adresinden ulaşabilirsiniz.

Yorumlar (4)

  1. Sadece Google perspektifinden öyle gözükmüyoruz.İngiltere,Almanya,Ispanya vb ülkelerin gözünde maalesef oryantalist izlenimindeyiz.David Drummond doğru söylemiş.Youtube’u,Twitter’ı kapatan bir hükümete sahiptik şuan değiliz :).Buna şaşırmamak lazım.Freedom House raporunda Türkiye özgür değil ile kısmen özgür arasında bir yerde.Oecd raporunda yine 150 ülke arasından 130 lardayız.Bu arada bu ülkede öyle tanıtılmayı isteyen sayısı istemeyenlerden fazla.

    Bu arada Google’a sataşmışsın ama bu iki taraflı mutualist bir döngü.Ayrıca bu platformdan para kazananlar var.Bu eleştirinde biraz pot kırmışsın.Daha adrazzi kurulalı iki ay olmadı 🙂

    Cevapla
  2. 🙂 hem bizden para kazanan hem de bizi yanlış tanıyan bir google gibi olmuş ki katılıyorum size. Moron insanların yaşadığı bir dünya da insanların tüketimleri için bir şeyler yapıp zengin olan ve dünyanın geri kalanını çağ dışı gören on binlerce şirketten biri sadece 🙂 Maalesef biz de bu oyunun içinde kalmaya devam ediyoruz 🙂

    Cevapla
  3. Umut KARAMAN |

    Google alternatifsizliğini kullanıyor. Pozitivizm hala geçerliliğini yitirmediğine göre google ‘nda bu tarz söylemlerde bulunması pek de şaşırtmıyor. Evrilme ile değişim arasında ince bir çizgi var bunu görmek gerekir. Google’yi genelleyip eleştiride bulunmak pek doğru olmaz fakat yanlış bir davranış bu. Yahu google dan bahsediyoruz nasıl bu kadar basitleşebiliyorlar bazen anlamak mümkün olmuyor işte 🙂

    Cevapla
  4. Her zaman olduğu gibi olaya çift taraflı dengeli bakmak ama özellikle elimizden daha çok gelen kısım olan bizim tarafa bakmak lazım. On yıllardır batıda bazen bilinçsizlik bazen kötü niyet nedeniyle oluşan ve bazı ilişkiler, kısır döngülerle beslenen kötü imajımız hakkındaki Merve Hanım’ın acısını hissetmemek mümkün değil. Fakat burada “yine oryantalist bakmışlar” kolaycılığından kurtulmadıkça torunlarımıza miras bırakırız bu illeti arkadaşlar.

    Faili meçhul cinayetler, eylemler, terör saldırıları, özgürlükte son sıralar, en yetkili ağızdan “ara elemanız” ezikliği, adalete güvenin sıfırlanması vs vs… 2015 yılında bunlar birlikte anılması iyi olan şeyler midir? Bu halimizle uluslararası teknolojide, girişimde ciddi bir yere gelebilir miyiz? Bu şekilde yabancının hakkımızdaki görüşü değişir mi?

    Hani “Pamuk eller cebe” derler ya, bu konuları biz çözmeden birisi bizim yerimize gelip çözmez…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın