Gezi parkı, geleneksel medya, sosyal medya, Y kuşağı ve yarınlar…
Arama
Genel

Gezi parkı, geleneksel medya, sosyal medya, Y kuşağı ve yarınlar…

direngeziGezi Parkı olayları ile herkesin söyleyebilecek çok sözü var, değerlendirilebilecek çok farklı açıları var. Belki de ilk defa söyleyecek bir sözü olan herkesin kendi görüşlerini, kendi istedikleri mecradan paylaşabildiği ve daha da güzeli duyurabildiği bir dönemdeyiz. Bunun nedeni ise son zamanlarda aynı anda hem çok eleştirilen, hem de en çok sevilen mecra olan sosyal medya.

Ana akım medyanın tarihteki en büyük dersinden sınıfta kaldıktan sonra şimdi harıl harıl telafi sınavını vermeye çalıştığı şu dönemde aslında sosyal medya da kendi sınavını veriyor. Ama bir farkla; sosyal medya pek çok nedenden dolayı diğer medya kanallarına göre daha bağımsız olduğu ve kullanıcılardan oluştuğu için aslında sosyal medya sınavına girenler ise bizleriz.

Sadece Gezi Parkı olayları ile ilgili değil, bu olaylar çerçevesinden medya ve sosyal medya üzerine söylenebilecek de çok fazla şey var, ben de bunların bir kısmını kalemim döndüğü kadar derlemeye çalıştım…

Kitle iletişim aracı olarak ana akım medya ve sosyal medya

İlk olarak son dönemde sıklıkla eleştirilen ana akım medya ve sosyal medyanın farklarını ele alarak başlayalım.

Her yayın kuruluşunun bir bakış açısı, bir duruşu, politik bir eğilimi vardır. Ana akım olarak adlandırdığımız yayınların geniş kitlelere ulaşabilmesini sağlayansa toplumsal yelpazenin daha kalabalık oldukları bölüme hitap ediyor olmalarıdır.

Siyasi partilerin iktidara gelebilmek için daha kalabalık ve genellikle merkeze yakın olan kitlelerin oyunu toplayabilmeleri gerekir. Aynı kitle yukarıda aktarmaya çalıştığım gibi ana akım medyanın da hedef kitlesidir. Dolayısıyla bu kitleye yönelik yayınlarında hükümetlerin politikalarına yakın bir biz çizgide görülmesi de çok şaşırtıcı değil.

Sosyal medyanın geleneksel medyadan en büyük farkı içeriğinin bir yayın merkezi tarafından değil, doğrudan kullanıcılar tarafından üretiliyor veya derleniyor olması. Siz bir TV kanalını izlerken içeriğini seçemezsiniz, sadece kanalı seçebilirsiniz. Görüşleri sizi yansıtmayan bir TV kanalının hoşunuza gitmeyen bir yayınına denk düştüğünüzde yapacağınız şey diğer bir kanala geçmektir.

Fakat sosyal medyada takip edeceği içeriği doğrudan kullanıcılar seçer. Sosyal medyadan takip ettiğiniz size özel içeriği arkadaş olduğunuz veya takip ettiğimiz kişiler oluşturur ve onları kendi listelerinizde bir araya getirenler de sizlersiniz. Doğal olarak ağırlıklı şekilde kendi dünya görüşünüze yakın kişiler ile arkadaş olur veya bu görüşteki insanları takip edersiniz. Sosyal medyada karşınıza çıkan içerik de onların ürettikleri olduğu için bir anlamda sizin göreceğiniz içeriğin tarzını en baştan “haber kaynaklarınızı” kendiniz belirleyerek siz tanımlamış oluyorsunuz.

Fakat bu durum aynı zamanda sosyal medyayı kontrol edilebilmesi oldukça zor bir güç haline getiriyor.

direngezi

Sosyal medya suç unsuru mu?

Devletlerin sosyal medyaya neden sıcak bir tutum takınmadıklarını anlamak çok da zor değil. Devletler özünde varlıklarını ve halklarının mutluluğunu, güvenliğini sağlamak isterler. Buna zarar verme potansiyeli olan her türlü oluşumu da denetleyerek amacı dışında kullanımını kısıtlama eğilimindedirler.

Bundan epeyce bir süre önce Türkiye’deki internet düzenlemeleri konusunda “İnternet neden ehlileştirilemez?” diye bir yazı yazmıştım. Oradan minik bir alıntı:

İnternet yani “yeni medya” daha önce regüle edilen, alışıldık hiçbir şeye benzemiyor. Kendi özel farklılıklarına sahip olduğu için alışıldık hemen hiçbir yöntem interneti ne tanımlamaya, ne de düzenini sağlamaya uygun değil.

Devlet kendi açısından haklı olarak tanımlayamadığı, regüle edemediği sosyal medyaya şüphe ve endişe ile bakıyor. Bu bana bazı ilaçların vücudun bağışıklık sistemi tarafından reddedilmesini çağrıştırıyor, aslında ilaç faydalı ama bağışıklık sistemi onu tanımlayamadığı için neme lazım diye ona saldırıyor.

Sosyal medya içerisinde bulunduğumuz çağda özü itibariyle bir suç unsuru olmadığı gibi haber alma ve iletişim özgürlüğünün en tepesinde bayrağını dalgalandırıyor.

Bu yüzden önemli olan diğer bir nokta da sosyal medyadaki özgürlüklerin nerede başlıyor ve nerede bitiyor oldukları…

direngezi

Sosyal medya kullanmak suç mu?

Bir seminerde “hep internetin güzel yanlarından bahsediyorsunuz, bunun hiç mi kötü bir özelliği yok?” diye bir soru gelmişti. “Bu sizin kullanımınızla ilgili” diye yanıt vermiştim. “Siz eğer bıçağı ekmek kesmek için kullanıyorsanız bunda bir sorun yok. Fakat aynı bıçağı bir insana doğrultuyorsanız iş değişiyor”.

Bugün sosyal medya göz altıları gündemde. Konuyla ilgili henüz net ve kesin bilgiler olmadığı, farklı iddialar olduğu için bu olaylar özelinde ne desem spekülasyon olur. Ama şu kadarını söyleyebilirim, sosyal medya gündelik hayatınızdan farklı değil. Eğer sokakta söylediğinizde suç olabilecek bir şeyi sosyal medyada söylüyorsanız doğal olarak bu da suç kapsamına girer. Bunu yapmadığınızda sadece özgürce kendi görüşünüzü ifade ediyorsanız ise aynı gündelik hayatınızda olduğu gibi bu da suç olamaz.

direngezi

Sosyal medya kışkırtmalara açık mı?

Sosyal medyanın kışkırtmalara (provokasyona) açık olduğuna dair çok şey duyuyoruz. Doğrudur, sosyal medya kışkırtmalara açık bir ortam olabilir. Fakat şunu unutmamak gerekli ki kitlelerin bir arada olduğu hemen her yer teorik olarak kışkırtmaya açıktır. İster sokakta, ister maçlarda, ister sosyal medyada olsun asıl amacı insanları kışkırtmak olan insanlar olabilir.

Sosyal medyanın kışkırtmaya açık olan diğer ortamlara göre en büyük farkı insanların tepki vermek için zamanları olması. Fiziksel olarak bir arada iken meydana gelebilecek kışkırtmalar anlık olarak üzerinde düşünmeye vakit olmadan gelişebilir ama sosyal medyada en azından gördüğünüz kışkırtıcı bir içeriği yaymadan veya yanıtlamadan önce kendi içinizde değerlendirmek, diğer sesleri dinlemek için vaktiniz ve imkanınız var.

Üstelik ben hayatımda şu olaylar esnasında kışkırtmalara karşı birbirini sosyal medya üzerinden bu kadar sık uyaran bir kitle görmedim.

direngezi

Teknolojinin rolü

Tüm bu konulara sosyal medya açısından bakmanın ötesinde teknolojiyi de göz ardı etmemekte fayda var. Bugün olaylarda sosyal medyanın etkisinden bahsederken sosyal medyayı yanımızda taşımamızı sağlayan cihazları da unutmamak gerekiyor. Hangi şartlar içerisinde olurlarsa olsunlar bugün insanlar bu cihazları ceplerinde taşıyabiliyor ve gerektiğinde anda çıkartıp ses, fotoğraf ve video kaydedebiliyor. Ardından dosya boyutu ve internet bağlantı şartlarına göre bunların kitlelere ulaşması 15 saniye ile birkaç saat içerisinde gerçekleşebiliyor.

Yani aslında bu durum belirli sosyal ağların üzerinde bir durum. Twitter, Facebook, YouTube, Vine şu anda olaylardan en çok kullanılan sosyal ağlar gibi görünüyor. Diyelim bunlardan bir kaçı veya tamamı bir nedenden ötürü kullanım dışı kaldı, yerini yenileri alacaktır. Hangilerinin daha etken rol oynadığını belirleyen aslında önemli oranda onların anlık olarak kullanılmasını mümkün kılan cihazlar.

direngezi

Y kuşağı

Y kuşağı için bugüne kadar tembel, sorumsuz, plansız gibi pek çok eleştiri yapıldı. Bugün sosyal medyayı kullanarak Gezi Parkı olaylarına öyle ya da böyle, oradan veya buradan dahil olanların içerisinde önemli bir yer kaplayan Y kuşağı ile ilgili de bir şeyler söylemek gerekli. Çünkü olaylarda sosyal medyanın etkilerini tartışırken aslında Twitter’ın teknik alt yapısını değil, nasıl kullanıldığını konuşuyoruz ve onu en etkili kullananlar bugün başrolde olan Y kuşağı.

Y kuşağı plansız deniliyor. Öyle gerçekten de; Cumartesi ne yapacağını Cuma gününden bilmiyor. Bu yüzden sosyal medya üzerinden bu kadar ani ve hızlı organize olarak olaylara hızlı tepki verebiliyor ve bu yüzden Y kuşağından olmayanlar onları bırakın anlamayı, takip etmekte bile zorlanabiliyorlar.

Eskiden arkadaşlık kavramı yıllar süren birliktelik üzerinde kurulu, karşılıklı olumlu tecrübeler sayesinde hak edilen bir kavramdı. Bugün Y kuşağı için arkadaşlık kavramı eskisi gibi değil. Y kuşağının biri ile arkadaş olması için kendisine saygı göstermesi yeterli olabiliyor. Facebook’ta 1000 arkadaşı olmasının da, bu eylemlerde dışarıdan çok farklı görünen kişilerin yan yana gülümseyebilmesinin de nedenlerinden biri bu. Bu özellikleri sayesinde Y kuşağı hem sosyal medyada, hem de eylemlerde daha hızlı bir şekilde bir araya gelip organize olabiliyor.

direngezi

Peki bundan sonra ne değişecek?

Sosyal medya bu olaylarda büyük rol oynadı ve oynamaya devam ediyor. Fakat ortaya çıkan şöyle de bir gerçek var; bu olayları sosyal medya başlatmadı, sosyal medya sadece aracı oldu. En fazla hızlandırdığı ve daha geniş bir kitleye ulaştırdığı söylenebilir. Sosyal medya protestolara dahil olan insanlara kendileri gibi başkaları olduğunu görmelerini sağladı. Bu açından bakıldığında sosyal medya Türkiye’de kendilerini görüşleri açısından azınlıkta olduğunu düşünen insanların aslında azınlıkta olmadıklarını gösterdi.

Eğer insanlar sabah uyandığında, gece kendisi uyurken neler olmuş diye kontrol etmek için TV’lere değil, Twitter’a bakıyorsa, burada medyanın alması gereken çok önemli bir ders var demektir. Ana akım medya bundan sonra da her zaman toplumsal yelpazenin kalabalık kesimi neresi ise oraya odaklanacak ama bundan sonra yelpazenin diğer açılarını da gözden kaçırmamaya çalışmalı.

Hem siyasiler, hem de medyanın Gezi Parkı eylemleri esnasında yaşadığı en büyük sorun muhatabını tanımlayamaması oldu. Eğer eyleme katılanları kolay bir şekilde tanımlayabilecekleri bir çerçeveye sıkıştırabilselerdi, ne yapacaklarını, nasıl tepki vereceklerine daha kolay karar verebilirlerdi. Ama toplumsal yelpazenin çok farklı kesimlerden, dışarıdan bakınca çok az ortak yönü olan o kadar çok insan tepkisini dile getirmek için bir araya geldi ki, onları kategorize etmek, sınıflandırmak ve dolayısıyla yanıtlamak kolay olmadı. Bu dışarıdan farklı görünen ama içten içe aslında çok fazla ortak paydası bulunan insanların bir araya gelmesini sağlayan sosyal medya da biraz bu yüzden kötü çocuk oldu.

Bu beklenmedik birlikteliğin insanların birbirine karşı hoşgörüsünü, toleransını ve iyi niyetini artırdığı da bir gerçek. Umarım bunu en kısa zamanda bu olayların sona ermesini sağlama gücü ve sorumluluğu olanlar da görür ve onlar da bu toplumsal birlik içerisinde olmaları gerektiği gibi yer alırlar…

Yorumları GösterYorumlar Gizle (24)
  1. Yusuf dedi ki:

    Amacınız sosyal medyenın toplumdaki yerini tarafsız bir şekilde tanımlamakmı yoksa medaynın sınıfta kaldığındanmı bahsetmek?,neyin suç olup neyin olmadığına siz değil yasalar karar verir.ve yasalar heryerde geçerlidir.Cümle aralarına sıkıştırıp görsellerle destekleyeme çalıştığınız taraflılığınız webrazziyi ve sizi provakatör ve çapulcu olmaktan öteye götürmez.Lütfen yazınızı gözden geçirin.

    1. Anıl dedi ki:

      “Eğer sokakta söylediğinizde suç olabilecek bir şeyi sosyal medyada söylüyorsanız doğal olarak bu da suç kapsamına girer. Bunu yapmadığınızda sadece özgürce kendi görüşünüzü ifade ediyorsanız ise aynı gündelik hayatınızda olduğu gibi bu da suç olamaz.” Ben burada yazarın birşeyin suç olduğuna karar verdiğine dair bir ifade göremedim. Zaten aşikar olanı ve yasaların söylediğini söylemiş.

      Çapulcu’nun yeni anlamını oturduğunuz bilgisayarın veya sansürlenmiş eski medyanın değil gelip yerinde görüp değerlendirmenizi tavsiye ederim. Hiçbirşey uzaktan gördüğünüz gibi değil.

    2. Murat dedi ki:

      Yasalar zat-ı muhtereme verilen mahkeme kararı için “Ben mahkeme tanımam istediğimi yaparım” deme hakkını da vermiyor. Her kesimden insanın buluştuğu eylemlerde kitap okuyup, müzik yapan insanlara aşırı güç kullanımı da yasal hak değildir. Eğer birileri ben istediğimi istediğim gibi yaparım diyor ve elektrik kesintileriyle, ölü seçmenlerle şaibeli olarak iktidara gelip halkın oylarıyla seçildim diyorsa ve halkı hilenin kol gezdiği sandıktan ibaret “demokrasi”ye mahkum etmeye çalışıyorsa halk gerilir gerilir ve fırlar yerinden ve bu kendini bilmezlere haddini bildirir. E etrafı yakıp yıkıyorlar denilebilir. Onları yapanlar bu halk değil ortamı fırsat bilen radikal siyasi örgütler ve hükümetin halkın arasına soktuğu eli sopalı yandaş gençleri ve elinde sopa olan, bankamatik kıran, cam kıran polisleridir. Ama demokrasi amaç değil araç olduğu için sorun yok.

    3. Cevat dedi ki:

      Yazıda en ufak provokasyon olmazken, hüküm dayatmak olmazken sizin uslubunuz ne kadar da çok benziyor Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a. Dayatmacı, egoist, ID bunalımında bir toplum yaratmışız 11 yılda, yazık.

    4. ozer dedi ki:

      elhamdülillah çapulcuyuz 😀

    5. Çağla Aytaç dedi ki:

      hepimiz çapulcuyuz 😀 allaha şükür TDK’da anlamını değiştirdi rahata erdik! iskarız aga! 😀

  2. Sarp dedi ki:

    Teşekkürler Webrazzi 🙂

  3. Oguz dedi ki:

    Sosyal medya bence cok daha guvensiz. Cunku insanlar dusunmeden hareket ediyor, yalan haberelere cok daha musait.

    “Toma’nin altinda ezildi” diyerek paylasilan adamin fotografini gorunce, Allah kahretsin bu polisi diye dusunup, biraz sonra “iste polis vatandasa yardim ediyor” diye paylasilan bir baska fotografta tam zittini dusunebiliyorsunuz. Ama insanlar, ne toma’nin paletleri degil tekerlekleri oldugunu dusunup arastiriyor, ne de polisin yardim ettigi kisinin gosterici olmayabilecegini dusunmuyor.

    Bircok kisi ‘bizim siyahi polisimiz mi var?’ diye dusunmeden kopege biber gazi sikan polisin fotografini paylasti ve bunlar hep kizginligi daha da arttirdi.

    Bir tweetin sonuna “KESIN BILGI” yazilmasi o tweette bahsedilen olayi dogrulamaz.

    Ayrica yine gezi olaylarindan yola cikarsak, 1-2 kisinin attigi, buyuk tepki toplayan twetler cok kolay bir sekilde genele dayatilabiliyor. Anitkabiri yakariz diye atilan tweet, o kisiyle ayni partiye oy vermis olan herkese nefretin buyumesine sebep oluyor.

    1. Deniz dedi ki:

      Sosyal medyanın bizim gibi yoğun sansürün uygulandığı” ülkelerde önemini anlamak için okumanızı tavsiye ederim;
      http://paidcontent.org/2013/06/05/to-see-the-value-of-social-media-watch-what-happened-in-turkey-when-the-regular-media-failed/

      1. Oguz dedi ki:

        Tesekkurler yaziyi okudum. Yazilanlar cok dogru, medya calismiyorken, sosyal medya olmasaydi kimsenin haberi olmayacakti olanlardan, hatta insanlar bir araya gelip haklarini aramayi akilda edemeyeceklerdi.

        Bu arada bu konunun disinda wallit uygulamasi da bu tarz durumlarda anlik bilgi paylasimi icin cok yararli olabilir.

  4. Fatih dedi ki:

    Sosyal medya güzelde, kullananlar çok ilginç her gördüklerine inanıyorlar. Hemen gaza geliyorlar 🙂 Millet nereye akıyor hemen onlarda oraya akmaya başlıyor:) çok kötü. Karar veren değerlendiren, neyi istediğini bilen ve neden istediğini ifade edebilen bir gençlik yetiştirmeliyiz.

  5. Cevabım Oğuz ve Fatih’e… Belki ne kadar yanlış düşündüklerini görürler! oguz demiş ki “Sosyal medya bence cok daha guvensiz. Cunku insanlar dusunmeden hareket, yalan haberlere cok daha musait.” Yasakçı zihniyete giden yol! Her mecrada iyi ve kötü vardır, kötüyü yokederek ve kapatarak iyiyi hakim kılamazsın, sosyal mecra niye aktif kullanıldı diye sormuyor kimse, cunku geleneksel medya hepsi yandas hale getirildi yıllar icinde, ilk üc gun hicbiri goruntu vermedi, balık hafızalı olmayalım, ben sana burada kac tane yandas medya kanalı sayarım (ulke tv, 24, haberturk,show(ihalesiz ve seffaf olmadan bir hafta icinde haberturk sahibine satıldı!!!),beyaz tv, star,ntv&cnn turk(ilk bırkac gun hic gormedi tepkiler üzerine dengeledi)), devam edeyim mi??)… peki halk tv ve ulusal tv dısında(asırı yayınları da olabılır ama) denge unsuru kanal var mı? sebep-sonuc iliskilerini gozden kacırarak cıkarsama yapmayınız, geleneksel medya bu halde olmasaydı sosyal medyaya bu kadar ıhtıyac kalmazdı!!! bu kadar net! peki ozur var mı? bu halkın masum taleplerının karsılınacagına dair sayın basbakan veya herhangi bir yetkiliden NET acıklamalar var mı? yoksa yangına korukle mı gidiyorlar? bu kanalların (24,ulke tv,beyaz) yayın polıtıkalarında degısıklık var mı? diger kesimlerin goruslerine yer vermek sozkonusu mu= nerde? daha dun iktidara yakın bir yazar bu kanallardan birinde “basortulelere her sehrimizde büyük tacizler oldu,ben de net bilgiler var” diye konusuyordu. provokasyon diyenler bunları da goruyor mu?
    gelelim fatih’e. demiski “Sosyal medya güzelde, kullananlar çok ilginç her gördüklerine inanıyorlar. Hemen gaza geliyorlar Millet nereye akıyor hemen onlarda oraya akmaya başlıyor:) çok kötü. Karar veren değerlendiren, neyi istediğini bilen ve neden istediğini ifade edebilen bir gençlik yetiştirmeliyiz.” fatihcim, zaten her zamanın iktidarı her gordugune ınanan, her SOYLENEN GUZEL SOZE inanan nesil ister. bunun icin butun mecraları kontrol etmek isterler. sosyal medya soyle, boyle diyerek tek yaptıgın onların canagına su tasımak oluyor. tek yapman gereken tek yol ozgurluk ve demokrası, halkımız zaten ıcındeki curuk elmaları ayıklayacaktır demektır. bir de olaylarda sebep-sonucu unutmayalım. asırı sıddet kullanımı olmasaydı ve gerekli adımlar ilk 2-3 gunde HERKES ORTADAN KAYBOLMAYIP atılsaydı olaylar buraya gelmezdı, bunu da herkes bılıyor ve anlıyor. SENIN DEDIGININ TAM AKSINE BU HALK GOSTERDI Kİ KARAR VEREN, DEGERLENDIREN,NEYİ İSTEDİGİNİ BİLEN VE NEDEN İSTEDİGİNİ İFADE EDEBİLEN BİR GENCLİK ZATEN YETISMIS. HELAL OLSUN:))

    1. Oguz dedi ki:

      Ben olaylari hukumetin veya direniscilerin gozunden yorumlamadim. Medyanin sus pus oldugunu ben de goruyorum, Basinin yaptiklarinin, showtv’nin ciner gurubuna satilmasinin benim yazdiklarimla alakasi yok.

      Twitter’da insanlarin, 2 taraf icinde provoke edici uydurma seyler paylastigi gercegini degistirmez. Bunu 2 taraf icin de soyluyorum.

      Sanirim bu olaylarda 2 kisi oldu, twitterda okudugum olum haberleri belki 20-30dur bu insanlari provoke etti mi? etti. Yine cami de alkol aliyorlar diye twitlerde atildi bu da insanlari provoke etti mi? o da etti.

      Anliyorum, ofkelisiniz ancak hakkiniz yendi diye, onunuze sunulan her habere arastirmadan, dogrulugundan emin olmadan inanmamalisiniz, bu herkes icin zararli. Tekrar soyluyorum bu iki taraf icin de gecerli.

  6. Mehmet dedi ki:

    Güzel bir yazı fakat biraz genel olmuş. Mesela Tumblr’a değinilmemiş. http://geziparki.tumblr.com/

    Tumblr’dan daha kısa bir süre önce $1.1 Milyar’a Yahoo’ya satılmasına anlam veremeyen saygıdeğer Türk yatırımcıları Twitter haberlerinin özlü bir şekilde orada nasıl toplandığına ve ne işe yaradığına şahit oldular.

    Ben hayatımda bizim toplum kadar çelişkili başka bir toplum görmedim. Marissa Mayer’ı 1 hafta önce eleştirenler tumblr sitesini kuratırıcı simit olarak kullandılar

    Bir de derler ki Türkiye’den niye büyük siteler çıkmıyor.. Allah sizi bildiğiniz gibi yapsın

  7. Sadık dedi ki:

    Bu süreçte en çok sıkıntı çektiğim konu haber alamamaktı. Medyadan ve sosyal medyadan haber alamadım. Çünkü hiçbirine güvenmiyorum.
    Girin webmaster forumlarına, size çok cüzi bir paraya on bin takipçi bulsunlar. Hükumet yanlıların ve protestocuların twitter’da bir nevi yarışını izledik.

  8. wolkanca dedi ki:

    bence bu konuda eğitim şart yani sosyal medya konusunda gereken eğitim “deprem eğitimi” gibi hayatidir bu ülke için.

    umarım yetkilileri gerektiği kadar uyamayı başarabilmişizdir ve bu konuda çalışamalara hızla başlarlar.

    not: eğitim ingilizce değil türkçe olmalı.

    1. Thanks dedi ki:

      Thanks volkanca we are going to release it in Turkish.

Bir Yorum Yazın