Red Bull ile İstanbul’u “Hack”leyen projeler
Arama
Etkinlikler

Red Bull ile İstanbul’u “Hack”leyen projeler

Markaların hackathon‘lara olan ilgisi her geçen gün artıyor. Bunun en yeni örneklerinden biri de şehir hayatını kolaylaştırma temasıyla Red Bull Basement Hatch İstanbul oldu. Geçtiğimiz hafta sonu Koç Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde gerçekleşen hackathon ile şehir hayatını inovasyonla kolaylaştıracak fikirler yarıştı. Birincinin Sao Paulo’da iki ay boyunca projesini hızlandırma şansına sahip olduğu hackathon’da öne çıkan projelere ve bir içecek markasının girişimcilere nasıl enerji kattığına birlikte bakalım.

Red Bull’un fikir hızlandırma programı: Red Bull Basement

Avusturya merkezli içecek enerji içeceği markası Red Bull’un Brezilya’da açtığı fikir hızlandırma programı diğer markaların örnek alacağı yatırımlardan biri. Marka, çok amaçlı etkinlik alanı Red Bull STATION’da fikirleri ve projeleri desteklerken, bu yönde hackathon’un da aralarında bulunduğu etkinlikler yapmanın haricinde, binanın ilk katında MAKERSPACE adını verdiği alanda kişilerin fikirlerini tanıtmalarına, mentor desteği almalarına ve gerçekleştirebilmeleri için fiziki imkan tanıyor.

İstanbul’daki hackathon’da birinci olan projenin az önce bahsettiğim alanda 2 ay boyunca ürününü geliştirme şansı bulacağını belirterek, hafta sonu şehri “hack”leyen projelerde öne çıkanlarla devam edelim.

Red Bull ile İstanbul’u “Hack”leyen projeler

red-bull-basement-hatch-birincisi

Şehir hayatını teknoloji ile kolaylaştırma temalı fikirlerin yarıştığı hackathon’da birinci proje kırmızı ışıkta kaybettiğimiz zamanı bize geri kazandırmayı hedefleyen Light Me Up olurken, ikinci sosyal medyada birbirine yakın olan insanları fiziksel alanda da buluşturmayı hedefleyen Occupy-eur projesi oldu. Hackathon’da öne çıkan projeler:

Meriç Aslanoğlu: (Occupy-eur adıyla ikinciliği kazanan proje) “Sosyal medyadaki insanlar bir araya gelsin diyen proje sosyal medyada birbirleriyle bağlantı kuran insanları, fiziki olarak bir araya getirmeyi amaçlıyor. Aynı frekansta buluşan insanları yazı karakteri sınırlamasından çıkararak, dışarıdaki hayatta da kolayca iletişim kurabilecekleri bir proje meydana getirdi.

Abdullah Sarıkaya: Şehir hayatında kaybettğimiz zamanı bize geri kazandırmayı hedefleyen projelerden bir diğeri de Abdullah’ın projesi. Bizim yemeği değil, yemeğin bizi beklesini isteyen projenin ana noktası “Ön sipariş”. ABD’de Starbucks’la gördüğümüz örneği daha genişletmeyi hedefleyen proje vakti az olan insanların yemekte geçireceği süreyi daha da azaltmak isteyen ön siparişle kişinin geldiğinde yemeğinin hazır olmasını sağlıyor.

Cenk Çorbacı: Oğlunun karanlık bir sokaktan geçmek istememesiyle birlikte böyle bir fikre atılan mimar Cenk Çorbacı, geceleri karanlık sorunu yaşayan “korkutucu” sokakları güneş enerjisi ile aydınlatmak isteyen bir projeye sahip.

Emre Şahin: Sosyal yardımlaşmada rekabet amacıyla yola çıkan Emre Şahin’in liderliğini yaptığı ekibi ise puanlama sistemiyle sosyal yardımlaşmada rekabetin önünü açarak, ekonomik farklılıklar gösteren şehirlerde sosyal yardımları daha da arttırabilmeyi sağlayacak projeleri dikkatleri çekti.

Ufuk Yıldırım: Light Me Up projesi ile birinciliği elde eden Ufuk Yıldırım’ın projesi trafik ışıklarına sensör yerleştirerek, geçen araç sayısını belirlemek ve trafik lambaları arasında iletişim sağlamak. Makinalar arası iletişimin ilgi çekecek örneklerinden birini hedefleyen Ufuk, bu iletişim sonucunda da yeşil ve kırmızı ışıkların sürelerinin o kavşak için özel olarak belirlenmesini sağlamak istiyor. Böylece de kırmızı ışıkta bekleyerek kaybettiğimiz zamanı geri kazanacağımıza inanıyor.

Yorumları GösterYorumlar Gizle (0)

Bir Yorum Yazın