ShareBugg: Marka ve tüketici kazancına odaklı paylaşım uygulaması
Arama
Girişim

ShareBugg: Marka ve tüketici kazancına odaklı paylaşım uygulaması

Kullanıcılar gittikleri yerlerden, denedikleri kıyafetlere kadar gerçek hayatta gerçekleştirdiği birçok aktiviteyi sosyal ağlara taşıyor, paylaşıyor. Kullanıcı deneyimini arttırmak isteyen girişimciler de marka odaklı sosyal ağ paylaşımlarına farklı bir boyut katmak için iş modelleri ve uygulamalar geliştiriyor.

Paylaşım Teknolojileri tarafından geliştirilen ShareBugg adlı uygulama, tam da bahsettiğimiz noktadaki iş modeliyle akıllı cihaz kullanıcılarının marka odaklı sosyal ağ paylaşımlarına yeni bir yeni bir soluk getiriyor.

ShareBugg, kişilerin yaptığı alışverişten yediği yemeklere, gezdiği müzelerden gittiği tatillere kadar Facebook üzerinden arkadaşlarıyla deneyimlerini paylaşarak, indirimler ve hediyeler kazandıran bir mobil uygulama.

3 adımda işlem tamamlanıyor

Söz konusu mobil cihazlar olunca uygulamanın kullanımı sade bir şekilde sunulmuş. kullanıcıların paylaşımları üç adımda gerçekleşiyor. Fotoğraf veya barkodla ürünleri otomatik olarak tanıyan ShareBugg, kullanıcıların izniyle Facebook sayfasında ürünün paylaşımını gerçekleştiriyor. Bu işlemden sonra ShareBugg’a gelen mobil kod ile kullanıcılar, özel indirim ayrıcalıklardan anında yararlanabiliyor.

  

ShareBugg şu anda 6 markayla anlaşmış durumda. Bu markaları sayacak olursak, Blogger’s, Bebe, Damat Tween, Mavi, Olivia’s Pizzeria ve Sephora. Şirket yetkililerinden aldığımız bilgilere göre 2012 yılı sonu itibariyle bu ShareBıgg’taki marka sayısı 25’e ulaşmış olacak. Bu markaların 15 tanesiyle anlaşmanın tamamlanmış olduğunu ve 17 Eylül’den bu markaların ShareBugg üzerinde yer alacağını da paylaşalım.

1.000 kullanıcıya ulaştı

Gelelim ShareBugg’ın gelir modeline. Hem tüketicilerin hem de markaların kazancına odaklanan ShareBugg’ın gelir modeli komisyon üzerine kurulu. Markalarla anlaşma çerçevesinde belirlenen komisyon oranları satılacak olan ürünün çeşidi ve ödeme süresine göre, yani yapılan anlaşmanın detaylarına göre değişkenlik gösteriyor.

Yaklaşık iki haftadan beri App Store’da yer alan ShareBugg, 1.000 kişiye ulaşmış durumda. Kullanıcıların paylaşım rakamlarınınsa 100 bine ulaştığını görüyoruz. Şirketin hedefiyse yıl sonu itibariyle 250 bin kullanıcı. Öte yandan Eylül ayında ShareBugg’ın Android versiyonunda yayınlanacağını paylaşalım.

Yapılan indirim ve kampanyalarla kullanıcı alışverişlerini anında etkileyecek olan ShareBugg, gelecekte bulunduracağı markalara bağlı olarak hızla büyüyebileceği ön görülebilir. Bunu 6 markayla iki hafta gibi kısa bir sürede yakaladığı kullanıcı sayısından da görmek mümkün. Şu anda sadece iPhone’lar için yayında olan ShareBugg‘ı ücretsiz olarak buradan indirebilirsiniz.

Yorumları GösterYorumlar Gizle (5)
  1. Ozan Dikerler dedi ki:

    facebook bağlantı arayüzü olarak facebook web arayüzü değil facebook uygulaması arayüzünü kullanmalılar. kullanıcı adı/şifremi yazmak çok zor geliyor, hatta hatırlamıyorum. güncelleme lazım

  2. Burak dedi ki:

    Bir marka açısından düşünelim, bu sisteme gireceksiniz, diyelim ki %20 indirim vereceksiniz ve bu sistem sizin kuponunuzu varsayalım %15 indirimle tüketiye duyururken, kendisi de %5’ini hizmet ücreti olarak alacak. Peki, marka bu işten ne kazanacak? Kimlerden oldutuğunu pek bilmediği bir kitleye, ne getireceği belli olmayacak biçimde indirimler dağıtmak mı? Yoksa indirimleri dağıtan siteye üye kazandırmak mı? İlle bunu yapacaksam, zaten kendi web sitemde, kendi facebook sayfamda veya kendi mobil uygulamamda zaten yaparım. Tüketici ile arama katma değeri olmayan bir uygulamayı sokup da markadan kaynaklanan ürün değerimi %X kadar neden azaltayım? Tüketici açısından indirim dağıtan ama markaya bir faydası olmayan bir sistem.

    1. Fevzi Güngör dedi ki:

      Merhaba,
      Kimlerden oluştuğunu bilmediği bir kitleye değil, sonuçta ürünlerinizi alan kişilerin arkadaşları ne kadar yanlış bir kitle olabilir ki?

      X gaztesine reklam verdiğinizi düşünelim, belki 1 milyon kişiye dokunuyor, ama kaçı sizin gerçek müşteri segmentinizde?

      Bir de artık reklam miyopisi var, aynı mecralarda aynı tarzlarda reklam insana birşey katmıyor, dikkat çekmiyor.

      Firmalar için en önemli avantajı bu bence. Gazetede bir reklam görmektense arkadaşım beğendiği (ve belki de aldığı) bir ürünü paylaşmasını tercijh ediyorum.

      1. Burak dedi ki:

        Belirttiğim sorulara yanıt alamadığımı görüyorum. Ben zaten gazeteye ilan verilmesini savunmuyorum ama her zaman internet en güzel reklam yeridir fikrini de paylaşmıyorum, her mecranın ayrı bir hedef kitlesi var.

        Sözettiğiniz reklam miyopisi konusu sizin uygulamanızda çok daha fazla hissedilecektir. Benzer nitelikte insanların olduğu bir platformda, benzer şekilde indirimlerin sunulduğu bir mecrada, bir markanın dikkat çekip insana birşey katacağına niye ikna olalım?

        Önceki yorumumda yazdığım konu hala geçerlidir, tüketici ile arama katma değeri olmayan bir yapıyı sokmama gerek olmadığını düşünmüyorum. Müşterisine direkt olarak ulaşmak isteyen tüm markalar da bunu düşünecektir. Yalnız bir avantajınız olduğunu da söylemem gerekir, Türkiye’de markaların çoğu müşteriyi “kişi” olarak kazanıp uzun vadeli ilişki kurmak yerine direk ürün satışına odaklı çalıştığı için, o türden “indirimle satış yapmaya hevesli” markalar için indirime duyarlı bir kitleye ulaşmaya yardımcı olabilir ama bunu da zaten fırsat siteleri yapıyorlar.

  3. Serdar dedi ki:

    Sistem aslında iyi düşünülmüş ancak yorumlarda çok dolaylı anlatılmaya çalışıldığı için bence yeterince anlaşılamamış.
    Olayın anafikri benim anladığım kadarıyla şu; çoğu kişi marketlerde diğer müşterilerin alışveriş sepetine bakar; neler alınmış, benim fark etmediğim, bilmediğim ürün var mı? diye. Sistem de bence bunu temel almış. Market içindeyken diğerinin sepetine bakmak iyi bir fikirdir. Dolayısıyla Fevzi beyin ifadesi doğru; benim arkadaşlarım, aldığım ürün markası için reklamasyon açısından doğru hedef kitlesidir. Klasik, “Arkadaşım falanca ürünü indirimli almış ben de kaçırmayayım” şeklindeki tüketici psikolojisinden yararlanıp amaç satışları arttırmak. Hangimiz işyerinde elinde poşetle gelen arkadaşımıza ne aldığını sormaz? Göstermesini istemez?
    Ancak Burak beye de şu yönden katılıyorum, ör. Mavi’de aynı kasa sırasında duran iki kişinin sırf telefonunda bu uygulama var-yok diye %15 eksik-fazla ödemesi de hoş değil. Ben şahsen fırsat siteleri aracılığıyla satış yapan yerlere özellikle gitmiyorum çünkü normal müşteriyi enayi yerine koymuş oluyorlar. Burak bey bunu son paragrafta çok güzel ifade etmiş.

Bir Yorum Yazın