x

Oculust Rift tabanlı telepresence robotu DORA’nın yaratıcılarından Emre Tanırgan ile söyleşi

doraUniversity of Pennsylvania’da (UPenn) geliştirilen DORA (açılımı Dexterous Observational Roving Automaton) Oculus Rift tabanlı olarak çalışan bir telepresence robotu. Piyasadaki kullanıcı deneyimi çoğu zayıf telepresence robotlarının aksine, kontrolörünün hareketlerini gerçekçi bir şekilde taklit edebilmesiyle dikkatleri üzerine çeken DORA, bunu sanal gerçeklik desteğiyle başarıyor. Böylelikle kullanıcısının, uzaktan çevresiyle fiziksel etkileşime geçmesini, yani bir nevi ışınlanmasını sağlıyor.

UPenn’de mühendislik bölümü son sınıf öğrencileri tarafından geliştirilen DORA sayesinde tanıdığımız Emre Tanırgan ile projenin detayları ve elbette kariyeriyle ilgili keyifli bir röportaj yaptık.

emre tanirganDORA fikri nasıl gelişti? 

DORA, olduğumuz yerden kolay kolay gidemeyeceğimiz bir yeri ziyaret etsek ve gerçekten oradaymışız gibi hissetsek, bu nasıl olurdu sorusundan doğdu ve daha sonra daha spesifik bir hal aldı. Bu tür robotlar “telepresence robot” olarak adlandırılıyor. Gözlemlediğimiz kadarıyla pazardaki telepresence robotları şu an pek inandırıcı değil ve kullanması oldukça sinir bozucu. Oculus Rift’in bize sağladığı bazı kolaylıkları kullanarak bu sorunları aşabileceğimizi fark ettik.

DORA’nın Oculus Rift tabanlı teknolojisinden bahseder misin?

Teknoloji şöyle, bilgisayar başında Oculus Rift DK2 gibi bir sanal gerceklik gözlüğü kullanan bir kullanıcı, robota bağlandiktan sonra DORA kullanıcının her türlü kafa hareketini tekrarlıyor. Robotun kafasındaki iki kamera aracılığıyla da kullanıcı sanki robotun olduğu yerdeymiş gibi, bulunduğu mekanı 3 boyutlu bir şekilde görüyor. Sistem tamamen kablosuz ve buna ilave olarak kullanıcı standart bir joystick ile tüm robotu kontrol edebiliyor, robotun bulunduğu ortamda gezebiliyor. Buradaki amacımız kullanıcının gerçekten robotun olduğu yerdeymiş gibi hissetmesi ama bunun fark ettiğimiz bir yan sonuç ise robotun hareketlerinin izleyenler üzerinde büyük bir etki bırakması. Şu ana kadar sistemi isteyenlere denettiğimiz tüm ortamlarda robotu izleyenler sürekli robota el sallıyordu ve robota yoğun bir ilgi gösteriyorlardı.

DORA’nın kullanım alanları neler olabilir? Siz neler düşünüyorsunuz? 

Düşüncemiz bugün telepresence robotlarının kullanıldığı işyeri gibi ortamlar dışında, saglık uzmanları ve bir olay halinde olay mahalline acil olarak yetişmesi gereken kişiler (first responder) de robotun sağladığı hareket özgürlüğünden yararlanabileceği. DORA’nin su anki hali bir prototip yine de kullanıcının robot yakınındaki bir cisime rahatlıkla bakabilmesine ve her açıdan onu rahat bir şekilde incelemesine izin veriyor. Ayrıca çok daha ileride böyle bir sistemin değişik şehirlere veya turistik mekanlara konularak turizm amaclı kullanılabileceğini hayal etmek de mümkün.

Ticarileşmesi için ne kadar süreye ihtiyaç var? 

DORA’nın ticari bir ürün olarak sunulabilir hale gelmesi bizce iki seneyi bulabilir.

DORA’nın geliştirilmesine nasıl katkıda bulundun? 

Ben spesifik olarak robotun programlanmasıyla birlikte, kullanıcı tarafındaki tüm teknolojilerle ilgilendim ve sistemin bu bölümünü baştan sona geliştirdim. Oculus Rift ağırlıklı olarak oyunlar için kullanılıyor ve bizim sisteme entegre etmek kolay bir süreç değildi. Oculus, kullanıcının kafa hareketlerini ve kafasının duruşunu içindeki sensörler aracılığıyla ölçüyor, ben de bunları kablosuz bir sekilde robota yolluyorum. Bununla birlikte robottaki kamera görüntülerini alıp Oculus’a gönderebilmek de oldukça zaman alan bir süreçti.

Peki ekiple yollarınız nasıl kesişti? Biraz kendinden bahseder misin? 

Ben 21 yaşındayım, Koç Lisesi’nden sonra UPenn’e üniversite eğitimim için geldim. Digital Media Design bölümünde  son sınıfta okuyorum ve Engineering Entrepreneurship adlı mühendislere yönelik girişimcilik alanında  minor yapıyorum. Son iki senedir Computer Graphics and Game Technology adlı okuduğum bölüme çok benzer bir dalda Master’ımı da yapıyorum. Yaklaşık iki hafta sonra hem üniversite hem de master diplomamı alıyorum, o yüzden oldukça heyecanlıyım.

UPenn’e geldigimde hayalim Pixar’a gitmekti aslında. Programlama ögrenmeye başladıktan sonra web şirketlerine olan ilgim arttı. Üçüncü yılımda, bir grup sınıf arkadaşımla Walt Disney Imagineering’in Imaginations adlı ulusal bir tasarım yarışmasına katıldık. Yaklaşık 6 aylık süreç sonunda katılan yaklaşık 230 takım arasında 6 finalistten biri olmayı başardık ve Ocak’ta California’da Imagineering’de tasarımımızı sunduk.

Ne tasarlamıştınız? 

Takim arkadaslarımın hepsi Amerikalı olduğu için bu projede Türk olmamın bir avantaj olduğunu düşündüm ve İstanbul’u seçtik. İstanbul’da Boğaz Köprüsü altına konulacak, her hafta İstanbul ve Turkiye’ye dair farklı bir konunun ele alındığı bir gösteri tasarladık ve adını da Keşif koyduk.

Bundan sonrası için DORA ya da başka işlerler ilgili planların neler?

Ben bu yaz tekrar Walt Disney Imagineering’e, stajyer olarak çalıştığım gruba geri donuyorum. Önümüzdeki sene boyunca ilgilenen şirketlerle ve yatırımcılarla konuşup yatırım bulmaya çalışabiliriz ve eğer hem maddi hem de teknik açıdan iyi bir destek aldığımızı düşünürsek bu projeyi ticari bir ürüne dönüştürebiliriz.

Yorumlar (3)

  1. Aferin çocuklara..
    Biz daha ODTÜ Bahar Şenlikleri yapılsın yapılmasın diye uğraşalım…

    Cevapla
  2. İyi proje tebrikler.

    Cevapla
  3. A.Serdar Armağan |

    Emre tebrikler başarılarının devamına ne mutlu Günay ve Fikret ne kadar grurlarsanız hakkınız.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın