x

Girişimcilik: Bir İş Yaratma Cesareti [Röportaj]

Girişimcilik bir sınıfta öğrenilebilir mi? Boğaziçi Üniversitesi’nde “Girişimcilik: Bir İş Yaratma Cesareti” dersini veren Gülay Özkan’a da aynı soruyu sorduk. Bu keyifli röportajımızda hem girişimcilikten, girişimcilik dersinden bahsettik, hem de bu ders sonucunda ortaya çıkan iş fikirlerinin bir tanesinin ardındaki iki genç girişimci ile mini bir söyleşi yaptık…

Ümit Öncel: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Girişimcilik dersi nasıl başladı?

Gülay Özkan: Telekom sektöründe Türkiye’nin ilk inkubasyon merkezinde uzunca yıllar çalıştıktan sonra 2007 yılında kendi şirketimi kurdum.  Kendi şirketimi kurmam tam da Paris’ten aldığım bir eMBA bursunu kabul etmeyip tiyatro okumaya karar verdiğim döneme denk geliyor. Bu karar benim iş hayatımda çok şeyi değiştirdi. Mühendislik ve tiyatro eğitimlerimin yaratıcılık açısından çok faydasını gördüm. Şirket dönemi de benim aynı zamanda girişimciliği öğrenme dönemim oldu.

Bir girişimci olarak yeni konseptler tasarlamak benim tutkum. Bu ders de bunun bir örneği. Zaten hem Amerika’da, hem de Türkiye’de daha önce de ders veriyordum. Türkiye’de de Boğaziçi Üniversitesi’nde son 2 yıldır “Entrepreneurship: Courage to Create a Business” adlı dersi açıyorum. Bu derste girişimciliği tiyatro tekniklerini içerecek şekilde tasarladım. Bu açıdan kendi alanında bir iddiası olduğunu söyleyebilirim.

Aynı dersi vermek üzere Avrupa’dan önemli bir okuldan davet aldım. Bu benim için çok sevindirici bir haber.

ÜÖ: Girişimcilik ile ilgili tecrübeleriniz de var sanırım?

GÖ: Girişimcilik ekosisteminde 2000 yılından beri içerisindeyim. Türkiye’nin ilk inkubasyon merkezinde 5 yıl süre ile çalıştım. Burada şirket ve proje değerlendirmelerinin yanı sıra bu şirketlerin ve girişimcilerin son 10 yıllık süreçteki gelişimlerini izlemek, neyin başarılı neyin başarısız olduğuna bizzat tanık olmak benim için paha biçilmez bir tecrübedir. Sonrasında teknokentlerde, ve yine kendim de bir girişimci olarak farklı rollerde bizzat bu ekosistemde tecrübe edindim. Ayrıca Türkiye’de proje yönetimi alanında bir STK kurarak (PMI TR) girişimcilik ekosisteminde bir sosyal girişimci olma tecrübesi de edindim.

Bu konuda çok beğendiğim İsrail, İrlanda, Kore ve ABD pazarlarını yakinen takip ediyorum ve bu pazarlardan müşterilerim de var. Sanırım Türkiye’de ve uluslararası pazarlarda 1000’den fazla girişimci ve 500’den fazla şirketi değerlendirdim diyebilirim. Ancak kendi girişimcilik tecrübemin bütün bu süreçleri çok daha derinden anlamamı sağladığını söyleyebilirim.

ÜÖ: Girişimcilik dersinin yapısı nasıl?

GÖ: Aslında bu dersin kendisi de bir girişimcilik örneği. Çünkü bu derste henüz akademik araştırma sürecinde olan bazı teknikleri kendi tecrübelerimle harmanlayarak uyguluyorum. Dersin benzerlerinden en temel farkı: şu anda verilen dersler, buna sıralamalardaki ilk ondaki okulları da katarak söylüyorum, ağırlıklı olarak iş planı ve proje bakış açısı ile ilgili her şey işleniyor. Ben dersi girişimcinin kendisine ve ekosisteme odaklı tasarladım. Bunun girişimcilik stratejilerinde de (devletin ve şirketler için de) çok önemli bir strateji olduğuna inanıyorum. Bu başarılı sonuçlar almak için çok önemli bir fark yaratıyor.

Dersin hedefi dersten kaç kişi girişimci olmak içim adım atacağı ve bunu ne kadar zamanda gerçekleştireceği. Zaten ders salt bilgi vermeye odaklı kesinlikle değil. Çünkü bilgiye erişim bu çağın sorunu değil ve özellikle bu kadar iyi öğrenci profili ile buna gerek kalmıyor, çünkü onlar bilgiye zaten kolaylıkla erişebiliyorlar. Tabi ki iş planı da hazırlıyoruz çünkü iş planı bir işin ticari olarak başarılı olması için gerekenleri gösteren önemli bir araç. Bunu hazırlarken de en dikkat ettiğim konu “gerçek” algısı. Çünkü öğrencilerin kampustaki hayat ile ticari hayattaki gerçeklik algısı çok farklı.

ÜÖ: Ders sürecinde öğrencilerin getirdikleri proje daha öncen akıllarında olan bir proje mi?

GÖ: Özellikle ilk derslerde çeşitliliği koruyarak grupları ben oluşturdum. Ama daha sonra bunu serbest bıraktım. Çünkü kişisel kararlar ve o tercihler de önemli. Dolayısıyla bu dönem kendi fikirleriyle geldiler ve kendi gruplarını oluşturdular. Tabi ki “Güvenli alanları“ (comfort zone) içerisinde kalacak tarzda tabi ki seçimler yapıyorlar. Ancak ben o alanları zorlamaları yönünde sürekli yönlendirme yapıyorum Ancak elbette bunu kırıp kırmamak o kişilere bağlı.

ÜÖ: Derste ne gibi bölümler var?

GÖ: Derste kişinin kendisini tanımasına yönelik konular var. Mesela yönetici hataları, girişimci karakterleri gibi iş hayatında çok önemli konular var. Bunun dışında yaratıcı inovasyon ve fırsat algılama, pazarlama ve satış modelleri ve yatırım bulma, hukuk, finans konuları da mevcut. Ben hukuk ve finansal tarafı çok önemsiyorum. Ağırlıklı olarak her dersin ayrı bir de konuğu oluyor.

Yaratıcılık ve kişisel farkındalık için tiyatro tekniklerini kullanıyorum ve dersi sahne üzerinde işliyoruz.

ÜÖ: Öğrenci profili yeni girişim üzerine mi, yoksa aile işlerini sürdürme eğilimi mi ağır basıyor?

GÖ: Derse çok başvuru olduğu için ön başvuru ile öğrenci alıyorum. Aile işleri olan 2. ya da 3. kuşak öğrencilerden bir kaçını özellikle derse aldım. Bölgedeki aile şirketi yoğunluğu %80. Bu dünyadaki oranın çok üzerinde. Bu nedenle bu tip öğrencilerin aile işlerine farklı bir bakış ile yaklaşması ve yenilik getirmesi de benim hedeflerim içerisinde.

ÜÖ: Türkiye’de girişimciliğin durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

GÖ: Şu anda Türkiye girişimcilik ekosistemimiz çok yeni. O nedenle girişimci olmak diğer ülkelerden daha fazla risk içeriyor. Ancak söyle bir yanılgı var: Basında çıkan tüm hikayelerde, özellikle Amerika kaynaklı olanlarda hep bir kahraman yaratma durumu var. Sanki bir kişi bir işe başlamış ve bunun tüm detaylarını tek başına yapmış gibi. Oysa bu iş bir ekosistemde oluyor. Girişimcinin kendisi bunun sadece bir parçası. Bu ekosistem içerisinde inkubasyon sistemleri var, teknokentler var, yatırımcılar var, KOSGEB gibi geliştirme merkezleri var. Dolayısıyla işe başlayan bir kişinin yalnız olmadığını bilmesi çok kritik. Şu an için Türkiye’den bir Google çıkar  mı sorunun cevabı kesinlikle hayır. O kapasite de insanlar olabilir veya fikirler. Ancak bu bir takım işi. Henüz takım olarak çok zayıfız.

Ve Öğrenciler…

Dersin amaçlarından en önemlisi sonuçta ortaya çıkacak girişimler. Şu anda dersi tamamlamış pek çok öğrencinin projesi ya hayata geçmiş durumda, ya da son aşamalarında. Bu dersin öğrencilerinden Sinem Karacoğlu ve Ege Türkeri ile internet üzerinden eşyalı ev kiralama servisi vermeyi hedefleyen projelerini ve girişimcilik dersini konuştuk.

ÜÖ: Projenizden bahseder misiniz?

Sinem Karacoğlu: Biz bireysel eşyalı ev kiralamak isteyen ev sahipleri ile bunları kiralamak isteyen yabancılar arasında aracı olmayı planlıyoruz. Yabancılar gelmeden bizim üzerimizden rezervasyon yaptırabiliyorlar. İlan vermek isteyen kişiler bize talep gönderebiliyorlar ancak daha sonra biz kontrol ediyoruz.

Ege Türkeri: Bizim projemiz henüz çok yeni sadece birkaç aydır projemiz üzerine çalışıyoruz. Şu anda araştırmalarımız devam ediyor. Müşteri memnuniyetini garanti edebilecek bir işletme olmak istiyoruz. Bu nedenle bazı işlerimizi outsource edebileceğimiz veya ileride iş ortağı olabileceğimiz kişilerle görüşüyoruz. Web sitemizin tasarımı ile ilgili çalışmaları tamamlamak üzereyiz.

SK: Genellikle bu projelerin kişilerin kendi deneyimlerinden çıktığını görüyorum. Geçen yıl Erasmus kapsamında Paris’e gittim ve orada kalacağım yeri kendim ayarlamam gerekti. Avrupa’da eşyalı ev ayarlayan siteler var ve buradan ayarlayarak işimi halledebildim. Türkiye’ye döndükten sonra Ege ile nasıl bir girişimde bulunsak derken bu konsepti Türkiye’ye getirmeyi düşündük. Şu anda Türkiye’de bu işi yapan belli siteler var ama tek elden veya profesyonel bir şekilde işlemiyor bu süreç. Bu yüzden böyle bir konsepti Türkiye’de oturtmak istedik.

ÜÖ: Dersin size ne gibi katkıları oldu?

SK: Bu ders bana farklı seçeneklerin olduğunu gösterdi. İnsanın ne kadar çok seçeneği varsa verdiği karar o kişi için o kadar doğru oluyor diye inanıyorum.

ET: Ben de fikirden ziyade uygulamanın önemli olduğunu öğrendim. Hep bir fikir bulsak kesin yaparız harika olur diye düşünüyordum. Oysa fikirler hep var ve önemli olanın uygulama olduğunu bu ders sayesinde öğrendim.

ÜÖ: Çok teşekkürler ve girişiminizde başarılar…

SK & ET: Biz teşekkür ederiz…

Yorumlar (5)

  1. Fikirlerimiz hep var. Önemli olan uygulamak.

    Cevapla
  2. Girişimci olmak göründüğü kadar kolay değildir. Cesaret ister. Yapılan hataların telafisi zor olur.

    Cevapla
  3. Gülay Özkan ile yapmış olduğunuz bu röportaj girişimciliğin yanı sıra insanın kişisel gelişimi açısından da önemli bir makale olmuş.

    Kendisi gibi değerli bir insanın görüşleri ve fikirleri insan aklında yeni ufuklar açabililecek düzeyde.

    Webrazzi ekibine ve siz Ümit Öncele ayrıca Gülay Özkana bu paylaşım için kendi nezdimde nacizane teşekkür ederim.

    Cevapla
  4. Merhabalar
    Projenizin ismi nedir?

    Cevapla

Bir Cevap Yazın