İngiltere online pornografiye tarihinin en büyük savaşını açıyor

İngiltere online pornografiye tarihinin en büyük savaşını açıyor

İngiltere’nin David Cameron başbakanlığındaki muhafazakar hükümeti, online pornografiye ülke tarihinde görülmemiş çapta bir savaş başlattı. Cameron’ın önümüzdeki hafta bizzat duyurması beklenen yeni uygulamaya göre, İngiltere çapındaki tüm internet kullanıcılarının online pornografiye erişimini internet servis sağlayıcıları (İSS) seviyesinden engellenecek bir filtre uygulanması ön görülüyor.

Bu yeni uygulama ile birlikte İngiltere’de artık yetişkinlere yönelik cinsel içerikli materyallerin internet üzerinden erişimi tamamen engellenmiş olacak. Bu varsayılan ayarlamadan hariç tutulmak isteyenler ise İSS’larına başvurarak filtrenin dışında kalmayı tercih ettiklerini belirtebilecekler.

Tabi ki bu haber sadece kısa sürede sadece İngiltere’de de değil, dünya çapında geniş yankılar uyandırdı…

Önümüzdeki yıl sona ermeden önce yürürlüğe girmesi hedeflenen bu yeni uygulama ile birlikte İSS’ları tüm cihazlardan tüm pornografi içeren siteleri ve buna yönelik aramaları engelleyecek. Her ne kadar kullanıcılar İSS’larına başvurarak kendi filtrelerini kapattırabilecek olsalar da “aşırı pornografi” olarak nitelendirilen içerikteki sitelere yine de erişemeyecekler. Ayrıca filtre bu tarz sitelerde yer alan içerikleri ve benzerlerini ayrı bir veri tabanında saklayacak ve benzerleri ortaya çıktıkça bu veri tabanı ile karşılaştırarak onları da pro-aktif bir şekilde engelleyecek. Güvenlik güçleri de bu konuda aktif rol üstlenecek ve özellikle aşırı pornografi olarak adlandırılan içerikleri yayanları engellemek için çalışacak.

“Çocukluğu çürütüyor”

Cameron’un “çocukluğu çürütüyor” şeklinde adlandırdığı pornografi ile savaşında işinin kolay olmadığını söyleyebiliriz. Çıkış noktası iyi niyetli ve gençleri zararlı içeriklerden korumaya yönelik olsa da teknolojiyi kullanarak teknolojinin yol açtığı bir durumu tersine çevirmek pratikte kolay bir iş değil.

wikipedia
Wikipedia'da yayınlanan 2010 yılı itibariyle dünya ülkelerinin pornografiye bakışları. Kırmızı yasaklı; Sarı kısıtlı, Yeşil serbest, Gri ise bilgi yok anlamına geliyor. Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Pornography_by_region

Bunun kişisel mahremiyet ihlali olduğu ve pornografinin nerede başlayıp nerede bittiği gibi kararların nasıl verileceği tartışmaları devam ediyor ama bunun dışında bu tarz filtreler sayesinde hedeflenen sonuçlarda yüzde 100 başarıya ulaşmak neredeyse imkansız. Çin ve Suudi Arabistan gibi geniş kaynaklara ve İngiltere’den çok daha ciddi motivasyonlara sahip olan ülkelerin hükümetleri bile internet üzerinde erişim kısıtlaması konusunda arzu ettikleri noktanın çok gerisindeler.

Ayrıca anahtar kelime odaklı filtrelerin pratikte yeterince etkili olma ihtimali de pek yüksek değil. Her şeyden önce kullanılacak kelimelerin bazılarının çift anlamlı olması ya kullanıcıların yasal içeriklere de erişiminin engellenmesine, ya da bu kelimeler ile ifade edilen pornografik içeriklere erişmelerine neden olacak. Ufak bir örnek olarak Tumblr yakın zamanda #gay kelimesini yasaklamış ama bu hareketi ile eşcinsel hakları topluluklarına ait pornografik içerik barındırmayan blog’ları da engellediği için büyük tepki toplamıştı.

Filtrelerin sorunu

Kaldı ki bir geliştirici için porno sitesini yasaklı kelimeleri sitesinden arındırıp sunmak çok da zor bir işlem olmayacaktır. Veya aynı Çin’de olduğu gibi kullanıcılar yasaklı kelimeler yerine kendi yeni terminolojilerini oluşturup filtrenin etrafından çok da zorlanmadan dolanabilirler. Tabi ki filtre zaman içerisinde bunları öğrenebilir ama bunun üzerine yeni kelimeler türetilmesi bir noktadan sonra filtrenin iflasına neden olması kaçınılmaz.

İnternet üzerinde zararlı içerikler olduğuna şüphe yok ve bunların özellikle genç kullanıcılara ulaşmasını engellemeye çalışmak iyi niyetli ve haklı bir çaba. Ayrıca bu tip içeriklerle karşılaşmak istemeyen kullanıcıların da aynı özgürlüğü olmalı. Fakat tüm hükümetlerin iyi niyetli başlayan bu korumacı tavırlarının daha ilk adımda yasaklar, üstelik de uygulanması mümkün olmayan yasaklar, çevresinde şekillenmesi tüm çabaların boşa gitmesine neden oluyor.

Bunun yerine yasakları sadece gerçekten “aşırı” uçtaki zararlı içeriklere odaklamak hem buna ayrılan kaynakların çok daha etkili yönetilmesini sağlayacaktır, hem de daha uygulanabilir yöntemler geliştirilmesini mümkün kılacaktır.

“Aşırı” olmayan ve yoruma açık “zararlı içerikler” konusunda ise hükümetlerin yapması gereken bilgilendirmek, eğitmek ve talep edenlere bu amaç için kullanılabilecek araçları ücretsiz olarak temin etmekten ibaret olmalı. Şu anda bile internet üzerinde çocuğunuzun bilgisayarınızdan onun için zararlı olabilecek sitelere girmesini engelleyebilecek çok sayıda filtre uygulaması bulabilirsiniz. Hükümetler yasaklar icat etmeye çalışmak yerine bu firmalar ile iş birliğine gidecek olurlarsa hem daha uygulanabilir bir çözüm üretebilirler.