x

Dijital yayıncılığın aradığı yeni kan: Profesyonel içerikler

profesyonel icerikBundan tam 10 yıl önce WordPress diye bir yayıncılık platformunun adı ilk duyulduğunda kimse işlerin bugünkü noktaya geleceğini düşünmemiştir. İnternet yayıncılığı bloglar sayesinde tabana yayılmaya başladığı günden bu yana oldukça güçlendi ve artık profesyonel içerik yayıncılığı diye yeni bir dönemin kapısındayız.

Yakın geçmişe dönüp bakarsak blogların kişisel günlükler olmaktan çıkıp evrilerek ciddi birer yayın organı haline geldiğini pekala hatırlayabiliriz. Hatta son yıllarda blogların geleneksel medya şirketlerinin karşısına çıkan güçler olmaya başladığını da biliyoruz. ABD’de AOL‘in TechCrunch, Huffington Post, Engadget vb. satın almalar yapması bu yeni medya gücünün kabul edildiğini göstermesi açısından oldukça önemliydi.

Geleneksel medya ve gazetecilik disiplinin ötesinde kendi yolunu çizen bloglar internetin sunduğu avantajları daha iyi kullanmayı başardı. Aradan geçen 10 yılda geleneksel medyanın farkı kapatmaya çalıştığını görmekle beraber internette profesyonel içerik yayıncılığı ve içerik pazarlamasının filizlenmeye başladığını görüyoruz.

Sadece metin tabanlı değil profesyonel video yayıncılığını da bu filizlenmeye dahil ettiğimi belirtmeden geçmeyeyim.

Profesyonel içerik altyapıları

quality contentAslında yurt dışında profesyonel içerik işini yıllardır yapan yayıncılar var. Ama bu tek başına yeni bir çağın başlamasına yetecek kadar büyüyemedi. Zira işin temelini oluşturacak değişimlere de ihtiyaç vardı. Teknoloji bloglarının ölüp ölmediği tartışmasından bir kaç yıl sonra ortaya çıkan Svbtle, Medium, The Magazine veya Ghost gibi yeni nesil kaliteli içerik hedefli girişimler işte bu değişimin başlamasını sağlayan kıvılcımlar oldu.

Artık eski ilk blogcular bu yeni blog havuzuna geçmeye çalışıyor ve yeni odak noktası daha profesyonel içeriklere kayıyor. Sistemli yayınlarda ise daha ciddi altyapılar geliştiriliyor.

Linkedin’in örnek profesyonel içerik pazarlaması

Son zamanlarda profesyonel yayıncılık konusunda başarılı bir örnek olarak Linkedin’i gösterebiliriz. Jennifer Van Grove’un uzunca bahsettiği gibi gelirlerini katlayarak büyüyen Linkedin, bundan 2 yıl önce başlattığı Linkedin Today deneyimini epey geliştirdi. Linkedin’in bu anlamda dikkatimi çeken bir çalışması Where to Work serisiydi. Richard Branson, Arianna Huffington ve David Cameron gibi isimler Linkedin’e özel olarak çalışma ortamlarını anlatan yazılar yazmıştı.

Linkedin hedef kitlesi için profesyonel içeriklere odaklanarak oldukça iyi bir yatırım yapıyor ve dolaylı açıdan da olsa bu özgün çalışmaların faydasını pekala görüyor.

Yeni döneme hazırlık

Özetleyecek olursam profesyonel içeriklerden oluşan bir üst katmanda doğru yol almaktayız. Bu yeni katman hem geleneksel medya-dijital medya rekabetinde yeni bir cephe olacak, hem dijital yayıncılara yeni gelir kanalları açacak, hem de okuyucular ve profesyonellerin her yerde bulunmayan içeriklere, veri kaynaklarına, araçlara ulaşmasını sağlayacak.

Artık dünyanın herhangi bir yerindeki haberi Twitter’da görüyor ve oracıkta yorumluyoruz. Dijital ortamda bilgi paylaşımı fütursuz bir şekilde tabana yayılıyor. Bu durumda profesyonel içerikleri tüketmemiz için aranılan ortam nedir derseniz, tablet bilgisayarların giderek artması ve dijital yayıncıların mobile uygun arayüzlere geçmesini söyleyebilirim. Bu konuyu düşünmekte fayda var.

Yorumlar (8)

  1. Özgür Özkü |

    Cok guzel ve dogru bir yazı. Türkiye’de bunu iDergi iPad tabletler için yapıyor.

    Cevapla
  2. Eline sağlık Fırat.

    Çok güzel bir nokta fakat Türkiye’de maalesef değer bulmuyor bu konu da diğerleri gibi. Bunun en büyük nedeni reklam verenler. Eskiden bu konuda reklam ajanslarını suçlardım ama bu dünyanın içine girince gördüm ki pageview’dan başka bir publisher değerlemesi yapamayan reklamverenler olduğu sürece profesyonel yayıncılar hakkettiği değeri bulamaz.

    Ne zaman reklam verenler, yayıncıları değerlendirirken sadece aşağıdaki metrikleri sorgular ve diğer metrikler ile hiç ilgilenmezlerse o zaman profesyonel ile diğerlerinin farkı ortaya çıkar:

    * Günlük ve aylık tekil ziyaretçi sayıları.
    * İçeriklerin nasıl hazırlandığı. (Kendiniz mi hazırlıyorsunuz, başkasından komple veya kısmen alıntı mı yapıyorsunuz, ya da tercüme mi yapıyorsunuz?)
    * Alıntı veya kopya yazı yazdığınızda, yazının orijinal kaynağına okuyucunun görebileceği ve tıklayabileceği şekilde link verilip verilmediği.
    * Forum sitesinin istatistikleri ile haber/içerik sitesinin istatistiklerinin ayrılması (Türkiye’deki bir çok haber sitesinden forumu çıkarın bakalım sonuç ne olacak 🙂 )
    * Pageview baz alınan sitelerde auto refresh, sayfa başı bir paragraf yapıp 1-2-3 şeklinde sayfa gösterimi olup olmadığının kontrolü
    * Sansasyonel başlık ve yalan haber yapılıp yapılmadığı. (Örneğin iPhone’a Virüs Girdi, Steve Jobs’un Büyük Yalanı, tarzı başlıklar 🙂 )

    Daha bu liste uzayıp gider ve ülkemizde maalesef çoğu site bu şekilde çalışıyor. Eskiden bu sitelerde de suç buluyordum ama onlar da reklamverenlerin istediğini yapıyor sonuçta.

    Özetle iş reklamverende bitiyor profesyonel içerik üretenler son kullanıcıdan para alamayacağı için. Çünkü ülkemizde internet içeriği = bedava algısı olduğu için içerik üreticilerin reklamverenlerden başka gelir kapısı yok.

    Cevapla
  3. türkiyede teknoseyir.com var kaliteli teknoloji videoları hazırlıyorlar her gün bir video düzeyinde. onlarda reklam alamamaktan şikayetçi.
    içerik iyi sayfa gösterimi için hile de yapmıyorlar, başarılı olanın kazanacağı bi dünya olsa keşke.

    Cevapla
  4. Webrazzi’de Fırat, Ali ve Ümit yazı yazdığı zaman hakikaten daha doyurucu yazılar çıkıyor.

    Cevapla
  5. Türkiye’de profesyonel içeriğe değer verebilecek firma veya reklamveren sayısı çok ama çok az diyebilirim. Tabi ben sadece video içeriği için konuşuyorum.

    Bu konuda bizzat proje götürmenize rağmen firmalar veya reklamverenler şu nedenler ile herhangi bir profesyonel içerik işine girmiyorlar;

    – Büyük çoğunluğu hazır değiller. Neye hazır değiller ise?
    – Bu konuda biraz daha beklemek istiyorlar. Bir başkasının yaptığını görmek istiyorlar.
    – Bu sene için reklam bütçelerinde böyle birşey öngörmemişler. Seneye ise düşünmüyorlar.
    – Bununla ilgili önümüzdeki ay görüşelim. Genelde ilk görüşmede bütçe problemi olmadığını söyleyen firmalardan dönen bir cevap bu 🙂
    – Biz sanayi üretim konusunda çalışıyoruz sizin gönderdiğiniz örnek finans üstüne, bir fabrika örneğini görebilir miyiz ? ( Firmaya örnek olarak gönderilen Finans konulu video örneğini anlamadığı için bizim gidip bir fabrikaya benzer bir demo yapmamızı istiyor. ) Yani bir kısmıda gerçekten anlamıyor.

    İsviçre’deki müşteri ile Türkiye’deki karşılaştırma fırsatı bulunca insan iki farklı ülkedeki aynı organizmaya sahip insanların verdikleri tepkilere şaşırıyor. Bizdeki müşteri illa bir demo var ise üstünde kendi logosunu veya kendinden birşey görmek istiyor yoksa ilişki kuramıyor iş ile. İsviçre’deki adamın böyle kaygıları yok hatta üzerinde kendi logosunu görünce tersleniyor ben böyle birşey sipariş vermedimki sen kendi kafana niye yaptın diye tatlı sert tersliyebiliyor. Çünkü orada senin harcadığın zamanında para olduğunun çok farkında herkes.

    Yani önce buradaki müşterinin buna ihtiyacı olduğuna inanması lazım. Bunun içinde aynı gazetelerde olduğu gibi ilk önce tencere verecek bir cesaretli firmaya ihtiyaç var. Biliyorsunuz bizde eğer 1 gazete tencere verir ise öteki asla tava vermez o da tencere verir. Bir sokakta kokoreççi açılır ise asla midyeci açılmaz yine yanına kokoreççi açılır. Kısaca zor yani TR’da bence profesyonel video içeriğinin gelişmesi.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın