Eğitim sistemimiz neden girişimci yetiştiremiyor?
Girişim

Eğitim sistemimiz neden girişimci yetiştiremiyor?

Türkiye’de girişimcilik konuşulmaya başlandığından bu yana herkesin sorduğu bir soru var. Türkiye’de neden iyi girişimci yok denecek kadar az? Aslında bu soruyu şöyle sormalıydık: Eğitim sistemimiz neden girişimci yetiştiremiyor?

Bu önermede Türkiye’nin Cumhuriyet kurulduğundan beri geçtiği oldukça çetin siyasi ve iktisadi dönemleri yok saymıyoruz. Ancak bugün özellikle internet girişimciliği tarafında önemli bir yere sahip olan ABD ve İngiltere, bunun altyapısını yıllar önce yapmıştı. ABD’de Ronald Reagen'ın ‘’Reagonomics’’ adı ile de anılan iktisat politikası, girişimcilik ve inovasyon merkezliydi.

Evet, 1980'lerden bahsediyoruz. Dönemin ünlü ekonomistlerinden Friedman, bu politikaları olumlu bulurken ABD'nin girişimcilerin riskini azaltan bu iktisadi politikalarla yükseldiğini tarihe not düşmüştü.

1

Margaret Thacther'ın yine bütününe ‘’Thatcherism’’ adı verilen iktisadi politikası da 1975'te İngiltere'deki girişimciliğe yeni bir ufuk katmıştı. Bu uygulamalar GSMH büyümesi eksilerde olan İngiltere, kararlı politikalarla eski günlerine kavuşmuştu.

Hem ABD’de, hem İngiltere’de siyasi otoritenin girişimci ve girişimcilik hakkında konuşması haliyle eğitim sistemine de yansıdı ve işletme ile iktisat okulları girişimci yetiştirmeye başladı. Bankacı değil.

2

Yukarıdaki tablo, ABD’de yapılan bir araştırmanın sonucu. Temelde öğrencilere girişimcilik fikri aşıladığınızda ‘’Öğrencilerden girişimcilik eğitimi talebi gelmemesi’’ oranı yüzde 16’da kalmış. Yani öğrencilerin yüzde 84’ü girişimcilik eğitimi istiyor. Bu araştırma ülkemizde yapılsa çok acı sonuçların ortaya çıkacağı aşikar.

İlköğretim altyapısı hala yerleşmedi, lise mezunları ise dünyadan bihaber! 

Türkiye’de ilköğretim problemi yıllardır soruna kavuşmadı. Pek çok model denendi, sonuç alınamadığı takdir edildi ki bu modeller yerine yeni modeller uygulanmaya başladı. Bugüne kadar hiçbir milli eğitim politikası, ilköğretimde temel ekonomi, girişimcilik gibi çocukları erken yaşta iş dünyası ile tanıştıracak zorunlu -hadi bu bir hayal- veya seçmeli ders koyamadı.

Liselerde de durum farklı değil. Zaman zaman girişimcilik konuşmak üzere lise öğrencileri ile de bir araya geliyoruz. Dünya ticaretinden, Türkiye ekonomisinden ve girişimcilikten bihaber öğrenciler mezun ediyoruz. İlköğretim sert bir adım olsa da, on yedi on sekiz yaşlarında bir Türk gencinin kesinlikle girişimci ruhla tanışmış olması gerekiyor. İngiltere’den 40, ABD’den 34 yıl geriden gelen bir girişimcilik temelli eğitim sisteminden bahsediyoruz. Ne acı!

İktisat, İşletme okuduysan bankacı olursun; mühendis isen riske ne gerek var? 

Türkiye’deki iktisat fakülteleri bankacı, mühendislik fakülteleri ise masa başı ‘’Özel sektör memuru’’ yetiştiriyor. Teknik üniversitelerimiz de olmasa, -istisnaları hariç tutarak- mühendislik yapan mühendis bulmak zorlaşacak.

Bazı vakıf okulları ve birkaç devlet üniversitesi haricinde girişimciliğe yeterince önem veren yüksek öğrenim kurumları çok az sayıda. Hatta bazı üniversitelerin mühendislik ve iktisadi idari bilimler fakültelerinde ‘’Girişimcilik Kulüpleri’’ dahi bulunmuyor.

Çözüm nasıl olabilir?

Son dönemlerde gördük ki eğitim sisteminde tepeden inme radikal çözümler fayda getirmiyor. Bunun için eğitim bilimciler, başarılı girişimciler ve gerekirse özellikle İskandinavya coğrafyasında eğitim görmüş Türk vatandaşları ile bir ekip kurularak, yeni eğitim politikası planlanmalı. Ayrıca Türkiye, 2023 ve 2071 vizyonları için oluşturduğu iktisadi politikaya girişimciliği ve girişimcilik eğitimine ayıracağı bütçeyi de şimdiden konuşmalı.

  • İktisat Fakülteleri bankacı değil ekonomist yetiştirmeli, işletme fakülteleri ise yönetici yetiştirmeli. Kurumiçi girişimciliğin de altını çizmeli. Dünya devi şirketleri yöneten Türklerin tek farkı, çoğunun Türkiye’de eğitim görmemiş olmaları. Demek ki sorun cevherde değil, işleyende. Üzgünüm.
  • Aşama aşama ilköğretim ve lise seviyesinde temel ekonomi, temel girişimcilik dersleri eklenmeli. Değerler eğitimi içerisinde iş ahlâkına da yer verilmeli. Girişimci yetiştireceğiz diye yerli sömürgecilere karşı önlem alınmalı. Ağaç yaşken eğilir.
  • Türkiye’de girişimci olmanın -maalesef hala- bir işsizlik ya da iş bulamadığı için yapılan bir ‘’oyalanma süreci’’ olduğu algısının yıkılması için daha çok etkinlik, eğitim kurumlarında daha çok konferans, daha çok teşvik gerekiyor.
  • Büyüyünce ‘’girişimci olacağım!’’ diyen çocuklar yetiştirmeli. Bunun için ise girişimci öğretmenler. Bir nesil yetiştirmekten daha büyük bir girişim olabilir mi?
  • Siyasi otorite, girişimcilik eğitimine serbestiyet ve fon sağlayarak devlet üzerinde oluşabilecek yükü dışarıya vermeli. Düşünsenize devlet liselerinde ve üniversitelerinde girişimcilerin kredili dersler verdiğini? Vakıf okullarında okuyan gençlerimiz bunlardan faydalanırken milyonlarca öğrenci girişimcilikle neden tanışmasın?

Türkiye’nin geleceği girişimcilikte. Girişimciliğin geleceği ise yenilenecek eğitim sistemi ve iktisat politikalarında.

Yorumlar (19)
  1. Cem Aksoy Cem Aksoy

    Talep yaratan bir ürün için belirli bir bilgi birikimi, emek, tecrübe, yaratıcılık gibi unsurların birleşip sonrasında firmaya düzenli nakit akışı sağlayabilecek bir çevreye pazarlanabilmesi gerekiyor.17-18 yaşında birinin böyle bir ürün üretebilmesi yeteneğine bağlı birşey elbette ancak burada asıl sorun eğitim sisteminin girişimcilikle birlikte girişimi oluşturacak teknik bilgiyi de ne kadar verdiği. Yurtdışına göre Türkiye'deki gençler 1-0 geriden başlıyor çünkü başta dil sorunu var. Bir teknolojik ürün üretmek için yüzlerce sayfalık kitapları devirmek, tecrübe ve yaratıcılıkla birleştirmek gerekiyor. Türkiye'de kaç kişi liseden mezun olduğunda İngilizce'ye hakim olabiliyor, üniversitedeki 4 yılını verimli geçirebiliyor? Üniversiteler gerçek hayata ne kadar entegre olmuş durumda? İşverenler stajyerlere ne gözle bakıyor? Kaç işveren yeni mezuna şans tanıyor? Bunların da sorgulanması gerekli bence

  2. Cihansarikus Cihansarikus

    Cevabı çok basit ben 17 yaşımda bir proje çıkarıp baştan aşağı tasarlıyorum Adamlar sistemi kurup en son gelin ortak olun dememi Bekliyor.şu yaşıma kadar yani hep girişimlerde bulundum yeri geldi internet radyoculuğu,çizgi animasyon,basit oyun projeleri,web girişimlerinde bulundum hiç biri den 1 kuruş elde etmedim hatta ben harçlıklarımı yatırdım yani ama hala daha içimde girişimcilik ruhu var ilerde kosgeb desteğiyle yapay zeka teknolojileri geliştirmeyi planlıyorum özellikle bu robotik ve otonom araçlar için kosgeb in krediyle en fazla vereceği 400.000 TL yani az bir miktar .birde ayrıca bu mezuniyet işine fazla takıyorlar ben lisans yapmıyacağım yüksek okul okuyacağım çünkü vakit kaybetmek istemiyorum Hemde imkanım yok yani

    1. Bulent Bulent

      cihan bahsettiğin alanlar birbirinden çok farklı. yerinde olsaydım birbirini izleyen projeler kurgulardım. başarısız olmanının nedeni sanırım odaklanmamandan kaynaklı. devlet desteği ve bu işin maddi kısmı ise zurnanın zırt dediği yer. sen iş planını iyi yapmazsan 500 bin lirayı da 2 günde batırırsın. zaten sorun parada değil. keza devlet desteğine güvenerek planlarını yapmanda başka bir hata. o hibelerin şartlarını iyice anladığında demek istediğimi anlayacaksın :) zaten projene güveniyorsan melekler, VC, vs bir sürü seçenek var. okula gidip gitmemek ise kesinlikle bir zaman kaybı değil. oradan öğreneceğin en basit bir şey bile sana yardımcı olur. mesela steve jobs'un kendi alanında olmamasına rağmen girdiği kaligrafi dersleri.. bir de tabi network kurabilmen için de akademik tarafa önem vermen gerekiyor. pek çok üniversitenin artık kuluçka merkezi, hızlandırıcısı veya tto'su var. yapay zeka da çalışacaksan zaten iyi bir matematik-fizik bilgisine ihtiyacın var demektir. sen bu bölümlere girmesen bile çevrende bu alanda çalışmalar yapan kişilere ihtiyacın mutlaka olacak. bu network'ü de dışarıdan kurman daha zor. keza avukattan, işletmecisine, tasarımcısına, makinecisine kadar pek çok alanda arkadaş edinmeye bak. bunları profesyonel yaşamda yapmaya kalkarsan sana maliyet veya zaman açısından pahalıya mal olur. son olarak pek çok üniversitede artık girişimcilik kulüpleri var. buralarda aktif olarak sektörden kişilerle de network sağlaman kolay olabilir. hatta öğrencisi olmadığın okullara bile git. ortak organizasyonlar vs düzenle. oradan da kişilerle tanış. erhan erkut'un söylediği gibi girişim fabrikası vs gibi hızlandırıcılarda bulunan startuplara veya bu dediğim okullardaki teknokentlere git ve bedelsiz staj teklif et onlara. yani hem nasıl çalışıyorlar onu öğren hemde hatalardan ders çıkar hemde network edin. 10 girişimin batar 11.tutar. bu işler ilk girişimde %100 patlayacam demekle olmaz. örnekleri çok. bizim millet çabuk yılıyor. ve deneme yanılma yapmayı bilmediği için hemen yüksek başarı istiyor. birazda kendini entellektüel olarakta yetiştir. o bilgilerde işine yarıyo.

      deneyim konuşuyo bence dikkate al bu yazdıklarımı :)) bilgi hayal hedef network kavramlarını sıralaman gerek deseler ilk 4'e network'ü yazarım :)) ileride anlarsın bu dediğmi.

    2. Bulent Bulent

      bir de eğer yapay zeka alanında çalışmak istiyorsan mutlaka bu yönde doktora veya akademik çalışma yapan kişileri önce bir tara. sonra makalelerini-çalışmalarını vs bul. onları iyice bir oku. daha sonra hepsiyle mailleş. hatta onlardan randevu al ve git bir kahvelerini iç. eğer kaba davranmazsan mutlaka randevu talebine olumlu yanıt vereceklerdir. ama onlara çalışmalarıyla ilgili sorular sor. yoksa ben şirket kuracağım yardım edin vs deme kovalarlar :))) çıkarsızca sadece anlamaya çalış. yani bir proje yapmadan önce o alanda entellektüel bilgi seviyen yüksek olsun yoksa çakarsın. belki de o alanda çalışmak istemeyeceksin. veya belki de o araştırmayı yaparken başka bir alana kayacaksın. vakıf üniveristeleri bu konuda daha açıktır ama belli de olmaz, o hocaların derslerine misafir öğrenci olup olamayacağını sor. eğer samimi bulurlarsa bedelsizce seni misafir ederler. veya yardımcı olurlar mutlaka. belki de ortak çalışma yaparsın. myo okusan bile bunu yapabilirsin. ve hatta mutlaka yap. mesela girişimci olacaksan sadece teknik bilgiye ihtiyacın yok. illa ki pazarlama, iş planı, excel vs bilmen lazım. prof dr erhan erkut'u takip et mesela. hatta dersine katılıp katılamayacağına dair mail at. yani biraz fırsat yarat, ayağına gelmesini bekleme. ve mutlaka hangi alanda çalışacaksan çalış hukuktan da bilgin olsun muhasebeden de yoksa sıkıntı yaşarsın. ve mutlaka çalışacağın alanda akademik tarama yap. o çalışmalarda da intihal var mı diye tara. ingilizce bilmiyorsan ve 17 yaşındaysan mutlaka öğren şu mereti. o zaman ancak global işler yapabilirsin.

  3. Cxcserifcan Cxcserifcan

    Eğitim sistemi girişimci yetiştirmez. Kişi kendisini geliştirirse girişimci olur. Malesef durum o ki kendisini geliştiren girişimcinin de Türkiye'de zaman kaybetmek yerine daha geniş ve saygınlık kazanabileceği, kendisini kanıtladığında gerekli desteği bulabileceği bir pazara açılıp ivme kazanmayı, şirketini dünya çapında büyütmeyi seçiyor. Bu bence de en mantıklısı. Türkiye'de en azından girişimciliğin tanımını düzgün bir şekilde açıklayabilecek nesil yetişene kadar...

    Amacım bir yeri eleştirmek değil tabi ki ama daha iyi bir Türkiye ve Dünya için birlikte çalışabilirsek, çevremizdekileri doğru yönlendirebilirsek aşılamayacak bir şey değil. :)

    1. Bulent Bulent

      o sadece girişimcilik için değil ki. her şey için geçerli. okul veya çevre değil kişi kendi kendini yetiştirir. bizim millette yanılgı hep karşıdan ve dışarıdan kendini geliştirmesini bekliyor. bu büyük bir yanılgı. kişi almak istemedikten sonra en kral hoca da olsa bir şey öğretemez. bununda örneğini çok görüyorum. ama kişi isteyincede hele şu anda bilgiye anında erişebildiğimiz dünyada çok rahat kendini geliştirebilir. itunesu bile yeterli.

  4. Hakan Yalçın Hakan Yalçın

    Konu:Eğitim sistemimiz neden girişimci yetiştiremiyor? ise Türkiye'de aile faktörü eğitimin önünde. http://www.hakanyalcin.net/kisisel-kesif-ve-ebeveynlerin-yonlendirme-kabiliyeti/

  5. ne yetiştirdikki bu yetişsin

  6. Netsectech Netsectech

    Herkes girişimci olacak diye bir şey yok. Mesela dünyada eğitim sistemi en iyi olan ülkeler, takip edilen, örnek gösterilen Finlandiya, Güney Kore, Singapur ve Norveç gibi ülkelerdir.Bu hesaba göre orada onlarca yüzlerce girişimci çıkması gerekiyordu ama sonuçlar ortada.Mesela Amerika ikinci bir Silikon vadisi çok istemesine rağmen kuramıyor/yapamıyor.

    Dünyada insanların yüzde 95 gördükleri ve duydukları ile karar verirler.Geriye kalan sadece ve sadece yüzde 5 lik kesim muhakeme yapar,farklı düşünerek, araştırarak,okuyarak karar verir.O yüzden teorik olarak girişimci olabilmek için çok az bir pay var buda kendini gösteriyor.Peki bu yüzde 5 lik kesim nerede ?

    İbn Haldun ihtiyaçlar listesini yada Maslow'un yaşam piramidini göz önüne alın bu hesaplara göre o kişilerin girişimci olması için 3.basamağı geçmesi gerekiyor, Türkiye'de 4.basamağa gelen ne kadar insan var ?

    Birde işin sosyolojik boyutuna gelince yurt dışında insanlar iki şey için çalışırlar ya para kazanmak yada farklı bir şey yapmak için ama bilirler ki ikisi içinde işini iyi yapması lazım ama Türkiye'de daha çok sadece para kazanmak için çalışılır ama işini iyi yapmadan nasıl kısa yoldan hesap yapılır.

    Unutmayalım ülkemizde adamı olan,işini çabuk yaptıran işin hep üçkağıtçılığını yapan kişi hem sevilir hemde zeki diye takdir edilir.

    Peki çözüm ? Çözüm her şeyden önce AHLAK yapısı düzeltilmeli....

    1. Murat Çileli Murat Çileli

      Yorumlar arasındaki en doğru tespitlerden biri.

    2. Bulent Bulent

      abi doğru hoş ama günümüzdeki teknolojinin geliştiği noktada illa ki türklerle çalışmak zorunda değilsiniz ki. aşağıdaki bir yoruma da yazdım. keza türk yazılımcılar-geliştiriciler de patronlardan aynı şekilde şikayetçi. aslında onlarda patronlarla çalışmak zorunda değil. evinden brezilya da bir site geliştirmesi işini alabilirsin. bir kez bile telefonda konuşmayarak. startup olayının en güzel yanı bu zaten. evden, dünyanın her yerine, dünyanın her yerinden kişilerle, sanal bir proje üzerinde çalışabilmek. hem de zamanı sen belirle. multinational da çalışıyor olsan o saatler rahatsız eder ama projede tutku olunca farkında bile olmuyorsun. fakat bu sektöre girenler hala eski kafayla hareket ediyor ve mobiliteyi iyi kullanamıyor.

      bizim sorunumuz çağın gerisinde yetkinliklerimizin olması bence. mesela ingilizce bilmek şart. sadece dil bilmekte yetmiyor tabi. bir de araştırma yapmayı bilmesi gerekiyor. kendini ifade etmeyi bilmesi gerekiyor. sunum yapabilmeyi bilmesi gerekiyor. bizim üni mezunları doğru dürüst cv bile yapamıyor. ms office biliyorum diyor excel den haberi yok. yetkinlikler de sıkıntımız var bence.

  7. Maskimus Maskimus

    Özdeş iki bezelye tohumunu, iki ayrı saksıya ekin. Birini bodrum katına koyun diğerini terasa. Terasta gün ışığı alan 2 hafta sonra gün ışığıyla birlikte güçlü, yemyeşil yapraklar çıkarmaya başlarken bodrum katındaki cansız, güçsüz, daha en başından ölmeye yüz tutmuş yapraklar. İşte Türkiye dünyanın girişimcilik anlamındaki bodrum katı. Adamlar Harvard'dan mezun oluyor, Sean Parker'la tanışıyor, vizyoner yatırımcılarla buluşup bir senede dünya markası oluyor. Biz Mecidiyeköy'de şirket kuruyoruz, yazılımcımız 2 ayda bitmesi gereken siteyi bir senede bitiremiyor. Türkiye'de hiçkimse bir şey değil ama herkes bir şey olduğunu iddia ediyor. Ne yazılımcı yazılım biliyor, ne SEO'cu SEO. Bu kadar kötü bir çevrede, bu kadar kötü iş ortaklarıyla Türkiye'de herhangi bir girişimci (rant, devlet desteği vb olmadan) başarılı olabilmişse zaten çok büyük bir iş başarmış demektir.

    1. Bulent Bulent

      abi o zaman neden türk yazılımcıyla çalışıyorsunuz ki? bazı siteler-appler var. oraya ihtiyacın olan şeyi yazıyorsun. dünyanın her yerinden yazılımcılar vs teklif veriyor. sende portfolyosuna bakarak karar veriyorsun. maliyet-performansta süper. tabi hız da. ofise bile gerek yok. yani artık bu devirde hala temel işler için bu kadar eski sistem giderseniz dayanamazsınız abi.

      türk girişimciler nedense çağa uygun araçları kullanmıyor.

  8. Umit Yilmaz Gunes Umit Yilmaz Gunes

    Olay sadece egitim sistemiyle mi alakali onu derinine arastirmak gerekli.

    Yeni mezun, gelir kaygisi mevcut. Ufak tefek bir birikim yapti ve urun gelistirdi diyelim, firmalara urunu ucretsiz sunmaya bile calissa "referans olmadan kullanamayiz" tarzinda bir donus almasi oldukca muhtemel. Reklam yapmak istese, reklam maliyetlerini hepimiz cok iyi biliyoruz.

    Bir konferansa, panele, sempozyuma katilmak istese olusabilecek maliyetler ortada. Sirketine bir calisan almak istese calisan maliyetleri asikar. Sirket kurup islettigini dusundugumuzde stopaji, vergiler, acilis-kapanis ucretleri, muhasebeci masraflari derken daha kurulus asamasinda ortaya buyuk bir kulfet cikiyor.

    Sonra ortaya cikan urunlerin arkasindaki isimlere baktigimizda iyi bir networku olan, yurt disindan gelmis/egitimini almis / belli bir miktarin uzerinde geliri-birikimi olan profiller goruyoruz.

    Kisacasi olay sadece egitim ile iliskilendirilmemeli. Bugun fikri olan herkes keske deneyimleyebilse bunu. Ancak isimi simdi birakir buna 2 yil ayirirsam benim onume geceler, issiz kalirim- bir daha is bulamam korkusu cok agir basiyor. "Bir girisimci bunlari dusunup yilmamali, fikrini guvenip sonuna kadar gitmeli" dusuncesi saglikli degil. Fikri icin evini, arabasini satanlar, esiyle sorunu olanlar, sosyal hayatini bitirenler gormek gayet mumkun. Cok yorucu ve tuketici bir surec ve bizim ekosistemimiz bunu kolaslastirmak adina cok da fazla arac sunmuyor.

    1. Bulent Bulent

      bunun en iyisini sedat kapanoğlu yaptı. proje belli bir seviyeye gelmeden atlamadı. belli bir seviyeden sonra sadece ekşiye odaklandı. hemen şirket kuralım havasına girince zaten kurtarmak zor. 2 yıllık maliyet bile nefes aldırmaz.

  9. Kesinlikle katılıyorum. Yorumunuza sağlık.

  10. Girişimciysen önce maliye boğar. 2005 yılında kurduğum girişim şu ana kadar 14 kez devlet ile mahkemelik oldu. 14 kez davaları kazandım. Ama emeğimizin yarısını mahkemelerle (vergi mahkemeleri) harcadık. Neyse ki mahkemelerde hukuk işliyor da elinde balta girişimleri doğramaya gelen vergi müfettişlerine dur diyor. Harcanan onca emek yanımıza kalıyor.

    Gelir vergisinin 18. maddesi bilgisayar programcılarına (ve vefat ettiklerinde varislerine bile) vergi muafiyeti getiriyor. 2005 yılında geliştirdiğim yazılım için bu muafiyetten faydalanmıştık. Toplam 1 yıl faydalandığımız muafiyet için 4 yıllık ceza yazdılar. 2005te toplam cirosu 30bin tl olan iş için 350.000 tl ceza. Sen misin muafiyetten faydalanan al sana muafiyet. Pes etmedik, tam 8 dava açtık (her yıla iki ayrı dava açmak gerekiyor) açtığımız 8 davayı kazandık (böyle yazıldığının kolay olmasına bakmayın, davanın sonuçlanması 8 yıl sürdü) danıştaydan geçip kesinleşti. Bu arada biz gelir vergisi muafiyetinden vazgeçip teknokente girdik. Oradaki muafiyetleri de kabul etmediler. 2010 yılı için ciromuzun 3 katı ceza yazdılar. Onu da mahkemeye verdik (3 ayrı dava açtık), kazandık (vd itirazı danıştayda devam ediyor) Mahkemeyi kazanmış olmamızı hiç umursamadan 2011-2012-2013 yılları için de ceza yazdılar. Onları da mahkemeye verdik (4 ayrı dava açtık) onları da kazandık, bunların da itirazı danıştayda devam ediyor.

    Bilgisayar programcılığını desteklemek için hem gelir vergisi (18. madde) hem de kurumlar için teknokentler (4691 sayılı kanın) bulunuyor.. Siyasi idare programcılığı desteklemek için her türlü yasal alt yapıyı hazırlıyor, ama maliye bürokrasisi bu muafiyetleri uygulamamak için girişimcilere kazandıklarının 10 katı ceza yazıyor.

    1. Ölmemişsiniz, nasıl muafiyetten yararlandınız?

  11. Bu konuyu sadece eğitimle ilişkilendirmek çok doğru bir yaklaşım değil. Eğer üreten ve küresel düzeyde satan bir ekonomimiz olsaydı, şu anda şimdikinden çok daha fazla girişimcimiz için de ortam hazır olurdu. Düşünelim bakalım, kaç tane dünya markamız var, bunlar dünyada ne yapıyorlar, ne kadar vatandaşımız yeni bir ürün veya hizmet geliştirmek peşinde olmuş bugüne kadar? Milyar dolarlık "çok başarılı" holdingler niye dünyaya açılmak yerine hep Türkiye'de iş yapıyorlar? Yaptıkları işlerin hangisinde işi geliştirip dünyaya sunar vaziyetteler? Portekizliler, Hollandalılar, İspanyollar, vb dünyayı dolaşıp nerede ne oluyor diye araştırırken ve bulduğu kaynakları ülkesine götürürken bizde durum ne olmuş? Bizim matbaa tarihimizde basılan kitap sayısı, ortaçağ sonrası Fransa'sının günde bastığı kitaptan neden daha azdı? Lale Türkiye'den Hollanda'ya gitmiş olmasına rağmen, dünya neden oradan çıkmış gibi biliyor? Sorulacak sorular çok, hepsi de birbiriyle ilişkili. Girişmek için girişimci yanında, sermaye, satılacak pazar, bunu destekleyecek insan ve bilgi kaynakları, yani kültürel bir ortam da gerekiyor. Ana sorunumuz başarıyı teşvik edip ödüllendirmek bence, bunu pek sevmiyoruz. Bireysel çabalar önemlidir, ama bu çabaların yaşayıp gelişeceği ortam da hazır olmalıdır. Yoksa girişimcilik en kötü ortamda bile yeşerir ama sayısı çok az olur. Zeki, yaratıcı ve azimli kişilerin bir bölümünün biraz da "delilik" yaparak hayallerin peşinde koşmasını sağlayacak altyapıyı toplum olarak daha kolay erişilebilir kılmamız gerekli.

Webrazzi Kariyer
Bütün Pozisyonlar
Webrazzi Etkinlikleri