KONUK YAZAR

Yeni Normal'in girişimci modeli: Etkisel Girişimciler

Etkisel girişimcileri daha iyi anlamak için davranışlarında gözüken belli ortak özellikleri incelemekte fayda var: Öncelikle kendi sahip oldukları kaynaklara ve ilişkilere odaklanırlar.
Yeni Normal'in girişimci modeli: Etkisel Girişimciler

Yeni normal tartışmaları her alanda yükselirken doğal olarak bu yeni normali şekillendirecek kişilerin başında girişimciler geliyor. Ve bu yeni dönemde girişimciliğin de yeni bir “normali” olacağı gözüküyor. Tam da bu noktada Covid-19 tartışmalarıyla ile beraber bugüne kadar akademik camianın sınırlarını pek aşamamış ve girişimcilerin davranış mantığını sorgulayan bir tartışmayı tekrar gündeme getirmek gerekiyor.

Tartışmanın kaynağı ise girişimcilik araştırmalarının önde gelen akademisyenlerinden Saras Sarasvathy’nin yaptığı bir araştırmada girişimcilik mantığını iki farklı sınıfa ayırmasıydı. Birisi nedensel mantık (causation) diğeri ise etkisel mantıktı (effectuation). Geleneksel iş dünyası daha çok nedensel mantıktaki girişimcileri benimsediği ve desteklediği için etkisel mantıktaki girişimcileri gözden kaçırıyorduk. Covid-19 ‘un neden olduğu yeni normalde muhtemelen etkisel girişimciler daha çok ön plana çıkıyor olacak.

Nedensel girişimci ve etkisel girişimci

Geleneksel ve kurumsal iş dünyasının girişimciden beklediği eylemler daha çok lineer bir çizgidedir: Çeşitli pazar araştırmaları yaparak net bir iş fikrinin bulunması, daha sonra detaylı bir iş planı hazırlayarak ihtiyaç olan kaynakların belirlenmesi ve finansman ihtiyacını karşılamak için banka, yatırım fonları, girişim merkezleri gibi finansman sağlayabilecek mercilerden bu sermayenin temin edilmesi. Daha sonra da elde edilen sermaye ile hazırlanan iş planına sadık kalarak ürün ve hizmetlerin geliştirilmesinin ardından da bunlar için pazarlama faaliyetlerinde bulunulması ve satış yaparak kazanç elde edilmesi. Girişimin büyüyebilmesi için de benzer süreçlerin tekrarlanması. İşte nedensel girişimciler, bu alışılageldik mantıkta ilerleyen girişimciler olarak tanımlanıyor.

İş hayatında da kurumsal firmaların yeni projeleri ve yatırımları hayata geçirme evreleri temel olarak benzer bir mantığa sahiptir. Ekonomide her şey yolunda gittiğinde bu mantık oldukça başarılı sonuçlar getirdiği için normal zamanda bunu sorgulamak pek akla gelmiyor. Dolayısıyla geleneksel iş dünyası ve kurumları da bu davranışları sergileyen nedensel girişimcilerin başarılı olacağını düşündüğü için kaynaklarını bu tip girişimcilere daha kolay kullandırıyor.

Nedensel mantıktaki girişimcilik yaklaşımında da planlar ve stratejiler şartlara göre revize edilir ve güncellenir. Fakat belirsizlikler yıkıcı bir noktaya gelmişse artık o noktada planlama işlevini yitirebilir. Ve planlamaların ötesinde bir yol bulmanız gerekebilir.

Örneğin seyahat dikeyinde faaliyet gösterecek dijital bir hizmet tasarladınız ve mükemmel bir iş planı yaptınız. Fakat tüm dünyada seyahatlerin bir anda durduğu bir zaman diliminde iş planınızı revize etmeye odaklanarak bir çıkar yol bulabilir misiniz? Veya çok iyi bir yatırımcı sunumu hazırladınız ve çok iyi bir konuşmacısınız fakat daha önceden size randevu veren yatırım fonu tüm yatırım planlarını bu yıl için askıya aldığını size iletse, sunum kabiliyetiniz ve çok başarılı sunum dosyanız size ne kadar fayda sağlayabilir? Veya yeni açacağınız kafe projeniz için muhteşem bir satış planı yaptınız fakat kafelerin aylarca müşteriye kapalı olmak zorunda kalacağını öğrenseniz satış planınız size satış sağlayabilir mi?

Şüphesiz bu örnekler planlama yapmanın gereksiz bir çaba olduğu anlamına gelmiyor ama yeni normalde alışılagelmiş girişimcilik mantığından daha farklı hareket etme zamanının gelmiş olabileceğini gösteriyor.

İşte böyle belirsizlik dönemlerinde işe yarayabilecek farklı bir girişimcilik mantığı var: Etkisel girişimcilik mantığı. Etkisel girişimciler genel olarak planlamaya çok fazla vakit ayırmayı sevmeyen, deneyimlerine ve sezgilerine güvenerek hareket etmeyi seven, her türlü değişime çok hızlı adapte olup buna göre tüm stratejisini kökten değiştirebilen girişimcilerdir. Onlara göre bir girişimi başlatmak için doğru yer, doğru zaman ve doğru şartları beklemek doğru değildir, her zaman ve her şartta bir yol bulunabilir.  Bu tip girişimciler genellikle geleneksel ve kurumsal iş dünyasının benimsediği kuralları gereksiz ve vakit kaybı olarak görürler. Onlara uymak istemezler bu nedenle de iş dünyası tarafından da pek fazla sevilmezler üstelik yeterince kurumsallaşamamakla eleştirilirler.

Etkisel girişimcileri daha iyi anlamak için davranışlarında gözüken belli ortak özellikleri incelemekte fayda var: Öncelikle kendi sahip oldukları kaynaklara ve ilişkilere odaklanırlar. Elimde ne var sorusunu sorarlar. Eğitimim nedir, ne kadar sermayem var, iş dünyasında kimleri tanıyorum, yakın dostlarımın ve ailemin bana sağlayabileceği destekler nelerdir? Sonra dönerler ve elimdeki kaynaklarla ne tür ve nasıl bir iş kurabilirim derler.

Bu tip girişimciler yatırımın geri dönüşü gibi rakamsal olarak çok net hedefler belirlemezler. Hep sordukları soru şu olur: “En fazla ne kadar kayba tahammül edebilirim?” Bu nedenle de yatırım fonu, banka gibi yatırımın geri dönüşü hesabına sıkı sıkıya bağlı kuruluşlardan kaynak temin etmeleri zor olur. Bunun farkında olan etkisel girişimci ise sermayesini ve kaynağını işbirlikleriyle sağlamaya çalışır. Örneğin ürün ve hizmetini üretmeden önce ön anlaşmalar yapar ve taahhütler alır. Böylelikle finansman için finans kuruluşlarının kapısını çalmaktansa işbirlikleriyle bu sermayeyi elde eder.

Bu tip girişimciler yolda karşılarına çıkan fırsatlara göre plan değiştirip ondan yararlanmaya çalışırlar. Buna limonata prensibi deniyor.  Etkisel bir girişimci portakal suyu üretip satmak için yola çıkmış olabilir ama hayat karşısına bedava limon çıkarıyorsa orda planı değiştirip limonata üretmeye çalışır.

Sonuç: Yeni normalde etkisel girişimcilere de alan açılmalı

Covid-19’un ortaya çıkardığı en önemli sorun, köklü değişimlerden kaynaklanan belirsizlikler. İş yaşamı, ofis kültürü, yaşam tarzları, seyahat ve tatil tercihleri, sağlığa verilen önem vb. birçok konudaki köklü değişimler girişimcilerin karşısına bir sürü belirsizliği çıkardı. Bu belirsizlik de başarısını planlamaya ve kurumsal süreçlere bina eden nedensel girişimcileri zora sokarken, değişken şartlara çok hızlı adapte olabilen ve yeni pazarlar ve işbirlikleri keşfetmede oldukça yetenekli olan etkisel girişimcilerin de önünü açtı.

Girişimcilik ekosisteminde -girişimcilerin dışında kalan- etkili ve belirleyici rollere sahip kişilerin önemli bir çoğunluğunun geçmişi, girişimciliğe değil kurumsal çalışma hayatına dayanıyor. Muhtemelen bu yüzden de, nedensel mantıktaki girişimcilerle daha kolay ve yakın ilişki geliştirdiler ve onlara daha fazla fırsatlar tanıdılar.

Fakat yeni normal büyük belirsizliklerle beraber büyük fırsatları da getiriyor olabilir. Bu sebeple alışılmışın dışında hareket eden etkisel girişimcilerden daha fazla yararlanılmaya ihtiyaç var. Bunun için de öncelikle girişimcilik ekosisteminin paydaşlarının daha önceden belirlediği kalıplaşmış kurallarını gözden geçirmesinde ve bunları esnetmeye açık olmasında fayda var. Programlara kabul şartlarının kolaylaştırılmasından, yatırım için belirlenmiş sektör dikeylerinin genişletilmesine, başvuru dosyalarının formatlarının özgürleştirilmesinden,  sağlanacak teşviklerin kişiselleştirmesine kadar yapılabilecek birçok değişiklik etkisel girişimcilerin de kolaylıkla oyun alanına girebilmesini sağlayabilecek. Böylelikle girişimcilik ekosisteminde çeşitliliğin önü açılarak yüksek potansiyel taşıyan projelerin başarılı birer girişime dönüşmesi çok daha kolaylaşacaktır.