Fatih Projesi ve oyunsallaştırma: Nereden başlamalıyız?

Konuk yazarımız Ali Rıza Babaoğlan, SAP Türkiye’de Kamu Sektörü Yöneticisi olarak çalışıyor. 
Fatih Projesi ve oyunsallaştırma: Nereden başlamalıyız?

Açıklama: Konuk yazarımız Ali Rıza Babaoğlan, SAP Türkiye’de Kamu Sektörü Yöneticisi olarak çalışıyor. 

Bana göre devletlerin, vatandaşlarına sunması gereken temel hizmetlerin başında ‘güvenlik’, ‘sağlık’ ve ‘eğitim’ gelir. Bunların dışındakilerse ‘olmazsa olmaz’ değil, ama ‘olursa kalkınılır’ türden hizmetlerdir.

Temel olarak tanımladığımız bu üç hizmetin eğitim kısmı, son yıllarda adından sıkça söz edilen Fatih projesi ile atağa kalkmak üzere. Sanayi çağından beri değiştirilmemiş eğitim içeriğiyle, öğrencilerine oldukça durağan eğitim sunan Türk Eğitim Sistemi, Fatih Projesi ile değişebilir. Değişmesi de gerekiyor.

Mobil teknolojilerin (cep telefonu, tablet pc, vs.) gelişimine paralel olarak oldukça hızlı değişen günümüz dünyası, çocuklara etkileyici eğitim içeriği sunmalı. Tahta üzerinde klasik eğitim vererek birbirinin aynısı öğrenciler yetiştirme yerine yaratıcı düşünmeyi, problem çözmeyi ve stratejik bakabilmeyi öğrenmiş bireyler eğitim sistemimizin çıktısı olmalı.

Fatih projesi bunun için bir fırsat Geleneksel ve sosyal medyada sıkça yer aldığı gibi 16 milyondan fazla tablet bilgisayarın ilköğretim öğrencilerine dağıtılması şeklinde duyurulan Fatih Projesi özetle şunu hedefliyor: Türkiye’deki tüm sınıfları kapsayan bir internet alt yapısının kurulması ve eğitim ekosistemi içerisinde yer alan tüm unsurların (öğrenciler, öğretmenler, eğitim kurumu yöneticileri, veliler, vs.) birbirine bu ağ üzerinden kolayca bağlanarak, etkileşimli bilgi paylaşımında bulunabilmesi.

Burada önemli olan konulardan birisi ise paylaşılacak bilginin kalitesi. Eğitim sistemimizi kara tahta düzeninden, tablet bilgisayar çağına aynı eğitim içeriğiyle taşıyamayız, taşımamalıyız.

Günümüz ‘Y’ ve ‘Z Kuşağı’ mensubu öğrencilerin gündelik hayatlarında alışık olduğu ve okullarda görürse etkilenerek, severek takip edeceği içeriği, kurulması planlanan yeni eğitim düzeninin teknik yeterlilikleri ile onlara sunmak gerekiyor.

Dersleri oyunsallaştırarak bir görev gibi öğrenciye sunmak ve karmaşık problemleri diğer arkadaşlarıyla birlikte oyunun seviyelerini atlar gibi geçerek çözmesini sağlamak güzel bir yöntem olabilir. Eğitim içeriğimizi durağan yapıdan kurtarıp, yeni dünya düzeninin gerek duyduğu düzeye çıkarmada rol oynayacak bu yaklaşımın adı ‘gamification’, yani oyunsallaştırma.

Çıkış noktası ise oldukça basit; Herkes oyun oynamayı sever.

Dünya üzerinde Facebook, Apple, Google, BlackBerry, Sony gibi yeni nesil teknoloji devlerine bakıldığında hepsinin bugün geldiği noktayı sağlayan etkiler arasında oyun oynamanın gücü var.

Başarısızlık doğaldır Çünkü oyun oynamak, tekrarlandığında dersler gibi sıkıcı olmayan, hatta eğlenceli bir durumdur. Ayrıca geleneksel eğitim sisteminde başarısız olmak, istenmeyen ve pek konuşulmayan bir durum iken, oyunsallaştırılmış yapılarda başarısız olmak, oldukça doğal karşılanan ve tekrar deneme hakkı sunulan bir yapıdadır.

Bunun için TRT Çocuk ekranlarında yayınlanan Tilki Takipte oyunu oldukça güzel bir örnek

Neden bu tip bir eğitim içeriği, tablet bilgisayarlarla verilecek bir eğitim sisteminin yeni eğitim içeriği olmasın?

Bu konuda birlikte fikir alışverişi yaptığımız kişilerden birisi de dünyaca ünlü satranç ustası Garry Kasparov. Satrançta ölçülebilen en iyi savunma, en iyi saldırı vs. gibi alanların sadece birisinde değil, hepsinde tüm zamanların en iyisi olan satranç simgesi.

Dünya çapında yapılan araştırmalara göre bireylerin düşünme yapısı ve düşünce yönteminin 6 ile 9 yaş arasında oturduğu ve bu dönemde satranç ile bir şekilde tanışmış bireylerin stratejik düşünme algısı kazandığı bir gerçek. Peki bu durumda satrancı neden eğitim sistemimizin bir parçası haline getirmiyoruz?

Satrançla başlanabilir 4 bin yıldan uzun tarihi olan satrancın eğitim sisteminin bir parçası olması fikri yeni değil.

Satranç hali hazırda eğitim sistemimizde seçmeli bir ders olarak da mevcut. Burada oyunsallaştırma yaklaşımıyla birlikte fark yaratacak yeni planlama, satrancı salt bir ders olarak konumlandırmak yerine, her dersin içerisinde bir bölüm olarak yer vermek. Yani matematiği satranç ile öğretmek, ya da satranç tahtası üzerinde farklı oyunlar tasarlayarak öğrencilerden çözüm bulmalarını istemek.

Satranç burada sadece bir örnek, yazının başlığa cevaben güzel bir başlangıç noktası.

Bu örnekten yola çıkarak yeni eğitim sisteminin içeriğinin ne olacağını ve nasıl şekillenmeye başlamasını gerektiğini tartışmaya başlamak da oldukça önemli. Çünkü karatahta düzeninden tablet bilgisayar ortamına geçip eğitim içeriğimizi değiştirmezsek, bu yatırımın faydası ortaya çıkmayacak ve Fatih Projesi yeni donanımları alıp öğrencilere dağıtma projesi olarak kafalarda yer edecektir.

Bu bir başlangıç noktası olabilir mi, ne dersiniz?