x

1 yokmuş 2 varmış diye başlayan bir Web 2.0 öyküsü

Kullandığımız web hizmeti/servisi sayısı arttıkça şifrelerimizi unutmak bir yana girdiğimiz web sitelerinin isimlerini dahi unutmak kaçınılmaz hale gelmeye başladı. E-şubeler, e-ticaret siteleri, havayolu şirketleri, Twitter, Friendfeed, Facebook, Linkedin, bloglar, mail adresleri…derken web’in 2.0’lığı gereği bir de şimdi birbirleriyle etkileşimli çalışmaya başladılar.

İçinden çıkmak isteyenler parmak kaldırsın ve düzenleyici araçlarla son noktada nerelere gidilmesi gerektiğini/gidileceğini gözlemleyelim.

Her şeyin ihtiyaçlarla bire bir şekillendiği gerçeği internet içeriğinin artmasıyla kullanıcıyı RSS okuyucu kullanmaya itti. RSS’ler Google Reader, Bloglines ve Newsgator gibi okuyucularda düzenli olarak takip edilmeye sonrasında da kazanılan bu okuma alışkanlığı beraberinde daha çok bilgi paylaşma isteğini getirdi.

Bilginin şişmesiyle birlikte haber siteleri, bloglar, maç sonuçları, hava durumu, vs.. her biri günlük okuma alışkanlığı olan içeriğin yanında çeşitli iletişim kanallarımını bir arada ana sayfalara taşımak için kullanılmakta olunan MyYahoo, Netvibes ve Pageflakes interneti kişiselleştirme fikrinin en somut girişimleriydi.

Sonrasında kişiselleşmenin çıkarımı olarak Facebook, Linkedin gibi sosyal ağ liderleri popülerlik kazanırken; aynı zamanda cep telefonu furyası gibi salgın hale gelen Twitter‘la her gün her saniye açık bir etkileşim yaratılarak paylaşımın doruklarına ulaşıldı.

Bu tüm akışların düzenlenmesi ve komünitelerle hareket etmeyi kolaylaştırmak için tüm bu hesapların bir arada sergilenmesini sağlayan Pownce fikri sosyal ağların oluşturamadığı paylaşım kanalını ve kişiselleşen internetin getirdiği egonun nasıl kullanılabileceğini gösteren en iyi başlangıç olurken; devamında kullanıcının komünitesiyle hareketini sağlayan bunu mobil teknolojiyle birleştiren Jaiku ile tanıştı web dünyası.

Bunun bir basamak ötesinde tüm bu soluk alıp vermeyi simgeleyen Plaxo ile bilgi paylaşımı bir yaşam tarzı haline geldi. Sonunda da yaratılan bu egoyla Google basitliğinde bir oyuncak olan FriendFeed başbaşa bırakıldı! Friendfeed‘de herkes birbirini takip ederken yepyeni blog girişleri, yepyeni akışlar olurken bunları derli toplu okumak ve çemberin içine ve dışına hitap eden takip sayfalarına ihtiyaç duyuldu çıktı.

İşte bilginin patlaması ve bilgi kirliliğinin indeksleme teknolojisinin içinde kaybolmasıyla Mahalo, Wikia ve Hakia gibi yeni nesil arama motoru fikirleri bunun yanında derli toplu bilgiye ulaşmak için %20 çemberine hitap eden Techmeme ve %80’e hitap eden Alltop sade fikri ile önümüzdeki yıllarda düzenli yayın kanallarının oluşması için ilham oldu.

TÜM BU HİKAYE SÜREDURSUN BİR KENARDA;

Internetin misyonunun günlük yaşamımızı kolaylaştırmak olduğunu unuttuğumuz bu günlerde her şeyi paylaşımla yanyana koyamayacağımızı ve karşılıklı etkileşim dediğimiz bu sürüklenmenin tüm dünyaya hitap etmeyeceği gerçeğinin hatırlanacağı günler geliyor.

Yaşamı kolaylaştırmak adına kişisel ekonomi yönetimi aracımız olan Mint ile internetin hayatımız için gerçek bir asistan olabileceğini gördük. Mint internetin ana misyonunu unuttuğumuz günler için ilaç gibi geldi ve fikrindeki hayatı “kolaylaştırma/düzenleme” ilhamıyla internetin canlı kurgusunda yerini aldı.

Bugünse karşımızda tüm bu akışa dur diyen, belki de tüm internet kargaşasını kontrol edebileceğimizi gören Pageonce karşımızda. Son dönemin ihtiyacı olan yüksek teknoloji çözümünü en basit şekilde kurgulayan Pageonce; internetteki tüm servisleri; Starbucks kullanıcı girişinizden tutun, DVD sipariş sitelerindeki hesabınıza kadar tek bir sayfada toplamanıza yarayan servis önümüzdeki yılların en değerli projelerinden biri olacak. Hepsinden önemlisi dediğim gibi internetin unutulan misyonunu bir kez daha su yüzüne çıkartacak. Kolaylaştıracak; huzur verecek!

Fakat bu öykü bir kaç sene içinde baştan sona değişecek! Bilgi kirliliğinin ve ihtiyaçlarımıza odaklanamamanın önüne geçmemiz gerektiğini hiç bir zaman unutmayalım! Çünkü fikirler öyküde gördüğümüz gibi kullanıcının reflekslerine göre gelişiyor!

Yorumlar (6)

  1. bütün bu değişimden aklı karışan insanoğlu yakın gelecekte kafasında “beyin 2.0” şeklinde bir terfi olmadığı sürece masaüstü bilgisayar programlarını, cep telefonunda çalışan programlarını kullanmaya devam edecek.

    bu gözlem her şeyin online olacağı varsayılan bir dünya görüşünün yaygınlaştığı bir zamanda yanlış gibi görünebilir, kaldı ki bence de yanlış. Ama zaman değişkenini de düşünürsek daha tüm şifrelerimi bir web sitesine emanet edecegim günler yakın degil. Kim bankasının, paypalinin şifresini başka bir web sitesine emanet eder, özel notlarını aldığı, stratejik iş planları yaptığı masaüstü programını webe taşımak ister?

    Muhtemel olarak milyonlarca kişi, ama asla herkes degil. Benim tahminim yine zaman değişkenini dahil edersek normal insanlar uzunca bir süre normal yaşayacaklar.

    Cevapla
  2. bir süreç var sonuçta bir şekilde bu süreç geçicek. ama ben de dahil olmak üzere çok güzel şeyler kattı bizlere .. değişimi olumlu geçirirsek çok güzel olur.. 🙂 Severek okudum selametle 🙂

    Cevapla
  3. friendlyuser |

    güzel yazı ama ben böyle sistemlere parolalarımın külliyatını asla girmek istemiyorum.. ve bu yüzden maledef kullanmıyorum.. neden vereyim ki parola(ları)mı ? yok mu başka yolu.

    Cevapla
  4. ozan demirci |

    fazla beta’ymış hakikaten.

    facebook yazmışlar yanında linkedin ikonu duruyor,
    ondan sonra sen bunlara güven de şifrelerini ver… oh ne güzel silikon vadisi!

    Cevapla

Bir Cevap Yazın