x

Akademisyenlerin ve sektör profesyonellerinin gözünden değişen dünya

Konuk yazarımız Ozan Tatar, PayU Türkiye Pazarlama Müdürü ve Boğaziçi Üniversitesi’nde misafir öğretim görevlisidir.

NileSatelliteÜniversite Öğrencilerinin Gözünden Değişen Dünya başlıklı yazımda belirttiğim gibi bu bölümde kendi yorumlarıma birlikte, kimi akademisyenlerin, dersimize konuk olan sektör profesyonellerinin dijitalleşen dünya ve onun yarattığı büyük dönüşüm ile ilgili görüşlerini sizinle paylaşmak istiyorum.

Dijitalleşen dünyada  yaşadığımız dönüşümün büyüklüğü tartışılmaz. Ama bu değişim ne olursa olsun işin içinde insanın, onun isteklerinin ve güdülerinin olduğunu unutmamamız gerekiyor. Fransız Pireneleri’ndeki mağralara 27 bin yıl önce el izlerini bırakan atalarımızla bugün Foursquare’de ‘check-in’ yapan, gittiğimiz mekanlarla ilgili tavsiyelerde bulunan bizler aynı motivasyona sahip değil miyiz? O yüzden kendimizi iyi tanımamız ve yaptığımız her işin merkezine de “insanı” koymamız gerektiğini düşünüyorum. Günümüzün başarılı kurumlarına ve şirketlerine baktığımız zaman onların odaklarında “insan” olduğunu görmemiz şaşırtıcı değil.

Prof. Dr. Ayşegül Toker, Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı

“Teknolojinin hayatımızı geri dönülmez biçimde değiştirdiği net. Aile ve akrabalık ilişkilerimiz, arkadaşlıklarımız, iş hayatımız, bilgiye ulaşma yollarımız, eğlence dünyamız vb. her şey bu gelişimden bir şekilde payını alıyor.

Boğaziçi Üniversitesi olarak biz de bu değişime öncü olmak, üniversitemizden mezun olacak öğrencilerimizin, gerek öğrenciyken gerekse de mezun olduktan sonra, yaşadığımız dünyaya katma değer katmalarını sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. E-ticaret dersini de bu vizyonun bir parçası olarak akademik takvimimize aldık.

Türkiye olarak teknolojinin şu ana kadar etkisini kimi alanlarda daha fazla yaşadığımızı düşünüyorum.  Örneğin; eğlence (müzik, film endüstrisi gibi) sektörü. Kimi alanlarda ise sarsıcı etkileri henüz hissetmedik. Öngörüm eğitim alanında böyle bir etkinin çok yakında bizi beklediği yönünde. Coursera, Khanacademy, Udacity gibi siteleri incelediğimiz zaman bunu net bir şekilde görebiliriz.”

Stefan Koch - Boğaziçi Üniversitesi

Stefan Koch – Boğaziçi Üniversitesi

Prof. Dr. Stefhan Koch, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü Başkanı

“Yeni teknoloji ile birlikte büyüyen gençler için dijital dünya hayatlarının doğal bir parçası haline gelmiş durumda. Bu yüzden kendilerinden yaşça daha büyük insanlara kıyasla; yeni ürünleri, hizmetleri, iş modellerini ve inovasyonu daha çok düşünüyorlar. Bu nedenle yeni nesil hem girişimci olarak, hem de çalıştıkları şirketlerdeki yenilikçi öncülükleriyle oldukça başarılı.”

Ekim Nazım Kaya, Botego Kurucu Ortağı

“Dijital dünya pek çok aracıyı ortadan kaldırdı ve kaldırmaya devam edecek. Bu sürecin kazananı olmak için aslında 3D yazıcılarla üretilen ürünü değil, 3D yazıcıyı tasarlamak gerekiyor. Ama bu, ülkenin uzun vadeli bir inovasyon politikasının olmasını, bir girişimcilik ve yatırım ekosistemini gerektiriyor. Bu konuda almamız gereken yol uzun olduğu için, kısa vadede bence iş süreçlerine odaklanmak gerekli.

Kendi deneyimime dayanarak söylemem gerekirse, ilk 1000 bireysel tüketiciye ulaşmak çok kolay da olabilir, çok zor da. Deneme yanılma gerektiriyor ve Türkiye’de bu yanılmaların maliyeti yüksek olabiliyor. Bu yüzden ben B2B alanını denemeyi öneriyorum. Büyük şirketlerin işleyişinde kolayca görülebilecek pek çok verimsiz süreç var. Bunları görmek için bir süre kurumsal bir şirkette çalışmak, sorunları tespit edip ‘Bu süreci nasıl daha iyi işletebilirim’ diye düşünmek gerek. Dijital dünya pek çok işin giriş bariyerini düşürdü. Rekabetin henüz oluşmadığı mavi okyanusta yüzerek, kurumsal dünyada küçük boşlukları doldurmak iyi bir büyüme stratejisi olabilir.”

Alper Cengiz, SEM Genel Müdür Yardımcısı

Alper Cengiz - SEM

Alper Cengiz – SEM

“SEM şirketi kurulduğundan beri pazarlama insanlarına, ajanslara ve son bir kaç yıldır eğitim kurumlarına performans ve ölçümleme ile ilgili öğrendiklerimi aktarıyorum. İlk zamanlarda çok zorlandığımı söylemeliyim. Zira öğrenmek istemeyen ya da dijital mecralara yeterince güvenmeyen, inanmayan insanlarla karşılaşıyorduk. Bugün geldiğimiz noktada ise artık şirketlerde dijital departmanlar kuruluyor. Markalarda dijital pazarlama kaynakları öne çıkıyor. Düzenli bütçeler ayrılıyor. Buna karşılık olarak medya ajansları dijital ekiplerini güçlendiriyor. Yurtdışında faaliyet gösteren teknoloji üreten performans şirketleri Türkiye pazarına giriyor. Neredeyse her yeni güne farklı bir teknoloji veya reklam modeli ile uyanıyoruz. Bu alanda eskiye nazaran ciddi bir istihdam söz konusu. Doğal olarak tüm eğitim kurumları (ilköğretim okulları, lise ve üniversiteler) da bu süreçte geride kalmamalı. Ekosistemin önemli bir bileşeni olarak üzerine düşeni yapmalı diye düşünüyorum…

İçinde bulunduğumuz dünya yaşayan bir dünya olduğu için, her yeniliği takip etmek, denemek ve uygulamak gerekiyor. Pazarlamadaki enstrümanları entegre edebilmek ve dijitalin gücünü her alanda kullanabilmek, doğru planlamanın temelini oluşturuyor. Bu alanda en baştan beri savunduğum ‘ölçümleme’ konusu ise markaların ve bu alandaki öğrencilerin en çok dikkat etmesi gereken konu aslında. Hedef kitleyi doğru saptayabilmek ve herkesin ilgi alanına yönelik reklam gösterebilmek dijital dünyada artık hiç zor değil. Son kullanıcıların dört ekranlı (tv, masaüstü, tablet, akıllı telefon) bir hayata adapte olduğu şu günlerde, entegre pazarlama iletişimini hayata geçirmek markalara ve ajanslara düşüyor.

Gençlere ise yapmak istedikleri her neyse vazgeçmemelerini, yeni teknolojilerden geri kalmamak için devamlı araştırmalarını ve okumalarını öneriyorum. Düşünen, sorgulayan, okuyan, bu teknolojilerle büyüyen yeni bir nesil hepimize çok iyi gelecek. Umuyorum ki, yeni nesil, bilgiye daha kolay ulaşmanın gücünü kullanarak Türkiye’yi çok daha iyi yerlere götürecek.”

Yukarıda sizinle paylaştığım tüm değerli yorumlara katılıyorum. Önemli olan bir diğer nokta ise dijitalleşen kürede ülke olarak bizim yarattığımız değerdir. Hızla evrilen bu dünyada toplum olarak daha iyi bir konumda olmamız için devletin, özel sektörün, eğitim kurumlarının, medyanın, sivil toplum örgütlerinin, meslek birliklerinin ve bireylerin üzerine düşeni yapması; elini taşın altına hakkını vererek koyması şart diye düşünüyorum. Aksi halde elde edilen başarılar ya kalıcı olmaktan uzak ya da bireysel olacaktır.

Bir Cevap Yazın