Akıllı TV’lerin önündeki en önemli sorun: İçerik
Arama
Teknoloji

Akıllı TV’lerin önündeki en önemli sorun: İçerik

Her geçen gün yaşamlarımızın bir parçası daha dijital hale geliyor. İnternet hayatlarımıza bilgisayarlar ekranlarından sızmaya başladı ama şu anda elimizi attığımız hemen her cihaz internete bağlı hale geliyor. Televizyonlar için de durum çok farklı değil. Akıllı TV’ler internetin oturma odalarına açılan en önemli kapısı olma potansiyelini taşıyor.

Fakat NPD DisplaySerach’ün son yayınladığı araştırmaya göre bu büyük potansiyel dünyanın her yerinde aynı hızla kabul görmüyor. Genellikle yeni nesil teknoloji ve konseptlerin en hızlı kabul gördüğü iki bölge vardır: Kuzey Amerika ve Uzak Doğu.

Söz konusu akıllı TV’ler olduğunda Uzak Doğu öncülüğünü sürdürüyor, fakat ABD bu kez listenin üstlerinde değil sonlarında. Nedeni ise içerik yapısının çok farklı olması…

Araştırmaya göre 2012’de dünya çapında akıllı TV pazarı yüzde 15 büyüme gösterdi. 2012’de küresel bazda toplam akıllı cihaz satışının 43 milyon adedi bulması bekleniyor. 2016’da ise rakamın 95 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.

Öne çıkan üç pazar ise Çin, Japonya ve Batı Avrupa. 2011’de akıllı TV satışları Çin’de tüm TV’lerin yüzde 26’sını, Batı Avrupa’da ise yüzde 34’ünü oluşturuyordu. Her iki bölge de 2012’de yüzde 40 barajını geçti. Japonya’da ise pazarın yüzde 55’i akıllı TV’lerden oluşuyor.

Kuzey Amerika ise tüm bölgeler arasında en düşük yaygınlık oranına sahip olan ülke. Bölgedeki akıllı TV penetrasyonu sadece yüzde 20.

NPD’nin açıklamasına göre buradaki en önemli etmen kullanıcıların içerik tüketim alışkanlıkları. Uzak Doğu’da ve Batı Avrupa’da akıllı TV’ler ile erişilebilecek ücretsiz içerik oranı oldukça yüksek. Bu nedenle bu bölgelerdeki alıcılar için akıllı TV çok daha faydalı bir yatırım olarak algılanıyor.

Kuzey Amerika’da ise hakim kablolu TV yapısı, ücretli içerik satışının daha ön planda yer almasına neden oluyor. Üstelik bu içerikler için akıllı TV’ler tek seçenek değil, dijital kutular aynı içeriklerin herhangi bir TV alıcısından izlenebilmesini sağlıyor. Bu durumda bölgedeki akıllı TV’ye olan ihtiyacın daha düşük olmasına neden oluyor.

Akıllı TV’lerin dünyanın her bölgesinde daha da yaygın hale geleceğine hiç şüphe yok. Burada önemli olan iki konudan biri bu cihazlara sahip olmayı anlamlı hale getirecek içerik yapısının oluşması. İkincisi ise kanallar arasında gezmek için tasarlanmış olan TV kumandalarının gelişerek, uygulamaların da daha kolay kontrol edilmesini sağlayabilecek şekilde yeniden yapılanması.

Yorumları GösterYorumlar Gizle (3)
  1. Mehmet Şen dedi ki:

    İçerik sadece akıllı TV lerin problemi değil aynı zamanda bütün Türkiye’nin problemi.

    Saçma sapan diziler, yam yam style, mangal style gibi kopyacı zihniyetler, İnternet klonları, Üniversite’lerdeki ithalcılık, kalitesiz sinema filmleri vs.. liste uzadıkça uzar..

    Kendi içeriğini üretmek bir tercihtir. Biz bu tercihten uzağız çünkü iyi biliyoruz ki içerik oluşturmak zor yol, meşakketli yol..

    Mesela en önemli içerik sorunu çocuklara yönelik TV programları, Sinema filmleri ve eğitim modelleri..

    şimdi kim uğraşacak içerik oluşturmaya hazır yurt dışından klonlamak varken..

    armut piş ağzıma düş varken armut ağacını şimdi kim dikecek, yok tohumunu al ağacını dik, sula, zararlı haşeretten koru.. ufff şimdi kim uğraşacak bunca şeyle..

    varsın armut ağacı başkasının olsun, hatta elma (apple) ağaçları da başkasının olsun, hatta AMWAY gibi şirketler olsun da biz ürünleri alıp başkasına satalım..

    Daha yeni anayasa yapacak içerik kafası yok bizde Akıllı TV ye gelene kadar..

    1. Mehmet dedi ki:

      TBMM Giriş kapısına altın harfler ile yazılması gereken bir söz.
      Daha yeni anayasa yapacak içerik kafası yok bizde Akıllı
      TV ye gelene kadar.

  2. Gökçen Karan dedi ki:

    Türkiye’de içerik üretmek büyük bir problem ve inanılmaz zor. Çünkü portaller ve son kullanıcı içeriğe para ödemek istemiyor veya ölü fiyatına almak istiyorlar. Reklamveren yeni içeriğe kaygılı yaklaşıyor ve tv’de tutmamış birşeye yatırım yapmıyor. Yeni birşeyi denemeye kimse niyetli değil.

    O yüzden içeriği üretebilecek insanlar var. Ben neticede içinde bu olayları yaşayan ve içeriği üreten bir şirketin kurucularından birisi olarak çok rahat söyleyebilirim ki, Türkiye’deki markaların, reklamverenlerin bu işe sıcak bakmaları sağlanmadıkça iyi bir içerik üretimi ile karşılaşmamız zaten mümkün gözükmüyor. Yani eğer birileri parasını ödemeye niyetlenir ise hiç merak etmeyin Türkiye’den hadi ya bunları Türkler’mi yapıyor dedirtecek içerik projeleri çoktan firmalara sunuldu veya sunulmak için hazır bekliyor.

    Sadece bizde değil çevremde başka yapımcı arkadaşlarımdan da bildiğim kadarı ile herkesin derdi aynı. Proje çok, yaratıcı fikir çok ama buna cesaret edip girecek içerik mecrası veya reklamveren sayısı bir elin parmaklarını bile bulmuyor.

Bir Yorum Yazın