ABD'de 12 milyon insanın saniye saniye takip edildiğine dair gündemi sarsan iddia

Foursquare dahil olmak üzere ABD'deki onlarca şirket reklam hedeflemeleri için 12 milyon ABD vatandaşının konumlarını gerçek zamanlı olarak takip ediyor.
ABD'de 12 milyon insanın saniye saniye takip edildiğine dair gündemi sarsan iddia

ABD'deki onlarca şirket, yasal olarak kullanıcıların konumu takip edebiliyor. Kullanıcıların tam olarak hangi konumda neler yaptığını görebilen şirketler, bu sayede kullanıcıların kimliğini de tespit edebiliyor. New York Times'ın Opinion bölümünde yayınlanan "Twelve Million Phones, One Dataset, Zero Privacy" başlıklı makaleye göre, yüksek mertebeli ordu mensuplarından kolluk kuvvetlerine, tanınmış avukatlardan sade vatandaşa kadar herkes takip edilebiliyor. 

Stuart A. Thompson ve Charlie Warzel hazırladıkları makalede şu ifadelere yer veriyor: 

Her günün her dakikasında, gezegenin her yerinde, onlarca şirket - büyük ölçüde yasal düzenlemelere tabi tutulmadan, çok az irdelenmiş bir şekilde - on milyonlarca insanın hareketlerini cep telefonları ile kaydediyor ve bilgileri devasa veri dosyalarına kaydediyor. Veri dosyasının kapsadığı şehirlerde, şirketler, ister Alexandria, Va.'daki mobil evlerde ister Manhattan'daki lüks kulelerde yaşayanlar olsun, hemen hemen her mahalleden ve sokaktan insanları izliyor.

Konumlar, haritada noktalar olarak belirirken, önemsiz gibi görünen boylam ve enlem biglileri, ev adresi gibi herkesin erişebileceği bilgilerle bir araya getirildiğinde, belli insanlarla ilişkilendirilebiliyor.

Thompson ve Warzel, bu şekilde insanları nasıl takip ettiklerini şöyle aktarıyor: 

Yüksek erişime ve yetki düzeyine sahip askeri görevlileri, geceleri arabayla eve giderken takip ettik. Kolluk kuvvetlerini, çocuklarını okula götürürken takip ettik. Tanınmış yüksek mertebeli avukatları ve onların misafirlerini, özel jetleriyle tatil mülklerine seyahat ederken izledik. 

Thompson ve Warzel'in gündeme getirdiği bu veri setinin varlığı, günümüzde teknoloji şirketlerinin ne kadar ileri (!) gitmiş olduğunu bir göstergesi. Bu noktada şirketlerin elini kolunu sallayarak insanları izleyebilirken, yasal yaptırımların bu konuya hiç el atmamış olması ise gerçekten düşündürücü. Görünen o ki, yasa koyucular, henüz teknolojinin hızına yetişebilmiş değil.

Yazıda bahsedilen veri seti, özel konumlara odaklanan bir veri şirketine ait. Veri şirketinin barındırdığı bu veriler ise üçüncü parti şirketlerin, telefon uygulamalarına yerleştirdiği yazılımı kullanarak topladığı kesin konumlardan oluşuyor. 

Warzel ve Thompson makalede konuyu şöyle aktarıyor: 

Muhtemelen şirketlerin çoğunu hiç duymamışsınızdır - ve yine de bu verilere erişimi olan herhangi biri için, hayatınız açık bir kitap gibidir. Günün her anında gittiğiniz her yeri görebiliyorlar, tanıştığınız kişileri veya geceyi kiminle geçirdiğinizi, nerede dua ettiğinizi, bir metadon kliniğini, bir psikiyatrın ofisini veya bir masaj salonunu ziyaret edip etmediğinizi görebiliyorlar.

Yazıda okumadan onayladığınız tüm gizlilik koşullarının sizi nereye taşıyabileceği açıkça ele alınıyor. Gizlilik şartları ve koşullarını kabul ederken, verilerin sadece uygulama içinde kalacağını düşünüyor olabilirsiniz ancak çoğu zaman verileriniz başka şirketlere satılıyor. Gizlilik şartları ve koşullarını kabul ettiğinizde, telefonunuz üzerinden hangi bilgilerin toplanacağından emin değilseniz, hem gizliliğinizi hem de hür iradenizi büyük oranda tehlikeye atıyorsunuz. 

Times haberine göre kesin konum verinizi toplayan şirketler arasında Foursquare'in yanı sıra  tanınmayan birçok isim yer alıyor. Şirketler genellikle verilerin anonimleştirildiğini, toplanan verilerin güvenli bir şekilde depolandığını ve kişilerden onay alındığını söyleyerek durumu meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak Warzel ve Thompson, ellerindeki veri setinde yer alan kişilerle irtibata geçerek bu iddiaların doğru olmadığını ispatlıyor. 

Bunun yanı sıra ikilinin, zayıflatılmış bir veri kümesiyle çalıştığını ekleyelim. Yazıda bahsedilen firmalar, genellikle konum verileriyle birlikte başka bilgi kaynaklarını da kullanıyorlar. Bu kaynaklar, reklamları hedeflemek için gereken ayrıntılı profilleri oluşturmak için demografik bilgilerle birleştirilen mobil reklamcılık kimliklerini içeriyor.

Warzel ve Thompson bu süreci, makalede şu ifadelerle aktarıyor: 

Veriler neredeyse gerçek zamanlı olarak el değiştirebilir, bu olay o kadar hızlı bir şekilde gerçekleşir ki; milisaniyeler içinde konumunuz akıllı telefonunuzdan uygulamanın sunucularına ve oradan üçüncü partilere aktarılabilir. Örnek vermek gerekirse, bu sayede bir araba bayiinin önünden geçtikten bir süre sonra telefonunuzda yeni bir araba reklamı görebilirsiniz.

Warzel ve Thompson verilerin üçüncü parti şirketlere aktarıldıktan sonra olabilecekleri ise şöyle özetliyor: 

Bu veriler daha sonra yeniden satılabilir, kopyalanabilir, korsan olarak kullanılabilir ve istismar edilebilir. Onu geri alabilmenin hiçbir yolu yok. 

Tüm bu teknolojinin reklamcılık için kullanıldığını düşündüğümüzde, oldukça ağır bir distopya ile karşılaşıyoruz. Şirketler, kişilerin daha fazla ürün satın almasını sağlamak için aynı kişilerin gizliliğini ihlal ederek onları 7/24 takip ediyor. Sonrasında bu veriler ticari bir ürün olarak defalarca el değiştiriyor ve nitelikli reklam hedeflemeleriyle satın aldığımız ürünler hakkındaki kararlarımız dahi muhtemelen bize ait olmuyor.  

Sizlere aktardığım Warzel ve Thompson tarafından kaleme alınan makalede daha birçok detay yer alıyor. Makaleyi okuduktan sonra kullanıdğınız uygulamalara verdiğiniz izinler konusunda daha hassas olacağınıza eminim. Ancak bana kalırsa, makalenin yazılmasının en önemli çıktısı; yasa koyucuları, bu konuda daha detaylı kanunlar ve yönetmelikler çıkarmaya teşvik etmesi olacak. 

Görsel Kaynak: The New York Times