Yüce Zerey: "Kişilerin kendilerini formatlayabilmesi için en önemli dönemlerden birini yaşıyoruz."

"Format C(orona):" adlı sunumunda, son dönemde tüm dünyayı etkisi altına almış corona virüs salgınını odağına alan Zerey, bu süreci nasıl deneyimlediklerinden bahsetti.
Yüce Zerey:

Gün boyunca online olarak gerçekleştirdiğimiz Webrazzi Dijital'in yavaş yavaş sonlarına gelmeye başladık. Gün boyunca eknoloji ve hikaye anlatımı, içerik pazarlamasında yeni trendler, son dönemde tüm dünyanın büyük bir ilgiyle takip ettiği Covid-19 dönemiyle ilgili içerik tüketimi gibi konular gündemimizdeydi. Konferansımızın önemli konuşmacılarından biri de Webrazzi okuyucularının da yakından tanıdığı Hepsiburada CMO'su Yüce Zerey'di.

"Format C(orona):" adlı sunumunda, son dönemde tüm dünyayı etkisi altına almış corona virüs salgınını odağına alan Zerey, bu süreci nasıl deneyimlediklerinden bahsetti. Zerey'e göre bu dönemde herkesin beklentisi var, herkesin aksiyon alma derdi var ve kimsenin çok fazla düşünmeye vakti yok. Bu tip durumlarda kritik ve net bakış açısına sahip olabilmek için en önemli unsur hem makro hem de mikro perspektiften net bir bakışa sahip olabilmek gerekiyor. Tarih, ekonomi, sosyoloji, antropoloji, psikoloji, siyaset, teknoloji ve edebiyat alanlarının hepsini bir arada göz önünde bulundurmak ve ona göre aksiyon almak gerekiyor.

"Değişime girdikten sonra, geçmişi de göz önünde bulundurmak daha kolay hale geliyor"

Bu süreç bizler için değerli bir fırsat. Zira kişilerin kendilerini formatlayabilmesi için en önemli dönemlerden birini yaşıyoruz, tıpkı Rönesans döneminde olduğu gibi. Zerey'e göre değişime girdikten sonra geçmişi de göz önünde bulundurmak daha kolay hale geliyor. Çünkü böylelikle kişiler bir konuyu derinlemesine değerlendirebiliyor. 

Bu dönemde insan, tüketici, iş, yetkinlikler gibi hemen hemen her kavram güncellendi. İnsanlar her türlü kaygılı, duyarlı, öfkeli, özlemli, karamsar ve savaşçı olmaya devam edecek. Çünkü karantina dönemi ciddi değişimlere neden oldu. Tüketici perspektifinden bakıldığında savaşan ve korkan bir tüketici varsa, markalar da bunlara çözüm aramaya başlıyor. Bu da markaları tüketicilerin kahramanları haline getiriyor. 

Bu dönemde öğrenmeyi öğrenme, adapte olabilme, ruhu dengeleyebilme, düşündüğünü, hissettiğini ve kendini ifade edebilme, hikaye anlatımı ve zaman yönetimi yapabilme gibi yetkinlikler büyük bir önem taşıyor.