x

Online-offline ajans çalışanlarından Ajans Çalışanları Manifestosu

ajans-logoÇok değil bir iki gün önce ortaya çıkan ve sosyal medyada oldukça popüler olan Ajans Çalışanları Manifestosu‘na denk geldiniz mi? 5 paragraftan oluşan bir yazıda ajans çalışanlarına seslenen manifesto, kısa bir süre sonra devreye girecek olan ajansihbar.org’u haber veriyor ve belirli konularda farkındalık yaratmaya çalışıyor.

Ajans çalışanlarının geceli-gündüzlü çalışıp, yorgun ve stresli bir hayat sürdüğüne dikkat çeken manifesto; farkındalık yaratmayı ve ajansihbar.org isimli projeyle işverenleri zor durumda bırakmayı amaçlıyor.

Henüz yapım aşamasında olan ajansihbar.org adresi üzerinde; ajans sektörü çalışanlarının işverenleri ve çalıştıkları şirketleri ‘şikayet’ edebilmesi mümkün olacak. ajansihbar.org’da kullanıcılar tamamen anonim olarak bilgi girişi yapabilecek, IP’leri tutulmayacak. Sonrasında toplanan bu ‘şikayet’ler halka açık ortamlarda yayınlanarak söz konusu işveren ve şirketler üzerinde bir baskı kurulması

Gelişmelerden haberdar olmak için arka fonunda bANDİSTA çalan ajanscalisanlarimanifestosu.org’a girip, e-posta adresinizi bırakabilirsiniz. Webrazzi olarak konuyla ilgili gelişmeleri merakla bekliyoruz.

ajans-calisanlari-manifestosu

Yazılımcılar için 501 Developer manifestosu

Bundan yaklaşık 2 sene önce yurtdışında baş gösteren ve oldukça ilgi çeken 501 Developer‘ı hatırlıyor musunuz bilmiyorum. Scott Hanselman tarafından ortaya çıkarılan 501 Developers manifestosu, ‘saat 05.01 oldu mu işten çıkarım, özel hayatım her zaman işimin önünde gelir’ mottosu üzerine dayanıyordu.

Tabii Ajans Çalışanları Manifestosu ile 501 Developers birbirinden oldukça farklı hareketler. 501 Developers özel hayat ile iş hayatı dengesi üzerine eğilirken Ajans Çalışanları Manifestosu ise online ya da offline ajans sektöründe işverenlerin çalışanlara sunduğu maddi&manevi imkanların sorgulanmasına dayanıyor.

Yorumlar (5)

  1. Hiç unutmuyorum 6 yıl önce grafik tasarımdan mezun olmuştum çok creative işler yapacağım gazıyla iyi bir ajansta işe başladım. Çok sürmedi 8 ay sonra insanların egoları ve sanatsal kaygılarının kullanıldığını ve kendime hiç zaman ayırmadığımı fark edip işten ayrıldım ve freelance olarak çalışmaya başladım sonrasında tasarım ajansı olmayan fakat tasarım işleri kendi içlerinde yürüten kurumsal bir şirkette çalışmaya başladım. Sanatsal kaygılarımıda haftasonları resim ve illustrasyon yapıp bunlarında ticari olarak kullanılabileceklerinide stock sitelerinde satarak gideriyorum. Bence sektörde çok büyük algı manipülasyonu var çok geç bile kalındı böyle bir platform için. Yapanları tebrik ediyorum birlikten mutlaka kuvvet doğacaktır.

    Fakat tezatlık aslında işverenlerin acımazsızlığından ziyade birazda sektördeki çalışanlarda da var göya kendini çok akıllı ve çok creative zanneden insanlar egolarını tatmin edebilmek için modern köle olduklarının farkına varamıyorlar gözleri egolarından kör oluyor iş verenlerde bu durumu kullanıyor malesef. Umarım bu bir aydınlanış olur.

    Cevapla
  2. Web sitesi aktif olduğu zaman gelecek şikayetlerin yüzde 80 civarının İzmir merkezli olacağından eminim. Eşim İzmir’de bir ajansta grafiker olarak çalışmakta ve haftanın 2 günü gece 2.00’a kadar çalışmakta. İzmir’de grafikerseniz alacağınız maaş maksimum 2000 liradır. Mesai saati diye bir kavram mevcut değildir. İş veren en küçük ekonomik zorlukta çıkış yolunu çalışanların maaşlarını kesmekte bulur. Maaş üzerinden sigorta yatırılması İzmir şartlarında kırmızı karın yağması ile aynı olasılığa sahiptir. Ajans sahipleri devamlı olarak “win to win” lafını kullanırlar ama kazanan genelde kendileri olur. Tasarım sürecinde grafikerin kafasının rahat olması gerektiği ajans sahipleri için geçersiz bir kavramdır. Devlet dairelerinde olmayan kuralla ile elemanlarını daha verimli çalıştıracaklarını düşünürler. Verimli çalışma kavramı o kadar ileri giderki cep telefonlarının sabahları muhasebeye bırakılması gibi radikal kararları zaman zaman devreye alırlar. İzmir’de bir ajans sahibinin kafasını kemiren tek düşünce vardır “elemanları nasıl daha çok çalıştırır nasıl daha çok kazanırım”. İzmir’de webrazzi ofis ziyaretlerinde gördüğümüz playstation odaları vs. şeyler görmek çölde kutup ayısı görmek kadar şaşırtıcıdır. Ajans sahibi her zaman ofisteki en büyük odayı kendine ayırır. Çalışanları balık istifi misali küçük bir odaya tıkmak gelenektir.

    Bu yazdıklarım abartı gelebilir ama yıllarca eşim grafiker olarak çeşitli ajanslarda çalıştığı için tüm anlatılanlar yaşanmış gerçek olaylardır.

    Yazılım sektörüne gelirsek İzmir şartlarında ajansları arar hale geliriz.

    Cevapla
  3. Siz konuya dait yazılmmış Zaytung haberini biliyormusunuz ?

    http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=52138

    Cevapla
  4. Manifestonun son satırı insanları belki incitebilir.
    Sadece şikayet ile çözüm gelir mi…. Kim-kimi, hangi kanıta dayanarak afişe edecek? Daha ‘kayıtlı ve onaylı E-posta gönderim sistemi’ ülkemizde yeni kurulmuşken. Ve görünen o ki, yetki ve çözüm imkanı ‘Tekel gibi sadece bazı firmalara’ verilmişken… Çok konu var.

    Ip adreslerinin kayıt edilmeyecek olması ne kadar samimi olabilir. Cookie ‘ler ile arı gibi bilgi toplanıp kazanca dönüşürken…
    Sonra, ciddiyetle lanse edilen bir proje, nasıl olur da gizli whois bilgileri ile yoluna devam edebilir. Muhatap kim? Belli değil.
    Takip etmekte fayda var.

    Cevapla
  5. Sinan Cemil Demirci |

    whois bilgilerinin çıkmaması çok normal. ip’lerin kaydedilmemesini, yani şikayetleri yapan insanların anonim kalmasını güvence olarak isteyip samimiyetini sorguladık. peki bu platformu kuran arkadaşın anonim kalma hakkı? büyük ihtimalle bir ajans çalışanıdır. patron olup kuracak hali yok. dolayısıyla evet, muhatabın gözükmeyiversin bence. bana tutarsız gelen bir şey yok.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın