x

Hukukçu Olmayanların da Anlayabilecekleri Kelimelerle İnternet Hukuku

Birkaç gündür Ekşi Sözlük’te yaşananlar herkesin dilinde. Ekşi Sözlük’te yazmış oldukları yazılar nedeniyle bazı sözlük yazarlarının ifade vermeye çağırılmış olması ve sonrasında gelişen olaylar aslında internet kullanıcılarının bu işin hukuku konusunda donanımsız olduklarını da ortaya koydu. Ekşi Sözlük’te konuyla ilgili en hararetli tartışmada ben bu yazıyı hazırladığım esnada 688 kafadan, 688 farklı ses çıkmıştı. Üstelik bu tartışma kolay kolay durulacağa da benzemiyor.

Bunun en önemli sebeplerinden biri kullanıcıların büyük kısmının interneti düzenleyen kanun ve yönetmeliklere yeterince haberdar olmamaları. Bu yazıda Ekşi Sözlük olayını ele almayacağız, eğer merak ettiğiniz Ekşi Sözlük’te neler olup bittiyse yukarıdaki bağlantıda merak ettiğinizden de fazlasını zaten bulabilirsiniz.

Bu yazının asıl konusu; hukukçu olmayanların da anlayabileceği ifadelerle internet hukuku hakkında bazı temel bilgiler vermek. Yazının okunabilir sınırlarda kalması için konuyu biraz daha daraltıp, sadece 5651 sayılı kanunda ve ilgili yönetmeliklerde (1, 2) bahsi geçen ve Webrazzi okurlarının çok büyük bir kısmını yakından ilgilendiren “yer sağlayıcı” ve “içerik sağlayıcı” tanımlarını, Purut Avukatlık Bürosu‘ndan Başak Purut’un katkılarıyla bir araya getirmeye çalıştım.

Öncelikle internet üzerinde bir site sahibi olan veya her hangi bir sitenin içeriğine katkıda bulunan kullanıcıların durumları 5651 sayılı kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde tanımlanmış ve bundan doğan sorumlulukları belirtilmiş durumda. Hukukçu olmayanlarımız için bunların “kolay okunabilir” metinler olmadığını söyleyebilirim.

Aslında konuya yakın olmayan hukukçular için bile okuması pek kolay değil çünkü ilk hazırlanan kanun taslağı ile ortaya çıkan sonuç arasında bile önemli farklılıklar var. Bu farklılıklar da ciddi çelişkilere neden oluyor.

İçerik ve Yer Sağlayıcılar

Öncelikle “içerik sağlayıcı” ve “yer sağlayıcı” kavramlarından başlayalım. Özetle; her hangi bir internet sitesinde içerik sağladığınız anda 5651 açısından “içerik sağlayıcı” olarak tanımlanıyorsunuz. Sağladığınız içerik bir makale, bir sözlük entry’si, bir haber yorumu veya bir fotoğraf bile olabilir.

“İçerik sağlayıcılar”ın içeriklerini yayınlayan site size aitse veya sizin tarafınızdan işletiliyorsa bu kez de “yer sağlayıcı” olarak tanımlanıyorsunuz. Aynı şekilde web barındırma (hosting) hizmeti veriyorsanız yine “yer sağlayıcı” konumundasınız.

Bunların dışında internet servis sağlayıcıların dahil oldukları “erişim sağlayıcı” ve örneğin internet kafelerin dahil oldukları “toplu kullanım sağlayıcı” tanımları da var ama onlara bu yazıda değinmeyeceğiz.

İçerik Sağlayıcıların Yükümlülükleri

İçerik sağlayıcılar kanun önünde ürettikleri her türlü içerikten tamamen sorumlular. Burada en sık yapılan hata internetin gerçek hayatın bir parçası olmadığı düşüncesine kapılmak. Kanunlarla belirlenmiş suç olan hemen her türlü eylem, internet üzerinde de aynı şekilde suç. Hatta suç teşkil eden eylem internet üzerinde gerçekleştiğinde daha fazla kişiye ulaşıyor olduğu için ağırlaştırılmış cezaya tabi de olabiliyor, örneğin “hakaret” bunlardan biri.

Yani sokakta bir kişiye hakaret etmekle, aynı kişiye internet üzerinde hakaret etmenin tek farkı, ikincisinde cezanın daha fazla olması. Onun dışındaki tüm dinamikler aynı. Yani internetin, internet dışı hayatı düzenleyen kanunlardan işleyiş anlamında farkı bulunmuyor.

Yer Sağlayıcının Yükümlülükleri

Yer sağlayıcılar kullanıcıların oluşturdukları içeriklerden sorumlu değiller. Yani sizin siteniz üzerinden bir kullanıcının başka birine hakaret etmiş olması sizin sorumluluğunuza girmiyor. Ama gerekli durumlarda kanunla yetkilendirilmiş kişilere (hakim, savcı vb) içerik sağlayıcılarla ilgili istenen bilgileri teslim etmek zorundasınız. Bu bilgileri teslim etmemek suç sayılıyor.

Teslim edilmesi gereken bilgiler en kısa tanımıyla trafik bilgileri. Yani içerik sağlayıcının IP adresi, erişim saat ve tarih bilgileri gibi bilgiler. Kanuna göre yer sağlayıcılar, içerik sağlayıcılara ait tüm bu bilgileri 6 aydan kısa olmamak kaydıyla saklamakla yükümlüler.

Saklanan Bilgiler Hangi Durumlarda Teslim Edilmek Zorunda

İçerik sağlayıcının trafik bilgilerini ancak kanunla yetkilendirilmiş kişiler talep edebilirler. Bu sırada yer sağlayıcıya bu talebe ilişkin geçerli resmi yazı da gösterilmek zorunda. Bu resmi yazının aslı veya aslı gibi kopyasının gösterilmesi zorunlu. Yani örneğin fotokopisi yeterli değil.

Yer sağlayıcı yetkili merciler tarafından usulüne uygun talepler dışında trafik bilgileri teslim edecek olursa, bu kez de yer sağlayıcı “kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme” suçu işlemiş oluyor.

Teslim Edilen Bilgiler Eksik veya Hatalıysa

Yetkili mercinin talebinin mantıklı olması gerekmiyor. Yani yer sağlayıcıdan imkansız bir istekte de bulunulabilir. Böyle bir durum oluştuğunda önce mümkünse ilgili yetkili merci ile görüşüp, istenenin neden imkansız olduğunu anlatarak durumu düzeltmeye çalışmak gerekiyor. Eğer mümkün değilse veya sonuç çıkmazsa bu sefer de talebi mümkün olduğu kadar yerine getirmek gerekli.

Örneğin savcı yer sağlayıcıdan bir içerik sağlayıcıya ait 2 yıllık trafik bilgilerini isteyebilir. Fakat yönetmelikte “6 ay ” ibaresi bulunduğu için yer sağlayıcı sadece son 6 aya ait bilgilere sahipse açıklamasıyla beraber elinde bulunan 6 aylık bilgileri vermek zorunda. Bazen de “kimlik bilgileri” gibi yer sağlayıcının aslında bilmek zorunda olmadığı veriler istenebiliyor. Savcı talebi halinde bu bilgiler varsa paylaşılmak zorunda ancak yoksa da ilgili mevzuatın bunu zorunlu kılmadığından bahisle elde olan verilerin verilmesiyle yetinilmeli.

Diğer yandan yer sağlayıcının doğru bilgi vermemesi de suç sayılıyor. Eğer ilgili makamlarda şüphe uyandıracak bir durum oluşursa, yeni bir soruşturma açılarak bu kez yer sağlayıcıya ait tüm bilgiler incelenebilir ve gerekirse doğrulanması için sitenin hizmet aldığı yer sağlayıcıdan (yani hosting firmasından) bu bilgiler istenebilir.

Yer Sağlayıcı Faaliyet Belgesi

Yönetmelikte bir de “Yer Sağlayıcı Faaliyet Belgesi” yer alıyor. Aslında hosting firmaları için hazırlanmış olan bu faaliyet belgesi uygulaması, kanun şu anda hosting firması ile kullanıcıların içerik oluşturmasına imkan veren siteleri ayırt etmediği ve yönetmelikle de durum çözülmediği için biraz karışık.

Şu andaki kanuna göre kullanıcıların içerik sağlamasına olanak veren yer sağlayıcı sitelerin bu belgeyi edinmesi gerekiyor. Ücretsiz alınabiliyor olması işin güzel yanı. Buradaki adresten şu anda bu belgeye sahip olan tüm firmaları görebilirsiniz. Listede görebileceğiniz gibi hosting firması olmayan Hurriyet.com.tr, Microsoft, Google ve Ekşi Sözlük gibi siteler de burada yer alıyor.

Faaliyet belgesi için başvuru sayfası da şurada.

Sonuç

İnternet her şeyi değiştiriyor. Kullanıcıların bir kısmı bu değişime kolaylıkla adapte olurken, bir kısmı geride kalıyor. Firmalar için de aynı şey geçerli. Bazı firmalar internetin sağladığı olanakları çok daha çabuk benimsediler ve kullanmaya başladılar. Bazıları ise hala bir broşürü, internet sitesine tercih ediyorlar.

Değişmesi en zor yapı ise devlet… Devasa boyutlarda ve bu yapısı nedeniyle hantal olan devletlerin internet gibi son derece hızla gelişen bir yapıya aynı hızda adapte olmaları pek kolay değil. İşte bu yüzden işin yasalar kısmı hala geriden geliyor.

Devletler internetin hızına yetişememekle eleştirilebilirler ama bu eleştiri kanunlar önünde kimseye bir ayrıcalık sağlamıyor. Bu yazıda şu anda internet üzerindeki içeriklerin oluşturulması ve yayınlanması ile ilgili var olan yasaları anlatmaya çalıştık. Bunları anlatıyor olmak, bu yasaları savunuyor olmak anlamına gelmiyor. Ama bu yasaları savunmuyorsanız bile yarın olur da hakim karşısına çıkarsanız işte bu yasalar ile muhatap olacaksınız. Bu nedenle her şeyden önce bu konudaki kanunları bilmek gerekiyor.

Bahsedilmesi gereken ikinci konu ise internette mahremiyetin sınırları. Pek çok kişi internet üzerinde takma isimlerle istedikleri her şeyi yapabileceklerini düşünüyorlar. Bugün internet gerçekten de özgürlüğün en üst düzeyde yaşandığı alanlardan biri ama bu özellik, internetin gerçek yaşamın bir parçası olmadığı anlamına gelmiyor. İnternette kullanılan takma isimlerin, gerçek sorunlar ortaya çıktığında sanıldığı kadar güçlü bir kalkan olmadığını görüyoruz.

İnternet gerçek yaşamın dışında bir yapı değil. Diğer her şey gibi yaşamın bir parçası. Yaşamdaki her şeyi doğrudan etkilediği gibi, yaşamdaki her şey de interneti doğrudan etkiliyor. Belki de gözden kaçırılmaması gereken en önemli ayrıntı da bu…

Yorumlar (6)

  1. Son zamanlarda sosyal medyada, çeşitli tartışma portallarında ayyuka çıkan bir konuyu aydınlatmışsınız. Teşekkür ederim. Lakin şunu da sormak isterim; resmi kayıtlarla bizim hukukumuza tâbi olmayan bir yer sağlayıcının veyahut içerik sağlayıcının, yukarıda sözünü ettiğiniz taleplerle veya yaptırımlarla karşılaşması söz konusu mudur? youtube’un yasaklanması açıklamanıza örnek teşkil edebilir.

    Cevapla
  2. Tam “Sadece kendisi için sunucu kiralayanlar, VPS kullanan ve satanlar v.b. durumu nasıl olacak?” diye soracak iken şurada biraz açıklanmış sanırım: https://faaliyet.tib.gov.tr/yetbel/

    Bu durumda shared hosting kullanıcıları dışında herkesin bu belgeyi alması gerekiyor. Bu durumdaki kişilerin sayısı on/yüz binleri buluyordur herhalde. Ancak şu anda belgesi olanlar 2000 civarlarında.

    Yurt dışından hizmet alanların durumu nasıl olacak acaba? Gerçi onlardan da belge istemenin önünde bir engel yok.

    Buna benzer şekilde yapması gerekli olan şeyleri bilerek ya da bilmeyerek yapmayan çok büyük oranda kişi ve şirket var diye tahmin ediyorum.

    Cevapla
  3. Yurt dışındaki bir yer sağlayıcıdan kiralık sunucu hizmeti alıyorsak ve bu sunucuda şirketimize ait ticari amaçlı bir web sitemiz bulunuyorsa yine de bu belge alınmalı mıdır? Yardımlarınız için teşekkürler.

    Cevapla
  4. Merhaba, İnternet Hukuku konulu yazı içeriğinizde bir hata var. Yazınızdan alıntı olan “Hatta suç teşkil eden eylem internet üzerinde gerçekleştiğinde daha fazla kişiye ulaşıyor olduğu için ağırlaştırılmış cezaya tabi de olabiliyor, örneğin “hakaret” bunlardan biri. Yani sokakta bir kişiye hakaret etmekle, aynı kişiye internet üzerinde hakaret etmenin tek farkı, ikincisinde cezanın daha fazla olması.” şeklindeki belirleme tamamen yanlış… Çünkü internet yoluyla işlenen hakaret suçu ile yüze karşı hakaret suçunun cezai açıdan bir farkı kalmadı. Yazıyı hazırlayan avukat hanım 08/07/2005 tarihli değişikliği gözardı etmiş… değişiklikten önce cezai açıdan fark vardı ancak şimdi bu fark ortadan kalktı…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın